Guardian: Darbenin ardından Burkina Faso'da Rus paralı asker grubu Wagner'in nüfuzu artabilirhttps://turkish.aawsat.com/home/article/3911716/guardian-darbenin-ard%C4%B1ndan-burkina-fasoda-rus-paral%C4%B1-asker-grubu-wagnerin
Guardian: Darbenin ardından Burkina Faso'da Rus paralı asker grubu Wagner'in nüfuzu artabilir
Burkina Faso da bu yıl iki kez darbe yaşandı (Reuters)
Burkina Faso'daki darbenin ardından ülkedeki Rusya etkisinin artabileceği bildirildi.
Birleşik Krallık'ın önde gelen gazetelerinden Guardian'a konuşan yetkililer ve analistler, Burkina Faso'nun 13 yönetim bölgesinden biri olan Sahel'de Kremlin'in nüfuzunu artırabileceğini savundu.
Burkina Faso'da terör olaylarının artışa geçmesinin ardından Yarbay Paul-Henri Sandaogo Damiba, ilk kez demokratik seçimle iş başına gelen Roch Christian Kabore'yi devirerek 24 Ocak'ta yönetime el koymuştu.
30 Eylül'deyse Yüzbaşı İbrahim Traore ve destekçileri, ocakta darbe yapmasını destekledikleri Damiba'nın ülke sorunlarını çözemediğini savunarak yönetimi ele geçirmiş ve anayasayı askıya almıştı.
Sahel bölgesinden kimliğini açıklamayan bir Batılı yetkili, Damiba'nın darbe yapmadan önce ordudaki üst düzey askeri yetkililere Rusya'dan destek isteyeceğine söz verdiğini ama yönetime el koyduktan sonra bundan vazgeçtiğini söyledi.
Yetkili, "Bunun içinde Rusya'dan danışman getirtmek, silah ya da Wagner askeri talep etmek olabilirdi ama böyle bir şey gerçekleşmedi. Bu da orduda Damiba'yı eleştirenleri rahatsız eden şeylerden biriydi" dedi.
"Türkiye de olabilir"
Hollanda merkezli düşünce kuruluşu Clingendael'den Burkina Faso araştırmacısı Constantin Gouvy, Koruma ve Restorasyon için Yurtsever Hareket (MPSR) adlı cunta yönetiminin yabancı ülkelerden ortak arayışında olduğunu belirtti.
Gouvy, şu ifadeleri kullandı:
"Damiba, Fransa'ya yakın duruyordu fakat MPSR'nin artık daha aktif şekilde, örneğin Türkiye veya Rusya gibi ülkelerle alternatif arayışına girmesini bekleyebilirz."
Türkiye, 2021'in ilk 8 ayında Burkina Faso ordusuna yaklaşık 7 milyon dolar değerinde savunma sanayisi ekipmanı satmıştı.
1960'ta Fransa'dan bağımsızlığını kazanan Burkina Faso'da darbe yanlıları, başkent Vagadugu'daki Fransa Büyükelçiliği'ne haftasonu saldırı düzenlemişti.
Damiba'nın Fransız askeri üssüne sığındığı ve karşı darbe planladığı iddialarının ardından göstericiler, Fransa karşıtı sloganlarla büyükelçilik binasına girmeye çalışmış, bunu başaramayınca da binanın girişini ateşe vermişti.
Öte yandan Rus güvenlik şirketi Wagner de son dönemde özellikle Sahra Altı Afrika'da faaliyetlerini artırıyor.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e yakın isimlerden biri olarak nitelenen, Wagner'in kurucusu Yevgeni Prigozhin, geçen hafta gerçekleşen darbeyi desteklemişti.
Rus oligark, cumartesi günkü açıklamasında darbeci Yarbay Traore için "Anavatanın cesur oğlu" demişti.
Burkina Faso'da cihatçı grupların saldırıları
Komşu ülke Mali'deki El Kaide ve DEAŞ bağlantılı cihatçı grupların, 2015'ten bu yana Burkina Faso'nun kuzeyinde ve doğusunda yaptığı saldırıların durdurulamaması, darbe süreçlerindeki temel unsurlardan.
Söz konusu saldırılar nedeniyle 2015-2021'de binlerce kişi ölmüş, yaklaşık 2 milyon yurttaş yerinden edilmişti.
Bu saldırılar özellikle Batı Afrika'dan Kızıldeniz'e kadar uzanan 3 milyon kilometrekarelik Sahel bölgesinde yoğunlaşmış durumda.
Cihatçı gruplar burada Mali, Nijer ve Burkina Faso'nun paylaştığı ve "Liptako Gourma" adı verilen sınır hattında her yıl yüzlerce kişinin ölümüne neden olan saldırılar düzenliyor.
Güney Sudan’da rakip gruplar arasında çıkan çatışmalarda yaklaşık 70 kişi öldühttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/afrika/5328979-g%C3%BCney-sudan%E2%80%99da-rakip-gruplar-aras%C4%B1nda-%C3%A7%C4%B1kan-%C3%A7at%C4%B1%C5%9Fmalarda-yakla%C5%9F%C4%B1k-70-ki%C5%9Fi-%C3%B6ld%C3%BC
Güney Sudan’da rakip gruplar arasında çıkan çatışmalarda yaklaşık 70 kişi öldü
Güney Sudan askerleri, başkent Cuba’da, (AP)
Güney Sudan’ın merkezinde, rakip topluluklara mensup silahlı gruplar arasında geçen hafta yaşanan çatışmalarda onlarca kişi hayatını kaybetti. Yetkililer, çatışmaların hastanelerin yaralılarla dolmasına neden olduğunu bildirdi.
Yetkililerin dün yaptığı açıklamaya göre, çatışmalar geçen cuma günü Lakes eyaletine bağlı Rumbek bölgesinde yaşandı. Olaylar sırasında hükümet askerleri ve Birleşmiş Milletler barış gücü birlikleri düzeni sağlamaya çalıştı.
Güney Sudan Enformasyon Bakanlığı, aralarında 4 askerin de bulunduğu yaklaşık 70 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Ancak can kaybına ilişkin kesin rakamın henüz doğrulanmadığı belirtildi.
Şarku’l Avsatın AP’den aktardığına göre Rumbek Devlet Hastanesi yetkililerinden Tiran Madit dün ajansa telefonla yaptığı açıklamada, “Hastaneye çok sayıda silahla yaralanmış kişi getirildi” dedi.
Madit, hastaneye 50’den fazla yaralının kabul edildiğini ve yaralıların çoğunun göğüs bölgesinden yaralanmış olduğunu kaydetti.
Libya’nın başkentinden BM Güvenlik Konseyi reformu için Afrika girişimihttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/afrika/5328543-libya%E2%80%99n%C4%B1n-ba%C5%9Fkentinden-bm-g%C3%BCvenlik-konseyi-reformu-i%C3%A7in-afrika-giri%C5%9Fimi
Libya’nın başkentinden BM Güvenlik Konseyi reformu için Afrika girişimi
Libya’nın başkenti Trablus’ta dün düzenlenen Afrika Onlusu Grubu’nun (C10) 14. Bakanlar Toplantısı’ndan, (Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakanlığı)
Libya’nın başkenti Trablus’ta, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin reformuyla ilgilenen Afrika Onlusu Grubu’nun (C10) 14. Bakanlar Toplantısı dün başladı. Üye ülkelerin temsilcilerinin katıldığı toplantıda, Afrika ülkelerinin ortak tutumunun güçlendirilmesi ve kıtanın BM sistemi içindeki etkinliğinin artırılması hedefleniyor. Toplantı, Libya’nın BM Güvenlik Konseyi üyeliğine seçilmek için yürüttüğü girişimlerle eş zamanlı olarak gerçekleştirildi.
Geçici Ulusal Birlik Hükümeti’nde Dışişleri Bakanlığı görevini vekâleten yürüten Tahir el-Baur, Afrikalı delegelere hitabında, “Uluslararası sistemin kurumları, geçmiş bir dönemin güç dengelerini değil, çağdaş dünyanın gerçeklerini yansıtmalıdır” dedi. El-Baur, Afrika’nın ortak tutumunun gücünün ülkelerin birliğine, uzlaşılarını düzenli ve etkili bir siyasi girişime dönüştürme kapasitesine bağlı olduğunu belirtti. Ayrıca BM Güvenlik Konseyi’nin daimî üyeleri ve müzakerelerde yer alan taraflarla temasların yoğunlaştırılması çağrısında bulundu.
Libya, Afrika kıtasının BM Güvenlik Konseyi’nde veto hakkı dâhil tüm yetkilere sahip iki daimî üyelik ve buna ilave olarak iki daimî olmayan üyelik elde etmesini öngören “ortak Afrika tutumuna” bağlılığını yineledi. Libya, bu talebin Afrika’ya tanınacak bir ayrıcalık değil, adalet ve egemen eşitlik ilkeleriyle uyumlu bir hak olduğunu vurguladı.
Libya’nın başkenti Trablus’ta düzenlenen Afrika Onlusu Grubu’nun (C10) 14. Bakanlar Toplantısı’na katılanlar (Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakanlığı)
Grup, hükümetler arası müzakerelerde Afrika ülkelerinin tutumlarını eşgüdüm içinde yürütmek, ülkeler ve uluslararası bloklarla istişarelerde bulunmak, kıtanın taleplerine destek toplamak ve BM Güvenlik Konseyi reformuna ilişkin gelişmeleri takip etmek amacıyla faaliyet gösteriyor. Grup, çalışmalarına ilişkin rapor ve tavsiyeleri Afrika Birliği zirvesine sunuyor.
Libya, Cezayir, Kongo Cumhuriyeti, Ekvator Ginesi, Kenya, Namibya, Senegal, Sierra Leone, Uganda ve Zambiya’dan oluşan grubun koordinatörlüğünü Sierra Leone yürütüyor.
Toplantıya, El-Baur ile birlikte C10 koordinatörü ve Sierra Leone Dışişleri Bakanı Muhammed Rahman Svaray başkanlık etti. El-Baur, toplantının Trablus’ta düzenlenmesinin diplomatik protokolün ötesinde bir anlam taşıdığını belirterek, bunun Libya’nın Afrika kıtasına yeniden yönelişini ve kıtanın meselelerine, ortak Afrika çalışmalarına destek verme rolünü yansıttığını söyledi.
El-Baur, Libya’nın 2009’da Sirte kentinde Afrika Birliği Zirvesi’ne ev sahipliği yapmasını ve bu zirvede BM reformuna ilişkin Sirte Bildirisi’nin yayımlanmasını da hatırlattı. Trablus’taki toplantının, bu sürece yeni bir siyasi ve pratik ivme kazandırmak, ilkeleri yinelemenin ötesine geçerek somut ilerleme sağlamak için bir fırsat olduğunu ifade etti.
Afrika’nın BM Güvenlik Konseyi’nde daha güçlü temsili hedefleniyor
Grubun temel amacı, Afrika’nın uluslararası meselelerdeki konumunu ve rolünü yansıtacak adil bir temsil sağlamak üzere, BM Güvenlik Konseyi’nde reform yapılmasını teşvik etmek. Bu çerçevede uluslararası barış ve güvenlik konuları öncelikli yer tutuyor.
Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre toplantıda, üye ülkeler arasındaki eşgüdümün güçlendirilmesi, Afrika’nın taleplerini desteklemek üzere atılacak diplomatik adımların belirlenmesi ve alınan kararların uygulanmasını izleyecek mekanizmaların oluşturulması ele alındı. Bu çalışmalarla Afrika Birliği’nin uluslararası müzakerelerdeki rolünün artırılması amaçlanıyor.
El-Baur, Afrika’nın ortak tutumunun ülkelerin birliğine ve uzlaşılarını etkili bir siyasi harekete dönüştürme yeteneğine dayandığını yineledi. Başkentler ile New York ve Addis Ababa’daki diplomatik misyonlar arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesini, BM Güvenlik Konseyi’nin daimî üyeleri ve müzakerelerdeki taraflarla temasların artırılmasını istedi.
Afrika’nın taleplerine yönelik genel siyasi desteğin, destek veren ülkeler ve gruplarla somut uzlaşılara dönüştürülmesi gerektiğini belirten El-Baur, izlenebilir adımlar içeren pratik sonuçlar elde edilmesinin önemini vurguladı.
El-Baur, art arda yaşanan kriz ve savaşların mevcut Güvenlik Konseyi yapısının sınırlarını ortaya koyduğunu söyledi. Daimî üyeler arasındaki görüş ayrılıklarının krizlere müdahaleyi geciktirebildiğini ve çatışmalarla insani meseleler karşısında farklı uygulamalara yol açabildiğini ifade etti.
Cezayir Dışişleri Bakanı Ahmed Attaf da toplantıda ülkesinin ortak Afrika tutumuna bağlılığını yineledi. Attaf, kıtanın küresel yönetişim sisteminde hak ettiği rolü üstlenmesini sağlamak amacıyla diplomatik girişimlerin sürdürülmesi ve uluslararası desteğin artırılması çağrısında bulundu.
Bu çerçevede Libya, C10 için ortak bir eylem planı hazırlanmasını önerdi. Öneri kapsamında üye ülkelerin büyükelçilerinin, BM Güvenlik Konseyi’nin daimî üyeleri, reform grupları ve etkili ülkelerle düzenli temas yürütmesi; kaydedilen ilerlemenin ölçülmesi için periyodik bir izleme mekanizması kurulması ve bir sonraki Afrika Birliği Zirvesi’ne siyasi değerlendirme ile somut tavsiyeler sunulması öngörüldü.
El-Baur, BM Güvenlik Konseyi reformunun artık ertelenebilecek kurumsal bir mesele olmaktan çıktığını, BM’nin güvenilirliği ve uluslararası barış ile güvenliği koruma kapasitesi açısından siyasi ve ahlaki bir zorunluluk hâline geldiğini söyledi. Veto yetkisinin sorumluluk ve ölçülülükle kullanılması gerektiğini vurgulayan El-Baur, bu yetkinin Konseyin çalışmalarını engelleyen veya çifte standartları pekiştiren bir araca dönüşmemesi gerektiğini belirtti.
Cezayir Dışişleri Bakanı Ahmed Attaf, Trablus’ta düzenlenen C10 toplantısında (Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakanlığı)
Bakanlar toplantısı öncesinde El-Baur, Sierra Leone Dışişleri Bakanı ve C10 koordinatörü Svaray ile de bir araya geldi. Libya Dışişleri Bakanlığına göre görüşmede, Libya ile Afrika ülkeleri arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi, ortak meselelerde istişare ve koordinasyonun artırılması, BM Güvenlik Konseyi reformu ve Afrika’nın BM sistemi içindeki temsilinin güçlendirilmesi konuları ele alındı.
El-Baur ayrıca toplantı kapsamında Senegal Afrika Entegrasyonu, Dışişleri ve Yurt Dışındaki Senegalliler Bakanı Şeyh Niang ile görüştü. Görüşmede Afrika kıtasındaki son gelişmeler, ortak çalışmaların güçlendirilmesi ve bölgedeki güvenlik, siyasi ve ekonomik sorunlarla mücadele için üye ülkeler arasındaki koordinasyonun artırılması değerlendirildi.
Toplantının sonunda C10, Afrika’nın BM Güvenlik Konseyi reformuna ilişkin ortak tutumuna bağlılığını yineleyen “Trablus Belgesi”ni kabul etti.
Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakan Vekili Tahir el-Baour, Sierra Leone Dışişleri Bakanı ve Afrika’nın Onlar Komitesi (C-10) Koordinatörü Mohamed Rahman Swaray ile bir araya geldi (Dışişleri Bakanlığı).
2005 yılında kurulan Afrika Onlusu Grubu, Afrika Birliği’nin BM reformunda kıtanın ortak tutumunu savunma çabaları kapsamında oluşturuldu. Grubun çalışmalarına, Afrika’nın BM Güvenlik Konseyi’nin yeniden yapılandırılmasına ilişkin taleplerinin temel dayanakları olan Sirte Bildirisi ve Ezulwini Uzlaşısı yön veriyor.
Eritre ve Etiyopya birbirlerini “saldırı savaşı” yürütmekle suçluyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/afrika/5327950-eritre-ve-etiyopya-birbirlerini-%E2%80%9Csald%C4%B1r%C4%B1-sava%C5%9F%C4%B1%E2%80%9D-y%C3%BCr%C3%BCtmekle-su%C3%A7luyor
Eritre ve Etiyopya birbirlerini “saldırı savaşı” yürütmekle suçluyor
Etiyopya polisi, “Tigray Halk Kurtuluş Cephesi” isyancılarının dün geri çekilmesinin ardından Mekelle’de devriye geziyor (AFP)
Etiyopya ve Eritre, dün birbirlerini “saldırgan savaş” yürütmekle suçladı. Etiyopya ordusu ile Tigraylı isyancılar arasında artan çatışmaların bölgesel savaşa dönüşme riski taşıdığı bir dönemde karşılıklı suçlamalar geldi.
Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Etiyopya, BM Güvenlik Konseyi üyelerine gönderdiği mektupta, Eritre’yi “açık bir saldırganlık” sergilemekle suçlayarak “meşru müdafaa hakkını kullanmak zorunda olduğunu” bildirdi. Etiyopya Dışişleri Bakanı Gideon Timothewos, ülkesinin BM nezdindeki Fransız temsilciliğine ilettiği mektupta, Eritre askerlerinin Tigray bölgesinin 30 ila 60 kilometre derinliğine kadar ilerlediğini belirtti. Timothewos, bunu “Etiyopya’nın asli meşru müdafaa hakkını kullanmasını haklı kılan açık bir saldırganlık eylemi” olarak nitelendirdi.
Eritre Enformasyon Bakanı Yemane Gebremeskel ise gecikmeden cevap verdi. Gebremeskel X platformundan yaptığı açıklamada, ülkesinin Etiyopya tarafından yürütülen “haksız bir saldırganlık savaşıyla” karşı karşıya olduğunu belirtti. Eritre yönetimi, Etiyopya’nın suçlamalarının büyük bölümünü reddediyor.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة