Londra polisi, Kraliçe Elizabeth’in cenazesi nedeniyle şimdiye kadarki en büyük güvenlik görevine hazırlanıyor

İngiliz polisleri Londra’da Kraliçe 2. Elizabeth’in fotoğrafının önünde (AP)
İngiliz polisleri Londra’da Kraliçe 2. Elizabeth’in fotoğrafının önünde (AP)
TT

Londra polisi, Kraliçe Elizabeth’in cenazesi nedeniyle şimdiye kadarki en büyük güvenlik görevine hazırlanıyor

İngiliz polisleri Londra’da Kraliçe 2. Elizabeth’in fotoğrafının önünde (AP)
İngiliz polisleri Londra’da Kraliçe 2. Elizabeth’in fotoğrafının önünde (AP)

İngiltere’nin başkenti Londra’daki güvenlik güçleri, Kraliçe 2. Elizabeth’in cenazesi nedeniyle başkenti güvence altına almak için şimdiye kadarki en büyük görevlerine hazırlanıyor.
Financial Times gazetesine konuşan Londra Metropolitan Polis Teşkilatı Komiser Yardımcısı Stuart Cundy, cenazeye katılan yabancı liderler ve diğer ileri gelenleri korumanın şimdiye kadar gerçekleştirdikleri en büyük güvenlik operasyonu olacağını söyledi.

Londra’daki cenaze törenine katılacaklarını bildiren liderler arasında ABD Başkanı Joe Biden, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Japon İmparatoru Naruhito, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Avustralya Başbakanı Anthony Albanese yer aldı.
Birkaç Kraliyet ailesinin üyeleri de dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanından yüzlerce ileri gelenin gelmesi de bekleniyor.
Binlerce Londra polisi cenaze için görevlendirildi ve hemen hemen her güçten 2 bin güvenlik personeli takviye olarak getirildi.
Pazartesi günü yaklaşık bir milyon insanın Londra’ya akın etmesi bekleniyor ve olayları güvence altına almak için yapılan polis operasyonu, şehrin tarihindeki en karmaşık operasyon olacak.
Cundy, devasa polis operasyonunun, 2012 Olimpiyatları ve İngiltere tahtındaki 70 yılını kutlayan Kraliçe’nin Platinum Jübilesi için Haziran ayında yapılacak kutlamalar da dahil olmak üzere Londra’daki diğer büyük polis operasyonlarını geride bırakacağını vurguladı.

Komiser Yardımcısı, “Acil durum planlamamız, terör saldırılarından suç faaliyetlerine ve ezilmelere kadar her şeyi içeren bir dizi farklı senaryoyu dikkate alıyor. Cuma günü Londra’nın merkezinde cenaze töreni veya terörle ilgisi olmayan bir olayda iki polis memuru bıçaklandı. Bu tüm görevli memurlar ve halkın uyanık kalması gerektiğinin altını çiziyor” dedi.
Gazete, polisin cenaze hazırlıkları için Pazar gününden itibaren yolları kapatacağına ve kalabalığın akışını kontrol etmek için bariyerler kuracağına dikkat çekti.
Kraliçenin cenazesi, törenin yapılacağı Westminster Abbey’e bir geçit töreniyle götürülecek.
Devlet cenaze töreni, eski İngiltere Başbakanı Winston Churchill’in 1965’te ölümünden bu yana ilk olacak.
Kraliçe 2. Elizabeth, babası Kral 5. George, annesi ve eşi Philip’in gömüldüğü, Londra’nın batısındaki Windsor Kalesi’ndeki St George Şapeli’ne gömülecek.
Ulaştırma Komiseri Andy Byford, “Organizatörler, Westminster’deki cenaze töreninin yanı sıra Kraliyet sarayları ve Kraliyet bahçelerinin çevresinde yaklaşık bir milyon insanın toplanmasına hazırlanıyor. Şehir merkezinde benzeri görülmemiş sayıda insan olacak, ancak Londra’nın toplu taşıma sistemi uyum sağlama yeteneğine sahip” diye konuştu.
Byford, cenazenin Londra’daki ulaşım ağı için 2012 Olimpiyatları’ndan bu yana en büyük zorluğu temsil ettiğini de sözlerine ekledi.

Hükümetin, Kraliçe 2. Elizabeth için cenaze planı olan Londra Köprüsü Operasyonu’nun koordinasyonu, Lancaster Dükalığı Şansölyesi Nadhim Zahawi tarafından yönetiliyor.
Zahawi, Acil Durum Kabine Toplantısı veya Whitehall’daki Kabine Ofisi Brifing Odası A’da bakanlar ve yetkililerin günlük toplantısına başkanlık ediyor.
Başbakan Liz Truss, Kraliçenin ölümünden sonra gerçekleşen ilk Acil Durum Kabine Toplantısı’na başkanlık etti, ancak koordinasyonun çoğunu Zahawi’ye bıraktı ve 10 günlük ulusal yas dönemiyle ilgili resmi görevlere odaklandı.

İçişleri Bakanı Suella Braverman ve Savunma Bakanı Ben Wallace da dahil olmak üzere bakanlar, Met komiseri Sir Mark Rowley ve Londra Belediye Başkanı Sadık Han’ın da katıldığı Acil Durum Kabine Toplantıları’na katıldı.
Yaklaşık 100 Whitehall yetkilisi, Londra Köprüsü Operasyonu planlama ekibinin çekirdeğini oluşturdu ve ekip Kraliçe Victoria’ya kadar uzanan önceki devlet cenazelerini inceledi.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.