Burkina Faso’da devrik lider Damiba Togo’ya sığındı

Fotoğraf: EPA
Fotoğraf: EPA
TT

Burkina Faso’da devrik lider Damiba Togo’ya sığındı

Fotoğraf: EPA
Fotoğraf: EPA

Burkina Faso’da 30 Eylül’de askeri darbeyle görevine son verilen Yarbay Paul-Henri Sandaogo Damiba, Togo’ya sığındı.
Ulusal basındaki haberlere göre, devrik lider Damiba askeri yetkililere istifasını sunduktan sonra Togo’ya sığındı.
Damiba 48 saatlik baskının ardından, sabah başkent Vagadugu’daki askeri hava üssünde istifasını askeri yetkililere sunmuştu.

Halkın Fransız misyonlarına tepkisi gün boyu devam etti
Darbeci askerler, devrik lider Yarbay Damiba’nın Fransız askeri üssüne sığındığını ve karşı darbe planladığını ileri sürmesinin ardından, dün akşam darbe yanlısı göstericiler Fransa karşıtı sloganlar atarak elçiliğe girmeye çalışmış, elçiliğin dış duvarlarını ateşe vermişti.
Halkın Fransız misyonlarına tepkisi gün boyu devam etti. Halk, Fransız misyonları önündeki nöbetine devam etti.

Traore ilk kez halkın karşına çıktı
Burkina Faso’nun yeni lideri yüzbaşı İbrahim Traore bugün ilk kez halkın karşına çıktı.
Başkent Vagadugu’da askeri aracın üzerinden halkı selamlayan Traore’ye halk sloganlarla destek verdi.

Burkina Faso’nun yeni lideri Traore'den "durum kontrol altında" mesajı
Burkina Faso’da 30 Eylül’den bu yana süren askeri hareketliliğin ardından, darbeyle iktidarı ele geçiren Traore durumun kontrol altında olduğunu duyurmuştu.
Halka desteği ve mücadeleye olan güveni için teşekkür eden Traore, her şeyin yavaş yavaş düzene gireceğinin altını çizerek, halka normal yaşantılarına dönme çağrısı yapmıştı.

Ordu, güvenlik durumunu gerekçe göstererek iktidara el koymuştu
Burkina Faso'da ordu, ülkedeki güvenlik durumunu gerekçe göstererek 30 Eylül'de iktidara el koymuş ve ülkenin yeni liderinin Traore olduğunu duyurmuştu.
Darbe sonrasında, bir sonraki emre kadar anayasanın askıya alındığı, ülke sınırlarının kapatıldığı, hükümetin feshedildiği, ülke genelinde 21.00-05.00 saatlerinde sokağa çıkma yasağı ilan edildiği, tüm siyasi ve sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerinin askıya alındığı bildirilmişti.



Washington'un Tigray üzerindeki baskısı: Etiyopya ile gerilimi azaltmak mı yoksa yeni bir tırmanmaya mı yol açacak?

 Etiyopya hükümeti tarafından rehabilitasyon ve yeniden entegrasyon süreçleri yürütülen eski Tigraylı militanlar (Etiyopya Haber Ajansı)
Etiyopya hükümeti tarafından rehabilitasyon ve yeniden entegrasyon süreçleri yürütülen eski Tigraylı militanlar (Etiyopya Haber Ajansı)
TT

Washington'un Tigray üzerindeki baskısı: Etiyopya ile gerilimi azaltmak mı yoksa yeni bir tırmanmaya mı yol açacak?

 Etiyopya hükümeti tarafından rehabilitasyon ve yeniden entegrasyon süreçleri yürütülen eski Tigraylı militanlar (Etiyopya Haber Ajansı)
Etiyopya hükümeti tarafından rehabilitasyon ve yeniden entegrasyon süreçleri yürütülen eski Tigraylı militanlar (Etiyopya Haber Ajansı)

ABD, Etiyopya’nın kuzeyindeki Tigray bölgesinde federal hükümet ile Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) arasındaki gerilimin yeniden artması üzerine, cepheye bağlı bazı liderlere ve aile üyelerine yönelik vize kısıtlamaları getirdi.

Etiyopyalı bir milletvekili, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Washington’un söz konusu adımının TPLF ile Addis Ababa arasındaki gerilimi azaltmaya yönelik bir baskı mesajı taşıdığını belirterek, Eritre’ye de bölgesel istikrar adına cepheye verdiği desteği sonlandırma çağrısında bulundu.

Son dönemde TPLF ile Etiyopya federal hükümeti arasındaki ilişkiler yeniden gerilimli bir sürece girdi. TPLF’nin geçen mayıs ayında Tigray’daki siyasi yönetimin kontrolünü yeniden ele geçirdiğini açıklaması, 2020 yılında başlayan silahlı çatışmalardan önce görev yapan bölgesel meclisi yeniden faaliyete geçirmesi ve Debretsion Gebremichael’i bölgesel yönetimin başına getirmesi dikkat çekmişti.

2022 yılında Tigray savaşını sona erdirmek amacıyla imzalanan barış anlaşmasına rağmen, bölgedeki siyasi çekişmeler devam ediyor. Resmî verilere göre yüz binlerce kişinin hayatını kaybettiği savaşın ardından TPLF’nin siyasi yönetimi yeniden kontrol altına alma girişimi, Tigray’ın haziran ayında gerçekleştirilen genel seçimlerin dışında bırakılmasına yol açtı. Bu karar, bölgesel yönetim ile federal hükümet arasındaki süregelen anlaşmazlıklarla ilişkilendirildi.

Gerilimin arttığı bir dönemde ABD Dışişleri Bakanlığı, TPLF içindeki “sertlik yanlısı” isimleri ve birinci derece aile üyelerini hedef alan vize kısıtlamaları uyguladığını duyurdu. Washington, söz konusu kişilerin Tigray’daki krizin çözümüne yönelik çabaları baltalamaktan sorumlu olduğunu veya bu faaliyetlere karıştığını belirtti.

ABD ayrıca, TPLF içindeki radikal unsurlar ile Etiyopya hükümeti arasındaki gerilimin artmasının, ülkenin kuzeyinde yeni bir çatışmayı tetikleyebileceği ve bölgesel barış ile güvenliği tehdit edebileceği uyarısında bulundu.

Etiyopya hükümetinde Doğu Afrika İşlerinden Sorumlu Bakan Danışmanı ve Tigray Geçici Bölgesel Yönetimi’nin eski Başkanı Getachew Reda, ABD’nin eski TPLF liderlerine yönelik vize yasağı kararının, kuzey Etiyopya’daki gerilimden bu isimlerin sorumlu tutulduğunu gösterdiğini söyledi.

Etiyopya’nın Fana Radyosu’na konuşan Reda, kararın öneminin yalnızca vize yasağında değil, Washington’un Debretsion Gebremichael liderliğindeki grubun, yeniden yükselen gerilimdeki rolünü kabul etmesinde yattığını ifade etti.

 Etiyopya hükümeti tarafından rehabilitasyon ve yeniden entegrasyon süreçleri yürütülen eski Tigraylı militanlar (Etiyopya Haber Ajansı)Etiyopya hükümeti tarafından rehabilitasyon ve yeniden entegrasyon süreçleri yürütülen eski Tigraylı militanlar (Etiyopya Haber Ajansı)

Etiyopyalı Milletvekili Muhammed Nur Ahmed ise ABD’nin özellikle TPLF liderlerine yönelik aldığı önlemleri, Tigray’da istikrar, güvenlik ve barışın sağlanmasına katkı sunacak olumlu bir adım olarak değerlendirdi.

Ahmed, Washington’un federal hükümetin güvenliği sağlama konusundaki samimi niyetini ve Pretoria Barış Anlaşması’nı uygulama yönündeki kararlılığını bildiğini belirterek, “TPLF’nin şu anda attığı adımlar, anlaşmanın temel hükümleriyle uyumlu değil. Özellikle silahsızlanma maddesi henüz tam anlamıyla uygulanmış değil” dedi.

Silahsızlanma sürecinin tamamlanmamasının Tigray halkının güvenlik ve istikrar kaygılarını artırdığını vurgulayan Ahmed, bunun insan hakları ilkeleri ve uluslararası toplumun beklentileriyle bağdaşmadığını belirtti.

Ahmed’e göre ABD’nin uyguladığı baskı, TPLF yönetimini federal hükümetle ilişkilerini yeniden değerlendirmeye ve sorunların diyalog yoluyla çözülmesine yöneltebilir. Uluslararası baskının tarafları yeniden müzakere masasına çekebileceğini belirten Ahmed, kalıcı çözümün ancak barışçıl yöntemlerle sağlanabileceğini ifade etti.

Getachew Reda da ABD’nin kararının, bölgedeki istikrarsızlığın kaynağına ilişkin önemli bir siyasi mesaj içerdiğini söyledi. Reda, bu adımın aynı zamanda TPLF ile iş birliği yaptığı iddia edilen aktörlere, özellikle de Eritre Devlet Başkanı Isaias Afwerki yönetimine yönelik bir uyarı olarak da değerlendirilebileceğini kaydetti.

Yaklaşık bir hafta önce Etiyopyalı yetkililer, Tigray’da yeni bir çatışma ihtimaline karşı uyarılarını artırmıştı. Bu kapsamda Etiyopya Haber Ajansı’nda yayımlanan “Etiyopya Yeniden Savaşın Ateşine Sürüklenmemeli” başlıklı görüş yazısında Getachew Reda ile Etiyopya Ulusal İstihbarat ve Güvenlik Servisi Genel Müdürü ve 2022 Pretoria görüşmelerinde federal hükümetin baş müzakerecisi olan Rıdvan Huseyin ortak imzacı olarak yer aldı.

Yetkililer yazıda, 2022 tarihli Pretoria Anlaşması’nın savaş ve yıkımdan büyük zarar gören bölge için bir umut ışığı ve dönüm noktası olduğunu belirterek, anlaşmayı sabote etmeye çalışan çevrelerin, özellikle Eritre ile bağlantılı olduğu öne sürülen grupların, uluslararası toplum tarafından kararlı biçimde baskı altına alınması gerektiğini savundu.

Tigray'da eski militanların rehabilitasyonundan (Etiyopya Haber Ajansı)Tigray'da eski militanların rehabilitasyonundan (Etiyopya Haber Ajansı)

Addis Ababa ile Asmara arasındaki ilişkiler, Etiyopya’nın 2022 yılında TPLF ile Pretoria Barış Anlaşması’nı imzalamasının ardından gerilmeye başlamıştı. Eritre, savaş sırasında Etiyopya’nın müttefiklerinden biri olmasına rağmen anlaşma sürecine dâhil edilmediğini savunmuştu.

Gerilim, Etiyopya’nın Kızıldeniz’e erişim sağlayacak bir çıkış arayışını dile getirmesiyle daha da arttı. Asmara yönetimi, Addis Ababa’yı Eritre’nin Assab Limanı üzerinde hak iddia etmekle suçladı.

Etiyopya ile Eritre arasındaki ilişkiler, Eritre’nin 1993 yılında bağımsızlığını kazanmasından beri inişli çıkışlı bir seyir izledi. İki ülke arasında 1998-2000 yılları arasında sınır anlaşmazlıkları nedeniyle kanlı bir savaş yaşanmış, ancak Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed ile Eritre Devlet Başkanı Isaias Afwerki 2018 yılında barış anlaşması imzalamıştı.

Muhammed Nur Ahmed, ABD’nin son kararının Eritre’ye yönelik açık bir mesaj niteliği taşıdığını belirterek, Asmara yönetimine Etiyopya’nın iç işlerine müdahaleyi bırakma, TPLF’ye silah desteğini sonlandırma ve diyalog sürecine katılma çağrısında bulundu. Ahmed, “Barış herkesin yararınadır. İstikrarsızlık ise etkileri tüm bölgeye yayılan ortak bir sorundur” değerlendirmesinde bulundu.


Kongo'da Ebola vakaları 933'e yükseldi, ölü sayısı ise 245 oldu

Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin doğusundaki Kigonzi mülteci kampında, Ebola'ya yakalandıktan sonra ölen bir çocuğun tabutunu taşıyan sağlık çalışanları (Reuters)
Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin doğusundaki Kigonzi mülteci kampında, Ebola'ya yakalandıktan sonra ölen bir çocuğun tabutunu taşıyan sağlık çalışanları (Reuters)
TT

Kongo'da Ebola vakaları 933'e yükseldi, ölü sayısı ise 245 oldu

Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin doğusundaki Kigonzi mülteci kampında, Ebola'ya yakalandıktan sonra ölen bir çocuğun tabutunu taşıyan sağlık çalışanları (Reuters)
Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin doğusundaki Kigonzi mülteci kampında, Ebola'ya yakalandıktan sonra ölen bir çocuğun tabutunu taşıyan sağlık çalışanları (Reuters)

Demokratik Kongo Cumhuriyeti Sağlık Bakanı, yaptığı açıklamada, ülkede doğrulanan Ebola vakalarının sayısının 933'e yükseldiğini, salgın nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısının ise 245'e ulaştığını bildirdi.

Mevcut salgında ilk vakaların görüldüğü Ituri eyaletinde gazetecilere dün açıklamalarda bulunan Sağlık Bakanı Samuel Roger Kamba, 80 hastanın tedavilerinin tamamlanmasının ardından Ebola tedavi merkezlerinden taburcu edildiğini söyledi.


Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde Ebola’dan 202 kişi öldü

Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde Kızılhaç gönüllüleri, Ebola virüsü kurbanı bir kişinin cesedini taşıyor (AFP)
Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde Kızılhaç gönüllüleri, Ebola virüsü kurbanı bir kişinin cesedini taşıyor (AFP)
TT

Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde Ebola’dan 202 kişi öldü

Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde Kızılhaç gönüllüleri, Ebola virüsü kurbanı bir kişinin cesedini taşıyor (AFP)
Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde Kızılhaç gönüllüleri, Ebola virüsü kurbanı bir kişinin cesedini taşıyor (AFP)

Afrika Birliği’ne bağlı bir sağlık kurumu, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde Ebola virüsü nedeniyle yaklaşık bir ay süren salgında 200’den fazla kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (Africa CDC), doğrulanmış 875 vaka arasında 202 ölüm kaydedildiğini ve ölüm oranının yüzde 23’e ulaştığını bildirdi.

Kurum yetkililerinden Wissam Mankoula, en büyük endişelerinin temaslı takibindeki zorluklar olduğunu belirtti. Mankoula, güvenlik sorunları ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ile diğer müdahale ekiplerinin bazı bölgelere erişimde yaşadığı güçlükler nedeniyle temaslıların izlenmesinde ciddi zayıflıklar bulunduğunu ifade etti.

Uluslararası Kızılhaç ise bu hafta yaptığı açıklamada, 15 Mayıs’ta ilan edilen salgının henüz zirveye ulaşmadığını ve kontrol altına alınmasının bir yıl sürebileceğini kaydetti.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Orta Afrika’daki geniş coğrafyası ve 17’nci Ebola salgınıyla karşı karşıya olan ülkede, mevcut salgına neden olan Bundibugyo türüne karşı aşı veya tedavi bulunmaması müdahaleyi daha da zorlaştırıyor.

Ülkenin kuzeydoğusundaki Ituri, Kuzey Kivu ve Güney Kivu eyaletlerinde devam eden silahlı çatışmalar ve kitlesel yerinden edilme, salgınla mücadeleyi ciddi şekilde zorlaştırıyor.

Salgın komşu Uganda’ya da yayılırken, burada uygulanan kontrol önlemleri sayesinde durumun daha iyi yönetildiği ve 19 vaka ile iki ölümün kaydedildiği, vakaların çoğunun Kongo’dan gelen yolcular olduğu bildirildi.