Suriye Araştırma Komisyonu: Suriye, mültecilerin dönüşü için güvenli değil

Kuzey cephelerindeki rejim ordusu aldırı hazırlıklarını sürdürüyor. (Reuters)
Kuzey cephelerindeki rejim ordusu aldırı hazırlıklarını sürdürüyor. (Reuters)
TT

Suriye Araştırma Komisyonu: Suriye, mültecilerin dönüşü için güvenli değil

Kuzey cephelerindeki rejim ordusu aldırı hazırlıklarını sürdürüyor. (Reuters)
Kuzey cephelerindeki rejim ordusu aldırı hazırlıklarını sürdürüyor. (Reuters)

Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Bağımsız Suriye Araştırma Komisyonu çarşamba günü yayınladığı ve 22 Eylül’de BM İnsan Hakları Konseyi’ne sunacağı 26’ncı raporunda, rejimin kontrolünde olan bölgelerdeki koşulların halen ‘mültecilerin güvenli, onurlu ve sürdürülebilir dönüşü karşısında engel teşkil ettiğini’ bildirdi. Raporda aynı zamanda Suriye genelinde temel insan hakları ve uluslararası insan hakları hukukunun ağır ihlallerinin gerçekleştirildiği vurgulandı. 
Suriye İnsan Hakları Ağı (SNHR) 50 sayfalık uluslararası raporu incelediğini belirterek raporda yazılanlardan en dikkat çeken başlıkların, çatışmanın tarafları ve hakim güçler tarafından çeşitli şekillerde ihlallerin devam ettiğinin belirtilmesi olduğunu kaydetti. Bu nedenle 2022, ekonomik ve insani durum sebebiyle halk hareketinin patlak vermesinden bu yana en kötü yıl olduğunu ve ve yaklaşık 14,6 milyon insanın insani yardıma ihtiyaç duyduğunun vurguladı.
Suriye rejiminin kontrolü altındaki tüm bölgelerdeki güvenlik eksikliğine  dikkat çekilen raporda şu ifadelere yer verildi:
“Güvenlik güçleri ile yerli ve yabancı milisler, teftiş noktalarını ve gözaltı merkezlerini kontrol ediyor ve yetkilerini kötüye kullanıyorlar. Para için vatandaşların haklarını gasp ediyorlar.”
Raporda, keyfi tutuklamaların, zorla alıkoymaların ve rejim kontrolündeki bölgelere dönen mülteciler veya yerinden edilmişler de dahil olmak üzere vatandaşlara uygulanan işkencelere bağlı ölümlerin devam ettiği belirtildi.
Raporda ayrıca Suriye rejiminin özgürlükleri kısıtlamak amacıyla dayattığı ve temel mülkiyet ve barınma haklarının elde edilmesi için bir ön koşul olan güvenlik izinlerinin kötüye kullanılması gibi suçların, mültecilerin güvenli, onurlu ve sürdürülebilir dönüşlerinin önünde engel teşkil ettiği vurgulandı. ‘Suriyeli mültecilerin geri dönüşünün gönüllü ve güvenli olması, fiziksel zarara veya temel insan haklarının ihlaline yol açmamasının sağlanması gerektiği’ kaydedildi.
Çatışmanın geri kalan taraflarınca kontrol edilen bölgelerdeki askeri operasyonlarla ilgili olarak da bilgilere yer verilen raporda konuya dair şu açıklamada bulunuldu:
 “Rejim, Rusya’nın desteğiyle Suriye’nin kuzeybatısındaki sivilleri hedef almaya devam etti. Rus savaş uçaklarının bombardımanı, sivil yerleşimleri hedef alan baskınlarla eş zamanlı olarak gerçekleşti.”
Rapora göre, Heyetu Tahriru’ş Şam (HTŞ) ifade özgürlüğü de dahil olmak üzere temel özgürlükleri kısıtladı. Politikalarına karşı çıkan gazetecileri ve aktivistleri gözaltına almaya devam ederken, tutukluların aileleriyle iletişim kurmasını engelleyip onları ağlık hizmetlerinden de mahrum bıraktılar. Ayrıca özel mülklere el koydular. Hedef alınan mülkler arasında yerinden edilenlerin evleri de vardı.
Raporun devamında şu ifadelere yer verildi:
“Ulusal ordudaki taraflar, keyfi gözaltı ve zorla kaybetmelere ve kendine bağlı unsurların cinsel şiddet de dahil olmak üzere işkence uygulamalarına devam etti. Bazı işkence vakaları tutukluların ölümüne neden oldu. Bunlar savaş suçu teşkil etmektedir.”
Rejim ordusunun kendi kontrol alanlarında ifade ve toplanma özgürlüğünü kısıtladığına ve bu tür ihlalleri kadınlara yönelik cinsiyet ayrımcılığı temelinde uyguladığına dikkat çekilen raporda ordu içindeki grupların, kendi kontrol alanlarındaki gözaltı operasyonlarıyla mülklere el koyduğu vurgulandı. Ayrıca çatışmanın taraflarının mülklere el koymasının, savaş suçu olan yağma kapsamına girdiği kaydedildi.  
Raporda Suriye’nin kuzeydoğusundaki kamplara ilişkin de bilgilere yer verildi. Suriye Demokratik Güçleri’nin el-Hol ve Roj kamplarında yaklaşık 17 bin kadın ve 37 bin çocuk olmak üzere yaklaşık 58 bin kişiyi gözaltında tutmaya devam ettiği belirtildi. İnsani durumun kötüleştiği, kamp sakinlerinin sağlık hizmetlerinden ve içme suyu ve sağlık tesisleri de dahil yaşamın en temel gereksinimlerinden yoksun bırakıldığı ve el-Hol Kampı’ndaki güvensizliğin ve cinayetlerin tekrarlandığı ifade edildi. Bu bağlamda, Suriye Demokratik Güçleri’ne kamplardaki cinayetleri önlemek ve soruşturmak için daha fazla adım atma çağrısı yapıldı. Suriye Demokratik Güçleri’nin çatışmalara katılmayan veya savaşmayı bırakanlara bireylere karşı insanca davranma yükümlülüğünü ihlal ettiği, bazı durumlarda, zorla kaybetmeye de varan eylemlerde bulundukları vurgulandı. Raporda ayrıca DAEŞ ile bağlantılı oldukları iddiasıyla kuzeydoğu Suriye’de gözaltına alınan vatandaşların, özellikle de anneler ile çocukların geri verilmesi çağrısı yapıldı.
Raporda ayrıca Suriye Demokratik Güçleri’nin Demokratik Birlik Partisi (PYD) ve Kürt Özerk Yönetimi’nin muhalifleri tutukladığına, kendi kontrol alanlarında, özellikle gazetecilerin ifade özgürlüğünü kısıtladığına dikkat çekildi.
Raporda, Suriye’deki çatışmanın taraflarına uluslararası hukuka saygı göstermeye, sivillere ve sivil nesnelere yönelik ayrım gözetmeksizin uygulanan saldırılara son verme, sivil kayıplara neden olan ve güçlerinin karıştığı olaylara ilişkin bağımsız ve güvenilir soruşturmalar yürütme, ihlallerin sorumlularından hesap sorulmasını ve tekrarlanmamasını sağlama ve bu soruşturmaların sonuçlarını Suriyelilere duyurma çağrısında bulunuldu.
Tüm gözaltı noktalarının, cinsel ve toplumsal kimliğe dayalı şiddet de dahil olmak üzere işkence, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ve cezanın durdurulmasının, gözaltındaki kişilere uygulanan iletişim yasağına son verilmesinin, keyfi olarak gözaltına alınan kişilerin serbest bırakılmasının ve bu ihlallerin faillerinin adil yargılama yoluyla hesap vermelerinin sağlanmasının gerektiği vurgulandı. Aynı bağlamda, tüm zorla kaybetmelere son verilmesi ve tüm tutukluların ve kaybedilen kişilerin yerlerinin tespit edilmesi, akıbetlerinin belirlenmesi ve aileleriyle iletişimlerinin sağlanması için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2474 (2019) sayılı kararı uyarınca mümkün olan tüm adımların atılması çağrısında bulunuldu.
Suriye İnsan Hakları Ağı (SNHR), uluslararası raporun bulgularını ve tavsiyelerini memnuniyetle karşıladığını ve 2011 yazında kuruluşundan bu yana Uluslararası Bağımsız Suriye Araştırma Komisyonu’nun yetkisini ve faaliyetlerini desteklediğini bildirdi. Komisyonun Suriye halkı için çok şey yaptığını ve halkın maruz kaldığı ihlalleri profesyonel ve tarafsız bir şekilde belgelediğini vurulandı. SNHR ayrıca eleştirileri her zaman memnuniyetle karşıladığını, Soruşturma Komisyonu’nun kurulduğu ilk günlerden itibaren müfettişlerle iş birliği yaptığını, ayrıca mağdurlar ve aileleri ile sahip olduğu veri, bilgi ve iletişim ilişkilerini sağladığını belirtti. Bunların yanı sıra Suriye’de rejim tarafından gerçekleştirilen korkunç ihlallerin devam etmesine karşı gösterdiği çalışmalar sebebiyle Soruşturma Komisyonu’nun çalışmalarına verdiği desteği dile getirdi.



ABD ordusu, personelinin bir kısmına bugün el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
TT

ABD ordusu, personelinin bir kısmına bugün el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)

Üç diplomat Reuters'e, bazı kişilere bu akşama kadar Katar'daki ABD ordusunun el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri tavsiye edildiğini söylerken, Doha'daki ABD Büyükelçiliği konuyla ilgili henüz bir yorumda bulunmadı. Katar Dışişleri Bakanlığı, Reuters'in doğrulama veya yorum talebine yanıt vermedi.

El Udeyd Hava Üssü, yaklaşık 10 bin askere ev sahipliği yapan Ortadoğu'daki en büyük ABD üssüdür.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre bir diplomat verdiği demeçte, "Bu bir tahliye değil, duruş değişikliği" dedi ve değişikliğin belirli bir nedeninden haberdar olmadığını ifade etti.

İranlı üst düzey bir yetkili daha önce Reuters'a, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a müdahale etme tehdidinin ardından Tahran'ın, ABD tarafından saldırıya uğraması halinde, bölgedeki ülkeleri ABD askeri üslerini hedef alacağı konusunda uyardığını söylemişti.

Haziran ayında, ABD'nin İran'a hava saldırıları başlatmasından bir haftadan fazla bir süre önce, bazı personel ve aileleri Ortadoğu'daki ABD üslerinden tahliye edildi. Haziran ayında ABD'nin saldırılarının ardından İran, Katar'daki ABD üssüne füze saldırısı ile yanıt verdi.


Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için adı geçen Ali Şaas hakkında neler biliyoruz?

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)
Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)
TT

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için adı geçen Ali Şaas hakkında neler biliyoruz?

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)
Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)

Filistinli Ali Şaas, Gazze Yönetim Komitesi’nin başkanlığı için öne çıkan aday olarak dikkat çekiyor. Komitenin üyelerindeki değişiklikler ve geniş çaplı siyasi hareketlilik, Hamas’ın Gazze Şeridi’nin yönetimini devretmesinin yaklaştığını işaret ediyor.

Gazze, ABD Başkanı Donald Trump’ın himayesinde yürütülen ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçmek üzere. Söz konusu aşama, bölgedeki süreci yönetecek teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulmasını içeriyor ve bu komitenin Hamas yönetiminin yerine geçmesi planlanıyor.

Komitenin görevleri ve yöneticileri, hem Filistinli gruplar arasında (özellikle Hamas ve El Fetih arasında) hem de arabulucular, Amerikalılar ve İsrail arasında yoğun tartışmalara ve anlaşmazlıklara yol açtı.

Daha önce komiteyi yöneteceği öngörülen bazı tanınmış isimler konuşulurken, Gazze sakinleri ve gözlemciler, yeni adayların öne çıkmasıyla şaşırdı. Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığı bilgilere göre Ali Şaas komitenin başkanlığı için en güçlü aday olarak öne çıkıyor.

Ali Şaas kimdir?

Ali Şaas, 1958 yılında Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus bölgesinde doğdu. Köklü bir Filistin ailesine ve bölgede etkili bir aşirete mensup olan Şaas’ın ailesi, ulusal ve siyasi çalışmalarda önemli rol oynamış olup, çoğunluğu El Fetih Hareketi’ne bağlı.

Ali Şaas, 1982 yılında Kahire’deki Ayn Şems Üniversitesi’nden inşaat mühendisliği lisans derecesi aldı. 1986’da aynı üniversiteden yüksek lisansını tamamladı ve 1989 yılında Birleşik Krallık’taki Queen’s Üniversitesi’nden inşaat mühendisliği alanında doktora unvanını aldı. Uzmanlık alanı, altyapı planlaması ve kentsel kalkınma.

Şaas, Filistin Yönetimi’nde çeşitli üst düzey görevlerde bulundu ve yıllardır teknik uzman olarak tanınıyor.

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)

Ali Şaas, derin bir şekilde siyasi partilerle iç içe olmadı. Üstlendiği görevler arasında, Filistin Ulusal Otoritesi’nin kuruluş döneminde eski Planlama ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Nabil Şaas ile birlikte çalışarak Filistin devleti için stratejik kalkınma planlarının hazırlanmasına katkıda bulunması yer alıyor.

Ayrıca Ali Şaas, Ulaştırma ve Haberleşme Bakanlığı’nda müsteşarlık görevini yürüttü ve altyapı ile yol ağlarıyla ilgili kritik projeleri denetledi. Filistin Endüstri Kentleri Genel Müdürlüğü’nde CEO olarak bölgelerin yönetimi ve geliştirilmesinde önemli rol oynadı; Filistin Konut Konseyi ve Filistin Liman Otoritesi başkanlıklarını üstlendi. Bunun yanında Filistin Kalkınma ve İmar Kurumu’na danışmanlık yaptı ve emekli olmasına rağmen Filistin Ulusal Otoritesi’nde Konut ve Kamu İşleri Bakanı’na danışmanlık görevini sürdürdü.

Siyasi alanda üstlendiği görevler arasında 2005 yılında nihai statü müzakereleri komitelerinde üyelik yer alıyor. Uzmanlığı, sınır ve deniz kapıları gibi teknik konulara odaklanıyor; ekonomik kalkınma ve yeniden imar alanındaki deneyimi, onu teknokrat komitenin başkanlığı için uygun bir aday hâline getiriyor.

Ali Şaas’ın ailesinden kaynaklar, onun yıllardır Batı Şeria’da yaşadığını ve Gazze’ye yönelik savaş öncesinde orada ikamet ettiğini belirtti. Kaynaklar, Şaas’ın kariyeri boyunca siyasi veya partisel çalışmalara yönelmediğini, görevlerini tamamen teknik uzman olarak yürüttüğünü vurguladı.


DYK, BM'nin reddetmesine rağmen seçim komisyonuna yeni atamalar yaptı

DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
TT

DYK, BM'nin reddetmesine rağmen seçim komisyonuna yeni atamalar yaptı

DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)

Libya Devlet Yüksek Konseyi (DYK), Birleşmiş Milletler'in (BM) tüm uyarılarına rağmen ‘adil ve şeffaf bir seçim süreci’ olarak nitelendirdiği süreçte, ülkenin batı ve güney bölgelerinden Yüksek Seçim Komisyonu'na üç yeni üyenin atandığını duyurdu.

Öte yandan Temsilciler Meclisi, Merkez Bankası yetkililerinin celpnamelerini ertelemek ve likidite, döviz kurları ve maaşları izlemek üzere bir teknik komite kurulması kararı aldı.

DYK, Muhammed Takala başkanlığındaki oturumunda, onaylanmış siyasi anlaşmalar çerçevesinde ve Libya halkının beklenti ve hedeflerine uygun bir şekilde, Temsilciler Meclisi ile mutabık kalınarak ‘egemen pozisyonlara’ atama rolünü yerine getirdiğini değerlendirdi.

DYK’nın bu hamlesini kısa bir süre önce kamuoyu önünde açık bir şekilde reddeden ve uyaran üç taraf, yani Yüksek Seçim Komisyonu, Temsilciler Meclisi ve BM Libya Destek Misyonu (UNSMIL), konuyla ilgili herhangi bir resmi açıklamada bulunmadı.

DYK Başkanı Takala, pazartesi akşamı, başkent Trablus'ta Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi ile bu yılın devlet bütçesinin onaylanmaması durumunda önümüzdeki dönemde izlenecek mali durum ve ödeme mekanizması hakkında görüş alışverişinde bulundu. Görüşmede ayrıca Trablus Uluslararası Havalimanı'nda tamamlanan aşamalar, ülkenin çeşitli bölgelerinde şu anda uygulanmakta olan bazı projeler ve bu projelerde elde edilen tamamlanma oranları ele alındı.

Öte yandan Temsilciler Meclisi dün ülkenin doğusundaki Bingazi şehrindeki genel merkezinde Akile Salih başkanlığında, birinci ve ikinci başkan yardımcıları ile raportörünün katıldığı kapalı bir oturum düzenledi.

Pazartesi akşamı yapılan oturumun sonlarında, Temsilciler Meclisi, Libya Merkez Bankası Başkanı Naci İsa Belkasım, yardımcısı Meri Berasi, bankanın yönetim kurulu üyeleri, Temsilciler Meclisi tarafından atanan Usame Hammad hükümeti ve Ulusal Petrol Şirketi yetkililerinin çağrılmasını gelecek bir oturuma ertelediğini duyurdu ve çeşitli nedenlerle özür diledikten sonra hazırlık yapmaları için onlara zaman tanıdı.

DYK ayrıca, çoğunluk oyuyla, Merkez Bankası Başkanı, Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu ile bir teknik komite oluşturulmasına karar verdi. Bu komite, likidite sıkıntısı, döviz kuru, maaş gecikmeleri ve bunların nasıl çözüleceği gibi DYK’nın yanıtlaması gereken konuları görüşmek ve bir sonraki oturuma katılmak üzere, raporunu mümkün olan en kısa sürede DYK’ya sunmakla yükümlü. DYK, görüşülmesi için önerilen ‘Kara Para Aklama ve Terörle Mücadele Yasası’nı gelecek bir oturuma erteledikten sonra oturumu kapattı.

Öte yandan Avrupa Birliği'nin (AB) Libya Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nicola Orlando, salı günü Trablus'ta Suudi Arabistan'ın Libya Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Abdullah es-Salimi ile Libya ve bölgedeki güncel gelişmeleri görüştüğünü söyledi. Orlando, siyasi süreci ilerletmek ve Libya'nın istikrarını, birliğini ve refahını teşvik etmek için BM'nin kolaylaştırdığı yol haritasını desteklemenin önemi konusunda mutabık kaldıklarını belirtti.

rgty
Mareşal Halife Hafter ile LUO komutanlarının Bingazi'de yaptığı toplantıdan bir kare (LUO Genel Komutanlığı)

Öte yandan, ülkenin doğusunda bulunan Libya Ulusal Ordusu (LUO) Başkomutanı Mareşal Halife Hafter, Bingazi'deki karargahında, oğlu Genelkurmay Başkanı Korgeneral Halid Hafter ve diğer komutanların katıldığı genişletilmiş bir toplantı düzenleyerek, son askeri ve güvenlik gelişmelerini görüştü. Toplantıda, tüm askeri birimlerde savaş etkinliğini artırmak ve sürekli hazırlığı güçlendirmek amacıyla gelecekteki eylem planları da gözden geçirildi.

Yurt içinde ve yurt dışında Libya vatandaşlarını korumanın LUO liderliğinin en önemli önceliği olduğunu vurgulayan Mareşal Hafter, ülkenin doğusundaki Bingazi'de, güneydeki Kufra kentinin ileri gelenlerinden oluşan bir heyetle yaptığı görüşmede, LUO’nun ‘her zaman tüm Libyalılar için koruyucu kalkan olmaya devam edeceğini ve onların güvenliğini ve emniyetini sağlamak için her türlü önlemi almaktan çekinmeyeceğini’ belirtti.

Heyet, Çad sınırında kısa süre önce gözaltına alınan Kufralılar için LUO liderliğinin müdahalesi ve çabaları ile bu çabaların sonucunda onların serbest bırakılmasından duydukları memnuniyeti iletti.

Diğer taraftan UBH ve Ankara arasındaki iş birliği çerçevesinde UBH Ekonomi ve Ticaret Bakanı Muhammed el-Huveyc, Trablus'taki bakanlık merkezinde Türk iş adamları ve sanayicilerden oluşan bir heyetle, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari iş birliği ile yatırım ve ortaklık fırsatlarının geliştirilmesi konusunda görüşmelerde bulundu.

Bakanlık tarafından pazartesi akşamı yapılan açıklamada, toplantıda Libya-Türkiye ekonomik ilişkilerinin geliştirilmesinin yollarının ele alındığı, Libya pazarındaki umut vaat eden yatırım fırsatlarının gözden geçirildiği, ayrıca ulusal ekonominin desteklenmesi, yatırım için cazip bir ortam yaratılması ve Türk özel sektörüyle stratejik ortaklıkların güçlendirilmesine katkıda bulunacak şekilde sanayi, tarım, şehir planlama ve fuar ve konferansların düzenlenmesi alanlarında iş birliği mekanizmalarına değinildiği belirtildi.