Gizemli Havana sendromunu araştırmak için Küba'ya giden CIA doktoru: Aynı rahatsızlığa yakalandım

Yıllar sonra basına konuşan doktor, "Kesinlikle bu sorun hakkında öğrenmek istediğimden daha çok bilgi edindim" dedi

Havana Sendromu ilk kez 2016'da Küba'daki ABD Büyükelçiliğinde görülmüştü (AFP)
Havana Sendromu ilk kez 2016'da Küba'daki ABD Büyükelçiliğinde görülmüştü (AFP)
TT

Gizemli Havana sendromunu araştırmak için Küba'ya giden CIA doktoru: Aynı rahatsızlığa yakalandım

Havana Sendromu ilk kez 2016'da Küba'daki ABD Büyükelçiliğinde görülmüştü (AFP)
Havana Sendromu ilk kez 2016'da Küba'daki ABD Büyükelçiliğinde görülmüştü (AFP)

Baş ağrısı, görme sorunları, baş dönmesi ve bilinç bulanıklığı gibi sağlık sorunlarını içeren "Havana sendromu"ndan mustarip olan diplomatlara yardım için Küba'ya gönderilen CIA doktoru, yaşadıklarını anlattı. 
Kamuoyuna açıklamalarda bulunabilmek için takma isimle CNN'e röportaj veren Dr. Paul Andrews, ilk vakaların ardından 2017'de sendromu soruşturmak için gittiği Karayip ülkesinde aynı semptomları gösterdiğini duyurdu. 
En başta kendi sağlığından endişe etmeyen Andrews, ilk gece 23.30 sularında otel odasına uyumaya gittiğini ve sabaha karşı 5 civarında sağ kulağıyla başında ciddi ağrı ve şiddetli mide bulantısıyla uyandığını söyledi. Sonrasında da kendisinden önce Havana sendromu geçirenler gibi tıkırtı duymaya başlamış:
"Bu olamazdı. Yatağın köşesinde bir dakikalığına oturdum ve işler kötüleştikçe kötüleşti. Gerçekten inanamıyordum. "Bu bir rüya mı?" diye düşünmeye başladım."
Andrews o dönem sonik saldırıdan şüphelendikleri için tuvalete gidip orada 45 dakika boyunca kulaklıklarla oturduğunu anlattı. Semptomların dinmemesi üzerine 6 sularında toplanıp otele terk etmeye karar veren doktor, diş fırçası ve montunu alıp almadığını en az 4-5 kere kontrol etmek zorunda kaldığını, kapıları itmesi mi çekmesi mi gerektiğini anlamadığını ifade etti. 
Gün boyunca baş dönmesi, denge kaybı, anksiyete ve "bilişsel sis" diye nitelendirilen semptomları yaşayan Andrews, para saymak ve kimliğini güvenlik görevlilerine göstermek gibi basit işleri dahi yapamadığını vurguladı. 
ABD'ye dönen doktor, bu görevde birlikte çalıştığı Florida'daki bir meslektaşına göründüğünde yardıma ihtiyacı olduğunu söylemiş. Onu inceleyen pek çok doktor, Andrews'un dengeyi sağlayan vestibüler sisteminde hasar tespit etmiş. 
Andrews, bu olayın üzerinden 5 yıl geçse de hala görme ve denge konularında sorunlar yaşadığını söylüyor:
"Artık evden çıkmak istemeyeceğim noktaya geldi çünkü "Ne anlamı var ki?" diyorsunuz. Eğer gidip şunu yapmak istersem, beni fena edeceğini biliyorum. Çıkıp bulantı yaşamak ya da düşmek istemiyorum. Yapmak istediğin tüm bu şeyleri yapamamak çok moral bozucu. Kesinlikle bu sorun hakkında öğrenmek istediğimden daha çok bilgi edindim."
Pek çok mağdur gibi Andrews de CIA'in bu olayı ilk başta ele alış biçiminden rahatsız:
"Olayla ilgili söylem yanlış yolda ilerledi. İnsanlara ne söylersem söyleyeyim hiç değişmedi. İşin aslı bugüne kadar yaşanan pek çok şey, benim standartlarıma uygun değildi. Bir noktada biri bana kendisinin de etkilenmiş olabileceğini ve kulağında ağrı yaşadığını söyledi. Bunu bildirip bildirmeyeceğini sorduğumda 'kesinlikle hayır' yanıtını aldım."
Bu anormal sağlık olayı, daha sonra Antarktika dışındaki tüm kıtalardaki Amerikalı yetkililerde saptandı. ABD görevlilerini etkileyen rahatsızlıkla ilgili araştırmalar dış kaynaklı elektromanyetik darbelerin Havana sendromuna yol açabileceğini belirtse de henüz kesin bir şey söylenemiyor.
Sene başında yayımlanan CIA kaynaklı bir raporda bu semptomların büyük ihtimalle yabancı devletlerin saldırısından kaynaklanmadığı öne sürülmüştü. CIA yetkilileri, ABD'ye bildirilen binden fazla vakanın çoğunun çevresel koşullardan, tanı konmamış rahatsızlıklardan ve stresten kaynaklandığını iddia etmişti. Diğer yandan bu rapor, yıllarca süren araştırmaların kesin bir sebep belirlemekten ne kadar uzak olduğunu da ortaya koymuştu. 
Havana sendromundan mustarip bazı ABD'li diplomatlar ve istihbarat görevlilerine 6 haneli paralar verileceği haziranda bildirilmişti. Ödemelerin yapılmaya başlandığı da CNN'in haberinde dile getirildi.
Independent Türkçe, CNN International, AA



İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
TT

İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)

İran, Avrupa Birliği (AB) üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini terör örgütü olarak tanımladı.

İran Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, Tahran'ın İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu (DMO) terör örgütü olarak sınıflandıran AB'nin ‘yasadışı ve haksız’ olarak nitelendirdiği karara yanıt olarak harekete geçeceği belirtildi.

AB'nin 19 Şubat'ta aldığı karara yanıt olarak yayınlanan açıklamada, “Avrupa hükümetleri, İran silahlı kuvvetlerinin resmi bir kolu olan Devrim Muhafızlarını terör örgütü olarak tanımladığından, İran da karşılıklılık ilkesine dayalı önlemler alacaktır” denildi.

Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığına göre Tahran’ın kararı 2019 yılında çıkarılan ‘ABD’nin DMO’yu Terör Örgütü Olarak Tanımlamasına Karşı Misilleme Tedbirleri Yasası'nın 7’nci maddesine dayanıyor. İran Dışişleri Bakanlığı, “ABD’nin bu konudaki kararını herhangi bir şekilde destekleyen veya buna uyan tüm ülkeler, İran tarafından benzer tedbirlere tabi tutulacaktır” açıklamasında bulundu.

Açıklama şöyle devam etti:

“Bu yasa ve 4’üncü madde dahil olmak üzere hükümleri uyarınca İran, AB üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini bu yasanın hükümlerine tabi kabul etmekte ve bunları terörist örgütler olarak sınıflandırıp ilan etmektedir.”

Bakanlık, bu önlemin İran'ın iç hukuku çerçevesinde, Avrupa hükümetlerinin uluslararası hukuk ilkelerini açıkça ihlal etmesine yanıt olarak alındığını vurgulayarak açıklamasını sonlandırdı.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.


Pakistan’dan Afganistan sınırındaki silahlı unsurların “sığınaklarına” hava saldırıları

Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)
Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)
TT

Pakistan’dan Afganistan sınırındaki silahlı unsurların “sığınaklarına” hava saldırıları

Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)
Belucistan'ın Çaman bölgesinde devriye gezen Pakistan askerleri (EPA)

Pakistan, bu sabah erken saatlerde, Afganistan'ın desteklediği silahlı grupların üstlendiği son intihar saldırılarına misilleme olarak Pakistan-Afganistan sınır bölgesindeki yedi noktaya hava saldırısı düzenlediğini duyurdu.

Enformasyon Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Pakistan'ın ‘istihbarat bilgilerine dayanarak yedi terörist kampına ve sığınağına askeri operasyonlar düzenlediği’ belirtildi. Açıklamaya göre Ramazan'ın başlamasından bu yana üç intihar saldırısı düzenlendi.

Enformasyon Bakanı Attaullah Tarar, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı açıklamada, Pakistan'ın DEAŞ terör örgütünün bir kolunun hedef alındığını söyledi.

Tatar, açıklamada saldırıların yeri veya daha fazla ayrıntı belirtmedi.

Ancak Afganistan Hükümet Sözcüsü Zabihullah Mucahid bugün X üzerinden yaptığı açıklamada, ‘Pakistan tarafından Afganistan’ın Nangarhar ve Paktika illerinde sivillerin bombaladığını, kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere onlarca kişinin öldüğünü ve yaralandığını’ söyledi.

Bakanlık, operasyonların iki hafta önce İslamabad'daki bir Şii camisini hedef alan intihar bombalı saldırı ve son zamanlarda Pakistan'ın kuzeybatısında meydana gelen diğer intihar bombalı saldırılara misilleme olarak gerçekleştirildiğini açıkladı.

Pakistan tarafından bugün yapılan açıklamada, İslamabad'ın defalarca kez talepte bulunmasına rağmen, Kabil'deki Taliban yetkililerinin Afganistan topraklarını Pakistan'da saldırılar düzenlemek için kullanan silahlı gruplara karşı harekete geçmediği belirtildi.

Enformasyon Bakanlığından yapılan açıklamada, “Pakistan her zaman bölgede barış ve istikrarı korumak için çaba göstermiştir, ancak aynı zamanda vatandaşlarımızın güvenliği ve emniyeti de bizim en önemli önceliğimiz olmaya devam ediyor” denildi.

İslamabad ayrıca uluslararası topluma, Kabil'i geçtiğimiz yıl Doha’da varılan anlaşma kapsamında diğer ülkelere karşı düşmanca eylemleri desteklememe yükümlülüğünü yerine getirmesi için baskı yapmaya çağırdı.

Afganistan ve Pakistan arasındaki gerginlik, Taliban'ın 2021 yılında Kabil'in kontrolünü yeniden ele geçirmesinden bu yana tırmanıyor.

Son aylarda kanlı sınır çatışmalarıyla iki ülke arasındaki ilişkiler keskin bir şekilde kötüleşti.

Ekim ayında patlak veren ve Katar ile Türkiye'nin arabuluculuğunda ateşkesle sona eren çatışmalarda 70'den fazla kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı.

Ancak, Doha ve İstanbul'da birkaç tur görüşme yapıldıysa da kalıcı bir anlaşma sağlanamadı.