Suudi Arabistan’ın bütçesinde atılım yaşanıyor

2023 yılı için 1,123 milyar riyal gelir ve 114 milyar harcama bekleniyor.

Hükümet, ekonomik faaliyeti desteklemek, geliştirmek ve yaşam yüklerini azaltmak için önlemler aldı. (Şarku’l Avsat)
Hükümet, ekonomik faaliyeti desteklemek, geliştirmek ve yaşam yüklerini azaltmak için önlemler aldı. (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan’ın bütçesinde atılım yaşanıyor

Hükümet, ekonomik faaliyeti desteklemek, geliştirmek ve yaşam yüklerini azaltmak için önlemler aldı. (Şarku’l Avsat)
Hükümet, ekonomik faaliyeti desteklemek, geliştirmek ve yaşam yüklerini azaltmak için önlemler aldı. (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan, 2023 yılı için toplam gelirin yaklaşık 1,123 milyar riyale, 2025 yılında da yaklaşık 1,205 milyar riyale ulaşmasını bekliyor. 2023 yılı toplam harcamalarının 1,114 milyar riyal, 2025 yılında da GSYİH’nın yüzde 0,2sine denk gelen 9 milyar riyal fazla ile yaklaşık 1,134 milyar riyale ulaşacağı tahmin ediliyor.
Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, ülkenin 2023 ve orta vadeli ekonomik büyüme oranlarına ilişkin tahminlerle Suudi ekonomisinin gelecek yıla ilişkin olumlu beklentilerinin 2022'nin ilk yarısında gerçekleşen performanstaki olumlu gelişmelerin bir uzantısı olduğunu belirterek ön tahminlerin yüzde 3,1'lik GSYİH büyümesine işaret ettiğini söyledi. Petrol dışı faaliyetlerin GSYİH'sinin büyümesini desteklediğini, özel sektörün ekonomik büyümeye öncülük etmeye devam ederek işgücü piyasasında artan istihdam yaratılmasına katkıda bulunduğuna dikkat çeken Cedan, Suudi Arabistan Krallığı’nın Vizyon 2030 kapsamında ticaret dengesini iyileştirerek ekonomik faaliyetlerde pozitif büyüme oranları kaydettiğini aktardı.
Suudi Bakan, bunun hükümetin ekonomik aktiviteyi desteklemek ve geliştirmek için aldığı önlemlerin yanı sıra benzin fiyatlarına bir tavan koyarak küresel enflasyon oranlarını kontrol altına almaya yönelik politikalarla yaşam yüklerini hafifletmesi sayesinde gerçekleştiğini vurguladı. Cedan ayrıca yerel pazarlarda gıda ürünlerinin bolluğunu sağlamak adına vatandaşlar için bir tür kesinlik ve güvence yaratan sosyal koruma programları için fonların artırılmasına da değindi.
Ulusal fonların desteklenmesi, ekonomik ve sosyal boyutları olan bazı stratejik program ve projelerin uygulanmasının finansal sürdürülebilirliğe uygun olarak hızlandırılması olasılığı doğrultusunda GSYİH’nın yüzde 0,2'si olarak tahmin edilen fazlaların devlet rezervlerini güçlendirmeye yönlendirileceğine işaret etti.
Maliye Bakanı, hükümetin 2023 mali yılı genel bütçesinin ön açıklaması, harcamaların ve mali kontrolün verimliliğini ve etkinliğini artırmak ve ülkenin mali durumunu güçlendirmeye devam etmek için çalışmaların devam etmesine atıfta bulunurken programların, girişimlerin ve büyük projelerin yanı sıra özel sektörle ortaklıklar kurarak ülkenin tüm bölgelerini kapsayacak şekilde n yerel yatırımın büyümesini teşvik edilmeisnin önemine dikkat çekti. Bu yolla ekonomik ve finansal reformların uygulanmasıyla Vizyon 2030 hedeflerine ulaşılabileceğini kaydetti.
Cedan’ın açıklamaları, Suudi Arabistan’da ekonomik büyümeyi ve çeşitlendirmeyi destekleyen, kamu hizmetlerini iyileştiren, refah ve sosyal koruma sistemlerine yönelik programları güçlendiren, kamu maliyesi tarafından önceki yıllarda elde edilen kazanımları koruyan program ve projelerin uygulanmasındaki ilerlemeyi yansıtıyor. Ayrıca 2023 yılında mali ve ekonomik hedeflerine ulaşmak adına sürekli performans ve ekonomik büyümenin sağlanması amacıyla iş yapma kolaylığı göstergelerinde ilerlemesini sağlayan mevzuat ve politikaların iyileştirilmesi ve geliştirilmesini de ortaya konuyor. Göstergeler, çoğu ekonomik faaliyette sürekli ilerlemeye işaret ederken bu büyümenin orta vadede devam etmesi bekleniyor.
Suudi Arabistan'da son yıllarda kamu maliyesi yapısının gelişimine dikkat çeken Cedan, hükümetin, ilk aşamada mali reformların ana hedefine ‘Mali Denge Programı’ ile ulaşmayı başardığını, orta vadede mali dengeye ulaşmak için yüksek açık oranlarının kontrol altına alınması hedefiyle de ‘Finansal Sürdürülebilirlik Programı’ başlatıldığını kaydetti. Finansal Sürdürülebilirlik Programının, orta ve uzun vadede, stratejik harcamalara yönelik istikrarlı harcama seviyeleri ile sürdürülebilir finansal göstergelerin korunmasını amaçladığını vurgulayan Suudi Bakan, Vizyon 2030 hedeflerine ulaşmak, kamu borcunun ve devlet rezervlerinin sürdürülebilir seviyelerinin korunmasını sağlayan bir çerçeve içinde ekonomideki yapısal değişimi desteklendiğini kaydetti.
Dünyanın tanık olduğu korku ve krizlerin yanı sıra beraberindeki zorlukların ekonomiye yansıdığına işret eden Cedan, Suudi Arabistan’ın küresel ekonomik yavaşlama, koronavirüs salgınının yansımalarından kaynaklanan enflasyon artışı ve küresel tedarik zincirlerine olumsuz etkileyen jeopolitik gerilimlerden etkilendiğini ancak ekonomik güç ve dayanıklılığının bu krizlerle yüzleştiğini vurguladı.
Küresel pandemi döneminde büyüme oranlarındaki düşüşün 2020 yılında dünya ülkelerine kıyasla sınırlı kaldığı, ardından 2021 yılında yüzde 3,2'lik pozitif büyüme elde ettiğini bildiren Cedan, Vizyon 2030 kapsamında birçok yapısal reform ve sektörel stratejinin bir yansıması olarak çeşitli ekonomik faaliyetlerde pozitif büyüme oranlarının devam ettirilmesi beklentisiye 2022 yılının ilk yarısındaki büyüme oranlarının on yılı aşkın bir süredir en yüksek seviyede olduğuna dikkat çekti. Bakan, vatandaşları yerel ve küresel etkilerden korumak için hükümetin destek ve sosyal koruma sistemini güçlendirmeye büyük önem verdiğinin altını çizdi.



Suudi Arabistan, Körfez ülkelerine desteğini yineledi

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Salı günü Cidde’de gerçekleştirilen Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu oturumuna başkanlık ederken (SPA)
Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Salı günü Cidde’de gerçekleştirilen Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu oturumuna başkanlık ederken (SPA)
TT

Suudi Arabistan, Körfez ülkelerine desteğini yineledi

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Salı günü Cidde’de gerçekleştirilen Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu oturumuna başkanlık ederken (SPA)
Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Salı günü Cidde’de gerçekleştirilen Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu oturumuna başkanlık ederken (SPA)

Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu, bölgedeki gelişmeleri ve yaşanan olayları değerlendirdiği toplantıda, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Kuveyt’in kara toprakları ile karasularına yönelik “hain saldırıları” kınayarak Körfez ülkelerinin yanında olduğunu ve güvenlik ile istikrarlarını korumak amacıyla aldıkları önlemleri desteklediğini yineledi.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman başkanlığında Salı günü Cidde’de gerçekleştirilen oturumun başında kurul üyeleri, Moritanya Cumhurbaşkanı Muhammed Veled Şeyh el-Gazvani ile Japonya Başbakanı Sanai Takaichi tarafından gönderilen iki mektubun içeriği hakkında bilgilendirildi.

Bakanlar Kurulu ayrıca Suudi Arabistan’ın dünya ülkeleri ve uluslararası kuruluşlarla iş birliğini güçlendirmeye yönelik gelişmeleri ele aldı. Bu kapsamda, Suudi Arabistan-Türkiye Koordinasyon Konseyi’nin üçüncü toplantısında ortaya çıkan sonuçların, iki ülke arasındaki ilişkileri çeşitli alanlarda daha ileri seviyelere taşıma yönündeki ortak iradeyi yansıttığı belirtildi.

Kurul, Riyad’ın Birleşmiş Milletler’e bağlı Dijital Hükümet Merkezi’ne ev sahipliği yapacak merkez olarak seçilmesini, Suudi Arabistan’ın çok taraflı uluslararası iş birliğini destekleme, inovasyonu teşvik etme ve yapay zekâ teknolojilerini benimseme konularındaki bölgesel ve küresel liderliğinin göstergesi olarak değerlendirdi. Bunun, daha kapsayıcı ve sürdürülebilir dijital bir geleceğin inşasına katkı sağlayacağı ifade edildi.

rtrgr
Muhammed bin Selman başkanlığında toplanan Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu, Riyad kentinde Krallık Üniversitesi’nin kurulmasını onayladı (SPA)

Toplantıda ayrıca 2026 mali yılına ait devlet bütçesinin üç aylık performans raporu incelendi. Raporda sağlık, eğitim, sosyal kalkınma, altyapı, su ve enerji gibi ulusal önceliklerin başında gelen alanlara yönelik harcamaların sürdürülmesine olan bağlılığın devam ettiği belirtildi. Bu çerçevede vatandaşlara sunulan hizmetlerin geliştirilmesi ve yaşam kalitesinin artırılması hedefinin sürdüğü vurgulandı.

Bakanlar Kurulu, 2025 yılında sanayi ve madencilik sektörlerinde yaşanan kalkınma ivmesine de dikkat çekti. Yerel sanayi kapasitesinin güçlendirilmesi, nitelikli yatırımların çekilmesi ve hedef sektörlerde kendine yeterliliğin artırılmasıyla üretim tabanının çeşitliliği ve sürdürülebilirliğinin desteklendiği, ayrıca ulusal ihracatın küresel pazarlardaki rekabet gücünün yükseltildiği ifade edildi.

Kurul ayrıca gündemindeki konuları değerlendirirken, Şura Meclisi’nin incelemesine katıldığı başlıkların yanı sıra Siyasi ve Güvenlik İşleri Konseyi, Ekonomik ve Kalkınma İşleri Konseyi, Bakanlar Kurulu Genel Komitesi ve Uzmanlar Heyeti tarafından sonuçlandırılan dosyaları da gözden geçirdi.

Toplantı sonunda bir dizi karar alındı. Bunlar arasında, Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı ile Rusya Federasyonu Ekonomik Kalkınma Bakanlığı arasında iklim değişikliği ve düşük sera gazı emisyonlu kalkınma alanlarında iş birliğine ilişkin mutabakat zaptının onaylanması yer aldı.

Ayrıca İçişleri Bakanı veya yetkilendireceği kişinin, Umman tarafıyla bilimsel, eğitim ve araştırma faaliyetleri alanında bir mutabakat zaptı taslağı üzerinde görüşmeler yapmasına ve anlaşmayı imzalamasına yetki verildi.

Bakanlar Kurulu, Suudi Arabistan Çevre, Su ve Tarım Bakanlığı ile Uluslararası Tarımsal Araştırmalar Danışma Grubu arasında tarım sektöründe sürdürülebilirlik ve inovasyonun geliştirilmesine yönelik anlaşmayı da onayladı. Bunun yanında, Ulusal Yaban Hayatı Geliştirme Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı’na veya temsilcisine, Çin’deki Birinci Okyanus Bilimleri Enstitüsü ile deniz biyolojik çeşitliliğinin korunmasına yönelik mutabakat zaptı üzerinde görüşme ve imza yetkisi verildi.

ddfvd
Bakanlar Kurulu, Riyad’ın Birleşmiş Milletler’e bağlı Dijital Hükümet Merkezi olarak seçilmesini, Suudi Arabistan’ın öncü konumunun ve çok taraflı uluslararası iş birliğini desteklemedeki rolünün bir teyidi olarak değerlendirdi (SPA)

Kurul ayrıca Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanlığı ile Tunus Sanayi, Madenler ve Enerji Bakanlığı arasında maden kaynakları alanında iş birliği mutabakatını onayladı.

Toplantıda, Suudi Arabistan Ulusal Ulaşım Güvenliği Merkezi ile diğer ülkelerdeki muadil kurumlar arasında kullanılacak örnek mutabakat zaptı modeli de kabul edildi. Ulaştırma ve Lojistik Hizmetleri Bakanı’na veya temsilcisine, ilgili ülkelerle görüşme ve anlaşma imzalama yetkisi verildi.

Bakanlar Kurulu ayrıca, Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zekâ Otoritesi Başkanı’nın veya temsilcisinin Bahreyn tarafıyla veri ve yapay zekâ alanında ortak iş birliği mutabakatı konusunda görüşmeler yürütmesini ve anlaşmayı imzalamasını kararlaştırdı.

Toplantıda ayrıca Suudi Arabistan Radyo ve Televizyon Kurumu ile Katar Medya Kurumu ve Tunus Radyo-Televizyon kuruluşları arasında radyo ve televizyon alanında iş birliği mutabakatları onaylandı.

Kurul, Başsavcı veya temsilcisine de Suudi Arabistan Başsavcılığı ile Singapur Başsavcılık Ofisi arasında iş birliği mutabakatı konusunda görüşme ve imza yetkisi verdi.

Öte yandan Bakanlar Kurulu, sigorta uyuşmazlıkları ve ihlallerini inceleyen komitelerin çalışma usul ve esaslarını kabul etti; Riyad’da “Krallık Üniversitesi” adıyla yeni bir üniversite kurulmasına onay verdi. Ayrıca Abdullah bin Abdurrahman el-Cefali ile Türki bin Muhammed bin Muammer, Suudi Sanayi Şehirleri ve Teknoloji Bölgeleri Kurumu Yönetim Kurulu üyeliğine atandı.

Kurul ayrıca, Nükleer ve Radyolojik Denetim Kurumu, Genel Karayolları Kurumu, Doğu Bölgesi Kalkınma Otoritesi, Kalkınma Otoritelerini Destekleme Merkezi (eski adıyla), Kral Abdullah Atom ve Yenilenebilir Enerji Şehri, Cizan Bölgesi Stratejik Gelişim Ofisi ve Ümmü’l-Kura Üniversitesi için geçmiş iki mali yıla ait kesin hesapları da onayladı.

Son olarak Bakanlar Kurulu, Riyad Bölgesi Altyapı Projeleri Merkezi, Riyad Özel Ekonomik Bölgeler Merkezi ve Prens Sattam bin Abdülaziz Üniversitesi tarafından sunulan yıllık raporlar başta olmak üzere gündemdeki çeşitli konular hakkında gerekli talimatların verilmesini kararlaştırdı.


Avrupa Ticaret Odası: Suudi Arabistan ‘tek koridor stratejisini’ rafa kaldırdı ve küresel enerji piyasalarını güçlendirdi

(foto altı) Yanbu Limanı (SPA)
(foto altı) Yanbu Limanı (SPA)
TT

Avrupa Ticaret Odası: Suudi Arabistan ‘tek koridor stratejisini’ rafa kaldırdı ve küresel enerji piyasalarını güçlendirdi

(foto altı) Yanbu Limanı (SPA)
(foto altı) Yanbu Limanı (SPA)

Uluslararası deniz taşımacılığında yaşanan krizlerin gölgesinde, Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz üzerinden gerçekleştirdiği ihracat kapasitesi, küresel enerji fiyatlarının kontrolden çıkmasını önleyen stratejik bir unsur olarak öne çıktı. Suudi Arabistan’daki Avrupa Ticaret Odası CEO’su Kristijonas Gedvilas, alternatif enerji koridorunun asıl değerinin, ham petrol akışını güvence altına alması ve Avrupa’daki tüketiciler ile sanayi üzerindeki enflasyon baskısını hafifletmesi olduğunu söyledi. Gedvilas, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, 2025 yılında 88 milyar euroyu aşan ortaklığın, Suudi Arabistan’ın Avrupa enerji güvenliği açısından yapısal bir ortak haline geldiğini gösterdiğini belirtti. Bu dönüşümün, dünyanın en esnek lojistik altyapılarından birine dayandığını ifade etti.

Riyad yönetiminin Doğu-Batı petrol boru hattı üzerinden alternatif bir deniz koridoru sağlamasının yalnızca geçici bir kriz tedbiri olmadığını kaydeden Gedvilas, bunun Suudi Arabistan’ın küresel stratejik değerini artıran bir adım olduğunu vurguladı. Suudi Arabistan’ın aynı anda hem Arap Körfezi hem de Kızıldeniz üzerinden çift yönlü ihracat kapasitesine sahip olmasının, ‘tek koridor’ riskini fiilen ortadan kaldırdığını söyleyen Gedvilas, bunun bölgesel gerilimlerin en yoğun dönemlerinde bile enerji arzının kesintisiz sürmesini sağladığını belirtti.

Avrupa üzerindeki doğrudan etkilerle ilgili değerlendirmede bulunan Gedvilas, kısa vadede söz konusu koridorun Avrupa açısından temel öneminin fiziksel arz güvenliğinden ziyade fiyat istikrarı olduğunu ifade etti. Ancak uzun vadede koridorun öneminin çok daha büyük olduğunu belirten Gedvilas, Suudi Arabistan’ın Avrupa’nın enerji dönüşüm sürecinde kilit ortak haline geldiğini söyledi. Gedvilas, “Bu koridorun Avrupa açısından önemi yalnızca ham petrol akışını güvence altına almakla sınırlı değil. Aynı zamanda Suudi Arabistan’ın gelecekteki Avrupa enerji sistemiyle kurduğu ilişkinin stratejik biçimde yeniden şekillenmesini temsil ediyor. NEOM ve Yanbu gibi yeni nesil çoklu enerji ihracat merkezleri de Suudi Arabistan’ı geleceğin yeşil yakıt tedarik zincirlerinin merkezine yerleştiriyor” ifadelerini kullandı.

devfevf
(foto altı) Suudi Arabistan’daki Avrupa Ticaret Odası CEO’su Kristijonas Gedvilas (X)

Suudi Arabistan’ın hidrojen ve amonyak sevkiyatlarını doğrudan İtalya ve Almanya’ya uzanan Güney Hidrojen Koridoru’na ihraç ettiğini belirten Gedvilas, bunun Avrupa’nın sanayide karbon azaltım programına doğrudan katkı sağladığını ifade etti. Suudi Arabistan ile Mısır arasındaki elektrik bağlantısının da ayrı bir boyut taşıdığını söyleyen Gedvilas, bu altyapının Avrupa elektrik şebekeleriyle entegrasyonun önünü açtığını ve Avrupa’nın düşük karbonlu, çeşitlendirilmiş enerji kaynaklarına yönelik artan talebini desteklediğini kaydetti.

Avrupa maliyetlerinin istikrarına yapısal katkılar

Gedvilas, alternatif enerji koridorunun stratejik etkisinin Avrupa açısından doğru değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, Avrupa Birliği’nin (AB) petrol ihtiyacının yaklaşık yüzde 10’unu Körfez bölgesinden karşıladığını söyledi. Gedvilas’a göre, Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek aksaklıkların oluşturduğu risk, doğrudan fiziksel arz eksikliğinden ziyade küresel petrol ve doğal gaz fiyatlarında sert yükseliş baskısı yaratmasından kaynaklanıyor.

Gedvilas, Suudi Arabistan’ın alternatif koridorunun temel değerinin ‘piyasa akışının sürekliliğini’ güvence altına almak olduğunu ifade etti. Bu durumun, dolaylı ancak somut biçimde Avrupa’daki enerji maliyetlerinin kontrol altında tutulmasına ve üretim sektörlerinin fiyat dalgalanmalarına karşı korunmasına katkı sağladığını kaydetti.

Mevcut tablo, Avrupa’nın 2022 yılında karşı karşıya kaldığı enerji krizini yeniden gündeme taşıdı. Avrupa, Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve enerji fiyatlarının yükselmesi nedeniyle son beş yıl içinde ikinci büyük enerji krizini yaşarken, Rusya-Ukrayna savaşı sırasında ortaya çıkan doğal gaz krizinin etkileri yeniden hatırlanıyor. O dönemde gaz arzındaki azalma, şirketler ve tüketiciler üzerinde benzeri görülmemiş bir baskı oluşturmuş, Avrupa hükümetlerini acil destek paketleri kapsamında yüz milyarlarca euro harcamaya zorlamıştı. Bugün ise Suudi Arabistan’ın alternatif enerji koridoru, Avrupalı tüketicilerin yeniden yüksek enflasyon sarmalına sürüklenmesini önleyen önemli bir güvence olarak öne çıkıyor.

Egemenlik güvenilirliği

Gedvilas, Suudi Arabistan’ın OPEC içindeki etkili konumu ve günlük 12 milyon varile ulaşan üretim kapasitesiyle küresel petrol piyasalarının en önemli aktörlerinden biri haline gelmesinin tesadüf olmadığını söyledi. Gedvilas, bu konumun, ülkenin küresel enerji arzını güvence altına alma ve kriz dönemlerinde fiyat dalgalanmalarını sınırlama konusundaki uzun yıllara dayanan rolünün sonucu olduğunu belirtti. Suudi Arabistan’ın mevcut bölgesel kriz ortamında da bu stratejik rolünü başarıyla sürdürdüğünü ifade eden Gedvilas, küresel enerji güvenliğinin ciddi sınamalarla karşı karşıya olduğu bir dönemde Riyad yönetiminin istikrar sağlayıcı işlevini koruduğunu kaydetti.

Gedvilas’a göre alternatif enerji koridoru, Suudi Arabistan’ın güvenilirliğini yapısal düzeyde daha da güçlendiriyor. Ülkenin aynı anda hem Arap Körfezi hem de Kızıldeniz üzerinden ihracat yapabilme kapasitesine sahip olmasının, tek bir deniz güzergâhına bağımlılığı ortadan kaldırdığını belirten Gedvilas, bunun jeopolitik gerilimlerin yoğunlaştığı dönemlerde bile enerji akışının sürdürülebilirliğini garanti altına aldığını söyledi.

Suudi esnekliği karşısında Avrupa’nın ‘savunmasızlığı’

Gedvilas, Suudi Arabistan’ın entegre ihracat altyapısı ve gelişmiş petrokimya sanayisinin, ülkenin dünyanın en esnek enerji ortaklarından biri olarak konumunu güçlendirdiğini söyledi. Gedvilas’a göre bu stratejik kapasite, savaşın yol açtığı enerji krizinin Avrupa’nın geleneksel enerji güzergâhlarına olan bağımlılığındaki kırılganlığı ortaya çıkardığı bir dönemde daha da önem kazandı. Avrupa’nın bugün dizel ve havacılık yakıtı piyasalarında yaşanan sert dalgalanmalar ile tam enerji bağımsızlığına ulaşamama gibi ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Gedvilas, bu ‘kırılganlık’ ortamında Suudi Arabistan’ın vazgeçilmez bir güvence unsuru olarak öne çıktığını ifade etti.

Gedvilas, Suudi Arabistan’ın yalnızca fiziksel enerji arzı sağlayan bir ülke olmadığını, aynı zamanda uluslararası piyasalardaki dalgalanmalardan kaynaklanan ‘jeopolitik baskılara’ karşı Avrupa ekonomisini koruyan temel aktörlerden biri haline geldiğini söyledi.

dvfd
Yanbu Limanı, Suudi Arabistan’ın en önemli deniz limanlarından biri (Suudi Arabistan Limanlar Otoritesi)

Geleceğe ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Gedvilas, Suudi Arabistan’ın küresel enerji piyasalarının istikrarındaki rolünün kapsam ve nitelik açısından köklü biçimde genişleme sürecine girdiğini belirtti. Tarihsel olarak hidrokarbon güvenliğinin temel referans noktası olan Suudi Arabistan’ın bugün aynı zamanda sürdürülebilir enerjiye geçiş ve yeşil hidrojen üretimi alanlarında küresel dönüşüme liderlik ettiğini kaydetti. Gedvilas’a göre bu stratejik vizyon, Riyad yönetiminin şekillenmekte olan yeni enerji düzeninin temel taşlarından biri olarak kalmasını sağlayacak. Bu durum da Suudi Arabistan’ın Avrupa için uzun vadeli ve güvenilir bir stratejik ortak olarak konumunu güçlendirirken, gelecekte ortaya çıkabilecek jeopolitik baskılar ve enerji krizleri karşısında Avrupa’nın enerji güvenliğini koruma kapasitesini artıracak.


Aramco CEO’su: Dünya, tarihin en büyük enerji şokuyla karşı karşıya

Aramco CEO’su Emin en-Nasır bir konferans sırasında konuşurken (Reuters)
Aramco CEO’su Emin en-Nasır bir konferans sırasında konuşurken (Reuters)
TT

Aramco CEO’su: Dünya, tarihin en büyük enerji şokuyla karşı karşıya

Aramco CEO’su Emin en-Nasır bir konferans sırasında konuşurken (Reuters)
Aramco CEO’su Emin en-Nasır bir konferans sırasında konuşurken (Reuters)

Suudi petrol şirketi Aramco’nun CEO’su Emin en-Nasır, küresel ekonominin tedarik zincirlerindeki bozulmalar nedeniyle kritik bir döneme girdiğini söyledi. Nasır, yılın ilk çeyreğinde başlayan enerji şokunun ‘tarihin en büyüğü’ olduğunu belirterek, mevcut deniz taşımacılığı krizlerinin çözümünün gecikmesi halinde etkilerin 2027 yılının başına kadar uzanabileceği uyarısında bulundu.

Nasır, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin birkaç hafta daha kesintiye uğramasının, enerji piyasalarında normalleşmenin 2027’ye kadar ertelenmesine yol açacağını ifade etti. Boğazın yeniden açılmasının gerekli bir adım olduğunu ancak piyasada anlık bir rahatlama sağlamayacağını vurgulayan Nasır, arz-talep dengesinin yeniden kurulmasının aylar sürebileceğini belirtti.

Aramco’nun 2026 yılının ilk çeyreğindeki operasyonel performansına da değinen Nasır, şirketin günlük ortalama üretiminin 12,6 milyon varil petrol eşdeğerine ulaştığını açıkladı. Küresel enerji güvenliğine ilişkin mesajında ise Aramco’nun, ihtiyaç halinde üç hafta içinde günlük 12 milyon varil ham petrol seviyesindeki sürdürülebilir maksimum üretim kapasitesine çıkabilecek hazırlıkta olduğunu söyledi.

Nasır, şirketin krizlere uyum kabiliyetine dikkat çekerek, Suudi Arabistan’ın alternatif boru hattı ağlarını stratejik biçimde kullanarak tedarik sürekliliğini sağladığını ifade etti. Mevcut durumun, ulusal enerji şirketlerinin dayanıklılığı ve şokları absorbe etme kapasitesi açısından gerçek bir sınav niteliği taşıdığını dile getirdi.

Enerji şokunun büyüklüğünün temel nedenlerinden birinin, yıllardır petrol ve gaz sektörüne yapılan küresel yatırımlardaki yetersizlik olduğunu belirten Nasır, dünya genelindeki üretim fazlası kapasitenin son derece sınırlı hale geldiğini söyledi. Bu nedenle kritik deniz yollarındaki herhangi bir aksamanın, fiyatlara ve uzun vadeli ekonomik beklentilere çok daha sert şekilde yansıdığı değerlendirmesinde bulundu.