Suriye: Rejim ve Hizbullah mensuplarına suikastlar arttı

Dera’da Esed güçlerine yeni bir suikast eylemi düzelendi

İsrail askerleri, 21 Eylül’de Suriye sınırındaki Golan Tepeleri’nde yürüttüğü manevralar sırasında (AFP)
İsrail askerleri, 21 Eylül’de Suriye sınırındaki Golan Tepeleri’nde yürüttüğü manevralar sırasında (AFP)
TT

Suriye: Rejim ve Hizbullah mensuplarına suikastlar arttı

İsrail askerleri, 21 Eylül’de Suriye sınırındaki Golan Tepeleri’nde yürüttüğü manevralar sırasında (AFP)
İsrail askerleri, 21 Eylül’de Suriye sınırındaki Golan Tepeleri’nde yürüttüğü manevralar sırasında (AFP)

Suriye’nin Golan bölgesinde yer alan Kuneytra kentinde Hizbullah ile iş birliği yapanlara yönelik saldırılar artıyor.
Son günlerde Esed rejimine mensup sivil bürokratların ve subayların ve hatta Lübnan Hizbullah’ı ile bağlantılı olduğundan şüphelenilen kişilerin hedef alındığı saldırılar, ülkenin güneybatısında Golan’ın Suriye kontrolündeki kesiminde yer alan Kuneytra kentinde ve komşu Dera vilayetinde sürüyor.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), 3 Ekim’de Dera vilayetinde yeni bir suikast saldırısına ilişkin bir rapor yayınladı. Dera kırsalındaki İbta kasabasınsa bulunan er-Ravda Camii yakınında, motosikletli kimliği belirsiz silahlıların otomatik silahlarla rejim güçlerine mensup bir kişiyi hedef alarak öldürdüğüne dikkat çekti. Şarku’l Avat’ın SOHR’den aktardığı bilgilere göre geçen Ocak ayının başından bu yana Dera’da 411 saldırı gerçekleştiğini ve 347 kişinin öldürüldü. Ölenler arasında 4’ü kadın, 6’sı çocuk 166 sivil, 142 rejime bağlı asker veya güvenlik güçleriyle iş birliği yapan unsur, 23 yerleşim sürecinde faaliyet gösteren ve daha sonra herhangi bir askeri teşkilata katılmayan eski savaşçı, 4 eski DEAŞ militanı, 8 kimliği belirsiz kişi, 4 Beşinci Kolordu mensubu ve Rus yanlısı militan olduğu aktarıldı. SOHR ayrıca, yayınladığı bir raporda kimliği belirsiz kişiler tarafından yerleştirilen bir patlayıcının, Rus ve rejim güçlerinin ortak devriyesinin Dera’nın doğu kırsalındaki Alma ve es-Sura kasabalarından geçişi sırasında infilak ettiğini ve patlamanın maddi hasara yol açtığını vurguladı.
Kuneytra vilayetinden hakkında bilgi alınan suikastlar, genellikle Hizbullah ile iş birliği yapmakla suçlanan kişilere yönelik. Rusya’nın bölge ülkelerine sağladığı garantilerin, İran ve Lübnan tarafının Suriye’nin güney bölgesinden çıkmalarını şart koştuğu biliniyor.
Geçen cumartesi günü Kuneytra kırsalındaki Han Arnabeh şehrinde kimliği belirsiz kişilerin, Askeri Güvenlik Teşkilatı’nın Sasa şubesine ait ve içerisinde Suriye rejimine mensup bir subayı taşıyan askeri aracı hedef aldığı bildirildi. Saldırının, Suriye güvenlik güçleri arasında can kayıplarına neden olduğu belirtildi. Eylemciler, hedef alınan aracın, Kuneytire kırsalındaki Han Arnabeh ve Cabah arasındaki yolda hedef alınan bir devriyeyi desteklemek için görevde olduğunu açıkladı. Devriyede, el-Baas Şehir Köprüsü’ndeki askeri birlik yetkilisi ve Hizbullah ile iş birliği yapmakla suçlanan ‘Zülfikar’ isimli bir subayın bulunduğu da aktarıldı. Aynı şekilde Kuneytire’de Um Batnah kasabasında yerleşim süreci gruplarının yerel liderlerinden Muhammed es-Saad, geçen cuma gecesi bir suikast girişiminden sağ kurtuldu. Saad, rejimin 2018’deki ‘yerleşim anlaşmasına’ dayalı olarak geri aldığı bölgede Hizbullah milisleriyle iş birliği yapmakla suçlanıyor.
Muhalif Suriye Müzakere Komitesi üyesi Dr. İbrahim el-Cabbari, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Hizbullah, Golan sınırındaki varlığıyla birkaç nedenden dolayı çok ilgileniyor. İlk olarak, halk desteği için direnişe bağlı kalma oyununun devamlılığı, İsrail’i ‘bölgedeki İran varlığını kabulü ve bölgenin demografisini değiştirmesi’ konusunda utandırmak” dedi. İran ve vekillerinin Kuneytra’daki varlığının, kamuoyundan gizlenmediğini söyleyen Cabbari, aksine unsurların ‘rejimin askeri bölgeleri ve rejim unsurlarının kıyafetlerini giyen Hizbullah üyeleri kullanılarak’ Suriye rejim güçleriyle birleştiğini belirtti. Dr. İbrahim el-Cabbari ayrıca, bu unsur ve üyelere rejim güçleri tarafından sağlanan askeri kimliklerin de verildiğini ve Rusya ve İsrail’in bunu çok iyi bildiğini vurguladı. Cabbari ayrıca, “Hizbullah ve İran, İsrail işgalindeki Golan sınırına sadece birkaç metre uzaklıkta. İsrail de zaman zaman yaptığı manevralara ve Suriye içinde sınıra yakın hedefleri vuracağını açıklamasına rağmen bunu çok iyi biliyor” ifadelerini kullandı.
Dr. Cabbari, “2018 yılında İran’ı güney bölgesinden uzak tutmak için sunulan çözüm ve garantiler, kâğıt üzerinde mürekkepten başka bir şey değildir. Rusya, bu garantilere uymadı” dedi. Dr. İbrahim el-Cabbari, 2018 yılındaki yerleşim anlaşmasının ardından İranlı milislerin, kötüleşen yaşam ve ekonomik koşullardan yararlanarak, bölgeden veya Suriye rejim güçlerinden insanları toplamak için operasyonlar düzenlediğini ve taraftar çekmek için cazip teklifler sunduğunu dile getirdi. Ancak yerleşim anlaşmasının, hafif silahları dışarı göç etmeyi kabul etmeyen ‘bölge devrimcilerinin’ eline bıraktığını vurguladı. Cabbari ayrıca, devrimcilerin rejime, Hizbullah milislerine ve İran’a karşı olduklarına, Suriye hükümet güçlerinin ve işbirlikçilerinin yerleşim anlaşmasına tabi kasaba ve köylere baskı yapma ve sakinlerini taciz etme girişimlerine karşı durduklarına dikkat çekti.
Kuneytra’daki yerel kaynaklar, İsrail uçaklarının vilayetteki yerleşim anlaşmasına tabi bölgelere sürekli olarak ‘Suriye ordusuna ve Lübnan Hizbullah’ı milisleriyle işbirliği yapanlara karşı uyarı mesajları içeren’ broşürler bıraktığını açıkladı. Son uyarı, 24 Şubat’ta İsrail füzelerinin Kuneytire’deki yerleri, özellikle de 90. Tugay gözlem noktalarını ve Finans Müdürlüğü binasını bombalamasının ardından yapıldı. İsrail, sürekli olarak Kuneytra vilayetinde Hizbullah’la işbirliği içerisinde olduğunu iddia ettiği kişileri hedef alıyor.
Geçen yılın ortalarında bir İsrail tankı, işgal altındaki Golan sınırına yakın Kuneytra’daki el-Hamidiye köyünün çevresini hedef alarak 2 kişiyi yaraladı. İsrail medya organları, o dönemde en az birinin Hizbullah için sınırlarda keşif çalışması yürüttüğünü duyurdu.
12 Ağustos 2022 tarihinde Kuneytra kırsalındaki Cabah ve Um Batnah kasabaları arasında, Suriye rejimine ve Hizbullah’a bağlı askeri bir noktaya kimliği belirsiz kişilerce düzenlenen saldırıda 1 lider hayatını kaybetti, beraberindeki 1 üye de yaralandı. Aynı şekilde İsrail’e ait bir insansız hava aracı, 17 Temmuz’da Kuneytra’nın kuzey kırsalındaki Hadar kasabasından bir kişiyi hedef aldı. Söz konusu kişinin, muhalif eylemciler tarafından bölgede İranlı milislere ve Hizbullah’a yakın isimlerden biri olduğuna dair bilgiler yayılıyor.



Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.