Azerbaycan - Ermenistan çatışması Avrupa paradoksunu mu ortaya çıkardı?

Gözlemciler, Bakü'nün, tedarik ettiği doğalgaza olan bağımlılığın artmasından sonra Batı'nın tepkisini test etmek istediğini düşünüyorlar.

Azerbaycan ile Ermenistan arasında 2020 yılının Temmuz ayında yaşanan en kötü çatışmaların ardından Azerbaycan sınırındaki Cermuk kasabasında dolaşan bir Ermeni komutan (AFP)
Azerbaycan ile Ermenistan arasında 2020 yılının Temmuz ayında yaşanan en kötü çatışmaların ardından Azerbaycan sınırındaki Cermuk kasabasında dolaşan bir Ermeni komutan (AFP)
TT

Azerbaycan - Ermenistan çatışması Avrupa paradoksunu mu ortaya çıkardı?

Azerbaycan ile Ermenistan arasında 2020 yılının Temmuz ayında yaşanan en kötü çatışmaların ardından Azerbaycan sınırındaki Cermuk kasabasında dolaşan bir Ermeni komutan (AFP)
Azerbaycan ile Ermenistan arasında 2020 yılının Temmuz ayında yaşanan en kötü çatışmaların ardından Azerbaycan sınırındaki Cermuk kasabasında dolaşan bir Ermeni komutan (AFP)

Leyla el-Mur
Azerbaycan-Ermenistan sınırında 13 Eylül'de yaşanan çatışmalar, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan arasında Nisan, Mayıs ve son olarak 31 Ağustos'ta Brüksel'de Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel'in himayesinde, bölgesel temaslara açılım ve Sınırların Çizilmesi ve Güvenliği Komisyonu'nun çalışmalarının başlatılması konusunda bir anlaşmaya varmak amacıyla yapılan görüşmelerin yeşerttiği umutları söndürdü.
Son çatışmalarda her iki taraf da (Ermenistan 150 askerini, Azerbaycan ise 70 askerini kaybetti) zayiat verdi. 2020 yılında Dağlık Karabağ'ın kırsal bölgelerinde savaşın sona ermesinden bu yana en şiddetlisiydi. Dağlık Karabağ’da 44 gün süren çatışmalar, Bakü'nün bölgenin başkenti Şuşa'nın ve bazı bölgelerin kontrolünü yeniden ele geçirmesiyle, bazı bölgelerin ise Erivan'ın kontrolünde kalmasıyla sonuçlandı.
Son çatışmalarda yeni olan ise her zamanki çatışma alanlarında değil, iki ülke arasındaki sınırlarda gerçekleşmesi ve Ermenistan'ın üç noktasına kadar uzanmasıydı. Fransa merkezli Avrupa Öngörü ve Güvenlik Enstitüsü Başkanı (IPSE) Emmanuel Dupuy, bunun ‘odaklanılması gereken nokta’ olduğunu söyledi. Dupuy’a göre çatışmaların şimdi, yani iki ülke arasında bir anlaşmaya varıldığına dair bir takım işaretlerin ortaya çıktığı bir zamanda patlak vermesi gayet doğal.
Dupuy, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
“Bunda bir terslik görmüyorum, çünkü hem Ermenistan hem de Azerbaycan tarafındaki şahinler çözüm istemiyorlar. Önemli bir diaspora topluluğu tarafından kışkırtılan Ermeniler ve yurtdışındaki lobiler, Ermenistan'ın 2020 yılındaki savaşta kaybettiği ve onlarca yıldır kontrolü altında olan toprakları geri alma arzusunu körüklerken, Azerbaycan tarafında daha fazla bölgenin geri alınmasını isteyenler var.”

Batı'nın tepkisi
Dikkati çeken ikinci nokta ise çatışmaların yoğunluğu oldu. Taraflar arasında 4 Kasım 2020 tarihinde Rusya'nın himayesinde bir ateşkesin imzalanmasından bu yana ihlaller devam etse de bu ihlaller birkaç gün önceki şiddet düzeyine hiç ulaşamamıştı.
Ermenistan’da Bölgesel Araştırmalar Merkezi Müdürü akademisyen Richard Giragosian, Barış ve Savaş Araştırmaları Merkezi için yazdığı makalesinde, bombardımanın gücü ve sekiz saat boyunca kullanılan silahlar ve bıraktıkları ağır hasar, çatışmalar için önceden bir hazırlık yapıldığını ve bunun Ermeni tarafının ihlallerine tepki olarak o anın sonucu olmadığını gösterdiğini söyledi.
Zamanlama açısından ise çatışmalar, Rusya’nın Ukrayna’daki geniş alanlardan çekildiği ve Moskova’nın bununla meşgul olduğu bir döneme denk geldi. Ayrıca ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi'nin bölgeye yaptığı ziyaretle ve Washington'ın bölgeden çok dauzakta olmayan Çin'in nüfuzunu bastırma rolüyle ilgilendiği bir zamanda gerçekleşti.
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın tutumu ise halen zayıf. Bu alanda uzman Neil Watson'a göre Rusya'nın himayesinde ateşkes anlaşması imzalarken, ülkesindeki birçok ses ona karşı çıkıyordu ve aynı sesler, onu ‘siyasi geleceği tehdit altındayken bile’ Azerbaycan’a sürekli tavizler vermekle suçluyor.
Moskova'nın Ukrayna'daki savaşla meşgul olmasının etkilerinden biri de Rusya, Fransa ve ABD'nin yer aldığı Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubu'nda bir rolünün olmaması ve dolayısıyla artık AGİT toplantılarına katılamayacağıdır.
Azerbaycan’ın özellikle Avrupa'nın son zamanlarda Güney Avrupa ülkelerini besleyen ve İtalya'dan geçen doğalgaz boru hattı aracılığıyla Azerbaycan’dan tedarik edilen gaza olan bağımlılığının artması sonrası artık güçlü bir konumda olması nedeniyle Batı’nın tepkisinin test etmek istediği söylenebilir. Azerbaycan’dan Avrupa’ya ihraç edilen doğalgazın hacmi 7,3 milyar metreküpe ulaştı ve 30'luk bir artışla 12 milyar metreküpe ulaşması bekleniyor. Ancak doğalgaz ihracatı, Bakü’nün komşusu Ermenistan ile karşı karşıya gelmesinde fazla ileri gidebileceğinin garantisi olmamalı.
Emmanuel Dupuy, doğalgaz faktörünün elbette bir rolü olduğunu ve Avrupa'nın bu kaynağa olan ihtiyacı hakkında bir fikir verebileceğini, ancak Avrupa’nın doğalgaza ihtiyacı olduğu bahanesiyle Ukrayna'da olanlara verilen tepkilerle karşılaştırıldığında, yaşananlara herhangi bir tepkinin verilmemesi arasında açıkça bir paradoks olduğunu düşünen bazı basın kuruluşları ve kamuoyu tarafından başlatılan bir karşı kampanya ile karşılandığını söyledi. Bunun da özellikle İskandinav ülkeleri insan hakları konularına daha fazla bağlı olduklarından uluslararası toplumun Azerbaycan'a alanı süresiz olarak açık bırakabileceği anlamına gelmeyeceğini belirten Dupuy’a göre bu sadece Avrupa'da birleşik bir tutum olmadığını gösterir.

AB’nin nüfuzu
Dupuy, Avrupa Birliği’nin (AB) bu coğrafi bölgedeki nüfuzunun ne olduğuyla ilgili bir soruyu ise şöyle yanıtladı:
“Bu bölgede olduğumuzu gözden kaçırmamalıyız. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Paşinyan'la konuşmuş olsa bile bui meseleleri çözebileceğimiz anlamına gelmiyor. Yaşananlar Minsk Grubu'nun ne kadar etkisiz olduğunu ve AB’nin nüfuzunun sınırlarını gösteriyor. Bu bölgede Rusya ile Türkiye arasında sıkı bir rol dağılımı var. Mevzilerin iç içe geçmiş ve her iki ülkenin de 2000 yılında kurulan ve 4. maddesi Türkiye'nin savunmasını şart koşan Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü'ne (KGAÖ) üye olduğu belirtilmeli. Bu madde, NATO’ya üye ülkelerin silahlı bir saldırıya uğrayan herhangi bir üye ülkeye yardım etmelerini öngören 5. maddesine benzer.”
Ukrayna'daki savaşın yansımalarından biri de sınırlarının kesin olarak çizilmediği iki eski Sovyetler Birliği ülkesi olan Kırgızistan ve Tacikistan arasındaki son çatışmalardır. Dupuy’a göre, KGAÖ üyeleri arasındaki dayanışmanın iyi durumda olmadığı söylenebilir.
Bu yüzden yaşananlar, tüm zorluklara rağmen Rusya'nın bu bölgedeki durum üzerindeki kontrolünün bir testi olarak kabul edilebilir. Paşinyan ve İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin Putin ile temasa geçmesi Putin'in askeri operasyonun durdurulması talimatını vermesi nedeniyle Moskova, son sözün sahibi olmaya devam ediyor.
Bu çatışmaların esasen Rusya’yı zayıflattığını düşünen Dupuy, şunları söyledi:
“Çünkü (Rusya) Ermenistan'ın güvenliğini garanti ediyor, ama bunu sağlayamıyor. Silahların susmasını isteyen oydu. Azerbaycan da Batılı ülkeleri test ediyor. Kasım 2020'de roller Türkiye ve Rusya arasında bölündü. Rusya, anlaşmanın askeri yönünü, Türkiye ise siyasi yönünü üstlendi. Gerek Ukrayna'da, gerek Azerbaycan'da, gerekse Karadeniz'de olsun, iki ülke arasında fikir birliği söz konusu. Türkiye, Karadeniz ile Hazar Denizi arasında bir bağlantı noktası rolü oynamayı istiyor.”
Ennihayetinde ki ülke arasında barış kaçınılmaz. Paşinyan'ın konumu ve siyasi geleceği, sakinlerinin çoğunluğunun Ermeni olmasına rağmen Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini teyit eden uluslararası dört kararın çıkarıldığı bir bölge olan Dağlık Karabağ'ı geri almak isteyen şahinler tarafından tehdit ediliyor.
Fakat Erivan ekonomik sıkıntılarla boğuşuyor. Ülke, Rusya'ya ve Ermenilere bağımlı hale geldi. Başbakan Paşinyan, tek çözümün ekonomik büyümeyi sağlamak ve Moskova'ya olan bağımlılığı azaltmak için bir barış anlaşmasına varmak olduğunun farkında.
Öte yandan Azerbaycan da her zaman silahların gücüne güvenemeyeceği ve güç mantığı, kendisine fazla ilerleme sağlamayacağı için iletişim kanallarının açık kalmasının ne kadar önemli olduğunu biliyor. Bu yüzden ulaşım ağının ve ticaret yollarının etkinleştirilmesi tek çözüm yolu olarak kalmaya devam ediyor. Ateşkes de kalıcı bir çözüm değil. İki ülke arasında sınırların çizilmesi ve bir barış anlaşmasına varılması gerekiyor.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



Hindistan'ın kuzeydoğusundaki sellerde yaklaşık 100 kişi hayatını kaybetti

Hindistan'ın Assam eyaletindeki Kalapani köyünde meydana gelen selden görüntüler, 5 Ağustos 2026 (EPA)
Hindistan'ın Assam eyaletindeki Kalapani köyünde meydana gelen selden görüntüler, 5 Ağustos 2026 (EPA)
TT

Hindistan'ın kuzeydoğusundaki sellerde yaklaşık 100 kişi hayatını kaybetti

Hindistan'ın Assam eyaletindeki Kalapani köyünde meydana gelen selden görüntüler, 5 Ağustos 2026 (EPA)
Hindistan'ın Assam eyaletindeki Kalapani köyünde meydana gelen selden görüntüler, 5 Ağustos 2026 (EPA)

Hindistan'ın kuzeydoğusundaki Assam eyaletinde son yılların en şiddetli sellerinden biri yaşanırken, yayımlanan son resmi rakamlara göre sel felaketinde en az 97 kişi hayatını kaybetti. Köyler sular altında kalırken evler ve tarım arazileri de felaketten etkilendi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre Assam'daki seller yaklaşık 170 bin kişiyi etkilerken, taşan nehirlerin evleri basması binlerce kişinin geçici sığınma merkezlerine sığınmasına neden oldu.

Ayrıca, Paris şehrinin yüzölçümünün yaklaşık bir buçuk katına denk gelen 14 bin hektardan fazla tarım arazisi sular altında kaldı.

Hindistan'ın Assam eyaletindeki Kalapani köyünde meydana gelen selden görüntüler, 5 Ağustos 2026 (EPA)
Hindistan'ın Assam eyaletindeki Kalapani köyünde meydana gelen selden görüntüler, 5 Ağustos 2026 (EPA)

AFP muhabiri, en ağır hasarın yaşandığı Sivasagar bölgesinde bazı evlerin yarıya kadar sular altında kaldığını, kökünden sökülmüş ağaçların ve çamura gömülmüş araçların bulunduğunu kaydetti.

Assam Eyaleti Başbakanı Himanta Biswa Sarma, bugün köpeğini sel sularından kurtarmaya çalışırken hayatını kaybeden 13 yaşındaki bir çocuğun ailesini teselli ettiği anlara ait bir video paylaştı.

Sarma paylaşımında, "Hiçbir ebeveyn çocuğuna veda etmek zorunda kalmamalıdır" ifadelerini kullandı.

Hindistan'ın Assam eyaletindeki Kalapani köyünde meydana gelen selden görüntüler, 5 Ağustos 2026 (EPA)
Hindistan'ın Assam eyaletindeki Kalapani köyünde meydana gelen selden görüntüler, 5 Ağustos 2026 (EPA)

Bölgeyi dün ziyaret eden Hindistan Sağlık ve Aile Refahı Bakanı J.P. Nadda ise yıkımın boyutunun çok büyük olduğunu ve normale dönmenin zaman alacağını söyledi.

Bakan, gazetecilere yaptığı açıklamada, "Sular birbiri ardına köyleri yutuyor" ifadelerini kullandı.

Hindistan alt kıtasının büyük bölümünde olduğu gibi Assam eyaletinde de; haziran ve eylül ayları arasındaki muson mevsiminde, Hindistan'ın en büyük nehirlerinden Brahmaputra ile çok sayıda kolunun taşmasıyla seller sıkça görülüyor.

Ancak uzmanlar, iklim değişikliğinin yanı sıra iyi planlanmamış kalkınma hamlelerinin bu afetlerin sıklığını ve şiddetini artırdığını belirtiyor.

Bölge sakinleri ve yetkililer, komşu Nagaland eyaletindeki yasa dışı kömür madenciliğinin selin şiddetini artırdığını ve felaketin daha önce tarihi olarak su baskınlarına maruz kalmayan bölgelere de sıçradığına dikkat çekti.

Hindistan'ın Assam eyaletindeki Kalapani köyünde meydana gelen selden görüntüler, 5 Ağustos 2026 (EPA)
Hindistan'ın Assam eyaletindeki Kalapani köyünde meydana gelen selden görüntüler, 5 Ağustos 2026 (EPA)

Başbakan Sarma, bu konuyu Yeni Delhi'deki merkezi hükümetin gündemine taşıyacağını belirtti.

İklim çalışmaları yürüten "Climate Trends" grubu ise eyaletteki sellerin şiddetlenmesinin; küresel ısınma ile nehir dinamiklerindeki değişimlerin etkileşiminden kaynaklandığını, ayrıca nüfusun bu risklere karşı daha savunmasız hale gelmesiyle felaketlerin daha sık, karmaşık ve maliyetli bir hal aldığını ifade etti.


Tayland'da bir okulda meydana gelen silahlı saldırıda 2 kişi öldü, 15 kişi yaralandı

Bangkok'un kuzeybatı banliyölerindeki Debserin Nonthaburi okulunda silahlı saldırının ardından öğrenciler okuldan aceleyle dışarı çıktı (Reuters)
Bangkok'un kuzeybatı banliyölerindeki Debserin Nonthaburi okulunda silahlı saldırının ardından öğrenciler okuldan aceleyle dışarı çıktı (Reuters)
TT

Tayland'da bir okulda meydana gelen silahlı saldırıda 2 kişi öldü, 15 kişi yaralandı

Bangkok'un kuzeybatı banliyölerindeki Debserin Nonthaburi okulunda silahlı saldırının ardından öğrenciler okuldan aceleyle dışarı çıktı (Reuters)
Bangkok'un kuzeybatı banliyölerindeki Debserin Nonthaburi okulunda silahlı saldırının ardından öğrenciler okuldan aceleyle dışarı çıktı (Reuters)

Tayland makamları, bugün bir okulda bir öğrencinin açtığı ateş sonucu en az bir öğretmen hayatını kaybederken 15 kişinin de yaralandığını, saldırganın ise intihar ettiğini açıkladı.

Nonthaburi Eyaleti Polis Şefi Yarbay Decharapi Kongdej, Reuters'a yaptığı açıklamada olay haberini doğrulayarak şüphelinin yaşamına son verdiğini belirtti; yaralılar arasında bir öğretmen ile üç öğrencinin bulunduğunu kaydetti.

Olay, Bangkok'un kuzeyindeki Nonthaburi eyaletine bağlı Bang Kruai bölgesinde gerçekleşti. Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre 18 yaşındaki bir öğrenci, başta seslerin havai fişeklerden kaynaklandığını sandığını belirterek, "İlk başta bunun bir silahlı saldırı olduğunu düşünmedim. Peş peşe birçok el ateş edildi, ardından bir sessizlik oldu. Sonra silah sesleri yeniden yankılanmaya başladı" dedi.

Acil durum ekipleri tarafından paylaşılan fotoğraflarda, Bangkok'un kuzeybatı banliyölerinde yer alan Debsirin Nonthaburi Okulu'ndan öğrencilerin dışarıya koştuğu, olay yerinde ise ambulansların bulunduğu görüldü. Fotoğrafların birinde bir kişinin sedyeyle ambulansa taşındığı, bir diğerinde ise bir sağlık görevlisinin yaralıya müdahale ettiği görülüyor. Şubat ayında da Tayland'ın güneyindeki Hat Yai bölgesinde bir okulda düzenlenen silahlı saldırıda bir öğretmen hayatını kaybetmiş, bir öğrenci de yaralanmıştı.


Tayvan'dan olası Çin işgaline karşı 2026'nın en geniş kapsamlı askeri tatbikatı

Amfibi çıkarma harekâtına karşı eğitim tatbikatı (AFP)
Amfibi çıkarma harekâtına karşı eğitim tatbikatı (AFP)
TT

Tayvan'dan olası Çin işgaline karşı 2026'nın en geniş kapsamlı askeri tatbikatı

Amfibi çıkarma harekâtına karşı eğitim tatbikatı (AFP)
Amfibi çıkarma harekâtına karşı eğitim tatbikatı (AFP)

Tayvan, olası bir Çin işgaline karşı hazırlıklarını güçlendirmek amacıyla bugün yılın en kapsamlı askeri tatbikatını başlattı. Egemen ada yönetimi, olası saldırı senaryosuna karşı hem ordusunu hem de sivil halkı hazırlamayı hedefliyor.

Savunma Bakanlığı yetkililerine göre 14 Ağustos'a kadar sürecek yıllık Han Kuang tatbikatında düzenli birlikler ve yedek kuvvetler, adaya yönelik olası saldırıya nasıl karşılık verileceği senaryoları üzerinde eğitim alacak.

Tatbikat kapsamında siviller de internet hızının kasıtlı olarak düşürülmesi ve hava saldırıları sırasında izlenecek prosedürleri içeren eğitimlere katılacak.

Şehir merkezlerinde düzenlenen askeri tatbikatlardan, (DPA)
Şehir merkezlerinde düzenlenen askeri tatbikatlardan, (DPA)

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Çin, Tayvan'ın topraklarının bir parçası olduğunu savunurken, 23 milyon nüfuslu adayı ana karayla birleştirmek için güç kullanma seçeneğini dışlamıyor.

Pekin son yıllarda Tayvan üzerindeki askeri baskısını artırdı. Çin savaş uçakları ve savaş gemileri neredeyse her gün adanın çevresinde faaliyet görülürken, geniş çaplı askeri tatbikatlar da düzenleniyor.

Bugün başlayan tatbikatta onlarca yedek asker Tayvan Boğazı kıyısında konuşlanarak, olası çıkarma harekâtında Çin birliklerinin kullanabileceği hedeflere yerli üretim silahlarla ateş açtı. Taipei'deki bir okul bahçesinde ise yedek birlikler havan topları ile M4A1 piyade tüfeklerini kullanma eğitimi aldı.

Adanın güneyinde donanmaya ait gemiler, aralarında bir denizaltı da olmak üzere görev yaparken; tanklar ve diğer zırhlı araçlar ülkenin orta kesimlerinde şafak öncesi tatbikat gerçekleştirdi. Askeri nakliye helikopterleri de farklı bölgelere uçuşlar gerçekleştirdi.

Taipei'de havan topu eğitimi, (EPA)
Taipei'de havan topu eğitimi, (EPA)

Tatbikat öncesinde kimliğinin açıklanmamasını isteyen üst düzey Tayvanlı savunma yetkilisi, "Son yıllarda Han Kuang tatbikatlarının gerçek savaş senaryolarına daha fazla benzemesi için sürekli çalışıyoruz. Böylece birliklerimiz gerçek operasyonel kabiliyetlerini test edebiliyor" ifadelerini kullandı.

Toplumun tamamını kapsayan savunma hazırlığı

Bu yılki tatbikatlarda komuta ve kontrol yapısının merkezi olmamasına ağırlık veriliyor. Böylece sahadaki komutan ve subayların, üst kademeden talimat beklemeden kendi kararlarını verebilmesi amaçlanıyor.

Tatbikatta ayrıca, keşif ve taarruz amaçlı insansız hava araçlarının (İHA) diğer saldırı unsurlarıyla koordineli kullanılmasını içeren "drone öldürme zinciri" operasyonları da uygulanıyor.

ABD'nin desteğini alan Tayvan, savunma harcamalarını artırırken, Çin'e karşı olası bir asimetrik savaşta kullanılmak üzere İHA’lar da dahil olmak üzere daha küçük ve daha esnek silah sistemlerini envanterine katıyor.

Tayvan donanmasına ait bir denizaltı tatbikatlarda, (AFP)
Tayvan donanmasına ait bir denizaltı tatbikatlarda, (AFP)

Washington'un savunma harcamalarını artırma yönündeki baskısı altında bulunan Tayvan, savunma bütçesini 2030 yılına kadar gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 5'ine çıkarmayı taahhüt etti. Ancak parlamentoda çoğunluğu elinde bulunduran muhalefetle savunma harcamalarının büyüklüğü konusunda görüş ayrılığı yaşanıyor.

Mayıs ayında Çin Milliyetçi Partisi (Kuomintang) ile Tayvan Halk Partisi, parlamentodan 25 milyar dolarlık özel savunma bütçesini geçirdi. Söz konusu bütçe, iktidardaki Demokratik İlerleme Partisi hükümetinin talep ettiği miktarın yaklaşık üçte birini kaşılıyor.

Tayvan Devlet Başkanı Lai Ching-te, dün yaptığı açıklamada, "Çin Komünist Partisi'nin otoriterliği genişlemeyi sürdürdükçe, kızıl terör de dünyanın her köşesine yayılıyor" ifadelerini kullandı. Lai, Tayvan'ın "ulusal savunmasını geliştirmeyi, toplumun tamamını kapsayan bir savunma sistemi oluşturmayı ve toplumsal dayanıklılığı güçlendirmeyi" sürdüreceğini söyledi.

Tayvan ordusuna bağlı özel kuvvetler tatbikatlarda, (AFP)
Tayvan ordusuna bağlı özel kuvvetler tatbikatlarda, (AFP)

Yetkililer ayrıca, savaş ya da doğal afetlere adanın tamamını hazırlamayı amaçlayan kent dayanıklılığı tatbikatları da düzenledi. Bu kapsamda orta ve kuzey bölgelerde gerçekleştirilecek hava saldırısı tatbikatları sırasında cep telefonu internet hızları 30 dakika süreyle düşürülecek ve halkın iletişim kesintilerine hazırlıklı olması sağlanacak.

Tayvan ayrıca, Çin'in olası deniz ablukasını canlandıran senaryolar kapsamında donanma ve sahil güvenlik gemilerini ikmal konvoylarına refakat etmek üzere görevlendirecek. Yetkililer, fabrikaların savaş döneminde üretimi sürdürme kapasitesinin de değerlendirileceğini, askeri ve sivil tesislerin savaş koşullarında yeniden konuşlandırılmasına yönelik uygulamaların test edileceğini ifade etti.

Savunma Bakanı Wellington Koo ise bugün yaptığı açıklamada, "Eğitim her zaman geliştirilebilir" diyerek, Tayvan'ın "barış döneminde en üst düzey hazırlık seviyesine ulaşmak ve savaş zamanında görevlerini yerine getirebilmek için yoğun ve kararlı şekilde çalışmalarını sürdüreceğini" ifade etti.

Tayvan ordusuna bağlı özel kuvvetler tatbikatlarda, (AFP)
Tayvan ordusuna bağlı özel kuvvetler tatbikatlarda, (AFP)

Yetkililer ayrıca, savaş ya da doğal afetlere adanın tamamını hazırlamayı amaçlayan kent dayanıklılığı tatbikatları da düzenledi. Bu kapsamda orta ve kuzey bölgelerde gerçekleştirilecek hava saldırısı tatbikatları sırasında cep telefonu internet hızları 30 dakika süreyle düşürülecek ve halkın iletişim kesintilerine hazırlıklı olması sağlanacak.

Tayvan ayrıca, Çin'in olası deniz ablukasını canlandıran senaryolar kapsamında donanma ve sahil güvenlik gemilerini ikmal konvoylarına refakat etmek üzere görevlendirecek. Yetkililer, fabrikaların savaş döneminde üretimi sürdürme kapasitesinin de değerlendirileceğini, askeri ve sivil tesislerin savaş koşullarında yeniden konuşlandırılmasına yönelik uygulamaların test edileceğini ifade etti.

Savunma Bakanı Wellington Koo ise bugün yaptığı açıklamada, "Eğitim her zaman geliştirilebilir" diyerek, Tayvan'ın "barış döneminde en üst düzey hazırlık seviyesine ulaşmak ve savaş zamanında görevlerini yerine getirebilmek için yoğun ve kararlı şekilde çalışmalarını sürdüreceğini" ifade etti.