Batı, İran nükleer dosyasında zaman kazanmaya çalışıyor

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu çalışmalarının başlamasıyla birlikte Fransa ve İran cumhurbaşkanlarının görüşmesi bekleniyor.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) Viyana'daki genel merkezi. (Reuters)
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) Viyana'daki genel merkezi. (Reuters)
TT

Batı, İran nükleer dosyasında zaman kazanmaya çalışıyor

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) Viyana'daki genel merkezi. (Reuters)
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) Viyana'daki genel merkezi. (Reuters)

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nda Liderler ve Başkanlar Haftası'nın önümüzdeki pazartesi günü başlamasıyla birlikte İran nükleer dosyası, uluslararası diplomasinin endişeleri arasında tekrar ön plana çıkıyor. Fransa Cumhurbaşkanlığı kaynakları pazartesi günü New York'a gelecek olan Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile İran hükümetinin New York'a gideceğini doğruladığı İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi arasında bir görüşme gerçekleşebileceğini bildirdi.
Elbette tek toplantı bu olmayacak. Ancak programın net olmaması, İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth'in cenaze töreni ile BM Genel Kurulu’nun çalışmalarının başladığı tarihlerin çakışmasından kaynaklanıyor. BM 77. Genel Kurulu’nun çalışmalarına birçok dünya liderinin katılması, nükleer dosyanın nasıl çıkmazdan kurtarılacağı konusunda devlet ve hükümet başkanları arasında istişarelerin yapılması için olağanüstü bir fırsat sayılıyor.
Görüşmelerin önemi, Avrupa Birliği (AB) dış politika sorumlusu Josep Borrell ve yardımcısı Enrique Mora'nın temsil ettiği AB arabuluculuğunun başarısızlığının ardından yapılacak olmasından kaynaklanıyor. Borrell iki gün önce yaptığı açıklamada, İran ve ABD taraflarının tutumlarının bu yazdan itibaren ‘birbirinden uzaklaştığını’ itiraf etti. İran’ın son önerilerinin -yani Borrell'in 8 Ağustos tarihinde sunduğu Avrupa uzlaşı belgesine Tahran'ın verdiği ikinci yanıt- ‘yeni teklifler taşıdığı ve siyasi ortam artık buna uygun olmadığı için fayda sağlamadığını’ vurguladı. Bu yüzden Borrell ‘üzüntüsünü’ dile getirerek, ‘önümüzdeki günlerde müzakerelerde bir atılım beklenmemesi gerektiği’ hatta ‘çıkmaz bir yola’ doğru gidildiği konusunda uyarıda bulundu.
Borrell sunduğu öneriye verilen ilk ‘makul’ yanıtların ardından nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılacağını umduğunu dile getirmesinden haftalar sonra büyük hayal kırıklığını dile “Elimde önerecek bir şey kalmadı” dedi. Batılılar başarısızlıktan İran'ı sorumlu tutuyor. Fransız kaynakları konuya ilişkin yaptıkları açıklamada “Tahran masadaki teklifi kabul etmedi. Bugün odak noktamız müzakerelerin nasıl başarıya ulaştırılacağıdır. Sonuçları daha sonra toplayacağız” ifadelerini kullandılar.

Avrupa üçlüsü
Borrell’den önce Avrupa üçlüsü ​​de (Fransa, İngiltere ve Almanya) ortak bildirilerinde aynı sonuca varmışlardı. Üçlü bildirilerinde, İran'a karşı müzakerelerde gösterilebilecek ‘maksimum esnekliği’ ve hoşgörüyü gösterdiklerini açıkladılar. Üç ülke, İran’ın gerçekten bir anlaşmaya varmak isteyip istemediğinden ‘şüphe duyduklarını’ belirttiler. Bu da Avrupalı kaynakların dediği gibi İran’ın aslında ‘zaman kazanmak’ amacıyla ‘müzakere etmek için müzakere ettiği’ varsayımını güçlendirdi. Ayrıca ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, ‘kısa sürede bir çözüm olasılığının çıkma ihtimalinin düşük olduğunu’ söyleyerek oldukça karamsar bir tutum sergiledi. Blinken’e göre İran, ‘bir anlaşmaya varmak için gerekli adımları atmakta ya isteksiz ya da aciz.’ Blinken'den önce Almanya Başbakanı Olaf Scholz da aynı sonuca vararak kısa vadede bir atılım olma olasılığını düşük gördüğünü söylemişti. Fransız düşünce kuruluşu Stratejik Araştırma Vakfı’nın (FRS) Başkanı Bruno Tertrais, yaşananları 'bitmeyen müzakereler destanı' olarak nitelendirdi.
Avrupalı kaynaklar, Avrupalı arabulucuların saplandığı bataklık ve iki ana tarafın (ABD ve İran) müzakerelerin başarısızlığından birbirini sorumlu tutması karşısında herhangi bir tarafın müzakere yolunu kesin olarak kapatmadığı, askıya almadığı veya bu yoldan çıkmadığı düşüncesine sevk eden çeşitli faktörlere işaret ediyorlar. Blinken, Scholz, Borrell ve diğerleri nükleer anlaşmayı ‘yakın zamanda’ veya ‘önümüzdeki günlerde’ etkinleştirme olasılığının olmadığını vurguladılar. Bu da müzakerelerin daha sonra etkinleştirilebileceğine dair açık bir kapı bırakıyor. Avrupalı ​​arabulucu bunu ABD'nin iç siyasi durumuna, yani ABD ara seçimlerine bağlıyor. AB kaynakları buna İsrail yasama seçimlerini de dahil ediyor. Her iki seçim de kasım ayında yapılacak. Bu da pratikte yeni fikirlerin öne sürülmesiyle birlikte müzakere yolunun tekrar canlandırılmasının bu yılın sonundan önce olmak zorunda olmadığı anlamına geliyor. Avrupalı ​​kaynaklar buradan hareketle zaman kazanmak ve gelecekteki seçimleri yapmak için tüm tarafların müzakereleri sürdürmesi gerektiğini düşünüyorlar.

Ek faktörler
Bu yönde düşünmeye sevk eden bazı ek faktörler var. Bunlardan ilki, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu’nun, İran’ın uluslararası müfettişlerin uranyum izlerine rastladığı kayıt dışı nükleer üç bölgenin açıklanmasına ilişkin taleplere yanıt vermesi çağrısında bulunan bir bildiri yayınlamakla yetinmeyi tercih etmiş olması. Üyelerinin üçte ikisinin desteğini alan bildirinin hiçbir hukuki değeri yok ve geçen haziran ayında yapılan oylamada kabul edilen tutumdan geri dönüldüğünü gösteriyor.
Yeni bildiride, bir önceki Yönetim Kurulu kararını hatırlatmak ve İran'ın iş birliği yapmamasını ve daha ileri gitmekle tehdit etmesini kınayan içeriğini vurgulamakla yetinildi. 'Asgari tepki' gösterilmesi, Batı kampının Tahran'ı kışkırtmamaya ve UAEA'nın nükleer tesislerdeki diğer gözetleme kameralarını kapatmak gibi misilleme yöntemlerine başvurmasını engellemeye özen göstermesinden kaynaklanıyor. Özellikle de ileride müzakerelere geri dönme olasılığının korunması amaçlanıyor.
Avrupalı ​​kaynaklar, Batı'nın bugünkü tutumunun zayıf olmasını, askıya alınan müzakereler için 'alternatif bir planın olmamasına' bağlıyorlar. Batı kampı, ​​İran'ın kendi adına zaman kazanmaya ve nükleer programını ilerletmeye çalıştığına tamamen kani olmuş durumda. İran'ın bazı taleplerinin müzakereleri uzatmaya, karmaşıklaştırmaya ve bir labirentin içine sokmaya yönelik olması, böyle düşünülmesine yol açan nedenlerden biri.

İran ‘taktiği’
İran heyetinin Viyana'da ve daha sonra Doha'da ya da Avrupalı ​​arabulucu aracılığıyla dolaylı iletişim kurarak izlediği müzakere taktiğinin iki bariz örneği var. Birincisi, Devrim Muhafızları Ordusu'nun (DMO) ABD Dışişleri Bakanlığı'nın yabancı terör örgütleri listesinden çıkarılması talebi. Haftalarca buna odaklandıktan sonra Tahran birden bunun ‘hiçbir şekilde bir ön koşul olmadığını' söyledi. İkincisi gelecekteki yönetimlerin anlaşmadan tekrar çekilmesini önlemek için ABD'den bağlayıcı yasal garantiler alınması talebi. Haftalarca süren tartışmaların ardından İran müzakere heyeti, ABD'nin iç hukuki ve siyasi nedenlerinden ötürü böyle bir talebin karşılanamayacağını kabul etti ve talebini geri çekti.
Müzakereler ile ilgili karmaşa devam ederken ve vakit varken İran nükleer programı, gerek doygunluk oranı, gerek zenginleştirilmiş uranyum depolaması gerekse Tahran'ın istemesi durumunda atom bombası yapması için yeterince zenginleştirilmiş uranyum toplamak için gereken süreyi azaltma açısından peş peşe atılımlar yapıyordu. Bugün Batı'nın tutumunun zayıf olmasının sebebi, güvenilir alternatif bir planın olmamasından kaynaklanıyor. Müzakereler için 'alternatif' bir yolun şekillendirilmesi çağrısında bulunan Avrupalı sesler duyulmaya başlanmış olsa da halen bir sonuç elde edilebilmiş değil. Aynı bağlamda Başkan Biden, yönetimine 'alternatif seçenekler' oluşturması çağrısında bulundu. Ancak şu an bir alternatifin olmaması, müzakere yolunun canlı tutulmak istenmesi ve askeri seçeneğe başvurmaktan -şimdilik- kaçınılması ışığında Batı'nın daha fazla zamana ihtiyacı var. Bu bağlamda Le Figaro gazetesinin aktardığına göre Fransız bir diplomat, Avrupalı ​​müzakerecilerin aradığı şeyin ‘bir veya iki yıl zaman kazanmak’ olduğunu söyleyerek, “Meçhul bir şeye atlamak anlamına geldiği için anlaşmasız kalmaktansa, mümkün bir anlaşmaya varmak daha iyi” açıklamasında bulundu.



SDG’nin askeri yığılmasının tespit edilmesinden sonra Halep'in doğusunda yüksek alarm durumu ilan edildi

Halep'in Şeyh Maksud mahallesinde SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında çıkan çatışmaların ardından enkaz içindeki mühimmatlar (DPA)
Halep'in Şeyh Maksud mahallesinde SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında çıkan çatışmaların ardından enkaz içindeki mühimmatlar (DPA)
TT

SDG’nin askeri yığılmasının tespit edilmesinden sonra Halep'in doğusunda yüksek alarm durumu ilan edildi

Halep'in Şeyh Maksud mahallesinde SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında çıkan çatışmaların ardından enkaz içindeki mühimmatlar (DPA)
Halep'in Şeyh Maksud mahallesinde SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında çıkan çatışmaların ardından enkaz içindeki mühimmatlar (DPA)

Suriye ordusu, birkaç gün süren çatışmaların ardından Şeyh Maksud mahallesinden savaşçıların tahliye edilmesinden bir gün sonra, Halep'in doğusunda "Suriye Demokratik Güçleri" (SDG) tarafından yapılan askeri yığılmayı tespit ettikten sonra dün olağanüstü hal ilan etti.

SANA haber ajansına göre Ordu operasyon komutanlığı açıklamasında, "Uçaklarımız, SDG'nin Halep'in doğusundaki Deyri-Hafer cephesine silahlı gruplar ile orta ve ağır teçhizat getirdiğini tespit etti" ifadelerini kullandı. Açıklamada ayrıca, "Örgüt tarafından getirilen bu takviyelerin niteliğini henüz bilmiyoruz" denilerek, "Güçlerimizi seferber ettik ve konuşlanma hatlarımızı güçlendirdik, her türlü senaryoya hazırız" ifadeleri yer aldı.

Halep kırsalındaki Menbiç bölgesinde iç güvenlik operasyonları dün "kamikaze insansız hava araçlarından (İHA) kaynaklanabilecek potansiyel tehditler" konusunda uyarıda bulunan bir bildiri yayınladı. Bildiride, bölge sakinlerinin "mümkün olduğunca halka açık yerlerde, meydanlarda ve pazarlarda toplanmaktan kaçınmaları" ve "ana ve tali yollarda seyahat ederken dikkatli olmaları" çağrısında bulunuldu.


Hadramut Valisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan'ın tutumu belirleyici oldu... Havaalanları yakında yeniden açılacak

TT

Hadramut Valisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan'ın tutumu belirleyici oldu... Havaalanları yakında yeniden açılacak

Hadramut Valisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan'ın tutumu belirleyici oldu... Havaalanları yakında yeniden açılacak

Hadramut Valisi Salim el-Hanbeşi, vilayetteki durumun son gelişmelerin ardından normale dönmeye başladığını belirtti. Hanbeşi, istikrarın doğrudan vatandaşların yaşamına yansıdığını ve halkın yerel yönetime ve devlet kurumlarına olan desteğinin güçlendiğini vurguladı.

Hanbeşi, Mukalla’daki ofisinde Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Riyan Uluslararası Havalimanı’nın tamamen yeniden elden geçirildiğini ve önümüzdeki bir iki gün içinde hizmete açılmasının beklendiğini ifade etti.

cdfgrt
Hadramut Valisi ve vilayetteki Vatan Kalkanı Güçleri Komutanı Salim el-Hanbeşi (Şarku’l Avsat)

Hanbeşi, Suudi Arabistan ile koordinasyon seviyesinin ‘son derece yüksek’ olduğunu belirterek, Hadramut’un altyapı geliştirme projelerinden oluşan geniş bir paket için Suudi yetkililerden sözler aldığını aktardı. Hanbeşi, gıda yardımlarının şu anda Hadramut Vadisi’ne ulaştığını ve ilerleyen günlerde sahil bölgelerine de dağıtılacağını söyledi.

Vilayetteki askeri güçlerle ilgili olarak Hanbeşi, Hadrami Elit Güçleri komutanları, Vatan Kalkanı Güçleri ve koalisyon temsilcilerinin, elit birliğin eski kadrosuna geri dönmesi konusunda anlaştığını ve daha sonra Vatan Kalkanı Güçleri’yle birleştirilerek tek bir güç oluşturulacağını açıkladı.

Hanbeşi, Hadramut’un ‘gelecek herhangi bir çözüm sürecinde etkin bir siyasi aktör olması gerektiğini’ vurguladı. Yerel yönetimin, tüm bileşenler, partiler ve kanaat önderleriyle görüşmeler yaparak Hadramut’un ortak sesini oluşturma hazırlıkları yürüttüğünü ve bu çerçevede Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde yakında gerçekleştirilecek Güney-Güney Diyalog Konferansı’na katılım sağlanacağını ifade etti.

Güvenlik ve öncelikli hizmetler

Hanbeşi, vilayet yönetiminin kanaat önderleri ve toplum liderleriyle yaptığı tekrarlayan görüşmelerin öncelikli olduğunu vurgulayarak, “Onlar kamuoyunu yansıtıyor ve vatandaşların taleplerini iletiyor” dedi. Hanbeşi, vatandaşlardan en sık dile getirilen talebin ‘güvenlik, istikrar ve başta elektrik olmak üzere kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi’ olduğunu aktardı.

Hanbeşi, Başbakan’la da görüşme gerçekleştirdiğini belirterek, “Başbakan, hükümetin vilayetin bu alandaki ihtiyaçlarının büyük bir kısmını karşılamaya hazır olduğunu ifade etti” dedi. Hanbeşi, hükümetin verdiği sözler doğrultusunda gelecek yazın daha iyi geçeceği konusunda iyimser olduğunu sözlerine ekledi.

Sakinlik ve istikrar

Hanbeşi, ‘Güney Geçiş Konseyi (GGK) güçlerinin çekilmesinin ardından genel tablonun huzur ve istikrarla karakterize olduğunu’ belirterek, “Çeşitli kamu kurum ve idarelerinin yeniden faaliyete geçirilmesi çalışmalarının devam ettiğini ve özellikle silah taşınmasıyla ilgili güvenlik önlemlerinin artırıldığını” söyledi.

Hanbeşi, kamu tesislerini yağmalamakla bağlantılı bazı kişilerin yakalandığını, ağır silah bulundurdukları tespit edilmeyen diğerlerinin ise serbest bırakıldığını ifade etti. Hanbeşi, hayatın yavaş yavaş normale dönmeye başladığını ve durumun daha da iyileşme potansiyeline sahip olduğunu vurguladı.

Suudi Arabistan ile yüksek düzeyde koordinasyon

Hadramut Valisi Hanbeşi, Suudi Arabistan’ın rolüne dikkat çekerek, “Bu başarı Suudi Arabistan’a aittir” dedi. Hanbeşi, Suudi Arabistan’ın vilayetteki GGK güçlerinin çıkarılmasını kısa sürede sonuçlandırdığını belirtti ve koordinasyon ile desteğin devam ettiğini vurguladı. Hanbeşi, vilayet yönetimi ile Hadrami Elit Güçleri komutanları arasında yapılan bir toplantıya değinerek, bu görüşmede “Suudi Arabistan’ın gıda ve mali teşvikler sağlayacağı taahhüdü sonrasında güçlerin eski durumuna geri getirilmesinin” ele alındığını aktardı.

Hanbeşi, Suudi Arabistan ile koordinasyon seviyesinin ‘son derece yüksek’ olduğunu belirterek, vilayetin Suudi yetkililerden altyapıyı geliştirecek büyük bir proje paketi için sözler aldığını kaydetti. Ayrıca, gıda yardımlarının Hadramut Vadisi’ne ulaştığını ve ilerleyen dönemde sahil bölgelerine de dağıtılacağını ifade etti.

Yeniden yapılandırma

Hanbeşi, yerel yönetimin yeniden yapılandırılmasıyla ilgili olarak, “Alınan önlemler, açıkça GGK’yi desteklediklerini ilan eden veya siyasi olarak karşıt tavırlar sergileyen yetkililere yönelikti” dedi. Hanbeşi, bunun ‘yönetim yetkileri çerçevesinde ve yerel yönetim birimlerinde uyumu sağlama gerekliliği kapsamında’ gerçekleştirildiğini vurguladı.

Hanbeşi, “Tehdit altında tavır alanlar için hoşgörü gösterileceğini, ancak siyasi olarak GGK’ye bağlı kalanlar hakkında yasal ve idari tedbirlerin uygulanacağını” belirterek iki grubu birbirinden ayırdı.

Hanbeşi, Güney-Güney Diyaloğu ile ilgili olarak, vilayet yönetiminin bazı Hadramut Ulusal Konseyi üyeleriyle bir araya geldiğini ve diyaloğun genel çerçevesine dair bilgi edindiğini belirtti, ancak temsilcilerin seçimi ve detaylı mekanizmaların henüz netleşmediğine dikkat çekti.

Hanbeşi, önümüzdeki günlerde vilayetin farklı siyasi ve sosyal bileşenleriyle geniş kapsamlı görüşmeler yaparak, Hadramut’u temsil edecek ortak bir vizyon üzerinde uzlaşmayı hedeflediklerini açıkladı.

Hanbeşi, Hadramut ile bazı güney vilayetler arasında tarihi sorunlar bulunduğunu vurgulayarak, vilayetin 1967’den bu yana yaşadığı marjinalleşmeye işaret etti ve Hadramut’un özel bir temsil ile haklı taleplerini yansıtması gerektiğini söyledi.

Hadramut’un geleceğine dair olarak ise Hanbeşi, vilayetin gelecekteki siyasi uzlaşmada etkili bir aktör olması gerektiğini vurguladı.

Doğu Bölgesi

Hanbeşi, Hadramut, Şebve, el-Mehra ve Sokotra’yı kapsayan Doğu Bölgesi seçeneğini desteklediğini belirterek, bu vilayetlerle herhangi bir sorun bulunmadığını vurguladı ve aralarındaki ilişkinin ‘derin köklere sahip sosyal dokuyu’ yansıttığını ifade etti.

İhlaller

Vali Hanbeşi, hapishaneler ve ihlaller konusuna ilişkin olarak, geçmiş dönemde Riyan Uluslararası Havalimanı’nda sert işkenceye uğrayan iki vaka kaydedildiğini ve bunların GGK ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) güçlerinin varlığı sırasında belgelenmiş olduğunu belirtti.

vfgthy
Hadramut'taki kampları ele geçirmek için harekete geçen Vatan Kalkanı Güçleri (Şarku’l Avsat)

Hanbeşi, ciddi ihlallerin yargı mercilerine sevk edileceğini vurguladı. Ayrıca, farklı vilayetlerden ciddi suç isnadı bulunmayan veya silahlarını teslim eden onlarca tutuklunun serbest bırakıldığını ifade etti.

Hanbeşi, “El-Advas bölgesinde 78 kişiyi serbest bıraktık ve silahlarını teslim eden diğer 78 kişi de yakında serbest bırakılacak. Ancak ciddi suçlara karışanlar mutlaka yargıya sevk edilecek” dedi.

Yağma operasyonları

Hanbeşi, Marib vilayetindeki Seyun Havalimanı’nda uçak yakıt ikmal aracının bulunduğunu tespit ettiklerini açıkladı. Aracın yerel yetkililer tarafından kontrol altına alındığını ve ilgili kurumlarla koordinasyon içinde geri alınması için çalışmaların sürdüğünü belirtti.

Havaalanı hazırlığı

Hanbeşi, havalimanlarıyla ilgili olarak, Riyan Uluslararası Havalimanı’nın tamamen hazır hale getirildiğini ve önümüzdeki bir iki gün içinde hizmete açılmasının beklendiğini belirtti. Seyun Havalimanı için ise uçak yakıt ikmal aracının gelmesini beklediklerini ifade etti.

Hadrami Elit Güçleri ve Vatan Kalkanı Güçleri’nin birleştirilmesi

Hanbeşi, Vatan Kalkanı Güçleri ve Hadrami Elit Güçleri’nin performansını değerlendirirken, “Geniş bir toplantı yapıldı; toplantıya Hadrami Elit Güçleri’nin liderleri ve Vatan Kalkanı Güçleri katıldı. Toplantıda, Hadrami Elit Güçleri’nin önceki yapısına geri döndürülmesi ve ardından Vatan Kalkanı Güçleri ile birleştirilerek tek bir güç oluşturulması kararlaştırıldı” dedi. Hanbeşi, çok sayıda askeri oluşumun uygun bir seçenek olmadığını vurguladı.

sxdfrgt
Hadramut Valisi Salim el-Hanbeşi, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu temsilcisi Albay Abdulbari eş-Şehrani ile birlikte Hadrami Elit Güçleri ve Vatan Kalkanı Güçleri’nin liderleriyle yaptığı toplantıda (Yerel medya)

Önceki aşamanın etkilerinin üstesinden gelmek

Vali Hanbeşi sözlerini Hadramut halkına verdiği bir mesajla tamamladı ve onları, ‘önceki dönemin etkilerini geride bırakmaya, birlik ve dayanışmayı güçlendirmeye, vilayet güvenliği ve istikrarını korumak için yerel yönetimle iş birliği yapmaya ve inşa sürecini destekleyecek bir halk desteği oluşturmaya’ davet etti.


Sudani’nin Maliki'ye şartlı tavizi

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat'ta düzenlenen bir dini etkinlik sırasında Nuri el-Maliki ile birlikte (Devlet Medyası)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat'ta düzenlenen bir dini etkinlik sırasında Nuri el-Maliki ile birlikte (Devlet Medyası)
TT

Sudani’nin Maliki'ye şartlı tavizi

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat'ta düzenlenen bir dini etkinlik sırasında Nuri el-Maliki ile birlikte (Devlet Medyası)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat'ta düzenlenen bir dini etkinlik sırasında Nuri el-Maliki ile birlikte (Devlet Medyası)

Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Koalisyonu'nun lideri Irak Başbakanı Muhammed Şia es-Sudani, parlamento seçimlerinde ikinci olan Hukuk Devleti Koalisyonu'nun lideri eski Başbakan Nuri el-Maliki'ye bir sonraki hükümeti kurma yetkisini verme kararı aldı.

Bilgi sahibi kaynaklar, es-Sudani'nin “gayri resmi bir toplantı sırasında bu açıklamasıyla Şii Koordinasyon Çerçevesi liderlerini şaşırttığını” söyledi.

Ona yakın üst düzey bir kaynak Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada es Sudani “Çerçeve liderlerinin, Maliki'nin önerdiği uzlaşma adayı yerine, el Maliki'yi şahsen atamalarını ve adaylığının Çerçeve'nin liderleri, dini otorite ve Sadr Hareketi'nin lideri Mukteda es-Sadr ve ulusal arena tarafından onaylanmasını şart koştu.”

Aynı kaynak durumu, "Es-Sudani herkese, el-Maliki'nin hükümeti kuramaması durumunda meselelerin ilk kazanan olarak kendisine döneceğini, siyasi bir çıkmazı önlemek ve anayasal sürelerin dolmasından korktuğu için taviz verenin kendisi olduğunu bildirdi" şeklinde açıkladı.