Cezayir Parlamentosu’ndaki ‘İslamcı kanat’ hükümeti devirmek için çalışıyor

İslamcı kanattaki milletvekilleri hükümetin kamu işlerini yönetmedeki başarısızlığını ve yaşam koşullarının kötüleşmesini gerekçe gösteriyor.

Cezayir Başbakanı Abdurrahman dün parlamentoda konuşma yaptı.
Cezayir Başbakanı Abdurrahman dün parlamentoda konuşma yaptı.
TT

Cezayir Parlamentosu’ndaki ‘İslamcı kanat’ hükümeti devirmek için çalışıyor

Cezayir Başbakanı Abdurrahman dün parlamentoda konuşma yaptı.
Cezayir Başbakanı Abdurrahman dün parlamentoda konuşma yaptı.

Cezayir Parlamentosu’ndaki İslamcı blok dün, başarısız kamu işleri yönetimi ve kötüleşen yaşam koşullarını gerekçe göstererek Başbakan Eymen bin Abdurrahman ve hükümetine karşı gensoru oylamasına imkan tanıyan anayasal prosedürlerin etkinleştirildiğini duyurdu.
Barış Hareketi Derneği üyesi milletvekili Abdulvahab Yakub dün Abdurrahman'ın ‘kamu politikası bildirisini’ milletvekillerine sunmasından saatler önce, Facebook üzerinden yaptığı duyuruda partideki diğer milletvekillerinin hükümete karşı bir gensoru önergesi sunacaklarını bildirdi. Yakub açıklamasında u ifadeleri kullandı:
"Bu, bir grup milletvekilinin hükümetin görevlerini yerine getirmediğini değerlendirmesi durumunda, hükümetin çalışmalarını denetlemek için önerge sunma hakkını veren anayasanın 161’inci maddesinin etkinleştirilmesiyle gerçekleşecek. Ciddi, objektif bir değerlendirmeden sonra hükümetin başarısız olduğu, halkın isteklerini karşılayamadığı ve ülkenin karşı karşıya olduğu zorlukları aşamadığı için yönetimden gitmesi gerektiği sonucuna vardık".
Milletvekili ayrıca Başbakan Eymen bin Abdurahman'ın Ulusal Halk Meclisi'ne sunacağı genel politika açıklamasının bir sonuç değil, daha çok bir dizi vaat ve temenni olduğunu vurguladı. Buna örnek olarak Cezayirlilerin günlük yaşamlarında en basit kamu hizmetlerini ve insana yakışır yaşam koşullarını beklemeye devam etmesini ve bu isteklerin karşılanması gerektiğini gösterdi.
Yakub sözlerine şöyle devam etti:
“Bütün milletvekillerine delilleri sunacağız ve hükümetin çalışmasından memnun olmadığımızı yüksek sesle duyuracağız. Çünkü gerçeğin açıklığa kavuşturulmaya ihtiyacı yok. Özellikle başta kırılgan gruplar olmak üzere tüm vatandaşlar zor yaşam koşulları, düşük satın alma gücü ve özellikle temel malzemelerde artan fahiş fiyatlardan muzdarip. Çeşitli kamu dairelerinde ve sağlık hizmetlerinde sıklıkla yetersiz hizmetler veriliyor. Her gün çeşitli yasakların, bürokratik prosedürlerin ve sorunlarının çözülmesinde gecikmeler yaşanıyor, pazarlarda hayali fiyatlara ulaşan araç temin edememe sorunu vatandaşları zora sokuyor.”
Diğer yandan Adalet ve Kalkınma Cephesi’nden iki milletvekili ve Şeyh Abdullah Caballah'ın da sürece katılması dikkat çekerken, hükümetin çalışmalarına ilişkin tartışmanın dün başladığı ve perşembe gününe kadar devam edeceği bildirildi. Şarku’l Avat’ın edindiği bilgilere göre anayasanın 161’inci maddesinde, ilk meclisin politika beyanının görüşülmesi sırasında hükümetin sorumluluğuna odaklanan gensoru önergesi ile sorgulama sonrasında oy verileceği ve önergenin en az yedi milletvekili tarafından imzalanmadığı sürece kabul edilmeyeceği hükme bağlanmış durumda. Buna göre 162’inci madde gensoru önergesinin milletvekillerinin üçte iki çoğunluğuyla onaylandığını belirtirken gensoru önergesinin verildiği tarihten itibaren üç gün geçmeden oylama yapılamayacağını vurguluyor. Aynı maddeye göre konsey gensoru önergesini onaylarsa, başbakan hükümetin istifasını cumhurbaşkanına sunmak durumunda.
Parlamentodaki otoriteye sadık büyük bloğa kıyasla sayılarının azlığı göz önüne alındığında İslamcı kanadın başarı şansının az olduğu gözüküyor. Zira 407 milletvekilinden 65'inin Barış Cemiyeti’nden, ikisinin de Adalet bloğundan olduğu biliniyor. Büyük çoğunluğu oluşturan grup ise Ulusal Kurtuluş Cephesi, Ulusal Demokratik Yürüyüş Partisi, ulusalcı Gelecek Cephesi Partisi ve İslami kanattan olan El-Bina Hareketi’nden oluşuyor.
Başbakan Abdurrahman, hükümetinin Eylül 2021 - Ağustos 2022 arasındaki dönem içi çalışmasının sonucunu sunarken ayda 30 bin dinarı aşmayan ücret alan kişilerin gelir vergisinden muaf tutulduğunu ve 2,6 milyonu emekli olmak üzere 5 milyon kişinin bu uygulamadan yararlandığını bildirdi. Abdurrahman, hükümetin 2022 bütçe kanunu kapsamında toplam gelir üzerinden alınan vergi oranını düşürdüğünü ve kendisine göre bunun 9 milyondan fazla kişiyi etkilediğini vurguladı.
Başbakana göre ‘koşullara ve zorluklara rağmen Cezayir, koronavirüs salgınının yansımaları nedeniyle 2020'de yaşadığı düşüşün ardından 2021'de ekonomik canlılığını yeniden kazandı.’ Başbakan Abdurrahman açıklamasında ayrıca ‘yüzde 4,7'lik bir ekonomik büyüme elde edildiği ve tüketici fiyat endeksinin 2020 sonunda +2,4'e kıyasla 2021 sonunda +7,8'e ulaştığı’ bilgisini paylaştı.



Güvenlik güçleri, Esed rejiminin kalıntılarından bir lideri etkisiz hale getirdi

Suriye İçişleri Bakanlığı'nın Cebel kırsalındaki "Saraya el-Cevad"ı hedef alan çifte güvenlik operasyonunun havadan görüntüsü.
Suriye İçişleri Bakanlığı'nın Cebel kırsalındaki "Saraya el-Cevad"ı hedef alan çifte güvenlik operasyonunun havadan görüntüsü.
TT

Güvenlik güçleri, Esed rejiminin kalıntılarından bir lideri etkisiz hale getirdi

Suriye İçişleri Bakanlığı'nın Cebel kırsalındaki "Saraya el-Cevad"ı hedef alan çifte güvenlik operasyonunun havadan görüntüsü.
Suriye İçişleri Bakanlığı'nın Cebel kırsalındaki "Saraya el-Cevad"ı hedef alan çifte güvenlik operasyonunun havadan görüntüsü.

Suriye güvenlik güçleri dün, Suriye kıyısındaki Lazkiye Valiliği'ne bağlı Cebel kırsalında, Beşşar Esed rejiminin kalıntılarından biri olarak kabul edilen "Saraya el-Cevad" milislerinin karargahını hedef alan çifte operasyon düzenledi. Operasyonda milis lideri Beşşar Abdullah Ebu Rukayye ve iki komutanı öldürüldü, 6 milis ise yakalandı.

Operasyonlar, DEAŞ'ın Suriye'nin doğusunda devriyelere, güvenlik güçlerine ve ordu mensuplarına yönelik saldırılarını artırmasıyla eş zamanlı olarak geldi; bu saldırılar arasında dün Deyrizor'da bir Suriye askerinin öldürülmesi de yer alıyordu. Grup, sivilleri askeri ve güvenlik karargahlarından uzak durmaları konusunda uyardı.

Araştırmacı Abbas Şerif, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, rejimin kalıntıları ile DEAŞ arasında ülkeyi istikrarsızlaştırmak ve güvenlik ortamını yeniden şekillendirmek konusunda karşılıklı bir çıkar olduğunu söyledi. İslamcı gruplar konusunda uzmanlaşmış araştırmacı Urabi Urabi de DEAŞ'ın son aşamalarında olduğu ve defalarca dağıtıldığı için tutarlı bir liderlik yapısını yeniden kuramadığı değerlendirmesinde bulundu.


DEAŞ Suriye'de 4 güvenlik görevlisini öldürdü

Suriye yetkililerine bağlı bir güç, Rakka vilayetinde, 24 Ocak 2026 (AP)
Suriye yetkililerine bağlı bir güç, Rakka vilayetinde, 24 Ocak 2026 (AP)
TT

DEAŞ Suriye'de 4 güvenlik görevlisini öldürdü

Suriye yetkililerine bağlı bir güç, Rakka vilayetinde, 24 Ocak 2026 (AP)
Suriye yetkililerine bağlı bir güç, Rakka vilayetinde, 24 Ocak 2026 (AP)

Suriye Arap Haber Ajansı (SANA), DEAŞ militanlarının pazartesi günü kuzey Suriye'de hükümet güvenlik güçlerinin dört üyesini öldürdüğünü ve bunun Beşşar Esed'in devrilmesinden bu yana hükümet güçlerine yönelik en ölümcül saldırı olduğunu bildirdi.

Rakka'nın batısındaki bir kontrol noktasına yapılan saldırı, militan grubun Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara hükümetine yönelik saldırılarında bir tırmanışa işaret ediyor. Bu saldırı, grubun hükümete karşı "yeni bir operasyon aşaması" başlattığını duyurmasından iki gün sonra gerçekleşti.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre grup dün Rakka'da Suriye hükümet güçlerine mensup çok sayıda askerin öldürüldüğünü ve yaralandığını iddia etti. Cumartesi günü ise Suriye'nin kuzey ve doğusunda ordu personeline yönelik iki saldırının sorumluluğunu üstlenmiş ve bu saldırılarda bir asker ve bir sivil hayatını kaybetmişti.

SANA, güvenlik güçlerinin pazartesi günü bir saldırıyı engellediğini ve militanlardan birini öldürdüğünü bildirdi. Güvenlik kaynaklarına atıfta bulunan ajans, saldırıyı DEAŞ'ın gerçekleştirdiğini belirtti. Grup dün ayrıca, Suriye'nin doğusundaki Deyrizor vilayetine bağlı Meyadin şehrinde bir ordu karargahına düzenlenen ve bir askerin öldürüldüğü ayrı bir saldırının sorumluluğunu da üstlendi.

Grup, birkaç gün önce aynı şehirde yine saldırı gerçekleştirmişti.

Suriye hükümeti geçen yıl ABD liderliğindeki DEAŞ karşıtı uluslararası koalisyona katıldı. Ocak ayında hükümet güçleri, Kürt liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri'nden (SDG) Rakka'yı ve Suriye'nin kuzey ve doğusundaki çevre bölgelerin büyük bir bölümünü ele geçirdi.

Bu arada, üç Suriyeli askeri ve güvenlik kaynağı, ABD güçlerinin dün ülkenin kuzeydoğusundaki en büyük askeri üssünden çekilmeye başladığını, bunun da on yıl önce DEAŞ ile mücadele etmek için Suriye'ye konuşlandırılan ABD güçlerinin daha geniş geri çekilmesinin bir parçası olduğunu söyledi.


Beyaz Saray, el-Maliki'nin adaylığını reddettiğini yineledi

Sudani ve Barak, dün Bağdat'ta ABD'li petrol devi Chevron ile ön anlaşmaların imzalanmasına katıldı (Reuters)
Sudani ve Barak, dün Bağdat'ta ABD'li petrol devi Chevron ile ön anlaşmaların imzalanmasına katıldı (Reuters)
TT

Beyaz Saray, el-Maliki'nin adaylığını reddettiğini yineledi

Sudani ve Barak, dün Bağdat'ta ABD'li petrol devi Chevron ile ön anlaşmaların imzalanmasına katıldı (Reuters)
Sudani ve Barak, dün Bağdat'ta ABD'li petrol devi Chevron ile ön anlaşmaların imzalanmasına katıldı (Reuters)

Irak'taki Şii "koordinasyon çerçevesinin" Nuri el-Maliki'nin yerine yeni bir başbakan ataması için ABD'nin son bir süre belirlediği yönündeki haberlerin ortasında, Beyaz Saray'dan üst düzey bir yetkili, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, Washington'un eski Irak başbakanının adaylığını reddettiğini yineledi.

Üst düzey ABD yetkilisi şunları söyledi: "İran'ın kontrolündeki bir hükümet Irak'ın çıkarlarını önceliklendiremez, Irak'ı bölgesel çatışmalardan uzak tutamaz ve Amerika Birleşik Devletleri ile Irak arasında karşılıklı yarar sağlayan bir ortaklığı geliştiremez."

Amerikan direnişi, ABD Başkanı Donald Trump'ın yaptırım uygulama ve yardımları kesme tehditleriyle doruk noktasına ulaştı; zira Washington'un yaptırımlar, Irak'ın Federal Rezerv Bankası'ndaki petrol ihracat gelirlerinin dondurulması ve Irak'ın ABD doları rezervlerine erişiminin kısıtlanması gibi birçok baskı taktiği olduğu biliniyor.