FKÖ Sekreteri Şeyh’in Washington temasları, Ramallah’taki etkisini güçlendiriyor

Abbas sonrası muhtemel Devlet Başkanı olarak görülen FKÖ Sekreteri Şeyh’in Washington temasları, Ramallah’taki etkisini güçlendiriyor

Biden’ın Temmuz ayında Ramallah’ı ziyareti, Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Filistinli yetkililer ve Hüseyin eş-Şeyh (sağdan ikinci) ile görüşmesi (Şarku’l Avsat)
Biden’ın Temmuz ayında Ramallah’ı ziyareti, Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Filistinli yetkililer ve Hüseyin eş-Şeyh (sağdan ikinci) ile görüşmesi (Şarku’l Avsat)
TT

FKÖ Sekreteri Şeyh’in Washington temasları, Ramallah’taki etkisini güçlendiriyor

Biden’ın Temmuz ayında Ramallah’ı ziyareti, Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Filistinli yetkililer ve Hüseyin eş-Şeyh (sağdan ikinci) ile görüşmesi (Şarku’l Avsat)
Biden’ın Temmuz ayında Ramallah’ı ziyareti, Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Filistinli yetkililer ve Hüseyin eş-Şeyh (sağdan ikinci) ile görüşmesi (Şarku’l Avsat)

Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Yürütme Komitesi Sekreteri Hüseyin eş-Şeyh, iki gün boyunca Washington’da bir araya geldiği ABD’li yetkililere çeşitli talepler sundu. Talepler, siyasi, güvenlik ve güncel gerçeklik ve bu tünelden çıkmak için ne yapılması gerektiği konusunda otoritenin bakış açısını da yansıtıyor.
Görüşmeleri takip eden bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada Şeyh’in Washington’da birçok konuyu gündeme getirdiğini söyledi. Kaynağa göre Filistinli yetkili, İsrail’i barış müzakerelerini başlatmaya zorlamak için daha net bir ABD eylemine ihtiyaç duyulduğunu, İsrail’in mevcut gerginliğine son verilmesi, anlaşmalara ve sahada bir Filistin Otoritesi’nin varlığına saygı duyulması için baskı yapılması gerektiğini söyledi. Ayrıca Kudüs’teki ABD Konsolosluğu’nun yeniden açılması, Washington’daki FKÖ ofisinin yeniden açılması ve örgütün terör listelerinden kesin olarak çıkarılması çağrısı yapan Hüseyin eş-Şeyh, Ramallah yönetimine mali ve güvenlik desteğini yoğunlaştırma yollarını ve gerekliliğini ele aldı.
Kaynağa göre görüşmede ayrıca Filistin ekonomisini destekleme yolları ve kısa ve uzun vadede otoriteye sağlanması gereken kolaylıkların niteliği de masaya yatırıldı. Şeyh, geçen salı günü Washington’da ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Wendy Sherman, ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Orta Doğu ve Kuzey Afrika Koordinatörü Brett McGurk, ABD Dışişleri Bakanlığı Yakın Doğu İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Barbara Leaf, ABD'nin Yakın Doğu İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Yael Lambert ve Filistin ve İsrail İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Hadi Amr ile de görüştüğünü belirtti.
Şeyh, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada “Bu toplantılarda son gelişmeler, iki devletli çözümün korunması, siyasi bir ufkun başlatılması ve bu çözümü yok eden tüm tek taraflı önlemlerin durdurulması gerekliliğine dair kapsamlı bir görüşme yapıldı. Filistin- ABD ikili ilişkilerindeki çeşitli konular da ele alındı” ifadelerine yer verdi.
Hüseyin eş-Şeyh, 2017’den bu yana Washington’da ABD’li yetkililerle resmi görüşmeler yapan ilk Filistinli yetkili oldu. Gerçekleştirilen görüşmeler, barış çabalarının ilerletilmesiyle ilgili ana konularda önemli ilerlemeler sağlamadı. Bu başarısızlık, Washington’un gelecek ayın başlarında yapılması planlanan seçimlerin ardından İsrail hükümeti kurulmadan hiçbir adım atılamayacağı inancından kaynaklanıyor. Ancak bu ziyaret, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın olası halefi olan Şeyh’in bir Filistinli olarak etkisini güçlendirdi.
Şeyh’in ziyareti, ABD Başkanı Joe Biden’in geçen Temmuz ayında Beytüllahim’i ziyaretinden kısa bir süre sonra kararlaştırıldı. İsrail gazetesi Haaretz’e konuşan Filistinli yetkililer, Şeyh’in ziyaretinin ABD yönetimi tarafından ‘meşruiyet’ sağladığı anlamına geldiğini ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın yakın çevresindeki etkisinin ek bir göstergesi olduğunu belirtti.
Geçen Şubat ayında Hüseyin eş-Şeyh, Saib Ureykat yerine Fetih Hareketi’nin merkezi bir üyesi olarak şeçildi. Bu konum, FKÖ Yürütme Komitesi’ndeki en önemli pozisyon olan ‘otorite başkanlığına’ hazırlık için en önemli adım sayılıyor.
Fetih anlayışına göre Filistin Devlet Başkanı, Fetih Hareketi Merkez Komitesi Başkanı ve FKÖ Yürütme Komitesi Başkanı da olmalı. Herhangi bir nedenle başkanlık boşluğu oluşursa Şeyh, Azzam el-Ahmed ile birlikte bu iki komiteyi birleştiren tek kişiler olacak.
Mayıs ayı sonunda Abbas, Şeyh’e doğru ikinci adımı atarak, Şeyh’i FKÖ Yürütme Konseyi Genel Sekreterliği görevine atayan bir karar yayınladı. Devlet Başkanı Abbas, hareket tarafından Başkan Yaser Arafat’ın halefi olarak aday olarak seçilmeden önce, Yürütme Komitesi’nin merkezi bir üyesi ve sekreteriydi.
Şeyh, iki intifada döneminde hareketin kadrolarından biri olarak Fetih hareketindeki hayatına başladı. İkinci İntifada sırasında hareketin Ramallah’taki sekreteri de dahil olmak üzere çeşitli konumlarda bulundu. Daha sonra Sivil İşler Bakanı olarak üst düzey görevlere yükseldi. Bu pozisyon, Filistinlilerle ilgili sivil ilişkilerde İsrail ile en çok temas halinde olan kanal. Kendisi aynı zamanda Fetih hareketinin merkezi komitesinin bir üyesiydi.
Hüseyin eş-Şeyh, Abbas’a en yakın isimlerden biri olarak kabul ediliyor ve son iki yılda Abbas’ın mutlak güvenini kazandı. Filistin siyasetinde önemli bir rol oynadı ve çeşitli diplomatik görevler üstlendi. Sık sık ABD’li ve Avrupalı diplomatlarla bir araya geldi. Abbas’a en önemli toplantılarında ve yurt dışı seyahatlerinde eşlik etti.
Şeyh, sonuna kadar Abbas’ın halefi olarak öne itilmesi halinde, 86 yaşına ulaşmış bir adamın halefi olarak üst düzey isimlerle rekabete girecek. Abbas’ın güveninin yanı sıra Hüseyin eş-Şeyh, İsrailliler, ABD’liler ve bölge ile iyi ilişkilere sahip.
Yönetimin İsrail ile siyasi ve güvenlik anlaşmalarına bağlı olduğu, ABD, Avrupa Birliği (AB) ve bölge ülkelerinden destek aldığı göz önüne alındığında tarafların Filistin’in bir sonraki devlet başkanının kim olacağı konusunda önemli bir görüşü olduğu biliniyor. Öte yandan muhalifler ise Şeyh’in hiçbir meşruiyete sahip olmadığına ve hiçbir zaman yüksek bir göreve seçilmediğine inanıyor.
Ama günün sonunda Şeyh’e yakın isimler, olası bir devlet başkanının doğrudan bir oylama ile seçileceğini söylüyor. Bu da herhangi bir yetkili, devlet veya partinin değil, Filistin halkının karar vereceği bir şey.



UCM: HDK, Sudan'daki “savaş suçlarını” gizlemek için toplu mezarlar açtı

UCM Genel Merkezi (AFP)
UCM Genel Merkezi (AFP)
TT

UCM: HDK, Sudan'daki “savaş suçlarını” gizlemek için toplu mezarlar açtı

UCM Genel Merkezi (AFP)
UCM Genel Merkezi (AFP)

Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcı Yardımcısı Nazhat Shameem Khan dün, Sudan'daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ni (HDK) ‘ülkenin batısındaki Darfur bölgesinde işlenen savaş suçlarını ve insanlığa karşı suçları’ gizlemek için toplu mezarlar kazmakla’ suçladı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığı habere göre Khan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) verdiği brifingde, Savcılık Ofisi'nin ‘Faşir'de, özellikle ekim ayı sonlarında HDK'nın şehri kuşatmasının zirveye ulaştığı dönemde, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar işlendiği sonucuna vardığını’ söyledi.

Kendisine ABD'ye giriş vizesi verilmediğini açıklayan Khan, videolu brifinginde, Savcılık Ofisi’nin suçlamalarını ‘toplu katliamları ve toplu mezarlar kazarak suçları gizleme girişimlerine dair ses ve video materyalleri ile uydu görüntülerine’ dayandırdığını söyledi.

HDK, 2024 yılının mayıs ayında Kuzey Darfur eyaletinin yönetim şehri Faşir'e uyguladığı kuşatmayı sıkılaştırdı ve 2025 yılının ekim ayında şehrin tam kontrolünü ele geçirdi.

Fransız Haber Ajansı AFP tarafından aralık ayında analiz edilen uydu görüntüleri, 3 bin 600 metrekareyi kaplayan bir alana mezarların yayıldığını gösteriyordu.

ABD’deki Yale Üniversitesi İnsani Yardım Araştırma Laboratuvarı tarafından kasım ayı sonlarında yapılan benzer bir analiz, taşınmış, gömülmüş veya yakılmış ‘insan kalıntılarına benzeyen nesnelerden oluşan yığınlar’ tespit etti.

Faşir savaşından sağ kurtulanlar, sivillerin şehirden kaçarken hedef alındığını, hatta yargısız infazlara ve cinsel şiddete maruz kaldıklarını bildirdi.

Darfurluların ‘toplu işkenceye’ uğradığı uyarısında bulunan Khan, “Faşir’in düşüşü, Arap olmayan toplulukları en derin acılara maruz bırakmak için sistematik ve planlı bir kampanyayla birlikte gerçekleşti” değerlendirmesinde bulundu.

Savcı Yardımcısı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Araştırmalarımıza göre tecavüz dahil cinsel şiddet, Darfur'da bir savaş aracı olarak kullanılıyor ve yavaş yavaş ortaya çıkan tablo, toplu infazlar ve zulümler dahil olmak üzere büyük çaplı organize suçların korkunç bir görüntüsüdür.”

Bu suçların geniş bir coğrafyayı kapsadığını ve Faşir ile sınırlı olmadığını vurgulayan Khan, ‘2023 yılında El-Cenine'de işlenen zulümlerin 2025 yılında Faşir'de tekrarlandığını ve bu suçların Darfur'daki bir bölgeden diğerine aktarıldığını’ gösteren kanıtlardan bahsetti.

Savcı Yardımcısı, bu suçların ‘mevcut çatışma ve cezasızlık sona erene kadar’ devam edeceği konusunda uyarıda bulundu.

Birleşmiş Milletler (BM) uzmanları, HDK’nın Batı Darfur'un El-Cenine kentinde çoğu Masalit kabilesinden olmak üzere 10 bin ila 15 bin kişiyi öldürdüğünü tahmin ediyor.

Khan, Sudanlı yetkililere, UCM’nin tutuklama emri çıkardığı kişileri, özellikle de eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir döneminde iktidar partisinin lideri olan Ahmed Harun'u teslim etmeleri çağrısını yineledi.

Savcı Yardımcısı, Harun'un teslim edilmesini öncelikli bir konu olarak görüyor. Çünkü Harun, 2000’li yılların başlarında Darfur'da ve 2011 yılında Güney Kordofan'da yetkililerin isyanı bastırma sürecinde işlediği cinayet, tecavüz ve işkence dahil olmak üzere onlarca insanlığa karşı suç ve savaş suçu ile suçlanıyor. Harun ise hakkındaki bu suçlamaları reddediyor.


Lübnan ordus komutanı, şubat ayı başlarında kritik bir ziyaret için Washington'a gidiyor

Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)
Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)
TT

Lübnan ordus komutanı, şubat ayı başlarında kritik bir ziyaret için Washington'a gidiyor

Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)
Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)

Lübnan Ordusu Komutanı General Rudolph Heykel, önümüzdeki ayın başlarında Washington'a yapacağı resmi ziyaret için hazırlık yapıyor. Bu ziyaret hem siyasi hem de askeri düzeyde çok önemli bir olay. Ziyaret, Lübnan Ordusu'nu desteklemeye adanmış ve 5 Mart'ta yapılması planlanan Paris Konferansı öncesinde kritik bir döneme denk geliyor.

Bu arada, artan gerilimler ve güneydeki devam eden İsrail hava saldırıları nedeniyle Lübnan ordusu güney sınır boyunca yüksek alarma geçirildi. Yerel kaynaklar Şarku'l Avsat'a şunları söyledi: "Lübnan ordusu Adaysseh kasabasının güneyinde yeni bir mevzi kurarken, İsrail ordusu sınır duvarının dışına bir Merkava tankı yerleştirerek, Lübnan askerlerini geri çekilmeye zorlamak amacıyla toplarını onlara çevirerek doğrudan bir provokasyonda bulundu. Ancak Lübnan ordusu geri çekilmeyi reddetti ve bölgedeki mevzisini kurmaya devam etti."


Irak İçişleri Bakanı: Suriye'de olup bitenleri yakından takip ediyoruz ve Suriye ile olan sınırımız en yoğun şekilde tahkim edilmiş sınır

Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)
Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)
TT

Irak İçişleri Bakanı: Suriye'de olup bitenleri yakından takip ediyoruz ve Suriye ile olan sınırımız en yoğun şekilde tahkim edilmiş sınır

Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)
Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)

Irak İçişleri Bakanı Abdülemir el-Şemmari dün yaptığı açıklamada, Irak'ın Suriye'deki gelişmeleri günlük olarak takip ettiğini ve özellikle Suriye ile olan uluslararası sınırları boyunca tahkimatlar kurulduğunu söyledi.

Irak Haber Ajansı, el-Şemmari'nin şu sözlerini aktardı: "Tüm Irak sınırları güvenli... ve Suriye ile olan sınırımız en güvenli ve tahkim edilmiş olanıdır."

Irak ordusuna ait, Suriye ile 600 kilometrelik sınırda bulunan bir gözlem kulesi (AFP)Irak ordusuna ait, Suriye ile 600 kilometrelik sınırda bulunan bir gözlem kulesi (AFP)

Bakan açıklamasında, tahkimat çalışmalarının sınır boyunca 620 kilometre uzunluğunda bir hendek kazılmasını ve sınır noktalarına gece gündüz çalışan termal kameraların yerleştirilmesini içerdiğini belirtti.

Sınırda konuşlandırılan birliklerin yeterli olduğunu, hepsinin gerekli teçhizat ve personelle donatıldığını ve herhangi bir acil durumda müdahale etmeye hazır yedek birliklerin bulunduğunu da belirten yetkili, "Irak sınırına yaklaşan herkesin ateşle karşılanacağı" uyarısında bulundu.