İran Enformasyon Bakanlığı: İnternet ‘güvenlik gerekçesiyle’ kesintiye uğrayabilirhttps://turkish.aawsat.com/home/article/3887231/i%CC%87ran-enformasyon-bakanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1-i%CC%87nternet-%E2%80%98g%C3%BCvenlik-gerek%C3%A7esiyle%E2%80%99-kesintiye
İran Enformasyon Bakanlığı: İnternet ‘güvenlik gerekçesiyle’ kesintiye uğrayabilir
İran Enformasyon ve Komünikasyon Teknolojisi Bakanı İsa Zarepur, başörtüsü kurallarına uymadığı gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra karakolda hayatını kaybeden Mahsa Amini olayının ardından yapılan geniş çaplı protestolar sırasında alınan ‘güvenlik önlemleri nedeniyle’ internet erişiminin kesintiye uğrayabileceğini söyledi.
ISNA haber ajansına göre Zarepur, “Güvenlik sorunları ve şu anda ülkede devam eden protestolar nedeniyle, internet kısıtlamalarına karar verilebilir ve uygulanabilir” ifadelerini kullandı.
İnternet engelleme gözlemevi NetBlocks, Twitter hesabından, İran’ın Senendec şehrinde internet kesintisi olduğunu belirtti.
İranlı aktivistler, birkaç İran şehrinde internet hizmetin kesilmesinden ve videoların Instagram ve WhatsApp aracılığıyla gönderilmesindeki teknik sorunlardan şikayet etti.
Öte yandan SapaceX’in CEO’su ABD’li milyarder Elon Musk dün, uzay interneti Starlink'in İran'da da kullanılabilmesi için ABD yaptırımlarından muaf tutulmasını isteyeceklerini açıkladı.
Teknoloji milyarderi İranlı gazeteci İrfan Kasrayi'nin "İran halkına Starlink hizmetini sağlamak teknik açıdan mümkün mü?" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Starlink bu konuda İran'a uygulanan yaptırımlardan muafiyet isteyecek."
ABD lisansı
ABD Hazine Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, bazı uydu internet ekipmanlarının İran’a ihraç edilebileceğini belirtti. Bu, Musk’ın İran’da Starlink uydu internet hizmetini sağlamak için bir lisansa ihtiyacı olmayabileceğini gösteriyor.
Musk, planlara ilişkin ayrıntı vermedi. Bu gelişme, İran’da bir kadının polis tarafından gözaltında tutulması sırasında ölümüne yönelik geniş çaplı protesto gösterileri sırasında geldi. Hazine Bakanlığı, Musk’ın planlarına lisanslandırma yapılıp yapılmayacağı hakkında açıklamada bulunmadı.
Twitter’daki bazı kişiler Musk’a uydu interneti istasyonları sağlaması çağrısında bulunmuştu. Zira İran’da sosyal medyaya ve bazı içeriklere sıkı bir erişim kısıtlaması uygulanıyor.
Reuters haber ajansına göre, Hazine Bakanlığı Sözcüsü yaptığı açıklamada, Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi’nin (OFAC) ‘Genel Lisans D-1 kapsamında tüketici düzeyinde belirli internet bağlantı hizmetleri ve konut tüketicilerine yönelik uydu interneti de dahil olmak üzere, internet üzerinden iletişimle ilgili donanım, yazılım ve hizmetlerin İran’a yönelik belirli ihracatına izin veren’ uzun vadeli bir lisansa sahip olduğunu belirtti.
Açıklamada, “Mevcut lisans kapsamında olmayan herhangi bir ihracat ile ilgili olarak OFAC, İran’da internet özgürlüğünü destekleyen faaliyetlere izin vermek için belirli lisans başvurularının yapılmasını memnuniyetle karşılıyor” ifadelerine de yer verildi.
SpaceX, Starlink ağını hızla genişletmeyi hedefliyor ve OneWeb de dahil olmak üzere uydu üzerinden iletişim alanında çalışan şirketlerle rekabet ediyor.
Geçtiğimiz salı akşamı, Libya’nın eski lideri Muammer Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam Kaddafi’nin öldürüldüğünün açıklanmasıyla birlikte, uzun soluklu bir siyasi sürecin de sonuna gelindi. Yıllar boyunca uluslararası alanda ‘rejimin kabul edilebilir yüzü’ ve babasının iktidarının muhtemel varisi olarak görülen Seyfülislam Kaddafi, 2011 sonrası dönemde ise uluslararası düzeyde aranan bir sanığa dönüştü. Daha sonra başkanlığa aday olarak ortaya çıkan Kaddafi, gölgelerden çıkarak yeniden Libya’daki siyasi kutuplaşmanın merkezine yerleşti.
Peki Seyfülislam Kaddafi kimdi ve siyasi kariyeri boyunca hangi rolleri üstlendi?
‘Geçiş projesi’ olmaya çalışan rejimin oğlu
Seyfülislam Kaddafi, 25 Haziran 1972’de doğdu ve babasının onlarca yıl yönettiği Libya’da büyüdü. 1990’lı yıllarda Trablus’ta mimarlık eğitimi alan Kaddafi, daha sonra Batı ağırlıklı bir eğitim yolunu izleyerek Avusturya’da işletme eğitimi gördü. Akademik kariyerini ise 2008 yılında Londra Ekonomi Okulu’ndan (LSE) aldığı doktora derecesiyle tamamladı. Bu eğitim süreci, ona aynı anda hem ‘teknokrat’ hem de ‘elit’ bir imaj kazandırdı.
Libya lideri Muammer Kaddafi'nin oğlu Seyfülislam, 23 Ağustos 2011 tarihinde başkent Trablus'ta destekçilerini selamlıyor. (Reuters)
Ancak eğitim, siyasetten bağımsız bir unsur olmadı. Çeşitli anlatımlara göre Seyfülislam Kaddafi, bu süreçte Batılı çevreler ve etkili isimlerle geniş bir ilişki ağı kurdu; babasının rejimine temkinli yaklaşan başkentlerle Libya arasında bir köprü olarak kendini konumlandırmasında bu bağlantılar belirleyici rol oynadı.
‘Uluslararası bir figür’ olarak yükselişi ve uzlaşma dosyaları
2000’li yılların başından itibaren, herhangi bir resmî ve sürekli devlet görevi üstlenmemesine rağmen, Seyfülislam Kaddafi’nin adı hassas dosyalarda öne çıkmaya başladı. Dış uzlaşma süreçlerinde ve arabuluculuk girişimlerinde rol oynadı; adı, tartışmalı dönüm noktalarıyla birlikte anıldı. Bunlar arasında Lockerbie davası kapsamında yürütülen tazminat düzenlemeleri ile Batı’yla kademeli normalleşme sürecine ilişkin dosyalar yer aldı. Bu dönemde Seyfülislam, ekonomik ve siyasi modernleşmeden söz eden bir ‘reformcu’ figür olarak lanse edilirken, babasının kurduğu yönetim yapısıyla açık bir kopuş ilan etmedi.
Söz konusu yıllarda, uluslararası alandaki varlığını yönetmek üzere etrafında idari, mali ve medya alanlarında çalışan bir ekip oluşturuldu. Lüks bir yaşam tarzı ve geniş ilişki ağlarına işaret eden göstergeler dikkat çekti. Batılı bir gazetecilik anlatısı, Londra’daki ikameti süresince yürütülen yazışmalar, düzenlemeler ve halkla ilişkiler faaliyetlerini, 2011’de Muammer Kaddafi yönetimine karşı patlak veren ayaklanma öncesindeki ‘perde arkasına’ açılan nadir bir pencere olarak tanımladı.
Londra'da: Bağlantılar ve aracılar
İngiltere’de bulunduğu dönemde, özel hayat ile kamusal alan arasındaki sınırlar giderek iç içe geçti. Prestijli bir üniversitede eğitim, iş dünyasından çevrelerle ve siyasi figürlerle kurulan ilişkiler ile güvenlik ve gayriresmi temsil gereklilikleri çerçevesinde çeşitli kurum ve yapılarla temaslar bu sürecin parçaları oldu.
Libya'nın eski lideri Muammer Kaddafi'nin oğlu Seyfülislam Kaddafi, 25 Mayıs 2014 tarihinde Zintan şehrindeki bir hapishane içinden duruşmaya katılıyor. (Reuters)
Buna paralel olarak, belirli dosyalar etrafında halkla ilişkiler faaliyetleri yoğunlaştı. Bunların başında, İngiltere’de ve uluslararası alanda uzun süre tartışma konusu olan Lockerbie hükümlüsü Abdülbasit el-Megrahi’nin serbest bırakılmasına yönelik girişimler geldi. Batılı raporlara göre bu süreç, medya ve siyasi baskı faaliyetleriyle birlikte yürütüldü.
2011... Devrimle yüzleşme
Şubat 2011’de Libya’da başlayan protestolar ve ardından patlak veren savaşla birlikte, Seyfülislam Kaddafi’nin söylemi de değişti. ‘Reform’ vurgulu çizgiden açık bir meydan okuma diline geçen Kaddafi, rejimi savunan ve muhaliflerini tehdit eden açıklamalarla kamuoyunun karşısına çıktı. Bu tablo, birçok gözlemciye göre, onu sistem içinde ‘yumuşak bir alternatif’ olarak konumlandıran imajın sona erdiği kırılma noktası oldu. Bu gelişmelerin ortasında, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) 27 Haziran 2011’de Seyfülislam Kaddafi hakkında insanlığa karşı suçlar kapsamında tutuklama kararı çıkardı.
Seyfülislam Kaddafi, 19 Kasım 2011'de Libya'nın Zintan kentinde bir uçakta otururken (Reuters)
Trablus’un düşmesi ve Muammer Kaddafi’nin öldürülmesinin ardından, Kasım 2011’de Seyfülislam Kaddafi’nin yakalandığı açıklandı. Böylece, uzun süreli tutukluluk ve kamuoyundan uzak bir dönemle tanımlanan yeni bir sürece girildi.
Trablus’taki bir mahkeme, 2015 yılında, Seyfülislam Kaddafi’yi gıyabında kurşuna dizilerek idam cezasına çarptırdı. Yaklaşık 30 Kaddafi dönemi yetkilisiyle birlikte yargılandığı davada, babasının iktidarına karşı ayaklanma sırasında göstericilerin öldürülmesi de dahil olmak üzere savaş suçlarından hüküm giydi. Ancak söz konusu karar daha sonra iptal edildi.
Kayboluş ve ardından 'siyasi geri dönüş'
Seyfülislam Kaddafi’nin 2017 yılında bir af yasası kapsamında serbest bırakıldığı duyuruldu. Bu tarihten sonra kamuoyundaki görünürlüğü sınırlı kalan Kaddafi, 2021’de başkanlık seçimleri için adaylık başvurusunda bulunarak yeniden gündeme geldi. Gür sakalı ve geleneksel kıyafetleriyle verdiği görüntü, eski rejim yanlılarının toplumsal tabanının bir kesimiyle uzlaşma mesajı olarak yorumlanırken, yıllar süren bölünmenin ardından merkezi devlet fikrini yeniden canlandırma çabasına da işaret etti.
Ancak bu geri dönüş, hukuki ve siyasi engellere takıldı. Libya içindeki önceki yargılamalar ve verilen hükümler ile UCM’nin tutuklama kararının yürürlükte olması, Seyfülislam Kaddafi’nin adaylığını tartışmalı bir mesele haline getirdi.
Öldürülmesi
3 Şubat 2026’da Libya’nın resmi haber ajansı, Seyfülislam Kaddafi’nin öldürüldüğünü duyurdu. Seyfülislam’ın siyasi ekibinin başkanı Abdullah Osman, Libya el-Ahrar televizyon kanalına yaptığı açıklamada, 53 yaşındaki Seyfülislam Kaddafi’nin evinde dört kişilik bir grup tarafından öldürüldüğünü söyledi. Osman, “Dört silahlı kişi Seyfülislam’ın ikametgâhına girdi, güvenlik kameralarını devre dışı bıraktıktan sonra kendisini öldürdü” ifadesini kullandı.
Almanya, "güvenlik gerekçeleriyle" Kuzey Irak'taki asker sayısını azaltıyorhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5237423-almanya-g%C3%BCvenlik-gerek%C3%A7eleriyle-kuzey-iraktaki-asker-say%C4%B1s%C4%B1n%C4%B1-azalt%C4%B1yor
Almanya, "güvenlik gerekçeleriyle" Kuzey Irak'taki asker sayısını azaltıyor
Alman askerleri (DPA)
Alman Silahlı Kuvvetleri, Ortadoğu'daki gerginliğin tırmanmasıyla birlikte "güvenlik gerekçeleriyle" Kuzey Irak'ta konuşlandırılan asker sayısını azaltacağını duyurdu.
Alman ordusunun operasyon komuta merkezi, artan bölgesel gerginlikleri gerekçe göstererek dün, görev için varlığı gerekli olmayan personelin geçici olarak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil'den çekileceğiniaçıkladı.
Askeri bir sözcü, yeniden konuşlandırılacak asker sayısını veya bölgede kalacak gücün büyüklüğünü belirtmekten kaçındı.
Şarku’l Avsat’ın Alman Der Spiegel dergisinden aktardığına göre bu adım, Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasında potansiyel bir askeri gerilimin artması riskine yanıt olarak atıldı.
Dergi, Washington ve Tahran arasındaki devam eden ve artan gerilimler nedeniyle bu adımın gerekli olduğunu belirten bir parlamento brifingine atıfta bulunarak, Almanya'nın Kuzey Irak'taki askeri varlığını önemli ölçüde azaltmayı planladığını bildirdi.
Ortak Operasyonlar Komutanlığı ise bu adımı ihtiyati bir önlem olarak nitelendirerek, kalan personelle temel görevlerini yerine getirmeye devam edeceğini vurguladı.
Kararın, sahadaki çok uluslu ortaklarla yakın bir koordinasyon içinde alındığını belirten yetkili, Alman askerlerinin güvenliğinin en büyük öncelik olduğunu vurguladı.
Almanya, DEAŞ'ın yeniden ortaya çıkmasını önlemek amacıyla Irak güçlerine eğitim de dahil olmak üzere Irak'ı desteklemek için uluslararası bir misyona katılıyor.
Misyon Erbil'e odaklanmış durumda, ancak Der Spiegel'in haberine göre son zamanlarda yaklaşık 300 Alman askeri ülke genelinde, çoğunlukla Ürdün'de konuşlandırıldı.
CENTCOM, bir hafta içinde Suriye'deki DEAŞ hedeflerine karşı 5 hava saldırısı düzenlediğini duyurduhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5237416-centcom-bir-hafta-i%C3%A7inde-suriyedeki-dea%C5%9F-hedeflerine-kar%C5%9F%C4%B1-5-hava-sald%C4%B1r%C4%B1s%C4%B1
CENTCOM, bir hafta içinde Suriye'deki DEAŞ hedeflerine karşı 5 hava saldırısı düzenlediğini duyurdu
ABD'ye ait bir Apache helikopteri, 14 Ağustos 2024'te gerçek mühimmatla yapılan eğitim tatbikatı sırasında (Reuters)
ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) yaptığı açıklamada, güçlerinin 27 Ocak ile 2 Şubat tarihleri arasında Suriye'deki DEAŞ hedeflerine karşı 5 hava saldırısı düzenlediğini duyurdu. X platformu üzerinden dün yayınlanan açıklamada CENTCOM, DEAŞ’ın iletişim merkezlerini ve silah depolarını tespit edip imha ettiğini belirtti.
CENTCOM Başkanı Brad Cooper, “Bu saldırılar, DEAŞ’ın Suriye'de yeniden güçlenmesini önleme kararlılığımızın altını çiziyor… ABD'nin, bölgenin ve tüm dünyanın güven içinde yaşayabilmesi için DEAŞ’ın kalıcı olarak yenilgiye uğratılmasını sağlamak üzere Küresel Koalisyon ile koordineli olarak çalışıyoruz” dedi.
CENTCOM açıklamasında, askeri operasyonlarının son iki ayda 50'den fazla DEAŞ üyesinin öldürülmesi veya yakalanmasıyla sonuçlandığı vurgulandı.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة