Özbekistan, Semerkant Zirvesi’nin mürekkebi kurumadan geri adım attı

Özbekistan Rus ‘Mir’ kredi kartı hizmetini askıya almaya karar verdi. Washington'ın Moskova'nın arka bahçesindeki faaliyetlerine devam ettiği belirtiliyor.

Rusya lideri Putin ve Özbekistan Devlet Başkanı Mirziyoyev. (Rusya Devlet Başkanlığı)
Rusya lideri Putin ve Özbekistan Devlet Başkanı Mirziyoyev. (Rusya Devlet Başkanlığı)
TT

Özbekistan, Semerkant Zirvesi’nin mürekkebi kurumadan geri adım attı

Rusya lideri Putin ve Özbekistan Devlet Başkanı Mirziyoyev. (Rusya Devlet Başkanlığı)
Rusya lideri Putin ve Özbekistan Devlet Başkanı Mirziyoyev. (Rusya Devlet Başkanlığı)

Sami Amara
Özbekistan'ın, ev sahipliği yaptığı Semerkant Zirvesi’nin üzerinden henüz birkaç gün geçmeden Rus ‘Mir’ kredi kartları hizmetini askıya alma kararını açıklaması hem garip hem de şaşırtıcıydı. Şanghay İşbirliği Örgütü ülke başkanlarının Semerkant'taki zirvesine ev sahipliği yapan Özbekistan, zirve sırasında Rusya ile yakın ilişkilerinin derinliğini ve önemini vurgulamaya özen göstermişti. İki ülke zirvede, ‘Özbekistan ve Rusya Kapsamlı Stratejik Ortaklık Bildirgesi’nin yanı sıra ‘makine mühendisliği, kimya, petrokimya ve jeoloji alanlarında 4,6 milyar dolar değerinde bir yatırım anlaşması paketi’ imzaladılar. Anlaşmanın ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Semerkant Zirvesi’nin oturum aralarında düzenlenen görkemli bir törenle Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev'e Rus devletinin en yüksek nişanlarından biri olan Aleksandr Nevski Nişanı’nı taktı.

ABD yaptırımları
Özbekistan yönetiminin ‘Mir’ kredi kartı kullanımını durdurma kararının ABD Hazine Bakanlığı'nın ABD yönetimi ile İngiltere'nin Rusya'ya karşı uyguladığı yaptırımlara uyma tehditleri doğrultusunda alınmış olabileceğine dair Rusya’dan herhangi bir açıklama gelmedi. Fakat bir dizi Rus siyasi yorumcu da dahil olmak üzere birçok gözlemci, bu kararı ABD'nin Orta Asya ülkelerine uyguladığı baskıya bağladı.
Bu yaptırımların sertliğini ve ABD yönetiminin bunlara uyma zorunluluğu konusundaki dayatmalarını ilk itiraf eden, bu sistemin ihlal edilmesinin sonuçlarıyla ilgili olarak kendisinin ve ülkesinin endişelerini ilk dile getiren Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Tokayev oldu. Bu bağlamda, birçok gözlemci ABD yönetiminin bu ülkelerdeki Rus karşıtı faaliyetlerini yoğunlaştırdığı üzerinde duruyor.
Bu gözlemciler, Washington'ın iki Orta Asya cumhuriyeti Tacikistan ve Kırgızistan arasındaki anlaşmazlıkları alevlendirmekteki başarısına da dikkat çektiler. Dahası Semerkant Zirvesi’nin atmosferini bozmak amacıyla iki ülke arasındaki askeri çatışmanın patlak vermesi için bu zirvenin açılış tarihini seçtiğine işaret ettiler.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile birlikte zirve organizatörlerinin tüm çabalarına rağmen iki taraf yeniden çatışmaya başladı. İki ülke, Tacikistan Devlet Başkanı İmamali Rahman ve Kırgızistan Devlet Başkanı Sadır Caparov'un Özbekistan'ın Semerkant kentindeki Şanghay İşbirliği Örgütü ülke başkanları zirvesinin oturum aralarında yaptıkları ikili görüşmelerin sonuçlarını dahi dikkate almadı.
Bu, Semerkant Zirvesi’nin Amerikan müdahalelerinin boyutlarını ve sonuçlarını kontrol altına almak için iç anlaşmazlıkları çözme girişimlerine gösterdiği ilginin bir açıklaması olabilir. Hem Rusya hem de Çin tarafında bu ilgi daha belirgindi. Öyle ki zirvenin ardından Rusya’nın Güvenlik Konseyi Sekreteri Nikolay Patruşev'i bir dizi üst düzey Çinli siyasi, güvenlik ve askeri yetkiliyle daha fazla koordinasyon kurmak amacıyla Pekin'e göndermesi gerekti.
Moskova’dan hazırladığı bir önceki haber dosyasında Independent Arabia gazetesi, Ermenistan ile Azerbaycan arasında patlak veren ve Semerkant Zirvesi’nin açılışına eşlik eden çatışmaya atıfta bulunmuştu. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığına göre Ermenistan Başbakanı Nikola Paşinyan'ın o sırada Erivan'da ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi'yi kabul etmeye hazırlanırken, çatışmayı bu zirveye katılmamak için özür dilerken bir mazeret olarak kullandığını belirtmişti.
Kaynaklar, bu ziyaret sırasında gerçekleşen ve bazı yönleriyle ABD’nin Ermenistan- İran ilişkilerine ilişkin pozisyonunu, Washington'ın istediği ve Ermeni tarafın oynaması gerektiği karşı-rolleri ele alan temasları açığa çıkardılar.
Rus gözlemciler bu ziyareti ‘Ermeni içişlerine açık bir müdahale’ olarak nitelendirirken bazıları da bunun Rusya'nın bölgede ve Orta Asya'daki politikalarına model olması gerektiğini söyledi.

ABD’nin Ermenistan’a mesajı
Resmi Rus haber kanalı Rusya-2’de ekrana gelen ‘Solovyov ile Bir Akşam’ programına katılan eski albay ve Ortadoğu ile Orta Asya meseleleri üzerine seçkin bir analist olan Semyon Bagdosarov, bu görüşün haklılığını doğrularcasına, Pelosi’nin Erivan'ı ziyareti sırasında Ermeni muhalefetinin temsilcileriyle bir araya geldiğine işaret etti. Bunun, ‘iyi bir şey olduğunu’ ve meşru otoriteye Ermeni iç siyaset sahnesi içinde dönenler konusunda ‘dikkatli’ olduğu mesajını iletmeyi amaçladığını da sözlerine ekledi. Pelosi’nin muhalefetle görüşmelerinin, bir taraftan resmi otoriteyi doğrudan etkileme girişimi, diğer taraftan daha sonra iktidara gelmeleri durumunda, muhalefet unsurlarıyla gelecekte çalışmaya bir hazırlık olduğunu söyledi.
Bogdasarov, Rusya'nın da Orta Asya'da yapması gerekenin bu olduğunu belirtti. ABD’li yetkililerin Rus başkentini ziyaretleri sırasında da bunu yaptıklarını ve Rusya’nın da yapması gerektiğini vurguladı. Bu tür yönelimlerin doğruluğunu vurgulamak için, her zaman içi boş ve tabiri caizse ‘yağsız’  teşekkür ve övgü sözleriyle ‘yetinen’ Rusya’nın aksine, Çin'in Tacikistan'da neler yaptığı, bu ülkeye sundukları karşılığında sahip olduğu ayrıcalıkları örnek verdi.
Bu, Semerkant Zirvesi’nin oturum aralarında gerçekleşen temaslara ve imzalanan anlaşmalara dolaylı bir göndermeydi. Söz konusu anlaşmalardan biri de bu yılın ekim ayında düzenlenecek bir sonraki Özbekistan-Rusya forumu için iki ülke arasında imzalanan ‘Özbekistan bölgelerinde ortak sanayi tesisleri inşası’ için iş birliği anlaşmasıydı.
Resmi kaynaklar, Rus ve Özbek devlet başkanlarının zengin, çeşitli kültürel ve insani iş birliğine duydukları yüksek takdiri, Rus tarafının memnuniyetini daha belirgin gösteren bir şekilde ifade ettiklerini söylüyorlar. Rus kaynakları, son dört yıl içinde 12 Rus üniversitesinin Özbekistan’da şube açmasıyla burada faaliyet gösteren Rus üniversitelerinin sayısının toplamda15’e yükselmesinden sonra, ‘Özbekistan'ın bugün Rus üniversitelerinin yurt dışındaki şube sayısı açısından öncü hale geldiğini’ belirttiler.
Kaynaklar, iki devlet başkanının ilgili ortak bölgesel ve uluslararası gündemle bağlantılı konularda görüş alışverişinde bulunduğunu da ekledi. Bunun yanı sıra Özbekistan ve Rusya arasında siyaset, ticaret, ekonomi, nükleer enerji, ulaşım, kültür, insan ve diğer alanlarda iş birliğinin geliştirilmesini öngören Kapsamlı Stratejik Ortaklık Ortak Bildirgesi'nin imzalandığını ve bunun çok yönlü Özbek-Rus iş birliğinin gelişmesinde yeni bir aşamaya işaret ettiğini ifade etti.

Diğer kararların öncüsü
Özbekistan’ın ABD baskısını kabul etme bağlamında alabileceği diğer kararların öncüsü olabilecek Rus kredi kartı sistemini askıya alma kararının, tüm bunların ardından gelmesi garipti. ABD yönetiminin, hızla Mir kredi kartı sistemini kullanacağını açıklayan ülkeler listesinde yer alan başta Kazakistan ve Türkiye olmak üzere diğer ülkelere de bu yöndeki iradesini dikte etmeyi başardığına dair bazı göstergeler olduğu öne sürülüyor. Vietnam, Ermenistan, Özbekistan, Belarus, Kırgızistan ve Tacikistan’ın yanı sıra Rusya ve sınırlı sayıda dostu tarafından tanınan Güney Osetya ve Abhazya da bu sistemi kullanan ülkeler listesine dahiller.
Rus kaynakları Mir kredi kartı sisteminin ‘Batı finans sisteminden bağımsız çalışan bir ödeme sistemi’ olduğunu, Rus bankalarıyla işlemlerinde ülkelere SWIFT ödeme sistemi dışında bir ödeme sistemi sunduğunu ve vatandaşlara da dijital işlem yapma olanağı tanıdığını savunuyor.
Aynı kaynaklar ‘Visa’ ve ‘MasterCard’ın ülkeden çıkışının ardından bu sistemin hayati bir rol oynadığını vurguluyor. Rus RIA Novosti ajansı, Türk bankalarının Rus Mir kredi kartı ile hizmet vermeyi durdurduğuna atıfta bulundu. Kararın ABD ve İngiltere'nin Rusya'ya yönelik yaptırımlar kapsamında alındığını öne sürdüler.
Diğer yandan Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn gibi bazı Arap ülkelerinin Rus kredi kartı Mir’in kullanımı teklifini kabul etmesi ise dikkat çekici. Kahire, iki ülke arasındaki işlemlerde dolardan vazgeçip, yerel para birimlerini benimseme olasılığı için bunu bir fırsat olarak görüyor.
Kaynakların Mısır Temsilciler Meclisi Planlama ve Bütçe Komitesi Başkanı Fahri el-Feki'den aktardığına göre Mısır, Banks of Egypt şirketi aracılığıyla yapılan ödemeler için yerel ağ logosu taşıyan bir Mısır ödeme sistemi olan ‘Meeza’ ağını, ruble cinsinden ödemeler için 2022'nin sonunda Rus Mir kredi kartı sistemine bağlayacak
Feki açıklamasında şunları söyledi:
"Bu adım, Cumhurbaşkanı’nın ticari işlemleri geliştirmek, açığı azaltmak ve ihracatı artırmak için hükümete verdiği direktifler ve Merkez Bankası’nın planları dahilinde atılıyor."
Feki ayrıca Meeza ağını Rus Mir sistemine bağlamanın, Moskova'ya buğday faturaları ödemelerini ve Mısır'da Rus turizminin canlanmasını desteklemeye yardımcı olacağını da sözlerine ekledi.

ABD manevraları    
ABD'nin Orta Asya'daki faaliyetlerine dönersek; pek çok gözlemci ağustos ayında Orta Asya ülkeleri ile ABD arasında Tacikistan'da ‘Bölgesel İşbirliği – 2022’ adı altında gerçekleştirilen ortak tatbikatlar sırasında yaşananları hatırlatıyor. Moskova, tatbikatın Rusya ve Çin sınırlarının yakın çevresinde yapılmasına karşı olduğunu duyurmakta acele etmişti.
Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Nikolay Patruşev, ülkesinin bu tatbikatların düzenlenmesine karşı protestosunu açıkça deklare etti. Orta Asya ülkelerine doğrudan bir uyarıda bulunarak, bu tür tatbikatların öncelikli olarak askeri harekat alanının boyutlarını ve yeteneklerini incelemeyi, ultra hassas silahlar için potansiyel hedefler belirlemeyi amaçladığını kaydetti.
Patruşev, bölge ülkeleri ile Şanghay İşbirliği Örgütü’ne yaptığı uyarılarda, bu ülkelerin bu tür ABD girişimlerinin ulusal güvenliğe yönelik risklerini kavramasını umduğunu da sözlerine ekledi.
Üst düzey Rus güvenlik yetkilisi, ABD'nin daha önce Rus karşıtı operasyonları için gerekli geçici altyapının konuşlandırılmasına ve inşasına imkan tanıyacak şekilde bölgeye nüfuz etmeye çalıştığını hatırlattı. Bu, bölgenin mayıs ayı sonunda tanık olduğu önceki turlara, bir dizi ABD diplomatik heyetinin Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan ziyaretlerine dolaylı bir gönderme olabilir. Bu ziyaretlere paralel olarak ABD Başkanı Joe Biden, Hint-Pasifik bölgesindeki bir dizi ülkeyi ziyareti sırasında, ABD'nin başlıca jeopolitik rakibi olan Çin'e karşı şiddetli bir kampanya başlatmıştı.
Moskova ve Pekin tüm bunların farkındalar. Zira şu aşamada, bölge ülkelerinin, Ukrayna ve arkasındaki güçlerle giriştiği çekişme ve silahlı çatışmaların arka planında Batı'nın Rusya'ya uyguladığı yaptırımların etrafından dolanmalarını önlemeyi amaçlayan tüm Amerikan faaliyetlerinin birincil hedefi oldukları düşüncesindeler



Witkoff: Trump’ın İran için belirlediği kırmızı çizgiler arasında ‘sıfır zenginleştirme’ de var

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
TT

Witkoff: Trump’ın İran için belirlediği kırmızı çizgiler arasında ‘sıfır zenginleştirme’ de var

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Başkan Donald Trump’ın İran’ın nükleer programına ilişkin bir anlaşmayı neden hâlâ kabul etmediğini sorguladığını söyledi. Witkoff, Washington’ın baskı uygulamasına rağmen Tahran’ın anlaşmaya yanaşmamasının Beyaz Saray’da şaşkınlık yarattığını ifade etti.

Fox News’e verdiği röportajda Witkoff, Trump’ın İran’ın tutumuna hayret ettiğini belirterek, “Neden teslim olmadıklarını merak ediyor... ‘Teslim olmak’ ifadesini kullanmak istemiyorum ama neden teslim olmadılar?” dedi.

Witkoff, Trump’ın ayrıca İran’ın ‘bu denli yoğun baskı ve bölgede sahip olduğumuz deniz gücünün büyüklüğü karşısında’ ABD ile temasa geçmemesini sorguladığını aktardı. Trump’ın, Tahran’ın nükleer silah edinme niyetinde olmadığını ilan etmesini ve hangi adımları atmaya hazır olduğunu netleştirmesini beklediğini dile getirdi.

ABD’li yetkili, Trump tarafından belirlenen kırmızı çizgilerin İran’ın uranyum zenginleştirmede ‘sıfır zenginleştirme’ seviyesini korumasını şart koştuğunu söyledi. Witkoff, İran’ın uranyumu sivil amaçlar için gerekli seviyenin ötesinde zenginleştirdiğini de ifade etti.

Witkoff, aynı röportajda, devrik İran Şahı’nın oğlu Rıza Pehlevi ile görüştüğünü de doğruladı.

Witkoff, “Başkanın talimatıyla onunla görüştüm” ifadesini kullanırken, görüşmenin içeriğine ilişkin ayrıntı vermedi.

Geçen hafta Pehlevi, Başkan Donald Trump’a İran’a yönelik askeri müdahale çağrısını yinelemiş ve ülkede bir ‘geçiş sürecine’ liderlik etmeye hazır olduğunu açıklamıştı.

Witkoff’un açıklamaları, Trump’ın İran’a yönelik askeri saldırı tehdidinde bulunduğu ve bölgedeki askeri konuşlanmayı artırdığı bir dönemde geldi. Trump, aynı zamanda Tahran ile nükleer program konusunda bir anlaşmaya varma isteğini de dile getirdi.

İran’ın nükleer programı, Tahran ile Batılı ülkeler arasında yıllardır süren anlaşmazlığın merkezinde yer alıyor. Batılı ülkeler, İran’ın nükleer silah edinme ihtimalinden endişe duyuyor.


İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
TT

İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)

İran, Avrupa Birliği (AB) üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini terör örgütü olarak tanımladı.

İran Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, Tahran'ın İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu (DMO) terör örgütü olarak sınıflandıran AB'nin ‘yasadışı ve haksız’ olarak nitelendirdiği karara yanıt olarak harekete geçeceği belirtildi.

AB'nin 19 Şubat'ta aldığı karara yanıt olarak yayınlanan açıklamada, “Avrupa hükümetleri, İran silahlı kuvvetlerinin resmi bir kolu olan Devrim Muhafızlarını terör örgütü olarak tanımladığından, İran da karşılıklılık ilkesine dayalı önlemler alacaktır” denildi.

Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığına göre Tahran’ın kararı 2019 yılında çıkarılan ‘ABD’nin DMO’yu Terör Örgütü Olarak Tanımlamasına Karşı Misilleme Tedbirleri Yasası'nın 7’nci maddesine dayanıyor. İran Dışişleri Bakanlığı, “ABD’nin bu konudaki kararını herhangi bir şekilde destekleyen veya buna uyan tüm ülkeler, İran tarafından benzer tedbirlere tabi tutulacaktır” açıklamasında bulundu.

Açıklama şöyle devam etti:

“Bu yasa ve 4’üncü madde dahil olmak üzere hükümleri uyarınca İran, AB üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini bu yasanın hükümlerine tabi kabul etmekte ve bunları terörist örgütler olarak sınıflandırıp ilan etmektedir.”

Bakanlık, bu önlemin İran'ın iç hukuku çerçevesinde, Avrupa hükümetlerinin uluslararası hukuk ilkelerini açıkça ihlal etmesine yanıt olarak alındığını vurgulayarak açıklamasını sonlandırdı.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.