Lapid, Lübnan ile deniz sınırları tartışmasında hükümeti eleştiren Netanyahu'yu "sorumsuzlukla” suçladı

AA
AA
TT

Lapid, Lübnan ile deniz sınırları tartışmasında hükümeti eleştiren Netanyahu'yu "sorumsuzlukla” suçladı

AA
AA

İsrail Başbakanı Yair Lapid, Lübnan ile deniz sınırının belirlenmesine ilişkin muhalefet lideri Binyamin Netanyahu’nun hükümete yönelttiği suçlamaları "son derece sorumsuzca" bulduğunu söyledi.
İsrail’in Times of Israel haber sitesinin aktardığına göre Lapid, BM 77. Genel Kurulu görüşmelerine katılmak üzere bulunduğu New York'ta gazetecilere açıklamalar yaptı.
Binyamin Netanyahu'nun dün Twitter hesabından paylaştığı ve kendisini tartışmalı Kariş gaz sahası konusunda "Hizbullah'a boyun eğmekle" suçladığı videoya değinen Lapid, şunları söyledi:
"Bu ulusal anlamda son derece sorumsuzcadır. Başbakan, BM Genel Kurulu için New York'ta bulunuyor. Amerika’da karmaşık bir müzakere yürütülüyor. (Netanyahu) Güvenlik meselesinde bilgilendirilmediği için detayları bilmiyor. Bu, İsrail'in müzakerelerine, güvenliğimize ve diplomatik ve ekonomik çıkarlarımıza zarar veriyor."
Netanyahu, dün paylaştığı görüntülü mesajında, İsrail Başbakanı’nı Kariş sahasından gaz çıkarmayı geciktirmekle ve "milyarlarca dolarlık gaz sahasını Lübnan’a teslim etmeye niyetli olmakla" suçlayarak, "Lapid, Nasrallah'ın tehditleri karşısında tamamen boyun eğdi." ifadelerini kullanmıştı.
Eski Başbakan Netanyahu, bu eleştirilerinin üzerine 1 Kasım’da yapılacak genel seçimlerde önderlik ettiği Likud’un da dahil olduğu sağ parti hükümetine oy vermeleri için İsraillilere çağrı yapmıştı.

İsrail ile Lübnan arasındaki sınır anlaşmazlığı
İsrail ile Lübnan arasında yaklaşık 860 kilometrekarelik deniz sahası anlaşmazlığı bulunuyor.
İki ülke de bu bölgenin kıta sahanlığında hak iddia ediyor. İsrail, Lübnan hükümetinin lisanslama sürecine başladığı beş bloktan üçünün İsrail kıta sahanlığı sınır bölgesinde yer aldığını öne sürüyor.
Lübnan tarafı ise tartışmalı bölgenin 2 bin 290 kilometrekare olduğunu belirtiyor.
İsrail ve Lübnan deniz sınırı anlaşmazlığının çözümü amacıyla Ekim 2020'de Birleşmiş Milletler gözetimi ve ABD ara buluculuğunda dolaylı müzakereler başlamıştı.
Müzakereler, Mayıs 2021'deki beşinci turun ardından anlaşmaya varılmaksızın askıya alınmıştı.
İsrail'in 5 Haziran'da ihtilaflı deniz sahası "Kariş"e bir sondaj gemisi göndermesi bölgede gerilimi yeniden yükseltmişti.
Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığı Enerji Güvenliği Danışmanı Amos Hochstein da İsrail ile bir yıldır askıda olan müzakerelere yeniden başlanması için ara buluculuk görevini üstleniyor.
Hochstein, son olarak 9 Eylül'de Beyrut'ta bazı temaslarda bulunmuş ve anlaşmaya varılması hususunda iyimser olduğunu ifade etmişti.
Lübnan'daki Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah ise 17 Eylül'deki açıklamasında ülkesi ile İsrail arasındaki tartışmalı deniz sınırına ilişkin müzakereleri takip ettiklerini, Lübnan'ın taleplerinin karşılanmaması halinde Kariş Doğal Gaz Sahası'nı hedef alacaklarını söylemişti.



Gizemli 51. Bölge yakınlarındaki deprem dalgası söylentileri alevlendirdi

Nevada'daki 51. Bölge yakınlarında 24 saat içinde en az 17 deprem kaydedilmesi, burada nükleer testler yapıldığına dair komplo teorilerini gündeme getirdi (AFP)
Nevada'daki 51. Bölge yakınlarında 24 saat içinde en az 17 deprem kaydedilmesi, burada nükleer testler yapıldığına dair komplo teorilerini gündeme getirdi (AFP)
TT

Gizemli 51. Bölge yakınlarındaki deprem dalgası söylentileri alevlendirdi

Nevada'daki 51. Bölge yakınlarında 24 saat içinde en az 17 deprem kaydedilmesi, burada nükleer testler yapıldığına dair komplo teorilerini gündeme getirdi (AFP)
Nevada'daki 51. Bölge yakınlarında 24 saat içinde en az 17 deprem kaydedilmesi, burada nükleer testler yapıldığına dair komplo teorilerini gündeme getirdi (AFP)

Isabel Keane Son dakika haberleri ve gündem muhabiri 

ABD'nin Nevada eyaletindeki son derece gizli 51. Bölge'nin çevresinde 24 saat içinde en az 17 deprem kaydedilmesi, gizli nükleer testlere dair asılsız komplo teorilerinin ortaya atılmasına neden oldu.

2.5 ila 4.4 büyüklüğündeki bu deprem dalgası, uzaylılar ve UFO'ları sakladığına dair komplo teorileriyle ünlü gizemli askeri üssün birkaç kilometre yakınında meydana geldi.

51. Bölge, ABD'nin 1951'den 1992'ye kadar nükleer silah denemeleri yaptığı Nevada Test Sahası'nın bitişiğinde yer alıyor.

ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS) verilerine göre 4.4 büyüklüğündeki deprem çarşamba günü saat 15.00'ten (TSİ 18.00) hemen sonra yerin yaklaşık 4 kilometre altında meydana geldi ve onu bir düzineden fazla küçük deprem izledi.

100'den fazla kişi depremleri hissettiğini USGS'e bildirdi.

Jeofizikçi ve internet fenomeni Stefan Burns, X'te paylaştığı videoda 4.4 büyüklüğündeki sarsıntının "deprem için alışılmadık bir yerde" meydana geldiğini iddia ederek özellikle sığ bir deprem olmasına dikkat çekti.

Komplo teorisyenleri askeri üste uzaylıların tutulduğunu uzun süredir iddia ediyor ancak son zamanlarda, ABD hükümetinin bölgede yeniden testler yapmaya başlayıp başlamadığını herhangi bir kanıt olmaksızın sorgulamaya başladılar.

Burns videoda 4.4 büyüklüğündeki sarsıntının muhtemelen doğal bir deprem olduğunu ancak sismik verilerde "bazı belirsizlikler" bulunduğunu söyledi.

Olağandışı özelliklerin, bu aktiviteyi "gizli bir yeraltı nükleer testi olup olmadığı" bağlamında tartışmaya değer kıldığını ekledi.

The Independent cevap hakkı için USGS'le temasa geçti.
 

USGS internet sitesine göre 24 saat içinde bölgede 17 deprem kaydedildi (USGS)

USGS internet sitesine göre 24 saat içinde bölgede 17 deprem kaydedildi (USGS)

Burns'ün videosu, bazı komplo teorisyenlerini heyecanlandırmaya yetti ve bunlardan biri videoyu paylaşarak "HÜKÜMET BİR İŞLER KARIŞTIRIYOR" diye yazdı.

Bir başkası da "51. Bölge büyük olasılıkla uzaylı değil, nükleer test alanı. Bu sizi daha iyi mi daha kötü mü hissettirir, bilmiyorum" dedi.

Deprem dalgası, son yıllarda ölen veya kaybolan bir dizi ABD'li bilim insanı hakkında komplo teorilerinin dolaştığı bir dönemde geldi.

Yaklaşık 12 vakayı inceleyen internet hafiyeleri, bu kişilerin nükleer silahlar gibi hassas konular üzerinde yaptıkları çalışmalar nedeniyle hedef alındığına inanıyor.

16 Nisan'da bir muhabir ABD Başkanı Donald Trump'a, "gizli bilgilere, nükleer materyallere ve havacılık alanına erişimi olan 10 bilim insanının son birkaç ay içinde kaybolduğunu veya ölü bulunduğunu" söyleyerek bunlar arasında bir bağlantı olup olmadığına dair düşüncelerini sormuştu.

Trump, "Umarım rastlantıdır ancak önümüzdeki bir buçuk hafta içinde bunu öğreneceğiz" demişti.

FBI ve ABD Kongresi halihazırda vakalar arasındaki olası bağlantıları araştırıyor.

Independent Türkçe, independent.co.uk/news


Küresel gıda krizi kapıda: “Haftada 10 milyar öğün tehlikede”

ABD, Hürmüz Boğazı'nı açmak için koalisyon kurma planları yaparken, İran'ın dini lideri Mücteba Hamaney olası bir saldırıya "uzun ve acı verici bir yanıt" verileceğini söyledi (Reuters)
ABD, Hürmüz Boğazı'nı açmak için koalisyon kurma planları yaparken, İran'ın dini lideri Mücteba Hamaney olası bir saldırıya "uzun ve acı verici bir yanıt" verileceğini söyledi (Reuters)
TT

Küresel gıda krizi kapıda: “Haftada 10 milyar öğün tehlikede”

ABD, Hürmüz Boğazı'nı açmak için koalisyon kurma planları yaparken, İran'ın dini lideri Mücteba Hamaney olası bir saldırıya "uzun ve acı verici bir yanıt" verileceğini söyledi (Reuters)
ABD, Hürmüz Boğazı'nı açmak için koalisyon kurma planları yaparken, İran'ın dini lideri Mücteba Hamaney olası bir saldırıya "uzun ve acı verici bir yanıt" verileceğini söyledi (Reuters)

ABD ve İran'ın anlaşmaya varamaması nedeniyle Hürmüz Boğazı'ndaki belirsizlik sürerken, küresel çapta gıda krizi tehlikesi de artıyor.

Gemi trafiğinin durma noktasında olduğu Hürmüz Boğazı'ndan gübre ve temel gıda bileşenlerinin tedarikinde ciddi sorunlar yaşanıyor.

Dünyanın en büyük gübre üreticilerinden Yara'nın CEO'su Svein Tore Holsether, tedarik sorunlarının çözülememesinin dünya çapında haftada 10 milyar öğüne mal olabileceğini, yoksul ülkelerin zorluk yaşayabileceğini belirtiyor.

Gübre kullanımındaki azalmanın yol açacağı mahsul verimindeki düşüşün gıda sektöründe "fiyat savaşı" yaratabileceğini vurgulayarak şöyle devam ediyor:

Mevcut durum nedeniyle dünyada yarım milyon ton azotlu gübre üretilemiyor. Peki bu gıda üretimi açısından ne anlama geliyor? Gübre eksikliği nedeniyle her hafta 10 milyar öğün yemek üretilemeyecek.

Gübre üretiminde kilit öneme sahip bir bileşen olan üre arzının yüzde 35'i Körfez ülkelerinden sağlanıyor. Holsether, firmanın halihazırda tedarik sıkıntısı yaşadığını belirterek savaş nedeniyle üre fiyatlarında yüzde 60 ila 70 artış olduğunu söylüyor.

Savaşın sürmesi halinde zengin ve yoksul ülkeler arasında yaşanabilecek fiyat savaşında "en büyük bedeli en savunmasız kesimlerin ödeyeceğini" vurguluyor.

ABD-İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan savaşın ardından gübre fiyatları yüzde 80 arttı.

Tayland'dan Vietnam'a Asya'nın dört bir yanındaki çiftçiler de ekim mevsimi gelmesine rağmen gübreye erişimlerinin zorlaştığını söylüyor.

BBC'nin analizinde, Çin'in Hürmüz'deki krize alternatif sunabileceğine dikkat çekiliyor. Asya devi geçen yıl küresel gübre üretiminin yüzde 25'ini gerçekleştirmişti.

Ancak Pekin yönetimi, savaşın başlamasından kısa süre sonra çeşitli gübre türlerinin ihracatını yasaklamıştı. Martta alınan kararın ardından gübre ihracatının yüzde 50 ila 80'i kısıtlanmış durumda. Çin, amonyum sülfat ihracatına devam ediyor fakat bu gübre, pirinç gibi temel gıda ürünlerinin yetiştirilmesinde yetersiz kalan düşük kaliteli bir endüstriyel yan ürün.

Washington merkezli Uluslararası Gıda Politikası Araştırma Enstitüsü'nden Joseph Glauber, şunları söylüyor:

Çin'in ihracat kısıtlamasıyla Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasının yarattığı bileşik etki, küresel gübre piyasasını ve gıda güvenliğini kaçınılmaz olarak sarsacaktır.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


İran’ın ekonomik çöküşü Trump için geç kalmış olabilir

Tahran’daki yerel bir pazarda alışveriş yapan İranlı bir kadın, 28 Nisan 2026 (Reuters)
Tahran’daki yerel bir pazarda alışveriş yapan İranlı bir kadın, 28 Nisan 2026 (Reuters)
TT

İran’ın ekonomik çöküşü Trump için geç kalmış olabilir

Tahran’daki yerel bir pazarda alışveriş yapan İranlı bir kadın, 28 Nisan 2026 (Reuters)
Tahran’daki yerel bir pazarda alışveriş yapan İranlı bir kadın, 28 Nisan 2026 (Reuters)

Savaş ve sonrasında yaşananlar, haftalar içinde İran'ın zaten vahim olan ekonomik sorunlarını daha da kötüleştirdi ve savaş sonrası bir felaketin habercisi oldu. Ancak Tahran, enerji ihracatını durduran ABD deniz ablukasına rağmen, şimdilik Arap Körfezi’ndeki çatışmaya dayanabilecek gibi görünüyor.

Büyük askeri operasyonların 8 Nisan’da başlayan ateşkesle durmasının ardından, İran, ABD ve İsrail arasındaki durum donma noktasına geldi. Savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelerde tıkanıklık yaşanırken, İran, Hürmüz Boğazı’nı kapalı tutuyor ve ABD, İran’ın Körfez’e kıyısı olan limanlarına deniz ablukası uygulamaya devam ediyor.

Altyapı ve sanayiye büyük zararlar gelmiş olmasına ve petrol ihracatının düşmesine rağmen İran, iç piyasasında yeterli stoklarla ve komşuları ile istikrarlı bir ticaretle ayakta kalabiliyor. Devlet gelirlerindeki kayıplara rağmen, mevcut ablukadan kaynaklanan acil bir baskıya dair sadece sınırlı göstergeler ortaya çıkmış durumda.

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın bu ekonomik ‘güç gösterisinde’ ilk önce geri adım atacağını umuyordu, ancak dünya genelinde enflasyon yükselirken ve Kongre ara seçimleri yaklaşırken, bu bekleyişin uzun sürebileceği görünüyor.

Tahran’daki bir marketten alışveriş yapan İranlı bir adam, 28 Nisan 2026 (Reuters)Tahran’daki bir marketten alışveriş yapan İranlı bir adam, 28 Nisan 2026 (Reuters)

Direniş ekonomisi

Uzmanlara göre İran liderleri, ülkenin Batılı karar alıcıların beklediğinden daha uzun süre dayanabileceğine inanıyor. Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre bu inanç, sıkı bir güvenlik kontrolüne ve ‘direniş ekonomisi’ anlayışına dayalı olarak iç kaynakların mobilize edilmesine ve kara sınırları üzerinden ticaret yapılmasına dayanıyor.

İran’ın dini liderleri ve Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), İslam Cumhuriyeti için varoluşsal bir tehdit olarak gördükleri bu durumu aşabilmek için, ülke üzerindeki demir yumruklarını kullanarak, Washington ile kalıcı bir anlaşma sağlanana kadar ayakta kalmayı planlıyor. Uzmanlar, İran yönetiminin, baskı araçlarını ve halkın tasarruflarını kullanarak, Washington ile bir anlaşmaya varılana kadar direneceklerini belirtiyor.

Savaşın yol açtığı ekonomik zarar ve yaklaşan bir ekonomik kriz olasılığı, güvenilir resmi verilerin eksikliği ve ocak ayında başlayan internet kesintileri nedeniyle tam olarak tahmin edilemiyor.

Reuters, bu ay yaptığı haberde, durumun kötüleştiğini ve İran yetkililerinin yeni protesto dalgalarının patlak vermesinden endişe ettiğini bildirdi. Yetkililer, ülkenin, yaptırımlar kaldırılmadığı takdirde felakete sürükleneceği konusunda uyardı.

Uzmanlar, bu yıl İran’ın gayri safi yurtiçi hasılasının (GSYİH) çift haneli bir oranda küçülmesini bekliyor. İran riyali geçen yıl yüzde 70 değer kaybetti, bu da enflasyonu daha da arttırarak, ocak ayında büyük çaplı protestoların patlak vermesine yol açtı.

Riyal son birkaç günde yüzde 15 değer kaybetti, ancak halen savaş öncesi seviyelerine yakın bir noktada bulunuyor.

Kısa vadede mali baskılara dair fazla bir gösterge yok. Yetkililer banka çekimlerini kısıtlamadı, temel gıda maddeleri veya yakıt için kota koymadı, devlet çalışanlarının maaş ödemelerinde gecikme yaşanmadı. Market rafları halen dolu ve işletmeler ile bankalar faaliyetlerini sürdürüyor.

13-25 Nisan arasında yapılan sevkiyat verileri, bu dönemde tankerlerle yüklü bir milyondan fazla varilden sadece 300 bin varilinin Hint Okyanusu’na hareket ettiğini gösterdi. Depolama kapasitesinin sınırlı olmasına rağmen, enerji sektöründeki analistler, İran’ın üretimi düşürmeden önce iki ay daha dayanabileceğini öngörüyor.

Tahran, savaşın başındaki yaptırım muafiyet döneminde enerji satışlarından ek gelir elde etti. İran, kara yoluyla sınırlı miktarda petrol ihraç ediyor, ancak bu deniz yoluyla uygulanan ablukayı telafi etmek için yeterli değil.

Tahran’daki yerel bir pazardan alışveriş yapan İranlılar, 28 Nisan 2026 (Reuters)Tahran’daki yerel bir pazardan alışveriş yapan İranlılar, 28 Nisan 2026 (Reuters)

İran Merkez Bankası’ndan üst düzey bir yetkili Reuters’a yaptığı açıklamada, ülkenin gerektiğinde kullanılabilecek büyük miktarda altın rezervine sahip olduğunu ve Tahran’ın, yaptırımlardan yıllarca kaçınma deneyimiyle, ithalatlarını sürdürmek için gerektiğinde küçük bir ek ödeme yapma yoluna gidebileceğini belirtti.

Kpler Tarım Emtiaları Baş Analisti Ishan Bhanu, İran’ın bölgedeki en büyük gıda ithalatçısı olduğunu vurguladı, ancak aynı zamanda bölgedeki en düşük gıda güvensizliği seviyelerine sahip ülke olduğunu da ekledi.

Bhanu, İran’daki gıda güvenliği durumunun, özellikle yaklaşan hasat sezonunun beklenenden daha iyi olacağı öngörüsüyle iyileşmeye devam ettiğini söyledi. Bu durum, ülkenin bu yıl buğday ithalatına duyduğu ihtiyacın azalmasına yol açarak, deniz ablukasının gıda sevkiyatlarına genişlemesi riskini de düşürüyor ve döviz harcamalarını ertelemeye olanak tanıyor.

Ayrıca, takip edilen gemi hareketlerine dikkat çeken Bhanu, ABD ablukasının şu ana kadar sadece Körfez’e kıyısı olan limanlarla sınırlı olduğunu, ancak İran’ın Umman Denizi’ne açılan Çabahar Limanı’na etkisi olmadığını, ayrıca ablukayı daha çok petrol tankerlerine odaklandığını belirtti.

Türkiye, Irak ve Pakistan’dan Reuters’a yapılan açıklamalarda ise sınır ticaretinde herhangi bir düşüşe dair şu ana kadar bir işaret olmadığı belirtildi. Rusya Tarım Bakanlığı verilerine göre Moskova, bu yıl Hazar Denizi üzerinden ticareti artırmış durumda; Ocak-Mart döneminde Hazar üzerinden 500 bin ton mısır, 180 bin ton arpa ve 4 bin ton buğday sevk etti, böylece Körfez’deki ablukayı aşarak ticaret yaptı.

Ağır ekonomik sıkıntılar

İran Meclisi Tarım Komisyonu Başkanı Muhammed Cevad Askeri, resmi medya organlarına yaptığı açıklamada, Trump’ın ocak ayında artan askeri tehditleriyle birlikte İran’ın altı aylık temel ihtiyaçları karşılayacak kadar ithalat yapmaya başladığını belirtti.

Çatışmanın patlak vermesinin hemen ardından Merkez Bankası, küçük kredilere uygulanan gecikme faizlerinden muafiyet getirerek, bankalardan yapılan para çekme limitlerini yükselten bir destek paketini devreye soktu. Bu adımlar, mevduat sahiplerine güven vermeyi amaçlıyordu.

Buna rağmen Tahran ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalmış durumda; İranlı şirketler, fiyatların artması, tedarik zincirlerinin aksaması ve internet kesintileri nedeniyle zorluk yaşıyor. Bu durum, işsizlik oranlarının artmasına neden oldu.

Tahran’da bir döviz tüccarı, İran riyali değer kaybederken 100 dolarlık banknotları sayıyor. (Reuters)Tahran’da bir döviz tüccarı, İran riyali değer kaybederken 100 dolarlık banknotları sayıyor. (Reuters)

Pirinç ve tahıl tüccarı Abbas İsmailzade, “Temel gıda maddelerinin, özellikle de insanların beslenmesiyle doğrudan bağlantılı olan ürünlerin fiyatlarındaki artış, tüccarlar üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor” diyerek, savaşın başından itibaren satışlarının yaklaşık yüzde 40 oranında azaldığını belirtti.

Mekanikçi Hüseyin Amiri ise atölyesine gelen müşteri sayısının savaş öncesine göre büyük ölçüde düştüğünü ifade etti. Amiri, “İşimiz neredeyse durdu” diyerek, durumun çok daha kötüye gidebileceği uyarısında bulundu.

İran hükümeti, halk arasında yeni bir protesto dalgası endişesi taşıyor. Ocak ayında yaşanan huzursuzluklar, son yılların en kanlı protesto dalgasıyla sona ermiş ve binlerce gösterici hayatını kaybetmişti.

Uzmanlar, İran’ın, Washington ile yapacağı herhangi bir anlaşmada yaptırımların hafifletilmesini içeren bir maddeyi mutlaka dahil etmesi gerektiğini, aksi takdirde yaklaşan ekonomik felaketi önlemenin imkânsız olacağına dikkat çekiyor.