Azerbaycan - Ermenistan çatışması Avrupa paradoksunu mu ortaya çıkardı?

Gözlemciler, Bakü'nün, tedarik ettiği doğalgaza olan bağımlılığın artmasından sonra Batı'nın tepkisini test etmek istediğini düşünüyorlar.

Azerbaycan ile Ermenistan arasında 2020 yılının Temmuz ayında yaşanan en kötü çatışmaların ardından Azerbaycan sınırındaki Cermuk kasabasında dolaşan bir Ermeni komutan (AFP)
Azerbaycan ile Ermenistan arasında 2020 yılının Temmuz ayında yaşanan en kötü çatışmaların ardından Azerbaycan sınırındaki Cermuk kasabasında dolaşan bir Ermeni komutan (AFP)
TT

Azerbaycan - Ermenistan çatışması Avrupa paradoksunu mu ortaya çıkardı?

Azerbaycan ile Ermenistan arasında 2020 yılının Temmuz ayında yaşanan en kötü çatışmaların ardından Azerbaycan sınırındaki Cermuk kasabasında dolaşan bir Ermeni komutan (AFP)
Azerbaycan ile Ermenistan arasında 2020 yılının Temmuz ayında yaşanan en kötü çatışmaların ardından Azerbaycan sınırındaki Cermuk kasabasında dolaşan bir Ermeni komutan (AFP)

Leyla el-Mur
Azerbaycan-Ermenistan sınırında 13 Eylül'de yaşanan çatışmalar, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan arasında Nisan, Mayıs ve son olarak 31 Ağustos'ta Brüksel'de Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel'in himayesinde, bölgesel temaslara açılım ve Sınırların Çizilmesi ve Güvenliği Komisyonu'nun çalışmalarının başlatılması konusunda bir anlaşmaya varmak amacıyla yapılan görüşmelerin yeşerttiği umutları söndürdü.
Son çatışmalarda her iki taraf da (Ermenistan 150 askerini, Azerbaycan ise 70 askerini kaybetti) zayiat verdi. 2020 yılında Dağlık Karabağ'ın kırsal bölgelerinde savaşın sona ermesinden bu yana en şiddetlisiydi. Dağlık Karabağ’da 44 gün süren çatışmalar, Bakü'nün bölgenin başkenti Şuşa'nın ve bazı bölgelerin kontrolünü yeniden ele geçirmesiyle, bazı bölgelerin ise Erivan'ın kontrolünde kalmasıyla sonuçlandı.
Son çatışmalarda yeni olan ise her zamanki çatışma alanlarında değil, iki ülke arasındaki sınırlarda gerçekleşmesi ve Ermenistan'ın üç noktasına kadar uzanmasıydı. Fransa merkezli Avrupa Öngörü ve Güvenlik Enstitüsü Başkanı (IPSE) Emmanuel Dupuy, bunun ‘odaklanılması gereken nokta’ olduğunu söyledi. Dupuy’a göre çatışmaların şimdi, yani iki ülke arasında bir anlaşmaya varıldığına dair bir takım işaretlerin ortaya çıktığı bir zamanda patlak vermesi gayet doğal.
Dupuy, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
“Bunda bir terslik görmüyorum, çünkü hem Ermenistan hem de Azerbaycan tarafındaki şahinler çözüm istemiyorlar. Önemli bir diaspora topluluğu tarafından kışkırtılan Ermeniler ve yurtdışındaki lobiler, Ermenistan'ın 2020 yılındaki savaşta kaybettiği ve onlarca yıldır kontrolü altında olan toprakları geri alma arzusunu körüklerken, Azerbaycan tarafında daha fazla bölgenin geri alınmasını isteyenler var.”

Batı'nın tepkisi
Dikkati çeken ikinci nokta ise çatışmaların yoğunluğu oldu. Taraflar arasında 4 Kasım 2020 tarihinde Rusya'nın himayesinde bir ateşkesin imzalanmasından bu yana ihlaller devam etse de bu ihlaller birkaç gün önceki şiddet düzeyine hiç ulaşamamıştı.
Ermenistan’da Bölgesel Araştırmalar Merkezi Müdürü akademisyen Richard Giragosian, Barış ve Savaş Araştırmaları Merkezi için yazdığı makalesinde, bombardımanın gücü ve sekiz saat boyunca kullanılan silahlar ve bıraktıkları ağır hasar, çatışmalar için önceden bir hazırlık yapıldığını ve bunun Ermeni tarafının ihlallerine tepki olarak o anın sonucu olmadığını gösterdiğini söyledi.
Zamanlama açısından ise çatışmalar, Rusya’nın Ukrayna’daki geniş alanlardan çekildiği ve Moskova’nın bununla meşgul olduğu bir döneme denk geldi. Ayrıca ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi'nin bölgeye yaptığı ziyaretle ve Washington'ın bölgeden çok dauzakta olmayan Çin'in nüfuzunu bastırma rolüyle ilgilendiği bir zamanda gerçekleşti.
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın tutumu ise halen zayıf. Bu alanda uzman Neil Watson'a göre Rusya'nın himayesinde ateşkes anlaşması imzalarken, ülkesindeki birçok ses ona karşı çıkıyordu ve aynı sesler, onu ‘siyasi geleceği tehdit altındayken bile’ Azerbaycan’a sürekli tavizler vermekle suçluyor.
Moskova'nın Ukrayna'daki savaşla meşgul olmasının etkilerinden biri de Rusya, Fransa ve ABD'nin yer aldığı Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubu'nda bir rolünün olmaması ve dolayısıyla artık AGİT toplantılarına katılamayacağıdır.
Azerbaycan’ın özellikle Avrupa'nın son zamanlarda Güney Avrupa ülkelerini besleyen ve İtalya'dan geçen doğalgaz boru hattı aracılığıyla Azerbaycan’dan tedarik edilen gaza olan bağımlılığının artması sonrası artık güçlü bir konumda olması nedeniyle Batı’nın tepkisinin test etmek istediği söylenebilir. Azerbaycan’dan Avrupa’ya ihraç edilen doğalgazın hacmi 7,3 milyar metreküpe ulaştı ve 30'luk bir artışla 12 milyar metreküpe ulaşması bekleniyor. Ancak doğalgaz ihracatı, Bakü’nün komşusu Ermenistan ile karşı karşıya gelmesinde fazla ileri gidebileceğinin garantisi olmamalı.
Emmanuel Dupuy, doğalgaz faktörünün elbette bir rolü olduğunu ve Avrupa'nın bu kaynağa olan ihtiyacı hakkında bir fikir verebileceğini, ancak Avrupa’nın doğalgaza ihtiyacı olduğu bahanesiyle Ukrayna'da olanlara verilen tepkilerle karşılaştırıldığında, yaşananlara herhangi bir tepkinin verilmemesi arasında açıkça bir paradoks olduğunu düşünen bazı basın kuruluşları ve kamuoyu tarafından başlatılan bir karşı kampanya ile karşılandığını söyledi. Bunun da özellikle İskandinav ülkeleri insan hakları konularına daha fazla bağlı olduklarından uluslararası toplumun Azerbaycan'a alanı süresiz olarak açık bırakabileceği anlamına gelmeyeceğini belirten Dupuy’a göre bu sadece Avrupa'da birleşik bir tutum olmadığını gösterir.

AB’nin nüfuzu
Dupuy, Avrupa Birliği’nin (AB) bu coğrafi bölgedeki nüfuzunun ne olduğuyla ilgili bir soruyu ise şöyle yanıtladı:
“Bu bölgede olduğumuzu gözden kaçırmamalıyız. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Paşinyan'la konuşmuş olsa bile bui meseleleri çözebileceğimiz anlamına gelmiyor. Yaşananlar Minsk Grubu'nun ne kadar etkisiz olduğunu ve AB’nin nüfuzunun sınırlarını gösteriyor. Bu bölgede Rusya ile Türkiye arasında sıkı bir rol dağılımı var. Mevzilerin iç içe geçmiş ve her iki ülkenin de 2000 yılında kurulan ve 4. maddesi Türkiye'nin savunmasını şart koşan Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü'ne (KGAÖ) üye olduğu belirtilmeli. Bu madde, NATO’ya üye ülkelerin silahlı bir saldırıya uğrayan herhangi bir üye ülkeye yardım etmelerini öngören 5. maddesine benzer.”
Ukrayna'daki savaşın yansımalarından biri de sınırlarının kesin olarak çizilmediği iki eski Sovyetler Birliği ülkesi olan Kırgızistan ve Tacikistan arasındaki son çatışmalardır. Dupuy’a göre, KGAÖ üyeleri arasındaki dayanışmanın iyi durumda olmadığı söylenebilir.
Bu yüzden yaşananlar, tüm zorluklara rağmen Rusya'nın bu bölgedeki durum üzerindeki kontrolünün bir testi olarak kabul edilebilir. Paşinyan ve İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin Putin ile temasa geçmesi Putin'in askeri operasyonun durdurulması talimatını vermesi nedeniyle Moskova, son sözün sahibi olmaya devam ediyor.
Bu çatışmaların esasen Rusya’yı zayıflattığını düşünen Dupuy, şunları söyledi:
“Çünkü (Rusya) Ermenistan'ın güvenliğini garanti ediyor, ama bunu sağlayamıyor. Silahların susmasını isteyen oydu. Azerbaycan da Batılı ülkeleri test ediyor. Kasım 2020'de roller Türkiye ve Rusya arasında bölündü. Rusya, anlaşmanın askeri yönünü, Türkiye ise siyasi yönünü üstlendi. Gerek Ukrayna'da, gerek Azerbaycan'da, gerekse Karadeniz'de olsun, iki ülke arasında fikir birliği söz konusu. Türkiye, Karadeniz ile Hazar Denizi arasında bir bağlantı noktası rolü oynamayı istiyor.”
Ennihayetinde ki ülke arasında barış kaçınılmaz. Paşinyan'ın konumu ve siyasi geleceği, sakinlerinin çoğunluğunun Ermeni olmasına rağmen Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini teyit eden uluslararası dört kararın çıkarıldığı bir bölge olan Dağlık Karabağ'ı geri almak isteyen şahinler tarafından tehdit ediliyor.
Fakat Erivan ekonomik sıkıntılarla boğuşuyor. Ülke, Rusya'ya ve Ermenilere bağımlı hale geldi. Başbakan Paşinyan, tek çözümün ekonomik büyümeyi sağlamak ve Moskova'ya olan bağımlılığı azaltmak için bir barış anlaşmasına varmak olduğunun farkında.
Öte yandan Azerbaycan da her zaman silahların gücüne güvenemeyeceği ve güç mantığı, kendisine fazla ilerleme sağlamayacağı için iletişim kanallarının açık kalmasının ne kadar önemli olduğunu biliyor. Bu yüzden ulaşım ağının ve ticaret yollarının etkinleştirilmesi tek çözüm yolu olarak kalmaya devam ediyor. Ateşkes de kalıcı bir çözüm değil. İki ülke arasında sınırların çizilmesi ve bir barış anlaşmasına varılması gerekiyor.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



Kuzey Kore lideri savunma bakanını görevden aldı

Kuzey Kore Savunma Bakanı No Kwang Chol (solda), 29 Kasım 2024'te Pyongyang'da Rusya Savunma Bakanı Andrei Belousov ile görüştü, (AP)
Kuzey Kore Savunma Bakanı No Kwang Chol (solda), 29 Kasım 2024'te Pyongyang'da Rusya Savunma Bakanı Andrei Belousov ile görüştü, (AP)
TT

Kuzey Kore lideri savunma bakanını görevden aldı

Kuzey Kore Savunma Bakanı No Kwang Chol (solda), 29 Kasım 2024'te Pyongyang'da Rusya Savunma Bakanı Andrei Belousov ile görüştü, (AP)
Kuzey Kore Savunma Bakanı No Kwang Chol (solda), 29 Kasım 2024'te Pyongyang'da Rusya Savunma Bakanı Andrei Belousov ile görüştü, (AP)

Kuzey Kore devlet medyası bugün, Savunma Bakanı No Kwang Chol'un görevden alınması da dahil olmak üzere ülkenin askeri liderliğinde değişiklikler yapıldığını bildirdi.

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, ulusal savunma araştırma kurumlarından bilim insanlarını, araştırmacıları ve yetkilileri kabul etti (Reuters)
Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, ulusal savunma araştırma kurumlarından bilim insanlarını, araştırmacıları ve yetkilileri kabul etti (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Resmi Kore Merkezi Haber Ajansı KCNA’dan aktardığına göre, Kim Jong Un başkanlığında dün yapılan bir toplantıda No'nun görevden alındığını ve iktidardaki partinin liderliğinden uzaklaştırıldığını bildirdi.


Nepal'deki sellerden önce ve sonra çekilen uydu görüntüleri, felaketin boyutunu gösteriyor

Nepal’in Bağmati eyaletine bağlı Rasuva bölgesinde, Thulo Bharku yakınlarında Trishuli Nehri boyunca uzanan Pasang Lhamu Otoyolu’nun sel öncesi görüntüsü (solda) ve sel sonrası görüntüsü (sağda) (AFP)
Nepal’in Bağmati eyaletine bağlı Rasuva bölgesinde, Thulo Bharku yakınlarında Trishuli Nehri boyunca uzanan Pasang Lhamu Otoyolu’nun sel öncesi görüntüsü (solda) ve sel sonrası görüntüsü (sağda) (AFP)
TT

Nepal'deki sellerden önce ve sonra çekilen uydu görüntüleri, felaketin boyutunu gösteriyor

Nepal’in Bağmati eyaletine bağlı Rasuva bölgesinde, Thulo Bharku yakınlarında Trishuli Nehri boyunca uzanan Pasang Lhamu Otoyolu’nun sel öncesi görüntüsü (solda) ve sel sonrası görüntüsü (sağda) (AFP)
Nepal’in Bağmati eyaletine bağlı Rasuva bölgesinde, Thulo Bharku yakınlarında Trishuli Nehri boyunca uzanan Pasang Lhamu Otoyolu’nun sel öncesi görüntüsü (solda) ve sel sonrası görüntüsü (sağda) (AFP)

Yüksek çözünürlüklü uydu görüntüleri, Nepal ve Tibet'i kasıp kavuran yıkıcı sellerin yolunda bulunan binaların haritadan silindiğini gösteriyor.

Vantor tarafından yayımlanan görüntülerde, Nepal’in Timure kasabasının bir bölümünün 1 Temmuz 2026’daki hali (üstte) ve sellerin ardından 28 Ağustos 2026’daki görünümü (altta) görülüyor (AFP)
Vantor tarafından yayımlanan görüntülerde, Nepal’in Timure kasabasının bir bölümünün 1 Temmuz 2026’daki hali (üstte) ve sellerin ardından 28 Ağustos 2026’daki görünümü (altta) görülüyor (AFP)

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre ani seller, üç günün sonunda en az 633 kişinin hayatını kaybetmesine ve bölgede büyük çaplı yıkıma yol açtı.

Nepal’in kuzeyindeki Rasuva bölgesinde Trishuli Nehri üzerindeki Rasuagadhi Hidroelektrik Santrali’nin 19 Nisan 2024’teki görünümü (üstte) ve sellerin ardından 28 Ağustos 2026’daki hali (AFP)
Nepal’in kuzeyindeki Rasuva bölgesinde Trishuli Nehri üzerindeki Rasuagadhi Hidroelektrik Santrali’nin 19 Nisan 2024’teki görünümü (üstte) ve sellerin ardından 28 Ağustos 2026’daki hali (AFP)

Haber ajanslarının Vantor ve Planet Labs şirketleri aracılığıyla yayımladığı görüntüler, sel felaketinin öncesi ve sonrasında meydana gelen yıkımın boyutlarını gözler önüne seriyor.

Foto  Nepal’in kuzeyindeki Rasuva bölgesinde bulunan dağlık Syabru Besi köyünün sel öncesi görüntüsü (solda) ve sel sonrası görüntüsü (sağda) (AFP)
Nepal’in kuzeyindeki Rasuva bölgesinde bulunan dağlık Syabru Besi köyünün sel öncesi görüntüsü (solda) ve sel sonrası görüntüsü (sağda) (AFP)

Yaklaşık 3 bin kişi aranıyor

Kurtarma ekipleri bugün, yaklaşık 3 bin kayıp kişiyi bulmak ve Nepal-Çin sınırında mahsur kalanları tahliye etmek için çalışmalarını yoğunlaştırdı.

Nepal tarafındaki afetten kurtulanlardan Budi Ram Dangol, AFP’ye yaptığı açıklamada, “Sel, nehir yakınındaki bütün evleri sürükledi. Hiçbir şey kalmadı” dedi.

 Trishuli Nehri boyunca uzanan köprü ve binaların sel öncesi görüntüsü (solda) ve sellerin ardından çekilen uydu görüntüsü (sağda) (AFP)
Trishuli Nehri boyunca uzanan köprü ve binaların sel öncesi görüntüsü (solda) ve sellerin ardından çekilen uydu görüntüsü (sağda) (AFP)

Himalayalar’da yürüyüşçülerin, dağcıların ve Tibet’teki Kailash Dağı’na giden hacıların uğrak noktası olan bölgeyi etkileyen felakette şu ana kadar en az 633 kişi hayatını kaybetti. Afet yönetiminden sorumlu kuruma göre bunların 626’sı Nepal’de, 7’si ise Çin tarafında bulunuyor. Ayrıca Hindistan’ın farklı bölgelerinden 7 ceset çıkarıldı ancak bunların sel mağdurlarına ait olup olmadığı henüz kesinleşmedi.

Nepal’de kayıp kişi sayısı bugün (cumartesi) 1.924’ten 2.426’ya yükseldi. Kayıplar arasında bir hidroelektrik santralinde çalışan 933 personel ve 517 yabancı bulunuyor. Çin’de ise 260’ı yabancı olmak üzere 554 kişinin hâlâ kayıp olduğu bildirildi.

ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu, çarşamba günü meydana gelen felaketin güçlü bir buzul çökmesi sonucu yaşandığını açıkladı. Kızılhaç ise felaketten yaklaşık 93 bin kişinin etkilenmiş olabileceğini belirtti.

Kurtarma çalışmalarını zorlu koşullar engelliyor

Hayatta kalanlara ulaşma ihtimali azalırken kurtarma ekipleri, etkilenen bölgelere ulaşmak için çalışmalarını artırıyor. Yıkım nedeniyle gıda ve su sevkiyatında ciddi güçlükler yaşanıyor. Buz ve çamur akıntılarının ardından büyük su birikintileri oluşması ise acil durum ekipleri için yeni bir tehlike oluşturuyor.

Nepal’in Rasuva bölgesindeki Syafrubesi köyü ve Trishuli Nehri’nin sel öncesi (üstte) ve sel sonrası hava görüntüsü (Planet Labs- AFP)
Nepal’in Rasuva bölgesindeki Syafrubesi köyü ve Trishuli Nehri’nin sel öncesi (üstte) ve sel sonrası havadan çekilmiş görüntüsü (Planet Labs- AFP)

Cuma günü, çamur kaymaları yaşanabileceğine ilişkin uyarılar nedeniyle Nepal ve Çin tarafındaki kurtarma çalışmaları geçici olarak askıya alındı. Riskin azalmasının ardından operasyonlara yeniden başlandı.

Nepal’in Bağmati eyaletine bağlı Rasuva bölgesinde, Thulo Bharku yakınlarında Trishuli Nehri boyunca uzanan Pasang Lhamu Otoyolu’nun sel öncesi görüntüsü (solda) ve sel sonrası görüntüsü (sağda) (AFP).
Nepal’in Bağmati eyaletine bağlı Rasuva bölgesinde, Thulo Bharku yakınlarında Trishuli Nehri boyunca uzanan Pasang Lhamu Otoyolu’nun sel öncesi görüntüsü (solda) ve sel sonrası görüntüsü (sağda) (AFP).

Himalayalar’ın kalbinde yer alan bu bölge, dünyanın dört bir yanından yürüyüşçüler ve dağcılar için önemli bir turizm merkezi. Özellikle Everest Dağı’na tırmanmak isteyenlerin uğrak noktası olan bölge, aynı zamanda Hindular ve Tibet Budistleri açısından önemli bir hac merkezi konumunda.

Nepal, Tibet ve Güney Asya’nın genelinde yaz muson mevsimi boyunca (haziran-eylül) sel ve toprak kaymaları sıkça yaşanıyor. Bilim insanları, iklim değişikliğinin bu olayların şiddetini ve sıklığını artırdığını belirtiyor.


Nepal'deki sellerde kayıp olanların sayısı bin 924'e yükseldi

28 Ağustos'ta Afet Bölgesi Gyirong'da yürütülen Çin Arama-Kurtarma çalışmaları
28 Ağustos'ta Afet Bölgesi Gyirong'da yürütülen Çin Arama-Kurtarma çalışmaları
TT

Nepal'deki sellerde kayıp olanların sayısı bin 924'e yükseldi

28 Ağustos'ta Afet Bölgesi Gyirong'da yürütülen Çin Arama-Kurtarma çalışmaları
28 Ağustos'ta Afet Bölgesi Gyirong'da yürütülen Çin Arama-Kurtarma çalışmaları

Nepal Afet Yönetim Kurumu, dün kayıp kişi sayısını önemli ölçüde artırarak bin 924’e yükseltti. Bu sayı, ülkede iki gün önce meydana gelen ve en az 579 kişinin hayatını kaybetmesine yol açan yıkıcı sellerin ardından açıklandı. Ulusal Afet Risklerini Azaltma ve Yönetme Kurumu’na göre kayıplar arasında nehirler üzerinde yürütülen enerji projelerinde çalışan 933 işçi ile 517 yabancı turist bulunuyor.

Nepal ve Çin, Himalayalar’da şiddetli selin vurduğu bölgede kurtarma çalışmalarını yeniden başlattı. Gölün taşma riskinin kontrol altına alınabileceğinin anlaşılması üzerine, kısa süreliğine askıya alınan operasyonlara yeniden dönüldü ve yeni bir yıkım yaşanacağına ilişkin endişeler azaldı.

Çarşamba günü meydana gelen felaket, bir buzulun çökmesi sonucu Himalayalar’daki nehir ağlarına devasa miktarda kaya, buz, çamur ve enkaz taşınmasıyla yaşandı. Felaketin ardından oluşan gölde su birikmeye devam ederken, gölün su seviyesi de düzenli olarak yükseldi.

Yeni sel endişesi

Nepal makamları ve görgü tanıkları, göldeki su miktarının cuma günü 2,5 milyon metreküpü aştığını bildirdi. Bu miktarın bir gün önce 1,5 ila 2 milyon metreküp arasında olduğu belirtildi. Suların daha sonra Lindi Khola Nehri’ne, oradan da Trishuli Nehri’ne taşması paniğe yol açtı.

Bir kadın, 28 Ağustos’ta Nepal’in Nuwakot bölgesinde enkazların arasında eşyalarını arıyor (AFP).
Bir kadın, 28 Ağustos’ta Nepal’in Nuwakot bölgesinde enkazların arasında eşyalarını arıyor (AFP).

Nepal makamlarının yaptığı uyarıların ardından kurtarma çalışmaları yaklaşık üç saat süreyle durduruldu. Şarku'l Avsat'ın Reuters’ten aktardığı habere göre ekipler, gölün taşma riskinin kontrol edilebilir olduğunun anlaşılması üzerine çalışmalarına yeniden başladı.

Çin Merkez Televizyonu (CCTV), dün gölün taşma riskinin Çin tarafındaki bütün kurtarma ekiplerinin ve araçlarının bölgeden çekilerek güvenli bir alana geçmesine neden olduğunu bildirdi. Riskin azalmasının ardından iki ülke kurtarma çalışmalarını yeniden başlattı.

CCTV, “Öğle saatlerine gelindiğinde, nehrin yukarı kesimindeki gölden kaynaklanan riskin kontrol edilebilir olduğunun değerlendirilmesi üzerine, Gyirong’daki heyelan felaketine yönelik kurtarma çalışmaları hızla yeniden başlatıldı ve hatta yoğunlaştırıldı” ifadelerine yer verdi.

Nepal Ordu Sözcüsü Raja Ram Basnet, Reuters’a yaptığı açıklamada, sel uyarısının ardından kurtarma çalışmalarının geçici olarak durdurulduğunu, ancak su seviyesindeki yükselişin 60 santimetreyi aşmadığının belirlendiğini söyledi.

Yollar ve köprüler yıkıldı

Çarşamba günü meydana gelen sel, köyleri ve vadileri sular altında bırakarak Katmandu’yu Tibet’in başkenti Lhasa’ya bağlayan güzergâh üzerindeki elektrik santrallerini, yolları ve köprüleri yıktı. Söz konusu güzergâh, yürüyüşçüler ve turistler arasında da popüler.

Çin Başbakanı Li Çiang, 27 Ağustos’ta afetten etkilenen Gyirong bölgesinde (AP)
Çin Başbakanı Li Çiang, 27 Ağustos’ta afetten etkilenen Gyirong bölgesinde (AP)

Kayıplar arasında en az 540 yabancı bulunuyor. Bunların büyük bölümünü Hindistan’dan Tibet’teki Kailash Dağı ve Manasarovar Gölü’ne gitmekte olan Hindu hacıları oluşturuyor.

Kızılhaç, felaketten etkilenen kişi sayısının 90 binden fazla olduğunu tahmin ediyor. Gölün taşması nedeniyle yardım kamyonlarının hedef bölgelerine ulaşamadığını belirten kuruluş, yardım çalışmalarının da ciddi biçimde aksadığını bildirdi.

Denetimler sıkılaştırıldı

Çin devlet medyasına göre Çin Komünist Partisi Politbürosu, kurtarma çalışmalarını yönlendirmek ve süreci takip etmek amacıyla dün Pekin’de toplandı.

Çin’in resmi haber ajansı Şinhua’nın aktardığına göre, Devlet Başkanı Şi Cinping’in başkanlık ettiği toplantıda, “bilimsel arama ve kurtarma planları hazırlanması ve ülke içindeki ve dışındaki kayıpların bulunması için bütün imkanların seferber edilmesi” gerektiği vurgulandı.

Toplantıda ayrıca buzul göllerinin ve heyelan risklerinin daha yakından izlenmesi, Nepal’deki afetten etkilenen bölgelere acil yardım ulaştırılması ve afet yönetimi alanındaki uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi çağrısı yapıldı.

Bölge sakinleri, 28 Ağustos’ta Nuwakot bölgesinde enkazların arasında eşyalarını arıyor (AP)
Bölge sakinleri, 28 Ağustos’ta Nuwakot bölgesinde enkazların arasında eşyalarını arıyor (AP)

Şinhua, Çin’in ikinci en üst düzey yetkilisi olan Başbakan Li Çiang’ın perşembe günü öğleden sonra Gyirong’daki afet bölgesine ulaştığını bildirdi. Ziyaret, Pekin’in felaketi en üst düzey ulusal önceliklerden biri olarak ele aldığını gösteriyor.

Çin’in resmi medya kuruluşlarının haberlerine göre Çinli kurtarma ekipleri, sınırın Çin tarafında en ağır hasarı alan bölgelere, yani Gyirong sınır kapısına ulaşmakta güçlük çekiyor. Ekipler, bölgeye ulaşan ana yoldaki enkazı temizlemek için çalışmalarını sürdürüyor.

Çarşamba günü yayımlanan bir görüntüde, sınır kapısı bölgesindeki binaları birkaç saniye içinde çamurlu su ve enkazdan oluşan büyük bir selin sürüklediği, kaçmaya çalışan insanların ise sular tarafından mahsur bırakıldığı görülüyor.