Türkiye'nin 'süper markaları' açıklandı: Kişisel bakım ve temizlik ürünleri ilk sırada yer aldı

Superbrands Türkiye 2022 araştırmasında kişisel bakım ve temizlik ürünleri ilk sırada yer alırken, onu “digital dünya”, “otomotiv” ile “ev temizlik ve bakım ürünleri” izledi.

Türkiye'nin 'süper markaları' açıklandı: Kişisel bakım ve temizlik ürünleri ilk sırada yer aldı
TT

Türkiye'nin 'süper markaları' açıklandı: Kişisel bakım ve temizlik ürünleri ilk sırada yer aldı

Türkiye'nin 'süper markaları' açıklandı: Kişisel bakım ve temizlik ürünleri ilk sırada yer aldı

Superbrands tarafından Türkiye'de 2005 yılından bu yana düzenlenen ve bu yıl 7'ncisi tamamlanan "Süpermarkalar Türkiye 2022" araştırma sonuçları, Superbrands Türkiye temsilcileri Dilek Koç, Gürkan Kınacı, NielsenIQ Tüketici Araştırmaları Direktörü Nur Serenli'nin katıldığı toplantıda paylaşıldı.
Burada konuşan Superbrands Türkiye Temsilcisi Dilek Koç, 1993 yılından bu yana 98 ülkede yapılan Superbrands marka ölçümlendirme programının, Türkiye’de 17. yılını doldurduğunu ve bu yıl 7’nci organizasyonu gerçekleştirdiklerini söyledi.
Kovid-19 salgını nedeniyle ekonomik ve sosyal alanda oluşan değişime dikkati çeken Koç, tüketici davranışları üzerinde kalıcı etkiler oluşturan bu değişimlerin “yeni normal” olarak tanımlandığını aktardı.
Koç, markaların tüketici davranışlarındaki değişimlere uyum sağlamak ve rekabet üstünlüğü kazanabilmek için yeni stratejiler aradığı bu yeni süreçte yapılan “Superbrands Türkiye 2022” saha araştırma ve çalışmasının bu açıdan büyük önem taşıdığını vurguladı.
Superbrands Türkiye olarak, “Superbrands kriterlerine” göre 4 bin 200 marka arasından 1.248 markayı aday marka olarak belirlediklerini bildiren Koç, şöyle devam etti:
“Marka ile ilişkili sivil toplum kuruluşlarının konusunda uzman yöneticilerinden oluşan seçici kurul tarafından değerlendirilen bu markalardan ilk 300’ü NielsenIQ tarafından Mayıs 2022'de halk oylamasına sunuldu. NielsenIQ, 300 marka için İstanbul, Ankara, İzmir’de, kadın-erkek, 18-55 yaş ve tüm sosyo-ekonomik statü (SES) gruplarında yüz yüze 2006 görüşme gerçekleştirdi. Bütün çalışmalar sonucunda 141 marka, Superbrands barajını aşarak Türkiye’nin 'süpermarkalarından' biri olmaya hak kazandı.”
Koç, bu yıl bir önceki araştırmada 67,85 olan Türkiye puan barajının 73,75 puana çıkmasının sevindirici olduğunu, ancak barajı aşan marka sayısının 181’den 141 markaya indiğini bildirdi.
Halk oylamasına sunulan 36 kategoriden, 30’unun barajı aştığını aktaran Koç, ilk 10 sırada yer alan markalarda otomotiv, dijital dünya, bilgisayar/elektronik eşya, hava yolları/lojistik/taşımacılık, beyaz eşya/küçük ev aletleri kategorilerinin öne çıktığını belirtti.

İlk 10'daki tek Türk markası THY oldu
Dilek Koç, tanıtım toplantısının ardından AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu yıl 7'ncisini gerçekleştirdikleri Superbrands Türkiye araştırmasında ilk 10'a bakıldığında 1 Türk markasının yer aldığını belirterek, şunları kaydetti:
"Diğer 9 marka ise global markalardan oluşuyor. Türk markası ise Türkiye'nin global markası Türk Hava Yolları. Listedeki 141 markadan 4 kategoriden ağırlıklı olarak markaların yer aldığını görüyoruz. Bu sektörler, kişisel bakım ürünleri, ev temizlik ürünleri, otomotiv sektörü ve dijital dünya şeklinde sıralanıyor. 141 markanın 74 markası ise Türk menşeili markalardan oluşuyor. Bu yıl Türk markalarında bir artış söz konusu oldu. İlk 10'daki marka dağılımında 1 Türk markası yer alırken, 141 markanın tümüne baktığımızda yüzde 52,5 ile Türk menşeili markaların ağırlıklı olduğunu görüyoruz."
Dijital Dünya kategorisinde yer alan markalar içinde en yüksek oyu alanın WhatsApp olduğunu aktaran Koç, “Onu, YouTube ve Google izledi. Bu üç marka tüm dünyada da uzun zamandır Süpermarka değerini koruyor. Ayrıca dijital dünyada, iletişim ve eğlenceyle beraber perakende sektörünün de hızla büyüdüğü görülüyor. Bu sektörde, uluslararası alanda da kendini kanıtlayan Getir, ön sıralarda yerini aldı.” ifadelerini kullandı.
Önceki araştırmalara göre bu yılki araştırmada marka değişikliklerinde salgının etkisine dikkati çeken Koç, genç ve yaşlı kuşaklara kapsayan, dijitale yönelen markaların süper marka olma yolunda hızla ilerlediğini söyledi.

"Salgın tüketicinin marka algısını değiştirdi"
NielsenIQ Türkiye Tüketici Araştırmaları Direktörü Nur Serenli de salgın ile birlikte teknolojinin hiç olmadığı kadar hayata entegrasyonunun her geçen gün daha da arttığını belirterek, artık eğitimden sağlığa, alışverişten spora kadar her türlü aktiviteyi neredeyse teknolojiyi kullanarak yapıldığını ifade etti.
Çoğu tüketicinin evde kaldığı süreçte tek eğlencesinin yemek pişirmek, yemek yemek ve dijital dünyada zaman geçirmek olması nedeniyle beyaz eşya ve elektronik eşya ile ilişkisinin arttığına dikkati çeken Serenli, “Aynı zamanda, markaların da teknolojiye yaptıkları yatırımlar, gerek ürün ve hizmet kalitesinde gerekse iletişimlerinde açıkça görülüyor. Tüketici hayatında, yenilikçi teknolojilerin hızla değişime neden olduğu bu sektörlerde 11 marka Superbrands Türkiye 2022 listesinde yerini aldı.” şeklinde konuştu.

İlk 3 marka BMW, Mercedes-Benz ve Audi oldu
Verilen bilgiye göre, Kurukahveci Mehmet Efendi, 17 yıldır Superbrands Türkiye listesinde istikrarla yerini korudu. Arçelik, Artema, Arzum, Beko, Dalin, Dünya Göz Hastanesi, E.C.A., Garanti BBVA, Migros, Opet, Paşabahçe, Petrol Ofisi, Pınar, Renault, THY, Turkcell, Türkiye İş Bankası, Ülker Çikolatalı Gofret, Vitra her yıl Superbrands Türkiye listesinde yer alarak Türk halkının vazgeçilmez Süpermarkaları olduklarını tescilleyen diğer önemli markalardan oldu.
Müze/Kültür ve Etkinlik Merkezleri kategorisinde, dünyanın bilinen en eski ve en büyük kült yapılar topluluğu sayılan, yaklaşık 12 bin yıllık geçmişiyle insanlık tarihini değiştiren Göbeklitepe Ören Yeri, Türkiye’nin Süpermarkaları arasına girdi.
Salgın sürecinin etkilerinin tüketicinin verdiği oylara yansıdığı başka bir alan OTC pazarı oldu. Bu sektörde Bephantol, Pharmaton, Sambucol, Supradyn Süpermarka olmaya hak kazandı.
Superbrands Türkiye 2022 araştırmasında İlk 10’da yer alan markalar: BMW, Mercedes-Benz, Audi, WhatsApp, Apple, Volkswagen, YouTube, Google, THY ve Bosch oldu. İllere göre ilk 5 marka; İstanbul'da Mercedes-Benz, BMW, Audi, WhatsApp, Google; Ankara'da BMW, Audi, Mercedes-Benz, Bosch, Apple; İzmir'de Mercedes-Benz, Nestlé Çikolata, Florence Nightingale, Samsung ve THY şeklinde sıralandı.
Cinsiyete göre ilk 5 markada ise kadınlar, Mercedes-Benz, BMW, WhatsApp, Audi, THY markalarını tercih ederken, erkeklerde bu sıralama Audi, BMW, Mercedes-Benz, Apple, Google şeklinde oldu.
Yaş gruplarına göre ilk 5 marka sıralamasında 18-30 yaşta, Mercedes-Benz, BMW, Audi, WhatsApp, Mavi; 31-43 yaş grubunda BMW, Audi, Mercedes-Benz, WhatsApp, Apple; 44-55 yaş grubunda Mercedes-Benz, BMW, WhatsApp, Paşabahçe, Audi oldu.
Erkeklere kıyasla kadınlarda, Ariel, Arzum, Domestos, Dove, Dyson, Kurukahveci Mehmet Efendi, LC Waikiki, Orkid, Penti, Prima, Scotch Brite, Sütaş, Taç, Torku, Trendyol, Vernel, Yumoş ve Zen Pırlanta markaları öne çıkıyor. Kadınlara kıyasla erkeklerde ise Aselsan, Audi, Gillette ve Google markaları öne çıkıyor.
Diğer illere kıyasla İstanbul’da, Kurukahveci Mehmet Efendi, Paşabahçe, Bosch, Mavi ve Samsung markaları öne çıkıyor. Diğer illere kıyasla Ankara’da ise Algida, Arçelik, Ariel, Arzum, Beko, Bephantol, BMW, Bosch, BP, Cif, Coca-Cola, Lipton, Nescafé, Netflix, Nutella, Omo, Oral-B, Roketsan, Sensodyne, Shell ve Siemens markaları, İzmir’de; Hacı Şakir, Nestle Çikolata, Ülker Çikolatalı Gofret ve Vestel markaları öne çıkıyor.
Diğer yaş gruplarına kıyasla 18-30 yaş grubunda, Activex, Atasay, Atasun Optik, Coca-Cola, Mavi, Media Markt, Microsoft, Netflix ve Zen Pırlanta markaları öne çıkarken, diğer yaş gruplarına kıyasla 31-43 yaş grubunda, BMW, Audi, Mercedes-Benz, WhatsApp ve Apple markaları öne çıkıyor. Diğer yaş gruplarına kıyasla 44-55 yaş grubunda ise Paşabahçe, Türkiye İş Bankası ve Vitra markaları listede yer aldı.



SAL, Suudi Arabistan’ın küresel bir lojistik merkezi olarak konumunu pekiştirmek için uluslararası genişlemeye odaklanıyor

Suudi Arabistan merkezli SAL şirketi, uluslararası varlığa sahip entegre bir lojistik platformuna dönüşmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan merkezli SAL şirketi, uluslararası varlığa sahip entegre bir lojistik platformuna dönüşmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)
TT

SAL, Suudi Arabistan’ın küresel bir lojistik merkezi olarak konumunu pekiştirmek için uluslararası genişlemeye odaklanıyor

Suudi Arabistan merkezli SAL şirketi, uluslararası varlığa sahip entegre bir lojistik platformuna dönüşmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan merkezli SAL şirketi, uluslararası varlığa sahip entegre bir lojistik platformuna dönüşmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)

Suudi Lojistik Hizmetleri Şirketi (SAL) CEO’su Omar Hariri, şirketin Suudi Arabistan bağlantılı ticaret koridorlarını destekleyen ölçülü yatırım ve satın almalar yoluyla ülke dışına açılmanın yanı sıra kargo yer hizmetleri, lojistik hizmetler ve SAL lojistik bölgelerindeki faaliyetlerini geliştirmeye dayalı, uluslararası varlığa sahip entegre bir lojistik platformuna dönüşmeyi hedefleyen bir genişleme stratejisini uygulamaya devam ettiğini bildirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Hariri, kargo yer hizmetleri sektörünün önümüzdeki yıllarda da şirketin gelirlerinin ana sütunu olmayı sürdüreceğini, ancak lojistik hizmetler sektörünün katkısının kademeli olarak artmasının yanı sıra SAL lojistik bölgesinin de uzun vadeli büyüme için ek bir itici güce dönüşmesinin beklendiğini ifade etti.

Hacim artışı

Hariri, şirketin fiyatlandırma disiplinini koruyup operasyonel verimliliği artırırken havayolu şirketlerinden oluşan müşteri tabanını genişletmeye, elleçleme hacimlerini büyütmeye ve kargo karmasını iyileştirmeye devam ettiğini belirtti. SAL’ın nitelikli satın almalar yoluyla büyüme fırsatlarını da incelediğini kaydeden Hariri, bunun son örneğinin Belçika’daki Aviapartner Liege SA şirketinin satın alınması olduğunu ifade etti.

Lojistik hizmetler sektörünün depolama merkezlerinin yüksek doluluk oranları, sözleşmeli lojistik hizmetlerindeki genişleme ve karayolu bağlantı hizmetlerindeki büyümenin etkisiyle gelecekteki en önemli büyüme itici güçlerinden birini temsil ettiğini ekleyen Hariri, sektörün faaliyet kârlılığındaki sürekli iyileşmeyle birlikte gelirlerde çift haneli büyüme kaydetmeye devam ettiğini bildirdi.

Finansal sonuçlar

Finansal sonuçlara değinen Hariri, SAL’ın 2026 yılı ikinci çeyreğinde tarihinin en iyi çeyreklik performansını kaydettiğini belirtti. Bu dönemde gelirler yüzde 30 artışla 512 milyon riyale (136,5 milyon dolar) ulaşırken, faaliyet kârı yüzde 24 büyüyerek 213 milyon riyal (56,8 milyon dolar) seviyesinde gerçekleşti. Şirketin net kârı yüzde 18 artışla 191 milyon riyale (50,9 milyon dolar) yükselirken, faaliyet kâr marjı ise yüzde 41,6 oldu.

sdfgt
SAL şirketinin CEO’su Omar Hariri (Şarku’l Avsat)

Gelirlerdeki büyümenin kârdan daha hızlı gerçekleşmesinin, yapısı gereği daha yüksek operasyonel maliyet gerektiren lojistik hizmetler faaliyetlerinin genişlemesinden ve gelecek büyüme aşamalarına hazırlık amacıyla altyapı ile operasyonel kapasiteye yapılan yatırımların sürdürülmesinden kaynaklandığını açıkladı.

Hariri, şirketin yılın ikinci yarısındaki performansının bölgedeki operasyonel çevrenin seyri, ithalat talebi, elleçleme hacimleri, kargo karması, lojistik hizmetler ve SAL lojistik bölgesi projelerindeki ilerleme ile uluslararası genişleme planları gibi çeşitli faktörlerden etkileneceğini belirtti.

Lojistik hizmetler ile kargo yer hizmetlerini birbirine rakip iki sektör olarak değil, tek bir ekosistemin birbirini tamamlayan unsurları olarak gördüklerini vurgulayan Hariri, amacın kargo elleçlemeden depolama, dağıtım, sözleşmeli lojistik ve karayolu bağlantı hizmetlerine kadar uzanan entegre lojistik çözümleri sunmak olduğunu kaydetti. Hariri, bu yaklaşımın yer hizmetleri sektörünün merkezi rolüne halel getirmeksizin gelir kaynaklarının çeşitliliğini artırdığını ifade etti.

Jeopolitik gerilimler

Bölgedeki jeopolitik gerilimlerin etkisine değinen Hariri, bazı havayolu şirketlerinin hava sahası kullanımında karşılaştığı kısıtlamalar nedeniyle bu durumun SAL’ın operasyonlarına yansımasının sınırlı ve geçici olduğunu, esas olarak bazı kargo rotalarının yeniden yönlendirilmesi ve kapasite yönetimiyle sınırlı kaldığını açıkladı.

Şirketin Suudi Arabistan’daki havalimanlarında sahip olduğu geniş operasyonel altyapı ile saha ekiplerinin esnekliğinin hizmet sürekliliğinin korunmasına ve kargo akışlarının etkin bir şekilde yeniden yönlendirilmesine katkı sağladığını belirten Hariri, havayolu şirketlerinin kademeli olarak normal operasyonlarına dönmesiyle birlikte hareketliliğin ikinci çeyreğin başından itibaren yeniden ivme kazanmaya başladığına dikkat çekti.

Hariri, bu gelişmelerin Suudi Arabistan’ın Doğu ile Batı’yı birbirine bağlayan stratejik konumundan ve lojistik altyapıya yapılan büyük yatırımlardan yararlanarak yüksek güvenilirliğe sahip bir lojistik merkezi olarak önemini ortaya koyduğunu ifade etti.

Dış genişleme

Uluslararası genişleme planları çerçevesinde Hariri, SAL’ın ikinci çeyrekte şirketin uluslararası yatırımlarını yönetecek bir holding platformu olarak Hollanda merkezli SAL International Ground Services B.V. şirketini kurduğunu açıkladı. Hariri, büyüme stratejisinin yalnızca coğrafi yayılıma değil, Suudi Arabistan bağlantılı ticaret koridorlarına hizmet etmeye dayandığını vurguladı.

Şirketin Aviapartner Liege şirketini satın almasının, Belçika’nın en büyük, Avrupa’nın ise en büyük beşinci kargo havalimanı olan Liege Havalimanı aracılığıyla SAL’a Avrupa’nın en önemli hava kargo merkezlerinden birinde ülke dışındaki ilk operasyonel platformunu kazandırdığını belirten Hariri, bu hamlenin Suudi Arabistan’ın küresel ticaret koridorlarıyla olan bağını güçlendirdiğini ve şirketin müşteri tabanı ile uluslararası havayolu şirketleriyle olan ilişkilerini genişlettiğini ifade etti.

Hariri, şirketin şu aşamada bu satın almanın entegrasyonuna ve operasyonel ile stratejik hedeflerine ulaşmaya odaklandığını, gelecekte ise ölçülü ve disiplinli bir yaklaşım çerçevesinde yeni satın almalar yapma seçeneğini açık tuttuğunu kaydetti.

Havacılık sektörü

Suudi havacılık sektörüne ilişkin olarak Hariri, sektörde yaşanan büyük genişlemenin yeni havayolu şirketlerinin pazara girmesi, uçuş sayılarının ve uluslararası destinasyonların artmasıyla birlikte SAL’ın iş hacminin büyümesi için doğrudan bir fırsat sunduğunu doğruladı.

Şirketin ikinci çeyrekte Singapore Airlines, Çinli SF Group ile Özbekistan merkezli Fly Khiva ve Centrum Air gruplarıyla yeni anlaşmalar imzaladığını belirten Hariri, bu adımların elleçleme hacimlerini artırdığını ve müşteri tabanını çeşitlendirdiğini ifade etti.

SAL’ın Suudi Arabistan’daki havalimanlarında operasyonel kapasitelerini artırmaya, SAL lojistik bölgesini geliştirmeye ve verimlilik ile üretkenliği yükseltmek amacıyla ileri dijital çözümleri benimsemeye yönelik yatırımlarına devam ettiğini ekleyen Hariri, Yönetim Kurulu’nun havacılık ve lojistik sektöründe beklenen büyümeyi karşılamaya yönelik şirket hazır bulunuşluğunu sağlamak adına özel yatırımları onayladığını bildirdi.

SAL 2030 Vizyonu

Şirketin 2030 vizyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hariri, SAL’ın Suudi Arabistan bağlantılı ticaret akışına hizmet eden uluslararası bir operasyonel varlık inşa ederken, kargo yer hizmetleri ve lojistik alanında entegre bir platform sunan ulusal bir lojistik lideri olmayı hedeflediğini söyledi.

Şirketin amacının sadece hacim büyütmek adına coğrafi genişleme sağlamak olmadığını vurgulayan Hariri, Suudi Arabistan merkezli, Krallık’ın ticaret koridorlarına hizmet veren noktalara uzanan bir operasyonel ağ kurmayı hedeflediklerini belirtti. Hariri, hizmet kalitesini ve finansal disiplini koruyarak atılan bu adımların, Suudi Arabistan’ın küresel bir lojistik merkezi olma yönündeki Vizyon 2030 hedeflerini desteklediğini ifade etti.


Trump'ın vergi iadesi Japon oyun devinin kârını uçurdu

Nintendo efsanevi Mario serisinin de yaratıcısı (AFP)
Nintendo efsanevi Mario serisinin de yaratıcısı (AFP)
TT

Trump'ın vergi iadesi Japon oyun devinin kârını uçurdu

Nintendo efsanevi Mario serisinin de yaratıcısı (AFP)
Nintendo efsanevi Mario serisinin de yaratıcısı (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın gümrük vergilerinin iadesiyle Nintendo'nun kârı yüzde 53 arttı.

Guardian'ın aktardığına göre Nintendo'nun kârı, Trump'ın tarifelerinin bir bölümünün şirkete iade edilmesinin de etkisiyle yılın ikinci çeyreğinde yüzde 53, 3 arttı.

Japon video oyun devi, haziran sonuna kadar geçen üç aylık dönemde 147,4 milyar yen (yaklaşık 44,5 milyar TL) net kâr açıkladı. Bu rakam, uzmanların 77,8 milyar yenlik (yaklaşık 23,5 milyar TL) beklentisinin çok üzerinde gerçekleşti.

Şirket, geçen yaz piyasaya sürülen Switch 2 konsolunun satışlarının güçlü seyrini koruduğunu, Yoshi and the Mysterious Book, Star Fox ve Pokemon Pokopia gibi oyunların da istikrarlı performans gösterdiğini belirtti. Buna rağmen şirketin toplam geliri yıllık bazda yüzde 10 düşerek 517,8 milyar yene (yaklaşık 157,5 milyar TL) geriledi.

Habere göre kârdaki güçlü artışta, Trump yönetiminin uyguladığı gümrük vergilerinin iadesi önemli rol oynadı.

ABD Yüksek Mahkemesi, Trump'ın "Kurtuluş Günü" tarifelerinin yasadışı olduğu hükmünü şubatta açıklamıştı.

Beyaz Saray, mahkeme kararından önce tahsil edilen yaklaşık 165 milyar dolarlık tarifelerin 100 milyar dolarını, yani yaklaşık yüzde 60'ını şirketlere iade etti.

Nintendo da ABD Yüksek Mahkemesi'nin kararının ardından vergilerin "yasadışı" olduğunu savunarak martta Trump yönetimine dava açmıştı. Japon oyun konsolu devi, iadenin gerçekleştiğini doğrularken ne kadar ödeme yapıldığına dair bilgi paylaşmadı.

Öte yandan ABD'de iki kişi de nisanda Nintendo'ya dava açarak yasadışı olduğuna hükmedilen vergilerin geri ödenmesini istemişti. Tüketiciler, şirketin tarifelerin maliyetini fiyat artışlarıyla kendilerinden tahsil edip, ABD hükümetinden de iade alarak haksız kazanç sağlayacağını savunmuştu.

Nintendo ise geçen ay açtığı davada şikayetin düşürülmesini talep etmişti. Firma, tüketicilerin vergilerin iadesi üzerinde herhangi bir hukuki hakkı olmadığını savunmuş, haksız kazanç iddialarını da reddetmişti. Dava henüz sonuçlanmadı.

Independent Türkçe, Guardian, PC Magazine


Suudi Arabistan, enerji piyasalarını sakinleştirmek için arz güvenliği ile diplomasiyi birleştiriyor

Saudi Aramco'ya ait tesislerden biri (Aramco)
Saudi Aramco'ya ait tesislerden biri (Aramco)
TT

Suudi Arabistan, enerji piyasalarını sakinleştirmek için arz güvenliği ile diplomasiyi birleştiriyor

Saudi Aramco'ya ait tesislerden biri (Aramco)
Saudi Aramco'ya ait tesislerden biri (Aramco)

Küresel enerji tedarik yollarını tehdit eden jeopolitik gerilimlerin tırmandığı bir dönemde Suudi Arabistan, stratejik altyapısı ve etkin diplomasisini bir araya getirerek petrol piyasalarının istikrarının korunmasında kilit bir aktör olarak öne çıktı.

Krallık, hassas deniz güzergâhlarını devre dışı bırakan ve günlük yaklaşık 7 milyon varil petrolü Kızıldeniz'e taşıyan Doğu-Batı Boru Hattı üzerinden ihracatını kesintisiz sürdürmesinin yanı sıra, OPEC ve OPEC+ içindeki belirleyici rolü ile gerilimi düşürmeye yönelik siyasi girişimleri sayesinde, en güvenilir enerji tedarikçilerinden biri konumunu güçlendirdi. Böylece piyasalardaki dalgalanmaların sınırlandırılmasına ve küresel enerji arz güvenliğinin korunmasına katkı sağladı.

Suudi Arabistan, OPEC+ ittifakı içinde piyasa dengesinin korunmasında da önemli rol üstlendi. Üretim seviyelerinin koordinasyonuna öncülük eden Riyad, fiyatlardaki sert dalgalanmaların önüne geçilmesi ve arzda büyük açık ya da fazlalık oluşmasının engellenmesi için çaba gösterdi. Bu yaklaşım, ittifakın krizleri yönetme kapasitesine yönelik üretici ve tüketici güvenini artırdı.

Doğu-Batı boru hattı

Suudi Arabistan Petrol Bakanı'nın eski başdanışmanı Dr. Muhammed es-Sabban, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan ve ortaklarının 1980'li yılların ortasında inşa edilen Doğu-Batı Boru Hattı sayesinde petrol ihracatının kesintisiz sürmesini sağladığını belirtti.

Es-Sabban, söz konusu hattın bulunmaması halinde mevcut dönemde petrol piyasalarının ciddi sıkıntılar yaşayacağını vurgulayarak, hattan günlük yaklaşık 7 milyon varil petrol taşındığını ve bunun piyasalarda istikrarın korunmasına büyük katkı sağladığını söyledi.

Suudi Arabistan'ın OPEC ve OPEC+ bünyesindeki çalışmalarıyla petrol piyasalarının istikrarına katkıda bulunduğunu ifade eden Es-Sabban, Riyad'ın küresel piyasalara güven veren ve enerji arzını istikrarlı şekilde sağlayan temel aktörlerden biri olduğunu dile getirdi.

Es-Sabban ayrıca Suudi Arabistan'ın İran ile ABD arasında hem doğrudan hem de dolaylı temaslar yürüttüğünü, tarafları memnun edecek çözümler için çaba gösterdiğini belirterek, bu diplomatik girişimlerin hem gerilimin azaltılmasına hem de enerji piyasalarının istikrarına katkı sunduğunu kaydetti.

Stratejik altyapı

Enerji sektörü uzmanı Nayif ed-Dendeni ise Şarku’l Avsat'a yaptığı değerlendirmede, Suudi Arabistan'ın 2026 yılında Hürmüz Boğazı krizine rağmen petrol ihracatını sürdürdüğünü ve deniz taşımacılığındaki büyük aksaklıklara rağmen piyasalara petrol sağlamayı başardığını söyledi.

Dendeni, bu başarının küresel arz şoklarının etkisini azaltan ve piyasaların istikrarını destekleyen temel unsurlardan biri olduğunu, bunun da önceden yapılan hazırlıklar, alternatif altyapı yatırımları ve bölgesel koordinasyon sayesinde mümkün olduğunu ifade etti.

Doğu-Batı Boru Hattı'nın (Petroline), Hürmüz Boğazı'na alternatif oluşturarak kritik rol oynadığını belirten Dendeni, hattın Suudi Arabistan'ın doğu bölgesinden Kızıldeniz kıyısındaki Yenbu Limanı'na uzandığını ve günlük 7 milyon varile kadar taşıma kapasitesine sahip olduğunu söyledi.

Krizin yaşandığı dönemde Suudi Arabistan'ın petrol ihracatının büyük bölümünü bu hat üzerinden gerçekleştirdiğini belirten Dendeni, böylece günlük 4 ila 5 milyon varil petrolün Hürmüz Boğazı kullanılmadan ihraç edildiğini ifade etti.

Dendeni, geçici hasarın ardından hattın tam kapasiteyle yeniden devreye alındığını, Kızıldeniz limanlarının da başlıca ihracat merkezlerine dönüştüğünü söyledi. Bazı aylarda Suudi Arabistan'ın batısındaki Yenbu Limanı üzerinden gerçekleştirilen ihracatın önceki dönemlere kıyasla yüzde 300'ün üzerinde arttığını kaydetti.

Alternatif güzergâhlar

Suudi Arabistan'ın bölgesel ortaklarıyla iş birliği yaptığını belirten Dendeni, Riyad'ın Kuveyt, Bahreyn ve diğer bazı ülkelerle boru hattı sistemlerinin genişletilmesi ve bu ülkelerin petrolünün de taşınabilmesine yönelik görüşmeler gerçekleştirdiğini aktardı.

Dendeni, ayrıca Saudi Aramco'nun yurt dışındaki depolama tesisleri ile Mısır'daki SUMED Boru Hattı'nın Avrupa ve Asya'ya yönelik petrol akışının sürdürülmesine destek verdiğini söyledi.

Riyad'ın küresel bir enerji tedarikçisi olarak güvenilirliğini koruduğunu vurgulayan Dendeni, Körfez bölgesinden yapılan toplam ihracatta düşüş yaşanmasına rağmen Suudi Arabistan'ın taahhütlerini yerine getirmeyi sürdürdüğünü ifade etti.

Takip verilerinin Suudi ham petrolünün alternatif ya da kısmi güzergâhlar üzerinden sevkiyatının devam ettiğini gösterdiğini belirten Dendeni, bunun Suudi Arabistan'ın lojistik açıdan yüksek esneklik sergilediğini ortaya koyduğunu söyledi.

Dendeni, "Bu başarı ihracat hacminde geçici bir düşüşü engelleyemedi ancak küresel enerji arzının tamamen çökmesini önledi ve petrol fiyatlarında felaket senaryolarının yaşanmasının önüne geçti" dedi.

Aramco ve OPEC+ vurgusu

Tüm bu gelişmeler, analistlerin Suudi Arabistan'ın küresel enerji piyasalarındaki istikrar sağlayıcı rolüne ilişkin değerlendirmelerini güçlendirdi.

Saudi Aramco da bugün yaptığı açıklamada, jeopolitik gerilimlere rağmen enerji arzındaki güvenilirliğini korumayı sürdürdüğünü, bunu ise başta Doğu-Batı Boru Hattı ve Kızıldeniz'deki ihracat tesisleri olmak üzere çeşitlendirilmiş altyapısı sayesinde başardığını duyurdu.

Bu açıklama, OPEC+ ittifakının eylül ayından itibaren üretim artışını kademeli olarak sürdürme kararının ardından geldi. Söz konusu adım, Suudi Arabistan öncülüğündeki büyük üreticilerin piyasa dengesini korumaya yönelik koordinasyonunun devam ettiğini ortaya koyarken, Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlar da Krallığın güçlü altyapısı, OPEC+ içindeki lider konumu ve gerilimi azaltmaya yönelik diplomatik çabalarının, enerji piyasalarındaki dalgalanmaların sınırlandırılması ve küresel enerji arz güvenliğinin korunmasında belirleyici rol oynadığını vurguladı.