Suriye’de Rusya ve ABD uçakları arasındaki gerilim iletişim kanallarının zayıflığını gösterdi

Moskova, Ukrayna savaşına rağmen Şam'ı destekleyen adımlar attı.

Rus uçakları 27 Eylül'de İdlib’i bombaladı. (AFP)
Rus uçakları 27 Eylül'de İdlib’i bombaladı. (AFP)
TT

Suriye’de Rusya ve ABD uçakları arasındaki gerilim iletişim kanallarının zayıflığını gösterdi

Rus uçakları 27 Eylül'de İdlib’i bombaladı. (AFP)
Rus uçakları 27 Eylül'de İdlib’i bombaladı. (AFP)

Rusya’ya ait bir savaş uçağı ile ABD’ye ait bir insansız hava aracı (İHA) arasında, bundan iki gün önce, Suriye hava sahasında yaşanan çarpışma tehlikesin Moskova ve Washington arasında olası hava kazalarını önlemek amacıyla kurulan koordinasyon kanallarının ne kadar zayıf olduğunu bir kez daha gösterdi. Bu durum önemli sonuçlar doğurdu.
Rusya’nın Suriye’deki hava üssü Hmeymim’de konuşlu Suriye'deki Tarafları Uzlaştırma Merkezi başkan yardımcısı Tümgeneral Oleg Yegorov, pazartesi akşamı Suriye hava sahasında Rus Hava Uzay Kuvvetleri’ne ait bir An-26 askeri nakliye uçağı ve ABD’ye ait bir İHA arasında çarpışma tehlikesinin yaşandığını duyurdu. Tümgeneral Yegorov açıklamasında, “ABD liderliğindeki sözde Uluslararası Terörle Mücadele Koalisyonu, Suriye hava sahasında saldırı silahlarıyla donatılmış İHA’larla gayri meşru uçuşlar gerçekleştirmeye devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Yegorov, Rus askeri birimlerine gerekli teçhizatı sağlamak üzere yola çıkan uçağın, bölge üzerinde uçuş yapan ABD’ye ait iki İHA ile çarpışma tehlikesini son anda önlemeyi başardığını ildirdi. Bunun ABD ordusunun Suriye'deki operasyonlar sırasında olası kazaların önlenmesi ve uçuş güvenliğinin sağlanmasına ilişkin (Rusya ile ABD arasında) imzalanan mutabakat zaptı hükümlerini ilk ihlali olmadığını vurguladı.
Her ne kadar iki taraf genellikle birbirini benzer ihlallere sebep olmakla suçlasa da son olay, iki taraf arasındaki diğer tüm diyalog ve koordinasyon kanallarının askıya alınmasıyla birlikte olası kazaları önlemeye yönelik koordinasyon kanallarının şu an en zayıf halinde olduğunu gösterdi.
Son olay, daha önce Moskova ile Washington arasındaki gerilimin tırmanmasına rağmen büyük bir önem taşıyor. İki ülke arasındaki etkin ve aktif çalışan tek kanal olarak tanımlanan Suriye'deki koordinasyon kanalları, geçmişte doğrudan çatışmalara yol açabilecek çeşitli sürtüşmelerin önüne geçilmesini mümkün kıldı.
Batı medyasında, Moskova'nın Ukrayna savaşıyla meşgul olması nedeniyle Suriye meselesine olan ilgisinin azaldığına dair haberler yer alsa da Rus çevreleri bu haberlerin gerçeği yansıtmadığını savunuyor. Pazartesi günü yaşanana benzer olayların, Rusya'nın askeri önceliğini Suriye topraklarındaki operasyonlara yönlendirdiği önceki dönemlerde de gerçekleşmişti.
Moskova, son aylarda Suriye'deki güçlerinin sayısının azaldığına ve binlerce askerin Ukrayna'ya kaydırıldığına dair veriler hakkında resmi düzeyde herhangi bir yorum yapmadı. Ancak Şarku’l Avsat’ın daha önce konuştuğu kaynaklar, Moskova'nın ‘askeri üslerde konuşlu Rus güçlerinin savaş ya da saha faaliyeti yürütmediği alanlarda’ bir takım yeniden konuşlandırmalar yaptığını aktarmışlardı. Bu çerçevede Moskova, güçlerinin bir kısmını Suriye'den Ukrayna’ya nakletmiş olabilir ama askeri yetkililerin tahminlerine göre bu adım, Rusya'nın genel olarak Suriye'deki olayların gidişatını yönlendirme yeteneğini etkilemeyecek.
Rus uzmanlar, bazı bölgelerde yaşanan Rusya-ABD sürtüşmesi ve ABD liderliğindeki Uluslararası Koalisyon güçlerinin güney ve kuzeydoğu bölgelerindeki faaliyetleri hakkında son zamanlarda aynı açıklamaların yapıldığını düşünüyorlar. Bunun nedeni, Moskova'nın ‘Astana Formatı’ndaki (Türkiye ve İran) ortaklarıyla birlikte Suriye'deki ABD varlığıyla yüzleşme sürecini hızlandırma hamlelerine öncelik vermesi. İki ay önce Tahran'da düzenlenen Astana Zirvesi'nin seyri de bunu gösterdi.
Diğer yandan veriler, Moskova'nın düzenli güçleri eğitmeye ve onlara silah ve mühimmat sağlamaya devam ettiğine işaret ediyor. Rusya'nın Suriye'deki çıkarları Ukrayna savaşından etkilenmedi. Aksine, Suriye arenası, Rusya ile Batı arasındaki mevcut ‘büyük çatışma’ çerçevesinde daha da önem kazandı.
Aynı Rus ve Suriyeli kaynaklar iki gün önce, Suriye'de savaşan gruplardan birinin, Suriye'deki Rus kuvvetlerinin komutanı Alexander Chaiko liderliğindeki Rus subaylarının gözetiminde, günlerce gerçek mühimmatla tatbikat yaptığını duyurdular. Çeşitli kara ve hava kuvvetlerinin katıldığı tatbikatlar, gerçek bir savaş sırasındaki muharebe koşullarının canlandırılmasını amaçlıyordu.
Suriyeli kaynaklara göre tatbikatı, yoğun top ve havan mermisi atışlarıyla başlarken bunu karadan karaya füze saldırılarının yanı sıra savaş uçakları ve helikopterleriyle nokta atışlarının yapıldığı hava saldırıları izledi. Tatbikat itfaiye araçları da katıldı.
Suriye'nin resmi haber ajansı SANA, tatbikatın yoğun ateş altında düşman hatlarının arkasına havadan indirme yapılması ve düşmanı geri çekilmeye zorlanması gibi karşı saldırıları da içerdiğini bildirdi. Tatbikatın kapsamı ve seviyesi, Rus güçlerinin, Ukrayna savaşıyla meşgul olmalarına rağmen Suriye topraklarında yeni çatışmaların patlak vermesiyle karşı karşıya kalmaları durumunda savaşa hazır olma durumunu artırmaya halen özel bir önem verdiğini gösterdi.
Diğer taraflar bazı analistler, Moskova’nın son dönemde Suriyeli silahlı muhalif gruplara yönelik operasyonlarını azaltmamasını, Astana Formatı’ndaki ortağı Ankara’ya yönelik birkaç noktaya ilişkin gönderdiği mesajlar olarak değerlendirdiler. Rusya Savunma Bakanlığı’ndan pazartesi günü yapılan açıklamaya göre Rus Hava Kuvvetleri, İdlib bölgesinde Heyetu Tahriru’ş Şam’ın (HTŞ)  kontrolündeki bölgeleri hedef aldığını duyurdu. Rus kaynaklara göre bombardımanlar sonunda grup liderleri de dahil olmak üzere 13 örgüt üyesi öldürüldü.
Hmeymim Hava Üssü’nden yapılan açıklamada, Hava Kuvvetleri'nin, Rus askerleri ve Suriye rejimi güçleri için tehdit oluşturan İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi’ndeki (İGAB) terörist grubun (HTŞ) mevzilerinin imha edildiği belirtildi. Açıklamaya göre Ruveyha ve Musaybin köyleri yakınlarındaki yeraltı kampları hedef alındı. Açıklamada, Ebu Yusuf eş-Şami ve Halid el-Yusuf (Ebu Ömer) adlı, örgütün üst düzey iki lideri de dahil olmak üzere 13 örgüt üyesi etkisiz hale getirildiği ve 22 üyesinin ağır şekilde yaralandığı vurgulandı.
Rusya Savunma Bakanlığı’nın açıklamasında, “Teröristlerin sığınaklarının imha edilmesi, Rusya Silahlı Kuvvetleri’nin ve Suriye rejimi güçlerinin mevzilerine yönelik sabotaj ve terör saldırılarının engellenmesini sağladı” denildi.
HTŞ, İdlib ilinin büyük bir bölümünün yanı sıra Hama ve Lazkiye gibi komşu illerin kırsal kesimlerini de kontrol ediyor.



Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
TT

Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)

Yemen Başkanlık Konseyi’nden bir kaynak, Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin son açıklamalarını şaşkınlıkla karşıladıklarını belirterek, Bahsani’nin Konsey liderliğince alınan egemen nitelikteki kararlara karşı çıkmasına tepki gösterdi. Kaynak, bu kararların başında, Riyad Anlaşması ve Yetki Devri Bildirgesi’nde öngörüldüğü üzere, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ile koordinasyon içinde güvenlik güçlerinin Savunma ve İçişleri bakanlıkları çatısı altında birleştirilmesinin geldiğini vurguladı.

Resmî açıklamada, söz konusu ifadelerin Başkanlık Konseyi Başkanı ve üyelerinin yemin ettikleri kolektif sorumluluk ilkesinden açık bir sapma anlamına geldiği, geçiş dönemini düzenleyen referanslarla ve Konseyin askeri ve güvenlik dosyalarını yönetme konusundaki anayasal yetkileriyle çeliştiği kaydedildi. Açıklamada, bu yetkilerin devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi, münhasır yetkilerine yönelik müdahalelerin önlenmesi ve mevcut meydan okumalar karşısında devlet otoritesinin pekiştirilmesi açısından hayati önem taşıdığı ifade edildi.

Kaynak ayrıca, Suudi Arabistan’ın güney diyaloğuna yönelik himaye çabalarının sorgulanmasının ve bu diyaloğun uzlaşıyla belirlenen himaye çerçevesi dışına taşınması çağrılarının olumsuz mesajlar içerdiğini belirtti. Bu tutumun ne tansiyonun düşürülmesine katkı sunduğu ne de Başkanlık Konseyi’nin defalarca vurguladığı üzere ulusal, kapsayıcı bir çerçeve içinde adil ve kapsamlı biçimde ele alınması gereken Güney meselesinin çıkarlarına hizmet ettiği bildirildi.

zxsdefrt
Aden şehrindeki Merkez Bankası genel merkezinin dışında devriye gezen Yemen hükümet güçlerine bağlı bir asker (EPA)

Kaynak, bu tutumların önceki bir bağlamdan bağımsız olmadığını da vurguladı. Kaynak, el-Bahsani’nin daha önce de birden fazla kez Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinde isyan ve tek taraflı adımlara yönelik destekleyici ya da müsamahakâr tutumlar sergilediğini ifade etti. Ayrıca el-Bahsani’nin, devletten ve ulusal kurumlarından yana tavır alan bazı ofis çalışanlarını görevden aldığına dikkat çekerek, bu yaklaşımın Başkanlık Konseyi üyeliğine yüklenen egemen nitelikteki görevler ve anayasal sorumluluklarla bağdaşmadığını kaydetti.

Kararlı davranmak

Kaynak, Başkanlık Konseyi’nin bu uygulamalarla ulusal sorumluluğun gerektirdiği şekilde, anayasa ve geçiş dönemini düzenleyen referanslar çerçevesinde hareket edeceğini vurguladı. Açıklamada, egemen karar alma birliğinin korunması, ulusal mutabakata zarar verebilecek ya da güvenlik ve istikrarın yeniden tesisine yönelik çabaları zayıflatabilecek her türlü adımın önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınacağı belirtildi.

Kaynak ayrıca, mevcut aşamanın dar hesaplardan uzak, ülkenin karşı karşıya bulunduğu varoluşsal zorluklarla uyumlu, sorumlu bir siyasi dil ve tutum gerektirdiğini kaydederek, yalnızca devletin ve kapsayıcı ulusal projesinin karşıtlarına hizmet eden muğlak mesajlardan kaçınılması gerektiğinin altını çizdi.

Yemen Başkanlık Konseyi daha önce de Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE), Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin topraklarından ayrılarak Riyad’a gitmesine izin verilmesini talep etmişti. Açıklamada, el-Bahsani’nin Konsey liderliğiyle birlikte çalışması ve Suudi Arabistan’ın himayesinde Yemen’deki durumu ele almaya yönelik çabalara katılması gerektiği, bunun da mevcut belirsizlik ve kafa karışıklıklarının giderilmesine katkı sağlayacağı ifade edilmişti.

Başkanlık Konseyi, sorumlu bir kaynak aracılığıyla, Başkanlık Konseyi üyeliğinin bireysel hesaplara ya da devlet çerçevesi dışındaki değerlendirmelere tabi tutulamayacak, üst düzey bir anayasal sorumluluk olduğunun altını çizdi. Açıklamada, ulusal mücadelenin, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve Yemen halkının yaşadığı sıkıntıların sona erdirilmesi için en yüksek düzeyde birlik ve uyum gerektirdiği vurgulandı.


Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
TT

Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)

Sudan ordusu ile HDK arasında devam eden savaşta, Sennar eyaletinin Senga kentinde ve Mavi Nil eyaletinin Yabus beldesinde hem askerlerden hem de sivillerden onlara ölü ve yaralı olduğu bildirilirken, iki gün boyunca insansız hava araçlarının (İHA) da dahil olduğu çatışmalar yaşandı.

Görgü tanıkları, HDK'ya ait İHA’ların pazartesi sabahı Senga'yı bombaladığını ve ordunun 17. Piyade Tümeni karargahını hedef aldığını söyledi.

Görgü tanıklarının ifadesine göre 17. Piyade Tümeni karargahında yapılan bir toplantı sırasında gerçekleşen saldırıda askeri personelden ve sivillerden çok sayıda kişi öldürdü. Sennar Eyaleti Sağlık Bakanı İbrahim el-İvad, Ultra Sudan platformunda yayınlanan açıklamalarında 17 kişinin öldüğünü ve 13 kişinin yaralandığını söyledi, ancak ölen ve yaralananların kimler olduğuna değinmedi.

Sennar Hükümeti Sözcüsü Adem Abdullah, olayın önemini küçümseyerek, bir İHA’nın şehri hedef aldığını ve saha savunma sistemleri tarafından durdurulduğunu, sayımı devam eden sivillerin kayıplarının ise saha savunma sistemlerinin İHA’ya verdiği tepki sonucu meydana geldiğini söyledi.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Malik Agar'a bağlı Mavi Nil Halk Hareketi, HDK'nın yaydığı ‘kötü niyetli söylentilere kanılmaması’ çağrısında bulunan bir açıklama yayınladı, ancak tam olarak ne olduğu konusunda ayrıntılı bilgi vermedi.

Sudan ordusu henüz bir açıklama yapmazken ordu yanlısı platformlar, HDK'nın insansız hava araçlarının şehirdeki ordu kışlalarını ve sivilleri hedef aldığını bildirdi. Tanıklar ise 17. Piyade Tümeni'nin toplantı yeri yakınlarındaki bir okulun İHA’larla vurulduğunu söyledi.

Görgü tanıkları, saldırının Sennar, El Cezire, Beyaz Nil ve Mavi Nil merkez eyaletlerinin valilerinin tümen karargahında yaptıkları toplantı sırasında gerçekleştiğini söylediler, ancak bu bilgi henüz doğrulanamadı.

xcdfgth
Pazar günü Hartum'daki bir mezarlıkta savaş kurbanlarının bulunduğu çantaları inceleyen Sudanlılar (AP)

Beyaz Nil Valisi, aralarında protokol müdürü ve bir korumasının da olduğu bazı yardımcılarının öldüğünü açıkladı.

Orduya yakınlığıyla bilinen gazeteci Mazmul Ebu el-Kasım, Facebook'ta, stratejik bir İHA saldırısının Sennar eyaletindeki Senga kentinde bulunan 17. Piyade Tümeni karargahını dört füzeyle hedef aldığını söyledi.

HDK komutanlarından Paşa Tabik, Facebook sayfasında yaptığı bir paylaşımda 17. Tümen karargahında yaşananları ‘geçici bir olay” olarak nitelendirdi. Tabik, saldırıya ilişkin daha fazla bilgi vermedi.

Tabik, Sennar'da yaşananların, ‘Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, ordu komutanları ve onların arkasındaki İslamcı hareket ve savaşın devam etmesi gerektiğini savunanlara yönelik doğrudan bir mesaj’ olduğunu söyledi.

Çeşitli savaş bölgelerinde benzer operasyonların devam edeceğini söyleyen Tabik, “Gelecekte yaşananlar daha şiddetli, daha acı ve daha ıstırap verici olacak” dedi.

Öte yandan Sudan ordusundan dün yapılan açıklamada, Senga ve Yabus'taki olaylara değinilmeden ordu güçlerinin son 72 saat içinde Kordofan, Darfur ve Mavi Nil bölgelerindeki savaş alanlarında HDK’ya ait 107 askeri aracı ve bazı yakıt ve mühimmat depolarını imha ettiği, onlarca HDK üyesini öldürdüğü ve yaraladığı belirtildi.

Abdulaziz el-Hılu liderliğindeki HDK’nın müttefiki olan silahlı grup Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N) ise yaptığı açıklamada, ordunun bir savaş uçağının pazar günü Mavi Nil eyaletindeki Yabus beldesini bombaladığını, bu saldırıda çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 93 sivilin öldüğünü ve 32 kişinin yaralandığını bildirdi.

Sudan ordusu olayla ilgili yorum yapmasa da orduya bağlı platformlar, Sudan'ın Etiyopya sınırına yakın Yabus beldesindeki HDK mevzilerine hava saldırıları düzenlediğini, onlarca askeri aracın imha edildiğini ve HDK’ya ağır kayıplar verdirildiğini bildirdi.

Bu platformlara göre Sudan ordusu, 15 Nisan 2023'te savaşın başlamasından bu yana HDK’nın Etiyopya sınırındaki mevzilerini ilk kez hedef aldı.

Bununla birlikte İslamcı çizgideki Sudan Doktorlar Ağı tarafından yapılan açıklamada, dün Güney Kordofan eyaletinin Habila bölgesindeki Kartala beldesinde bir HDK konvoyunun bombalanması sonucu beş kişinin öldüğü ve bazı kişilerin de yaralandığı ifade edildi.

Dilling ve Kadugli şehirlerindeki kuşatmayı kırmak amacıyla geçici olarak kontrolünü ele geçirdikten sonra geçtiğimiz hafta Habila şehrinin kontrolünü kaybeden ordu güçleri Kartala beldesinden çekilmişti.


İsrailli yetkililer Gazze'yi işgal etme planı öneriyor: Nükleer bomba atmayı teklif ettiler

Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
TT

İsrailli yetkililer Gazze'yi işgal etme planı öneriyor: Nükleer bomba atmayı teklif ettiler

Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)

Üç bakan ve iktidar koalisyonundaki yaklaşık 10 milletvekilinin girişimiyle, dün Knesset'te (İsrail parlamentosu) “Gazze - Ertesi Gün” başlıklı bir konferans düzenlendi. Şeridin Geleceği için Siyasi Plan Yerleşim liderleri ve yüzlerce konuk konferansa katıldı ve konferans sırasında, Yahudilerin tarihi hakkı olduğunu iddia ederek oraya geri dönüp yerleşmeyi müzakere ettiler.

Konferans, Parlamento Anayasa ve Adalet Komitesi Başkanı Simcha Rotman'ın girişimiyle, Yerleşim Bakanı Orit Strock, Yahudi Mirası Bakanı Amichai Eliyahu ve Diaspora İşleri Bakanı'nın katılımıyla gerçekleşti. Bu isimlerin tamamı, Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich liderliğindeki Dini Siyonist bloktan ve Likud'dan Avichai Shekli de konferansa katıldı. Konferansta, Gazze çevresinde yaşanan siyasi olaylarla ilgilenmediklerini, bununla ABD Başkanı Donald Trump'ın savaşı sona erdirme planını kastettiklerini açıkladılar.

Gazze Şeridi'nin işgalini savunanlar, “Gazze Şeridi için tek gerçekçi planın İsrail'in burayı tamamen kontrol altına alması ve yerleşim yerlerini yeniden inşa etmesi olduğunu” iddia ediyorlar. Gazze'deki her binayı ve ev kalıntısını yerle bir eden ordunun mevcut operasyonlarını, kendi faaliyetleri için bir teşvik olarak görüyorlar.

Strook konuşmasında, “Mesele tek bir şeyle ilgili: topraklarımız üzerindeki hakkımızı tanıyıp tanımadığımız” dedi ve ekledi: “Kendimize şunu sormalıyız: Başbakanımız Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı'na Gazze'nin bizim olduğunu söyledi mi?” Rotman ise şöyle dedi: “Savaştan öğrendiğimiz en önemli şey, her şeyin Netanyahu ile ilgili olmadığıdır. Ona toplumsal baskı uygulamalıyız.”

cdfgth
İsrailli yerleşimciler, Ağustos 2005'te Gazze'deki Netzarim yerleşiminden ayrılırken yürüyüş yapıyorlar (AP)

Savaşın başında Gazze'ye nükleer bomba atılması çağrısında bulunmasıyla bilinen Bakan Eliyahu, "Bu konferans, hükümet üzerinde kaçınılmaz olarak etki yaratacak ve istenen sonuçları elde edecek güçlü bir kamuoyu baskısının başlangıcıdır" ifadelerini kullandı.

Ona göre, “Gazze'deki gelişmeler, Amerikalıların (Hamas'ın) kendilerine karşı dürüst olmadığını ve iktidarı veya silahlarını bırakmak istemediğini keşfedeceklerini gösteriyor. Bu nedenle İsrail, Gazze'nin kontrolünü ele geçirmeye hazırlanmalı, ancak bu sefer sadece savaşı askeri olarak çözmekle kalmayıp, yerleşimcilerin haklarını geri vermeli ve onları Gazze'deki Gush Katif'e geri döndürmelidir.”

Bakan Shekli, “İsrail'in bu savaşta evlatlarının kanıyla elde ettiği kazanımlar, yüzeysel siyasi anlayışlarla heba edilmemeli, aksine yerleşimcilik gibi büyük bir Siyonist eylemle taçlandırılmalıdır. Bunun başlangıcının, bugün tamamen İsrail'in kontrolünde olan Kuzey Gazze Şeridi'nde olması gerektiğini" belirtti.

vfevfe
İsrailli yerleşimciler, Ağustos 2005'te Gazze'deki Netzarim yerleşiminden ayrılırken yürüyüş yapıyorlar (AP)

Bakan Yardımcısı Almog Cohen, konferansın başlığına itiraz ederek şunları söyledi: “Gazze'den sonraki günü istemiyorum. Şimdi gereken düşmanın ortadan kaldırılmasıdır. Öfkem henüz dinmedi ve sönmedi. Düşmandan daha fazla kan dökülmesini istiyorum (...) Araplar toprak kaybetmeli ki onları yendiğimizi anlasınlar.”

Bu yerleşim faaliyetinin, Doğu Kudüs ve Batı Şeria'daki İsrail yerleşim projelerinin yoğunlaştığı ve İsrail ordusunun himayesinde yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırılarının arttığı bir dönemde gerçekleştiği unutulmamalıdır.

Son günlerde, Eriha yakınlarındaki Ras Ein el-Auja'da evlerinin yakınlarına bir karakol kurulmasının ardından 100'den fazla vatandaş evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Şarku’l Avsat Haaretz'den aktardığına göre güvenlik yetkilileri, ordunun 7 Ekim'den bu yana Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik bin 720 yerleşimci saldırısı kaydettiğini; geçen yıl ise 845 olayın kaydedildiğini, bu olaylarda 200 kişinin yaralandığını ve 4 kişinin öldüğünü söyledi.

40 binden fazla konutun inşası onaylandı, 69 yerleşim yeri kuruldu ve mevcut yerleşim yerlerinin alanları iki katına çıkarılarak genişletildi.

İsrail hükümeti, bir bölgedeki çatışmayı körükleyerek başka bir bölgedeki faaliyetlerden dikkati dağıtmak gibi bilinen bir yöntemi izliyor; örneğin, Gazze savaşı sırasında Batı Şeria'da yerleşim genişletme ve yerinden etme operasyonları yürüttü. Bunun tam tersi de geçerli.