İran: Rejim yetkilileri protestoları destekleyen sanatçıları ve sporcuları tehdit etti

İran Yargı Erki Başkanı, Tahran’daki üniversitelerdeki protestolarda çok sayıda kişinin gözaltına alındığını belirtti.

Dün Tahran Üniversitesi'nde gözaltına alınanların serbest bırakılması çağrısıyla yürüyüş yapan öğrenciler (Reuters)
Dün Tahran Üniversitesi'nde gözaltına alınanların serbest bırakılması çağrısıyla yürüyüş yapan öğrenciler (Reuters)
TT

İran: Rejim yetkilileri protestoları destekleyen sanatçıları ve sporcuları tehdit etti

Dün Tahran Üniversitesi'nde gözaltına alınanların serbest bırakılması çağrısıyla yürüyüş yapan öğrenciler (Reuters)
Dün Tahran Üniversitesi'nde gözaltına alınanların serbest bırakılması çağrısıyla yürüyüş yapan öğrenciler (Reuters)

İran’daki protestolara polisin müdahalelerine yönelik uluslararası taraflardan gelen kınamalar artarken protesto gösterileri de genişliyor. Yetkililer, Mahsa Amini'nin (22) polis tarafından darp edilerek gözaltına alınması sonrası ölümünü protesto eden gösterileri bastırmak için zamanla yarışırken, uluslararası toplumdan çok sayıda kınama açıklaması geliyor.
Tahran ve Tebriz’deki üniversitelerden çok sayıda öğrenci, Öğretmen Sendikaları Koordinasyon Konseyi’nin çağrısına ve üniversitelerdeki öğretim görevlilerinin tutuklu öğrencilerle dayanışma için çalışmalarını durdurma çağrılarına yanıt olarak üniversitelerinin avlularında yürüyüş düzenlediler. Tahran Üniversitesi’ne birkaç metre mesafede bulunan ve İran’ın üst düzey makamlardaki yetkililerinin de mezun olduğu bir üniversite olan Terbiye Mudarres Üniversitesi'nden öğrenciler, iktidara atıfla ‘Varlığın rüzgarda!’ sloganını attılar. Şerif Teknik Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan profesörlerden biri Twitter'dan yaptığı paylaşımda “Tüm öğrenciler serbest bırakılmadıkça, hiçbir derse katılmayacağız” yazdı.
Tahran’daki İran Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nden bazı öğrenciler, üniversite yetkililerinin güvenlik servisleriyle iş birliği yaptıklarını ve baskı yapmaya başladıklarını yazdılar. Protestocular, pazar akşamı, İsyan Karşıtı Özel Güçler birimlerinin yanı sıra Besic güçlerinin konuşlandırılmasına karşı çıkarak başkent Tahran'ın çeşitli mahallelerinin sokaklarında gösterilerini sürdürdüler. İran rejiminin lideri Ali Hamaney'e atıfla ‘diktatöre ölüm’ sloganları atan göstericiler, Hamaney’in yerine geçmesi muhtemel olduğu bildirilen oğlu Mücteba Hamaney’i kınayan sloganlar da attılar.

Sokaklar savaş alanına döndü
Twitter üzerinden yapılan paylaşımlarda protestocuların başkentin batısındaki Settar Han ve Arya Şehir bölgelerinin kontrolünü ele geçirdiği bildirildi. Paylaşılan görüntülerde ise bölgenin göz yaşartıcı gaz ve elektrikli fünye kullanan güvenlik güçleri ile göstericiler arasında savaş alanına dönüştüğü görüldü. Protestocular, Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin fotoğrafının olduğu dev reklam panosunu ateşe verdi. Başkentin kuzey bölgelerinde de göstericiler sokağa indiler.
Paylaşılan video kayıtlarında tıpkı önceki gecelere benzer şekilde başkent Tahran'ın çeşitli bölgelerinde protestocuların üzerine ateş açan güvenlik güçlerinin gerçek mermi kullandıkları görüldü. Öte yandan eylemciler, göz yaşartıcı gazın etkilerini azaltmak amacıyla çöp konteynerlerini ateşe verdiler.
Videolardan birinde, birçok eylemcinin yeşil lazer kullandığı için polis karşıtı sloganlar attığı duyuldu. Eylemciler, geçtiğimiz günlerde protestocuların saflarında sivil giyimli kişilerin bulunduğu ve lazer kullanarak güvenlik güçlerini protestoculara yönlendirdikleri konusunda uyardılar.
Video kayıtlarına göre Dokuz gecedir devam eden gösterilerinde yeni bir gelişme olarak başta İsfahan, Yezd ve Şiraz olmak üzere ülkenin orta kesimlerindeki illerde de protestolar düzenlenmeye başlarken ülkenin güneybatısındaki Ahvaz’dan protesto gösterileri düzenlendiği haberleri bildirildi.
Twitter'da hem Farsça hem de İngilizce olarak Mahsa Amini etiketi kullanılarak 100 milyon tweet paylaşılırken Twitter'da İran ile ilgili rekor sayıda paylaşım oldu. Kadınlar protestolara liderlik etmede önemli bir rol oynamaya devam ederken bazıları başörtülerini sallıyor ve bazıları da yakıyor. Ancak protestolarda atılan sloganlarda artık ülkedeki çeşitli meselelerle ilgili talepler dile getiriliyor.
Sosyal medya üzerinden paylaşılan bir video kaydında Kazvin'de güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden Cevad Haydari'nin kız kardeşinin, İran'daki kadın ayaklanmasının simgesi haline gelen saç kesimine benzer şekilde Haydari'nin mezarının başında saçlarını kestiği görüldü.
Şarku’l Avsat’ın Reuters’den aktardığı habere göre İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakın Tesnim Haber Ajansı’ndan başkentin yaklaşık 150 kilometre güneyinde bulunan Kum şehrinin çeşitli bölgelerinde, aralarında kadınların da bulunduğu yaklaşık 20 göstericinin bulunduğu bir fotoğrafı yayınladı.

Pazar akşamı Tahran'daki bir gösteri sırasında başörtüsünü çıkaran İranlı bir kadın (Twitter)

Suçsuzların tutuklanması
İranlı yetkililerin ve insan hakları örgütlerinin açıkladığı rakamlara göre Kürdistan, Mazenderan ve Gilan illerinde bin 800'den fazla kişiyi tutukladı. Rejimi protesto eden gösterilerin düzenlendiği 31 ilin çoğunda gözaltına alınanlarla ilgili herhangi bir veri yayınlanmadı.
Yetkililere göre protestolar sırasında en az 41 kişi hayatını kaybetti, binden fazla kişi de gözaltına alındı. Fakat sosyal medya üzerinden paylaşılan görüntüler ve insan hakları örgütlerinin açıklamaları ölenlerin sayısının daha yüksek olduğuna işaret ediyor. Uluslararası Af Örgütü (Amnesty), İranlı yetkilileri kayıplar, yaralılar ve tutuklular hakkında bilgilendirmeye çağırdı.
Avukat Said Dehkan, protestocularla dayanışma içinde olduklarını açıklayan dört avukat arkadaşının tutuklandığını duyurdu. Twitter'dan yaptığı açıklamada Dehkan, İran rejiminin ‘hiçbir zaman hukukun üstünlüğünü anlamadığını ve tamamen bir suç çetesine dönüşerek yasalara göre hareket ediyormuş gibi yapmaktan dahi uzaklaştığını’ vurguladı.

Rejim protestocuları tehdit etti
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsin Ejei, çok sayıda eylemcinin gözaltına alındığı bir tutuklama kampanyası başlatıldığını kabul ederek, “Kargaşa ve isyanlarda daha fazla masum insan tutuklanabilir. Masumların hatta kabahati az olanların serbest bırakılmaları için talimat verdik” dedi.
İran Yargı Erki'ne bağlı Mizan Haber Ajansı, Ejei'nin polis memurlarıyla yaptığı görüşmeye ait video görüntülerini yayınladı.  Videoda Ejei'nin, güvenlik güçlerinin uykusuzluktan ve yorgunluktan mustarip olduklarını söylediği duyuldu. Ardından Yargı Erki Başkanı, “Sadece dün gece değil, önceki gece de uyumadılar. Özel Kuvvetler üç gecedir uyumuyor” dedi.
Pazar akşamı yayınlanan bir video kaydında İran polis şefi General Hüseyin Aştari’nin Özel Kuvvetler üyelerine hitaben, “Doğru yolda olduğumuzdan zerre kadar şüpheniz olmasın. Eğer Kasım Süleymani olsaydı size aferin derdi” ifadelerini kullandığı duyuldu.

Ünlülere tehdit
Protestocularla dayanışma içinde olduklarını açıklayan ünlü isimleri açıkça tehdit eden Yargı Erki Başkanı, “Bu rejimin desteğiyle ünlenip düşmanların safında yer alanlar, ülkeye ve millete verilen maddi ve manevi kayıpların bedelini ödeyeceklerini bilsinler” dedi. Ejei, daha da ileri giderek, “Halkın ve güvenlik birimlerinin yardımıyla kimlikleri belirlenecek ve yaptıklarının cezasını çekecekler” şeklinde konuştu.
DMO'ya bağlı Tesnim Haber Ajansı, İran'ın tutuklanması için Interpol aracılığıyla kırmızı bülten çıkardığı eski bir İranlı futbolcu olan Ali Kerimi'nin kırmızı bülten için dağıtılan fotoğrafını yayınlamasından sonra Kayhan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Şeriatmedari de ünlüleri eleştirerek, “Ülkenin uğradığı zararlar, yıllarca İran’daki radyo ve televizyon kanallarını kullanarak ünlü olan, fakat şimdi tam tersi davranan sanatçılar ve bu ülke sayesinde milyarlar kazanan ve evi milyarlarca dolar olan sporculardan tazmin edilmeli” ifadelerini kullandı. Ülkesinin en popüler sporcuları arasında yer alan Kerimi, protestoların genişletilmesi ve protestoculara birlik çağrısı yaptığı tweetleri nedeniyle İranlı yetkilileri kızdırmıştı. Katı muhafazakar çizgideki eski milletvekili Hamid Rasayi, Kerimi'nin mal varlığına el konulması çağrısında bulundu.
Kerimi, İran’daki protestoların bastırılmasını kınayan ve eşi benzeri görülmemiş tutumlar sergileyen İran'daki onlarca ünlü isimden biri. Bu tutumlar, İranlı ünlülerin yurtdışındaki sanat ve siyaset alanlarındaki uluslararası ünlü şahsiyetlerin tutumlarıyla örtüştü.
Eski İran milli takım oyuncusu Kerim Bakıri, Kerimi  hakkında arama emri çıkarılmasına itiraz ederek “Ali Kerimi vatan haini değil, şerefli bir vatanseverdir” dedi. Bakıri ‘Beyaz Saray'ı bir Hüseyniye'ye (Şiilerin bazı dini ritüellerini gerçekleştirdikleri özel mekanlar) dönüştürmek isteyen dalkavuk adama’ hitap eden, “Bu gülünç söylem toplumun tüm kesimlerini rencide ediyor. Her geçen gün daha da kabalaşıyor. Hepimiz sizin gibileri göndermek için sokağa çıktık” yazdı.
İktidar karşıtı protestoların ve yürüyüşlerin düzenlenmesi İranlı yetkililerin 2009 yılında Yeşil Hareket’in ardından başlayan protestolarda olduğu gibi güvenlik güçlerinin müdahalelerini ve operasyonlarını genişletmek için kullandığı bir yöntem olarak biliniyor.
Reuters’a göre Mahsa Amini'nin ölümünü protesto eden gösteriler, hükümet için büyük bir zorluk oluştursa da, analistler, ülke liderleri için gösterileri öncelikli bir tehdit görmüyorlar. Çünkü güvenlik güçleri daha önce de protestoları bastırmayı başarmıştı.



Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
TT

Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)

İran ile ABD-İsrail arasında süren savaşın ilk ayının sona ermesiyle birlikte, Husiler de çatışmalara dahil oldu. Örgüt, Tahran’a destek amacıyla İsrail’e karşı roket saldırıları başlattığını duyurdu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile bağları bilinen Husilerin bu müdahalesi, Yemen’deki dengelerde derin değişimlerin kapısını aralıyor. Analistler, bu adımın çatışma haritasının yeniden şekillenmesini hızlandırabileceğini ve Kızıldeniz kıyısındaki Hudeyde vilayeti ile limanının kurtarılması amacıyla olası askeri operasyonların yeniden başlamasına yol açabileceğini, hatta daha geniş kapsamlı etkiler doğurabileceğini belirtiyor.

Bu gelişmeler, Birleşmiş Milletler’in (BM) Hudeyde Anlaşmasını Destekleme Misyonu’nu mart sonu itibarıyla sona erdirme kararıyla aynı döneme denk geliyor. Uzmanlar, bunun Batı sahili cephesinin yeniden silahlı çatışma alanına dönme ihtimalini güçlendirdiğini, bölgesel gerilimlerin tırmanması ve barış süreçlerinin yavaşlamasıyla bu riskin arttığını vurguluyor.

Bölgesel ve uluslararası endişeler, Husilerin Babu’l Mendeb Boğazı’nı kapatma ihtimaline de odaklanıyor. Bu adımın, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki hareketlerinin bir devamı niteliğinde olabileceği ve stratejik deniz geçitlerine baskıyı artıracağı değerlendiriliyor.

Askeri uzman Adnan el-Ceberni, “BM misyonunun çekilmesi ile Husilerin İran lehine yeni bir savaşa girmesi ve bunun Yemen ile bölge üzerindeki muhtemel etkileri, tüm olasılıkları açık bırakıyor” dedi.

El-Ceberni Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Husilerin müdahalesinin, örgütün önceliklerinin ve hareket noktalarının esas olarak İran ve müttefikleriyle bağlantılı olduğunu gösterdiğini belirterek, bunun Yemen halkı ve çıkarları için ciddi bir tehdit oluşturduğunu, ayrıca bölge genelinde de riskleri artırdığını vurguladı.

efdvf
Husilerin bölgesel savaşa dahil olması, Hudeyde vilayetinin ve limanının kurtarılmasına yönelik olası bir operasyona yol açabilir. (Haber ajansları)

El-Ceberni, Husilerin iç politikada ciddi bir tıkanma ve izolasyon yaşadığını belirterek, “Halkın öfkesi ve toplumsal izolasyonları benzeri görülmemiş düzeylere ulaştı. Bu durum, onları dış çatışmalara daha fazla katılmaya zorluyor; bu da örgütün geleceği için yüksek maliyetli olabilir” dedi.

Avrupa Birliği (AB) misyonu ise Husilerin Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde gemilere yönelik saldırılar düzenleme ihtimalini dışlamayarak, bu bölgeden geçen deniz taşımacılığı için dikkatli olunması uyarısında bulundu.

Öte yandan, BM çatısı altındaki Washington Yemen Araştırmaları Merkezi araştırmacısı Mervan Numan, Hudeyde şehrinin Husilerin elinden alınmasının zamanı geldiğini belirtti. Numan, 2022’de kurulan Başkanlık Konseyi’nin, Yemen krizinin çözümünün ya barış ya da savaş yoluyla olacağını ortaya koyduğunu vurguladı.

Numan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin yakın zamanda Kızıldeniz’de Husilerin tehditlerine karşı uluslararası bir koalisyon kurulmasını talep ettiğini ve bölgedeki yeni gelişmelerin Hudeyde’nin özgürleştirilmesini zorunlu kıldığını ifade etti.

Numan, Husilerin DMO’nun yönlendirmesiyle İran’ın bölgesel istikrarı bozma ve genişleme hedeflerine hizmet etmesinin, örgütün sonunu hazırlayan adım olduğunu bildirdi.

dvde
Analistlere göre Husiler en kötü dönemini yaşıyor. (EPA)

Yemenli siyaset yazarı Hemdan el-Aliy, Stockholm Anlaşması’nın sona ermesi ve BM misyonunun çekilmesini, Yemenliler, bölge ve uluslararası toplum için Hudeyde’de devlet kurumlarını yeniden tesis etme ve nihayetinde Sana’ya ulaşma açısından gerçek bir fırsat olarak değerlendirdi.

El-Aliy, Hudeyde ve limanının kurtarılmasının, Babu’l Mendeb Boğazı’ndaki deniz geçitlerini Husilerin saldırılarından korumaya katkı sağlayacağını belirterek, “Görünüşe göre yeni bir karşılaşma söz konusu… Husilerin herhangi bir yeni ihlali, bu stratejik bölgenin kurtarılmasına yol açabilecek farklı bir aşamayı başlatabilir” dedi.

Yemenli siyaset analisti Abdullah İsmail ise Hudeyde ve Yemen’in diğer bölgelerinin kurtarılması mücadelesinin kaçınılmaz olduğuna dair çok sayıda gösterge olduğunu belirtti, ancak zamanlamanın kritik olduğunu vurguladı. İsmail, “Bana göre Hudeyde ve diğer bölgelerin kurtarılması savaşı gelecekte yaşanacak. Bunun zamanlaması, Husilerin güç toplamasından veya Yemenlileri manipüle etmesinden fayda sağlamalarını önleyecek bir dizi kriter ve düzenlemeye bağlı” ifadelerini kullandı.

İsmail, “Karşı karşıya olduğumuz değişkenler açık; belki de Yemen içindeki ayaklanma belirleyici olacak. Zira birçok kişi grubun kendi eliyle mezarını kazdığını düşünüyor” dedi.

Askerî açıdan ise Yemen Ortak Operasyonlar Komutanı Danışmanı Albay Muhammed Cabir, mevcut yerel ve bölgesel verilerin, ‘İran rejiminin projesiyle sert bir çatışmaya doğru gidildiğini’ gösterdiğini belirtti.

Cabir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Stockholm Anlaşması’nın siyasi ve askerî açıdan çökmesinin ardından Hudeyde ve Batı sahili cephesinin önümüzdeki günlerde açık çatışma alanına dönüşmesine dair net göstergelerin ortaya çıktığını ifade etti.

ervfe
 Batı sahilindeki Ulusal Direniş Güçleri’ne bağlı birlikler (Yemen ordusu)

Cabir, Husilerin 2026 başından itibaren benzeri görülmemiş bir askeri seferberlikle Batı sahilini İran rejiminin bölgesel çatışmalarında kullanılacak bir füze üssüne dönüştürmeyi ve Babu’l Mendeb’i siyasi pazarlık kartı olarak kullanmayı amaçladığını söyledi.

Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani’ye göre, son tırmanışla eş zamanlı olarak, geçtiğimiz hafta DMO liderleri ve uzmanları Sana’ya geldi.

Cabir, meşru hükümet ve askeri komite tarafından, Suudi Arabistan denetiminde yürütülen son hareketlerin, cepheleri ortak bir komuta altında birleştirmek, Husileri caydırmak ve limanları geri almak için ciddi hazırlıklar yapıldığını gösterdiğini belirtti.

Cabir, Husilerin kendi iradeleriyle bölgesel çatışmaya dahil olduklarını, kendilerini DMO ile bağlantılı operasyon odasının bir yürütme aracı olarak sunduklarını ve bölgesel çatışma önceliklerini Yemen’in ve Yemenlilerin çıkarlarının önüne koyduklarını vurguladı. Cabir, bu kararın Husileri hem Yemen halkıyla iç çatışmaya hem de bölgesel ve uluslararası çevreyle doğrudan karşı karşıya bırakacağını, bu durumun örgüt için sonu hızlandırabileceğini ifade etti.


Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, bugün (Pazartesi) yaptığı açıklamada, bölgedeki savaşı durdurabilecek tek kişinin ABD Başkanı Donald Trump olduğunu belirtti.

Sisi, Mısır Uluslararası Enerji Konferansı ve Fuarı (EGYPS) açılışında bölgedeki bu savaşı durdurabilecek tek kişinin Trump olduğunu ifade etti.

Sisi, arz eksikliği ve fiyat artışlarının etkisine dikkat çekerek, petrol fiyatının varil başına 200 doları aşabileceğine dair analistlerin endişeleri ve tahminlerin abartılı olmadığını vurguladı.

Sisi, Ortadoğu’daki karışıklıklar nedeniyle gübre kıtlığı ve bunun sonucunda küresel gıda güvenliği krizinin olası olduğunu söyledi. Sisi, “Zengin ülkeler bunu karşılayabilir, ancak orta gelirli ve kırılgan ekonomiler için bu durum ciddi istikrarsızlık yaratabilir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Sisi, Trump’ı Gazze’deki savaşı sona erdirmedeki rolünden ötürü övdü. Sisi, Kasım ayında Mısır’ın Şarm El-Şeyh kentinde imzalanan ateşkes anlaşmasından önce de ABD Başkanı’nın tek çözümün kendisi olduğunu söylediğini hatırlattı.

 

Mısır, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını kınayarak, bölgesel bir savaşın önlenmesi için diplomatik girişimlerde bulundu.

Buna karşılık, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi video konferansla yaptığı konuşmada uluslararası toplumu hayati deniz yollarını korumaya çağırdı ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasını ve enerji altyapısına yönelik saldırılarını kınadı. Budeyvi, İran’ın agresyonunun tüm dünyayı tehdit ettiğini belirtti.

ABD Başkanı Trump, ABD-İsrail savaşının “İran rejiminde değişim” sağladığını ve mevcut liderleri “çok mantıklı” olarak nitelendirdiğini söyledi. Trump, aynı zamanda İranlılarla bir “anlaşma” yapacağını da belirtti.

Trump, Financial Times’a verdiği röportajda, “İran petrolünü ele geçirmek istediğini” ifade ederek, İran’ın petrol ihracat merkezi olan Hark Adası’nı kontrol edebileceğini söyledi. Trump ayrıca, İran Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Hürmüz Boğazı’ndan tankerlerin geçişine izin verdiğini belirtti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise ABD’nin aracılar üzerinden ilettiği müzakere mesajlarını “gerçekçi olmayan, mantıksız ve abartılı” olarak nitelendirdi.

Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed Ishak Dar, dün Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır dışişleri bakanlarıyla yaptığı görüşmelerin ardından, İslamabad’ın önümüzdeki günlerde ABD ve İran arasında “ciddi müzakerelere ev sahipliği yapmaya ve bunları kolaylaştırmaya hazır olduğunu” belirtti. Amaç, süregelen çatışmaya kalıcı ve kapsamlı bir çözüm bulmak.


Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
TT

Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)

Lübnan ordusu bugün yaptığı açıklamada, ülkenin güneyindeki Sur kentinde bir askeri kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında bir askerin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Bu saldırı, Hizbullah ile İsrail arasında çatışmaların başlamasından bu yana ordu noktalarına yönelik ilk doğrudan hedef alma olarak kayda geçti.

Lübnan ordusu tarafından yapılan açıklamada, el-Amiriye bölgesinde, el-Kalile-Sur yolu üzerindeki bir kontrol noktasının hedef alındığı, saldırı sonucu bir askerin yaşamını yitirdiği ve diğer askerlerin yaralandığı belirtildi. Yaralı sayısına ilişkin detay verilmedi.

2 Mart’ta başlayan çatışmalardan bu yana Lübnan ordusu, güney ve doğu bölgelerinde görev yerleri dışında İsrail ateşi sonucu hayatını kaybeden sekiz asker için taziye açıklaması yayımladı.

Öte yandan, İsrail ordusunun yedi mahalle için tahliye uyarısı yapmasının ardından, bu sabah Beyrut’un güney banliyösüne hava saldırısı düzenlendi. Üç gün aradan sonra bölgeye gerçekleştirilen ilk saldırı sonrası hedef alınan noktadan dumanlar yükseldi. Sürekli saldırılar ve tahliye uyarıları nedeniyle bölge sakinlerinin büyük kısmının daha önce göç ettiği belirtildi.

İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada, Beyrut’ta Hizbullah’a ait olduğunu öne sürdüğü ‘altyapı hedeflerini’ vurduğunu bildirdi.

sdvsd
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (AFP)

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, X platformundaki resmi hesabından yaptığı açıklamada, Beyrut’un güney banliyölerinde yaşayanlara acil tahliye uyarısında bulundu. Adraee, özellikle Haret Hreik, el-Gubeyri, el-Leyleki, el-Hadath, Burc el-Baracne, Tahvita el-Gadir ve eş-Şiyah mahallelerinin hedef alınabileceğini belirtti.

Adraee açıklamasında, “İsrail ordusu, Beyrut’un güneyindeki farklı bölgelerde Hizbullah’a ait askeri altyapıyı hedef almaya devam ediyor. Size zarar vermek niyetinde değiliz, bu nedenle güvenliğiniz için derhal tahliye olmanız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün yaptığı açıklamada, orduya Lübnan’daki ‘tampon bölgeyi genişletme’ talimatı verdiğini duyurdu.

Netanyahu, yayımladığı video mesajda, “Lübnan’da mevcut tampon bölgenin daha da genişletilmesi için orduya talimat verdim” dedi. Bu adımın amacının, Hizbullah mensuplarının olası saldırı riskini tamamen ortadan kaldırmak ve sınır hattında tanksavar füzesi atışlarını engellemek olduğunu ifade etti.