Bakan Çavuşoğlu: Amerika'nın öncelikli alanlarında en önemli aktörlerden birisi değil en önemli aktör Türkiye

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Bakan Çavuşoğlu: Amerika'nın öncelikli alanlarında en önemli aktörlerden birisi değil en önemli aktör Türkiye

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD'nin önceliklerine bakıldığı zaman bu alanlarda en önemli aktörün Türkiye olduğuna işaret ederek, "Dolayısıyla Amerika'nın da Türkiye'nin bu anlamdaki önemini sadece işte tahıl anlaşması oldu 'thank you' deyip, 'teşekkür ederim' deyip geçiştirmemesi lazım" ifadelerini kullandı.
Birleşmiş Milletler (BM) 77. Genel Kurul toplantıları kapsamında ABD'de bulunan Çavuşoğlu, New York'taki temaslarını tamamladıktan sonra Los Angeles'a geçti.
Çavuşoğlu, Türkiye'nin Los Angeles Başkonsolosluğu resmi konutunda Türk toplumu ile bir araya geldi.
Tokyo'ya, eski Japonya Başbakanı Abe Şinzo'nun cenaze törenine katılmadan önce özellikle Los Angeles'taki Türk toplumu ile bir araya gelmek istediğini belirten Çavuşoğlu, New York'taki temaslarını çarşamba günü tamamlayarak Türkiye'ye dönen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın buradaki vatandaşlara selamını iletti.

Türkiye ve Türkevi New York'ta odak noktasıydı
New York'ta çok yoğun bir programı olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, "Bu yoğunluk içinde, New York'ta odak noktası Türkiye idi. Özellikle son yıllarda barış için ve gıda, enerji krizinin çözümü için sarf ettiğimiz Cumhurbaşkanımızın liderliğindeki çabalarımız tüm dünya tarafından takdir ediliyor. Ayrıca odak noktası New York'taki Türkevi idi."
Çavuşoğlu, Türkevi'nde bu sene çok yoğun toplantılar ve etkinlikler düzenlendiğini anımsatarak, "O kadar yoğunluk vardı ki birçok insan Türkevi'ni BM'nin ek binası sanmış. Malum tam girişte çok kamera var, BM binasına girip çıkanları çekiyor, geçerken sorular soruluyor. Baktım kameraların yarısı BM tarafına bakıyor, yarısı dönmüş Türkevi'ne bakıyor. Gerçekten gurur verici bir eseri sizlere ABD'de yaşayan tüm vatandaşlarımıza kavuşturmanın gururunu yaşıyoruz" dedi.
Los Angeles'ta Ermeni, Musevi ve Ahıska Türklerinin de kendisi ile bir araya geldiğine işaret eden Çavuşoğlu, "Biz her zaman yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın ve soydaşlarımızın yanındayız devlet olarak. Sizler de bizlere sahip çıkıyorsunuz" diye konuştu.

"Dış politika içinde ülkemizin çıkarlarını korumak bizim için önceliklidir"
Çavuşoğlu, Türkiye'nin yoğun bir dış politika izlediğinin altını çizerek, "Bu yoğun dış politika içinde ülkemizin çıkarlarını korumak bizim için önceliklidir. Dünyanın neresinde olursa olsun, çıkarlarımızı korumak ve yaşanan krizlerin Türkiye'ye etkisini en aza indirmek için çaba sarf ediyoruz. Tabii Suriye'de, Libya'da, Kıbrıs'ta, Ege'de her yerde şöyle baktığınız zaman dünyadaki çatışmaların yüzde 60’ı bizim etrafımızda. Hemen yakın o bölgemizde ve bizi de etkileyen ikinci çemberde Afganistan, Yemen gibi ülkeleri de kastediyoruz. Dolayısıyla hakkımızı hukukumuzu da korumak lazım" değerlendirmesini yaptı.
Çatışmaların çözümünde de aktif bir dış politika sürdürdüklerini belirten Çavuşoğlu, şöyle konuştu:
"Tahıl krizinde oynadığımız rol dünyada bir rahatlamaya yol açtı. 2008’den bu yana ilk defa tahıl fiyatları ciddi derecede düşüş yaşadı. New York'ta gördük ki en zengininden en fakirine tahıl konusu herkes için birinci derecede önemli. Gören herkes, BM kürsüsünde de birçok lider ve konuşmacı Türkiye'ye teşekkür etti. Gübre konusunda da önümüzdeki engelleri kaldırmak için İstanbul'daki koordinasyon merkezimizde BM ile birlikte çalışıyoruz. Her iki ülkenin de (Rusya ve Ukrayna) heyetleri var. Bazı çözüm yolları bulduk, Rusların bu ürünleri de yaptırım listesinde olmadığı için sigortacılık, hizmet ve özellikle ödeme konularındaki şu andaki tereddütleri de gidermek için bir çalışma yapıyoruz."

"Cumhurbaşkanımızın temel hedefi Sayın Putin ile Zelenskiy'i bir araya getirmek"
Çavuşoğlu, Türkiye'nin Rusya-Ukrayna savaşının sona erdirilmesi için çaba sarf ettiğini belirterek, tarafların çözümden uzaklaşmasına rağmen umutlarını yitirmediklerinin altını çizdi.
Bakan Çavuşoğlu, "Cumhurbaşkanımızın temel hedefi sayın Putin ile Zelenskiy'i bir araya getirmek. Bunun için de güven arttırıcı adımlar da atmak gerekiyor bu siyasi sürecin çözülmesi için. En son esir takası konusunda biz önemli bir rol oynadık" dedi.
Dış politikanın bir önceliğinin de yurtdışında yaşayan vatandaşlar ve soydaşları yalnız bırakmamak olduğunu belirten Çavuşoğlu, konsolosluk hizmetlerini çeşitlendirip, kolaylaştırdıklarını ve fiziki alt yapıları güçlendirdiklerini kaydetti.
Çavuşoğlu, tüm vatandaşların kendileri için birinci sınıf vatandaş olduğunu belirterek, "Bizi bir araya getiren nedir? Bu zenginlik içinde Türkiye'dir. Güzel ülkemiz Türkiye'miz ve bayrağımızdır. Dolayısıyla bayrağımız ve Türkiye'miz söz konusu olduğu zaman hep birlikte hareket ediyoruz, etmeliyiz de" diye konuştu.
İsrail ve Ermenistan ile normalleşme sürecine de değinen Çavuşoğlu, "Güney Kafkasya'da kalıcı barış ve istikrar için özellikle Azerbaycan'ın teklif ettiği bu kapsamlı barış anlaşmasının bir an önce Ermenistan ve Azerbaycan tarafından imzalanması gerekiyor. Biz bu süreci destekliyoruz" dedi.

"Ermenistan'ın bölgede barış ve bu iş birliğine ihtiyacı var"
Çavuşoğlu, Ermenistan ile ilişkileri normalleştirmek için özel temsilcileri atadıklarını ancak Ermenistan'ın üzerindeki baskılar nedeniyle henüz daha cesur adımlar atamadığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ermenistan'ı cesaretlendirmek lazım. Maalesef belki sayısı azdır ama Amerika'da da sesi çok çıkan bir grup, Ermeni grubu bu normalleştirmeye karşı, Türkiye ile olan normalleşmeye de karşı. Onların Ermenistan'a hiçbir katkısı yok. Nefret üzerine hareket ediyorlar ve Ermenistan'ın bölgede barış ve bu iş birliğine ihtiyacı var. Bugüne kadar izole yaşamış bir ülke malum sebeplerden dolayı. Bu fırsatın da iyi değerlendirilmesi gerekiyor."
Çavuşoğlu, 50 yıl önce Los Angeles'ta ASALA terör örgütüne ilk şehitlerin verildiğini ve FETÖ, PKK ve DEAŞ başta olmak üzere terör ile mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceklerini vurgulayarak, "Sizlerden de ricamız burada tüm muhataplarınızla görüşmelerinizde özellikle Kongredeki temsilciliklerinizde, yerel parlamento temsilcileri ile görüşmelerinizde ve vali dahil tüm yöneticililerle temaslarınızda bunu anlatmanızı istirham ediyoruz" ifadelerini kulandı.
ABD ile ilişkilerin köklü bir geçmişe sahip olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, "100 milyar dolar ticaret hacmi hedefimizi koyduğumuz zaman birçok kişi için hayaldi ama anlık ticaret hacmimize baktığımız zaman ki ABD şu an bizim en çok ikinci ihracat yaptığımız ülke, bu hedefe çok öyle uzun bir sürede değil bir 7-8 sene içinde ulaşabiliriz" görüşünü paylaştı.

"PKK/PYD’ye maalesef ABD halen Suriye'de destek veriyor"
Çavuşoğlu, ABD ile ilişkilerde sorunlar da olduğunu hatırlatarak, "PKK/PYD’ye maalesef ABD halen Suriye'de destek veriyor. Ve onların bölücü ajandasına destek veriyorlar aslında ama bu terör örgütü de son zamanlarda saldırılarını arttırdı. FETÖ'nün buradaki mevcudiyeti, diğer taraftan CAATSA yaptırımları da bizleri rahatsız eden konular. Aslında bunların hepsi bizim için ulusal güvenlik meselesi, müttefiğimiz ABD’den de bu konuda hassasiyet bekliyoruz, bizim hassasiyetlerimizi anlamasını bekliyoruz" diye konuştu.
Tüm sorunları New York'ta ABD'li mevkidaşı Antony Blinken ile görüştüğünü, vize görüşmelerini ve bölgesel konuları da ele aldıklarını belirten Çavuşoğlu, stratejik mekanizmanın son toplantısının BM Genel Kurulu görüşmelerinden önce Washington'da yapıldığını kaydetti.
Çavuşoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
"(ABD-Türkiye) Sonuç itibariyle bu ilişkilerde yaşanan sorunları azaltmamız ya da ortadan kaldırmamız, iş birliğini arttırmamız her iki ülkenin yararına. Biz baktığımız zaman dış politika alanlarımıza aslında Amerika'nın önceliklerine de baktığımız zaman, Amerika'nın öncelikli alanlarında en önemli aktörlerden birisi değil en önemli aktör Türkiye. Dolayısıyla Amerika'nın da Türkiye'nin bu anlamdaki önemini sadece işte tahıl anlaşması oldu 'thank you' deyip, 'teşekkür ederim' deyip geçiştirmemesi lazım. Biz bunu Avrupa Birliğine (AB) söylüyoruz, bizim bugüne kadar yaptıklarımızı ya da yapıyor olduklarımızı AB ile beraber yapsaydık, AB bizi dışlamasaydı bugün AB küresel bir aktör olarak dünyanın her yerinde alkışlanırdı. Ama bu dar bakış vizyon var ya, siyasi çıkarlar ve küçücük ülke, ülkeciklerin esiri olması AB'nin küresel aktör olmasını engelliyor. Herhangi bir sorunda da çözüm üretemiyor AB. Oysa bizimle çalışsa, bu ön yargılarından kurtulsa bunu başarabilir."



Avrupa’dan Grönland tepkisi: Transatlantik ittifakı geri dönülmez şekilde değişti

Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)
Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)
TT

Avrupa’dan Grönland tepkisi: Transatlantik ittifakı geri dönülmez şekilde değişti

Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)
Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın defalarca askeri müdahale tehdidinde bulunduğu Grönland'la ilgili tavrı, transatlantik ittifakını geri dönülmez şekilde değiştirdi.

Trump, İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'nda (WEF) 21 Ocak'ta yaptığı açıklamada, Grönland konusunda "gelecekte yapılacak bir anlaşmanın çerçevesinin" oluşturulduğunu duyurmuştu.

ABD Başkanı, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yle görüşerek belirledikleri çerçevenin detaylarını paylaşmamıştı.

Cumhuriyetçi lider, Grönland'la ilgili tutumuna karşı çıkan 8 Avrupa ülkesine uygulamayı planladığı gümrük tarifelerini askıya aldığını da açıklamıştı.

CNN'in analizinde, Trump'ın Grönland'a yönelik tehditleriyle ABD'nin Avrupa ve NATO'yla ilişkilerini "diplomatik kaosa" sürüklediği belirtiliyor.

İsveç Başbakan Yardımcısı Ebba Busch, "Son birkaç haftada yaşananlar Avrupa Birliği (AB), Avrupa ve ABD arasındaki ilişkilere çok zarar verdi" diyor.

Eski Litvanya Savunma Bakanı Dovile Sakaliene de ABD-Avrupa ilişkilerinin tamamen kopması ihtimaline dair "Bu, siyam ikizlerinin ayrılması gibi olur. Her ikisi için de kesin ölümle sonuçlanır" ifadelerini kullanıyor.

Ayrıca Avrupa'nın ABD ordusunun seviyesine ulaşıp kendi kendine yetebilecek silahlı güçlere sahip olması için 5 ila 10 yıla ihtiyacı olduğunu vurguluyor.

Wall Street Journal'ın (WSJ) analizindeyse Grönland meselesinin "transatlantik diplomasisi için stres testine dönüştüğü" yazılıyor.

Telegraph, adayla ilgili Birleşik Krallık'ın (BK) Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'yle (GKRY) yaptığı anlaşmaya benzer bir mutabakata varıldığını iddia etmişti. Bu kapsamda ABD ordusunun adada askeri eğitim ve istihbarat faaliyeti yürütmesine müsaade edileceği, askeri üs bölgelerinin ABD toprağı sayılacağı savunulmuştu.

BK'nin GKRY'de işlettiği askeri üsler de kendi toprağı olarak sayılıyor. Grönland'ın kuzeyindeki Pituffik Uzay Üssü, ABD'nin adadaki tek aktif üssü.

WSJ'nin 21 Ocak'taki haberindeyse Grönland'ın maden kaynaklarına yabancı ülkeler tarafından yapılacak yatırımlarda öncelikli veto hakkının ABD'ye sunulabileceği ileri sürülmüştü. Bunun gerçekleşmesi halinde ABD, Çin ve Rusya'nın adaya yatırımlarının önünü kesebilir.

New York Times'ın dün yayımladığı analizde de benzer iddialar paylaşılıyor. Adlarının açıklanmamasını isteyen kaynaklar, ortada yazılı bir anlaşmanın olmadığını söylüyor.

Kopenhag yönetiminin ABD'yle herhangi bir anlaşmayı onaylayıp onaylamadığı belli değil.

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, siyaset, yatırım, güvenlik ve ekonomi gibi birçok alanda ABD'yle müzakere yürütülebileceğini ancak egemenlik konusunda bunun asla olmayacağını belirtmişti.

Diğer yandan Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen, sürecin dışında bırakıldıklarını WSJ'ye açıklayarak, "Katılmadığım bazı görüşmeler sonucunda, ülkemle ilgili anlaşma yapılıp yapılmadığını veya anlaşmada neler olduğunu bilmiyorum" diyor.

Independent Türkçe, New York Times, Wall Street Journal, CNN


Musk, Amerikan siyasetine dönüyor

Milyarder Musk, geçen yıl Amerikan Partisi'ni kuracağını söyledikten sonra projeyi rafa kaldırmıştı (AFP)
Milyarder Musk, geçen yıl Amerikan Partisi'ni kuracağını söyledikten sonra projeyi rafa kaldırmıştı (AFP)
TT

Musk, Amerikan siyasetine dönüyor

Milyarder Musk, geçen yıl Amerikan Partisi'ni kuracağını söyledikten sonra projeyi rafa kaldırmıştı (AFP)
Milyarder Musk, geçen yıl Amerikan Partisi'ni kuracağını söyledikten sonra projeyi rafa kaldırmıştı (AFP)

Teknoloji milyarderi Elon Musk, ABD siyasetine geri dönüyor.  

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla Wall Street Journal'a (WSJ) konuşan kaynaklar, Musk'ın politika ekibinin kasımda düzenlenecek ara seçim için çalışmalara başladığını söylüyor.

Musk'ın ABD Başkanı Donald Trump'ın 2024'teki seçim kampanyasına destek için kurduğu America PAC üzerinden bağışları artırmayı planladığı belirtiliyor.

Musk'ın ekibi, Trump'a başkanlık seçiminde oy veren kitlenin ara seçimde de sandığa gitmesini sağlamak istiyor.

Kaynaklar, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance başta olmak üzere üst düzey Cumhuriyetçilerin destek için Musk'la iletişime geçtiğini söylüyor.

Bu kişiler, X CEO'sundan Cumhuriyetçi Parti'nin Temsilciler Meclisi ve Senato'daki çoğunluğunu korumasına yardım etmesini istemiş.

Axios'un pazartesi günkü haberinde, Musk'ın Cumhuriyetçi Senatör Mitch McConnell'ın boşaltacağı koltuğa iş insanı Nate Morris'in gelmesi için 10 milyar dolarlık bağışta bulunduğu yazılmıştı.

Tesla CEO'su, şimdiye kadar bir senatör için yaptığı en yüksek bağışı Fight for Kentucky PAC'i üzerinden vermiş.

WSJ'nin analizinde, Morris'in Vance'le yakın bağları olduğu ve Fight for Kentucky PAC'inin ABD Başkan Yardımcısı'nın üst düzey bir danışmanı tarafından yönetildiği belirtiliyor.

ABD Hükümet Verimliliği Bakanlığı'nı (DOGE) yönetirken yaptığı federal kesintilerle ses getiren Musk, Tesla hisselerindeki düşüşün ardından mayısta kurumdan ayrıldığını duyurmuştu.

Teknoloji milyarderiyle Trump'ın arası, Beyaz Saray'ın tartışmalı vergi indirimi tasarısı nedeniyle bozulmuştu. Sosyal medya üzerinden atışmaların ardından ikili daha sonra "dostluk mesajları" paylaşmıştı.

Analizde, Musk'ın Cumhuriyetçi adayları destekleyerek yeniden Trump'ın kampına katıldığı belirtiliyor. Bu "pragmatik ittifakta" Trump'ın, SpaceX CEO'sunun parası ve teknik altyapısına yeniden erişim kazanacağı, Musk'ın da Washington'daki nüfuzunu sürdürme imkanı bulacağı ifade ediliyor.

Federal Seçim Komisyonu kayıtlarına göre Musk, geçen yıl hazirandan bu yana Cumhuriyetçilerin siyasi kampanyalarına yaklaşık 42 milyon dolar bağış yaptı. Bu rakamlara, Morris'i desteklemek için yaptığı bağış dahil değil.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Axios


ABD’nin Gazze planı neden zorunlu göç kaygısını artırıyor?

ABD Başkanı Donald Trump, Davos’ta “Barış Konseyi” girişiminin tüzüğünü imzalarken (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Davos’ta “Barış Konseyi” girişiminin tüzüğünü imzalarken (Reuters)
TT

ABD’nin Gazze planı neden zorunlu göç kaygısını artırıyor?

ABD Başkanı Donald Trump, Davos’ta “Barış Konseyi” girişiminin tüzüğünü imzalarken (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Davos’ta “Barış Konseyi” girişiminin tüzüğünü imzalarken (Reuters)

Gazze’yi “modern bir kıyı kenti”ne dönüştürmeyi amaçlayan ABD planının yeniden gündeme gelmesi, bölgedeki demografik dengelere ilişkin kaygıları da beraberinde getirdi. Şarku’l Avsat’a konuşan Mısırlı ve Filistinli gözlemcilere göre bu girişim, Filistinlilerin zorla yerinden edilmesi riskini barındırırken, uzmanlar Washington’un “Yeni Gazze” tasarımının Arap-İslam dünyasının benimsediği yeniden imar planı karşısında sahada karşılık bulmasının zor olduğunu vurguluyor.

ABD, yıkıma uğrayan Filistin topraklarının yeniden inşasını hedefleyen “Yeni Gazze” planını kamuoyuna açıkladı. Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu kapsamında gerçekleştirilen “Yeni Küresel Barış Konseyi” imza töreninde, Akdeniz kıyısı boyunca uzanan gökdelenler, Refah bölgesinde yer alacak konut projeleri ile yeni yerleşim, tarım ve sanayi alanlarının aşamalı gelişimini gösteren bir harita sunuldu.

ABD Başkanı Donald Trump, perşembe günü Davos’ta “Barış Konseyi”ni resmen başlattı. Konseyin ilk aşamada Gazze’de ateşkesin kalıcı hale getirilmesine, yeniden imar çalışmalarına ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına odaklanacağını belirten Trump, ilerleyen dönemde daha geniş bir rol üstleneceğini söyledi. Trump, konseyin “Birleşmiş Milletler ile iş birliği içinde çalışacağını” da ifade etti.

Gazze’de “büyük bir başarı” elde edeceklerini savunan Trump, “Ben bir emlakçıyım; her şey Gazze’nin konumuyla ilgili” dedi. Trump, “Deniz kıyısında bir yerden söz ediyoruz. Bu alan pek çok insan için çok şey ifade edebilir” ifadelerini kullandı.

ABD’nin açıkladığı “ana plan” haritasında, “kıyı turizmi” için ayrılmış bir bölge, 180 kule, çeşitli “konut alanları”, “sanayi kompleksi, veri merkezleri ve ileri üretim tesisleri”, “parklar ile tarım ve spor alanları” yer aldı. Plan ayrıca Mısır sınırına yakın bir bölgede yeni bir liman ve havalimanı inşasını ve Mısır, İsrail ve Gazze sınırlarının kesiştiği noktada “üçlü sınır kapısı” oluşturulmasını öngörüyor.

vfdvfd
Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının imza töreni, Şarm eş-Şeyh (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

ABD planına göre Gazze Şeridi’nin yeniden geliştirilmesi dört aşamada gerçekleştirilecek; süreç Refah’tan başlayarak kademeli biçimde kuzeye, Gazze kentine doğru ilerleyecek.

Uluslararası Filistin’i Destekleme Kurumu Başkanı Salah Abdülati, “Yeni Gazze” planının zorunlu göç riskini yeniden gündeme getirdiği uyarısında bulundu. Abdülati, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “ABD planı iddialı, ancak Gazze halkının yerinden edilmesine yönelik bir projenin vitrini olmasından endişe ediliyor” dedi.

Abdülati, Trump yönetiminin planının Filistinli grupların silahsızlandırılmasına, Gazze’nin yeniden yapılandırılmasına ve mülkiyetlerin yeniden dağıtılmasına bağlı olduğunu belirterek, bunun “yeniden göç kapısını aralayabileceğini” savundu. Planın, Gazze’yi halkının denetimi dışında bir ekonomik bölgeye dönüştürmeyi hedeflediğini ifade etti.

Buna karşılık Kahire Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü öğretim üyesi Tarek Fahmi, Washington’un “Yeni Gazze” vizyonunu “Amerikan temennileri” olarak nitelendirdi. Fahmi, Gazze için hazırlanmış “Arap-İslam yeniden imar planının” daha kapsamlı ve uygulanabilir olduğunu söyledi.

Arap Birliği, Mart ayında Mısır tarafından hazırlanan Gazze’nin yeniden imar planını kabul etmiş, plan daha sonra İslam İşbirliği Teşkilatı tarafından da onaylanmıştı. Söz konusu plan, Filistinlilerin yerinden edilmeden erken toparlanma ve yeniden imar sürecini hedefliyor.

Fahmi, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “ABD planı ile Arap planı arasında doğrudan bir çelişki yok, ancak iki plan arasında bir tamamlayıcılık da bulunmuyor” dedi. Kahire’nin, ABD himayesinde uluslararası bir yeniden imar konferansı düzenlemek için çalıştığını aktardı.

Mısır, Gazze’nin yeniden inşası için uluslararası bir konferansa ev sahipliği yapacağını açıklarken, Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Şarm eş-Şeyh’te düzenlenen Barış Zirvesi sırasında ABD Başkanı’nı konferansa katılmaya davet etti.

Mısır ve Arap ülkeleri, Gazze’nin mevcut yönetimi için kurulan bağımsız komitenin etkinleştirilmesine odaklanıyor. Fahmi’ye göre, komitede Filistinli bir ortağın yer alması, Gazze’de barış planının devamı açısından önemli bir kazanım niteliği taşıyor.

ABD Başkanı’nın geçen hafta duyurduğu kararla kurulan ve Ali Şaş’ın başkanlığını yaptığı Filistinli “teknokrat komite”, Gazze’nin yönetimini devralmak üzere çalışmalarına başladı.

Salah Abdülati ise Arap ve İslam dünyası tarafından kabul edilen planın Filistinliler için en uygun seçenek olduğunu vurguladı. Bu planın zorunlu göçü engellediğini, kısa bir zaman dilimi içinde yeniden imarı mümkün kıldığını ve Filistinlilerin sürece gerçek anlamda katılımını sağladığını belirtti. Abdülati, ABD planının ise Filistinlileri yeterince dahil etmemesi nedeniyle çok sayıda engelle karşılaşacağını söyledi.

Öte yandan Trump’ın Şubat ayında yaptığı ve Gazze’yi “Ortadoğu’nun Rivierası”na dönüştürmeyi, Filistinlileri başka bölgelere yerleştirmeyi öngören açıklamaları, Mısır ve birçok Arap ülkesi tarafından sert biçimde reddedilmişti.

Trump, o dönemde yaptığı açıklamada, “ABD Gazze Şeridi’nin kontrolünü üstlenecek. Bölgede bulunan patlamamış mühimmatları ve tehlikeli silahları temizleyeceğiz. Bu alanı devralacak, geliştirecek, binlerce istihdam yaratacağız. Ortadoğu’nun tamamının gurur duyacağı bir yer olacak” demiş ve Gazze’nin “Ortadoğu’nun Rivierası”na dönüşeceğini savunmuştu.