Sadr’ın Salih ve Kazımi ısrarı Irak’taki ittifakları karmaşıklaştırıyor

Iraklı bazı çevreler yeniden komplo teorilerinden bahsetmeye başladı

Mukteda es-Sadr (Reuters)
Mukteda es-Sadr (Reuters)
TT

Sadr’ın Salih ve Kazımi ısrarı Irak’taki ittifakları karmaşıklaştırıyor

Mukteda es-Sadr (Reuters)
Mukteda es-Sadr (Reuters)

Irak’ta son on ayda göreceli bir istikrarı beraberinde getiren siyasi ittifaklarda kartlar yeniden karıldı. Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr tarafından yapılan, mevcut Cumhurbaşkanı Berham Salih ve Başbakan Mustafa el-Kazımi'nin yaklaşan erken seçimleri denetlemeleri için görevlerini sürdürmelerine ilişkin sürpriz çağrı, başta Şii güçlerden oluşan Koordinasyon Çerçevesi ittifakı ve Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) olmak üzere bazı siyasi güçlerce dikkate alınmadı. Iraklı bazı çevreler ise bunu, ‘Sadr'ın sesine kulak verilmesi’ çağrısında bulunan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Barbara Leaf'e yardım için yapılan açıklamalarla ilişkilendirerek, komplo teorisini yeniden gündeme getirdiler.
Şarku’l Avsat’a konuşan Iraklı bu çevreler, Başbakan Kazımi'nin Sadr'a yakın olduğunu belirterek Sadr'ın Kazımi’ye ‘Sadr'ın bakanı’ diye adlandırılan Salih Muhammed el-Iraki’nin tweetleri aracılığıyla birçok kez teşekkür ettiğini ve Sadr'ın İsrail ile normalleşme meselesindeki görüş ayrılıkları nedeniyle Cumhurbaşkanı Salih’e karşı sert bir duruşu olduğunu da herkesin bildiğini söylediler. Aynı çevreler, Sadr’ın Salih'i İsrail ile normalleşme yasasını imzalamasına sert tepki gösterdiği ve aynı şekilde eleştirdiği için şimdiki tutumunun 180 derece değiştiğini, ancak bunun bir planın parçası olarak görülebileceğini belirttiler.
Sadr’ın İran’a ve ABD’ye karşı takındığı sert tutuma ve ‘ne Doğuluyuz ne de Batılıyız’ şeklindeki ünlü sloganıyla Irak hükümetinin oluşumuna herhangi bir müdahaleyi reddetmesine rağmen Irak'taki siyasi ittifakları karmaşık hale getiren endişeli hareketlilik çerçevesinde çok geçmeden, başta Koordinasyon Çerçevesi çatısı altındaki bazı güçler ve KDP olmak üzere çeşitli taraflar arasındaki tutumlarda bir takım değişiklikler oldu.
Sadr, erken seçimlere giden geçiş döneminde sadece Salih ve Kazımi'nin görevlerinde kalmaları çağrısında bulunmakla yetinmedi, eski müttefikleri olan Sünni Siyade (Egemenlik) İttifakı ve KDP'yi de feshedilmesi için Meclisten çekilmeye çağırdı. Egemenlik İttifakı, çağrı ile ilgili sessiz kaldı. Bu sessizliği, kimliğinin açıklanmaması şartıyla Şarku’l Avsat’a değerlendiren Egemenlik İttifakı’na yakın Sünni bir siyasetçiye göre Egemenlik İttifakı’nın sessiz kalmasının nedeni onun, başından beri Şii ve Kürt evleri içindeki sorununun bir parçası olmamasından ya da Tekaddum (İlerleme) Partisi lideri Muhammed el-Halbusi'yi meclis başkanı seçerek Sünnilerin konumu meselesini çözdüğünden dolayı değil, Irak'ın tüm siyasi güçleriyle ulusal düzeyde ortaklığı güçlendirmeyi amaçladığından kaynaklandığını söyledi. Aynı siyasetçi, Egemenlik İttifakı’nın siyasi bir ittifaka girmeyi kabul edip etmeyeceğiyle ilgili bir soruya “Sonuç olarak, Şii evi dağıldı” yanıtını verdi. Sünni politikacı, siyasi ittifaklar kurulurken durumun böyle olmadığını, çünkü bir ulusal çoğunluk hükümeti kurma projesini engelleyen ‘üçte bir engeli’ gibi başka biçimlerde netleşmeden önce, ulusal projelere dayandıklarını kaydetti. Mukteda es-Sadr’ın parlamentoda çoğunluğa sahip olmasına rağmen Meclis'ten çekilmesinin, özellikle Sadr Hareketi’nin Sünni ve Kürt müttefiklerine bundan söz etmemiş olmaları nedeniyle herkesi ‘son derece utanç verici’ bir duruma soktuğunun altını çizdi.
Öte yandan özellikle Koordinasyon Çerçevesi ve KDP’de işler daha karmaşık görünüyor. Gerek Erbil’deki gerekse Süleymaniye’deki Kürtler, Başbakan Mustafa el-Kazımi'nin görevinde kalmasına hiçbir itirazda bulunmazken, Şii kanadında Salih'in ya da Kazımi’nin görevlerinde kalmaları konusunda partiden partiye görüş ayrılıkları olduğu görülüyor.
Başta Fetih Koalisyonu lideri Hadi el-Amiri, Hikmet Hareketi lideri Ammar el-Hekim ve Zafer Koalisyonu lideri Haydar el-İbadi olmak üzere Koordinasyon Çerçevesi güçlerinden bazıları, Kazımi'nin başbakan olarak kalmasına karşı çıkmazken, Cumhurbaşkanı Salih’in görevde kalması konusunda neredeyse aynı görüşü paylaşıyorlar. Ancak özellikle Nuri el-Maliki liderliğindeki Hukuk Devleti ve Kays Hazali liderliğindeki Asa'ib Ehli’l-Hak olmak üzere Koordinasyon Çerçevesi’ndeki diğer güçler, hem Kazımi’ye hem de Salih’e karşı çıkıyorlar.
Kürt tarafında Bafel Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB), cumhurbaşkanlığına aday gösterdiği Berham Salih'in görevini sürdürmesi konusunda Koordinasyon Çerçevesi ile olan ittifakına güvenmeye devam ederken Mesud Barzani liderliğindeki KDP, Salih'e karşı tutumunu iki parti arasında üzerinde uzlaşılan bir adayın çıkarılması lehinde değiştirmek için Şiiler arasındaki tutum farklarına güveniyor.
Hatta Barzani, Sadr'ın Meclis’ten çekilme çağrısına, partisindeki yetkililerin açıklamalarıyla olumsuz yanıt verecek kadar ileriye gitti.



Yahudi yerleşimcilerden Batı Şeria'da geniş çaplı saldırılar

İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki köylere düzenlediği saldırının ardından dün yanmış bir aracı inceleyen Filistinliler (AP)
İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki köylere düzenlediği saldırının ardından dün yanmış bir aracı inceleyen Filistinliler (AP)
TT

Yahudi yerleşimcilerden Batı Şeria'da geniş çaplı saldırılar

İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki köylere düzenlediği saldırının ardından dün yanmış bir aracı inceleyen Filistinliler (AP)
İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki köylere düzenlediği saldırının ardından dün yanmış bir aracı inceleyen Filistinliler (AP)

İsrailli yerleşimciler, Batı Şeria'daki yoğun ve geniş çaplı saldırılarına dün de devam ettiler. Batı Şeria’nın çeşitli noktalarında Filistinlilere ait daha fazla ev ve tesisi kundaklayan yerleşimciler, intikam sloganları attılar.

Yerleşimciler dün gece Deyr el-Hatab, Beyta, Karyut, Deyr Şeref ve Nablus yakınlarındaki Havara dahil olmak üzere yeni köyleri saldırdı. En şiddetli saldırılar Deyr el-Hatab'da gerçekleşti. Bu saldırılarda 9 Filistinli yaralandı ve evler ile araçlar ateşe verildi.

Nablus Kızılayı Acil Yardım ve Acil Durum Merkezi Müdürü Amid Ahmed, sağlık ekiplerinin saldırı sırasında ayağından kurşunla yaralanan 45 yaşındaki bir vatandaşa müdahale ettiğini, ayrıca yerleşimcilerin saldırısı sonucu meydana gelen 8 yaralanma vakası daha olduğunu, bunların arasında bir kadının çürükler ve sıkılan bir gaz sonucu boğulma şikayeti yaşadığını bildirdi. Yerleşimciler Deyr el-Hatab'da evleri ve arabaları yakarken Beyta beldesine saldırıp, tarım arazilerini tahrip ettiler, asırlık zeytin ağaçlarını söktüler, bir evin duvarını yıktılar, Filistinlilere saldırıp dövdüler ve ana elektrik trafosuna ateş açarak bölgenin elektriğini kestiler.

fd
Yahudi yerleşimcilerin saldırısı sonucu hasar gören bir aracın fotoğrafı. Yerleşimciler ayrıca Batı Şeria'nın Nablus'un doğusundaki Deyr el-Hatab köyünde evlerin duvarlarına İbranice sloganlar yazdı (DPA)

Yahudi yerleşimciler, Karyut'ta da köyün doğu kesimindeki evlere saldırdı ve Filistinlilerle çatıştı. Ayrıca Barka köyündeki tarihi Mesudiye bölgesinde bir turistik çadırı, Deyr Şerif köyünde bir araç parkının bir bölümünü ve bazı araçları yaktı.

Ramallah'ta ise Barka köyü gece saldırısına uğradı. Saldırıda bir ‘sağlık kliniği’ ile bir ticari kamyon yakıldı. Öte yandan yerleşimciler, Ramallah çevresindeki hayati öneme sahip yolları kapatarak vatandaşların hareketini kısıtladı.

Saldırılarda yerleşimcilerin baskın düzenleyerek Filistin bayrağını indirip yerine işgal bayrağını astıkları ve duvarlarına ırkçı sloganlar yazdıkları Havara Lisesi de zarar gördü. Eğitim Bakanlığı bu saldırıyı, ‘eğitim hakkı ve güvenli öğrenim ortamına yönelik bariz bir ihlal’ olarak değerlendirdi.

fvfdev
Filistinliler, Batı Şeria'nın Cenin kentinin güneyindeki el-Fandakumiye köyüne İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırının ardından Pazar günü yanmış bir aracı inceliyorlar (AFP)

Saldırılar, Batı Şeria'da yaklaşık 20 noktayı hedef alan ve Calud, el-Fandakumiye, Seylat el-Dahr ve Batı Şeria'nın kuzeyindeki Karyut köylerinde evlerin, araçların ve mülklerin yakılmasını içeren önceki saldırılardan birkaç saat sonra gerçekleşti.

Yerleşimciler, pazar günkü saldırının İran'ın roket saldırılarına misilleme olduğunu, dünkü saldırının ise Nablus yakınlarında bir trafik kazasında bir yerleşimcinin öldürülmesine misilleme olduğunu iddia etti.

Yerleşimcilerin her iki saldırısı da özel platformlar üzerinden yapılan çağrıların ardından gerçekleşti. Filistinliler de özel gruplar aracılığıyla, büyük savaşın gölgesinde Batı Şeria'da bir tür başka savaşın başladığı izlenimi veren bu durum karşısında dikkatli olunması ve yerleşimcilere karşı koyulması yönünde çağrılar ve uyarılar yayınladı.

fvfdv
İşgal altındaki Batı Şeria'nın Havara beldesinde silahlı İsrailli yerleşimciler ve askerler (Arşiv - AFP)

Yahudi yerleşimciler, saldırıları sırasında intikam sloganları attılar ve saldırdıkları yerlere intikam sloganları yazdılar.

Cumartesi günü Batı Şeria'nın kuzeyindeki Hermeş yerleşim birimi yakınlarında meydana gelen bir trafik kazası sonucu bir İsrailli yerleşimci hayatını kaybetti. İsrail polisi ve ordusu, olayın kaza mı yoksa Filistinliler tarafından gerçekleştirilen bir saldırı mı olduğunu belirlemek için soruşturma başlattıklarını açıkladı.

İsrail polisine teslim olan Filistinli, bunun bir trafik kazası olduğunu ısrarla savundu. Ancak İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve diğer yerleşimci aktivistler, resmî sonuçları beklemeden olayı cinayet ve saldırı olarak nitelendirdiler, bu da yerleşimcileri kışkırttı.

Smotrich, yerleşimcinin cenazesi sırasında yaptığı konuşmada, Filistin Yönetimi'ni ‘devirmek’ ve Batı Şeria'da tam bir İsrail kontrolü sağlamak için çalışacağına söz verdi. Smotrich, yerleşimcilere cenaze töreninin ardından intikam eylemleri gerçekleştirmeye çağırdı.

vdfv
Pazar günü Cenin'in güneyindeki Batı Şeria'daki el-Fandakumiye köyünde, İsrailli yerleşimcilerin saldırısının ardından hasar gören bir evi inceleyen Filistinliler (EPA)

Saldırılar, İsrail ordusunun yerleşimcilerin saldırılarının güvenliği etkileyebileceği gerekçesiyle Batı Şeria'ya bir piyade taburu gönderme kararı almasının ardından gerçekleşti.

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, savaş sırasında artan milliyetçi suç olaylarını kınayarak, bunlara karşı mücadele etme söz verdi.

Son saldırılar, 7 Ekim 2023'ten bu yana Batı Şeria'daki yerleşimciler tarafından başlatılan tırmanışın bir uzantısı ve bu saldırılar, İran'a karşı devam eden savaşla birlikte arttı. Savaşın başlangıcından bu yana Batı Şeria'daki yerleşimciler, dünyanın büyük çatışmaya odaklanmış olmasını fırsat bilerek 8 Filistinliyi öldürdü.

Öte yandan Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas dün, İsrail’in yerleşim birimlerini genişletmesi, toprak ilhakı, artan yerleşimci terörü ve Filistin’in mahsup fonlarının dondurulması gibi politikalarının sonucu olarak Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki durumun ciddiyetine dikkati çekti.

Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyna, yaptığı açıklamada, “Gazze Şeridi’ne yönelik devam eden savaşın yanı sıra Batı Şeria’daki yerleşimcilerin işlediği cinayet, kundaklama ve yıkım saldırıları ne çatışmanın özünü değiştirecek ne de kimseye meşruiyet kazandıracak. Çünkü işgal devam ettiği sürece bölgede ve dünyada güvenlik ve istikrar sağlanamayacak” ifadelerini kullandı.

Ortadoğu’nun yaşadığı kriz ve savaşların tek çözümünün, Filistin meselesinin uluslararası meşru kararlar, Arap Barış Girişimi ve uluslararası hukuka uygun olarak adil bir şekilde çözülmesi olduğunu belirten Rudeyna, “Her ne kadar uzun, karmaşık ve kanlı bir süreç olsa da, dünyayı savaşların getireceği daha fazla felaketten kurtarmanın tek yolu budur” dedi.


İsrail, Lübnan'ın güneyinde Litani Nehri'ne kadar uzanan bir "güvenlik bölgesi" kurma niyetini açıkladı

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (AP)
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (AP)
TT

İsrail, Lübnan'ın güneyinde Litani Nehri'ne kadar uzanan bir "güvenlik bölgesi" kurma niyetini açıkladı

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (AP)
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (AP)

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz vugün yaptığı açıklamada, güçlerinin Lübnan'ın güneyinde Litani Nehri'ne kadar uzanan bir "güvenlik bölgesi"ni kontrol edeceğini duyurdu.

 Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre İsrail'deki bir askeri komuta merkezini ziyaretinde konuşan Katz, "Hizbullah'ın teröristleri ve silahları geçirmek için kullandığı Litani Nehri üzerindeki beş köprünün tamamı havaya uçuruldu ve İsrail Savunma Kuvvetleri kalan köprüleri ve Litani'ye kadar uzanan güvenlik bölgesini kontrol edecek" dedi.

Bu bölge,İsrail sınırından otuz kilometre boyunca uzanmaktadır.

Katz, yerinden edilmiş sakinlerin "İsrail'in kuzeyindeki sakinlerin güvenliği garanti altına alınana kadar Litani Nehri'nin güneyine geri dönmeyeceklerini" de ifade etti.

İsrail ordusu pazar günü, açıkça bombalayacağına dair tehditlerin ardından Lübnan'ın güneyinde sahil yolundaki el-Kasımiye Köprüsü'nü hedef aldı. Bu, Litani Nehri'nin güneyini Sur kentine bağlayan en önemli ulaşım arterlerinden birini doğrudan etkileyen gerginlik artışı olarak değerlendiriliyor. Bu gelişme, İsrail'in hedeflerini güneydeki altyapı ve konut alanlarını da kapsayacak şekilde genişlettiğini duyurmasıyla eşzamanlı olarak gerçekleşti.

Katz geçen cumartesi günü yaptığı açıklamada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile birlikte orduya, İsrail bölgelerine yönelik tehditleri ortadan kaldırmak için cephe hattındaki köylerde bulunan Lübnan evlerinin yıkımını hızlandırma talimatı verdiklerini ve Litani Nehri üzerindeki tüm köprülerin yıkılacağını söylemişti.


Lübnan, İran büyükelçisinin akreditasyonunu geri çekti ve pazar gününe kadar ülkeyi terk etmesini istedi

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı, İran büyükelçisinin akreditasyonunu geri çekti (Ulusal Haber Ajansı)
Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı, İran büyükelçisinin akreditasyonunu geri çekti (Ulusal Haber Ajansı)
TT

Lübnan, İran büyükelçisinin akreditasyonunu geri çekti ve pazar gününe kadar ülkeyi terk etmesini istedi

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı, İran büyükelçisinin akreditasyonunu geri çekti (Ulusal Haber Ajansı)
Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı, İran büyükelçisinin akreditasyonunu geri çekti (Ulusal Haber Ajansı)

Lübnan Dışişleri ve Göçmenler Bakanlığı'nın bugün yaptığı açıklamaya göre Lübnan, İran'ın atanmış büyükelçisi Muhammed Rıza Şeybani'nin akreditasyonunu geri çekti ve kendisinden pazar gününe kadar Lübnan topraklarını terk etmesini istedi.

Dışişleri ve Göçmenler Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, İran'ın Lübnan'daki Maslahatgüzarı Tevfik Samadi ve Genel Sekreter Büyükelçi Abdul Settar Isa çağrılmış, kendisiyle görüşmüş ve Lübnan devletinin atanan İran Büyükelçisi Muhammed Rıza Şeybani'nin akreditasyon onayını geri çekme ve onu istenmeyen kişi ilan etme kararını bildirmiştir. Bakanlık, Şeybani'nin en geç 29 Mart 2026 Pazar gününe kadar Lübnan topraklarını terk etmesini talep etmiştir.

Aynı bağlamda, Lübnan Dışişleri Bakanlığı, Tahran'ın iki ülke arasında uygulanan diplomatik ilişkilerin norm ve ilkelerini ihlal ettiği yönündeki Lübnan devletinin açıklaması üzerine, İran'daki Lübnan Büyükelçisi Ahmed Sveydan'ı istişare için çağırdı.