Özbekistan, Semerkant Zirvesi’nin mürekkebi kurumadan geri adım attı

Özbekistan Rus ‘Mir’ kredi kartı hizmetini askıya almaya karar verdi. Washington'ın Moskova'nın arka bahçesindeki faaliyetlerine devam ettiği belirtiliyor.

Rusya lideri Putin ve Özbekistan Devlet Başkanı Mirziyoyev. (Rusya Devlet Başkanlığı)
Rusya lideri Putin ve Özbekistan Devlet Başkanı Mirziyoyev. (Rusya Devlet Başkanlığı)
TT

Özbekistan, Semerkant Zirvesi’nin mürekkebi kurumadan geri adım attı

Rusya lideri Putin ve Özbekistan Devlet Başkanı Mirziyoyev. (Rusya Devlet Başkanlığı)
Rusya lideri Putin ve Özbekistan Devlet Başkanı Mirziyoyev. (Rusya Devlet Başkanlığı)

Sami Amara
Özbekistan'ın, ev sahipliği yaptığı Semerkant Zirvesi’nin üzerinden henüz birkaç gün geçmeden Rus ‘Mir’ kredi kartları hizmetini askıya alma kararını açıklaması hem garip hem de şaşırtıcıydı. Şanghay İşbirliği Örgütü ülke başkanlarının Semerkant'taki zirvesine ev sahipliği yapan Özbekistan, zirve sırasında Rusya ile yakın ilişkilerinin derinliğini ve önemini vurgulamaya özen göstermişti. İki ülke zirvede, ‘Özbekistan ve Rusya Kapsamlı Stratejik Ortaklık Bildirgesi’nin yanı sıra ‘makine mühendisliği, kimya, petrokimya ve jeoloji alanlarında 4,6 milyar dolar değerinde bir yatırım anlaşması paketi’ imzaladılar. Anlaşmanın ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Semerkant Zirvesi’nin oturum aralarında düzenlenen görkemli bir törenle Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev'e Rus devletinin en yüksek nişanlarından biri olan Aleksandr Nevski Nişanı’nı taktı.

ABD yaptırımları
Özbekistan yönetiminin ‘Mir’ kredi kartı kullanımını durdurma kararının ABD Hazine Bakanlığı'nın ABD yönetimi ile İngiltere'nin Rusya'ya karşı uyguladığı yaptırımlara uyma tehditleri doğrultusunda alınmış olabileceğine dair Rusya’dan herhangi bir açıklama gelmedi. Fakat bir dizi Rus siyasi yorumcu da dahil olmak üzere birçok gözlemci, bu kararı ABD'nin Orta Asya ülkelerine uyguladığı baskıya bağladı.
Bu yaptırımların sertliğini ve ABD yönetiminin bunlara uyma zorunluluğu konusundaki dayatmalarını ilk itiraf eden, bu sistemin ihlal edilmesinin sonuçlarıyla ilgili olarak kendisinin ve ülkesinin endişelerini ilk dile getiren Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Tokayev oldu. Bu bağlamda, birçok gözlemci ABD yönetiminin bu ülkelerdeki Rus karşıtı faaliyetlerini yoğunlaştırdığı üzerinde duruyor.
Bu gözlemciler, Washington'ın iki Orta Asya cumhuriyeti Tacikistan ve Kırgızistan arasındaki anlaşmazlıkları alevlendirmekteki başarısına da dikkat çektiler. Dahası Semerkant Zirvesi’nin atmosferini bozmak amacıyla iki ülke arasındaki askeri çatışmanın patlak vermesi için bu zirvenin açılış tarihini seçtiğine işaret ettiler.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile birlikte zirve organizatörlerinin tüm çabalarına rağmen iki taraf yeniden çatışmaya başladı. İki ülke, Tacikistan Devlet Başkanı İmamali Rahman ve Kırgızistan Devlet Başkanı Sadır Caparov'un Özbekistan'ın Semerkant kentindeki Şanghay İşbirliği Örgütü ülke başkanları zirvesinin oturum aralarında yaptıkları ikili görüşmelerin sonuçlarını dahi dikkate almadı.
Bu, Semerkant Zirvesi’nin Amerikan müdahalelerinin boyutlarını ve sonuçlarını kontrol altına almak için iç anlaşmazlıkları çözme girişimlerine gösterdiği ilginin bir açıklaması olabilir. Hem Rusya hem de Çin tarafında bu ilgi daha belirgindi. Öyle ki zirvenin ardından Rusya’nın Güvenlik Konseyi Sekreteri Nikolay Patruşev'i bir dizi üst düzey Çinli siyasi, güvenlik ve askeri yetkiliyle daha fazla koordinasyon kurmak amacıyla Pekin'e göndermesi gerekti.
Moskova’dan hazırladığı bir önceki haber dosyasında Independent Arabia gazetesi, Ermenistan ile Azerbaycan arasında patlak veren ve Semerkant Zirvesi’nin açılışına eşlik eden çatışmaya atıfta bulunmuştu. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığına göre Ermenistan Başbakanı Nikola Paşinyan'ın o sırada Erivan'da ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi'yi kabul etmeye hazırlanırken, çatışmayı bu zirveye katılmamak için özür dilerken bir mazeret olarak kullandığını belirtmişti.
Kaynaklar, bu ziyaret sırasında gerçekleşen ve bazı yönleriyle ABD’nin Ermenistan- İran ilişkilerine ilişkin pozisyonunu, Washington'ın istediği ve Ermeni tarafın oynaması gerektiği karşı-rolleri ele alan temasları açığa çıkardılar.
Rus gözlemciler bu ziyareti ‘Ermeni içişlerine açık bir müdahale’ olarak nitelendirirken bazıları da bunun Rusya'nın bölgede ve Orta Asya'daki politikalarına model olması gerektiğini söyledi.

ABD’nin Ermenistan’a mesajı
Resmi Rus haber kanalı Rusya-2’de ekrana gelen ‘Solovyov ile Bir Akşam’ programına katılan eski albay ve Ortadoğu ile Orta Asya meseleleri üzerine seçkin bir analist olan Semyon Bagdosarov, bu görüşün haklılığını doğrularcasına, Pelosi’nin Erivan'ı ziyareti sırasında Ermeni muhalefetinin temsilcileriyle bir araya geldiğine işaret etti. Bunun, ‘iyi bir şey olduğunu’ ve meşru otoriteye Ermeni iç siyaset sahnesi içinde dönenler konusunda ‘dikkatli’ olduğu mesajını iletmeyi amaçladığını da sözlerine ekledi. Pelosi’nin muhalefetle görüşmelerinin, bir taraftan resmi otoriteyi doğrudan etkileme girişimi, diğer taraftan daha sonra iktidara gelmeleri durumunda, muhalefet unsurlarıyla gelecekte çalışmaya bir hazırlık olduğunu söyledi.
Bogdasarov, Rusya'nın da Orta Asya'da yapması gerekenin bu olduğunu belirtti. ABD’li yetkililerin Rus başkentini ziyaretleri sırasında da bunu yaptıklarını ve Rusya’nın da yapması gerektiğini vurguladı. Bu tür yönelimlerin doğruluğunu vurgulamak için, her zaman içi boş ve tabiri caizse ‘yağsız’  teşekkür ve övgü sözleriyle ‘yetinen’ Rusya’nın aksine, Çin'in Tacikistan'da neler yaptığı, bu ülkeye sundukları karşılığında sahip olduğu ayrıcalıkları örnek verdi.
Bu, Semerkant Zirvesi’nin oturum aralarında gerçekleşen temaslara ve imzalanan anlaşmalara dolaylı bir göndermeydi. Söz konusu anlaşmalardan biri de bu yılın ekim ayında düzenlenecek bir sonraki Özbekistan-Rusya forumu için iki ülke arasında imzalanan ‘Özbekistan bölgelerinde ortak sanayi tesisleri inşası’ için iş birliği anlaşmasıydı.
Resmi kaynaklar, Rus ve Özbek devlet başkanlarının zengin, çeşitli kültürel ve insani iş birliğine duydukları yüksek takdiri, Rus tarafının memnuniyetini daha belirgin gösteren bir şekilde ifade ettiklerini söylüyorlar. Rus kaynakları, son dört yıl içinde 12 Rus üniversitesinin Özbekistan’da şube açmasıyla burada faaliyet gösteren Rus üniversitelerinin sayısının toplamda15’e yükselmesinden sonra, ‘Özbekistan'ın bugün Rus üniversitelerinin yurt dışındaki şube sayısı açısından öncü hale geldiğini’ belirttiler.
Kaynaklar, iki devlet başkanının ilgili ortak bölgesel ve uluslararası gündemle bağlantılı konularda görüş alışverişinde bulunduğunu da ekledi. Bunun yanı sıra Özbekistan ve Rusya arasında siyaset, ticaret, ekonomi, nükleer enerji, ulaşım, kültür, insan ve diğer alanlarda iş birliğinin geliştirilmesini öngören Kapsamlı Stratejik Ortaklık Ortak Bildirgesi'nin imzalandığını ve bunun çok yönlü Özbek-Rus iş birliğinin gelişmesinde yeni bir aşamaya işaret ettiğini ifade etti.

Diğer kararların öncüsü
Özbekistan’ın ABD baskısını kabul etme bağlamında alabileceği diğer kararların öncüsü olabilecek Rus kredi kartı sistemini askıya alma kararının, tüm bunların ardından gelmesi garipti. ABD yönetiminin, hızla Mir kredi kartı sistemini kullanacağını açıklayan ülkeler listesinde yer alan başta Kazakistan ve Türkiye olmak üzere diğer ülkelere de bu yöndeki iradesini dikte etmeyi başardığına dair bazı göstergeler olduğu öne sürülüyor. Vietnam, Ermenistan, Özbekistan, Belarus, Kırgızistan ve Tacikistan’ın yanı sıra Rusya ve sınırlı sayıda dostu tarafından tanınan Güney Osetya ve Abhazya da bu sistemi kullanan ülkeler listesine dahiller.
Rus kaynakları Mir kredi kartı sisteminin ‘Batı finans sisteminden bağımsız çalışan bir ödeme sistemi’ olduğunu, Rus bankalarıyla işlemlerinde ülkelere SWIFT ödeme sistemi dışında bir ödeme sistemi sunduğunu ve vatandaşlara da dijital işlem yapma olanağı tanıdığını savunuyor.
Aynı kaynaklar ‘Visa’ ve ‘MasterCard’ın ülkeden çıkışının ardından bu sistemin hayati bir rol oynadığını vurguluyor. Rus RIA Novosti ajansı, Türk bankalarının Rus Mir kredi kartı ile hizmet vermeyi durdurduğuna atıfta bulundu. Kararın ABD ve İngiltere'nin Rusya'ya yönelik yaptırımlar kapsamında alındığını öne sürdüler.
Diğer yandan Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn gibi bazı Arap ülkelerinin Rus kredi kartı Mir’in kullanımı teklifini kabul etmesi ise dikkat çekici. Kahire, iki ülke arasındaki işlemlerde dolardan vazgeçip, yerel para birimlerini benimseme olasılığı için bunu bir fırsat olarak görüyor.
Kaynakların Mısır Temsilciler Meclisi Planlama ve Bütçe Komitesi Başkanı Fahri el-Feki'den aktardığına göre Mısır, Banks of Egypt şirketi aracılığıyla yapılan ödemeler için yerel ağ logosu taşıyan bir Mısır ödeme sistemi olan ‘Meeza’ ağını, ruble cinsinden ödemeler için 2022'nin sonunda Rus Mir kredi kartı sistemine bağlayacak
Feki açıklamasında şunları söyledi:
"Bu adım, Cumhurbaşkanı’nın ticari işlemleri geliştirmek, açığı azaltmak ve ihracatı artırmak için hükümete verdiği direktifler ve Merkez Bankası’nın planları dahilinde atılıyor."
Feki ayrıca Meeza ağını Rus Mir sistemine bağlamanın, Moskova'ya buğday faturaları ödemelerini ve Mısır'da Rus turizminin canlanmasını desteklemeye yardımcı olacağını da sözlerine ekledi.

ABD manevraları    
ABD'nin Orta Asya'daki faaliyetlerine dönersek; pek çok gözlemci ağustos ayında Orta Asya ülkeleri ile ABD arasında Tacikistan'da ‘Bölgesel İşbirliği – 2022’ adı altında gerçekleştirilen ortak tatbikatlar sırasında yaşananları hatırlatıyor. Moskova, tatbikatın Rusya ve Çin sınırlarının yakın çevresinde yapılmasına karşı olduğunu duyurmakta acele etmişti.
Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Nikolay Patruşev, ülkesinin bu tatbikatların düzenlenmesine karşı protestosunu açıkça deklare etti. Orta Asya ülkelerine doğrudan bir uyarıda bulunarak, bu tür tatbikatların öncelikli olarak askeri harekat alanının boyutlarını ve yeteneklerini incelemeyi, ultra hassas silahlar için potansiyel hedefler belirlemeyi amaçladığını kaydetti.
Patruşev, bölge ülkeleri ile Şanghay İşbirliği Örgütü’ne yaptığı uyarılarda, bu ülkelerin bu tür ABD girişimlerinin ulusal güvenliğe yönelik risklerini kavramasını umduğunu da sözlerine ekledi.
Üst düzey Rus güvenlik yetkilisi, ABD'nin daha önce Rus karşıtı operasyonları için gerekli geçici altyapının konuşlandırılmasına ve inşasına imkan tanıyacak şekilde bölgeye nüfuz etmeye çalıştığını hatırlattı. Bu, bölgenin mayıs ayı sonunda tanık olduğu önceki turlara, bir dizi ABD diplomatik heyetinin Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan ziyaretlerine dolaylı bir gönderme olabilir. Bu ziyaretlere paralel olarak ABD Başkanı Joe Biden, Hint-Pasifik bölgesindeki bir dizi ülkeyi ziyareti sırasında, ABD'nin başlıca jeopolitik rakibi olan Çin'e karşı şiddetli bir kampanya başlatmıştı.
Moskova ve Pekin tüm bunların farkındalar. Zira şu aşamada, bölge ülkelerinin, Ukrayna ve arkasındaki güçlerle giriştiği çekişme ve silahlı çatışmaların arka planında Batı'nın Rusya'ya uyguladığı yaptırımların etrafından dolanmalarını önlemeyi amaçlayan tüm Amerikan faaliyetlerinin birincil hedefi oldukları düşüncesindeler



Uygur kamplarını ifşa eden Çinli, ABD’de sığınma hakkı kazandı

Uluslararası kamuoyu, Uygurların tutulduğu gözaltı kamplarının kapatılması çağrısında bulunmuştu (AP)
Uluslararası kamuoyu, Uygurların tutulduğu gözaltı kamplarının kapatılması çağrısında bulunmuştu (AP)
TT

Uygur kamplarını ifşa eden Çinli, ABD’de sığınma hakkı kazandı

Uluslararası kamuoyu, Uygurların tutulduğu gözaltı kamplarının kapatılması çağrısında bulunmuştu (AP)
Uluslararası kamuoyu, Uygurların tutulduğu gözaltı kamplarının kapatılması çağrısında bulunmuştu (AP)

Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde gizlice görüntü çeken Guan Heng'e ABD'de sığınma hakkı tanındı. 

New York şehrinde 28 Ocak'ta düzenlenen duruşmada yargıç Charles Ouslander, Guan'ın Çin'e geri gönderilmesi halinde zulüm göreceğine dair "haklı bir korkusu" olduğunu söyleyerek kendisine sığınma hakkı tanınmasına karar verdi. 

38 yaşındaki Çinli, Sincan'da Uygurların tutulduğu gözaltı merkezleriyle bölgedeki yoğun güvenlik uygulamalarının görüntülerini 2020'de çekmişti. 

Yaklaşık 20 dakikalık videoları yayımladıktan sonra tutuklanma korkusuyla ülkeyi 2021'de terk etmiş, Hong Kong'dan Ekvador'a oradan da Bahamalar'a geçip küçük bir şişme botla ABD'ye ulaşarak iltica başvurusunda bulunmuştu. 

Guan, geçen yıl ağustosta Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ekipleri tarafından New York'ta yakalanıp gözaltına alınmıştı. 

Donald Trump yönetimi, Guan'ın Uganda'ya sınır dışı edileceğini duyurmuş, insan hakları örgütleri de karara tepki göstermişti. 

New York Times'ın aktardığına göre Guan henüz serbest bırakılmadı. İç Güvenlik Bakanlığı'nın mahkeme kararına itiraz etmeyi planladığı, bu süre zarfında Çin vatandaşının gözaltında tutulacağı belirtiliyor. 

Guan, videokonferans yöntemiyle katıldığı duruşmada Bahamalar'dan Florida'ya geçerken yaşamını yitirebileceği için videoyu YouTube'dan yayımlama kararı aldığını söyledi. Görüntüleri paylaşmasının ardından, Çin'de yaşayan babasının polis tarafından üç kez sorgulandığını ifade etti. 

Guan'ın avukatı Chen Chuangchuang, ABD'nin müvekkiline sığınma hakkı sağlamakta "ahlaki ve hukuki bir sorumluluğu" olduğunu vurguladı. 

Göçmenlere karşı sert uygulamalarıyla gündemden düşmeyen Trump yönetiminde iltica başvuruları da iyice zorlaştı. 

ABD merkezli kâr amacı gütmeyen Mobile Pathways'in derlediği federal verilere göre, sığınma başvurularının onaylanma oranı 2010-2024'te yüzde 28 iken, bu oran geçen yıl yüzde 10'a kadar geriledi. 

Çin, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde zorla çalıştırma, işkence ve "yeniden eğitim kampı" adı altında alıkoyma suçlamalarıyla karşı karşıya.

İnsan hakları örgütleri, bölgedeki yaklaşık 1 milyon kişinin zorla toplama kamplarına ve hapishanelere yerleştirildiğini öne sürüyor. ABD de Uygurlara yönelik muameleyi "soykırım" diye niteliyor.

Pekin yönetimiyse iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunuyor.

Independent Türkçe, Guardian, New York Times


Rusya-Ukrayna savaşının geleceğine dair üç senaryo

Analize göre Ukrayna, piyade açığını insansız hava araçlarıyla (İHA) kapatmaya çalışıyor (Reuters)
Analize göre Ukrayna, piyade açığını insansız hava araçlarıyla (İHA) kapatmaya çalışıyor (Reuters)
TT

Rusya-Ukrayna savaşının geleceğine dair üç senaryo

Analize göre Ukrayna, piyade açığını insansız hava araçlarıyla (İHA) kapatmaya çalışıyor (Reuters)
Analize göre Ukrayna, piyade açığını insansız hava araçlarıyla (İHA) kapatmaya çalışıyor (Reuters)

ABD arabuluculuğundaki ateşkes müzakerelerinden henüz sonuç çıkmazken, Rusya ve Ukrayna karşılıklı saldırıları sürdürüyor. 

Washington merkezli düşünce kuruluşu Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nin (CSIS) raporuna göre, Rusya'nın Şubat 2022'deki saldırısıyla başlayan savaşta yaklaşık 2 milyon kişi öldü, yaralandı ya da kayboldu. 

Çalışmada, Rusya'nın yaklaşık 1,2 milyon kayıp verdiği ifade ediliyor. Ukrayna içinse bu rakam 600 bin civarında. 

Rus ordusunda 275 bin ila 325 bin askerin hayatını kaybettiği, Ukrayna ordusundaysa 100 bin ila 140 bin askerin yaşamını yitirdiği aktarılıyor.

Wall Street Journal, bu yıl savaşın gidişatını değiştirebilecek üç senaryoyu inceledi.

Savaş sürecek, müzakereler devam edecek

Analize göre en muhtemel senaryo, görüşmelerin sonuçsuz kalırken savaşın 5. yılında da devam etmesi. 

Trump yönetimi, müzakereler kapsamında Donbas’ın geri kalanının Rusya’ya verilmesi halinde ateşkes sağlanabileceğini savunuyor ancak Kiev yönetimi toprak tavizine yanaşmıyor. 

Eski Ukrayna Savunma Bakanı Andriy Zahorodniyuk, “Ukrayna halkı, ABD öncülüğündeki görüşmelere büyük şüpheyle yaklaşıyor” diyor. 

Rusya'daki her askeri, endüstriyel ve siyasi gelişmenin savaşın süreceğini işaret ettiğini, Donbas’ın Moskova tarafından işgali tekrar başlatmak için kullanılabileceğini savunuyor. 

Ukrayna geri adım atacak

Yıllardır savaşan Ukrayna ordusunun gücünün nihayetinde tükenmesi de savaşın gidişatını belirleyecek olasılıklar arasında yer alıyor. 

Ukrayna ordusu, piyade açığını drone geliştirerek kapatmaya çalışsa da bu, Rusya’nın yıpratma taktikleri ve yoğun cephe saldırılarına karşı yeterli olmayabilir. 

Berlin merkezli düşünce kuruluşu Carnegie Rusya Avrasya Merkezi'nin direktörü Alexander Gabuev, şu değerlendirmeleri paylaşıyor: 

Yıpratma savaşları önce yavaş yavaş, sonra da aniden kaybedilebilir.

Askeri tarihçiler de I. Dünya Savaşı'nın sonunda Alman ordusunun, çatışmanın büyük bir bölümünde taktiksel üstünlüğüne rağmen yorgun düştüğünü hatırlatıyor.

Rusya saldırıları durduracak 

Analize göre Rus ekonomisi hem Batı yaptırımlarının hem de savaşın etkisiyle güçlük çekiyor.

Ukrayna’nın petrol rafinerilerine yönelik uzun menzilli saldırıları ve ABD’yle Avrupa’nın “gölge filoya” karşı aldığı önlemler de Kremlin’in enerji sektöründen elde ettiği gelirlere darbe vurdu. 

Rus iş insanları da savaşın ekonomiyi kötü etkilediğini, Moskova’yı parça tedariki ve petrol alımında Çin’e bağımlı hale getirdiğini söylüyor. 

Analizde, daha sıkı yaptırımlarla ekonomiye yük bindirilmesi halinde Rusya’nın savaşı uzatma kapasitesinin de zayıflayabileceği yorumu yapılıyor. 

Independent Türkçe, Wall Street Journal, New York Times


Trump, İran’da “rejim değişikliği” planlıyor

Trump, Basra Körfezi'ne "armada" gönderdiklerini söyleyerek, askeri yığınağın artırılacağı sinyalini vermişti (AFP)
Trump, Basra Körfezi'ne "armada" gönderdiklerini söyleyerek, askeri yığınağın artırılacağı sinyalini vermişti (AFP)
TT

Trump, İran’da “rejim değişikliği” planlıyor

Trump, Basra Körfezi'ne "armada" gönderdiklerini söyleyerek, askeri yığınağın artırılacağı sinyalini vermişti (AFP)
Trump, Basra Körfezi'ne "armada" gönderdiklerini söyleyerek, askeri yığınağın artırılacağı sinyalini vermişti (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'da rejim değişikliği planladığı öne sürülüyor. 

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan ABD'li yetkililer, Washington'ın protestolardan sorumlu tuttuğu İranlı güvenlik kurumları ve komutanlara saldırı planladığını iddia ediyor. 

Bu saldırılarla protestoları kışkırtarak İran'da "rejim değişikliğinin önünü açacak koşulların oluşturulmasının" hedeflendiği savunuluyor. 

Yetkililer, İran'ın misilleme kapasitesini azaltmak için balistik füze tesislerine geniş çaplı saldırıların da masadaki seçenekler arasında yer aldığını söylüyor. Buna ek olarak uranyum zenginleştirilen nükleer tesislerin hedef alınabileceği aktarılıyor.

Diğer yandan kaynaklar, Beyaz Saray'ın askeri harekat da dahil henüz bir eylem planında karar kılmadığını belirtiyor. 

Trump, dünkü açıklamasında Tahran yönetimine nükleer anlaşma için müzakere çağrısı yapmış, herhangi bir saldırının hazirandaki askeri harekattan daha şiddetli olacağı tehdidinde bulunmuştu.

İran ve İsrail arasında Gazze savaşı nedeniyle tırmanan gerginlik haziranda sıcak çatışmaya dönüşmüştü. İsrail'in 13 Haziran'daki saldırısıyla başlayan çatışmalarda İran vakit kaybetmeden misilleme yapmıştı.

Çatışmalarda ABD'ye ait bombardıman uçakları İran'daki İsfahan, Fordo ve Natanz tesislerine 22 Haziran'da hava saldırısı düzenlemiş, operasyonda 14 "sığınak delici" GBU-57 bombası kullanılmıştı.

Kimliğinin gizli tutulmasını isteyen İranlı bir üst düzey yetkili, Tahran yönetiminin "hem çatışmaya hazırlandığını hem de diplomatik diyaloğu sürdürdüğünü" söylüyor.

Diğer yandan İsrailli bir üst düzey yetkiliyse Tahran yönetiminin sadece hava saldırılarıyla devrilemeyeceğine dikkat çekiyor: 

Rejimi devirmek istiyorsanız, asker göndermeniz gerekir.

Kaynak, İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in öldürülmesi durumunda Tahran yönetiminin onun yerine birini geçireceğini belirtiliyor. Yalnızca dış baskı ve ülke içinde örgütlenmiş bir muhalefetin birlikte hareket ederek rejimi yıkabileceğini savunuyor.

"İran hâlâ ölümcül bir güç"

Wall Street Journal'ın analizinde, olası bir saldırıya karşı İran'ın kuvvetli misilleme yapabileceği yazılıyor. 

Devrim Muhafızları'nın elinde İsrail'e ulaşabilecek yaklaşık 2 bin adet orta menzilli balistik füze ve önemli miktarda kısa menzilli füze stoku bulunduğu belirtiliyor. 

Washington merkezli düşünce kuruluşu Demokrasileri Savunma Vakfı'nın İran programının kıdemli direktörü Behnam Ben Taleblu, "Tahran zayıf olabilir ancak füze gücü sayesinde hâlâ ölümcül bir güç" diyor. 

Trump, İran riyalinin döviz karşısında çakılmasıyla 28 Aralık'ta patlak veren eylemlerde, göstericilerin vurulması veya idam edilmesi halinde askeri müdahale tehdidinde bulunmuş, daha sonra operasyonu askıya almıştı.

İran devleti eylemlerdeki can kaybına dair ilk açıklamayı 21 Ocak'ta yapmıştı. Güvenlik güçleri ve siviller dahil 3 bin 117 kişinin hayatını kaybettiği duyurulmuştu. 

Ancak ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), gösterilerde çıkan olaylarda 6 bin 373 kişinin hayatını kaybettiğini, 42 bin 486 kişinin gözaltına alındığını savunmuştu.

BBC'nin aktardığına göre eylemlerde yakalananlar, polis tarafından gözaltına alınma endişesiyle hastanelere tedavi olmaya bile gidemiyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters, Times of Israel, BBC