İran’da ‘kadın ayaklanması’ devam ediyor

İran Cumhurbaşkanı Reisi, gösterilerin komplo olduğunu iddia etti. Genel grev çağrıları artıyor

Bazı Protestocular, geçen hafta Tahran’da bir polis motosikletini ateşe verdi (AP)
Bazı Protestocular, geçen hafta Tahran’da bir polis motosikletini ateşe verdi (AP)
TT

İran’da ‘kadın ayaklanması’ devam ediyor

Bazı Protestocular, geçen hafta Tahran’da bir polis motosikletini ateşe verdi (AP)
Bazı Protestocular, geçen hafta Tahran’da bir polis motosikletini ateşe verdi (AP)

İran polisi, 28 Eylül’de birliklerinin ‘tüm güçleriyle’ yönetim karşıtı yürüyüşlerle mücadele edeceğini açıkladı. Öyle ki İran’da Mahsa Amini adlı genç kadının gözaltında tutulduğu sırada ölümünün yol açtığı protesto dalgasının ardından rejimi devirmek için genel grev çağrıları da artıyor.
Güvenlik güçleri, 28 Eylül sabahı Şiraz Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne baskın düzenleyerek, protesto gösterileri gerçekleştiren çok sayıda öğrenciyi gözaltına aldı. Olay yerinden çekilen bir videoda, çevik kuvvet polisi ile gösteriye katılanlar arasında bir panik atmosferi ve yumruk kavgası yaşandığı görüldü. İsfahan’da ise öğrenciler, “Öğrencileri öldürdünüz ve bize susmamızı söylüyorsunuz” sloganı attı.
Geçen salı günü geç saatlerde sosyal medya organlarında dolaşan videolar, Tahran’ın kuzey, batı ve doğu bölgelerinin üst üste 11. gece yetkililere karşı öfkeli protestolara sahne olduğunu gösterdi. Eylemciler, farklı alanlarda ateşler yakarken, başkent sokaklarında kornalar çaldı.
Yüksek ölü sayısına ve yetkililerin protestolara göz yaşartıcı gaz ve cop kullanarak şiddetli şekilde müdahalede bulunmasına rağmen, Twitter üzerinden yayınlanan videolar, eylemcilerin Meşhed, İsfahan, Tebriz, Kerec, Yezd, Kum ve diğer birçok İran kentinde güvenlik güçleriyle çatışırken iktidarın devrilmesini talep ettiğini gösterdi.
Buşehr şehrinde ise eylemciler, Merg ber Khamenei! (Hamaney’e ölüm!) sloganları atarken, bir başka videoda ise güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu bir genç kızın yaralandığı görüldü.
Sosyal medya organlarındaki diğer videolar, salı günü gün batımından sonra onlarca şehirde protestoların devam ettiğini gösterdi. Sosyal medya organlarında geniş çaplı bir şekilde yayınlanan bir videoda göstericilerin, İran’ın güneydoğusundaki Çabahar Limanı’nda devlet dairelerini ateşe verdiği ve protestolar sırasında silah seslerinin duyulduğu görüldü. Reuters’ın aktardığına göre videodaki bir sesin, eylemcilerin ‘Mahsa Amini’nin ölümü ve polis memurunun etnik Beluç azınlığından bir genç kıza tecavüz ettiği suçlamaları nedeniyle’ öfkeli olduğunu söylediği duyuldu.
Mahsa Amini’nin ölümüyle ilgili protestoların başlamasından bu yana yetkililer, eski protestolarda şiddetli çatışmalara sahne olan şehirlerde sıkı bir güvenlik ortamı sağladı ve şehirlere geniş çapta güvenlik gücü konuşlandırdı.
Ülkeyi kasıp kavuran halk protestolarından on iki gün sonra internetin ve bilgi akışının kısıtlanmasıyla birlikte protestolara yönelik baskılar tırmandı.

Sert yanıt
İran İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanı İsa Zarepur, WhatsApp ve Instagram uygulamalarının kalıcı olarak engellenmesi gerektiğine dikkati çekti. Hükümet toplantısının oturum aralarında gazetecilere açıklama yapan Zarepur, “Bazı ABD platformları, ayaklanmalar için kuluçka merkezlerine dönüştü ve bunun için bu platformlara kısıtlamalar getirdik” dedi. İsa Zarepur, “Bu platformlar zararlı olduğu sürece kısıtlamalar devam edecek” ifadelerini kullanırken, İranlılara da ticari faaliyetlerini ‘İslam Cumhuriyeti yasalarına uymayan ortamlarda’ gerçekleştirmeme çağrısı yaptı.
Resmi ajansların aktardığına göre İran Cumhurbaşkanı, bugünkü kabine toplantısında “Düşmanlar, rejimin gücünden kaynaklanan tehlike hissi nedeniyle fitne çıkarmaya çalışıyor” dedi.
İran polis komutanlığı ise “Bugün, İran İslam Cumhuriyeti düşmanları ve bazı isyancılar, çeşitli bahanelerle kamu düzenini ve milletin güvenliğini bozmaya çalışıyorlar” açıklamasında bulundu. Fransız Haber Ajansı’nın (AFP) haberine göre komutanlık, “Polisler, karşı-devrimcilerin ve düşman unsurların komplolarına tüm gücüyle karşı koyacak, ülke genelinde asayiş ve güvenliği bozanlara karşı kararlı bir şekilde hareket edecektir” dedi.
Veliyyi Fâkih konumundaki İran rejimi lideri “Rehber” Ali Hamaney’e bağlı Anayasa Koruma Konseyi, ‘masumları ve güvenlik görevlilerini öldürenler, yaralayanlar ve insanların mallarına sabotaj yapanlar’ karşısında polise ve yargıya desteğini açıkladı.
İran hükümetinin internet sitesini hackleyen bir grup olan ‘Edalaat Ali’, (Hz. Ali’nin Adaleti) Tahran 38. savcılığının 5. şubesinde Başsavcı Ali Omrai’nin başsavcılık ofis başkanlığına gönderdiği bir mesajı yayınladı. Bu bağlamda bazı kişilerin, Mahsa Amini’nin gözaltı sırasında direndiğini ve kafasından darbe aldığını bildirdiği belirtildi. Ayrıca Amini’nin masaya ve devriye aracındaki başka bir kişiye çarptığı ve başının kanadığı bilgisi verildi.

Karmaşık sayılar
İran Devrim Muhafızları’na ait Fars Haber Ajansı’nın geçen salı günü yayınladığı bilançoya göre 16 Eylül’den bu yana yaklaşık 60 kişi hayatını kaybetti. Polis, 10 mensubunun öldüğünü duyurdu. Ancak bu 10 kişinin, ajans tarafından bildirilen ölüm sayısı arasında olup olmadığı net değil.
Söz konusu bilançonun ilanından bir gün önce de Oslo merkezli İran İnsan Hakları Örgütü, güvenlik güçlerinin ateşi sonucu 76 kişinin öldüğünü duyurdu. Uluslararası Af Örgütü, ölenler arasında 4 çocuğun bulunduğunu söyledi.
İran’daki bir insan hakları örgütü olan ‘Hengaw’a göre 10 gün içerisinde binden fazla Kürt eylemci gözaltına alınırken, 18 kişi öldü ve 898 kişi de yaralandı. Grup, gerçek sayıların daha yüksek olabileceğine dikkat çekti. Grup, “Pazartesi gününden cuma gününe kadar İran Kürdistan’ında 70’ten fazla kadın tutuklandı. En az dördü 18 yaşın altında” dedi.
Reuters ise resmi medya organlarından alıntı yaptığı haberinde, İran yargısının ‘isyancıları’ yargılamak için özel mahkemeler kurduğunu bildirdi.
Resmi ölü sayısına rağmen yetkililer, Tahran’da ve protestolara tanık olan diğer birçok şehirde tutuklamalara dair herhangi bir bilanço açıklamadı.
Hükümet medyası ve insan hakları örgütleri tarafından yayınlanan rakamlara göre, bin 800’ü aşkın kişi tutuklandı. Tahran’daki aktivistler, başkentteki hapishanelerin mahkumlarla dolu olduğunu söyledi. İran Başsavcısı Muhammed Cafer Muntazeri, Tahran’daki en büyük hapishane olan Fashapuyeh’i iki saat boyunca denetledi. İran internet siteleri, Muntazeri’nin birkaç tutukluyla konuştuğunu ve gözaltı koşulları hakkında bilgi aldığını belirtti.

Genel grev
Bazı aktivistler, sosyal medya organlarındaki paylaşımlarıyla ülke çapında grev çağrısında bulundu. Üniversite profesörleri, ünlüler ve futbolcular, sosyal medya aracılığıyla Amini’nin ölümüyle ilgili protestolara desteklerini dile getirirken, birçok üniversitedeki öğrenciler de derslere katılmayı reddetti.
İran Öğrenci Birliği Konseyleri, ülkede yaklaşık 80 üniversitenin öğrencilerin ve profesörlerin grevlerine tanık olduğunu açıkladı. Tahran’daki Sanat Üniversitesi’nden profesörler de greve katılacaklarını duyurdular.
BBC Farsça servisi, İran asıllı İngiliz eski mahkûm Nazanin Zaghari-Ratcliffe’in İranlı kadınlarla dayanışma içinde saçını kestiği bir video yayınladı. Videoda Zaghari, saçlarının her bir tutamını keserken, protestolardaki kurbanlardan birinin adını söyledi.
Şah’ın eşi Farah Pehlevi de güvenlik güçlerini silahlarını bırakmaya çağıran bir video mesajı yayınladı. Mesajda, “Ellerinizi daha fazla İranlı gençlerin kanıyla lekelememelisiniz” ifadelerine yer verdi.
Şah’ın oğlu Rıza Pehlevi ise İran’daki gösterilere, ‘kadınların önderliğinde tarihi bir devrim’ olarak övgüde bulunurken, dünyanın dört bir yanındaki ülkeleri de rejime daha fazla baskı yapmaya çağırdı.
Pehlevi, laik ve demokratik bir İran rejimi için daha fazla hazırlık çağrısı yaptı. AFP’ye açıklamada bulunan Rıza Pehlevi, “Bence bu, İranlı erkeklerin, oğulların ve babaların desteğiyle, kadınlar tarafından yönetilen modern çağdaki ilk devrimdir” dedi. Pehlevi ayrıca, “Koşullar, ‘Yeter’ demeye ulaştı” şeklinde konuştu.
Üç kız babası olan Pehlevi, İran toplumunun ‘erkek şovenizmi’ günlerinden bu yana çok yol kat ettiğini söylerken, kadınların tercihlerine saygı duyulması gerektiğini vurguladı. Rıza Pehlevi, “Kadınlar başörtüsü takıp takmamaya karar verebilir. Ama bu bir seçim olmalı, özgür bir seçim olmalı ve ideolojik veya dini nedenlerle dayatılmamış olmalıdır” dedi.
Pehlevi’ye göre Batı ülkeleri, ‘kibar bir çocuk gibi’, rejimin davranışını değiştirmesi için bir teşvik sağlayabilir. Rıza Pehlevi ayrıca, “Bu rejimle bir arada var olmak imkânsız” dedi.-

Yeni nesil
İran içinde ve dışında 22 siyasi ve kültürel aktivist, ülkede genel grev çağrısında bulundu. Aktivistler, öğretmenlere, işçilere ve tüccarlara da ‘demokratik ve laik bir İran inşa etmek’ için grevleri destekleme çağrısı yaptı.
Tahran’da ünlü bir sinema oyuncusu Fatıma Mutamed Arya, aktör Emin Taruh’un cenaze töreninde başörtüsü takmadan bir konuşma yaptı.
Öte yandan diplomatik bir kaynağa göre İspanya, İran’ın Madrid büyükelçisini İran’da onlarca kişinin ölümüne neden olan gösterilerin bastırılmasını protesto etmek için Dışişleri Bakanlığı’na çağırdı. Kaynak, “Dışişleri Bakanlığı, gösterilerin bastırılmasına ve kadın haklarının ihlaline karşı olduğunu ifade etmek için İran’ın Madrid büyükelçisini bakanlığa çağırdı” dedi.
ABD merkezli İranlı gazeteci ve kadın hakları aktivisti Masih Alinecad, protestoların Tahran için bir ‘dönüm noktası’ olduğunu söyledi.
Alinecad, geçen salı günü New York’ta Reuters’a yaptığı açıklamada, “İslam Cumhuriyeti açısından Mahsa Amini’nin öldürülmesi bir dönüm noktası oldu. Çünkü zorunlu başörtüsü sadece küçük bir bez parçası değil, Berlin Duvarı gibi. İranlı kadınlar bu duvarı yıkabilseydi İslam Cumhuriyeti olmazdı” dedi. Masih Alinecad, “Bu hareket, kadınların 40 yıllık mücadelesinin ve kısıtlamalara karşı direnişinin sonucudur” ifadelerini kullandı.
Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığı habere göre Reformist medya mensuplarından Masih Alinecad, 2014 yılında sosyal medya organlarında ‘Beyaz Çarşamba’ ve ‘Gizli Özgürlük’ kampanyasını başlatarak, kadınların ‘başörtü özgürlüklerine’ destek vermişti.
Siyasi analist Abbas Abdi ise resmi IRNA haber ajansına, Amini’nin öldürülmesinin bardağı taşıran son damla olduğunu ifade etti. Analist, İran’daki protestoların ‘benzeri görülmemiş’ olduğunu vurguladı.
1979 İran devrimine atıfta bulunarak “Göstericiler, yaş grupları itibariyle genellikle 2000 yılından sonra doğan gençlerdir ve resmi değerlerden habersizlerdir” dedi. Abdi, İran gençliğinin bugün ‘eğitim ve medya sisteminden tiksindiğini’ dile getirirken, “Kaybedecekleri bir şey yok. Tabii ki, kadınlar daha ciddi. Orta sınıf ve hatta alt ve üst sınıflar da protesto arenasında” şeklinde konuştu.



Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi: Silah gücüyle dayatılan fiilî duruma izin verilmeyecek

Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)
Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)
TT

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi: Silah gücüyle dayatılan fiilî duruma izin verilmeyecek

Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)
Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, aldığı son egemen kararların eksiksiz biçimde uygulanması gerektiğini vurgulayarak, bu kararların etrafından dolanılmasına ya da sahada uygulanmasının engellenmesine yönelik girişimlere karşı uyarıda bulundu. El-Alimi, söz konusu kararların “zorunlu ve sorumlu bir tercih” olduğunu, amacının sivilleri korumak, devletin hukuki konumunu muhafaza etmek ve silah gücüyle dayatılan fiilî durumların önüne geçmek olduğunu söyledi.

El-Alimi, salı günü 90 gün süreyle olağanüstü hâl ilan ederken, GGK’nin BAE desteğiyle Hadramut ve Mahra’da tırmandırdığı askerî faaliyetlerin ardından Birleşik Arap Emirlikleri güçlerine ülkeyi 24 saat içinde terk etme çağrısı yaptı. El-Alimi ayrıca, Vatan Kalkanı” güçlerine GGK’nin ele geçirdiği tüm askerî kamplar ve mevzilerin devralılması, GGK unsurlarının ise geldikleri yerlere geri dönmesi talimatını verdi.

El-Alimi, perşembe günü Devlet Danışmanları Kurulu ile yaptığı toplantıda, bu kararların bir tırmanma ya da intikam arzusunu yansıtmadığını, aksine devletin vatandaşlarını koruma ve egemenliğini savunma yönündeki hukuki ve ahlaki sorumluluğunun bir sonucu olduğunu belirtti. Gerginliği düşürme ve uzlaşı için tüm imkânların tüketildiğini, buna yetki devri ilanı ve Riyad Anlaşması’nın da dâhil olduğunu ifade etti.

dfvg
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi (SABA)

Yeni miladi yılın zafer, barış, güvenlik ve istikrar yılı olmasını temenni eden El-Alimi, vatandaşların çektiği acıların sona ermesini, adaletli bir devlet yapısı içinde onurun korunmasını, hakların güvence altına alınmasını ve toparlanma ile kalkınma için gerçek ufukların açılmasını diledi.

Gelişmeler ve uyarılar

El-Alimi, Danışmanlar Kurulu’nu son gelişmeler hakkında bilgilendirerek, doğu vilayetlerindeki durumun normale döndürülmesi için verilen sürelerin Güney Geçiş Konseyi tarafından iyi değerlendirilmediğini söyledi. Buna paralel olarak Hadramut ve Mahra’ya ilave güçlerin sevk edildiğini, dış kaynaklardan askerî sevkiyatların ulaştığını ve bunun istikrar için doğrudan bir tehdit oluşturduğunu kaydetti. Bu durumun, krizin kontrol edilemez bir fiilî duruma dönüşmesini önlemek amacıyla, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ile koordinasyon içinde kararlı adımlar atılmasını zorunlu kıldığını ifade etti.

dfg
Yemen’den ayrılmayı talep eden Güney Geçiş Konseyi’ne bağlı askerler, Aden’de (AP)

Başkanlık Konseyi Başkanı, doğu vilayetlerindeki yerel yönetimlerin egemen tesisleri ve hayati altyapıyı güvence altına alma, temel hizmetlerin sürekliliğini sağlama yönündeki hızlı tepkilerini takdir etti. Ancak aynı zamanda, bu kararların etrafından dolanılmasına ya da sahada uygulanmasının engellenmesine yönelik her türlü girişime karşı uyarıda bulundu.

El-Alimi, Danışmanlar Kurulu’nun bu kritik aşamada ulusal karar alma süreçlerini destekleyen, siyasi ve kurumsal kapasitenin seferber edilmesine katkı sunan ileri bir “düşünce merkezi” rolü üstlenebileceğini vurguladı. Devlet dışı silahlı oluşumlara verilen desteğin kurutulmasının da bu çabanın parçası olduğunu dile getirdi.

Güney meselesinin adil bir dava olduğunu yineleyen El-Alimi, bu sorunun en yüksek hak ve özgürlük standartları çerçevesinde, güç ve dayatma mantığından uzak bir şekilde ele alınması gerektiğini, silahlı çatışmaların bu davaya zarar verdiğini söyledi.

Suudi Arabistan ile ortaklık

El-Alimi, Suudi Arabistan’ın Yemen için stratejik bir ortak olduğunu belirterek, bu ortaklığın korunmasının tarihî ve geleceğe dönük kazanımları nedeniyle ulusal bir sorumluluk taşıdığını ifade etti. Bu ortaklığın zedelenmesinin ciddi riskler barındırdığına dikkat çekti.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin askerî varlığının sona erdirilmesi kararının, ittifakın seyrini düzeltme amacıyla ve ortak komutanlıkla koordinasyon içinde alındığını belirten El-Alimi, bunun ikili ilişkilerin koparılması ya da ortak çıkarlara dayalı iş birliği mirasının inkârı anlamına gelmediğini vurguladı.

El-Alimi, bu aşamada alınan her egemen kararın nihai hedefinin, barış ya da savaş yoluyla devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve Yemen halkının güvenlik, istikrar ve kalkınma beklentilerinin karşılanması olduğunu söyledi.

Son olarak tüm siyasi bileşenlere ve medya organlarına seslenen El-Alimi, hakaret ve kışkırtma dilinden kaçınılması, devlet ve sorumluluk dilinin öne çıkarılması çağrısında bulundu. Bunun ulusal birliği güçlendireceğini, barış şansını koruyacağını ve hesap verebilirlik ile hukukun üstünlüğü ilkesinden taviz verilmeden mümkün olacağını belirtti.


El-Burhan, Bağımsızlık Günü vesilesiyle: Uzlaşma kapıları ardına kadar açık

El-Burhan, başkent Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde video kaydından alınan bir karede (Sudan Haber Ajansı)
El-Burhan, başkent Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde video kaydından alınan bir karede (Sudan Haber Ajansı)
TT

El-Burhan, Bağımsızlık Günü vesilesiyle: Uzlaşma kapıları ardına kadar açık

El-Burhan, başkent Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde video kaydından alınan bir karede (Sudan Haber Ajansı)
El-Burhan, başkent Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde video kaydından alınan bir karede (Sudan Haber Ajansı)

Geçici Egemenlik Konseyi Başkanı ve Sudan Ordusu Başkomutanı Abdülfettah el-Burhan dün, "ulusal uzlaşma için kapıların hâlâ açık olduğunu" teyit etti.

Burhan'ın açıklamaları, Sudan'ın bağımsızlığının 70. yıldönümünü kutlayan bir konuşma sırasında geldi; bu konuşma, bir yanda ordu ve destekleyici güçleri, diğer yanda Güney Kordofan eyaletindeki Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ve müttefikleri arasında şiddetli çatışmaların devam ettiği bir dönemde yapıldı.

Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde yapılan bir video kaydında Burhan, “Zafer geliyor… Biz Sudanlılar, isyancıların, hainlerin ve ülkemizde fitne çıkaranların kovulmasını kutlamak için burada tekrar toplanacağız” dedi. Sözlerine şöyle devam etti: “Ulusal uzlaşma için kapılar açık kalmaya devam ediyor. Milletin ve gerçeğin sesine katılmak isteyen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz. Vatan, vatandaşlık, barış ve adalet devleti kurmak için gayretle çalışacağız.”

Aynı vesileyle, Hızlı Destek Kuvvetlerine bağlı paralel hükümetin Başbakanı Muhammed Hasan et-Taişi "seküler demokratik bir sivil anayasaya uygun olarak yeni bir toplumsal sözleşmenin oluşturulması yoluyla gücü ve zenginliği adil bir şekilde yeniden dağıtan, merkezi olmayan bir yönetim sisteminin kurulmasının önemini" vurguladı.


Güney Geçiş Konseyi "şüpheli" bir geri çekilmeye başlıyor ve Al-Alimi bunun etrafından dolaşılmaması konusunda uyarıda bulunuyor

El-Alimi, Riyad'da danışma kurulu ile bir araya geldi (Saba)
El-Alimi, Riyad'da danışma kurulu ile bir araya geldi (Saba)
TT

Güney Geçiş Konseyi "şüpheli" bir geri çekilmeye başlıyor ve Al-Alimi bunun etrafından dolaşılmaması konusunda uyarıda bulunuyor

El-Alimi, Riyad'da danışma kurulu ile bir araya geldi (Saba)
El-Alimi, Riyad'da danışma kurulu ile bir araya geldi (Saba)

Güney Geçiş Konseyi'ne (STC) bağlı güçler, Yemen hükümetinin Vatan Kalkanı güçlerine çeşitli askeri bölgeleri teslim etmeye başladı.

Bazı Yemenliler, STC'nin bu eylemlerini bir oyalama taktiği olarak görüp şüpheyle yaklaşırken, diğerleri geri çekilmeyi bir dizi sonraki adımın ilk aşaması olarak yorumluyor.

Yemen Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı Dr. Reşad el-Alimi, kararın etrafından dolaşılmaması konusunda uyararak, aldığı kararların "gerilimi artırma arzusunu ifade etmediğini, aksine devletin vatandaşlarını koruma ve egemenliğini muhafaza etme görevine yönelik yasal ve ahlaki bir yanıtı temsil ettiğini, başta iktidarın devredilmesi ve Riyad Anlaşması olmak üzere, gerilimi azaltma ve uzlaşma için tüm fırsatların tüketilmesinin ardından alındığını" vurguladı.

Hadramut'taki kaynaklar Şarku’l Avsat'a, "Vatan Kalkanı"nın "Geçiş Konseyi"nden bazı pozisyonları devraldığını doğruladı ve bu operasyonun iki taraf arasında yapılan görüşmelerin sonucu olduğunu belirtti.

Bu arada, Reuters'ın Suudi bir kaynağa dayandırdığı haberine göre, Yemenlilerin "yapay kriz" olarak nitelendirdiği durum nedeniyle Aden'deki hava trafiği durduruldu. Bu kriz, Geçiş Konseyi'ne bağlı bir bakanın, hükümetin Birleşik Arap Emirlikleri'ne gidiş-dönüş uçuşlarına kısıtlama getirme talimatı doğrultusunda aldığı önlemlerden kaynaklanmıştı.