İran'da dini liderin kim olacağına dair hararetli tartışmalar sürerken Hamaney, kameralar karşısına çıktı

Kum'un din adamları arasında Hamaney’in oğlunun Hamaney’in halefi olmasına itirazların olduğuyla ilgili haberler yapılırken Reisi halen Hamaney’in halefi olma şansını koruyor. Reformist akımın, Humeyni'nin torunuyla ilgili eğilimleri.

Hamaney'in kişisel internet sitesinde yayınlanan dün sabah katıldığı dini törenden bir kare
Hamaney'in kişisel internet sitesinde yayınlanan dün sabah katıldığı dini törenden bir kare
TT

İran'da dini liderin kim olacağına dair hararetli tartışmalar sürerken Hamaney, kameralar karşısına çıktı

Hamaney'in kişisel internet sitesinde yayınlanan dün sabah katıldığı dini törenden bir kare
Hamaney'in kişisel internet sitesinde yayınlanan dün sabah katıldığı dini törenden bir kare

İran'da üçüncü dini liderin kim olacağına dair hararetli tartışmalar sürerken mevcut lider Ali Hamaney, bir haftayı aşkın bir süre devam eden yokluğunun ardından yeniden orta çıktı. İran’ın Dini Lideri Hamaney, dün, İranlı üniversite öğrencilerinden destekçilerinin yer aldığı dini bir törene katıldı.
İran devlet televizyonu, Hamaney'in başkent Tahran'da bulunan İmam Humeyni Hüseyniyesi'nde düzenlenen törende Hamaney’i (83) ayakta, salondakilere stabil bir ses tonuyla Erbain yıldönümünün önemi hakkında bir konuşma yaparken gösterdi. 'Erbain' İmam Hüseyin'in şehit edilişinin 40'ıncı gün yıldönümü dolayısıyla düzenlenen yas törenleridir. Hamaney’in sitesinde yayınlanan ses kaydına göre Hamaney'in törende yaptığı konuşma yedi dakika sürdü.
ABD merkezli New York Times (NYT) gazetesi, Cuma günü, Hamaney'in sağlık durumuyla ilgili dört kaynaktan, İran’ın Dini Lideri’nin sağlık durumunun kötüleşmesinin ardından geçtiğimiz hafta tüm toplantıları ve halka açık etkinlikleri iptal ettiğini, şu an hasta yattığını ve doktorların gözetimi altında olduğunu aktarmıştı.
Hamaney'in ofisine yakın kaynaklar, NYT’nin haberini eleştirdi. İran'ın Batı ile nükleer müzakerelerini yürüten heyetin danışmanı Muhammed Marandi, NYT’nin İranlı kaynaklardan aktardığı Hamaney’in öldüğü haberleri göz önüne alındığı ‘güvenilirlikten yoksun’ olduğunu söyleyerek gazetenin haberini protesto etti. Marandi'nin babasının yıllardır Hamaney’in sağlık ekibine başkanlık ettiği biliniyor.
Reuters ise Cuma günü Hamaney’e yakın olarak nitelendirdiği iki kaynağın İran’ın dini liderinin sağlığıyla ilgili sorulara sağlık durumunun kötüleştiği iddialarını yalanlayarak yanıtladıklarını aktardı.
İran rejiminde son sözü söyleyen Hamaney, İranlılar arasında son haftalarda, durdurulan nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması müzakerelerinin geleceğine ilişkin tahminlerle birlikte Hamaney’in sağlığıyla ilgili bazı haberlerin ve spekülasyonların ardından ekonomik krizin kötüleşmesinden duyulan korkuların ve hayat şartlarının kötüleşmesine yönelik halk arasındaki öfkenin alevlendiği bir dönemde yeniden halka açık bir toplantıya katıldı.
Hamaney, son kez kamuoyu önüne çıktığı 3 Eylül’de, İranlı yetkililer tarafından düzenlenen uluslararası bir dini konferansın katılımcılarıyla bir araya gelmişti. İran’ın resmi haber ajansları, geçtiğimiz hafta Hamaney’in bir grup sporcuyla bir araya geldiğine ilişkin haberler yayınladılar, ancak Hamaney’in internet sitesinde bu görüşmeyle ilgili herhangi bir resim ya da haber yer almadı.
Hamaney, geçtiğimiz hafta sonu, iktidardaki etkili din adamları arasında 48 saatlik toplantıların bitiminden sonra altı ayda bir gerçekleşen bir toplantı olan Uzmanlar Meclisi üyelerini kabul etmedi. Bu da nadiren rastlanan bir durum olarak dikkati çekti.
Siyaset ve din alanlarında etkin 88 din adamından (molla) oluşan Uzmanlar Meclisi’nin görevleri arasında, İran’ın Dini Lideri’nin ölmesi ya da görevini yerine getirememesi durumunda halefinin aday gösterilmesi ve performansının değerlendirilmesinin yanı sıra çeşitli rolleri olsa da birçok analiste göre bu rollerin büyük bölümü işlevsiz. Uzmanlar Meclisi Başkanı Ahmed Cenneti'nin (95) Hamaney'in otuz yıllık performansını  “Vilayet-i fakih, ülkeyi büyük olaylardan ve krizlerden kurtardı” diyerek savunması dikkat çekiciydi.
Hamaney, rejimin kurucusu Ayetullah Humeyni’nin 1989 yılındaki ölümünden sonra İran’ın liderliğine geçti. Hamaney o dönem, cumhurbaşkanı olarak görev yapıyordu. Hamaney'in bu göreve aday gösterilmesinde Meclis Başkanı olan eski Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani büyük rol oynadı.

Hamaney'in halefi
Hamaney ile Uzmanlar Meclisi arasında geleneksel hale gelen toplantının yapılmaması, mevcut liderin oğullarından birinin, özellikle de ortanca oğlu Mücteba Hamaney’in (53) halefi olabileceğine dair tartışmalara neden oldu. Mücteba Hamaney, babasının ofisini kontrol eden gizemli kişi olarak biliniyor.
Şubat 2011'den bu yana ev hapsinde tutulan İranlı reformist lider Mir Hüseyin Musevi, 8 Ağustos’ta dini liderlik konumuyla ilgili ‘miras komplosu kurulabileceği’ konusunda uyardı.
Musevi, resmi internet sitesinde yayınlanan bir blog yazısında, bazı çevrelerin ‘bir Şii liderin ölümünden sonra oğullarının görevi devralabileceğine’ ilişkin söylediklerine atıfta bulundu. Musevi, Hamaney yanlısı internet sitelerinin son zamanlarda İmamiye-i İsna'aşer'iyye (Onikiciler) sistemini benimseyen Şiiler arasında imamlığın babadan oğula geçmesiyle ilgili anlatıların yayınlamasına dikkati çekti.
Musevi’nin yazısından yaklaşık üç hafta sonra, Kum Şii İlim Havzası internet sitesi, Mücteba Hamaney'i adlandırırken ilk kez ‘Ayetullah’ unvanını kullanmasının ardından Musevi'nin bu uyarısı ciddiye alındı. Ayetullah unvanı, İran'da hiyerarşiye göre birinci sıradaki din adamlarına verilen ve onun rehber konumunu devralma olasılığının bir göstergesi olarak kabul edilen dini bir unvandır.
Bu unvan, Mücteba Hamaney'in ‘içtihad’ mertebesini elde etmek için Şii ilim havzası sisteminde son aşama olan ‘el-Harice’l-Fıkh ve’l-Usul’ derslerine katılmak isteyen öğrenciler için kayıtların başladığı duyurusunda kullanıldı.

Din adamlarından engel
Hamaney ve Uzmanlar Meclisi toplantısının iptal edilmesinin ardından sosyal medya sitelerinde, Uzmanlar Meclisi’nden 30 üyenin yokluğu nedeniyle Uzmanlar Meclisi toplantısının ’yeter sayıya ulaşılamamasından’ ötürü yapılamadığıyla ilgili paylaşımlar oldu.
Bir başka anlatıya göre Hamaney'in oğlu, Kum İlim Havzası’nda Nasır Mekarim Şirazi de dahil olmak üzere bir dizi üst düzey yetkiliyle bir araya geldi. Kaynaklara göre din adamları ‘Velayet-i Fakih’in bir liderlik şurası haline getirilmesinin ve münferit davadan (mutlak velayet-i fakihten) uzak tutulmasının gerektiğini vurguladılar. Bu da büyük bir şoka neden oldu.
Mekarim Şirazi’ye yakın bir kişinin Hamaney'in oğluna yönelik tutumunun ardından geçtiğimiz hafta ‘yolsuzluk ve rüşvet alma’ suçlamasıyla tutuklanması, Mekarim Şirazi’ye ‘baskı uygulandığı’ şeklinde yorumlandı. Mekarim Şirazi, ‘yolsuzluk suçlamasıyla tutuklanan kişiyle arasında herhangi bir akrabalık bağı olmadığını kanıtlaması, kendisine yönelik baskı ve propagandayı boşa çıkardı.
Bazı kaynaklar, Uzmanlar Meclisi’nin 30 üyesinin Mücteba Hamaney’in halefliğine karşı çıkmalarının onların boykot edilmelerine ve altı ayda bir yapılan toplantının engellenmesine yol açtığını söylediler. Ayrıca, toplantıya davet mektubunda, bir sonraki Velayet-i Fakih adayının seçiminden sorumlu olan komisyonun elde ettiği sonuçların açıklanacağına işaret edildiğini belirten kaynaklar, bu olayın ‘Uzmanlar Meclisi üyeleri arasında büyük bir bölünmenin olduğunu ortaya çıkardığını’ kaydettiler.
Hamaney'in ofisi, Mir Hüseyin Musevi'nin uyarısı hakkında yorum yapmazken İran Devrim Muhafızları Ordusu’na ( DMO) bağlı haber ajansları, İran'ın Suriye iç savaşına müdahalesini eleştirmesi nedeniyle Musevi’yi sert bir dille kınarken halef uyarısına değinmedi.
İran’ın Dini Lideri cephesinin halef meselesiyle ne kadar ciddi bir şekilde ilgilendiği henüz netlik kazanmadı, ancak Mücteba Hamaney’in halefliği fikri muhafazakar çizgideki şahinler ve Hamaney'in oğluyla yakından çalışan üst düzey DMO generalleri tarafından memnuniyetle karşılanacak gibi görünüyor.

Gölge adam
Öte yandan İran’da 2005 yılında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Mücteba Hamaney’in, babasının ofisindeki rolüne dikkat çekildi. Reformist lider Mehdi Kerrubi, söz konusu seçimler sırasında Mahmud Ahmedinecad'a atıfla Mücteba Hamaney'in adaylardan biri lehine seçimlere müdahalesine karşı Hamaney'e bir mektup göndermişti.
Ancak Mücteba Hamaney’in adı, 2009 seçimlerinde daha çok gündeme geldi. Bu kez protestocuları bastırmak ve seçimlere müdahale etmekle suçlandı. Yeşil Hareket protestolarına katılanlar ona karşı sert sloganlar attılar. Kerrubi, 2018 yılının Aralık ayında Hamaney'e son 30 yıldaki eylemlerinin sorumluluğunu üstlenmesini isteyen sert bir mesajların olduğu bir mektup gönderdi. Mektupta, “Oğlunuzu durdurmak istediniz, ama yapmadınız. 2009 yılında devrimci hareketi destekleyerek neler yaptığını, rejime ve devrime ne yaptığını gördüm” ifadelerini kullandı.
Reformist aktivist Mücteba Taczade, 2012 yılının Ocak ayında Mücteba Humeyni’yi doğrudan kendisinin ve eşinin tutuklanmasının arkasında olmakla suçladı. Taczade, 2016 yılında serbest bırakıldı. Yetkililer, geçtiğimiz Temmuz ayında Muhammed Hatemi'nin hükümetinde güvenlik alanında yüksek bir konumda yer alan Taczade’yi yasadışı toplanma, ulusal güvenliğe karşı komplo kurma ve rejim aleyhine propaganda yapma suçlamalarıyla yeniden tutukladılar.
Mücteba Hamaney, mevcut Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi de dahil olmak üzere İranlı yönetici sınıfının çoğunluğunu mezun eden okul olan Kum kentindeki ‘Alevi’ okulunda okudu. İran Dini Lideri Hamaney’in kültür danışmanı Gulam Ali Haddad Adil’in de damadı.
ABD, Cumhurbaşkanı Reisi ve oğul Hamaney dahil olmak üzere, Hamaney'in çevresindeki dokuz isme yaptırım uyguladı.

Benzer noktalar
İbrahim Reisi'nin İran’ın üçüncü dini lideri olma şansı yükseldikten sonra, dini liderin halefi meselesi ve onun yerini alabilecek adaylarla ilgili spekülasyonların takipçilerinin dikkatini çektiği açık.
Reisi, geçen yıl cumhurbaşkanlığı seçimlerinde reformist hareketin adaylarının saf dışı bırakılmasından sonra gerçek bir rekabetin olmadığı bu yarışta bir zafer kazandı. Cumhurbaşkanlığı, Hamaney'in imzaladığı bir kararnameyle Reisi’nin yargı erki başkanlığı görevini üstlenmesinden sonra, beş yıl içinde devraldığı ikinci büyük makam oldu.
Esasen Reisi, Hamaney'in 2015 yılı sonlarında kendisini Meşhed kentindeki sekizinci Şii imamın türbesinin yönetimini denetleyen Astan-ı Kuds-ü Razavi isimli vakfın başına seçmesinin ardından İran’ın dini liderliğine gelebilecek adaylar listesine girdi. Hamaney'in ofisine bağlı olan Astan-ı Kuds-ü Razavi Vakfı bünyesinde İran ekonomisinde faaliyet gösteren bir grup zengin şirketi barındırıyor.
DMO’ya yakın haber ajansları, Ayetullah Reisi unvanını kullanmaya başlarken 2016 yılının Nisan ayında yapılan ve dönemin DMO komutanları Muhammed Ali Caferi ve Kasım Süleymani’nin de katıldığı ender bir toplantı düzenlendi. Caferi ve Süleymani, DMO'nun yurtiçindeki ve bölgedeki faaliyetleri hakkında Reisi'ye brifing verdiler. Bu adım, ‘DMO komutanlarının İran’ın dini liderliğine yükselmesi beklenen bir adaya biatı’ olarak nitelendirildi.
Hamaney, geçtiğimiz ay İran’daki son cumhurbaşkanlığı seçiminin birinci yıldönümünde, ekonomik gerilemeyle ilgili eleştirilere ve nükleer anlaşmayı yeniden canlandırma amacıyla yapılan müzakerelerin uzamasına karşı hükümetin performansını şiddetle savundu.
Öte yandan Cumhurbaşkanı Reisi'nin önümüzdeki hafta Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu çalışmalarına katılmak üzere New York'a gitmesi bekleniyor. Reisi, burada Hamaney'in 22 Eylül 1987 tarihinde Körfez'de İran ile ABD arasındaki ‘tanker savaşının’ zirvesinde ülkenin cumhurbaşkanı olduğu sırada yaptığı konuşmayı hatırlatmaya çalışacak.
İran'daki eski tutuklular bu hafta Reisi'ye İran yargısındaki eski rolü nedeniyle New York mahkemelerinde dava açma sürecinde olduklarını söyledi. Bu hafta İran'daki eski tutuklular, Reisi'ye İran yargısındaki önceki rolü nedeniyle New York mahkemelerinde dava açma sürecinde olduklarını duyurdular. Duyuru, ABD yönetimine, Humeyni’nin fetvasına dayanan 1988 yılındaki infazları hayata geçirmekten sorumlu ölüm komisyonundaki rolü nedeniyle Reisi'ye ABD’ye seyahat vizesi verilmemesi yönünde yapılan çağrıların ardından yapıldı.
Reisi ve Hamaney arasında görevlerine başlamalarından önce üstlendikleri rollerin benzerliklerine rağmen, bazı analistler Reisi'nin şu anki performansının ülkedeki en yüksek makama ulaşma şansının azalmasına yol açabileceğini düşünüyor.

Reformist akımın gölgesi
Reformist akım tarafından desteklenen bir adayın gölgesi, Hamaney'e yakın isimlerden birinin onun yerini almasına yönelik özlemleri tehdit ediyor. İran’ın ilk Dini Lideri Ayetullah Humeyni’nin reformist kanadın şahinleriyle yakın bağları olan torunu Hasan Humeyni’nin ülkenin üçüncü dini lideri olabileceği düşünülüyor.
Hasan Humeyni, reformist kanadın yanı sıra dedesinin kuruluşuna yakın dini çevrelerin, özellikle de Hamaney'in yönetim tarzı konusunda çekinceleri olanların desteğini alıyor.
Hasan Humeyni, 2016 yılının Şubat ayında yapılan Uzmanlar Meclisi seçimlerine aday olarak dini çevrelerdeki rolünü güçlendirmeye çalıştıysa da evrakları tamamlanmadığı için adaylığı onaylanmadı. Humeyni, 2021 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olarak yeniden siyaset sahnesinde bir görev almak istedi. Fakat Hamaney, adaylığının ‘rejimin çıkarına olmayacağı’ tavsiyesinde bulundu.
Reformist akımın destekçileri de dahil olmak üzere Humeyni'nin yaklaşımını destekleyenler, Hasan Humeyni'nin adaylığına güveniyorlar. Eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, bir önceki Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve onun birinci yardımcısı İshak Cihangiri bu eğilimin önde gelen isimleri arasında yer alıyorlar.
Ruhani ve Cihangiri, son günlerde siyasi hareketliliklerini artırdılar.  Ruhani, geçtiğimiz ay halefi Reisi'yi cumhurbaşkanlığının ilk yılını tamamlaması vesilesiyle tebrik etti. İran devlet televizyonuna bağlı 'Jame Jam Online' sitesi, Ruhani'nin şubat ayında yapılması beklenen ‘parlamento seçimleri çerçevesinde siyaset sahnesine dönme hazırlıkları’ yaptığını belirtti. Site haberinde, ‘Ruhani, reformist akımın lideri rolünü oynamaya çalışıyor ve kendisini Haşimi Rafsancani'ye bir alternatif olarak sunuyor’ ifadelerine yer verdi.



Fed Başkanı Warsh, Trump'ı öfkelendirmeden faizi nasıl artırdı?

Trump, Warsh'un Fed başkanlığı için "en doğru seçim" olduğunu savunmuştu (Reuters)
Trump, Warsh'un Fed başkanlığı için "en doğru seçim" olduğunu savunmuştu (Reuters)
TT

Fed Başkanı Warsh, Trump'ı öfkelendirmeden faizi nasıl artırdı?

Trump, Warsh'un Fed başkanlığı için "en doğru seçim" olduğunu savunmuştu (Reuters)
Trump, Warsh'un Fed başkanlığı için "en doğru seçim" olduğunu savunmuştu (Reuters)

ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Kevin Warsh'un faiz artırma kararının yankıları sürüyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Fed başkanlığına aday gösterdiği Warsh'un liderliğindeki banka, çarşamba günkü kararla Temmuz 2023'ten bu yana ilk kez faiz artırımına gitmişti.  

Politika faizinin 25 baz puan artışla yüzde 3,75-4 aralığına yükseltildiği karar 12 üyenin oy birliğiyle alınmıştı.

Warsh, "Gerçek şu ki enflasyon çok yüksek ve çok uzun süredir böyle" derken, Fed'in enflasyonla mücadeleyi etkin şekilde sürdüreceğine yönelik öngörüler de güçlendi.

Diğer yandan Fed'in kararı, Trump'ın uzun süredir faizin düşürülmesi için bankaya baskı yapmasının ardından geldi.

Wall Street Journal'ın analizinde, ABD Başkanı'nın sözkonusu faiz artışına beklendiği kadar sert tepki göstermediğine dikkat çekiliyor.

Cumhuriyetçi lider, ilk açıklamasında "ABD'de faiz oranları yüzde 1 olmalıdır" demiş, daha sonra da Warsh'a güvendiğini fakat Fed başkanının "zorluk çıkaran" bir Federal Açık Piyasa Komitesi'yle (FOMC) uğraştığını savunmuştu. Komite üyelerini de "bir avuç politikacı" diye nitelemişti.

Analizde, Cumhuriyetçi liderin ılımlı tepkisinin "Beyaz Saray'la Fed arasındaki ilişkinin Warsh döneminde değiştiğinin şimdiye kadarki en açık işareti olduğu" belirtiliyor.

Trump, faiz kararı öncesinde Warsh'la telefonda görüştüğünü de söylemişti. WSJ'nin aktardığına göre bu görüşme yönetimden bazı üst düzey yetkililerin haberi olmadan gerçekleştirilmiş.

Warsh ise basın toplantısında Trump'la yaptığı görüşmeler hakkında konuşmayı reddetti ve faiz artışının Fed'in kendi değerlendirmelerinin sonucu olduğunu söyledi.

Kararın "soğukkanlı, ciddi ve sorumlu" bir şekilde alındığını belirten Fed başkanı, mayısta göreve geldiğinden beri bu konu üzerinde çalıştıklarını ifade etti. Warsh daha önce kararlarını siyasi hedeflerle değil ekonomik koşullardan hareketle vereceğini belirtmişti.

Öte yandan Trump'la Warsh arasındaki yakın ilişkinin uzun sürmeyebileceğine işaret ediliyor.

Fed'in kasımda düzenlenecek ara seçim öncesinde ekimde yeniden faiz artırması halinde Cumhuriyetçi liderin, Fed başkanı üzerindeki baskıyı artırmaya başlayabileceği yazılıyor.

CNN'in analizindeyse Fed'in siyasi baskı altında olduğu algısının güçlenmesi durumunda piyasaların bankaya güveninin sarsılabileceğine, enflasyon beklentilerinin değişebileceğine dikkat çekiliyor.

Reuters ise kararın oybirliğiyle alındığını hatırlatarak, yatırımcıların bunu Fed'in enflasyonla mücadeleyi sürdürdüğünün ve bağımsız hareket ettiğinin işareti olarak gördüğü yorumu yapılıyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters, CNN


Berlin'de solun yükselen yıldızı Elif Eralp: Politikalarımız kazanmalı

"Berlin'de güçlenirsek, politikalarımız da kazanır" diyen Elif Eralp'in seçimlerde SPD ve Yeşiller'in desteğine de ihtiyacı olacak (AFP)
"Berlin'de güçlenirsek, politikalarımız da kazanır" diyen Elif Eralp'in seçimlerde SPD ve Yeşiller'in desteğine de ihtiyacı olacak (AFP)
TT

Berlin'de solun yükselen yıldızı Elif Eralp: Politikalarımız kazanmalı

"Berlin'de güçlenirsek, politikalarımız da kazanır" diyen Elif Eralp'in seçimlerde SPD ve Yeşiller'in desteğine de ihtiyacı olacak (AFP)
"Berlin'de güçlenirsek, politikalarımız da kazanır" diyen Elif Eralp'in seçimlerde SPD ve Yeşiller'in desteğine de ihtiyacı olacak (AFP)

Almanya'nın başkenti Berlin'de 20 Eylül'de yapılacak Eyalet Meclisi seçimleri öncesinde Sol Parti'nin (Die Linke) Türk asıllı adayı Elif Eralp'in aldığı destek gündemde.

Kamu yayıncısı ZDF'nin 14-17 Eylül'de 1611 seçmenin katılımıyla Berlin Eyalet Meclisi seçimine ilişkin düzenlediği ankete göre Sol Parti yüzde 22, Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) yüzde 20, Almanya için Alternatif (AfD) Partisi yüzde 18, Yeşiller yüzde 15 ve Sosyal Demokrat Parti (SPD) yüzde 12 oy oranına sahip.

Ankette Berlin eyalet başbakan adaylarının aldığı destek oranları da belirlendi. Sol Parti'den Elif Eralp yüzde 25, CDU'dan Stefan Evers yüzde 24, Yeşiller'den Werner Graf da yüzde 12 destek aldı.

Financial Times'ın analizinde Eralp, New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani'ye göndermeyle “Berlin'in Mamdani'si” diye niteleniyor.

ABD'nin en büyük sosyalist örgütü Amerika Demokratik Sosyalistleri'ne (DSA) üye Mamdani, geçen yılki belediye başkanlığı seçimlerini kazanarak New York'u yöneten ilk Müslüman ve ilk Hint asıllı Amerikalı olmuştu.  

Seçimleri kazanması halinde 45 yaşındaki Eralp de 3,9 milyon nüfuslu Berlin'in ilk Türk kökenli belediye başkanı olabilir. 1980 darbesinin ardından Türkiye'den kaçan sol görüşlü bir ailenin kızı olan Eralp, 2017'de radikal sağcı AfD'nin Federal Meclis'e ilk kez girmesiyle Sol Parti'ye katıldığını söylüyor.

Mamdani'yle benzer şekilde göçmen kökeni, genç seçmenlere hitap eden tarzı ve sosyalist politikalarıyla öne çıkan Eralp, New York Belediye Başkanı'nın kampanya stratejistinin ilkbaharda Berlin'de kendisi ve partisine danışmanlık yaptığını belirtiyor.

Berlin'de konut arzındaki yetersizlik ve kira maliyetlerindeki artış, seçim kampanyasının temel tartışma konuları arasında yer alıyor.

Sol Parti, konut politikası kapsamında kira sınırlamalarının güçlendirilmesi, sosyal konutların artırılması ve tatil amaçlı kiralamalara yönelik kısıtlamalar getirilmesi gibi politikaları savunuyor.

Parti, şirketlere ait 220 bin konutun kamulaştırılmasını ve kamuya ait yaklaşık 400 bin konutta kira tavanı uygulanmasını istiyor. Planın maliyetine ilişkin tahminler 7 milyar ila 36 milyar euro arasında değişiyor. Die Linke, maliyetin belediyenin elde edeceği kira gelirleriyle zaman içinde karşılanabileceğini savunuyor.

Sol Parti, Gazze savaşı nedeniyle İsrail'e yönelik sert eleştirileriyle de öne çıkıyor. Analize göre parti Ukrayna savaşı konusunda da Rusya'ya daha yakın olan eski çizgisinden uzaklaştı. Moskova'ya yönelik bazı yaptırımların desteklendiği ancak Kiev'e silah gönderilmesine karşı çıkıldığı ve NATO'nun dağıtılmasının istendiği aktarılıyor.

Independent Türkçe, Financial Times, Euractiv


İran, İsrail'in vurduğu nükleer tesisi yeniden mi inşa ediyor?

ABD ve İsrail, İran'ın nükleer silah geliştirmeyi hedeflediğini öne sürse de Tahran yönetimi iddiaları defalarca reddetmişti (Reuters)
ABD ve İsrail, İran'ın nükleer silah geliştirmeyi hedeflediğini öne sürse de Tahran yönetimi iddiaları defalarca reddetmişti (Reuters)
TT

İran, İsrail'in vurduğu nükleer tesisi yeniden mi inşa ediyor?

ABD ve İsrail, İran'ın nükleer silah geliştirmeyi hedeflediğini öne sürse de Tahran yönetimi iddiaları defalarca reddetmişti (Reuters)
ABD ve İsrail, İran'ın nükleer silah geliştirmeyi hedeflediğini öne sürse de Tahran yönetimi iddiaları defalarca reddetmişti (Reuters)

ABD'li araştırma kuruluşunun incelemesine göre İran, İsrail'in bombaladığı nükleer tesisi yeniden inşa ediyor.

Washington merkezli Bilim ve Uluslararası Güvenlik Enstitüsü'nün perşembe yayımladığı araştırmada değerlendirilen uydu görüntülerine göre İran, Tahran'ın yaklaşık 30 kilometre güneydoğusundaki Parçin askeri kompleksinde bulunan Taleghan 2 tesisinde kapsamlı onarım çalışmaları yürütüyor.

Tesis, Ekim 2024'te İsrail ordusunun düzenlediği saldırıda hedef alınmıştı. ABD ve İsrail'in bu yıl 28 Şubat'ta başlattığı savaşta da tesis tekrar İsrail Hava Kuvvetleri tarafından martta bombalanmıştı.

13 Eylül tarihli uydu görüntülerinin incelendiği araştırmada şu ifadelere yer verildi:

İnşaat sahasının her yerinde yoğun faaliyetler gözlemleniyor. Damperli kamyonlar, buldozerler, beton pompası taşıyan kamyonlar, beton karıştırıcıları ve vinçler dahil olmak üzere inşaat araçları, tesisi yeniden inşa etmek için aktif olarak çalışıyor.

Araştırmada, tesisteki ilk onarım çalışmalarının Haziran 2026'da gerçekleştiği, İsrail'in Taleghan 2'ye yönelik saldırıda kullandığı sığınak delici bombaların neden olduğu hasarın giderilmeye çalışıldığı belirtiliyor. Muhtemel hava saldırılarına karşı ek korumaların inşa edildiği de aktarılıyor.

İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), İran'ın bu tesisi 1990'ların sonlarından 2003'e kadar süren ve gizli nükleer silah programı olduğu savunulan AMAD Projesi kapsamında inşa ettiğini iddia ediyor. İsrail ordusu, tesiste "ileri seviye patlayıcılar geliştirildiğini ve hassas deneyler yürütüldüğünü" iddia ediyor. Diğer yandan Tahran yönetimi, nükleer silah geliştirdiğine dair iddiaları defalarca reddetmişti.

ABD ve İsrail, geçen yıl 13 Haziran'da İran'a saldırı başlatmıştı. ABD-İran nükleer müzakereleri sırasında düzenlenen ve 12 gün süren saldırılarda, İran'ın uranyum depoladığı düşünülen nükleer tesisler hedef alınmıştı.

Diğer yandan İran Atom Enerjisi Kurumu Sözcüsü Behruz Kemalvendi, bu hafta düzenlenen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın 70. Genel Konferansı'nda yaptığı konuşmada, İran'ın tehditler nedeniyle nükleer tesislerini korumak istediğini ancak bunun Batı medyası tarafından tesislerde gizli faaliyetler yürütülüyormuş gibi çarpıtılarak aktarıldığını belirtmişti.

İran'ın nükleer enerjiyi sağlık, tıp ve tarım gibi alanlarda kullandığını fakat silah geliştirmediğini vurgulamıştı.

Independent Türkçe, Times of Israel, Iran International, Tesnim