Mali’nin G5 Sahel Gücü’nden çekilmesi Batı Afrika’da terörle mücadeleyi nasıl etkiledi?

Mali bayrağı taşıyan vatandaşlar Birleşmiş Milletler Barış Güçleri’nin varlığına karşı yürüdü (AFP)
Mali bayrağı taşıyan vatandaşlar Birleşmiş Milletler Barış Güçleri’nin varlığına karşı yürüdü (AFP)
TT

Mali’nin G5 Sahel Gücü’nden çekilmesi Batı Afrika’da terörle mücadeleyi nasıl etkiledi?

Mali bayrağı taşıyan vatandaşlar Birleşmiş Milletler Barış Güçleri’nin varlığına karşı yürüdü (AFP)
Mali bayrağı taşıyan vatandaşlar Birleşmiş Milletler Barış Güçleri’nin varlığına karşı yürüdü (AFP)

Afrika’daki Sahel ülkeleri’nin Batı Afrika’daki silahlı gruplara karşı çabalarını güçlendirmeye çalıştığı bir dönemde, Mali’nin G5 Sahel Gücü’nden çekilmesi, bölgedeki radikal gruplara karşı mücadeleyi zorlaştırdı.
Bu bağlamda, G5 Sahel ülkelerinin savunma bakanları ve genelkurmay başkanları, Mali’nin G5 Sahel Gücü’nden çekilmesinin ardından uygulanacak ‘yeni stratejiyi’ görüşmek üzere Perşembe günü Nijer’in başkenti Niamey’de bir araya geldi.
Nihai bildiriye göre, bir günlük toplantıda, Mali’nin çekilmesi ve Fransa’nın Barkhane Operasyonu güçlerinin bu ülkeden ayrılması sonrasında ortak gücün yeniden yapılandırılması tartışıldı.
Bildiride, “G5 Sahel Gücü liderleri, Mali’nin çekilmesi, Barkhane Operasyonu kuvvetinin ayrılmasından sonra ortak gücün yeni oluşumu hakkında görüş alışverişinde bulundu. Liderler yeni durumun, ortak alanda silahlı terör gruplarıyla etkin bir şekilde mücadele etmek için yeni stratejiler benimsemelerini gerektirdiğini vurguladı” denildi.
G5 Sahel Gücü, Nijer, Burkina Faso, Mali, Moritanya ve Çad tarafından bölgede güvenlik, insani ve ekonomik duruma ilişkin iş birliğini geliştirmek amacıyla 2014’te kurulmuştu.
Ancak Mali, beş ülkeden oluşan bölgesel bloğun dönem başkanlığını üstlenmesi engellendikten sonra Mayıs ayında ortak askeri güçten çekilmeye karar verdi.
Afrika Sahel bölgesi, son zamanlarda DEAŞ, El Kaide ve Boko Haram gibi çeşitli örgütler tarafından gerçekleştirilen terör saldırılarından en çok etkilenen bölgelerden biri olarak kabul ediliyor.
Şarku’l Avsat’a konuşan Pharos Danışmanlık ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Genel Koordinatörü Dr. Nermin Tevfik, “Mali’nin Avrupa Birliği tarafından finanse edilen ortak güçten çekilmesi durumu daha da kötüleştiriyor. Mali ordusu Batı ile, özellikle Fransa ile olan teması nedeniyle bölgedeki en deneyimli ordu olarak kabul ediliyor” dedi.
Bölgedeki terör tehdidine karşı yeni bir strateji arayışının dört ülke için bir zorunluluk haline geldiğini vurgulayan Dr. Tevfik şu ifadeleri kullandı;
“Durum şu anda radikal terörist grupların lehine gelişiyor. Önümüzdeki dönemin Cezayir ve Fransa’nın durumu çözme girişimlerine tanık olacağını umuyorum. Fransa, Mali’den çekildikten sonra üsleri için yeni yerler arıyor ve Nijer’de uygun bir yer bulabilir.”
Şarku’l Avsat’a demeç veren bir diğer Afrika uzmanı olan Dr. Attia Isavi, “Mali’nin çekilmesinin ardından ülkenin bir yanda Nijer ile Çad, diğer yanda Moritanya ve Burkina Faso arasındaki konumu, bölgesel gücün ortak operasyonlar yürütmesini zorlaştırıyor. Finansal zorluklar da radikal gruplarla savaşma yeteneğini azaltıyor” şeklinde konuştu.
Sahel grubu ülkelerinin açıklamasına göre, üye devletlerin çabalarına ve ortakların desteğine rağmen, güvenlik durumu, özellikle Burkina Faso, Mali ve Nijer arasındaki sınırlardaki üçgen bölgede endişe verici olmaya devam ediyor.
Geçen ay, dört ülke Mali’nin gruptaki rolünü geri getirmeye çalıştı, ancak çabaları şu ana kadar başarılı olamadı.
Dr. Isavi konuya ilişkin açıklamasına şu ifadelerle devam etti;
“Mali, ülkelerin kendisine grubun dönem liderliğini vermeyi reddetmesi nedeniyle çekildi ve belki de talebi kabul edilirse ortak kuvvete dönüşü kabul ederdi. Ancak ortak güç, Mali’nin varlığına rağmen umulan gelişmeyi başaramadı ve operasyonlarda terörü yenmek için inisiyatif almak yerine saldırıları püskürtmeye odaklandı. Bunun nedeni eğitim, yeterli silah ve mali imkan eksikliği. Terörizm ve radikal hareketlerle mücadeledeki aktif rolü ve bölgedeki en güçlü orduları içermesi göz önüne alındığında, şu anda gruba liderlik etmeyi hak eden Çad’dır.”
Dr. Tevfik ise, “Mali ile Fransa arasındaki anlaşmazlık ve herhangi bir yabancı varlığı reddetmesi, Bamako’nun tavrını sürdürmesinin nedenlerinden biri olabilir” dedi.
Afrika’daki mevcudiyet üzerindeki uluslararası güç mücadelesine atıfta bulunan Dr. Tevfik, “Durum kötüleşirse, Batı Afrika ülkeleri, Fransa’nın yokluğu ışığında Rusya’ya başvurabilir. ABD de bölgede nüfuz alanları bulmaya çalışıyor” diye ekledi.
Afrika Birliği ve ECOWAS’ın Afrika ülkelerinin terörizmle mücadelesine yardım etmedeki rolünün önemini de vurguladı.
Almanya ve Fransa, geçtiğimiz hafta, gözlemcilere göre Wagner güçleri aracılığıyla artan bir Rus nüfuzuna tanık olan bölgede güvenliği sağlamak için Afrika Sahel bölgesinde misyonlar yürütmeye devam etme niyetlerini açıkladı.



Trump neden Grönland’la ilgili U dönüşü yaptı?

Trump, Davos zirvesi öncesinde Grönland'ı ilhak tehditlerini artırmıştı (Reuters)
Trump, Davos zirvesi öncesinde Grönland'ı ilhak tehditlerini artırmıştı (Reuters)
TT

Trump neden Grönland’la ilgili U dönüşü yaptı?

Trump, Davos zirvesi öncesinde Grönland'ı ilhak tehditlerini artırmıştı (Reuters)
Trump, Davos zirvesi öncesinde Grönland'ı ilhak tehditlerini artırmıştı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın, defalarca askeri müdahale tehdidinde bulunduğu Grönland konusunda "anlaşma çerçevesi" oluşturulduğunu açıklaması, müttefikleri tarafından şüpheyle karşılandı.

Trump, İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'nda (WEF) dün yaptığı açıklamada, çerçeveyi NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yle görüşerek belirlediklerini söyledi.

ABD Başkanı, Grönland'la ilgili tutumuna karşı çıkan 8 Avrupa ülkesine uygulamayı planladığı gümrük tarifelerini askıya aldığını da duyurdu.

Trump, anlaşmanın detaylarına dair bilgi paylaşmazken Telegraph, adayla ilgili Birleşik Krallık'ın (BK) Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'yle (GKRY) yaptığı anlaşmaya benzer bir mutabakata varıldığını iddia ediyor.

Bu kapsamda ABD ordusunun adada askeri eğitim ve istihbarat faaliyeti yürütmesine müsaade edileceği belirtiliyor. Bu bölgelerin ABD toprağı olarak sayılabileceği savunuluyor. Washington'ın nadir toprak madenleri için Grönland'da çalışma yapabileceği de iddialar arasında.

Wall Street Journal da anlaşma kapsamında Grönland'ın maden kaynaklarına yabancı ülkeler tarafından yapılacak yatırımlarda öncelikli veto hakkının ABD'ye sunulabileceğini savunuyor. Böylelikle Beyaz Saray, Çin ve Rusya'nın adaya yatırımlarının önünü kesebilir.

Danimarka'nın ise bunu onaylayıp onaylamadığı belli değil. Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, siyaset, yatırım, güvenlik ve ekonomi gibi birçok alanda ABD'yle müzakere yürütülebileceğini ancak egemenlik konusunda bunun asla olmayacağını belirtti.

Guardian'ın analizinde, Avrupalı liderlerin Trump'ın "anlaşma çerçevesine" şüpheyle yaklaştığı yazılıyor.

Trump'ın tutumunu değiştirmesinde piyasalar da etkili oldu. Amerikan gazetecilik kuruluşu Semafor, Cumhuriyetçi liderin salı günü ilhak tehditlerini yinelemesinin ABD borsalarında keskin bir satış dalgasına yol açtığına dikkat çekiyor.

Trump'ın çerçeve anlaşmasını açıklayıp gümrük vergisinden vazgeçmesinin ardından küresel piyasalar dün toparlandı.

Analizde BK, Belçika ve Fransa gibi ülkelerin elinde ABD Hazine tahvilleri gibi trilyonlarca dolarlık ABD varlığı bulunduğuna, bunların satılması halinde faiz oranlarının hızla yükselebileceğine işaret ediliyor.

Independent Türkçe, Reuters, Wall Street Journal, Guardian, Telegraph


ABD’de göçmenlik operasyonunda 5 yaşındaki çocuk gözaltına alındı

Çocuk ve babası, Teksas'ta göçmenlerin gözaltında tutulduğu tesise gönderildi (Columbia Heights Devlet Okulları)
Çocuk ve babası, Teksas'ta göçmenlerin gözaltında tutulduğu tesise gönderildi (Columbia Heights Devlet Okulları)
TT

ABD’de göçmenlik operasyonunda 5 yaşındaki çocuk gözaltına alındı

Çocuk ve babası, Teksas'ta göçmenlerin gözaltında tutulduğu tesise gönderildi (Columbia Heights Devlet Okulları)
Çocuk ve babası, Teksas'ta göçmenlerin gözaltında tutulduğu tesise gönderildi (Columbia Heights Devlet Okulları)

ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) ekiplerinin 5 yaşındaki bir çocuğu gözaltına alması tartışma yarattı.

ICE ekipleri, Minnesota eyaletindeki Minneapolis şehrinde salı günü düzenlediği baskında 5 yaşındaki Liam Conejo Ramos'u gözaltına aldı.

Çocuğun, okuldan döndükten sonra evinin önünde babası Adrian Alexander Conejo Arias'la birlikte gözaltına alınıp Teksas'taki göçmenlik merkezine transfer edildiği aktarıldı.

Minneapolis'in kuzeyindeki Columbia Heights'ta gerçekleşen olay, bölgedeki okullardan sorumlu müdür Zena Stevnik'in tepkisini çekti. Müdür, "Neden 5 yaşındaki bir çocuğu gözaltına alıyorsunuz? Bu çocuk tehlikeli bir suçlu olarak sınıflandırılamaz" dedi.

Stevnik, ICE memurlarının 5 yaşındaki çocuğu "yem olarak kullanıp" evin kapısını çalmasını istediğini de söyledi. Evde yaşayan kişinin olay sırasında dışarıda olduğu, daha sonradan ekiplerle iletişime geçip Ramos'u serbest bırakmaları için "yalvardığı" ifade ediliyor.

Ailenin avukatı Marc Prokosch, Ramos ve Arias'ın devam eden bir sığınma başvurusu olduğunu vurguluyor. Baba ve oğlun ülkeye kaçak yollardan girmediğini, buna ait net kayıtlar bulunduğunu belirtiyor. Ramos ve Arias'ın uyruklarına dairse bilgi paylaşılmadı.

İç Güvenlik Bakanlığı Sözcüsü Tricia McLaughlin ise dünkü açıklamasında, ICE'nin Ramos'un babasını yakalamak için nokta atışı operasyon düzenlediğini ve çocuğu hedef almadığını savundu.

McLaughlin, kayıtdışı göçmen olduğunu ileri sürdüğü babanın çocuğunu terk ederek memurlardan kaçmaya çalıştığını savundu. ICE memurlarının çocuğun güvenliğini sağlamak istediğini iddia etti.

Diğer yandan ICE'nin aynı gün düzenlediği operasyonda başka bir adreste yaşayan 17 yaşındaki lise öğrencisinin gözaltına alındığı aktarıldı.

Geçen hafta düzenlenen baskında da 17 yaşındaki bir lise öğrencisiyle annesi yakalanmıştı.

ICE ekipleri iki hafta önce de 10 yaşındaki bir çocukla annesini gözaltına almıştı.

Ramos, son iki hafta içinde bölgedeki baskınlarda yakalanan 4. çocuk oldu.

Teksas'taki gözaltı merkezinde tutulan Geraldo Lunas Campos'un 3 Ocak'ta yaşamını yitirmesi de gündem olmuştu.

ABD basının aktardığına göre El Paso Adli Tabipliği, Campos'un ölüm nedenini cinayet olarak açıkladı. Asli ölüm nedeninin "boyun ve göğse yapılan baskı kaynaklı oksijen yetersizliğinden boğulma olarak" kaydedildiği aktarıldı.

Renee Nicole Macklin Good'un 7 Ocak'ta Minneapolis'te bir ICE görevlisi tarafından vurularak öldürülmesinin yankıları da sürüyor. 

İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, 37 yaşındaki Amerikalının göçmenlere yönelik bir operasyon sırasında ICE memurlarını "ezmeye çalıştığını ve aracıyla onlara çarptığını" öne sürmüştü.

Cep telefonu görüntüleriyse, ICE görevlilerinin yolun ortasındaki aracında olayları izleyen kadının otomobilinin kapısını zorla açmaya çalıştığını ortaya koymuştu.

Independent Türkçe, Guardian, Washington Post, KATV


Trump yönetimi, Le Pen davasına da el attı: Siyasi yasak kaldırılsın

ABD Başkanı Donald Trump, Le Pen hakkındaki hukuki süreci "cadı avı" diye nitelemişti (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Le Pen hakkındaki hukuki süreci "cadı avı" diye nitelemişti (Reuters)
TT

Trump yönetimi, Le Pen davasına da el attı: Siyasi yasak kaldırılsın

ABD Başkanı Donald Trump, Le Pen hakkındaki hukuki süreci "cadı avı" diye nitelemişti (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Le Pen hakkındaki hukuki süreci "cadı avı" diye nitelemişti (Reuters)

ABD yönetiminden yetkililerin, radikal sağcı Marine Le Pen'e siyasi yasağın kaldırılması için Fransa'da lobicilik yaptığı aktarılıyor.

Fransız yargıç Magali Lafourcade, AFP'ye açıklamasında Donald Trump yönetiminden iki kişinin kendisiyle irtibata geçip Le Pen'e getirilen siyasi yasağın kaldırılmasını istediğini savundu.

Hükümete danışmanlık yapan bağımsız kurum Fransa İnsan Hakları Komisyonu'nun (CNCDH) genel sekreteri Lafourcade, "Fransa'daki kamuoyu tartışmalarının manipüle edilmesinden" endişe duyduğu için bunu Fransa Dışişleri Bakanlığı'na bildirdiğini belirtti.

Lafourcade, geçen yıl mayısta Samuel D. Samson ve Christopher J. Anderson'la Paris'te görüştüğünü söyledi. Bu kişiler, ABD Dışişleri Bakanlığı'na bağlı Demokrasi, İnsan Hakları ve Çalışma Bürosu'nun (DRL) danışmanları.

Yargıç, Samson ve Anderson'ın Le Pen hakkında yürütülen hukuki süreci "siyasi bir dava" olarak gördüğünü belirtti. ABD'li yetkililere göre Le Pen'in cumhurbaşkanlığı seçimlerine girmesi siyasi saiklerle engelleniyor.

Le Pen davasına dahil olmayan Lafourcade, ABD'li danışmanların bu görüşü destekleyecek argümanları güçlendirmek için lobicilik faaliyetleri yürüttüğünü ifade etti.

CNCDH'nin bağımsız bir kurum olduğunu ve diplomatlarla yaptıkları görüşmeleri raporlamadıklarını vurgulayan yargıç, ABD'li yetkililerin taleplerinin Fransız kamuoyunda "dezenformasyon ve manipülasyona yol açabileceğinden" ve sürece müdahale olarak görülebileceğinden endişelendiği için Fransa Dışişleri Bakanlığı'yla irtibata geçtiğini söyledi.

Guardian, Fransa Dışişleri Bakanlığı'nın iddialara dair yorum talebini yanıtsız bıraktığını aktarıyor.

Diğer yandan ABD Dışişleri Bakanlığı, Fransız yargıçla görüşen kişilerin Samson ve Anderson olduğunu doğrulamayı reddetti. Bunun yerine gazeteye gönderilen açıklamada, DRL danışmanlarının Avrupalı yetkililerle rutin görüşmeler yaptığı belirtildi.

Trump yönetiminde yükselen genç muhafazakarlar arasında yer alan Samson, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Substack sayfasında "Avrupa'da Medeniyet Müttefiklerine İhtiyaç" başlıklı bir yazı kaleme almıştı. Geçen ay mayısta yayımlanan yazıda, radikal sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin "aşırılıkçı örgüt" diye nitelenmesini eleştirmişti.

Geçen yıl martta görülen davada radikal sağcı Ulusal Birlik Partisi'nin eski lideri Marine Le Pen, Avrupa Birliği (AB) fonlarını zimmetine geçirmekten suçlu bulunmuştu.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un en dişli rakiplerinden biri olan Le Pen'e 5 yıl siyasi yasak getirilmişti. Ayrıca iki yılı ertelenmiş, iki yılı da elektronik kelepçeyle gözetim altında tutulmak üzere 4 yıl hapis ve 100 bin euro para cezası verilmişti.

Dava, Le Pen'in 2027'de düzenlenmesi öngörülen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olma ihtimalini ortadan kaldırabilecek nitelikte. Siyasetçinin avukatlarının karara itirazı üzerine başlatılan temyiz süreci devam ediyor.

Le Pen, tespit edilen usulsüzlüklerin kasıtlı bir suiistimal değil, münferit hatalardan kaynaklandığını savunuyor.

Independent Türkçe, Guardian, Telegraph