Irak istikrarı yakalama fırsatını kaçırdı mı?

Siyasi kriz, ülkeyi çıkmaza sokuyor

Irak'ta yaşanan siyasi kriz, çözümsüzlüğe ve hiçbir sonuç getirmeyen girişimlerin başarısız olmasına yol açtı (AFP)
Irak'ta yaşanan siyasi kriz, çözümsüzlüğe ve hiçbir sonuç getirmeyen girişimlerin başarısız olmasına yol açtı (AFP)
TT

Irak istikrarı yakalama fırsatını kaçırdı mı?

Irak'ta yaşanan siyasi kriz, çözümsüzlüğe ve hiçbir sonuç getirmeyen girişimlerin başarısız olmasına yol açtı (AFP)
Irak'ta yaşanan siyasi kriz, çözümsüzlüğe ve hiçbir sonuç getirmeyen girişimlerin başarısız olmasına yol açtı (AFP)

Irak'ta 10 Ekim'de yapılan erken seçimlerin doğurduğu siyasi kriz, ülkenin siyasi ve ekonomik istikrara giden yolunu baltaladı. 11 ay önce siyasi tıkanıklığın ortaya çıkışı ve 2003 yılından sonraki mevcut rejime katılan taraflar ve güçler arasında artan güvensizlik bu yolu büyük ölçüde etkiledi.
Her seçimden sonra istikrara yönelik yeni bir denklem oluşturacak köklü çözümler üretemeyen ve kısır bir döngüye giren siyasi harekete rağmen, siyasi partiler buna zemin hazırlayan geçici bir hükümet kurulduktan sonra yeni bir seçim yarışına giriyorlar. Ancak bu yolda engellerle karşılaşılacak.

Krizi çözme kapıları
Geçen pazartesi, Irak Başbakanı Mustafa El-Kazımi mevcut siyasi kriz için çözüm kapılarının birtakım sıkıntılar olmasına rağmen hala açık olduğunu duyurdu.
Kazımi, Irak adına Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu toplantısına katılmak üzere ABD’nin New York şehrine gitmeden önce yaptığı açıklamada, “Geçtiğimiz iki yıl boyunca komşularımızla ve uluslararası toplumla en iyi ilişkileri tesis etmeye çalıştık. Irak'ın uluslararası forumlardaki katılımının seviyesini yükselttik. Her düzeyde halkımızın çıkarlarına olumlu yansıyacak şekilde herkesle iş birliğimizi ve ortaklığımızı güçlendirdik” ifadelerini kullandı.
Kazımi “Hükümetimizin tecrübesi, Irak'ın bölgede istikrarın sağlanmasında önemli bir rol oynayabileceğini ve herkesin görüşlerini ortak bir zeminde toplayabilecek bir saha olabileceğini gösterdi. Bu, her düzeyde dikkate alınması gereken bir yaklaşımdır” dedi.
Mevcut siyasi krizin çetin olduğunu ancak çözüm için kapıların hala açık olduğunu vurgulayan Kazımi, Irak'ın ve halkının çıkarlarını her şeyin üstünde tutan sakin ve sıcak bir diyalog kurulması gerektiğini belirtti. Kazımi “Ulusal ve siyasi güçleri sakin ve sabırlı olmaya, diyalog diline ve mantığın sesine güvenmeye ve sağlam bir iradenin yanı sıra kuvvetli bir vatanseverlik ruhuyla kuşanmaya çağırıyorum. Böylece bu tarihi anda bu krize son vermeyi sağlayan çözümler üretebilecek, ulusal diyaloğumuzla ülkemizi mevcut yerden güvenli bir kıyıya çıkarabiliriz” dedi.

Sadr Hareketi, Şii Koordinasyon Çerçevesi’nden memnun olmayacak
Irak'ta yaşanan siyasi kriz, çözümsüzlüğe ve girişimlerin başarısız olmasına yol açtı. Hikmet Hareketi üyesi Fahd el-Ceburi, Kürt güçlerinin cumhurbaşkanının atanacağı meclis oturumuna ortak bir adayla girmeyi nihayet kabul ettiğini açıkladı. Ceburi, Sadr Hareketi’nin Koordinasyon Çerçevesi’nden hükümetin başına bir ‘peygamber’ bile atasa memnun olmayacağını söyledi.
Ceburi televizyonda yaptığı açıklamada “Koordinasyon Çerçevesi’nden Sadr Hareketi’ne karşı bir kışkırtma söz konusu değil. Hükümetin başına 100 aday çıkartsak Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr onları reddedecek. Hatta bir peygamber aday gösterilse onu bile reddedecek. Koordinasyon Çerçevesi’nin toplantısı çok önemliydi. Sünni ve Kürt güçlere hükümetin kurulmasına devam etmek için tutumlarını belirleme konusunda tavsiyelerde bulunuldu. Kürt güçleri, Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) arasında ortak aday olarak Abdurreşid Latif’i cumhurbaşkanlığı pozisyonuna önererek tutumlarını belirledi” dedi.

Kriz hala aynı şekilde devam ediyor
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Siyaset Uzmanı Salih Lefte, siyasi liderlerin inadı, çıkar ve kazanımların çatışması ve en ideal ve en uygun çözüm konusundaki fikir ayrılıkları nedeniyle siyasi krizin aynı şekilde devam ettiğini söyledi. Lefte'ye göre her parti, taraf veya siyasi liderin krizi çözmek için bir fikri var ve başkalarının kendi bakış açısını kabul etmesini istiyor.
Lefte “Örneğin, parlamentoyu feshedip eski seçim kanununun, aynı hükümetin ve cumhurbaşkanının kalmasını isteyen bir görüş var. Mevcut yasadan etkilenen diğer tarafların bu görüşü kabul etmesi mümkün değil” şekline konuştu.
Lefte “Bir başka görüş ise yeni bir seçim yasası ve hükümet istiyor. Ancak bu görüşü savunanlar anayasaya uygun olmasına rağmen, karşıt düşüncedeki insanların bunu engellemek için halkı kışkırtmasından korktuğu için bu adımı atmaktan kaçınıyorlar” şeklinde sözlerini sürdürdü.

İdeal çözüm
Üçüncü görüşün ise parlamentoyu, hükümeti, tüm siyasi süreci feshetmek ve seçime gitmek istediğini, ancak mevcut rejim devrilirse seçimleri kimin yapacağı veya nasıl yapılacağı konusunda hiçbir çözümü olmadığını söyleyen Lefte “Bu görüşün herhangi bir çözümü veya yapıcı planı olmadan yıkım istediği aşikâr. Bunlar ya anarşist ya da cahil insanlar” değerlendirmesinde bulundu.
Kaybeden güçlerin dördüncü bir görüşü olduğuna dikkat çeken Lefte, bu görüşü savunanların halkı kazanmak için gerilimi tırmandırdığını ve ileride bir koltuk veya mevki kazanma umuduyla çeşitli yollar ve araçlarla bedeli ne olursa olsun erken seçimin kabul edilmesini sağlamaya çalıştıklarını söyledi.
Lefte krizi çözmek için en iyi yolun, en büyük bloğun adayı üzerinde anayasaya uymak, Koordinasyon Çerçevesi’nin başbakan adayının Sadr'ın kabul edebileceği bir adayla değiştirilmesi, Sadr Bloğu’na parlamentoda geri çekilmeden önceki durumuna göre bakanlık ve pozisyon payını vermek ve bir an önce yeni seçimler yapmak için bir tarih belirlemek olduğunu savunuyor.



Yemen’deki ed-Daba Petrol Limanı’nda devletin otoritesi dışında gözaltı ve işkence yapılan gizli hapishaneler

BAE, ed-Daba Petrol Limanı ve er-Reyyan Uluslararası Havaalanı dahil olmak üzere birçok yasadışı hapishane kurdu (Şarku’l Avsat)
BAE, ed-Daba Petrol Limanı ve er-Reyyan Uluslararası Havaalanı dahil olmak üzere birçok yasadışı hapishane kurdu (Şarku’l Avsat)
TT

Yemen’deki ed-Daba Petrol Limanı’nda devletin otoritesi dışında gözaltı ve işkence yapılan gizli hapishaneler

BAE, ed-Daba Petrol Limanı ve er-Reyyan Uluslararası Havaalanı dahil olmak üzere birçok yasadışı hapishane kurdu (Şarku’l Avsat)
BAE, ed-Daba Petrol Limanı ve er-Reyyan Uluslararası Havaalanı dahil olmak üzere birçok yasadışı hapishane kurdu (Şarku’l Avsat)

Mahkumlar, gizli hapishanenin demir konteynerlerinin duvarlarına, korku ve uzun bekleyişlerin tırnaklarıyla anlatılmamış hikayelerini “Bana merhamet edin... Bu zulüm yeter!”, “Kurtar beni Allah’ım!”, “Annem”, “Allah şahit ben mazlumum” ifadeleriyle kazımışlardı.

Bu sözler duvar süslemesi değil, yıllardır Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) güçleri tarafından yönetilen yasadışı ed-Daba Hapishanesi’ndeki mahkumlar tarafından bırakılan, umut ile umutsuzluk arasında asılı kalan ve uzun süreler parmaklıklar arkasında kalan acıların gizli yüzünü ortaya çıkaran insan tanıklıklarıydı.

rfbvrt
İryani, devletin herhangi bir dış veya yerel tarafa gözaltı merkezleri kurma yetkisi vermediğini vurguladı (Şarku’l Avsat)

Şarku’l Avsat, basın mensupları ve insan hakları aktivistlerinden oluşan bir heyetle birlikte Mukelle şehrindeki ed-Daba Petrol Limanı’nda bulunan hapishaneyi ziyaret etti. BAE'nin yıllarca Yemenli yetkililerle herhangi bir koordinasyonsuz olarak birkaç yasadışı hapishane kurduğunu ilk elden gözlemledi. Bu durum, yargı dışı gözaltı ağının boyutunu ve gizli kalmış ihlalleri ortaya çıkardı.

Yemen Enformasyon, Kültür ve Turizm Bakanı Muammer el-İryani’ye göre bu hapishaneler, devlete ait herhangi bir yasal veya güvenlik sistemine bağlı değil. İryani, bu hapishanelerin ‘devletin, yasanın ve Yemen anayasasının yetkisi dışında kalan gözaltı merkezleri’ olduğunu açıkladı.

cdfrgt
Yemen Enformasyon, Kültür ve Turizm Bakanı Muammer el-İryani Mukelle'deki ed-Daba Petrol Limanı’ndaki tesiste (Şarku’l Avsat)

Ed-Daba’da bu gizli hapishanelerde tutulan 12 kişinin önünde konuşan İryani, bu yerin yasal veya idari denetim olmaksızın meşru devlet kurumları dışında gerçekleştirilen uygulamaları somutlaştırdığını belirtti.

Devletin, yabancı veya yerel hiçbir tarafa, yasaların çerçevesi dışında gözaltı veya işkence merkezleri kurma yetkisi vermediğini vurgulayan Bakan İryani, bu uygulamaları ‘tutuklama, soruşturma ve gözaltı yetkilerini yasal ve güvenlik devlet kurumlarıyla sınırlayan Yemen anayasasının açık bir ihlali’ olarak nitelendirdi. İryani, bunların aynı zamanda uluslararası hukuk ve insani hukukun da ihlali olduğunun altını çizdi.

Şarku’l Avsat, tesisin içindeki şok edici manzaraları belgelerken bazı hapishanelerin çeşitli boyutlarda kapalı çelik konteynerlerden oluştuğunu, bazı hücrelerin boyutlarının 1 metreye 50 santimetreden fazla olmadığını ortaya koydu. Bu konteynerlerin duvarları, tutukluların günlük yaşamlarını ve parmaklıklar ardındaki acılarını özetleyen yazılarla doluydu.

xcdvfg
Buralarda tutulanların duvarlara yazdıkları yazılarda, bu hapishanelerin yasadışı olduğu yönündeki duygularını yansıtan ‘mazlum’ (eziyet gören kimse) kelimesi öne çıkıyor (Şarku’l Avsat)

Bazı tutuklular, sanki günleri tek tek sayar gibi, gözaltında geçirdikleri günlerin sayısını düzenli tablolar halinde kaydetmeye özen gösteriyorlardı. Bazıları da buradan bir an önce kurtulmaları için Allah’tan yardım istedikleri duaları duvarlara yazıyorlardı. Bir köşede ise bir tutuklu acısını ve özlemini özetlemek için tek bir kelime yazmıştı; “Annem”.

Hücrelerin duvarlarında da kan izleri ve kırbaç izleri vardı, bu da tutukluların o dar odalarda maruz kaldıklarını yansıtıyordu.

Korku ve umut arasında, içlerinden biri titrek bir el yazısıyla “Bir ay on gün... Sonrası ferahlık” bir diğeri ise duvara “Allah şahit ben mazlumum”, bir başkası ise “Bana merhamet edin... Bu zulüm yeter!” diye haykırışlarını kazımışlardı.

xcdfg
Tutuklulardan biri, hapishanedeyken ailesine duyduğu özlemi “Annem” kelimesini yazarak ifade etti (Şarku’l Avsat)

Devletin bugün yaptıklarının ‘siyasi hesaplaşmak değil, hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmek olduğunu’ vurgulayan Bakan İryani, “Bu yerleri yerel ve uluslararası medyaya açmak, şeffaflığın bir parçası ve devletin gerçeklerden korkmadığı, aksine onu belgelemeye ve yasal olarak ele almaya çalıştığına dair açık bir mesajdır” ifadelerini kullandı.

İryani, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Siyasi koruma talep etmiyoruz, aksine hukukun üstünlüğüne destek istiyoruz. Siyasi bir vizyon sunmuyoruz, aksine yerleri, gerçekleri ve yasal sorumlulukları sunuyoruz.”

Öte yandan Şarku’l Avsat’a konuşan Yemenli bir askeri kaynak, dağın tepesinde bulunan ve eskiden Hava Savunma Kampı olarak bilinen ed-Daba kampının, Ebu Ali el-Hadrami liderliğindeki Güvenlik Destek Güçleri’ne devredildiğini açıkladı.

Kimliğinin açıklanmaması şartıyla konuşan kaynak, kanıt olmadan birini suçlamanın onu bu gizli hapishanelerden birine göndermek için yeterli olduğunu açıkladı. Bu gözaltı merkezlerinden çıkanların normal hallerine dönemediklerini, eskiden olduklarından tamamen farklı insanlar olduklarını belirten kaynak, “En tehlikeli olansa, çeşitli suçlara karıştığı kanıtlanmış bazı mahkumların serbest bırakılmasıydı. Çünkü bazılarının BAE tarafından serbest bırakıldıktan sonra çift taraflı ajan olduklarını görünce şaşırdık” diye ekledi. Kaynak, bu kişilerin aralarında El Kaide örgütünün üyelerinin de olduğunu belirtti.


Avn, Lübnan'ı "intihar girişimlerine" sürüklemeyeceğine dair söz verdi

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Avn, Lübnan'ı "intihar girişimlerine" sürüklemeyeceğine dair söz verdi

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn dün, "geçmişte ağır bedeller ödediğimiz intiharvari maceralara Lübnan'ı sürüklememeye" olan bağlılığını yineleyerek, ülkenin İsrail sınırındaki güney Litani bölgesinde "geniş alanları yasadışı silahlardan temizleme" işlemini tamamladığını belirtti.

Avn, diplomatik temsilcilere ve uluslararası misyon başkanlarına, Lübnan silahlı kuvvetlerinin "her türlü yasadışı silahtan, türü veya bağlantısı ne olursa olsun, geniş alanları temizleme konusunda muazzam görevler üstlendiğini ve tüm provokasyonlara, devam eden saldırılara, şüphelere, ihanet suçlamalarına, hakaretlere ve iftiralara rağmen bunu başardıklarını" söyledi.

"Güney Lübnan'ın, tüm uluslararası sınırlarımız gibi, yalnızca silahlı kuvvetlerimizin kontrolü altında olması ve diğerlerinin, istisnasız hepsinin, kendi ülkelerinin çıkarları için görüşmeler, müzakereler ve pazarlıklar yaparken, topraklarımızda başkalarının çatışmalarına dahil olma veya bu çatışmalara kayma olasılığının kesin olarak sonlandırılması gerektiğinin" altını çizdi.


Suriye’de SDG ile varılan mutabakat sonrası açıklanan 4 günlük ateşkes yürürlüğe girdi

Dün Rakka'da, Suriye ordusuna göre SDG saldırısında hasar görmüş köprüden geçmeye çalışan vatandaşlar (Reuters)
Dün Rakka'da, Suriye ordusuna göre SDG saldırısında hasar görmüş köprüden geçmeye çalışan vatandaşlar (Reuters)
TT

Suriye’de SDG ile varılan mutabakat sonrası açıklanan 4 günlük ateşkes yürürlüğe girdi

Dün Rakka'da, Suriye ordusuna göre SDG saldırısında hasar görmüş köprüden geçmeye çalışan vatandaşlar (Reuters)
Dün Rakka'da, Suriye ordusuna göre SDG saldırısında hasar görmüş köprüden geçmeye çalışan vatandaşlar (Reuters)

Suriye hükümeti, hükümet güçlerinin bölgedeki ilerlemesinin ardından, ülkenin kuzeydoğusundaki kalesi olan Haseke vilayetinde Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile yeni bir anlaşmaya varıldığını ve 4 günlük bir ateşkes ilan edildiğini duyurdu.

Suriye Cumhurbaşkanlığı, yaptığı basın açıklamasında "Haseke Valiliği'nin geleceğiyle ilgili bir dizi konuda ortak bir anlayışa varıldığını" belirtti. Açıklamada, "bölgelerin pratik entegrasyonu için ayrıntılı bir plan geliştirmek amacıyla Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) dört günlük istişare süresi tanınması" konusunda anlaşmaya varıldığı ifade edildi. Bunun ardından Savunma Bakanlığı, dün akşam saat 20:00'den itibaren geçerli olmak üzere dört günlük ateşkes ilan etti.

ABD'nin Suriye Büyükelçisi Tom Barrack, yeni anlaşmaya ilişkin yaptığı açıklamada, "(Suriye Demokratik Güçleri'nin) (DEAŞ'la) mücadelede önemli bir güç olarak rolünün sona erdiğini" belirterek, hükümet güçlerinin artık aşırılık yanlılarının ve aile üyelerinin tutulduğu hapishanelerin ve kampların güvenliğini devralmaya yetkili olduğunu kaydetti.

Barrack, mevcut durumun Kürtlere "tam vatandaşlık hakları, kültürel kimliğin korunması ve siyasi katılım da dahil olmak üzere, birleşik bir Suriye devletine tam entegrasyon yolunu sunduğunu ve bu hakların Beşşar Esed yönetiminde uzun süredir Kürtlerden esirgenmiş olduğunu" ifade etti.