Türkiye'nin 'süper markaları' açıklandı: Kişisel bakım ve temizlik ürünleri ilk sırada yer aldı

Superbrands Türkiye 2022 araştırmasında kişisel bakım ve temizlik ürünleri ilk sırada yer alırken, onu “digital dünya”, “otomotiv” ile “ev temizlik ve bakım ürünleri” izledi.

Türkiye'nin 'süper markaları' açıklandı: Kişisel bakım ve temizlik ürünleri ilk sırada yer aldı
TT

Türkiye'nin 'süper markaları' açıklandı: Kişisel bakım ve temizlik ürünleri ilk sırada yer aldı

Türkiye'nin 'süper markaları' açıklandı: Kişisel bakım ve temizlik ürünleri ilk sırada yer aldı

Superbrands tarafından Türkiye'de 2005 yılından bu yana düzenlenen ve bu yıl 7'ncisi tamamlanan "Süpermarkalar Türkiye 2022" araştırma sonuçları, Superbrands Türkiye temsilcileri Dilek Koç, Gürkan Kınacı, NielsenIQ Tüketici Araştırmaları Direktörü Nur Serenli'nin katıldığı toplantıda paylaşıldı.
Burada konuşan Superbrands Türkiye Temsilcisi Dilek Koç, 1993 yılından bu yana 98 ülkede yapılan Superbrands marka ölçümlendirme programının, Türkiye’de 17. yılını doldurduğunu ve bu yıl 7’nci organizasyonu gerçekleştirdiklerini söyledi.
Kovid-19 salgını nedeniyle ekonomik ve sosyal alanda oluşan değişime dikkati çeken Koç, tüketici davranışları üzerinde kalıcı etkiler oluşturan bu değişimlerin “yeni normal” olarak tanımlandığını aktardı.
Koç, markaların tüketici davranışlarındaki değişimlere uyum sağlamak ve rekabet üstünlüğü kazanabilmek için yeni stratejiler aradığı bu yeni süreçte yapılan “Superbrands Türkiye 2022” saha araştırma ve çalışmasının bu açıdan büyük önem taşıdığını vurguladı.
Superbrands Türkiye olarak, “Superbrands kriterlerine” göre 4 bin 200 marka arasından 1.248 markayı aday marka olarak belirlediklerini bildiren Koç, şöyle devam etti:
“Marka ile ilişkili sivil toplum kuruluşlarının konusunda uzman yöneticilerinden oluşan seçici kurul tarafından değerlendirilen bu markalardan ilk 300’ü NielsenIQ tarafından Mayıs 2022'de halk oylamasına sunuldu. NielsenIQ, 300 marka için İstanbul, Ankara, İzmir’de, kadın-erkek, 18-55 yaş ve tüm sosyo-ekonomik statü (SES) gruplarında yüz yüze 2006 görüşme gerçekleştirdi. Bütün çalışmalar sonucunda 141 marka, Superbrands barajını aşarak Türkiye’nin 'süpermarkalarından' biri olmaya hak kazandı.”
Koç, bu yıl bir önceki araştırmada 67,85 olan Türkiye puan barajının 73,75 puana çıkmasının sevindirici olduğunu, ancak barajı aşan marka sayısının 181’den 141 markaya indiğini bildirdi.
Halk oylamasına sunulan 36 kategoriden, 30’unun barajı aştığını aktaran Koç, ilk 10 sırada yer alan markalarda otomotiv, dijital dünya, bilgisayar/elektronik eşya, hava yolları/lojistik/taşımacılık, beyaz eşya/küçük ev aletleri kategorilerinin öne çıktığını belirtti.

İlk 10'daki tek Türk markası THY oldu
Dilek Koç, tanıtım toplantısının ardından AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu yıl 7'ncisini gerçekleştirdikleri Superbrands Türkiye araştırmasında ilk 10'a bakıldığında 1 Türk markasının yer aldığını belirterek, şunları kaydetti:
"Diğer 9 marka ise global markalardan oluşuyor. Türk markası ise Türkiye'nin global markası Türk Hava Yolları. Listedeki 141 markadan 4 kategoriden ağırlıklı olarak markaların yer aldığını görüyoruz. Bu sektörler, kişisel bakım ürünleri, ev temizlik ürünleri, otomotiv sektörü ve dijital dünya şeklinde sıralanıyor. 141 markanın 74 markası ise Türk menşeili markalardan oluşuyor. Bu yıl Türk markalarında bir artış söz konusu oldu. İlk 10'daki marka dağılımında 1 Türk markası yer alırken, 141 markanın tümüne baktığımızda yüzde 52,5 ile Türk menşeili markaların ağırlıklı olduğunu görüyoruz."
Dijital Dünya kategorisinde yer alan markalar içinde en yüksek oyu alanın WhatsApp olduğunu aktaran Koç, “Onu, YouTube ve Google izledi. Bu üç marka tüm dünyada da uzun zamandır Süpermarka değerini koruyor. Ayrıca dijital dünyada, iletişim ve eğlenceyle beraber perakende sektörünün de hızla büyüdüğü görülüyor. Bu sektörde, uluslararası alanda da kendini kanıtlayan Getir, ön sıralarda yerini aldı.” ifadelerini kullandı.
Önceki araştırmalara göre bu yılki araştırmada marka değişikliklerinde salgının etkisine dikkati çeken Koç, genç ve yaşlı kuşaklara kapsayan, dijitale yönelen markaların süper marka olma yolunda hızla ilerlediğini söyledi.

"Salgın tüketicinin marka algısını değiştirdi"
NielsenIQ Türkiye Tüketici Araştırmaları Direktörü Nur Serenli de salgın ile birlikte teknolojinin hiç olmadığı kadar hayata entegrasyonunun her geçen gün daha da arttığını belirterek, artık eğitimden sağlığa, alışverişten spora kadar her türlü aktiviteyi neredeyse teknolojiyi kullanarak yapıldığını ifade etti.
Çoğu tüketicinin evde kaldığı süreçte tek eğlencesinin yemek pişirmek, yemek yemek ve dijital dünyada zaman geçirmek olması nedeniyle beyaz eşya ve elektronik eşya ile ilişkisinin arttığına dikkati çeken Serenli, “Aynı zamanda, markaların da teknolojiye yaptıkları yatırımlar, gerek ürün ve hizmet kalitesinde gerekse iletişimlerinde açıkça görülüyor. Tüketici hayatında, yenilikçi teknolojilerin hızla değişime neden olduğu bu sektörlerde 11 marka Superbrands Türkiye 2022 listesinde yerini aldı.” şeklinde konuştu.

İlk 3 marka BMW, Mercedes-Benz ve Audi oldu
Verilen bilgiye göre, Kurukahveci Mehmet Efendi, 17 yıldır Superbrands Türkiye listesinde istikrarla yerini korudu. Arçelik, Artema, Arzum, Beko, Dalin, Dünya Göz Hastanesi, E.C.A., Garanti BBVA, Migros, Opet, Paşabahçe, Petrol Ofisi, Pınar, Renault, THY, Turkcell, Türkiye İş Bankası, Ülker Çikolatalı Gofret, Vitra her yıl Superbrands Türkiye listesinde yer alarak Türk halkının vazgeçilmez Süpermarkaları olduklarını tescilleyen diğer önemli markalardan oldu.
Müze/Kültür ve Etkinlik Merkezleri kategorisinde, dünyanın bilinen en eski ve en büyük kült yapılar topluluğu sayılan, yaklaşık 12 bin yıllık geçmişiyle insanlık tarihini değiştiren Göbeklitepe Ören Yeri, Türkiye’nin Süpermarkaları arasına girdi.
Salgın sürecinin etkilerinin tüketicinin verdiği oylara yansıdığı başka bir alan OTC pazarı oldu. Bu sektörde Bephantol, Pharmaton, Sambucol, Supradyn Süpermarka olmaya hak kazandı.
Superbrands Türkiye 2022 araştırmasında İlk 10’da yer alan markalar: BMW, Mercedes-Benz, Audi, WhatsApp, Apple, Volkswagen, YouTube, Google, THY ve Bosch oldu. İllere göre ilk 5 marka; İstanbul'da Mercedes-Benz, BMW, Audi, WhatsApp, Google; Ankara'da BMW, Audi, Mercedes-Benz, Bosch, Apple; İzmir'de Mercedes-Benz, Nestlé Çikolata, Florence Nightingale, Samsung ve THY şeklinde sıralandı.
Cinsiyete göre ilk 5 markada ise kadınlar, Mercedes-Benz, BMW, WhatsApp, Audi, THY markalarını tercih ederken, erkeklerde bu sıralama Audi, BMW, Mercedes-Benz, Apple, Google şeklinde oldu.
Yaş gruplarına göre ilk 5 marka sıralamasında 18-30 yaşta, Mercedes-Benz, BMW, Audi, WhatsApp, Mavi; 31-43 yaş grubunda BMW, Audi, Mercedes-Benz, WhatsApp, Apple; 44-55 yaş grubunda Mercedes-Benz, BMW, WhatsApp, Paşabahçe, Audi oldu.
Erkeklere kıyasla kadınlarda, Ariel, Arzum, Domestos, Dove, Dyson, Kurukahveci Mehmet Efendi, LC Waikiki, Orkid, Penti, Prima, Scotch Brite, Sütaş, Taç, Torku, Trendyol, Vernel, Yumoş ve Zen Pırlanta markaları öne çıkıyor. Kadınlara kıyasla erkeklerde ise Aselsan, Audi, Gillette ve Google markaları öne çıkıyor.
Diğer illere kıyasla İstanbul’da, Kurukahveci Mehmet Efendi, Paşabahçe, Bosch, Mavi ve Samsung markaları öne çıkıyor. Diğer illere kıyasla Ankara’da ise Algida, Arçelik, Ariel, Arzum, Beko, Bephantol, BMW, Bosch, BP, Cif, Coca-Cola, Lipton, Nescafé, Netflix, Nutella, Omo, Oral-B, Roketsan, Sensodyne, Shell ve Siemens markaları, İzmir’de; Hacı Şakir, Nestle Çikolata, Ülker Çikolatalı Gofret ve Vestel markaları öne çıkıyor.
Diğer yaş gruplarına kıyasla 18-30 yaş grubunda, Activex, Atasay, Atasun Optik, Coca-Cola, Mavi, Media Markt, Microsoft, Netflix ve Zen Pırlanta markaları öne çıkarken, diğer yaş gruplarına kıyasla 31-43 yaş grubunda, BMW, Audi, Mercedes-Benz, WhatsApp ve Apple markaları öne çıkıyor. Diğer yaş gruplarına kıyasla 44-55 yaş grubunda ise Paşabahçe, Türkiye İş Bankası ve Vitra markaları listede yer aldı.



Meta'nın aldığı şirketin yöneticilerinin Çin'den ayrılması yasaklandı

11 Şubat 2026'da Fransa'nın doğusundaki Mulhouse'da bir akıllı telefonun ekranında Meta logosu görülüyor (AFP)
11 Şubat 2026'da Fransa'nın doğusundaki Mulhouse'da bir akıllı telefonun ekranında Meta logosu görülüyor (AFP)
TT

Meta'nın aldığı şirketin yöneticilerinin Çin'den ayrılması yasaklandı

11 Şubat 2026'da Fransa'nın doğusundaki Mulhouse'da bir akıllı telefonun ekranında Meta logosu görülüyor (AFP)
11 Şubat 2026'da Fransa'nın doğusundaki Mulhouse'da bir akıllı telefonun ekranında Meta logosu görülüyor (AFP)

Çin'in, Meta'nın 2 milyar dolarlık bir anlaşmayla satın aldığı yapay zeka girişiminin patronunun ülkeden ayrılmasını engellediği bildirildi.

Financial Times'ın haberine göre Manus CEO'su Xiao Hong'a, düzenleyici kurumlar satış anlaşmasını incelerken Çin'den ayrılamayacağı bildirildi ve baş bilim insanı Ji Yichao'nun da ülkeden çıkması yasaklandı.

Facebook, Instagram ve WhatsApp'ın sahibi Meta, yapay zeka hizmetlerini güçlendirmek amacıyla Manus'u satın alacağını aralık ayında duyurmuştu.

Geçen yıl "dünyanın tamamen otonom ilk yapay zekası" diye tanımladığı teknolojisini tanıttıktan sonra dikkatleri üzerine çeken Çin girişimi, temmuzda genel merkezini Singapur'a taşımıştı.  

Teknolojiyi yapay zeka için "yeni paradigma" diye tanımlayan yaratıcılarına göre Manus'un yapay zeka ajanı, tatil rezervasyonu yapmak veya podcast oluşturmak gibi karmaşık görevleri herhangi bir insan rehberliğine ihtiyaç duymadan yerine getirebiliyor.

Geçen martta ilk kez piyasaya sürülen Manus, önde gelen ABD şirketlerine ait bazı yapay zeka ajanlarının performansını geride bıraktıktan sonra 2 milyondan fazla kullanıcının bekleme listesine girmişti.

Meta, bağımsız Manus hizmetini işletmeye sürdürürken, bu hizmetin özelliklerini diğer ürünlerine de entegre edeceğini belirtmişti.

Satın alma işleminin duyurulmasından kısa süre sonra Çin Ticaret Bakanlığı, anlaşmanın yerel yasa ve yönetmeliklere uygun olup olmadığını araştıracağını açıklamıştı.

Meta yaptığı açıklamada satış anlaşmasının "yürürlükteki yasalara tamamen uygun" olduğunu belirterek "soruşturmanın düzgün bir şekilde sonuçlanmasını" beklediklerini eklemişti.

Bu satın alma, yapay zeka girişimlerini hedefleyerek bu alanda Google, Microsoft ve OpenAI'la rekabet etmeyi amaçlayan Meta CEO'su Mark Zuckerberg'ün, son aylardaki ses getiren birkaç devir işleminden biri.

Aralık ayında The Independent'la paylaşılan bir açıklamada Manus CEO'su Xiao Hong, "Meta'ya katılmak, birinci sınıf yapay zeka ürünlerini yaygınlaştırma yolculuğumuzda bir sonraki mantıklı adım" demişti.

Meta'nın mevcut ekipleriyle ortaklık kurarak Manus'un teknolojisini küresel bir yapay zeka portföyüne entegre edebilir ve otonom ajan yeteneklerimizi milyonlarca işletme ve yaratıcıya sunabiliriz.

Independent Türkçe


Savaşın uzamasıyla küresel piyasalar alarmda: Yatırımcılar nereye kaçacak?

New York'taki Wall Street Borsası'ndaki yatırımcılar (Reuters)
New York'taki Wall Street Borsası'ndaki yatırımcılar (Reuters)
TT

Savaşın uzamasıyla küresel piyasalar alarmda: Yatırımcılar nereye kaçacak?

New York'taki Wall Street Borsası'ndaki yatırımcılar (Reuters)
New York'taki Wall Street Borsası'ndaki yatırımcılar (Reuters)

İran’a yönelik savaş, Doğu’dan Batı’ya küresel piyasalarda işlem yapanlar açısından son derece olumsuz bir tablo ortaya koyuyor. Şanghay merkezli fon yöneticisi Wang Yabi için ise mesele, geceleri rahat uyuyabilmekle ilgili. Ortadoğu’daki savaşın sürmesiyle küresel piyasalarda yaşanan sert satış dalgası karşısında Wang, portföyündeki pozisyonlarını keskin şekilde azalttı.

Özel Zigji fonunun yöneticisi Wang, pazartesi günü Çin hisselerinde yaşanan sert düşüşle ilgili şu ifadeleri kullandı:  “Keskin dalgalanmaları sevmem... Açılış kötüydü, bu yüzden portföy pozisyonlarımı yaklaşık yüzde 30’a indirdim. Sonrasında kendimi çok daha rahat hissettim.”

Hafta içinde sınırlı bir toparlanma görülse de Wang, hisse senetlerinden petrole, tahvillerden altına kadar tüm varlık sınıflarında gözlenen keskin ve öngörülemez dalgalanmalar nedeniyle yeni pozisyon eklemeyi planlamıyor.

Wang, “Bugün dipten alım fırsatı yakalamaya çalışıyorsunuz, ertesi gün yeni bir satış dalgasıyla karşılaşıyorsunuz. Belirsizlik hâkim olduğunda, iç huzuru için pozisyonlarınızı azaltırsınız” ifadelerini kullandı. Wang yalnız değil; Şanghay’dan New York’a kadar traderlar, yatırımcılar, varlık yöneticileri ve bankacılar uykusuz geceler, hafta sonu çalışmaları, müşterilerle uzun toplantılar ve son dakika işlemlerinde artan stresle karşı karşıya.

Bu zorlukların temelinde, ABD ve İsrail’in İran’la yürüttüğü savaşın ne kadar süreceğine dair belirsizlik ve bunun petrol fiyatları (şimdiden varil başına 100 doların üzerine çıktı), enflasyon, faiz oranları ve merkez bankası politikaları üzerindeki etkileri yer alıyor. Beşinci haftasına girmek üzere olan savaş, geleneksel güvenli liman olan altının 2008’den bu yana en büyük aylık düşüşünü yaşamasına yol açtı; fiyatlar yaklaşık yüzde 16 geriledi. ABD Hazine tahvillerinin getirileri ise bu ay 46 baz puan artarak Ekim 2024’ten bu yana en güçlü yükselişi kaydetti.

Piyasa oyuncularından bazıları 2022’de başlayan Rusya-Ukrayna savaşı ve Kovid-19 pandemisi gibi geçmiş krizlerden ders çıkarmaya çalışsa da çoğu yatırımcı eski stratejilerin artık işe yaramadığını düşünüyor.

Güvenli varlıklar tartışması

Gama Varlık Yönetimi’nin Baş Yatırım Sorumlusu Rajeev De Mello, hafta sonları da çalıştıklarını ve ekip toplantılarının uzadığını belirterek, “Gerçek anlamda güvenli varlık sayısı çok az... ABD tahvilleri işe yaramıyor, yen ve İsviçre frangı gibi geleneksel güvenli para birimleri de öyle. Altın ve gümüş de durumu iyileştirmiyor” dedi.

Şubat ayı sonunda ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak saldırılarıyla başlayan ve yaklaşık bir aydır süren savaş, Tahran’ın dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz akışının beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasına yol açtı. Bu durum, yüksek enflasyonla düşük büyümenin bir arada görüldüğü stagflasyon endişelerini artırırken, yatırımcıları ABD doları dışında neredeyse tüm varlıkları satmaya itti. Singapur merkezli De Mello, “Savaşın başlamasından bu yana hisse yatırımlarımızı azalttık; saklanacak yer yok” dedi.

Asya borsaları sert darbe aldı

Güney Kore hisseleri bu ay yaklaşık yüzde 13, Japonya Nikkei endeksi ise yüzde 9 geriledi. ABD hisseleri ise görece daha iyi performans göstererek yalnızca yüzde 6 düştü ve bu durum bazı yatırımcıların ilgisini çekti.

Hong Kong’da UBS’de işlem satışları başkanı Kenyon Tsieh, mart ayı başından bu yana işlem masalarında her gün net satış görüldüğünü, özellikle küresel yatırımcıların Tayvan’a en büyük maruziyetini temsil eden ve Asya’nın en değerli şirketi olan TSMC hisselerinde yoğun satış yaşandığını söyledi.

Londra merkezli Allspring Global Investments’tan Matthias Scheiber ise gelişmekte olan piyasalardaki pozisyonlarını azalttığını ve taktiksel olarak ABD varlıklarına yöneldiğini, ancak küresel merkez bankalarının Avustralya’yı izleyerek faiz artırması halinde baskının artabileceğini ifade etti.

Piyasa çalkantılarında kayıp yaşayanlar için tablo daha da zor. Bir enerji şirketinde çalışan bir trader, şirketinin petrol fiyatlarının düşeceğine yönelik pozisyonlar taşıdığını ve savaşın başlamasıyla birlikte uykusuz geceler yaşadığını söyledi. İsmini vermek istemeyen trader, “Savaşın başladığı hafta sonu kelimenin tam anlamıyla uyuyamadım” dedi.

Eşi görülmemiş şok

UOB Kay Hian’da özel varlık yönetimi direktörü Kenneth Goh için de durum farklı değil. Goh, kayıplardan ziyade müşterilerin portföylerini yönetme baskısı nedeniyle neredeyse hiç uyuyamadığını belirterek, “Hiç durmadan devam ediyor. Şanslıysam gece yarısı uyurum, değilse sabaha karşı 2, 3 ya da 4’te... Ama bu, seçtiğim hayat” dedi.

Ortadoğu’daki çatışmaya ilişkin süregelen belirsizlik, şirket tahvili piyasasındaki yeni işlemleri de etkiledi. New York’ta bankalar, video oyun geliştiricisi Electronic Arts’ın 55 milyar dolarlık satın alımı için yaklaşık 18 milyar dolarlık borcu üstlendi.

Piyasalar, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın elektrik altyapısına yönelik saldırılar için verdiği süreyi yakından takip etti. Bu takvim, İran elektrik şirketinin tahvil ihracının son aşamalarıyla çakıştı ve borçlanma koşullarını etkileyebilecek bir unsur olarak öne çıktı.

Konuya yakın iki bankacıya göre, hafta sonu boyunca işlemde yer alan bankacılar, İran altyapısına olası saldırı ve bunun tahvil fiyatlarına etkisine karşı hazırlık yaptı. Trump’ın pazartesi günü saldırıları beş gün ertelemesinin ardından bankalar, farklı para birimlerinden oluşan yaklaşık 6,6 milyar dolarlık yüksek getirili tahvil diliminde borçlanma maliyetlerini düşürebildi. Perşembe günü ise Trump, saldırı tehdidini 6 Nisan’a kadar 10 gün süreyle askıya aldı.

Bu sürekli dalgalanma, yatırımcıları piyasaları anbean izlemeye zorluyor. Aravali Varlık Yönetimi Baş Yatırım Sorumlusu Mukesh Dev, “Piyasayı sürekli takip etmek ve anında tepki vermek zorundasınız; bu da zihinsel kapasitenizi ciddi şekilde etkiliyor” dedi.

Dev, 2008 küresel finans krizi ve 1990’ların sonundaki Asya krizinde benzer dalgalanmalar gördüğünü, ancak mevcut durumun o dönemlerle kıyaslanıp kıyaslanamayacağı konusunda henüz net konuşamayacağını belirterek, “Bu durum bir hafta daha sürerse göreceğiz. Hata yapma lüksü yok; hatalar kesinlikle kabul edilemez” ifadelerini kullandı.


Savaşın uzamasıyla küresel piyasalar alarmda: Yatırımcılar nereye kaçacak?

New York'taki Wall Street Borsası'ndaki yatırımcılar (Reuters)
New York'taki Wall Street Borsası'ndaki yatırımcılar (Reuters)
TT

Savaşın uzamasıyla küresel piyasalar alarmda: Yatırımcılar nereye kaçacak?

New York'taki Wall Street Borsası'ndaki yatırımcılar (Reuters)
New York'taki Wall Street Borsası'ndaki yatırımcılar (Reuters)

İran’a yönelik savaş, Doğu’dan Batı’ya küresel piyasalarda işlem yapanlar açısından son derece olumsuz bir tablo ortaya koyuyor. Şanghay merkezli fon yöneticisi Wang Yabi için ise mesele, geceleri rahat uyuyabilmekle ilgili. Ortadoğu’daki savaşın sürmesiyle küresel piyasalarda yaşanan sert satış dalgası karşısında Wang, portföyündeki pozisyonlarını keskin şekilde azalttı.

Özel Zigji fonunun yöneticisi Wang, pazartesi günü Çin hisselerinde yaşanan sert düşüşle ilgili şu ifadeleri kullandı:  “Keskin dalgalanmaları sevmem... Açılış kötüydü, bu yüzden portföy pozisyonlarımı yaklaşık yüzde 30’a indirdim. Sonrasında kendimi çok daha rahat hissettim.”

Hafta içinde sınırlı bir toparlanma görülse de Wang, hisse senetlerinden petrole, tahvillerden altına kadar tüm varlık sınıflarında gözlenen keskin ve öngörülemez dalgalanmalar nedeniyle yeni pozisyon eklemeyi planlamıyor.

Wang, “Bugün dipten alım fırsatı yakalamaya çalışıyorsunuz, ertesi gün yeni bir satış dalgasıyla karşılaşıyorsunuz. Belirsizlik hâkim olduğunda, iç huzuru için pozisyonlarınızı azaltırsınız” ifadelerini kullandı. Wang yalnız değil; Şanghay’dan New York’a kadar traderlar, yatırımcılar, varlık yöneticileri ve bankacılar uykusuz geceler, hafta sonu çalışmaları, müşterilerle uzun toplantılar ve son dakika işlemlerinde artan stresle karşı karşıya.

Bu zorlukların temelinde, ABD ve İsrail’in İran’la yürüttüğü savaşın ne kadar süreceğine dair belirsizlik ve bunun petrol fiyatları (şimdiden varil başına 100 doların üzerine çıktı), enflasyon, faiz oranları ve merkez bankası politikaları üzerindeki etkileri yer alıyor. Beşinci haftasına girmek üzere olan savaş, geleneksel güvenli liman olan altının 2008’den bu yana en büyük aylık düşüşünü yaşamasına yol açtı; fiyatlar yaklaşık yüzde 16 geriledi. ABD Hazine tahvillerinin getirileri ise bu ay 46 baz puan artarak Ekim 2024’ten bu yana en güçlü yükselişi kaydetti.

Piyasa oyuncularından bazıları 2022’de başlayan Rusya-Ukrayna savaşı ve Kovid-19 pandemisi gibi geçmiş krizlerden ders çıkarmaya çalışsa da çoğu yatırımcı eski stratejilerin artık işe yaramadığını düşünüyor.

Güvenli varlıklar tartışması

Gama Varlık Yönetimi’nin Baş Yatırım Sorumlusu Rajeev De Mello, hafta sonları da çalıştıklarını ve ekip toplantılarının uzadığını belirterek, “Gerçek anlamda güvenli varlık sayısı çok az... ABD tahvilleri işe yaramıyor, yen ve İsviçre frangı gibi geleneksel güvenli para birimleri de öyle. Altın ve gümüş de durumu iyileştirmiyor” dedi.

Şubat ayı sonunda ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak saldırılarıyla başlayan ve yaklaşık bir aydır süren savaş, Tahran’ın dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz akışının beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasına yol açtı. Bu durum, yüksek enflasyonla düşük büyümenin bir arada görüldüğü stagflasyon endişelerini artırırken, yatırımcıları ABD doları dışında neredeyse tüm varlıkları satmaya itti. Singapur merkezli De Mello, “Savaşın başlamasından bu yana hisse yatırımlarımızı azalttık; saklanacak yer yok” dedi.

Asya borsaları sert darbe aldı

Güney Kore hisseleri bu ay yaklaşık yüzde 13, Japonya Nikkei endeksi ise yüzde 9 geriledi. ABD hisseleri ise görece daha iyi performans göstererek yalnızca yüzde 6 düştü ve bu durum bazı yatırımcıların ilgisini çekti.

Hong Kong’da UBS’de işlem satışları başkanı Kenyon Tsieh, mart ayı başından bu yana işlem masalarında her gün net satış görüldüğünü, özellikle küresel yatırımcıların Tayvan’a en büyük maruziyetini temsil eden ve Asya’nın en değerli şirketi olan TSMC hisselerinde yoğun satış yaşandığını söyledi.

Londra merkezli Allspring Global Investments’tan Matthias Scheiber ise gelişmekte olan piyasalardaki pozisyonlarını azalttığını ve taktiksel olarak ABD varlıklarına yöneldiğini, ancak küresel merkez bankalarının Avustralya’yı izleyerek faiz artırması halinde baskının artabileceğini ifade etti.

Piyasa çalkantılarında kayıp yaşayanlar için tablo daha da zor. Bir enerji şirketinde çalışan bir trader, şirketinin petrol fiyatlarının düşeceğine yönelik pozisyonlar taşıdığını ve savaşın başlamasıyla birlikte uykusuz geceler yaşadığını söyledi. İsmini vermek istemeyen trader, “Savaşın başladığı hafta sonu kelimenin tam anlamıyla uyuyamadım” dedi.

Eşi görülmemiş şok

UOB Kay Hian’da özel varlık yönetimi direktörü Kenneth Goh için de durum farklı değil. Goh, kayıplardan ziyade müşterilerin portföylerini yönetme baskısı nedeniyle neredeyse hiç uyuyamadığını belirterek, “Hiç durmadan devam ediyor. Şanslıysam gece yarısı uyurum, değilse sabaha karşı 2, 3 ya da 4’te... Ama bu, seçtiğim hayat” dedi.

Ortadoğu’daki çatışmaya ilişkin süregelen belirsizlik, şirket tahvili piyasasındaki yeni işlemleri de etkiledi. New York’ta bankalar, video oyun geliştiricisi Electronic Arts’ın 55 milyar dolarlık satın alımı için yaklaşık 18 milyar dolarlık borcu üstlendi.

Piyasalar, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın elektrik altyapısına yönelik saldırılar için verdiği süreyi yakından takip etti. Bu takvim, İran elektrik şirketinin tahvil ihracının son aşamalarıyla çakıştı ve borçlanma koşullarını etkileyebilecek bir unsur olarak öne çıktı.

Konuya yakın iki bankacıya göre, hafta sonu boyunca işlemde yer alan bankacılar, İran altyapısına olası saldırı ve bunun tahvil fiyatlarına etkisine karşı hazırlık yaptı. Trump’ın pazartesi günü saldırıları beş gün ertelemesinin ardından bankalar, farklı para birimlerinden oluşan yaklaşık 6,6 milyar dolarlık yüksek getirili tahvil diliminde borçlanma maliyetlerini düşürebildi. Perşembe günü ise Trump, saldırı tehdidini 6 Nisan’a kadar 10 gün süreyle askıya aldı.

Bu sürekli dalgalanma, yatırımcıları piyasaları anbean izlemeye zorluyor. Aravali Varlık Yönetimi Baş Yatırım Sorumlusu Mukesh Dev, “Piyasayı sürekli takip etmek ve anında tepki vermek zorundasınız; bu da zihinsel kapasitenizi ciddi şekilde etkiliyor” dedi.

Dev, 2008 küresel finans krizi ve 1990’ların sonundaki Asya krizinde benzer dalgalanmalar gördüğünü, ancak mevcut durumun o dönemlerle kıyaslanıp kıyaslanamayacağı konusunda henüz net konuşamayacağını belirterek, “Bu durum bir hafta daha sürerse göreceğiz. Hata yapma lüksü yok; hatalar kesinlikle kabul edilemez” ifadelerini kullandı.