Suriye: Rejim ve Hizbullah mensuplarına suikastlar arttı

Dera’da Esed güçlerine yeni bir suikast eylemi düzelendi

İsrail askerleri, 21 Eylül’de Suriye sınırındaki Golan Tepeleri’nde yürüttüğü manevralar sırasında (AFP)
İsrail askerleri, 21 Eylül’de Suriye sınırındaki Golan Tepeleri’nde yürüttüğü manevralar sırasında (AFP)
TT

Suriye: Rejim ve Hizbullah mensuplarına suikastlar arttı

İsrail askerleri, 21 Eylül’de Suriye sınırındaki Golan Tepeleri’nde yürüttüğü manevralar sırasında (AFP)
İsrail askerleri, 21 Eylül’de Suriye sınırındaki Golan Tepeleri’nde yürüttüğü manevralar sırasında (AFP)

Suriye’nin Golan bölgesinde yer alan Kuneytra kentinde Hizbullah ile iş birliği yapanlara yönelik saldırılar artıyor.
Son günlerde Esed rejimine mensup sivil bürokratların ve subayların ve hatta Lübnan Hizbullah’ı ile bağlantılı olduğundan şüphelenilen kişilerin hedef alındığı saldırılar, ülkenin güneybatısında Golan’ın Suriye kontrolündeki kesiminde yer alan Kuneytra kentinde ve komşu Dera vilayetinde sürüyor.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), 3 Ekim’de Dera vilayetinde yeni bir suikast saldırısına ilişkin bir rapor yayınladı. Dera kırsalındaki İbta kasabasınsa bulunan er-Ravda Camii yakınında, motosikletli kimliği belirsiz silahlıların otomatik silahlarla rejim güçlerine mensup bir kişiyi hedef alarak öldürdüğüne dikkat çekti. Şarku’l Avat’ın SOHR’den aktardığı bilgilere göre geçen Ocak ayının başından bu yana Dera’da 411 saldırı gerçekleştiğini ve 347 kişinin öldürüldü. Ölenler arasında 4’ü kadın, 6’sı çocuk 166 sivil, 142 rejime bağlı asker veya güvenlik güçleriyle iş birliği yapan unsur, 23 yerleşim sürecinde faaliyet gösteren ve daha sonra herhangi bir askeri teşkilata katılmayan eski savaşçı, 4 eski DEAŞ militanı, 8 kimliği belirsiz kişi, 4 Beşinci Kolordu mensubu ve Rus yanlısı militan olduğu aktarıldı. SOHR ayrıca, yayınladığı bir raporda kimliği belirsiz kişiler tarafından yerleştirilen bir patlayıcının, Rus ve rejim güçlerinin ortak devriyesinin Dera’nın doğu kırsalındaki Alma ve es-Sura kasabalarından geçişi sırasında infilak ettiğini ve patlamanın maddi hasara yol açtığını vurguladı.
Kuneytra vilayetinden hakkında bilgi alınan suikastlar, genellikle Hizbullah ile iş birliği yapmakla suçlanan kişilere yönelik. Rusya’nın bölge ülkelerine sağladığı garantilerin, İran ve Lübnan tarafının Suriye’nin güney bölgesinden çıkmalarını şart koştuğu biliniyor.
Geçen cumartesi günü Kuneytra kırsalındaki Han Arnabeh şehrinde kimliği belirsiz kişilerin, Askeri Güvenlik Teşkilatı’nın Sasa şubesine ait ve içerisinde Suriye rejimine mensup bir subayı taşıyan askeri aracı hedef aldığı bildirildi. Saldırının, Suriye güvenlik güçleri arasında can kayıplarına neden olduğu belirtildi. Eylemciler, hedef alınan aracın, Kuneytire kırsalındaki Han Arnabeh ve Cabah arasındaki yolda hedef alınan bir devriyeyi desteklemek için görevde olduğunu açıkladı. Devriyede, el-Baas Şehir Köprüsü’ndeki askeri birlik yetkilisi ve Hizbullah ile iş birliği yapmakla suçlanan ‘Zülfikar’ isimli bir subayın bulunduğu da aktarıldı. Aynı şekilde Kuneytire’de Um Batnah kasabasında yerleşim süreci gruplarının yerel liderlerinden Muhammed es-Saad, geçen cuma gecesi bir suikast girişiminden sağ kurtuldu. Saad, rejimin 2018’deki ‘yerleşim anlaşmasına’ dayalı olarak geri aldığı bölgede Hizbullah milisleriyle iş birliği yapmakla suçlanıyor.
Muhalif Suriye Müzakere Komitesi üyesi Dr. İbrahim el-Cabbari, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Hizbullah, Golan sınırındaki varlığıyla birkaç nedenden dolayı çok ilgileniyor. İlk olarak, halk desteği için direnişe bağlı kalma oyununun devamlılığı, İsrail’i ‘bölgedeki İran varlığını kabulü ve bölgenin demografisini değiştirmesi’ konusunda utandırmak” dedi. İran ve vekillerinin Kuneytra’daki varlığının, kamuoyundan gizlenmediğini söyleyen Cabbari, aksine unsurların ‘rejimin askeri bölgeleri ve rejim unsurlarının kıyafetlerini giyen Hizbullah üyeleri kullanılarak’ Suriye rejim güçleriyle birleştiğini belirtti. Dr. İbrahim el-Cabbari ayrıca, bu unsur ve üyelere rejim güçleri tarafından sağlanan askeri kimliklerin de verildiğini ve Rusya ve İsrail’in bunu çok iyi bildiğini vurguladı. Cabbari ayrıca, “Hizbullah ve İran, İsrail işgalindeki Golan sınırına sadece birkaç metre uzaklıkta. İsrail de zaman zaman yaptığı manevralara ve Suriye içinde sınıra yakın hedefleri vuracağını açıklamasına rağmen bunu çok iyi biliyor” ifadelerini kullandı.
Dr. Cabbari, “2018 yılında İran’ı güney bölgesinden uzak tutmak için sunulan çözüm ve garantiler, kâğıt üzerinde mürekkepten başka bir şey değildir. Rusya, bu garantilere uymadı” dedi. Dr. İbrahim el-Cabbari, 2018 yılındaki yerleşim anlaşmasının ardından İranlı milislerin, kötüleşen yaşam ve ekonomik koşullardan yararlanarak, bölgeden veya Suriye rejim güçlerinden insanları toplamak için operasyonlar düzenlediğini ve taraftar çekmek için cazip teklifler sunduğunu dile getirdi. Ancak yerleşim anlaşmasının, hafif silahları dışarı göç etmeyi kabul etmeyen ‘bölge devrimcilerinin’ eline bıraktığını vurguladı. Cabbari ayrıca, devrimcilerin rejime, Hizbullah milislerine ve İran’a karşı olduklarına, Suriye hükümet güçlerinin ve işbirlikçilerinin yerleşim anlaşmasına tabi kasaba ve köylere baskı yapma ve sakinlerini taciz etme girişimlerine karşı durduklarına dikkat çekti.
Kuneytra’daki yerel kaynaklar, İsrail uçaklarının vilayetteki yerleşim anlaşmasına tabi bölgelere sürekli olarak ‘Suriye ordusuna ve Lübnan Hizbullah’ı milisleriyle işbirliği yapanlara karşı uyarı mesajları içeren’ broşürler bıraktığını açıkladı. Son uyarı, 24 Şubat’ta İsrail füzelerinin Kuneytire’deki yerleri, özellikle de 90. Tugay gözlem noktalarını ve Finans Müdürlüğü binasını bombalamasının ardından yapıldı. İsrail, sürekli olarak Kuneytra vilayetinde Hizbullah’la işbirliği içerisinde olduğunu iddia ettiği kişileri hedef alıyor.
Geçen yılın ortalarında bir İsrail tankı, işgal altındaki Golan sınırına yakın Kuneytra’daki el-Hamidiye köyünün çevresini hedef alarak 2 kişiyi yaraladı. İsrail medya organları, o dönemde en az birinin Hizbullah için sınırlarda keşif çalışması yürüttüğünü duyurdu.
12 Ağustos 2022 tarihinde Kuneytra kırsalındaki Cabah ve Um Batnah kasabaları arasında, Suriye rejimine ve Hizbullah’a bağlı askeri bir noktaya kimliği belirsiz kişilerce düzenlenen saldırıda 1 lider hayatını kaybetti, beraberindeki 1 üye de yaralandı. Aynı şekilde İsrail’e ait bir insansız hava aracı, 17 Temmuz’da Kuneytra’nın kuzey kırsalındaki Hadar kasabasından bir kişiyi hedef aldı. Söz konusu kişinin, muhalif eylemciler tarafından bölgede İranlı milislere ve Hizbullah’a yakın isimlerden biri olduğuna dair bilgiler yayılıyor.



Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
TT

Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi

Irak İçişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Irak'ın Suriyeli mültecilere sınırlarını açtığı ve 350 bin mülteciyi kabul edeceği yönündeki haberleri yalanladı.

Irak İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasında, "Bu haberleri kesinlikle yalanlıyoruz, ancak bilgi aktarımında doğruluğa ve haberlerin yalnızca resmi kaynaklardan alınmasına, kötü niyetli söylentilerden kaçınılması gerektiğini uyarıyoruz" denildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'dan aktardığına göre bakanlık açıklamasında ayrıca, "blog yazarlarının yanlış bilgi yaymaktan kaçınmaları ve yetkili kurumların resmi web sitelerini takip etmenin önemini" vurguladı.


Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
TT

Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)

Irak’ta Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki’nin üçüncü kez başbakanlık koltuğuna oturma ihtimali, artan Amerikan baskısı ve Koordinasyon Çerçevesi içindeki derinleşen bölünmeler nedeniyle giderek zayıflıyor. Buna karşılık Kürt tarafı, cumhurbaşkanlığı makamının akıbetinin, bir sonraki başbakanın ismi netleşmeden karara bağlanamayacağı görüşünde.

Koordinasyon Çerçevesi’nden üst düzey bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nuri el-Maliki’nin üçüncü dönem şansı ciddi biçimde geriliyor” dedi. Kaynağa göre Maliki’nin adaylıkta ısrarı, “fiilen yeniden başbakan olmak istemesinden ziyade, Muhammed Şiya es-Sudani’nin bu makama gelmesini engelleme” amacını taşıyor.

İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak, Sudani’nin daha önce Maliki lehine geri adım attığını, bunun karşılığında ise Maliki’nin hükümet kuramaması hâlinde kendisini destekleyeceği yönünde bir taahhütte bulunduğunu, Maliki’nin bugün bu durumu siyasi bir koz olarak kullanmaya çalıştığını belirtti. Kaynak, Kanun Devleti Koalisyonu liderinin, kazanamasa bile “alternatif adayın belirlenmesinde etkili bir söz sahibi olmak” istediğini vurguladı.

cfgthy
Bağdat’ta ABD Büyükelçiliği yakınında Maliki’ye destek amacıyla düzenlenen gösteride, Maliki taraftarları (DPA)

Aynı kaynak, Maliki’nin adaylığına karşı olduğu yönündeki Amerikan mesajlarının, resmi adaylık açıklamasından önce bile Koordinasyon Çerçevesi içindeki herkes tarafından bilindiğini ifade etti.

Maliki, televizyon röportajında, Sudani’nin destek karşılığında kendisinden herhangi bir güvence talep etmediğini savunarak, başbakanlıktan çekilme kararının Sudani’ye ait olduğunu ve bunun kendisini şaşırttığını söyledi.

Koordinasyon Çerçevesi’nin Kürdistan çıkarması

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak, Muhammed Şiya es-Sudani başkanlığında ve Bedir Örgütü lideri Hadi el-Amiri ile El-Esas İttifakı Başkanı Muhsin el-Mandalavi’nin de yer aldığı Koordinasyon Çerçevesi heyetinin Erbil ve Süleymaniye’ye yaptığı ziyaret, cumhurbaşkanlığı dosyasında Kürt tutumunu yumuşatmayı başaramadı.

Siyasi kaynaklara göre heyet, cumhurbaşkanlığıyla ilgili tek bir krizi çözmek için gitti, ancak Kürt bakış açısıyla birbirine bağlı iki krizle — cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık — geri döndü. Kürtler , “Şii siyasi liderliğin başbakanlık makamını fiilen belirlediği” kanaatine varmış durumda.

Kaynaklar, Erbil ve Süleymaniye’de Kürt tarafının tek bir tutum ortaya koyduğunu; bunun da, özellikle ABD baskısının arttığı bir ortamda, başbakanın ismi netleşmeden cumhurbaşkanlığı meselesinin karara bağlanamayacağı yönünde olduğunu aktardı. Bu baskılar, ABD Başkanı Donald Trump’ın Maliki’nin başbakan olarak atanmasının sonuçlarına dair uyarı içeren paylaşımının ardından daha da belirginleşti.

Kürt partiler, ABD ile doğrudan bir cepheleşmenin ön safında yer almaktan endişe ediyor. Bu kaygılar, yeni ABD özel temsilcisinin Bağdat’ı ziyaret ederek geçici hükümet başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile görüşmesi ve Trump’ın paylaşımından bir gün sonra Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani ile telefon görüşmesi yapmasıyla daha da arttı.

İki günlük süre ve Kürt belirsizliği

Heyetin Bağdat’a dönüşünün ardından Koordinasyon Çerçevesi, Kürtlere cumhurbaşkanı adayları konusunda tutumlarını netleştirmeleri için iki günlük ek süre tanıma kararı aldı. Aksi hâlde “parlamenter çoğunluk” seçeneğine gidilebileceği, bunun da Kürt partilerden birinin bu makamı kaybetmesine yol açabileceği belirtiliyor.

Buna karşılık Kürt siyasi ve medya söylemi giderek daha muğlak bir hâl aldı. Kürdistan Demokrat Partisi ile Kürdistan Yurtseverler Birliği, cumhurbaşkanlığı makamının “sabit bir Kürt hakkı” olduğu görüşünde ısrar ediyor.

Irak Meclisi İkinci Başkan Yardımcısı ve Kürdistan Demokrat Partisi yöneticilerinden Ferhad Etruşi, partisinde cumhurbaşkanlığı konusunda herhangi bir görüş ayrılığı olduğu iddialarını reddederek, medyada yer alan haberleri “gerçeklikten uzak” olarak niteledi. Etruşi, Kürdistan liderliği ve Mesud Barzani’den çıkacak her karara bağlı kalacaklarını ve bunun kamu yararına hizmet edeceğini vurguladı.

Maliki, Koordinasyon Çerçevesi’ni zorluyor

Siyasi kulislerde, Maliki’nin son televizyon açıklamalarının Koordinasyon Çerçevesi içinde dengeleri yeniden sarstığı ve “çelişkili ve dağınık” bir tablo yarattığı belirtiliyor. Bazı çerçeve bileşenleri Trump’ın paylaşımını küçümsemeye ve bunun “satın alınmış” ya da “Irak içinden yazılmış” olabileceğini öne sürmeye çalışsa da, çerçeve içindeki kaynaklara göre asıl zarar, dış baskılardan ziyade Maliki’nin kendi açıklamalarından kaynaklandı.

sdfvgthy
Nuri el-Maliki (Reuters)

Dikkat çekici bir gelişme olarak Bloomberg, Washington’un Maliki’nin başbakan olması hâlinde, İran’a yakınlığı gerekçesiyle Irak’ın petrol ihracat gelirlerine erişimini kısıtlayabileceği uyarısını Iraklı yetkililere ilettiğini bildirdi. Bu uyarının, geçen hafta Türkiye’de Irak Merkez Bankası Başkanı Ali el-Allak ile üst düzey Amerikalı yetkililer arasında yapılan bir toplantıda iletildiği, bunun Trump’ın “Iraklı siyasetçiler Maliki’yi seçemez” ifadeleriyle eş zamanlı olduğu aktarıldı.

Buna karşılık İran’a yakın kaynaklar, Tahran’ın Irak’taki müttefiklerine Trump’ın baskılarına direnme çağrısı yaptığını, İran lideri Ali Hamaney’in geçen ay Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’yi Bağdat’a Maliki’nin adaylığı dolayısıyla bir tebrik mesajıyla gönderdiğini ve bunun Washington’da rahatsızlık yarattığını belirtti.

“Şartlı olarak çekilmeye hazırım”

Maliki ise televizyon röportajında, Koordinasyon Çerçevesi’nin çoğunluğunun talep etmesi hâlinde adaylıktan çekilmeye hazır olduğunu söyledi ve adaylığının Irak’a Amerikan yaptırımları getireceği iddiasını reddetti. Adaylığın “tamamen Irak’a ait bir mesele” olduğunu savunan Maliki, ABD Başkanı’nın iç ve dış aktörler tarafından “yanıltıldığını” ileri sürdü; söz konusu paylaşımın “muhtemelen Irak içinden yazıldığını” iddia etti.

Siyasi tıkanıklığın sürmesiyle birlikte, Irak’ta başbakanlık mücadelesinin, dış baskılar ile iç hesapların kesiştiği bir zeminde daha da karmaşık hâle gelmesi bekleniyor. Özellikle Şii siyasi blok içindeki uzlaşma ihtimalinin zayıflaması, süreci daha da belirsiz kılıyor.


İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
TT

İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.

Refah sınır kapısından geçiş yapacak hastalar ve yaralılar için yapılan geçiş düzenlemeleri iptal edildi

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze: “Al-Sharq Al-Awsat”

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.