İran'da dini liderin kim olacağına dair hararetli tartışmalar sürerken Hamaney, kameralar karşısına çıktı

Kum'un din adamları arasında Hamaney’in oğlunun Hamaney’in halefi olmasına itirazların olduğuyla ilgili haberler yapılırken Reisi halen Hamaney’in halefi olma şansını koruyor. Reformist akımın, Humeyni'nin torunuyla ilgili eğilimleri.

Hamaney'in kişisel internet sitesinde yayınlanan dün sabah katıldığı dini törenden bir kare
Hamaney'in kişisel internet sitesinde yayınlanan dün sabah katıldığı dini törenden bir kare
TT

İran'da dini liderin kim olacağına dair hararetli tartışmalar sürerken Hamaney, kameralar karşısına çıktı

Hamaney'in kişisel internet sitesinde yayınlanan dün sabah katıldığı dini törenden bir kare
Hamaney'in kişisel internet sitesinde yayınlanan dün sabah katıldığı dini törenden bir kare

İran'da üçüncü dini liderin kim olacağına dair hararetli tartışmalar sürerken mevcut lider Ali Hamaney, bir haftayı aşkın bir süre devam eden yokluğunun ardından yeniden orta çıktı. İran’ın Dini Lideri Hamaney, dün, İranlı üniversite öğrencilerinden destekçilerinin yer aldığı dini bir törene katıldı.
İran devlet televizyonu, Hamaney'in başkent Tahran'da bulunan İmam Humeyni Hüseyniyesi'nde düzenlenen törende Hamaney’i (83) ayakta, salondakilere stabil bir ses tonuyla Erbain yıldönümünün önemi hakkında bir konuşma yaparken gösterdi. 'Erbain' İmam Hüseyin'in şehit edilişinin 40'ıncı gün yıldönümü dolayısıyla düzenlenen yas törenleridir. Hamaney’in sitesinde yayınlanan ses kaydına göre Hamaney'in törende yaptığı konuşma yedi dakika sürdü.
ABD merkezli New York Times (NYT) gazetesi, Cuma günü, Hamaney'in sağlık durumuyla ilgili dört kaynaktan, İran’ın Dini Lideri’nin sağlık durumunun kötüleşmesinin ardından geçtiğimiz hafta tüm toplantıları ve halka açık etkinlikleri iptal ettiğini, şu an hasta yattığını ve doktorların gözetimi altında olduğunu aktarmıştı.
Hamaney'in ofisine yakın kaynaklar, NYT’nin haberini eleştirdi. İran'ın Batı ile nükleer müzakerelerini yürüten heyetin danışmanı Muhammed Marandi, NYT’nin İranlı kaynaklardan aktardığı Hamaney’in öldüğü haberleri göz önüne alındığı ‘güvenilirlikten yoksun’ olduğunu söyleyerek gazetenin haberini protesto etti. Marandi'nin babasının yıllardır Hamaney’in sağlık ekibine başkanlık ettiği biliniyor.
Reuters ise Cuma günü Hamaney’e yakın olarak nitelendirdiği iki kaynağın İran’ın dini liderinin sağlığıyla ilgili sorulara sağlık durumunun kötüleştiği iddialarını yalanlayarak yanıtladıklarını aktardı.
İran rejiminde son sözü söyleyen Hamaney, İranlılar arasında son haftalarda, durdurulan nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması müzakerelerinin geleceğine ilişkin tahminlerle birlikte Hamaney’in sağlığıyla ilgili bazı haberlerin ve spekülasyonların ardından ekonomik krizin kötüleşmesinden duyulan korkuların ve hayat şartlarının kötüleşmesine yönelik halk arasındaki öfkenin alevlendiği bir dönemde yeniden halka açık bir toplantıya katıldı.
Hamaney, son kez kamuoyu önüne çıktığı 3 Eylül’de, İranlı yetkililer tarafından düzenlenen uluslararası bir dini konferansın katılımcılarıyla bir araya gelmişti. İran’ın resmi haber ajansları, geçtiğimiz hafta Hamaney’in bir grup sporcuyla bir araya geldiğine ilişkin haberler yayınladılar, ancak Hamaney’in internet sitesinde bu görüşmeyle ilgili herhangi bir resim ya da haber yer almadı.
Hamaney, geçtiğimiz hafta sonu, iktidardaki etkili din adamları arasında 48 saatlik toplantıların bitiminden sonra altı ayda bir gerçekleşen bir toplantı olan Uzmanlar Meclisi üyelerini kabul etmedi. Bu da nadiren rastlanan bir durum olarak dikkati çekti.
Siyaset ve din alanlarında etkin 88 din adamından (molla) oluşan Uzmanlar Meclisi’nin görevleri arasında, İran’ın Dini Lideri’nin ölmesi ya da görevini yerine getirememesi durumunda halefinin aday gösterilmesi ve performansının değerlendirilmesinin yanı sıra çeşitli rolleri olsa da birçok analiste göre bu rollerin büyük bölümü işlevsiz. Uzmanlar Meclisi Başkanı Ahmed Cenneti'nin (95) Hamaney'in otuz yıllık performansını  “Vilayet-i fakih, ülkeyi büyük olaylardan ve krizlerden kurtardı” diyerek savunması dikkat çekiciydi.
Hamaney, rejimin kurucusu Ayetullah Humeyni’nin 1989 yılındaki ölümünden sonra İran’ın liderliğine geçti. Hamaney o dönem, cumhurbaşkanı olarak görev yapıyordu. Hamaney'in bu göreve aday gösterilmesinde Meclis Başkanı olan eski Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani büyük rol oynadı.

Hamaney'in halefi
Hamaney ile Uzmanlar Meclisi arasında geleneksel hale gelen toplantının yapılmaması, mevcut liderin oğullarından birinin, özellikle de ortanca oğlu Mücteba Hamaney’in (53) halefi olabileceğine dair tartışmalara neden oldu. Mücteba Hamaney, babasının ofisini kontrol eden gizemli kişi olarak biliniyor.
Şubat 2011'den bu yana ev hapsinde tutulan İranlı reformist lider Mir Hüseyin Musevi, 8 Ağustos’ta dini liderlik konumuyla ilgili ‘miras komplosu kurulabileceği’ konusunda uyardı.
Musevi, resmi internet sitesinde yayınlanan bir blog yazısında, bazı çevrelerin ‘bir Şii liderin ölümünden sonra oğullarının görevi devralabileceğine’ ilişkin söylediklerine atıfta bulundu. Musevi, Hamaney yanlısı internet sitelerinin son zamanlarda İmamiye-i İsna'aşer'iyye (Onikiciler) sistemini benimseyen Şiiler arasında imamlığın babadan oğula geçmesiyle ilgili anlatıların yayınlamasına dikkati çekti.
Musevi’nin yazısından yaklaşık üç hafta sonra, Kum Şii İlim Havzası internet sitesi, Mücteba Hamaney'i adlandırırken ilk kez ‘Ayetullah’ unvanını kullanmasının ardından Musevi'nin bu uyarısı ciddiye alındı. Ayetullah unvanı, İran'da hiyerarşiye göre birinci sıradaki din adamlarına verilen ve onun rehber konumunu devralma olasılığının bir göstergesi olarak kabul edilen dini bir unvandır.
Bu unvan, Mücteba Hamaney'in ‘içtihad’ mertebesini elde etmek için Şii ilim havzası sisteminde son aşama olan ‘el-Harice’l-Fıkh ve’l-Usul’ derslerine katılmak isteyen öğrenciler için kayıtların başladığı duyurusunda kullanıldı.

Din adamlarından engel
Hamaney ve Uzmanlar Meclisi toplantısının iptal edilmesinin ardından sosyal medya sitelerinde, Uzmanlar Meclisi’nden 30 üyenin yokluğu nedeniyle Uzmanlar Meclisi toplantısının ’yeter sayıya ulaşılamamasından’ ötürü yapılamadığıyla ilgili paylaşımlar oldu.
Bir başka anlatıya göre Hamaney'in oğlu, Kum İlim Havzası’nda Nasır Mekarim Şirazi de dahil olmak üzere bir dizi üst düzey yetkiliyle bir araya geldi. Kaynaklara göre din adamları ‘Velayet-i Fakih’in bir liderlik şurası haline getirilmesinin ve münferit davadan (mutlak velayet-i fakihten) uzak tutulmasının gerektiğini vurguladılar. Bu da büyük bir şoka neden oldu.
Mekarim Şirazi’ye yakın bir kişinin Hamaney'in oğluna yönelik tutumunun ardından geçtiğimiz hafta ‘yolsuzluk ve rüşvet alma’ suçlamasıyla tutuklanması, Mekarim Şirazi’ye ‘baskı uygulandığı’ şeklinde yorumlandı. Mekarim Şirazi, ‘yolsuzluk suçlamasıyla tutuklanan kişiyle arasında herhangi bir akrabalık bağı olmadığını kanıtlaması, kendisine yönelik baskı ve propagandayı boşa çıkardı.
Bazı kaynaklar, Uzmanlar Meclisi’nin 30 üyesinin Mücteba Hamaney’in halefliğine karşı çıkmalarının onların boykot edilmelerine ve altı ayda bir yapılan toplantının engellenmesine yol açtığını söylediler. Ayrıca, toplantıya davet mektubunda, bir sonraki Velayet-i Fakih adayının seçiminden sorumlu olan komisyonun elde ettiği sonuçların açıklanacağına işaret edildiğini belirten kaynaklar, bu olayın ‘Uzmanlar Meclisi üyeleri arasında büyük bir bölünmenin olduğunu ortaya çıkardığını’ kaydettiler.
Hamaney'in ofisi, Mir Hüseyin Musevi'nin uyarısı hakkında yorum yapmazken İran Devrim Muhafızları Ordusu’na ( DMO) bağlı haber ajansları, İran'ın Suriye iç savaşına müdahalesini eleştirmesi nedeniyle Musevi’yi sert bir dille kınarken halef uyarısına değinmedi.
İran’ın Dini Lideri cephesinin halef meselesiyle ne kadar ciddi bir şekilde ilgilendiği henüz netlik kazanmadı, ancak Mücteba Hamaney’in halefliği fikri muhafazakar çizgideki şahinler ve Hamaney'in oğluyla yakından çalışan üst düzey DMO generalleri tarafından memnuniyetle karşılanacak gibi görünüyor.

Gölge adam
Öte yandan İran’da 2005 yılında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Mücteba Hamaney’in, babasının ofisindeki rolüne dikkat çekildi. Reformist lider Mehdi Kerrubi, söz konusu seçimler sırasında Mahmud Ahmedinecad'a atıfla Mücteba Hamaney'in adaylardan biri lehine seçimlere müdahalesine karşı Hamaney'e bir mektup göndermişti.
Ancak Mücteba Hamaney’in adı, 2009 seçimlerinde daha çok gündeme geldi. Bu kez protestocuları bastırmak ve seçimlere müdahale etmekle suçlandı. Yeşil Hareket protestolarına katılanlar ona karşı sert sloganlar attılar. Kerrubi, 2018 yılının Aralık ayında Hamaney'e son 30 yıldaki eylemlerinin sorumluluğunu üstlenmesini isteyen sert bir mesajların olduğu bir mektup gönderdi. Mektupta, “Oğlunuzu durdurmak istediniz, ama yapmadınız. 2009 yılında devrimci hareketi destekleyerek neler yaptığını, rejime ve devrime ne yaptığını gördüm” ifadelerini kullandı.
Reformist aktivist Mücteba Taczade, 2012 yılının Ocak ayında Mücteba Humeyni’yi doğrudan kendisinin ve eşinin tutuklanmasının arkasında olmakla suçladı. Taczade, 2016 yılında serbest bırakıldı. Yetkililer, geçtiğimiz Temmuz ayında Muhammed Hatemi'nin hükümetinde güvenlik alanında yüksek bir konumda yer alan Taczade’yi yasadışı toplanma, ulusal güvenliğe karşı komplo kurma ve rejim aleyhine propaganda yapma suçlamalarıyla yeniden tutukladılar.
Mücteba Hamaney, mevcut Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi de dahil olmak üzere İranlı yönetici sınıfının çoğunluğunu mezun eden okul olan Kum kentindeki ‘Alevi’ okulunda okudu. İran Dini Lideri Hamaney’in kültür danışmanı Gulam Ali Haddad Adil’in de damadı.
ABD, Cumhurbaşkanı Reisi ve oğul Hamaney dahil olmak üzere, Hamaney'in çevresindeki dokuz isme yaptırım uyguladı.

Benzer noktalar
İbrahim Reisi'nin İran’ın üçüncü dini lideri olma şansı yükseldikten sonra, dini liderin halefi meselesi ve onun yerini alabilecek adaylarla ilgili spekülasyonların takipçilerinin dikkatini çektiği açık.
Reisi, geçen yıl cumhurbaşkanlığı seçimlerinde reformist hareketin adaylarının saf dışı bırakılmasından sonra gerçek bir rekabetin olmadığı bu yarışta bir zafer kazandı. Cumhurbaşkanlığı, Hamaney'in imzaladığı bir kararnameyle Reisi’nin yargı erki başkanlığı görevini üstlenmesinden sonra, beş yıl içinde devraldığı ikinci büyük makam oldu.
Esasen Reisi, Hamaney'in 2015 yılı sonlarında kendisini Meşhed kentindeki sekizinci Şii imamın türbesinin yönetimini denetleyen Astan-ı Kuds-ü Razavi isimli vakfın başına seçmesinin ardından İran’ın dini liderliğine gelebilecek adaylar listesine girdi. Hamaney'in ofisine bağlı olan Astan-ı Kuds-ü Razavi Vakfı bünyesinde İran ekonomisinde faaliyet gösteren bir grup zengin şirketi barındırıyor.
DMO’ya yakın haber ajansları, Ayetullah Reisi unvanını kullanmaya başlarken 2016 yılının Nisan ayında yapılan ve dönemin DMO komutanları Muhammed Ali Caferi ve Kasım Süleymani’nin de katıldığı ender bir toplantı düzenlendi. Caferi ve Süleymani, DMO'nun yurtiçindeki ve bölgedeki faaliyetleri hakkında Reisi'ye brifing verdiler. Bu adım, ‘DMO komutanlarının İran’ın dini liderliğine yükselmesi beklenen bir adaya biatı’ olarak nitelendirildi.
Hamaney, geçtiğimiz ay İran’daki son cumhurbaşkanlığı seçiminin birinci yıldönümünde, ekonomik gerilemeyle ilgili eleştirilere ve nükleer anlaşmayı yeniden canlandırma amacıyla yapılan müzakerelerin uzamasına karşı hükümetin performansını şiddetle savundu.
Öte yandan Cumhurbaşkanı Reisi'nin önümüzdeki hafta Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu çalışmalarına katılmak üzere New York'a gitmesi bekleniyor. Reisi, burada Hamaney'in 22 Eylül 1987 tarihinde Körfez'de İran ile ABD arasındaki ‘tanker savaşının’ zirvesinde ülkenin cumhurbaşkanı olduğu sırada yaptığı konuşmayı hatırlatmaya çalışacak.
İran'daki eski tutuklular bu hafta Reisi'ye İran yargısındaki eski rolü nedeniyle New York mahkemelerinde dava açma sürecinde olduklarını söyledi. Bu hafta İran'daki eski tutuklular, Reisi'ye İran yargısındaki önceki rolü nedeniyle New York mahkemelerinde dava açma sürecinde olduklarını duyurdular. Duyuru, ABD yönetimine, Humeyni’nin fetvasına dayanan 1988 yılındaki infazları hayata geçirmekten sorumlu ölüm komisyonundaki rolü nedeniyle Reisi'ye ABD’ye seyahat vizesi verilmemesi yönünde yapılan çağrıların ardından yapıldı.
Reisi ve Hamaney arasında görevlerine başlamalarından önce üstlendikleri rollerin benzerliklerine rağmen, bazı analistler Reisi'nin şu anki performansının ülkedeki en yüksek makama ulaşma şansının azalmasına yol açabileceğini düşünüyor.

Reformist akımın gölgesi
Reformist akım tarafından desteklenen bir adayın gölgesi, Hamaney'e yakın isimlerden birinin onun yerini almasına yönelik özlemleri tehdit ediyor. İran’ın ilk Dini Lideri Ayetullah Humeyni’nin reformist kanadın şahinleriyle yakın bağları olan torunu Hasan Humeyni’nin ülkenin üçüncü dini lideri olabileceği düşünülüyor.
Hasan Humeyni, reformist kanadın yanı sıra dedesinin kuruluşuna yakın dini çevrelerin, özellikle de Hamaney'in yönetim tarzı konusunda çekinceleri olanların desteğini alıyor.
Hasan Humeyni, 2016 yılının Şubat ayında yapılan Uzmanlar Meclisi seçimlerine aday olarak dini çevrelerdeki rolünü güçlendirmeye çalıştıysa da evrakları tamamlanmadığı için adaylığı onaylanmadı. Humeyni, 2021 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olarak yeniden siyaset sahnesinde bir görev almak istedi. Fakat Hamaney, adaylığının ‘rejimin çıkarına olmayacağı’ tavsiyesinde bulundu.
Reformist akımın destekçileri de dahil olmak üzere Humeyni'nin yaklaşımını destekleyenler, Hasan Humeyni'nin adaylığına güveniyorlar. Eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, bir önceki Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve onun birinci yardımcısı İshak Cihangiri bu eğilimin önde gelen isimleri arasında yer alıyorlar.
Ruhani ve Cihangiri, son günlerde siyasi hareketliliklerini artırdılar.  Ruhani, geçtiğimiz ay halefi Reisi'yi cumhurbaşkanlığının ilk yılını tamamlaması vesilesiyle tebrik etti. İran devlet televizyonuna bağlı 'Jame Jam Online' sitesi, Ruhani'nin şubat ayında yapılması beklenen ‘parlamento seçimleri çerçevesinde siyaset sahnesine dönme hazırlıkları’ yaptığını belirtti. Site haberinde, ‘Ruhani, reformist akımın lideri rolünü oynamaya çalışıyor ve kendisini Haşimi Rafsancani'ye bir alternatif olarak sunuyor’ ifadelerine yer verdi.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.