Özbekistan, Semerkant Zirvesi’nin mürekkebi kurumadan geri adım attı

Özbekistan Rus ‘Mir’ kredi kartı hizmetini askıya almaya karar verdi. Washington'ın Moskova'nın arka bahçesindeki faaliyetlerine devam ettiği belirtiliyor.

Rusya lideri Putin ve Özbekistan Devlet Başkanı Mirziyoyev. (Rusya Devlet Başkanlığı)
Rusya lideri Putin ve Özbekistan Devlet Başkanı Mirziyoyev. (Rusya Devlet Başkanlığı)
TT

Özbekistan, Semerkant Zirvesi’nin mürekkebi kurumadan geri adım attı

Rusya lideri Putin ve Özbekistan Devlet Başkanı Mirziyoyev. (Rusya Devlet Başkanlığı)
Rusya lideri Putin ve Özbekistan Devlet Başkanı Mirziyoyev. (Rusya Devlet Başkanlığı)

Sami Amara
Özbekistan'ın, ev sahipliği yaptığı Semerkant Zirvesi’nin üzerinden henüz birkaç gün geçmeden Rus ‘Mir’ kredi kartları hizmetini askıya alma kararını açıklaması hem garip hem de şaşırtıcıydı. Şanghay İşbirliği Örgütü ülke başkanlarının Semerkant'taki zirvesine ev sahipliği yapan Özbekistan, zirve sırasında Rusya ile yakın ilişkilerinin derinliğini ve önemini vurgulamaya özen göstermişti. İki ülke zirvede, ‘Özbekistan ve Rusya Kapsamlı Stratejik Ortaklık Bildirgesi’nin yanı sıra ‘makine mühendisliği, kimya, petrokimya ve jeoloji alanlarında 4,6 milyar dolar değerinde bir yatırım anlaşması paketi’ imzaladılar. Anlaşmanın ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Semerkant Zirvesi’nin oturum aralarında düzenlenen görkemli bir törenle Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev'e Rus devletinin en yüksek nişanlarından biri olan Aleksandr Nevski Nişanı’nı taktı.

ABD yaptırımları
Özbekistan yönetiminin ‘Mir’ kredi kartı kullanımını durdurma kararının ABD Hazine Bakanlığı'nın ABD yönetimi ile İngiltere'nin Rusya'ya karşı uyguladığı yaptırımlara uyma tehditleri doğrultusunda alınmış olabileceğine dair Rusya’dan herhangi bir açıklama gelmedi. Fakat bir dizi Rus siyasi yorumcu da dahil olmak üzere birçok gözlemci, bu kararı ABD'nin Orta Asya ülkelerine uyguladığı baskıya bağladı.
Bu yaptırımların sertliğini ve ABD yönetiminin bunlara uyma zorunluluğu konusundaki dayatmalarını ilk itiraf eden, bu sistemin ihlal edilmesinin sonuçlarıyla ilgili olarak kendisinin ve ülkesinin endişelerini ilk dile getiren Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Tokayev oldu. Bu bağlamda, birçok gözlemci ABD yönetiminin bu ülkelerdeki Rus karşıtı faaliyetlerini yoğunlaştırdığı üzerinde duruyor.
Bu gözlemciler, Washington'ın iki Orta Asya cumhuriyeti Tacikistan ve Kırgızistan arasındaki anlaşmazlıkları alevlendirmekteki başarısına da dikkat çektiler. Dahası Semerkant Zirvesi’nin atmosferini bozmak amacıyla iki ülke arasındaki askeri çatışmanın patlak vermesi için bu zirvenin açılış tarihini seçtiğine işaret ettiler.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile birlikte zirve organizatörlerinin tüm çabalarına rağmen iki taraf yeniden çatışmaya başladı. İki ülke, Tacikistan Devlet Başkanı İmamali Rahman ve Kırgızistan Devlet Başkanı Sadır Caparov'un Özbekistan'ın Semerkant kentindeki Şanghay İşbirliği Örgütü ülke başkanları zirvesinin oturum aralarında yaptıkları ikili görüşmelerin sonuçlarını dahi dikkate almadı.
Bu, Semerkant Zirvesi’nin Amerikan müdahalelerinin boyutlarını ve sonuçlarını kontrol altına almak için iç anlaşmazlıkları çözme girişimlerine gösterdiği ilginin bir açıklaması olabilir. Hem Rusya hem de Çin tarafında bu ilgi daha belirgindi. Öyle ki zirvenin ardından Rusya’nın Güvenlik Konseyi Sekreteri Nikolay Patruşev'i bir dizi üst düzey Çinli siyasi, güvenlik ve askeri yetkiliyle daha fazla koordinasyon kurmak amacıyla Pekin'e göndermesi gerekti.
Moskova’dan hazırladığı bir önceki haber dosyasında Independent Arabia gazetesi, Ermenistan ile Azerbaycan arasında patlak veren ve Semerkant Zirvesi’nin açılışına eşlik eden çatışmaya atıfta bulunmuştu. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığına göre Ermenistan Başbakanı Nikola Paşinyan'ın o sırada Erivan'da ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi'yi kabul etmeye hazırlanırken, çatışmayı bu zirveye katılmamak için özür dilerken bir mazeret olarak kullandığını belirtmişti.
Kaynaklar, bu ziyaret sırasında gerçekleşen ve bazı yönleriyle ABD’nin Ermenistan- İran ilişkilerine ilişkin pozisyonunu, Washington'ın istediği ve Ermeni tarafın oynaması gerektiği karşı-rolleri ele alan temasları açığa çıkardılar.
Rus gözlemciler bu ziyareti ‘Ermeni içişlerine açık bir müdahale’ olarak nitelendirirken bazıları da bunun Rusya'nın bölgede ve Orta Asya'daki politikalarına model olması gerektiğini söyledi.

ABD’nin Ermenistan’a mesajı
Resmi Rus haber kanalı Rusya-2’de ekrana gelen ‘Solovyov ile Bir Akşam’ programına katılan eski albay ve Ortadoğu ile Orta Asya meseleleri üzerine seçkin bir analist olan Semyon Bagdosarov, bu görüşün haklılığını doğrularcasına, Pelosi’nin Erivan'ı ziyareti sırasında Ermeni muhalefetinin temsilcileriyle bir araya geldiğine işaret etti. Bunun, ‘iyi bir şey olduğunu’ ve meşru otoriteye Ermeni iç siyaset sahnesi içinde dönenler konusunda ‘dikkatli’ olduğu mesajını iletmeyi amaçladığını da sözlerine ekledi. Pelosi’nin muhalefetle görüşmelerinin, bir taraftan resmi otoriteyi doğrudan etkileme girişimi, diğer taraftan daha sonra iktidara gelmeleri durumunda, muhalefet unsurlarıyla gelecekte çalışmaya bir hazırlık olduğunu söyledi.
Bogdasarov, Rusya'nın da Orta Asya'da yapması gerekenin bu olduğunu belirtti. ABD’li yetkililerin Rus başkentini ziyaretleri sırasında da bunu yaptıklarını ve Rusya’nın da yapması gerektiğini vurguladı. Bu tür yönelimlerin doğruluğunu vurgulamak için, her zaman içi boş ve tabiri caizse ‘yağsız’  teşekkür ve övgü sözleriyle ‘yetinen’ Rusya’nın aksine, Çin'in Tacikistan'da neler yaptığı, bu ülkeye sundukları karşılığında sahip olduğu ayrıcalıkları örnek verdi.
Bu, Semerkant Zirvesi’nin oturum aralarında gerçekleşen temaslara ve imzalanan anlaşmalara dolaylı bir göndermeydi. Söz konusu anlaşmalardan biri de bu yılın ekim ayında düzenlenecek bir sonraki Özbekistan-Rusya forumu için iki ülke arasında imzalanan ‘Özbekistan bölgelerinde ortak sanayi tesisleri inşası’ için iş birliği anlaşmasıydı.
Resmi kaynaklar, Rus ve Özbek devlet başkanlarının zengin, çeşitli kültürel ve insani iş birliğine duydukları yüksek takdiri, Rus tarafının memnuniyetini daha belirgin gösteren bir şekilde ifade ettiklerini söylüyorlar. Rus kaynakları, son dört yıl içinde 12 Rus üniversitesinin Özbekistan’da şube açmasıyla burada faaliyet gösteren Rus üniversitelerinin sayısının toplamda15’e yükselmesinden sonra, ‘Özbekistan'ın bugün Rus üniversitelerinin yurt dışındaki şube sayısı açısından öncü hale geldiğini’ belirttiler.
Kaynaklar, iki devlet başkanının ilgili ortak bölgesel ve uluslararası gündemle bağlantılı konularda görüş alışverişinde bulunduğunu da ekledi. Bunun yanı sıra Özbekistan ve Rusya arasında siyaset, ticaret, ekonomi, nükleer enerji, ulaşım, kültür, insan ve diğer alanlarda iş birliğinin geliştirilmesini öngören Kapsamlı Stratejik Ortaklık Ortak Bildirgesi'nin imzalandığını ve bunun çok yönlü Özbek-Rus iş birliğinin gelişmesinde yeni bir aşamaya işaret ettiğini ifade etti.

Diğer kararların öncüsü
Özbekistan’ın ABD baskısını kabul etme bağlamında alabileceği diğer kararların öncüsü olabilecek Rus kredi kartı sistemini askıya alma kararının, tüm bunların ardından gelmesi garipti. ABD yönetiminin, hızla Mir kredi kartı sistemini kullanacağını açıklayan ülkeler listesinde yer alan başta Kazakistan ve Türkiye olmak üzere diğer ülkelere de bu yöndeki iradesini dikte etmeyi başardığına dair bazı göstergeler olduğu öne sürülüyor. Vietnam, Ermenistan, Özbekistan, Belarus, Kırgızistan ve Tacikistan’ın yanı sıra Rusya ve sınırlı sayıda dostu tarafından tanınan Güney Osetya ve Abhazya da bu sistemi kullanan ülkeler listesine dahiller.
Rus kaynakları Mir kredi kartı sisteminin ‘Batı finans sisteminden bağımsız çalışan bir ödeme sistemi’ olduğunu, Rus bankalarıyla işlemlerinde ülkelere SWIFT ödeme sistemi dışında bir ödeme sistemi sunduğunu ve vatandaşlara da dijital işlem yapma olanağı tanıdığını savunuyor.
Aynı kaynaklar ‘Visa’ ve ‘MasterCard’ın ülkeden çıkışının ardından bu sistemin hayati bir rol oynadığını vurguluyor. Rus RIA Novosti ajansı, Türk bankalarının Rus Mir kredi kartı ile hizmet vermeyi durdurduğuna atıfta bulundu. Kararın ABD ve İngiltere'nin Rusya'ya yönelik yaptırımlar kapsamında alındığını öne sürdüler.
Diğer yandan Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn gibi bazı Arap ülkelerinin Rus kredi kartı Mir’in kullanımı teklifini kabul etmesi ise dikkat çekici. Kahire, iki ülke arasındaki işlemlerde dolardan vazgeçip, yerel para birimlerini benimseme olasılığı için bunu bir fırsat olarak görüyor.
Kaynakların Mısır Temsilciler Meclisi Planlama ve Bütçe Komitesi Başkanı Fahri el-Feki'den aktardığına göre Mısır, Banks of Egypt şirketi aracılığıyla yapılan ödemeler için yerel ağ logosu taşıyan bir Mısır ödeme sistemi olan ‘Meeza’ ağını, ruble cinsinden ödemeler için 2022'nin sonunda Rus Mir kredi kartı sistemine bağlayacak
Feki açıklamasında şunları söyledi:
"Bu adım, Cumhurbaşkanı’nın ticari işlemleri geliştirmek, açığı azaltmak ve ihracatı artırmak için hükümete verdiği direktifler ve Merkez Bankası’nın planları dahilinde atılıyor."
Feki ayrıca Meeza ağını Rus Mir sistemine bağlamanın, Moskova'ya buğday faturaları ödemelerini ve Mısır'da Rus turizminin canlanmasını desteklemeye yardımcı olacağını da sözlerine ekledi.

ABD manevraları    
ABD'nin Orta Asya'daki faaliyetlerine dönersek; pek çok gözlemci ağustos ayında Orta Asya ülkeleri ile ABD arasında Tacikistan'da ‘Bölgesel İşbirliği – 2022’ adı altında gerçekleştirilen ortak tatbikatlar sırasında yaşananları hatırlatıyor. Moskova, tatbikatın Rusya ve Çin sınırlarının yakın çevresinde yapılmasına karşı olduğunu duyurmakta acele etmişti.
Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Nikolay Patruşev, ülkesinin bu tatbikatların düzenlenmesine karşı protestosunu açıkça deklare etti. Orta Asya ülkelerine doğrudan bir uyarıda bulunarak, bu tür tatbikatların öncelikli olarak askeri harekat alanının boyutlarını ve yeteneklerini incelemeyi, ultra hassas silahlar için potansiyel hedefler belirlemeyi amaçladığını kaydetti.
Patruşev, bölge ülkeleri ile Şanghay İşbirliği Örgütü’ne yaptığı uyarılarda, bu ülkelerin bu tür ABD girişimlerinin ulusal güvenliğe yönelik risklerini kavramasını umduğunu da sözlerine ekledi.
Üst düzey Rus güvenlik yetkilisi, ABD'nin daha önce Rus karşıtı operasyonları için gerekli geçici altyapının konuşlandırılmasına ve inşasına imkan tanıyacak şekilde bölgeye nüfuz etmeye çalıştığını hatırlattı. Bu, bölgenin mayıs ayı sonunda tanık olduğu önceki turlara, bir dizi ABD diplomatik heyetinin Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan ziyaretlerine dolaylı bir gönderme olabilir. Bu ziyaretlere paralel olarak ABD Başkanı Joe Biden, Hint-Pasifik bölgesindeki bir dizi ülkeyi ziyareti sırasında, ABD'nin başlıca jeopolitik rakibi olan Çin'e karşı şiddetli bir kampanya başlatmıştı.
Moskova ve Pekin tüm bunların farkındalar. Zira şu aşamada, bölge ülkelerinin, Ukrayna ve arkasındaki güçlerle giriştiği çekişme ve silahlı çatışmaların arka planında Batı'nın Rusya'ya uyguladığı yaptırımların etrafından dolanmalarını önlemeyi amaçlayan tüm Amerikan faaliyetlerinin birincil hedefi oldukları düşüncesindeler



Maduro hakim karşısında… Trump yeni saldırıların sinyalini verdi

Maduro hakim karşısında… Trump yeni saldırıların sinyalini verdi
TT

Maduro hakim karşısında… Trump yeni saldırıların sinyalini verdi

Maduro hakim karşısında… Trump yeni saldırıların sinyalini verdi

ABD saldırısının ardından gözaltına alınan Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro bugün New York'ta hakim karşısına çıkacak. Maduro ve eşi, Metropolitan Gözaltı Merkezi'nden Manhattan'daki mahkeme binasına getirildi. Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump ise, geçici hükümetin ABD’nin taleplerine yanıt vermemesi durumunda yeni saldırı ile tehdit etti.

Maduro hükümetinin Karakas’ta fiilen yönetimi sürdürdüğü ve ABD’ye iş birliği çağrısında bulunduğu belirtilirken, Çin Maduro’nun derhâl serbest bırakılması yönündeki çağrısını yineledi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da, Maduro’nun iktidardan uzaklaştırılma biçimini kabul etmediğini açıkladı.

ABD, Maduro’yu  Sinaloa Karteli ve “Tren de Aragua” çetesi gibi büyük uyuşturucu kaçakçılığı örgütlerine destek sağlamakla suçluyor.


Black Panther'ın kötü adamından terapi itirafı

Michael B. Jordan, Creed serisi ve Günahkarlar'daki (Sinners) çifte rolüyle de tanınıyor (Walt Disney Studios Motion Pictures)
Michael B. Jordan, Creed serisi ve Günahkarlar'daki (Sinners) çifte rolüyle de tanınıyor (Walt Disney Studios Motion Pictures)
TT

Black Panther'ın kötü adamından terapi itirafı

Michael B. Jordan, Creed serisi ve Günahkarlar'daki (Sinners) çifte rolüyle de tanınıyor (Walt Disney Studios Motion Pictures)
Michael B. Jordan, Creed serisi ve Günahkarlar'daki (Sinners) çifte rolüyle de tanınıyor (Walt Disney Studios Motion Pictures)

Michael B. Jordan, 2018 yapımı Black Panther'da kötü karakter Erik Killmonger'ı canlandırdıktan sonra terapiye giderek "deşarj olmaya" ihtiyaç duyduğunu açıkladı.

CBS Sunday Morning programına konuşan Jordan, "Filmden sonra etkisi bir süre üzerimde kaldı" diyerek ekledi: 

Terapiye gittim, konuştum, bir şekilde deşarj olup rahatlamanın yolunu buldum. O noktada, bir karakterden sonra buna ihtiyaç duyduğumu hâlâ öğreniyordum.

Oyunculuğun çoğu zaman "yalnız yapılan" bir yolculuk olduğunu söyleyen Jordan, "Seçmelere tek başınıza giriyorsunuz, tek başınıza çalışıyorsunuz. Çok fazla hazırlık var; yaşanan deneyim ve o süreç insanda iz bırakıyor" ifadelerini kullandı: 

İlerledikçe şunu fark ettim: 'Üzerimde hâlâ bir şeyler var, bunu üstümden atmam lazım.' Konuşmak gerçekten çok önemli.

38 yaşındaki Jordan, çekimler öncesinde karakterin içine tamamen girdiği için Erik Killmonger'ı "üstünden atmanın" zor olduğunu da hatırlattı. Rolüne hazırlanırken uzun süre "izole" kaldığını ve ailesiyle "pek konuşmadığını" söyledi.

Jordan, "Erik pek sevgi görmemişti, bence sevgiyi hiç tatmadı" dedi: 

Çok fazla ihanet yaşadı; etrafındaki 'işlemeyen sistemler' onu şekillendirdi, öfkesini ve hayal kırıklığını besledi.

Michael B. Jordan, Ryan Coogler imzalı Black Panther'da 2020'de yaşamını yitiren Chadwick Boseman'ın yanı sıra Lupita Nyong'o, Danai Gurira, Martin Freeman, Daniel Kaluuya, Letitia Wright ve Winston Duke'la birlikte rol almıştı. 

Film, Marvel için gişede büyük bir başarıya imza atmıştı. Şubat 2018'de vizyona giren Black Panther, dünya genelinde 1,34 milyar dolar hasılata ulaşmıştı.

Independent Türkçe, Variety, CBS Sunday Morning, Deadline


İsrail'in gözünden Maduro'nun kaçırılması: İran konusunda bize yararı var mı?

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geçtiğimiz salı günü Florida, Palm Beach'te düzenledikleri ortak basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geçtiğimiz salı günü Florida, Palm Beach'te düzenledikleri ortak basın toplantısında (Reuters)
TT

İsrail'in gözünden Maduro'nun kaçırılması: İran konusunda bize yararı var mı?

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geçtiğimiz salı günü Florida, Palm Beach'te düzenledikleri ortak basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geçtiğimiz salı günü Florida, Palm Beach'te düzenledikleri ortak basın toplantısında (Reuters)

İsrail, ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırılarını ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun kaçırılmasını memnuniyetle karşılamakla yetinmedi; söz konusu saldırılar ve bunların büyük sonuçları, Tel Aviv’in iştahını saldırıların sonrasına yönelik senaryolara da açtı.

İsrail içinden yapılan değerlendirmelere göre Maduro’nun kaçırılmasının ardından yaşanacak gelişmeler, İsrail’in çıkarlarına hizmet ediyor. Bu yaklaşım, Binyamin Netanyahu hükümetinin İsrail’i ‘bölgede bir polis gücü’ ve ‘dünyanın polisi olan ABD’nin müttefiki’ olarak görmesinden kaynaklanıyor.

İsrailli analistler, bu değerlendirmelerini öncelikle İsrailli yetkililerin resmî açıklamalarının üslup ve içeriğine dayandırıyor. Bu açıklamaların başında, Netanyahu’nun ABD Başkanı Donald Trump’a hitaben yayımladığı açık mesaj yer alıyor. Netanyahu mesajında, “Özgürlük ve adalet uğruna sergilediğiniz cesur ve tarihî liderliğiniz için sizi tebrik ediyorum. Kararlı duruşunuzu ve kahraman askerlerinizin fedakâr mücadelesini selamlıyorum” ifadelerini kullandı.

Bu tutum, Dışişleri Bakanı Gideon Saar’ın açıklamalarıyla da örtüştü. Saar, “İsrail, uyuşturucu ve terör ağının başında bulunan bir diktatörün devrilmesini memnuniyetle karşılıyor; ülkeye demokrasinin geri dönmesini ve devletler arasında dostane ilişkilerin kurulmasını umuyor” dedi. Saar, “Venezuela halkı demokratik hakkını kullanmayı hak ediyor, Güney Amerika ise uyuşturucu ve terör ekseninden arınmış bir geleceği hak ediyor” değerlendirmesinde bulundu. Ayrıca İsrail’in, ‘Maduro’nun gayrimeşru ve otoriter yönetimi altında acı çeken, özgürlük yanlısı Venezuela halkının yanında durduğunu’ bildirdi.

Amerikan caydırıcı gücü

Ancak İsrail’in bu saldırıya ilişkin daha derin tutumu, ABD politikasında atılacak bir sonraki adımlar ve bunların dünya üzerindeki etkilerine dair perspektife dayanıyor. İsrailli analist Ron Ben-Yishai, dün Ynet internet sitesinde yayımlanan yazısında, “Bu saldırının ardından ABD’nin caydırıcılık gücü dünyada büyük bir ivme kazandı. Başkan Trump, tehditlerinin sözde kalmadığını, güçlü ve ezici bir eylem kapasitesine sahip olduğunu kanıtladı” ifadelerini kullandı.

asdefrgt
ABD Başkanı Donald Trump’ın 3 Ocak'ta Venezuela'daki askeri operasyonu izlerken (Truth Social)

Ben-Yishai, “ABD’nin caydırıcılık gücünün etkisi doğrudan İsrail’e yansıyor. Zira İsrail, Trump ile temel bir anlaşmazlık yaşamayan en güçlü müttefik konumunda” dedi. Analist, İsrailli liderlere de “Bu noktayı ciddi şekilde kavrayın ve ABD ile çatışmaya girmeyin” uyarısında bulundu.

İran'da bu etki görülüyor mu?

Ben-Yishai, Maduro’nun kaçırılmasının bölgedeki etkisi sorusuna da değindi ve şu yanıtı verdi: “Venezuela’daki bu darbenin en güçlü etkisi İran üzerinde olacak. İran, Trump’ın tehditlerinin ciddi olduğunu anlayacak, mevcut müzakere sertliğinden geri adım atacak ve nükleer programını tamamen terk etmeyi, ABD’nin talebi doğrultusunda uranyum zenginleştirmeyi durdurmayı kabul edecek.”

Ben-Yishai sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu, İsrail'in çıkarlarına hizmet edecektir. Çünkü İran'a alternatif, ABD'nin saldırısı veya İsrail-ABD ortak saldırısı olacaktır. Başkan Trump artık saldırıları yönetme konusunda daha kendinden emin.”

Bölge dışından mesajlar

Ynet internet sitesinde yazan Itamar Eichner, ABD’nin Venezuela’ya yönelik darbesinin Çin ve Rusya’ya da güçlü mesajlar gönderdiğini belirtti. Eichner’e göre Venezuela her iki ülkenin de müttefiki olmasına rağmen, bu ülkeler onu koruyamadı. Bu durum, ABD’nin gücünün pekişmesini gösteriyor.

Eichner, bunun Uluslararası Adalet Divanı (UAD) ve Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) için de bir mesaj ve ders olduğunu ifade etti. Eichner’e göre bu mahkemeler dünyadaki ‘polis rolünü’ üstleniyor olsa da bugün gerçek dünyanın polisi olarak Trump’ı görmeli, onu tanımalı ve hoşuna gitmeyen kararlar almaktan (örneğin Netanyahu’nun tutuklanması kararından) vazgeçmeli.

scdfrgt
Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Genel Merkezi (AFP)

Ancak Eichner, Netanyahu’ya, Trump’ın Venezuela operasyonuna başlamadan evvel, ABD çıkarlarını her şeyin üzerinde tutan MAGA hareketini dikkate alarak hareket ettiğini hatırlattı. Bu nedenle, Eichner’e göre Netanyahu’nun Trump ile tam bir uyum içinde kalması ve onunla çatışmaya girmemesi gerekiyor.

İsrail'in umutları ve beklentileri

Diğer yandan Israel Hayom gazetesi yazarı Yoav Limor, İsrail’in İran’ın sıradaki hedef olmasını umduğunu, ancak İran ile Venezuela arasında farklar bulunduğunu yazdı.

İsrail Kanal 12 televizyonunun askeri analisti Nir Dvori ise İsrail güvenlik birimlerinin Venezuela’daki ABD saldırısını dikkatle takip ettiğini belirtti. Dvori, “Bu operasyon aynı zamanda İran sahnesi ve Hizbullah üzerinde de etki yaratacak” dedi. Ayrıca, Trump’ın tehdidini hayata geçirecek bu adımın Ortadoğu’da büyük bir ağırlığa sahip olduğunu ve ABD operasyonunun İran’ı dizginlemede etkili bir faktör olacağını vurguladı.

dfrgty
İsrail'in İran Yayın Kurumu binasına düzenlediği saldırının ardından dumanlar yükselirken, arka planda başkent Tahran’ın en önemli simgelerinden biri olan Milad Kulesi görülüyor, 16 Haziran 2025. (Reuters)

Kudüs’teki İbrani Üniversitesi’nde İspanya, Portekiz ve Latin Amerika Çalışmaları Bölümü Başkanı olan Prof. Dr. Claudia Kedar, Haaretz gazetesinde yayımlanan makalesinde, “Trump Venezuela petrolünü kontrol altına almak istediğini açıklamış olsa da yaşanan dramatik olayların ardında, şu anda kesin olarak tespit edilemeyen başka motivasyonlar da olabilir. Acaba bu, İran gibi iç işlerine müdahale etmekle tehdit edilen ülkelere bir mesaj iletme yöntemi mi?” diye yazdı.

Kedar ayrıca, “Belki de Trump’ın asıl hedefi, Venezuela ve Küba’daki sol yönetimlere karşı olan geniş Latin kökenli seçmen kitlesini heyecanlandırmaktır” değerlendirmesini yaptı.

Kedar makalesinde sorularını sürdürerek, “Bu, Küba hükümetini devirmeye ve Latin Amerika-İran eksenini zayıflatmaya giden yolun ilk aşaması mı? Trump yönetiminin Latin Amerika müdahalesinde belirlediği kırmızı çizgiler var mı? Uluslararası toplum ABD’ye kırmızı çizgiler çizecek mi? Ve biz, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana şekillenen mevcut küresel düzenin yerine yeni bir dünya düzeninin oluşumunu mu izliyoruz?” ifadelerini kullandı.