Türkiye'nin 'süper markaları' açıklandı: Kişisel bakım ve temizlik ürünleri ilk sırada yer aldı

Superbrands Türkiye 2022 araştırmasında kişisel bakım ve temizlik ürünleri ilk sırada yer alırken, onu “digital dünya”, “otomotiv” ile “ev temizlik ve bakım ürünleri” izledi.

Türkiye'nin 'süper markaları' açıklandı: Kişisel bakım ve temizlik ürünleri ilk sırada yer aldı
TT

Türkiye'nin 'süper markaları' açıklandı: Kişisel bakım ve temizlik ürünleri ilk sırada yer aldı

Türkiye'nin 'süper markaları' açıklandı: Kişisel bakım ve temizlik ürünleri ilk sırada yer aldı

Superbrands tarafından Türkiye'de 2005 yılından bu yana düzenlenen ve bu yıl 7'ncisi tamamlanan "Süpermarkalar Türkiye 2022" araştırma sonuçları, Superbrands Türkiye temsilcileri Dilek Koç, Gürkan Kınacı, NielsenIQ Tüketici Araştırmaları Direktörü Nur Serenli'nin katıldığı toplantıda paylaşıldı.
Burada konuşan Superbrands Türkiye Temsilcisi Dilek Koç, 1993 yılından bu yana 98 ülkede yapılan Superbrands marka ölçümlendirme programının, Türkiye’de 17. yılını doldurduğunu ve bu yıl 7’nci organizasyonu gerçekleştirdiklerini söyledi.
Kovid-19 salgını nedeniyle ekonomik ve sosyal alanda oluşan değişime dikkati çeken Koç, tüketici davranışları üzerinde kalıcı etkiler oluşturan bu değişimlerin “yeni normal” olarak tanımlandığını aktardı.
Koç, markaların tüketici davranışlarındaki değişimlere uyum sağlamak ve rekabet üstünlüğü kazanabilmek için yeni stratejiler aradığı bu yeni süreçte yapılan “Superbrands Türkiye 2022” saha araştırma ve çalışmasının bu açıdan büyük önem taşıdığını vurguladı.
Superbrands Türkiye olarak, “Superbrands kriterlerine” göre 4 bin 200 marka arasından 1.248 markayı aday marka olarak belirlediklerini bildiren Koç, şöyle devam etti:
“Marka ile ilişkili sivil toplum kuruluşlarının konusunda uzman yöneticilerinden oluşan seçici kurul tarafından değerlendirilen bu markalardan ilk 300’ü NielsenIQ tarafından Mayıs 2022'de halk oylamasına sunuldu. NielsenIQ, 300 marka için İstanbul, Ankara, İzmir’de, kadın-erkek, 18-55 yaş ve tüm sosyo-ekonomik statü (SES) gruplarında yüz yüze 2006 görüşme gerçekleştirdi. Bütün çalışmalar sonucunda 141 marka, Superbrands barajını aşarak Türkiye’nin 'süpermarkalarından' biri olmaya hak kazandı.”
Koç, bu yıl bir önceki araştırmada 67,85 olan Türkiye puan barajının 73,75 puana çıkmasının sevindirici olduğunu, ancak barajı aşan marka sayısının 181’den 141 markaya indiğini bildirdi.
Halk oylamasına sunulan 36 kategoriden, 30’unun barajı aştığını aktaran Koç, ilk 10 sırada yer alan markalarda otomotiv, dijital dünya, bilgisayar/elektronik eşya, hava yolları/lojistik/taşımacılık, beyaz eşya/küçük ev aletleri kategorilerinin öne çıktığını belirtti.

İlk 10'daki tek Türk markası THY oldu
Dilek Koç, tanıtım toplantısının ardından AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu yıl 7'ncisini gerçekleştirdikleri Superbrands Türkiye araştırmasında ilk 10'a bakıldığında 1 Türk markasının yer aldığını belirterek, şunları kaydetti:
"Diğer 9 marka ise global markalardan oluşuyor. Türk markası ise Türkiye'nin global markası Türk Hava Yolları. Listedeki 141 markadan 4 kategoriden ağırlıklı olarak markaların yer aldığını görüyoruz. Bu sektörler, kişisel bakım ürünleri, ev temizlik ürünleri, otomotiv sektörü ve dijital dünya şeklinde sıralanıyor. 141 markanın 74 markası ise Türk menşeili markalardan oluşuyor. Bu yıl Türk markalarında bir artış söz konusu oldu. İlk 10'daki marka dağılımında 1 Türk markası yer alırken, 141 markanın tümüne baktığımızda yüzde 52,5 ile Türk menşeili markaların ağırlıklı olduğunu görüyoruz."
Dijital Dünya kategorisinde yer alan markalar içinde en yüksek oyu alanın WhatsApp olduğunu aktaran Koç, “Onu, YouTube ve Google izledi. Bu üç marka tüm dünyada da uzun zamandır Süpermarka değerini koruyor. Ayrıca dijital dünyada, iletişim ve eğlenceyle beraber perakende sektörünün de hızla büyüdüğü görülüyor. Bu sektörde, uluslararası alanda da kendini kanıtlayan Getir, ön sıralarda yerini aldı.” ifadelerini kullandı.
Önceki araştırmalara göre bu yılki araştırmada marka değişikliklerinde salgının etkisine dikkati çeken Koç, genç ve yaşlı kuşaklara kapsayan, dijitale yönelen markaların süper marka olma yolunda hızla ilerlediğini söyledi.

"Salgın tüketicinin marka algısını değiştirdi"
NielsenIQ Türkiye Tüketici Araştırmaları Direktörü Nur Serenli de salgın ile birlikte teknolojinin hiç olmadığı kadar hayata entegrasyonunun her geçen gün daha da arttığını belirterek, artık eğitimden sağlığa, alışverişten spora kadar her türlü aktiviteyi neredeyse teknolojiyi kullanarak yapıldığını ifade etti.
Çoğu tüketicinin evde kaldığı süreçte tek eğlencesinin yemek pişirmek, yemek yemek ve dijital dünyada zaman geçirmek olması nedeniyle beyaz eşya ve elektronik eşya ile ilişkisinin arttığına dikkati çeken Serenli, “Aynı zamanda, markaların da teknolojiye yaptıkları yatırımlar, gerek ürün ve hizmet kalitesinde gerekse iletişimlerinde açıkça görülüyor. Tüketici hayatında, yenilikçi teknolojilerin hızla değişime neden olduğu bu sektörlerde 11 marka Superbrands Türkiye 2022 listesinde yerini aldı.” şeklinde konuştu.

İlk 3 marka BMW, Mercedes-Benz ve Audi oldu
Verilen bilgiye göre, Kurukahveci Mehmet Efendi, 17 yıldır Superbrands Türkiye listesinde istikrarla yerini korudu. Arçelik, Artema, Arzum, Beko, Dalin, Dünya Göz Hastanesi, E.C.A., Garanti BBVA, Migros, Opet, Paşabahçe, Petrol Ofisi, Pınar, Renault, THY, Turkcell, Türkiye İş Bankası, Ülker Çikolatalı Gofret, Vitra her yıl Superbrands Türkiye listesinde yer alarak Türk halkının vazgeçilmez Süpermarkaları olduklarını tescilleyen diğer önemli markalardan oldu.
Müze/Kültür ve Etkinlik Merkezleri kategorisinde, dünyanın bilinen en eski ve en büyük kült yapılar topluluğu sayılan, yaklaşık 12 bin yıllık geçmişiyle insanlık tarihini değiştiren Göbeklitepe Ören Yeri, Türkiye’nin Süpermarkaları arasına girdi.
Salgın sürecinin etkilerinin tüketicinin verdiği oylara yansıdığı başka bir alan OTC pazarı oldu. Bu sektörde Bephantol, Pharmaton, Sambucol, Supradyn Süpermarka olmaya hak kazandı.
Superbrands Türkiye 2022 araştırmasında İlk 10’da yer alan markalar: BMW, Mercedes-Benz, Audi, WhatsApp, Apple, Volkswagen, YouTube, Google, THY ve Bosch oldu. İllere göre ilk 5 marka; İstanbul'da Mercedes-Benz, BMW, Audi, WhatsApp, Google; Ankara'da BMW, Audi, Mercedes-Benz, Bosch, Apple; İzmir'de Mercedes-Benz, Nestlé Çikolata, Florence Nightingale, Samsung ve THY şeklinde sıralandı.
Cinsiyete göre ilk 5 markada ise kadınlar, Mercedes-Benz, BMW, WhatsApp, Audi, THY markalarını tercih ederken, erkeklerde bu sıralama Audi, BMW, Mercedes-Benz, Apple, Google şeklinde oldu.
Yaş gruplarına göre ilk 5 marka sıralamasında 18-30 yaşta, Mercedes-Benz, BMW, Audi, WhatsApp, Mavi; 31-43 yaş grubunda BMW, Audi, Mercedes-Benz, WhatsApp, Apple; 44-55 yaş grubunda Mercedes-Benz, BMW, WhatsApp, Paşabahçe, Audi oldu.
Erkeklere kıyasla kadınlarda, Ariel, Arzum, Domestos, Dove, Dyson, Kurukahveci Mehmet Efendi, LC Waikiki, Orkid, Penti, Prima, Scotch Brite, Sütaş, Taç, Torku, Trendyol, Vernel, Yumoş ve Zen Pırlanta markaları öne çıkıyor. Kadınlara kıyasla erkeklerde ise Aselsan, Audi, Gillette ve Google markaları öne çıkıyor.
Diğer illere kıyasla İstanbul’da, Kurukahveci Mehmet Efendi, Paşabahçe, Bosch, Mavi ve Samsung markaları öne çıkıyor. Diğer illere kıyasla Ankara’da ise Algida, Arçelik, Ariel, Arzum, Beko, Bephantol, BMW, Bosch, BP, Cif, Coca-Cola, Lipton, Nescafé, Netflix, Nutella, Omo, Oral-B, Roketsan, Sensodyne, Shell ve Siemens markaları, İzmir’de; Hacı Şakir, Nestle Çikolata, Ülker Çikolatalı Gofret ve Vestel markaları öne çıkıyor.
Diğer yaş gruplarına kıyasla 18-30 yaş grubunda, Activex, Atasay, Atasun Optik, Coca-Cola, Mavi, Media Markt, Microsoft, Netflix ve Zen Pırlanta markaları öne çıkarken, diğer yaş gruplarına kıyasla 31-43 yaş grubunda, BMW, Audi, Mercedes-Benz, WhatsApp ve Apple markaları öne çıkıyor. Diğer yaş gruplarına kıyasla 44-55 yaş grubunda ise Paşabahçe, Türkiye İş Bankası ve Vitra markaları listede yer aldı.



Küresel piyasalar, yarınki açılışta ‘İslamabad çıkmazının’ yaratacağı etkiyi bekliyor

New York Borsası’ndaki yatırımcılar, 8 Nisan’da piyasa kapanmadan önce çalışıyor. (AFP)
New York Borsası’ndaki yatırımcılar, 8 Nisan’da piyasa kapanmadan önce çalışıyor. (AFP)
TT

Küresel piyasalar, yarınki açılışta ‘İslamabad çıkmazının’ yaratacağı etkiyi bekliyor

New York Borsası’ndaki yatırımcılar, 8 Nisan’da piyasa kapanmadan önce çalışıyor. (AFP)
New York Borsası’ndaki yatırımcılar, 8 Nisan’da piyasa kapanmadan önce çalışıyor. (AFP)

Küresel piyasalar, işlemlerin açılışını temkinli bir beklentiyle karşılamaya hazırlanıyor. Yatırımcılar, beklenmedik bir jeopolitik şok ile kritik bir bilanço sezonunun kesiştiği hassas bir döneme girerken, risk algısında belirgin bir artış gözleniyor. Geçtiğimiz çarşamba günü yaşanan yükselişin ateşkes beklentilerine dayanmasına karşın, İslamabad görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanması risk iştahından ziyade korunma stratejilerinin yeniden öne çıkmasına neden oldu.

İslamabad’daki müzakerelerin anlaşma sağlanamadan sona ermesi, jeopolitik risk priminin işlemlerin ilk dakikalarından itibaren vadeli piyasalara yeniden yansımasına yol açacak. Geçtiğimiz hafta ‘takip günü’ olarak nitelenen yükselişi kutlayan ve S&P 500 endeksinde yüzde 2,5’lik artış gören piyasaların, hızlı kâr realizasyonları veya düzeltme hareketleriyle karşılaşabileceği değerlendiriliyor. Yatırımcılar, süregelen gerilimin son dönemde oluşan büyüme iyimserliğini zayıflatmasından endişe ediyor.

Petrol ve alüminyum mercek altında

Siyasi müzakerelerde yaşanan başarısızlık, emtia piyasalarını fiyat seviyeleri açısından gerçek bir sınavla karşı karşıya bırakırken, enerji ve endüstriyel metaller diplomatik çözümlerin yokluğuna en duyarlı sektörler olarak öne çıkıyor.

vffd
 Hürmüz Boğazı ve 3 boyutlu yazıcıyla üretilmiş petrol boru hattını gösteren harita (Reuters)

Petrol piyasasında analistler, jeopolitik risk priminin işlemlerin açılışıyla birlikte yeniden belirleyici olmasını bekliyor. Siyasi tıkanıklığın sürmesi, özellikle Hürmüz Boğazı başta olmak üzere uluslararası deniz ticaret yollarına yönelik tehditlerin devam ettiği anlamına geliyor. Bu durum, Brent petrol kontratlarının fiyat hareketlerinin talep dinamiklerinden ziyade arz kesintisi endişeleriyle şekillenmesine yol açabilir. Söz konusu tablo, küresel enflasyon üzerinde ilave baskı oluştururken, ham petrol akışının istikrarını yalnızca piyasa meselesi olmaktan çıkarıp uluslararası ekonomik güvenlik konusu haline getiriyor.

Metaller tarafında ise özellikle alüminyum, mevcut gerilim ortamında öne çıkan başlıca emtialardan biri olarak dikkat çekiyor. Ortadoğu’da küresel üretimin yaklaşık yüzde 9’unu sağlayan büyük eritme tesislerinin hedef alınması, arz tarafında belirsizlikleri artırıyor. Küresel üreticilerin olası arz daralmasına nasıl tepki vereceği yakından izlenirken, eritme süreçlerinde kullanılan enerjinin maliyetindeki artış da fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturuyor. Bu durum, ağır sanayi ve otomotiv gibi sektörlere yayılabilecek maliyet artışlarıyla birlikte zincirleme bir etki yaratma potansiyeli taşıyor. Böylece söz konusu emtiaların performansı, küresel ekonominin jeopolitik gerilimlere karşı dayanıklılığına ilişkin önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor.

Likidite baskısı ve jeopolitik riskler arasında ‘altın’

İslamabad müzakerelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasına ve askeri gerilimin artmasına rağmen, altın piyasasında temkinli bir bekleyiş hâkim. Analistler, işlemlerin dalgalı bir seyirle açılmasını beklerken, piyasayı yönlendiren unsurlar arasındaki çelişkiye dikkat çekiyor. Bir yandan diplomatik sürecin çökmesi, savaş dönemlerinde geleneksel ‘güvenli liman’ olarak görülen altına talebi artırıyor. Öte yandan bu yükseliş, bazı büyük yatırımcıların diğer varlık sınıflarındaki olası zararlarını karşılamak amacıyla altın pozisyonlarını satarak nakde dönmesiyle sınırlanabilir.

vfdb f
Seul’deki Hana Bank Genel Merkezi’nde bulunan döviz işlem odasında Asya piyasalarının endekslerini gösteren ekran (AP)

Buna ek olarak yatırımcılar, artan gerilimin enflasyon beklentileri üzerindeki etkisini yakından izliyor. Enerji fiyatlarının siyasi tıkanıklık nedeniyle yüksek seviyelerde kalması, büyük merkez bankalarının sıkı para politikalarını daha uzun süre sürdürmesine yol açabilir. Bu durum, yüksek tahvil getirileri karşısında elde tutma maliyetinin artması nedeniyle altın üzerinde teknik baskı oluşturuyor. Bununla birlikte, Goldman Sachs gibi uluslararası finans kuruluşlarındaki analistler, merkez bankalarının alımları ve yatırımcıların itibari para birimlerindeki dalgalanmalardan korunma arayışı sayesinde altının uzun vadeli yükseliş trendinin sürdüğü görüşünde birleşiyor. Bu çerçevede, haftanın ilk işlem günü, değerli metalin mevcut jeopolitik şoku ne ölçüde absorbe edebileceği açısından kritik bir test olarak görülüyor.

Bankacılık sektörü testi

Goldman Sachs ve JPMorgan Chase gibi büyük bankalar, birinci çeyrek finansal sonuçlarını pazartesi ve salı günleri açıklamaya başlıyor. Analistler, asıl odak noktasının geçmiş çeyrek kârlarından ziyade bankaların ileriye dönük beklentileri olduğunu vurguluyor. Bu çerçevede temel soru, banka yöneticilerinin savaşın kredi verme iştahı ve yılın ikinci yarısındaki sermaye yatırımları üzerindeki olası etkilerinden ne ölçüde endişe duyduğu olarak öne çıkıyor.

Çarşamba günkü ‘ralli’ sona mı erdi?

Teknik açıdan analistler, NASDAQ Composite endeksinin geçtiğimiz haftaki kazanımlarını koruyup koruyamayacağını yakından izliyor. Müzakerelerdeki başarısızlık, teknik destek seviyelerinin test edilmesine yol açabilir. Eğer piyasalar sert bir düşüşle açılır ve işlem hacimleri cuma günkü seviyeleri aşarsa, rallinin henüz ilk haftasında başarısızlığa uğraması ihtimali gündeme gelebilir.

fevfedv
 Tokyo’daki borsa ekranının önünden geçen bir yaya (EPA)

Genel olarak değerlendirildiğinde, yarınki açılış yalnızca diplomatik bir başarısızlığa tepki değil, aynı zamanda küresel ekonominin Ortadoğu’da uzun sürebilecek bir savaş senaryosuna ne ölçüde dayanabileceğine dair kapsamlı bir yeniden fiyatlama süreci olarak görülüyor. Yatırımcılar artık büyüme verilerinden çok, Washington’da Muhammed el-Cudan başkanlığında yapılacak toplantılardan gelebilecek ‘güven verici mesajlara’ odaklanmış durumda. Bu mesajların, dalgalı seyreden piyasalarda dengeyi yeniden kurmada belirleyici olabileceği değerlendiriliyor.


2025 yılında Suudi enerji şirketleri: Piyasadaki dalgalanmalara meydan okuyan milyarlarca dolarlık kâr

10. Küresel Rekabet Forumu sırasında dev petrol şirketi Saudi Aramco’nun logosu önünde sohbet eden Suudi ve yabancı yatırımcılar (AFP)
10. Küresel Rekabet Forumu sırasında dev petrol şirketi Saudi Aramco’nun logosu önünde sohbet eden Suudi ve yabancı yatırımcılar (AFP)
TT

2025 yılında Suudi enerji şirketleri: Piyasadaki dalgalanmalara meydan okuyan milyarlarca dolarlık kâr

10. Küresel Rekabet Forumu sırasında dev petrol şirketi Saudi Aramco’nun logosu önünde sohbet eden Suudi ve yabancı yatırımcılar (AFP)
10. Küresel Rekabet Forumu sırasında dev petrol şirketi Saudi Aramco’nun logosu önünde sohbet eden Suudi ve yabancı yatırımcılar (AFP)

Suudi Arabistan enerji sektörünün, 2025 yılı boyunca finansal kazanımlarını koruma ve küresel piyasalardaki dalgalanmaları aşma konusunda güçlü bir performans sergilediği; 92,5 milyar doları (347,2 milyar riyal) aşan net kâr elde ettiği bildirildi. Küresel arz-talep dengesi ve tedarik zincirlerindeki aksamalardan kaynaklanan baskılara rağmen, borsada işlem gören şirketlerin finansal sonuçları sektörde stratejik bir dönüşüme işaret etti. Buna göre, petrol fiyatlarındaki hareketlilik artık tek belirleyici unsur olmaktan çıkarken, operasyonel verimlilik ve riskten korunma yöntemleri, 430 milyar doları aşan nakit akışlarının sürekliliğini sağlayan temel unsurlar haline geldi.

Kârlar, olağanüstü geçen 2024 yılına kıyasla yaklaşık yüzde 11,5 oranında gerileyerek 104,62 milyar dolardan 92,5 milyar dolara düşse de, Bahri ve ADES gibi lojistik ve sondaj hizmetleri şirketlerinde olumlu bir performans farklılaşması görüldü. Bu durum, sektörde operasyonel olgunluğun arttığı ve gelir kaynaklarının çeşitlenmeye başladığı yeni bir döneme işaret ediyor.

dfvefeb
Suudi Arabistan Borsası’nın (Tadawul) logosu önünden geçen bir adam (Reuters)

Söz konusu düşüşün, Suudi Arabistan Borsası’nın (Tadawul) en büyük ağırlığa sahip şirketi olan Saudi Aramco’nun kârlarındaki gerilemeden kaynaklandığı ifade edildi. Ayrıca sektördeki diğer şirketler de gelirlerdeki azalma, satışların düşmesi ve yatırım portföylerinden elde edilen temettü gelirlerindeki gerileme gibi çeşitli zorluklardan etkilendi.

Şirket kârlarında farklılık

Enerji sektörü şirketlerinin finansal sonuçlarının performans açısından farklılık gösterdiği, buna göre iki şirketin kârlarını artırdığı, bir şirketin kârında düşüş yaşandığı, bir şirketin zararını azalttığı, bir başka şirketin zarar etmeye devam ettiği ve bir şirketin ise 2024’te kâr açıklamasına rağmen bu yıl zarara geçtiği bildirildi.

Detaylara göre Saudi Aramco 2025 yılında sektörde en yüksek kârı elde eden şirket oldu. Şirketin kârı 92,75 milyar dolar (348,04 milyar riyal) olarak gerçekleşirken, bu rakam bir önceki yıla göre yüzde 11,64’lük bir düşüşe işaret etti. Şirket, bu gerilemenin gelir ve satışlardan elde edilen gelirin azalmasından kaynaklandığını, buna karşın operasyonel maliyetlerdeki düşüş ile gelir vergisi ve zekât giderlerindeki azalışın bu etkiyi kısmen dengelediğini açıkladı.

Sektörde ikinci sırada ise Bahri yer aldı. Şirket, 2025 yılında 647,58 milyon dolar (2,43 milyar riyal) kâr elde ederek geçen yıla göre yüzde 0,12’lik bir artış kaydetti. Şirket, 2024 yılında 578,29 milyon dolar (2,17 milyar riyal) kâr açıklamıştı. Kâr artışı, özellikle petrol taşımacılığı segmentindeki brüt kârın yükselmesi, operasyonel performanstaki iyileşme ve küresel nakliye fiyatlarındaki artışa bağlandı.

erfreg
Suudi Arabistan Ulusal Deniz Taşımacılığı Şirketi’ne (Bahri) ait bir gemi (Suudi Arabistan Ulusal Deniz Taşımacılığı Şirketi)

Üçüncü sırada ise ADES yer aldı. Şirket, 218,13 milyon dolar (818,5 milyon riyal) kâr elde ederek bir önceki yıla göre yüzde 2’lik bir artış kaydetti. Şirket, net kârındaki artışın; gelirlerle karşılaştırıldığında amortisman ve faiz giderlerindeki yükselişi yansıttığını bildirdi. Ayrıca üçüncü çeyrekte, kâr-zarar tablosu üzerinden gerçeğe uygun değerle ölçülen özkaynak araçlarından elde edilen kârlar kaleminde kaydedilen kazançların da etkili olduğu ifade edildi. Bununla birlikte, söz konusu olumlu etkinin büyük ölçüde satın alma işlemine ilişkin maliyetler nedeniyle ortadan kalktığı belirtildi.

Sektör gelirleri

2025 yılında enerji sektörü gelirlerinin yaklaşık yüzde 4,74 oranında gerileyerek 430,12 milyar dolara (1,61 trilyon riyal) düştüğü bildirildi. Sektör, 2024 yılında 450,4 milyar dolar (1,69 trilyon riyal) gelir elde etmişti. Böylece gelirlerde 21,44 milyar dolarlık (80,45 milyar riyal) bir azalma yaşandı.

Bu sonuçlara ilişkin değerlendirmede bulunan piyasa analisti ve Suudi Arabistan Ekonomi Derneği üyesi Dr. Süleyman Al Hamid el-Halidi, enerji sektörünün Suudi ekonomisi açısından stratejik ve hayati bir öneme sahip olduğunu belirterek, elde edilen sonuçların sektör şirketlerinde yüksek kârlılığın sürdüğünü, buna rağmen sınırlı bir gerileme yaşandığını ortaya koyduğunu söyledi.

El-Halidi, bu düşüşü 2024’teki olağanüstü yüksek seviyelerin ardından ‘doğal’ bir düzeltme olarak nitelendirdi. Petrol fiyatlarının geçen yıla kıyasla dengelenmesinin yanı sıra, arz-talep dengesini korumaya yönelik OPEC+ üretim kısıtlamalarının etkisine dikkat çekti. Gelirlerdeki azalmanın hem fiyat hem de üretim miktarındaki düşüşten kaynaklandığını, ancak seviyelerin hâlâ güçlü kaldığını ifade etti. Ayrıca bazı şirketlerde, özellikle genişleme projeleri ve yenilenebilir enerji yatırımları nedeniyle operasyonel ve yatırım maliyetlerinin arttığını belirtti. Buna karşılık Bahri ve ADES gibi şirketlerin, deniz taşımacılığı ve sondaj hizmetlerine olan talep artışı sayesinde olumlu performans sergilediğini ve bunun sektörde gelir kaynaklarının çeşitlendiğini gösterdiğini söyledi.

ffev
 ADES logosunu taşıyan bir vinç (ADES)

El-Halidi, kısa vadede sektörün istikrarlı ancak sınırlı bir büyüme eğilimiyle yoluna devam edeceğini öngördü. Bu görünümün, küresel petrol arzının yönetilmesinin fiyatları dengede tutması, Aramco’nun gaz, temiz enerji ve petrokimya alanlarına yönelerek ham petrole bağımlılığı azaltması ve sondaj ile taşımacılık gibi hizmet şirketlerinin bölgesel projelerle güçlenmesi gibi faktörlerle destekleneceğini ifade etti.

Orta ve uzun vadede ise sektörün hidrojen, yenilenebilir enerji ve düşük karbonlu çözümler gibi alanlara yönelerek stratejik bir dönüşüm yaşayacağı tahmin edildi Ayrıca Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 kapsamında altyapı ve yatırım desteklerinin sektörü güçlendireceği belirtildi. El-Halidi’ye göre enerji sektörü halen güçlü ve kârlı bir yapıya sahip; mevcut gerileme ise tarihi zirvelerin ardından sağlıklı bir düzeltme niteliği taşıyor. Gelecekteki büyümenin ana sürücüsü ise çeşitlenme ve sürdürülebilirlik olacak.

İşletme faktörleri

G World CEO’su Muhammed Hamdi Ömer, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu verilerin ekonomik okumasının Suudi enerji sektörünün gücünü kaybetmediğini, ancak artık yalnızca yüksek kâr elde etmeye dayalı basit bir aşamadan daha karmaşık bir sürece geçtiğini gösterdiğini söyledi. Ömer, “347 milyar riyali aşan devasa kârlılık seviyelerine hâlâ ulaşılıyor, ancak asıl tablo, büyümenin artık yalnızca fiyat hareketlerine dayalı olmadığıdır. Artık operasyonel koşullara, küresel talebe, rafineri marjlarına ve sektör içindeki şirket performans farklılıklarına daha duyarlı bir yapı söz konusu” ifadelerini kullandı.

Kâr düşüşünün temel nedeninin, sektör içinde ‘olağanüstü ağırlığa’ sahip olan Saudi Aramco’dan kaynaklandığını belirten Ömer, şirketin sektörde yalnızca bir oyuncu değil, finansal görünümü belirleyen ana motor olduğunu vurguladı. Aramco’nun gelir veya kârındaki herhangi bir gerilemenin doğrudan sektör endeksine yansıdığını ifade etti. Ayrıca sektörün tek bir bütün olarak hareket etmediğini, Bahri ve ADES gibi bazı şirketlerin operasyonel güç veya iş modeli avantajları sayesinde olumlu performans sergilerken, diğer bazı şirketlerin ise piyasa ve operasyon kaynaklı baskılarla karşılaştığını söyledi. Buna göre temel meselenin artık sektörün geneli değil, sektördeki konumlanma kalitesi olduğunu dile getirdi.

Ömer, sektör gelirlerindeki gerilemenin küresel enerji piyasasının daha dalgalı bir döneme girdiğine işaret ettiğini belirterek, yüksek petrol fiyatlarının artık tek başına dengeli sonuçlar için yeterli olmadığını ifade etti. Günümüzde operasyonel yönetim, riskten korunma kabiliyeti, gelir çeşitliliği ve tedarik zinciri verimliliğinin fiyat kadar önemli hale geldiğini söyledi. Bu nedenle sonuçların sadece yıllık kâr düşüşü olarak okunmasının eksik olacağını, aslında sektörün ‘kolay kazanç döneminden daha rekabetçi ve karmaşık bir operasyonel döneme geçişini’ yansıttığını belirtti.

Geleceğe ilişkin değerlendirmesinde ise enerji sektörünün Suudi ekonomisi ve finans piyasası için temel bir dayanak olmaya devam edeceğini ifade eden Ömer, asıl farkın küresel dalgalanmalara uyum sağlayabilen şirketler ile fiyat döngüsüne bağımlı kalanlar arasında ortaya çıkacağını söyledi. Ona göre geleceği belirleyecek unsur büyüklük değil, esneklik, finansal disiplin ve dalgalanmayı fırsata çevirebilme kapasitesi olacak.

Ömer, sektör görünümünün genel olarak ‘pozitif’ olduğunu, ancak şirket bazında daha seçici bir tablo oluşacağını belirterek, kazançların eşit dağılmayacağını; daha verimli, daha entegre ve risk yönetiminde daha güçlü şirketlerin öne çıkacağını ifade etti.


ABD’den Rus petrolüne muafiyeti uzatma sinyali

Trump'ın Ukrayna savaşı devam ediyorken Rus petrolüne yaptırımları hafifletmesi hem ABD'den hem de Avrupa'dan tepki çekmişti (Reuters)
Trump'ın Ukrayna savaşı devam ediyorken Rus petrolüne yaptırımları hafifletmesi hem ABD'den hem de Avrupa'dan tepki çekmişti (Reuters)
TT

ABD’den Rus petrolüne muafiyeti uzatma sinyali

Trump'ın Ukrayna savaşı devam ediyorken Rus petrolüne yaptırımları hafifletmesi hem ABD'den hem de Avrupa'dan tepki çekmişti (Reuters)
Trump'ın Ukrayna savaşı devam ediyorken Rus petrolüne yaptırımları hafifletmesi hem ABD'den hem de Avrupa'dan tepki çekmişti (Reuters)

ABD, İran savaşının yarattığı enerji krizini önlemek için Rus petrolüne getirdiği muafiyeti uzatabilir.

ABD Hazine Bakanlığı, mart ortasında yayımladığı açıklamada, halihazırda denizde taşınma aşamasındaki Rus petrolüne uyguladığı yaptırımı 11 Nisan'a kadar kaldırmıştı.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan kaynaklar, bugün sona eren muafiyetin büyük ihtimalle uzatılacağını söylüyor.

Yetkililere göre ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, muafiyet süresinin uzatılmasını görüşmek için perşembe günü Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump'la bir araya geldi. Kaynaklardan biri, Bessent ve Trump'ın "bunun iyi bir fikir olduğunda mutabık kaldığını" belirtiyor.

Ancak henüz Washington'dan bu yönde bir resmi karar açıklanmadı.  

Beyaz Saray ve Hazine Bakanlığı yetkilileri de Reuters'ın yorum talebini reddetti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in özel temsilcisi Kiril Dmitriyev, yaptırımların geçici olarak askıya alınmasıyla 100 milyon varil Rus ham petrolünün piyasaya sürüleceğini bildirmişti.

Semafor'un aktardığına göre, Rusya bazı işlemlerde petrol satışlarından günde 150 milyon dolar gelir elde etmiş.

Trump yönetimi, İran Devrim Muhafızları'nın Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğini durma noktasına getirmesi nedeniyle fırlayan petrol fiyatlarını kontrol altında tutmak için İran petrolüne yaptırımları da geçici olarak askıya almıştı.

Bessent, 20 Mart'taki açıklamasında denizde bekleyen İran petrolünün satışına izin veren, dar kapsamlı bir lisans yayımladıklarını, bu hamleyle yaklaşık 140 milyon varil petrolü hızla küresel piyasaya sunarak arz üzerindeki baskıyı hafifletmek istediklerini belirtmişti. Beyaz Saray'ın muafiyet kararı 30 günlüğüne geçerli.

Öte yandan Trump yönetiminin Rusya ve İran petrolüne yaptırımları askıya alma kararı hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçilerin tepkisini çekmişti.

Avrupa Birliği de Beyaz Saray'ın hamlesini eleştirmişti.

Semafor'un görüş aldığı analistlere göre Washington, Rus petrolüne uygulanan muafiyetin uzatılması halinde benzer bir adımın İran petrolü için de atılabileceğini savunuyor.  

Barack Obama döneminde Dışişleri Bakanlığı ve Hazine Bakanlığı'nda yaptırımlarla ilgili çalışmış Edward Fishman, "En azından ara seçimlere kadar, Trump yönetiminin Rus petrolüne yeniden sert önlemler alacağı bir senaryo hayal etmekte zorlanıyorum" diyor.

Analist, Rusya ve İran'ın, "Amerika'nın politika taleplerine boyun eğmek ya da yaptırım baskısıyla karşı karşıya kalmak seçenekleriyle sınırlı olmadıklarını gösterdiğini" vurguluyor.

Independent Türkçe, Reuters, Semafor