Filistinlileri öfkelendiren çizgi film karakteri: İsrailli ‘Sabra’

İsrailli aktris Shira Hass, "Sabra" olarak bilinen yeni süper kahramanı oynayacak (Web sitesi)
İsrailli aktris Shira Hass, "Sabra" olarak bilinen yeni süper kahramanı oynayacak (Web sitesi)
TT

Filistinlileri öfkelendiren çizgi film karakteri: İsrailli ‘Sabra’

İsrailli aktris Shira Hass, "Sabra" olarak bilinen yeni süper kahramanı oynayacak (Web sitesi)
İsrailli aktris Shira Hass, "Sabra" olarak bilinen yeni süper kahramanı oynayacak (Web sitesi)

Rağde Atme
ABD merkezli film yapım şirketi Marvel Studios, D23 Expo Festivali sırasında, serinin dördüncü bölümü olan yeni filmi “Kaptan Amerika: Yeni Dünya Düzeni”nin oyuncu kadrosu ve ekibi hakkında açıklama yapar yapmaz, sosyal paylaşım siteleri Filistinlilerin öfkeli tepkileriyle dolup taştı. Arap dünyasında olumsuz bir anlamı çağrıştıran İsrailli aktris Shira Hass, şirketin açıklamasına göre 1980'de Marvel tarafından yaratılan "Sabra" adıyla bilinen yeni süper kahraman rolünü oynayacak. "Sabra" o zamanlar, Yeşil Adam olarak bilinen ünlü "Hulk" karakterinin yanında, Mossad’ın eski bir ajanıydı.

Sabra kim?
"Sabra" karakteri, 1980 ve 1981 yılları arasında Incredible Hulk filminde kendisini İsrail Devletini savunan süper kahraman olarak tanımlayan gizli bir ajan olarak yan bir rolde yer aldı. Sonraki filmler ve yayınlarda, önemli bir rol oynamadan, kısacık sahnelerde görünmeye devam etti.
2003 ve 2004 yılları arasında, depreme neden olan doğaüstü düşmanlardan koruması için kendisini Burak duvarına (Yahudi literatüründeki Ağlama Duvarı) yaslanırken gösteren JLA/Avengers çizgi filmi serisinde "Sabra" karakteri ortaya çıktı.
2020'de süper kahramanlarla ilgili karikatürler konusunda yayınlar yapan bir web sitesi, Sabra'yı en önemli ve önde gelen küresel kahramanlardan biri olarak seçti, aynı yıl İsrail gazetesi "Haaretz" Sabra'yı "İlk İsrail süper kahramanı" olarak adlandırarak onun 40. yıl dönümünü kutladı.
Sabra’nın, uluslararası düzeyde özellikle çocuk ve gençler arasında en ünlü ve en çok izlenen film serilerinden birinde "Marvel"in sayesinde başrol olarak yeniden gündeme gelmesi, insan hakları aktivistlerini harekete geçmeye sevk etti. Aktivistler, Walt Disney şirketini belirli inanç ve ideolojileri taşıyan sistemin bir aracı olmakla suçluyor. Birçok kişi bunun, "Mossad"ın kahramanlar dünyasından itibar kazanma çabası olduğunu ve “Sabra”yı, özgür dünyanın değerlerini savunan, "kötü adamlarla" savaşan “iyiliksever kahramanlar" grubunun içine dahil etme girişimi olduğunu iddia ediyor.
Raghda-1.jpg
Sabra'nın da rol aldığı Kaptan Amerika filminin yeni kapağı (Web sitesi)
Bu bağlamda, Marvel filmlerinde yer alan süper kahramanlar her eve giren bir sembol haline gelirken, özellikle Filistinliler başta olmak üzere birçok kişi Twitter ve Facebook'ta, kahramanın adının kendilerine 1982'de Lübnan'daki bir Filistin mülteci kampında gerçekleşen "Sabra ve Şatila" katliamını hatırlattığına işaret ediyorlar. Amerikalı karakter yazarı Bill Mantlow daha önce "Sabra" isminin İsrail'de doğan (göçmenler değil) Yahudileri ifade ettiğini belirtmişti. Yaklaşık 30 ila 40 sayfa olan ve içinde "Sabra" yazan küçük Marvel Comics karikatür dergisinin katliamdan iki yıl önce, 1980'de yayınlandığına dikkat çekmişti.
Öte yandan, Marvel şirketi CNN ile yaptığı bir röportajda, yeni süper kahraman karakterinin duyurulmasının ardından "Marvel Evrenindeki karakterler bugün sinema ve izleyiciler için yeniden uyarlanıyor” diyerek öfkelenenleri sakinleştirmeye çalıştı.
Film şirketi, beyaz perdeye hazırlamak için "Sabra" karakterine yeni bir yaklaşım getireceğini doğrularken, "Variety" dergisine yaptığı açıklamada, "Karakterlerimiz ve hikayelerimiz çizgi romanlardan ilham alırken her zaman ekranın ve çağdaş izleyicimizin isteklerine göre gerekli uyarlamaları yapıyoruz. Bu yüzden, film yapımcıları 40 yılı aşkın bir süre önce çizgi romanlarda ilk kez tanıtılan Sabra karakterine yeni bir soluk kazandırmak için çalışıyorlar"

İsrail'deki yankısı
Öte yandan, birçok İsrail medya organı, Arap ve Filistinli aktivistler tarafından "Sabra" karakterine gösterilen itirazın nedeninin, İsrail süper kahramanının onlara karşı yeni olumsuz klişelerin yayılmasına ve sinemada Filistinlilerin insani vasıflardan soyutlanmasına yol açacağı  korkusu olduğunu belirtti. İsrailli diplomat Amital Perry, yeni Marvel karakterini övdü ve bir tweet'te şunları yazdı: "Sabra, 1980'den 1981'e kadar "Marvel" filminde yer alan, Mossad'da görev yapan İsrailli bir süper kahraman. O şimdi geri döndü ve ben onu izlemek istiyorum."
sabra_(3).jpg
"Sabra"nın yeniden filme alınması, genç neslin Mossad'ı daha iyi tanımasını sağlayacak" (Web sitesi)
İsrailli film yapımcısı Avner Avraham, İsrail medyasına bu yeni "Sabra" tasvirinin genç neslin Mossad'ı daha iyi tanımasını sağlayacağını doğrularken, "Tik Tok'un ve çizgi filmin yeni nesille konuşma şekli Mossad'ın önemini anlatmayı mümkün kılabilir ve böyle bir kurgu, İsrail istihbaratının diğer ülkelerde kaynak toplamasına bile yardımcı olabilir" diye konuştu.
2017 yılında süper kahraman "Wonder Woman" rolünü oynayan ve aktris Shira Hass gibi birçok kişi tarafından eleştirilen İsrailli aktris Gal Gadot, "Instagram" hesabından şunları yazdı: "Bu sağ ya da sol, Yahudi ya da Arap, laik ya da dindar meselesi değil; barış, eşitlik ve birbirimize karşı hoşgörümüz için bir diyalog meselesidir".

Eleştiri yağmuru
İsraillilerin yeni filmi memnuniyetle karşıladığı bir dönemde, Filistin davasının birçok destekçisi yapımcı şirketin boykot edilmesini talep etti ve Filistin yanlısı örgütler sosyal medyada #CaptainApartheid hashtag'i altında “Marvel”ı Siyonist propaganda yapmak ve İsrail işgaline destek vermekle suçlayarak bir protesto kampanyası başlattı.
Buna karşılık, Filistin'in İsrail'i akademik ve kültürel boykot kampanyası, Marvel Şirketinin "İsrail sömürgeciliğini ve ayrımcı rejimini, Filistin'e ve tüm Arap bölgesinin halklarına karşı devam eden ve artan suçlarını yücelten ve parlatan yeni bir film yapma niyetini" kınadı. Kampanya, Twitter'da "Hikayeye göre, bu karakter Filistin halkına karşı Siyonist ırkçılığı ve suçluluğu bünyesinde barındıran bir İsrail Mossad ajanıdır. İsrail'in Filistin'e karşı işlediği suçları yücelten bu kamusal suç ortaklığı karşısında sessiz kalmayacağız" sözleriyle kendisini savundu.
Kampanya organizatörleri niyetlerinin, "Uluslararası film yapımcıları ve sanatçılardan uzmanlarla, Marvel'in İsrail'le olan suç ortaklığını ortaya koymak adına bir dizi adım ve taktik ortaya çıkaracak ittifaklar oluşturmak" olduğunu belirtiyor.
Bir sivil toplum kuruluşu olan Orta Doğu Telakkisi Enstitüsü, filmde “Sabra’nın varlığını kınarken, Twitter'da “Marvel, İsrail ordusunu ve polisini yücelterek, İsrail'in Filistinlilere karşı şiddetini teşvik ediyor, İsrail yönetimi altında yaşayan milyonlarca insana gösterilen zulmün devam etmesine izin veriyor" paylaşımında bulundu.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Marvel Şirketi, İsrailli aktris Shira Hass'ın filmdeki vasfını ve rolünü henüz tam açıklamamış olsa da, Filistinli karikatürist Muhammad Sabaaneh'e göre, Marvel Stüdyoları tarafından yaratılan ve Örümcek Adam, Demir Adam, Kaptan Amerika, Thor ve Hulk gibi karakterlere benzeyen Sabra karakterinin gelecekte dünyadaki her eve nüfuz etmesi ve iyiliğin sembolü haline gelmesi son derece tehlikeli.
Sabra_knows_about_herself.jpg
Sabra kendini tanıtıyor (Web sitesi)
Filistin'deki ilk çizgi roman yazarlarından biri olarak kabul edilen Sabaaneh, "Karakterin siyasi boyutunu göz önüne aldığımızda, çok tehlikeli bir meseleyle karşı karşıya olduğumuzu ifade edebiliriz. Özellikle de bu karakterler on yıllardır açık ve gizli siyasi imalar taşıdıkları için çizgi romanlar ve süper kahramanlar küçük çocuklar için artık sadece bir eğlence aracı olmaktan çıktı, siyasi eleştiri aracı haline geldi. Çünkü İsrail sinemayla yeniden farkındalık yaratmanın en önemli araçlardan biri olduğunun bilincinde. Halen sinemada, görsel sanatlarda, “çizgi romanlarda” ve diğer alanlarda arka sıralarda olan Filistin örneğinden farklı olarak İsrail, yoğun ve başarılı bir şekilde bunun üzerinde çalışıyor.

Gerçek Resim
Öte yandan Madar İsrail Araştırmaları Merkezi'nden araştırmacı Velid Habbas, "İsrail, özellikle Hollywood'da film yapımında imajını parlatmak için hiçbir çabadan kaçınmıyor ve bu nedenle Marvel filmlerinde görünen süper kahramanlar çocuklar ve gençler için birer ilham perisine dönüşüyor. Kahramanlar onlara kıyafetlerinde, ekranlarında, oyunlarında ve hatta hayallerinde bile eşlik ediyorlar” diyerek "Şirketin aktardığı siyasi boyut, izleyicinin zihnine işliyor ve onun için dünya gerçeklerinin bir parçası haline geliyor. Dolayısıyla “Kaptan Amerika” dizisinde yer alacak yeni süper kahraman karakterinin İsrailli bir karakter olduğunun duyurulması, bir yandan İsrail imajı için, diğer yandan da İsrail'in her eve yanlış siyasi mesajlar verebilmesi için önemli bir olay. Çünkü bu, İsrail'in Batı'nın özgür dünyasının bir parçası olduğu ve süper kahramanların bu özgür dünyanın değerlerini “kötü adamlar” ve “teröristler” karşısında savunduğu fikrinin pazarlanmasına katkıda bulunuyor. Aynı zamanda bu durum, İsrail'in 'ayrımcı' sisteme dayalı gerçekliğini örten ve sömürgecilik ve yerinden edilmeye dayalı geçmişini gizleyen ve onu şer ittifaklarını yöneten terörist devletten özgür halklar kampına katılan iyi devlete dönüştüren bulanık bir ekran ortaya koyuyor.
Öte yandan, İsrail Başbakanı Yair Lapid daha önce "orijinal uluslararası yapımları, İsrail'in hikayesini anlatmanın ve dünyaya İsrail'in gerçek ve farklı yüzlerini göstermenin mükemmel ve alışılmadık bir yolu olduğunu" düşündüğünü belirtmişti.
Gözlemcilere göre, aktivistlerin Marvel hakkındaki İsrail politikalarına yönelik eleştiri ve baskılarının, önümüzdeki aylarda çekimlerine başlanması planlanan filmin ertelenmesine veya iptal edilmesine nasıl bir katkı sağlayacağı henüz belli değil.



Yemen’deki ed-Daba Petrol Limanı’nda devletin otoritesi dışında gözaltı ve işkence yapılan gizli hapishaneler

BAE, ed-Daba Petrol Limanı ve er-Reyyan Uluslararası Havaalanı dahil olmak üzere birçok yasadışı hapishane kurdu (Şarku’l Avsat)
BAE, ed-Daba Petrol Limanı ve er-Reyyan Uluslararası Havaalanı dahil olmak üzere birçok yasadışı hapishane kurdu (Şarku’l Avsat)
TT

Yemen’deki ed-Daba Petrol Limanı’nda devletin otoritesi dışında gözaltı ve işkence yapılan gizli hapishaneler

BAE, ed-Daba Petrol Limanı ve er-Reyyan Uluslararası Havaalanı dahil olmak üzere birçok yasadışı hapishane kurdu (Şarku’l Avsat)
BAE, ed-Daba Petrol Limanı ve er-Reyyan Uluslararası Havaalanı dahil olmak üzere birçok yasadışı hapishane kurdu (Şarku’l Avsat)

Mahkumlar, gizli hapishanenin demir konteynerlerinin duvarlarına, korku ve uzun bekleyişlerin tırnaklarıyla anlatılmamış hikayelerini “Bana merhamet edin... Bu zulüm yeter!”, “Kurtar beni Allah’ım!”, “Annem”, “Allah şahit ben mazlumum” ifadeleriyle kazımışlardı.

Bu sözler duvar süslemesi değil, yıllardır Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) güçleri tarafından yönetilen yasadışı ed-Daba Hapishanesi’ndeki mahkumlar tarafından bırakılan, umut ile umutsuzluk arasında asılı kalan ve uzun süreler parmaklıklar arkasında kalan acıların gizli yüzünü ortaya çıkaran insan tanıklıklarıydı.

rfbvrt
İryani, devletin herhangi bir dış veya yerel tarafa gözaltı merkezleri kurma yetkisi vermediğini vurguladı (Şarku’l Avsat)

Şarku’l Avsat, basın mensupları ve insan hakları aktivistlerinden oluşan bir heyetle birlikte Mukelle şehrindeki ed-Daba Petrol Limanı’nda bulunan hapishaneyi ziyaret etti. BAE'nin yıllarca Yemenli yetkililerle herhangi bir koordinasyonsuz olarak birkaç yasadışı hapishane kurduğunu ilk elden gözlemledi. Bu durum, yargı dışı gözaltı ağının boyutunu ve gizli kalmış ihlalleri ortaya çıkardı.

Yemen Enformasyon, Kültür ve Turizm Bakanı Muammer el-İryani’ye göre bu hapishaneler, devlete ait herhangi bir yasal veya güvenlik sistemine bağlı değil. İryani, bu hapishanelerin ‘devletin, yasanın ve Yemen anayasasının yetkisi dışında kalan gözaltı merkezleri’ olduğunu açıkladı.

cdfrgt
Yemen Enformasyon, Kültür ve Turizm Bakanı Muammer el-İryani Mukelle'deki ed-Daba Petrol Limanı’ndaki tesiste (Şarku’l Avsat)

Ed-Daba’da bu gizli hapishanelerde tutulan 12 kişinin önünde konuşan İryani, bu yerin yasal veya idari denetim olmaksızın meşru devlet kurumları dışında gerçekleştirilen uygulamaları somutlaştırdığını belirtti.

Devletin, yabancı veya yerel hiçbir tarafa, yasaların çerçevesi dışında gözaltı veya işkence merkezleri kurma yetkisi vermediğini vurgulayan Bakan İryani, bu uygulamaları ‘tutuklama, soruşturma ve gözaltı yetkilerini yasal ve güvenlik devlet kurumlarıyla sınırlayan Yemen anayasasının açık bir ihlali’ olarak nitelendirdi. İryani, bunların aynı zamanda uluslararası hukuk ve insani hukukun da ihlali olduğunun altını çizdi.

Şarku’l Avsat, tesisin içindeki şok edici manzaraları belgelerken bazı hapishanelerin çeşitli boyutlarda kapalı çelik konteynerlerden oluştuğunu, bazı hücrelerin boyutlarının 1 metreye 50 santimetreden fazla olmadığını ortaya koydu. Bu konteynerlerin duvarları, tutukluların günlük yaşamlarını ve parmaklıklar ardındaki acılarını özetleyen yazılarla doluydu.

xcdvfg
Buralarda tutulanların duvarlara yazdıkları yazılarda, bu hapishanelerin yasadışı olduğu yönündeki duygularını yansıtan ‘mazlum’ (eziyet gören kimse) kelimesi öne çıkıyor (Şarku’l Avsat)

Bazı tutuklular, sanki günleri tek tek sayar gibi, gözaltında geçirdikleri günlerin sayısını düzenli tablolar halinde kaydetmeye özen gösteriyorlardı. Bazıları da buradan bir an önce kurtulmaları için Allah’tan yardım istedikleri duaları duvarlara yazıyorlardı. Bir köşede ise bir tutuklu acısını ve özlemini özetlemek için tek bir kelime yazmıştı; “Annem”.

Hücrelerin duvarlarında da kan izleri ve kırbaç izleri vardı, bu da tutukluların o dar odalarda maruz kaldıklarını yansıtıyordu.

Korku ve umut arasında, içlerinden biri titrek bir el yazısıyla “Bir ay on gün... Sonrası ferahlık” bir diğeri ise duvara “Allah şahit ben mazlumum”, bir başkası ise “Bana merhamet edin... Bu zulüm yeter!” diye haykırışlarını kazımışlardı.

xcdfg
Tutuklulardan biri, hapishanedeyken ailesine duyduğu özlemi “Annem” kelimesini yazarak ifade etti (Şarku’l Avsat)

Devletin bugün yaptıklarının ‘siyasi hesaplaşmak değil, hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmek olduğunu’ vurgulayan Bakan İryani, “Bu yerleri yerel ve uluslararası medyaya açmak, şeffaflığın bir parçası ve devletin gerçeklerden korkmadığı, aksine onu belgelemeye ve yasal olarak ele almaya çalıştığına dair açık bir mesajdır” ifadelerini kullandı.

İryani, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Siyasi koruma talep etmiyoruz, aksine hukukun üstünlüğüne destek istiyoruz. Siyasi bir vizyon sunmuyoruz, aksine yerleri, gerçekleri ve yasal sorumlulukları sunuyoruz.”

Öte yandan Şarku’l Avsat’a konuşan Yemenli bir askeri kaynak, dağın tepesinde bulunan ve eskiden Hava Savunma Kampı olarak bilinen ed-Daba kampının, Ebu Ali el-Hadrami liderliğindeki Güvenlik Destek Güçleri’ne devredildiğini açıkladı.

Kimliğinin açıklanmaması şartıyla konuşan kaynak, kanıt olmadan birini suçlamanın onu bu gizli hapishanelerden birine göndermek için yeterli olduğunu açıkladı. Bu gözaltı merkezlerinden çıkanların normal hallerine dönemediklerini, eskiden olduklarından tamamen farklı insanlar olduklarını belirten kaynak, “En tehlikeli olansa, çeşitli suçlara karıştığı kanıtlanmış bazı mahkumların serbest bırakılmasıydı. Çünkü bazılarının BAE tarafından serbest bırakıldıktan sonra çift taraflı ajan olduklarını görünce şaşırdık” diye ekledi. Kaynak, bu kişilerin aralarında El Kaide örgütünün üyelerinin de olduğunu belirtti.


Avn, Lübnan'ı "intihar girişimlerine" sürüklemeyeceğine dair söz verdi

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Avn, Lübnan'ı "intihar girişimlerine" sürüklemeyeceğine dair söz verdi

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn dün, "geçmişte ağır bedeller ödediğimiz intiharvari maceralara Lübnan'ı sürüklememeye" olan bağlılığını yineleyerek, ülkenin İsrail sınırındaki güney Litani bölgesinde "geniş alanları yasadışı silahlardan temizleme" işlemini tamamladığını belirtti.

Avn, diplomatik temsilcilere ve uluslararası misyon başkanlarına, Lübnan silahlı kuvvetlerinin "her türlü yasadışı silahtan, türü veya bağlantısı ne olursa olsun, geniş alanları temizleme konusunda muazzam görevler üstlendiğini ve tüm provokasyonlara, devam eden saldırılara, şüphelere, ihanet suçlamalarına, hakaretlere ve iftiralara rağmen bunu başardıklarını" söyledi.

"Güney Lübnan'ın, tüm uluslararası sınırlarımız gibi, yalnızca silahlı kuvvetlerimizin kontrolü altında olması ve diğerlerinin, istisnasız hepsinin, kendi ülkelerinin çıkarları için görüşmeler, müzakereler ve pazarlıklar yaparken, topraklarımızda başkalarının çatışmalarına dahil olma veya bu çatışmalara kayma olasılığının kesin olarak sonlandırılması gerektiğinin" altını çizdi.


Suriye’de SDG ile varılan mutabakat sonrası açıklanan 4 günlük ateşkes yürürlüğe girdi

Dün Rakka'da, Suriye ordusuna göre SDG saldırısında hasar görmüş köprüden geçmeye çalışan vatandaşlar (Reuters)
Dün Rakka'da, Suriye ordusuna göre SDG saldırısında hasar görmüş köprüden geçmeye çalışan vatandaşlar (Reuters)
TT

Suriye’de SDG ile varılan mutabakat sonrası açıklanan 4 günlük ateşkes yürürlüğe girdi

Dün Rakka'da, Suriye ordusuna göre SDG saldırısında hasar görmüş köprüden geçmeye çalışan vatandaşlar (Reuters)
Dün Rakka'da, Suriye ordusuna göre SDG saldırısında hasar görmüş köprüden geçmeye çalışan vatandaşlar (Reuters)

Suriye hükümeti, hükümet güçlerinin bölgedeki ilerlemesinin ardından, ülkenin kuzeydoğusundaki kalesi olan Haseke vilayetinde Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile yeni bir anlaşmaya varıldığını ve 4 günlük bir ateşkes ilan edildiğini duyurdu.

Suriye Cumhurbaşkanlığı, yaptığı basın açıklamasında "Haseke Valiliği'nin geleceğiyle ilgili bir dizi konuda ortak bir anlayışa varıldığını" belirtti. Açıklamada, "bölgelerin pratik entegrasyonu için ayrıntılı bir plan geliştirmek amacıyla Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) dört günlük istişare süresi tanınması" konusunda anlaşmaya varıldığı ifade edildi. Bunun ardından Savunma Bakanlığı, dün akşam saat 20:00'den itibaren geçerli olmak üzere dört günlük ateşkes ilan etti.

ABD'nin Suriye Büyükelçisi Tom Barrack, yeni anlaşmaya ilişkin yaptığı açıklamada, "(Suriye Demokratik Güçleri'nin) (DEAŞ'la) mücadelede önemli bir güç olarak rolünün sona erdiğini" belirterek, hükümet güçlerinin artık aşırılık yanlılarının ve aile üyelerinin tutulduğu hapishanelerin ve kampların güvenliğini devralmaya yetkili olduğunu kaydetti.

Barrack, mevcut durumun Kürtlere "tam vatandaşlık hakları, kültürel kimliğin korunması ve siyasi katılım da dahil olmak üzere, birleşik bir Suriye devletine tam entegrasyon yolunu sunduğunu ve bu hakların Beşşar Esed yönetiminde uzun süredir Kürtlerden esirgenmiş olduğunu" ifade etti.