Bakan Çavuşoğlu: Amerika'nın öncelikli alanlarında en önemli aktörlerden birisi değil en önemli aktör Türkiye

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Bakan Çavuşoğlu: Amerika'nın öncelikli alanlarında en önemli aktörlerden birisi değil en önemli aktör Türkiye

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD'nin önceliklerine bakıldığı zaman bu alanlarda en önemli aktörün Türkiye olduğuna işaret ederek, "Dolayısıyla Amerika'nın da Türkiye'nin bu anlamdaki önemini sadece işte tahıl anlaşması oldu 'thank you' deyip, 'teşekkür ederim' deyip geçiştirmemesi lazım" ifadelerini kullandı.
Birleşmiş Milletler (BM) 77. Genel Kurul toplantıları kapsamında ABD'de bulunan Çavuşoğlu, New York'taki temaslarını tamamladıktan sonra Los Angeles'a geçti.
Çavuşoğlu, Türkiye'nin Los Angeles Başkonsolosluğu resmi konutunda Türk toplumu ile bir araya geldi.
Tokyo'ya, eski Japonya Başbakanı Abe Şinzo'nun cenaze törenine katılmadan önce özellikle Los Angeles'taki Türk toplumu ile bir araya gelmek istediğini belirten Çavuşoğlu, New York'taki temaslarını çarşamba günü tamamlayarak Türkiye'ye dönen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın buradaki vatandaşlara selamını iletti.

Türkiye ve Türkevi New York'ta odak noktasıydı
New York'ta çok yoğun bir programı olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, "Bu yoğunluk içinde, New York'ta odak noktası Türkiye idi. Özellikle son yıllarda barış için ve gıda, enerji krizinin çözümü için sarf ettiğimiz Cumhurbaşkanımızın liderliğindeki çabalarımız tüm dünya tarafından takdir ediliyor. Ayrıca odak noktası New York'taki Türkevi idi."
Çavuşoğlu, Türkevi'nde bu sene çok yoğun toplantılar ve etkinlikler düzenlendiğini anımsatarak, "O kadar yoğunluk vardı ki birçok insan Türkevi'ni BM'nin ek binası sanmış. Malum tam girişte çok kamera var, BM binasına girip çıkanları çekiyor, geçerken sorular soruluyor. Baktım kameraların yarısı BM tarafına bakıyor, yarısı dönmüş Türkevi'ne bakıyor. Gerçekten gurur verici bir eseri sizlere ABD'de yaşayan tüm vatandaşlarımıza kavuşturmanın gururunu yaşıyoruz" dedi.
Los Angeles'ta Ermeni, Musevi ve Ahıska Türklerinin de kendisi ile bir araya geldiğine işaret eden Çavuşoğlu, "Biz her zaman yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın ve soydaşlarımızın yanındayız devlet olarak. Sizler de bizlere sahip çıkıyorsunuz" diye konuştu.

"Dış politika içinde ülkemizin çıkarlarını korumak bizim için önceliklidir"
Çavuşoğlu, Türkiye'nin yoğun bir dış politika izlediğinin altını çizerek, "Bu yoğun dış politika içinde ülkemizin çıkarlarını korumak bizim için önceliklidir. Dünyanın neresinde olursa olsun, çıkarlarımızı korumak ve yaşanan krizlerin Türkiye'ye etkisini en aza indirmek için çaba sarf ediyoruz. Tabii Suriye'de, Libya'da, Kıbrıs'ta, Ege'de her yerde şöyle baktığınız zaman dünyadaki çatışmaların yüzde 60’ı bizim etrafımızda. Hemen yakın o bölgemizde ve bizi de etkileyen ikinci çemberde Afganistan, Yemen gibi ülkeleri de kastediyoruz. Dolayısıyla hakkımızı hukukumuzu da korumak lazım" değerlendirmesini yaptı.
Çatışmaların çözümünde de aktif bir dış politika sürdürdüklerini belirten Çavuşoğlu, şöyle konuştu:
"Tahıl krizinde oynadığımız rol dünyada bir rahatlamaya yol açtı. 2008’den bu yana ilk defa tahıl fiyatları ciddi derecede düşüş yaşadı. New York'ta gördük ki en zengininden en fakirine tahıl konusu herkes için birinci derecede önemli. Gören herkes, BM kürsüsünde de birçok lider ve konuşmacı Türkiye'ye teşekkür etti. Gübre konusunda da önümüzdeki engelleri kaldırmak için İstanbul'daki koordinasyon merkezimizde BM ile birlikte çalışıyoruz. Her iki ülkenin de (Rusya ve Ukrayna) heyetleri var. Bazı çözüm yolları bulduk, Rusların bu ürünleri de yaptırım listesinde olmadığı için sigortacılık, hizmet ve özellikle ödeme konularındaki şu andaki tereddütleri de gidermek için bir çalışma yapıyoruz."

"Cumhurbaşkanımızın temel hedefi Sayın Putin ile Zelenskiy'i bir araya getirmek"
Çavuşoğlu, Türkiye'nin Rusya-Ukrayna savaşının sona erdirilmesi için çaba sarf ettiğini belirterek, tarafların çözümden uzaklaşmasına rağmen umutlarını yitirmediklerinin altını çizdi.
Bakan Çavuşoğlu, "Cumhurbaşkanımızın temel hedefi sayın Putin ile Zelenskiy'i bir araya getirmek. Bunun için de güven arttırıcı adımlar da atmak gerekiyor bu siyasi sürecin çözülmesi için. En son esir takası konusunda biz önemli bir rol oynadık" dedi.
Dış politikanın bir önceliğinin de yurtdışında yaşayan vatandaşlar ve soydaşları yalnız bırakmamak olduğunu belirten Çavuşoğlu, konsolosluk hizmetlerini çeşitlendirip, kolaylaştırdıklarını ve fiziki alt yapıları güçlendirdiklerini kaydetti.
Çavuşoğlu, tüm vatandaşların kendileri için birinci sınıf vatandaş olduğunu belirterek, "Bizi bir araya getiren nedir? Bu zenginlik içinde Türkiye'dir. Güzel ülkemiz Türkiye'miz ve bayrağımızdır. Dolayısıyla bayrağımız ve Türkiye'miz söz konusu olduğu zaman hep birlikte hareket ediyoruz, etmeliyiz de" diye konuştu.
İsrail ve Ermenistan ile normalleşme sürecine de değinen Çavuşoğlu, "Güney Kafkasya'da kalıcı barış ve istikrar için özellikle Azerbaycan'ın teklif ettiği bu kapsamlı barış anlaşmasının bir an önce Ermenistan ve Azerbaycan tarafından imzalanması gerekiyor. Biz bu süreci destekliyoruz" dedi.

"Ermenistan'ın bölgede barış ve bu iş birliğine ihtiyacı var"
Çavuşoğlu, Ermenistan ile ilişkileri normalleştirmek için özel temsilcileri atadıklarını ancak Ermenistan'ın üzerindeki baskılar nedeniyle henüz daha cesur adımlar atamadığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ermenistan'ı cesaretlendirmek lazım. Maalesef belki sayısı azdır ama Amerika'da da sesi çok çıkan bir grup, Ermeni grubu bu normalleştirmeye karşı, Türkiye ile olan normalleşmeye de karşı. Onların Ermenistan'a hiçbir katkısı yok. Nefret üzerine hareket ediyorlar ve Ermenistan'ın bölgede barış ve bu iş birliğine ihtiyacı var. Bugüne kadar izole yaşamış bir ülke malum sebeplerden dolayı. Bu fırsatın da iyi değerlendirilmesi gerekiyor."
Çavuşoğlu, 50 yıl önce Los Angeles'ta ASALA terör örgütüne ilk şehitlerin verildiğini ve FETÖ, PKK ve DEAŞ başta olmak üzere terör ile mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceklerini vurgulayarak, "Sizlerden de ricamız burada tüm muhataplarınızla görüşmelerinizde özellikle Kongredeki temsilciliklerinizde, yerel parlamento temsilcileri ile görüşmelerinizde ve vali dahil tüm yöneticililerle temaslarınızda bunu anlatmanızı istirham ediyoruz" ifadelerini kulandı.
ABD ile ilişkilerin köklü bir geçmişe sahip olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, "100 milyar dolar ticaret hacmi hedefimizi koyduğumuz zaman birçok kişi için hayaldi ama anlık ticaret hacmimize baktığımız zaman ki ABD şu an bizim en çok ikinci ihracat yaptığımız ülke, bu hedefe çok öyle uzun bir sürede değil bir 7-8 sene içinde ulaşabiliriz" görüşünü paylaştı.

"PKK/PYD’ye maalesef ABD halen Suriye'de destek veriyor"
Çavuşoğlu, ABD ile ilişkilerde sorunlar da olduğunu hatırlatarak, "PKK/PYD’ye maalesef ABD halen Suriye'de destek veriyor. Ve onların bölücü ajandasına destek veriyorlar aslında ama bu terör örgütü de son zamanlarda saldırılarını arttırdı. FETÖ'nün buradaki mevcudiyeti, diğer taraftan CAATSA yaptırımları da bizleri rahatsız eden konular. Aslında bunların hepsi bizim için ulusal güvenlik meselesi, müttefiğimiz ABD’den de bu konuda hassasiyet bekliyoruz, bizim hassasiyetlerimizi anlamasını bekliyoruz" diye konuştu.
Tüm sorunları New York'ta ABD'li mevkidaşı Antony Blinken ile görüştüğünü, vize görüşmelerini ve bölgesel konuları da ele aldıklarını belirten Çavuşoğlu, stratejik mekanizmanın son toplantısının BM Genel Kurulu görüşmelerinden önce Washington'da yapıldığını kaydetti.
Çavuşoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
"(ABD-Türkiye) Sonuç itibariyle bu ilişkilerde yaşanan sorunları azaltmamız ya da ortadan kaldırmamız, iş birliğini arttırmamız her iki ülkenin yararına. Biz baktığımız zaman dış politika alanlarımıza aslında Amerika'nın önceliklerine de baktığımız zaman, Amerika'nın öncelikli alanlarında en önemli aktörlerden birisi değil en önemli aktör Türkiye. Dolayısıyla Amerika'nın da Türkiye'nin bu anlamdaki önemini sadece işte tahıl anlaşması oldu 'thank you' deyip, 'teşekkür ederim' deyip geçiştirmemesi lazım. Biz bunu Avrupa Birliğine (AB) söylüyoruz, bizim bugüne kadar yaptıklarımızı ya da yapıyor olduklarımızı AB ile beraber yapsaydık, AB bizi dışlamasaydı bugün AB küresel bir aktör olarak dünyanın her yerinde alkışlanırdı. Ama bu dar bakış vizyon var ya, siyasi çıkarlar ve küçücük ülke, ülkeciklerin esiri olması AB'nin küresel aktör olmasını engelliyor. Herhangi bir sorunda da çözüm üretemiyor AB. Oysa bizimle çalışsa, bu ön yargılarından kurtulsa bunu başarabilir."



Rapor: Trump ile yapılacak anlaşma, ABD’ye Grönland'ın bazı bölgelerini kontrol etme hakkı verebilir

ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu yıllık toplantısının oturum aralarında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüştü (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu yıllık toplantısının oturum aralarında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüştü (AFP)
TT

Rapor: Trump ile yapılacak anlaşma, ABD’ye Grönland'ın bazı bölgelerini kontrol etme hakkı verebilir

ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu yıllık toplantısının oturum aralarında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüştü (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu yıllık toplantısının oturum aralarında NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile görüştü (AFP)

Yeni ortaya çıkan bazı raporlar, ABD'nin Davos'ta varılan bir anlaşma taslağı kapsamında Grönland'ın bazı bölgelerini ‘egemen üs bölgeleri’ olarak sınıflandırarak kontrol edebileceğini gösterdi.

The Telegraph gazetesinin haberine göre İngiltere ile Kıbrıs adası arasındaki modeli yansıtan bu anlaşma çerçevesinde ABD’nin Kuzey Kutbu adasındaki üsleri ABD topraklarının bir parçası olarak kabul edilecek. Bu sınıflandırma, ABD'nin askeri, istihbarat ve eğitim operasyonları yürütmesine olanak tanıyacak ve nadir minerallerin çıkarılması da dahil olmak üzere yerel kalkınmanın belirli yönlerini kolaylaştıracak. Anlaşma, dün akşam ABD Başkanı Donald Trump ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte arasında imzalandı. Anlaşmanın, ABD'nin bu yarı özerk bölgeyi ilhak etmek için zemin hazırladığı yönündeki Danimarka'nın endişelerini hafifletmesi bekleniyor.

Bu açıklama, Trump'ın İsviçre'nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda yaptığı iki saatlik uzun konuşma sırasında Danimarka'dan Grönland'ı derhal satın almayı talep etmesinden birkaç saat sonra yapıldı.

Konuyla ilgili The Telegraph gazetesine konuşan kaynaklar, önerilen anlaşmanın Grönland'ın ABD'ye satılmasına kadar gitmediğini söyledi.

Trump, son dönemde verdiği röportajlarda, anlaşmanın ayrıntılarını açıklamaktan kaçındı ve sadece mülkiyet meselesinin ‘biraz karmaşık’ olduğunu kabul etti.

ABD Başkanı ayrıca Grönland'ı ilhak etme planını desteklemeyi reddeden Birleşik Krallık ve diğer Avrupa ülkelerine yüzde 10'luk cezai gümrük vergisi uygulama tehdidinden de vazgeçti.

Trump, Rutte ile ‘çok verimli’ olarak nitelendirdiği görüşmesi sırasında ‘Grönland ve tüm Arktik bölgesi için geleceğe dair bir çerçeveye’ ulaştıklarını söyledi. İngiltere ile Kıbrıs adasında arasındaki mevcut düzenlemelere benzeyen bu plan, Trump'ın ABD'nin savunması için stratejik öneme sahip olduğunu düşündüğü adayı ele geçirme taleplerine yaratıcı bir çözüm olarak görülüyor.

İngiltere ile Kıbrıs adası arasındaki anlaşmanın şartları, Londra'ya stratejik amaçlarla iki askeri üs üzerinde egemenlik hakkı verirken, bu üslerde ikamet eden Kıbrıslılara adanın geri kalanında sahip oldukları haklara benzer haklar tanıyor.

xsdfr
Grönland'ın başkenti Nuuk’ta teneffüs sırasında karla kaplı okul bahçesinde oynayan çocuklar (AFP)

Şu an Grönland'da askeri üsler kurma ve işletme iznine sahip olan ABD’nin hava, kara ve deniz alanları dahil olmak üzere belirlenen savunma alanlarında sınırsız operasyon özgürlüğü bulunuyor.

Teorik olarak, önerilen yeni çerçeve, ABD’nin Grönland'ın bazı bölgelerini kontrol etmesine ve daha sonra Trump'ın işletmek istediği maden zengini bölgelere yayılmasına olanak tanıyacak.

Bu aynı zamanda ABD’nin planlama izinleri gibi yerel izinleri almasına gerek kalmayacağı anlamına da geliyor.

Öneri, ABD’nin bölgede hayata geçirmek istediği Golden Dome (Altın Kubbe/füze savunma sistemi) projesiyle ilgili varlıkları konuşlandırmasını da kolaylaştıracak.

The Telegraph gazetesine konuşan kaynaklar, NATO müzakerecilerinin Trump'ın gözüne girmek için Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u ve Trump ile görüşmedeki sert tavrını eleştirdiklerini söyledi.

Trump'ın Grönland'ı kontrol altına alma tehditlerinin en önde gelen muhaliflerinden biri olan Macron, ABD şirketlerinin Avrupa iç pazarına girmesini engelleyen Avrupa Birliği'nin (AB) diplomatik çevrelerde ‘Büyük Bazuka’ olarak adlandırılan ve siyasi şantaj ve ekonomik zorbalıkları caydırmayı amaçlayan bu mekanizmayı devreye sokmasını talep etti.

Trump, dün gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bu, insanların hemen kabul ettiği bir anlaşma ve özellikle ulusal güvenlik ve gerçek uluslararası güvenlik açısından istediğimiz her şeyi sağladığı için ABD için gerçekten harika” ifadelerini kullandı.

Rutte ise, ABD Başkanıyla yaptığı görüşmede Danimarka'nın Grönland üzerindeki egemenliği gibi önemli bir konuyu görüşmediğini söyledi.

Rutte, Fox News'e verdiği röportajda şunları ekledi:

“Çin ve Rusya'nın artan faaliyetleri göz önüne alındığında, hızlı değişiklikler geçiren bu geniş kutup bölgesinin korunmasını sağlamak için yapmamız gerekenlere çok odaklanmış durumda.”

Buna karşın şimdiye kadar görüşmelere katılmayan Danimarka, anlaşmayı onaylamadı. Ancak Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Løkke Rasmussen dün yaptığı açıklamada, Trump'ın gümrük vergisi uygulama tehdidini geri çekme kararını memnuniyetle karşıladığını söyledi.

NATO ülkelerinin askeri yetkilileri, Avrupa ile Washington arasındaki anlaşmazlığın yol açtığı tırmanan siyasi gerilimi yatıştırmak amacıyla bu hafta Davos'a geldi. Bu bağlamda, Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı (SACEUR) Orgeneral Alexus G. Grynkewich dün meslektaşlarına Grönland ve daha geniş Arktik bölgesini çevreleyen tehditlerin değerlendirilmesi hakkında bilgi verdi.

Orgeneral Grynkewich, Brüksel'de düzenlenen bir toplantıda, diğer ülkelerin askeri yetkililerine, dünyanın en kuzeyinde Rusya ve Çin'in oluşturduğu tehdidin niteliğinde temel bir değişiklik olmadığını söyledi.

Ancak Orgeneral Grynkewich, balistik füze izleme ve tespit sistemlerindeki eksikliklere dikkat çekerek, bunların ciddi bir endişe kaynağı olduğunu belirtti.

Danimarka, Grönland ve ABD arasındaki müzakereler, Rusya veya Çin'in Grönland'da ekonomik veya askeri olarak bir dayanak noktası oluşturmasını önlemek amacıyla devam edecek.

AB liderleri konuyla ilgili olarak bugün, ABD Başkanı Trump’ın Arktik adasına yönelik tehditlerine karşı ortak bir yanıt bulmak amacıyla acil bir zirve düzenledi.


DMO: ABD ve İsrail'i herhangi bir yanlış hesap yapmalarına karşı uyarıyoruz

DMO Komutanı Tümgeneral Muhammed Pakpur (Arşiv - Reuters)
DMO Komutanı Tümgeneral Muhammed Pakpur (Arşiv - Reuters)
TT

DMO: ABD ve İsrail'i herhangi bir yanlış hesap yapmalarına karşı uyarıyoruz

DMO Komutanı Tümgeneral Muhammed Pakpur (Arşiv - Reuters)
DMO Komutanı Tümgeneral Muhammed Pakpur (Arşiv - Reuters)

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Komutanı Tümgeneral Muhammed Pakpur, bugün yaptığı bir açıklamada hem ABD'ye hem de İsrail'e ‘yanlış hesaplar yapmamaları’ konusunda uyardı. Tümgeneral Pakpur, DMO’nun kendisine verilecek talimatları yerine getirmeye tamamen hazır olduğunu vurguladı.

DMO Komutanı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Silahlı Kuvvetler Başkomutanı’nın emirlerini yerine getirmeye her zamankinden daha hazırız. Düşman, daha acı bir kaderle karşılaşmamak için geçmişten ders almalı.”

Öte yandan İran Şura Meclisi, uluslararası baskıların artmasıyla yetkililerin protestoculara yönelik tutuklama kampanyasını genişlettiği bir dönemde, Dini Lider Ali Hamaney'e saldırı olması halinde ‘cihat’ fetvası çıkaracağı tehdidinde bulunmuştu.

Resmi basın, Şura Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komitesi'nin, Dini Lider Hamaney’e yönelik herhangi bir saldırının ‘savaş ilanı’ olarak kabul edileceğini ve böyle bir durumun ‘dini adamları tarafından cihat fetvası çıkarılmasına ve dünyanın dört bir yanındaki (İslami) askerlerin tepki göstermesine’ yol açacağı açıklamasında bulunduğunu aktardı.

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'i, ülkesinin tamamen çökmesi ve son protestolarda ‘kendi vatandaşlarını öldürülmesinden’ sorumlu olmakla suçlamıştı.

Trump ayrıca, “İran'da yeni bir liderlik arayışına girme zamanı geldi” ifadelerini de kullandı.


Çocuklara oyun oynama hakkını vermek... FIFA ve UEFA Filistinlilere ait bir futbol sahasını yıkımdan kurtardı

Aida Mülteci Kampı’ndaki bir futbol sahasında top oynayan Filistinli bir çocuk (AFP)
Aida Mülteci Kampı’ndaki bir futbol sahasında top oynayan Filistinli bir çocuk (AFP)
TT

Çocuklara oyun oynama hakkını vermek... FIFA ve UEFA Filistinlilere ait bir futbol sahasını yıkımdan kurtardı

Aida Mülteci Kampı’ndaki bir futbol sahasında top oynayan Filistinli bir çocuk (AFP)
Aida Mülteci Kampı’ndaki bir futbol sahasında top oynayan Filistinli bir çocuk (AFP)

CNN, Batı Şeria'nın Beytullahim kentinde Filistinlilere ait bir futbol sahasının, uluslararası baskı sayesinde İsrail'in yıkım kararından kurtulduğu bilgisini aktardı.

Bir kaynak, FIFA Başkanı Gianni Infantino, UEFA Başkanı Aleksander Čeferin ve İsviçreli yetkililerin, İsrailli yetkililere baskı uygulayarak Aida Mülteci Kampı’ndaki futbol sahasını kurtarmak için müdahale ettiklerini söyledi.

UEFA'nın CNN'e gönderdiği açıklamaya göre UEFA Başkanı Čeferin, futbol sahası hakkında alınan yıkım kararının durdurulması için İsrail Futbol Federasyonu Başkanı Moshe Zuarez ile temasa geçti ve ‘sahanın yıkılmaması için gösterdiği çabalardan’ ötürü kendisine teşekkür etti.

Açıklamada, “Sahanın, çocuklar ve gençler için güvenli bir alan olarak yerel topluma hizmet etmeye devam etmesini umuyoruz” ifadesi yer aldı.

dfrgt
Aida Mülteci Kampı’ndaki futbol sahasında top oynayan Filistinliler (Reuters)

İsrail Futbol Federasyonu'ndan bir yetkili, Čeferin’in Zuarez’dan ilgili makamlarla görüşmesini ve sahanın yıkım kararının askıya alınmasını talep etmesini istediğini söyledi.

Aynı kaynak, kararın geçici olarak askıya alındığını, ancak ‘yasal anlaşmazlığa bir çözüm bulunması gerektiğini’ belirtti.

İsrail ordusu, 31 Aralık 2025 tarihinde Aida Mülteci Kampı’ndaki futbol sahasının kaçak olarak inşa edildiği gerekçesiyle yıkılması talimatı verdi.

Saha yetkilileri, kararın ‘yüzlerce çocuğun oyun oynama ve öğrenme hakkını elinden alacağını’ belirtirken bunun, İsrail'in Filistin spor ve sivil tesislerini hedef almaya devam etmesinin bir parçası olduğunu vurguladılar.

Sahanın yıkımdan kurtarıldığı haberini alan saha yetkilileri, FIFA ve UEFA'nın müdahalesinden duydukları memnuniyeti dile getirdikleri bir açıklama yayınladılar. Ancak İsrailli yetkililerden emrin askıya alındığına dair resmi bir teyit almadıkları için ‘durumun hala belirsiz olduğunu ve yıkım tehdidinin hala devam ettiğini’ belirttiler.

Aynı yetkililer, açıklamada şunları eklediler:

“Bu büyük bir adım. Ancak şunu açıkça belirtelim: Mücadelemiz henüz bitmedi. İsrail'in uluslararası baskı azalana kadar bekleyeceğinden ve ardından yıkım kararını yeniden yürürlüğe koyacağından korkuyoruz.”

dcfrgt
Aida Mülteci Kampı’nda 7 binden fazla Filistinli mülteci yaşıyor (Reuters)

Çocuklarının ‘futbol oynamayı ve İsrail ordusunun her an sahalarını yıkmayacağından emin olmayı hak ettiklerini’ belirten yetkililer, resmi onay alana kadar sahanın yıkılmaması için başlattıkları kampanyalara devam edeceklerini söylediler.

İsviçreli yetkililerle çalışan ve Ortadoğu barış elçisinin eski danışmanı olan UEFA'ya yakın bir kaynak, CNN'e yaptığı açıklamada, futbolun ‘şu anda siyasi bir konu’ olduğunu ve bu yüzden UEFA ve FIFA'nın yaptığı seçimlerin de siyasi olduğunu söyledi.

Kaynak, şunları söyledi:

“Aida Mülteci Kampı’ndaki futbol sahasının yıkım kararının askıya alınması, futbolun siyasileştirilmesi, adaletsizlikle yüzleşme ve insanlık için mücadele etme yeteneğini gösteriyor.”

Birleşmiş Milletler’in (BM) 2023 yılındaki istatistiklerine göre Aida Mülteci Kampı’nda 7 binden fazla Filistinli mülteci yaşıyor.