İran protestoları: Zahidan’daki ‘Kanlı Cuma’da ne oldu?

Geçen cuma günü polis karakolunun önünde duran Beluç protestocular (Twitter)
Geçen cuma günü polis karakolunun önünde duran Beluç protestocular (Twitter)
TT

İran protestoları: Zahidan’daki ‘Kanlı Cuma’da ne oldu?

Geçen cuma günü polis karakolunun önünde duran Beluç protestocular (Twitter)
Geçen cuma günü polis karakolunun önünde duran Beluç protestocular (Twitter)

Aktivistler, İran güvenlik güçlerini geçen hafta ülkenin güneydoğusundaki Sistan-Belucistan eyaletindeki Zahidan şehrinde düzenlenen protestolarda göstericilere ateş açarak, onlarca kişiyi öldürmekle suçluyor.
İran devlet medyası, 30 Eylül’de Cuma namazından sonra başlayan huzursuzluğu, ‘radikallerin’ polis karakollarına düzenlediği ve Devrim Muhafızları’nın beş üyesinin ölümüne neden olan saldırılar olarak nitelendirdi.
Ancak aktivistler, kurşun yaraları olan cesetlerin korkunç görüntülerinin Tahran’ın fakir bir etnik azınlık bölgesine yönelik baskıcı politikalarının simgesi olduğunu söylüyor.
Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, İçişleri Bakanı Ahmed Vahidi’ye Sünni nüfusun çoğunlukta olduğu Sistan-Belucistan eyaletinin başkenti Zahidan’daki kanlı olaylarla ilgili soruşturma açılması talimatı verdi.
İran medyasına göre Reisi, Vahidi’ye, kurbanların durumunu takip etmesi, bölgenin güvenliğini tehdit eden faktörlerle sıkı bir şekilde ilgilenmesi ve olayların nedenleri hakkında bir rapor sunması yönünde talimat verdi.
Vahidi dün, Mekki camisinin yakınında ateş açılmasıyla çok sayıda insanın ölmesi ve yüzlerce kişinin yaralanmasından 6 gün sonra Zahidan’a gitti.
Olaylardan önce, polisin Çabahar’da 15 yaşındaki bir Beluç kız çocuğuna tecavüz ettiği iddiaları üzerine Belucistan halkı ayağa kalktı.
Polis merkezinin önünde toplanan öfkeli kalabalık olaya tepki gösterdi.
Bunun üzerinde polisin keskin nişancı birimi protestocuları hedef almaya başladı.
İran’daki Sünnilerin Baş Müftüsü ve Zahidan Cuma İmamı Abdulhamid İsmailzehi, yetkililerin, ‘güvenlik personelinin Beluç muhalif grup Ceyşu’l Adl unsurlarıyla çatıştığına’ dair iddialarını reddetti.
İsmailzehi açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Bu katliama ne Ceyşu’l Adl, ne de başka bir grup dahil oldu. İnsanların vahşice öldürüldüğü apaçık ortada. Bir grup asker, yaya ve araçlarda bir caminin yakınında toplanan insanlara ateş açarak çok sayıda genci öldürdü ve yaraladı.”
Silahsız sivillerin vurulmasını kınayan İsmailzehi, hükümeti tarafsız ve adil bir soruşturma açmaya çağırdı.

Cinayetler nerede gerçekleşti?
Zahidan, İran’ın Pakistan sınırındaki en fakir bölgesi olan Sistan-Belucistan’ın ana şehri.
İran’ın Sünni çoğunluğa sahip birkaç şehrinden biri olan Zahidan’da geçmişten bu yana ezilen Beluç etnik azınlık yaşıyor.
Aktivistler uzun süredir bölgenin İran’ın Şii din adamlarının yaptığı ‘mezhepsel’ ve ‘etnik’ ayrımcılığın kurbanı olmasından şikayet ediyor, çünkü her yıl çok sayıda Beluç çatışmalarda öldürülüyor veya idam ediliyor.
Bölge, Tahran’ın Sünni radikal grupları suçladığı İran güvenlik güçlerine yönelik saldırılara sahne olurken, sınır bölgesi de silahlı çeteler tarafından uyuşturucu kaçakçılığının merkezi olarak görülüyor.
Uluslararası Af Örgütü, 2021’de tüm infazların en az yüzde 19’unun, ‘İran’ın toplam nüfusunun yaklaşık yüzde 5’i olan Beluç etnik azınlığın’ üyeleri olduğunu bildirdi.
Azınlık haklarını savunan İngiltere merkezli Beluç Aktivistleri Kampanyası (BAC) Direktörü Abdullah Aref, “Beluçları öldürmek İran hükümetine çok da pahalıya mal olmaz” dedi.

Protestoları ne tetikledi?
Ahlak polisi tarafından başörtüsünün ‘uygunsuz’ olduğunu gerekçesiyle gözaltına alınan Mahsa Amini’nin ölümüne karşı ülke çapında iki hafta süren protestolar başladı.
Ancak son protestoları tetikleyen, Çabahar şehri Emniyet Müdürü Albay İbrahim Küçükzay’ın gözaltında tutulan 15 yaşındaki bir Beluç kıza tecavüz ettiği yönündeki suçlamalardı. 
Beluç aktivistleri, genç kızın bir cinayet davasının araştırması için Çabahar’daki bir polis karakoluna çağrılan tanıklar arasında olduğunu söyledi.
Eldeki bilgiler, kızın Çabahar Emniyet Müdürü Küçükzay tarafından tecavüze uğradığını gösteriyor.
Suçlama, geçtiğimiz hafta Cuma namazı lideri tarafından Zahidan’ın güneyindeki Rask kasabasında kamuoyuna açıklandı ve ardından bölgenin ana şehrine yayılan protestolara yol açtı.

Olaylar zinciri neydi?
Aref’e göre, 30 Eylül’de Zahidan’da Cuma namazından sonra bir protesto planlandı.
Protestocular daha sonra tecavüzü protesto etmek için karakola gitti ve dini lider Ayetullah Ali Hamaney aleyhine sloganlar attı.
Aref, AFP’ye verdiği demeçte, bazı kişilerin karakola taş attığını ve ardından güvenlik güçlerinin ateş açarak karşılık verdiğini ve keskin nişancıların da binaların çatılarına konuşlandığını söyledi.
Protestolara katılmayanlar da dahil olmak üzere birçok insanın keskin nişancılar tarafından öldürüldüğünü bildiren Aref, “Polis Beluçlara bir mesaj ermeye çalıştı. Protestolar daha sonra diğer polis karakollarını hedef alarak kente yayıldı” dedi.
Çatışmaların ardından sosyal medyada paylaşılan rahatsız edici görüntüler, ölümcül kurşun yaralarıyla hayatını kaybeden Beluçları gösterdi.
Küresel internet hizmeti izleyicisi Netblocks, Zahidan’daki internet kesintilerini bildirdi.
Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan Çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Özellikle Zahidan ve İran’ın batısındaki dış müdahaleciler, organize ajanlar ve teröristler, insanların barışçıl bir şekilde toplanma yolunu şiddete, ayaklanmalara ve masum insanların, polisin ve güvenlik güçlerinin öldürülmesine doğru itti” dedi.

Kaç kişi öldürüldü?
Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütü’nün (IHR) açıklamasına göre, Cuma günkü şiddet olayları ve sonrasında 63 kişi öldü.
Askeri bir helikopterin üstü açık bir araca ateş açması sonucu ise 4 kişi daha hayatını kaybetti.
BAC ise, Telegram’daki son güncellemesinde 92 kişinin öldüğünü bildirdi.
BAC’ın açıklamasında, “Protesto güvenlik güçleri tarafından kanlı bir şekilde bastırıldı. O zamandan beri Zahidan’ın ‘Kanlı Cuması’ olarak adlandırılıyor” denildi.
Aref, ölü sayısının kan kaybı ve müdahale yetersizliği nedeniyle arttığını, yani birçok kişinin yaralanmasının ardından tedavi görememesi nedeniyle öldüğünü söyledi.
Aref, “Birçoğu gözaltına alınma korkusuyla hastaneye gitmedi. Evde tedaviyi tercih ettiler ama sonra kan kaybından öldüler” diye ekledi.

Şu an durum nedir?
Aref, bugün Cuma namazından sonra yeni protestoların başlamasının beklenmesine rağmen Zahidan’daki durumun sakinleştiğini söyledi.
Ancak, kesin rakamlar net olmasa da, protestolara katılanlara yönelik baskıda çok sayıda kişinin gözaltına alındığını bildirdi.
Ayrıca güvenlik güçlerinin protestocuları tespit etmek ve yakalamak için insansız hava araçları (İHA) ve yüz tanıma teknolojisi kullandığını da sözlerine ekledi.
Etkili Sünni din adamı Şeyh Abdulhamid, Zahidan’da Cuma namazı hutbesinde, bildirilen tecavüz olayının soruşturulması için ciddi tedbirler alınması ve halkın taleplerinin cevapsız kalmaması gerektiğini dile getirdi.
Haberlere göre, İran ile Pakistan’ın Belucistan eyaleti arasındaki Zahidan’ın doğusundan geçen ana sınır olan Taftan, yaşanan huzursuzluğun ardından kapatıldı.
Bu arada Beluçlara yönelik infazlar devam ediyor.
Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre İran’daki İnsan Hakları Örgütü, hafta sonu Meşhed kentindeki hapishanede uyuşturucuya bağlı suçlardan asılan 5 kişiden 4’ünün Beluç olduğunu bildirdi.
İran’da bu yıl idam edilen 251 kişiden 67’sinin Beluç olduğu da ekledi.



Fas’ta Dünya Kupası öncesinde işitme engelli ve normal işiten öğrencileri buluşturan ilk kapsayıcı üniversite

Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
TT

Fas’ta Dünya Kupası öncesinde işitme engelli ve normal işiten öğrencileri buluşturan ilk kapsayıcı üniversite

Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)

Fas, işitme engelli ve işitme güçlüğü yaşayan öğrencilerle normal işiten öğrencileri aynı sınıflarda buluşturan, mesleki ve sosyal entegrasyonu hedefleyen benzeri görülmemiş bir üniversiteyi hayata geçirerek eğitim alanında yeni bir model başlattı.

Bu adım, beşerî sermayenin yeniden şekillendirilmesi, bilimsel mükemmeliyetin geliştirilmesi ve sağlık alanında inovasyonun teşvik edilmesi çerçevesinde atıldı. Klinik tedavileri, teknolojik eğitimi ve mesleki formasyonu bir araya getiren yeni bir akademik modelin önünü açan girişim, Fas’ın İspanya ve Portekiz ile birlikte 2030 Dünya Kupası gibi büyük uluslararası organizasyonlara hazırlandığı bir dönemde gerçekleşiyor. Bu organizasyonlar, farklı ihtiyaçlara sahip ziyaretçilerin ağırlanması konusunda ülkeye önemli sorumluluklar yüklüyor.

Tıp, teknoloji ve mesleki eğitimi buluşturan akademik model

Lalla Esma Üniversitesi, yaklaşık 3 bin 500 öğrenciyi ağırlayacak şekilde tasarlanan dört ana okuldan oluşuyor. Üniversite bünyesinde, mesleki eğitim sertifikasından temel yeterliliklere ve yüksek lisans derecesine kadar uzanan, işitme bilimleri alanında tamamen ücretsiz bir eğitim programı sunulacak.

Eğitim kurumunun bünyesinde, konuşma ve dil terapisi, klinik psikoloji ve bilişsel davranışların uygulamalı analizi alanlarında eğitim veren İşitme Bilimleri, İletişim ve Klinik Sinir Bilimleri Okulu da bulunuyor. Ayrıca kulak burun boğaz cerrahlarına ileri düzey koklear implant cerrahisi alanında uzmanlık diplomaları verilecek.

İşaret Dili, Sözlü Çeviri ve Erişilebilirlik Okulu ise kapsayıcı medya ve özel eğitim alanlarında uzmanlar yetiştirecek. Sistemin diğer bileşenlerini, yapay zekâ ve dijital sanat tasarımına odaklanan Kapsayıcı Teknolojiler Okulu ile mutfak sanatları, pastacılık ve çikolata üretimi alanlarında eğitim veren Kapsayıcı Meslekler Okulu oluşturacak.

Paris, Chicago, Leuven ve Montpellier’deki kurumlarla uluslararası iş birlikleri

Üniversitenin bilimsel yönetimi ve araştırma faaliyetleri, geniş bir uluslararası akademik ve hastane iş birliği ağına dayanıyor.

Bu iş birliklerinin başında, Fransa’nın başkenti Paris’te bulunan ve Avrupa’nın işitme ile konuşma alanındaki ilk uzmanlaşmış merkezlerinden biri olarak tanımlanan Reconnect Üniversite Hastanesi Enstitüsü ile kurulan stratejik ortaklık geliyor. Institut Pasteur’ü ve Paris Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı üç hastaneyi —Necker Çocuk Hastanesi, Pitié-Salpêtrière Hastanesi ve Lariboisière Hastanesi— bir araya getiren bu ortaklık sayesinde sağırlığın gen tedavisi ile çocuk ve yetişkin işitme sağlığı alanlarındaki ileri araştırmaların aktarılması hedefleniyor.

İş birliği ağı, Batı dünyasında faaliyetlerini sürdüren en eski tıp fakültesinin mirasını taşıyan Fransa’daki Montpellier Üniversitesi’nin yanı sıra Audiocampus ve Cochlear Academy kurumlarını da kapsıyor. Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre bu ortaklıklarla koklear implant alanındaki uzmanlık eğitiminin aktarılması amaçlanıyor.

Belçika ile imzalanan niyet mektubu da uluslararası iş birliklerinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Leuven Katolik Üniversitesi, Léonard de Vinci Yüksekokulu ve Fransızca konuşulan Belçika’nın ilk koklear implant merkezi olan Saint-Luc Üniversite Klinikleri arasındaki iş birliği, koklear implant uygulamalarına ilişkin Fransızca klinik eğitimin güçlendirilmesini hedefliyor.

Chicago’daki bir Amerikan akademik kurumuyla yapılan ortaklık ise uygulamalı davranış analizi alanında bilimsel uzmanlık sağlanmasını öngörüyor.

Uluslararası ortaklıklar, Muhammed V Üniversitesi ve Fas Ulusal Radyo ve Televizyon Şirketi ile yürütülen yerel iş birlikleriyle tamamlanıyor. Bu çalışmalarla kapsayıcı mesleki ve medya alanlarında yeni kariyer yollarının oluşturulması amaçlanıyor.

İnovasyonu destekleyen 7 bilimsel ve uygulamalı laboratuvar

Uluslararası iş birliklerini, üniversite kampüsünde kurulacak yedi gelişmiş bilimsel ve uygulamalı laboratuvar tamamlıyor.

Bunlar arasında, işaret dilleriyle iletişim kurmayı öğrenen insansı robotların ve yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesine yönelik inovasyon laboratuvarı öne çıkıyor. Kamu yayıncılığı kurumunun desteğiyle donatılan hareket laboratuvarında ise dijital görüntüleme, sanal karakter üretimi ve eğitsel video içeriklerinin hazırlanması üzerinde çalışılacak.

Üniversite bünyesinde ayrıca girişimciliğe, beceri geliştirmeye ve iş kurma süreçlerine odaklanan bir iş geliştirme merkezi bulunacak. Anatomi laboratuvarları ile ileri işitme testlerinin gerçekleştirileceği birimler de karmaşık cerrahi işlemlerin simüle edilmesine ve yardımcı işitme cihazlarının gerçek uygulama öncesinde ayarlanmasına imkân sağlayacak.

Erişilebilirlik hedefi ve uluslararası organizasyonlara hazırlık

Kapsayıcı üniversitenin hedefleri yalnızca akademik eğitimle sınırlı kalmıyor. Kurum, Fas’ın İspanya ve Portekiz ile birlikte düzenleyeceği 2030 FIFA Dünya Kupası öncesinde ülkenin organizasyon kapasitesini geliştirmeyi amaçlayan stratejik bir rol de üstleniyor.

Üniversitenin 2027 yılına kadar Fas’ın farklı bölgelerinden ve yurt dışından öğrencilere kapılarını açması planlanıyor. Kurum, otelcilik, ulaşım, bankacılık ve spor tesisleri gibi sektörlerde çalışacak profesyonelleri ve karşılama personelini eğiterek işitme engelli ve işitme güçlüğü yaşayan ziyaretçilerle doğrudan iletişim kurabilecek uzmanlar yetiştirmeyi hedefliyor.

Bu yaklaşım, eğitim altyapısını kamu hizmetlerinin, stadyumların ve diğer tesislerin erişilebilirliğini artıracak önemli bir araca dönüştürüyor. Böylece Fas’ın, yaklaşan uluslararası organizasyonlarda beklenen küresel erişilebilirlik standartlarına uygun biçimde insan kaynağını geliştirmesi amaçlanıyor.


İsrail: Tüccarların koordinasyonu durdurmasının ardından Gazze’ye mal girişi kesildi

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
TT

İsrail: Tüccarların koordinasyonu durdurmasının ardından Gazze’ye mal girişi kesildi

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)

İsrail, yerel tüccarlarla Hamas arasında vergiler konusunda yaşandığını belirttiği anlaşmazlık nedeniyle Gazze Şeridi’ne ticari ürün girişinin durduğunu açıkladı. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre bu durum, halkın yardımlara bağımlı olduğu bölgede gıda ve diğer temel ihtiyaç maddelerinin önemli bir tedarik kanalını kesintiye uğrattı.

İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki insani yardım işlerini denetleyen askerî birimi olan COGAT (Bölgelerdeki Hükümet Faaliyetlerini Koordinasyon Birimi), çarşamba günü yayımladığı açıklamada, Gazze’deki tüccarların ticari ürünlerin girişine ilişkin koordinasyonu durdurma kararı aldığını bildirdi.

COGAT, Gazze’deki tüccarların bu kararı, Hamas’ın bölgeye giren her kamyon için 10 bin İsrail şekeli (3 bin 220 dolar) tutarında ücret talep etmesine ve Gazze’deki toplam satışlarının yüzde 30’unun nakit olarak yapılmasını istemesine tepki olarak aldıklarını kendilerine ilettiklerini belirtti.

Hamas ise daha sonra 10 bin şekellik ödemenin, Gazze’deki varlıklı kişilerin ihtiyaç sahiplerine, özellikle dul kadınlara ve yetimlere destek sağlamak amacıyla oluşturulan ulusal fona gönüllü katkılarından oluştuğunu açıkladı. Hareket ayrıca, savaşın harap ettiği bölgede ciddi nakit sıkıntısı yaşandığını öne sürerek, nakit ödemelerin teşvik edildiğini bildirdi.

Üç yıldır devam eden savaş, tekrarlanan zorunlu yerinden edilmeler ve İsrail’in insani yardım sevkiyatına yönelik sıkı kısıtlamaları nedeniyle Gazze halkının büyük bölümü yardımlara bağımlı durumda.

Küresel açlık izleme kuruluşlarından biri, temmuz ayında yaptığı uyarıda Gazze nüfusunun üçte ikisinden fazlasının yıl sonuna kadar akut açlıkla karşı karşıya kalabileceğini bildirmişti. Yaklaşık 2 milyon kişinin yaşadığı Gazze Şeridi’nde halkın çoğu geçici barınaklarda hayatını sürdürüyor.

Gazze Özel Taşımacılık Birliği Başkanı Nahid Şehber, dün İsrail’den ticari ürün taşıyan hiçbir kamyonun Gazze’ye girmediğini söyledi. Ancak İsrail’in kontrolündeki bir sınır kapısından insani yardım taşıyan kamyonların yanı sıra Mısır’dan ticari ürün getiren araçların da giriş yaptığını belirtti.

COGAT, Gazze’deki tüccarların koordinasyonu durdurma kararının, bölgeye giren insani yardım ve ticari ürün taşıyan kamyonların toplam sayısını günlük yaklaşık 300’e düşürebileceğini bildirdi. Bu sayı, mevcut toplamın yarısına karşılık geliyor.

Diplomatlar, Gazze’ye günlük giren kamyon sayısının normalde de 600’ün oldukça altında olduğunu belirtiyor. Şehber ise gerçek sayının yaklaşık 300 olduğunu ve bunların üçte ikisinin ticari ürün taşıdığını ifade etti.

ABD arabuluculuğunda varılan anlaşma uyarınca İsrail’in Gazze’ye günde en az 600 insani yardım kamyonunun girişine izin vermesi gerekiyor. Bununla birlikte İsrail, yükümlülüğünün yalnızca 600 kamyonun girişine izin vermek olduğunu savunuyor ve ticari ürünlerin insani yardımları tamamlayıcı nitelik taşıdığını belirtiyor.


Husilerden Aden’deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na saldırı

Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
TT

Husilerden Aden’deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na saldırı

Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)

Husiler, dün Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın çevresine füze saldırısı düzenledi. Saldırıda Cumhurbaşkanlığı Muhafızları’ndan iki kişi hayatını kaybederken, çok sayıda kişi yaralandı ve sarayda maddi hasar meydana geldi.

Saldırıyı üstlenen Husilere karşılık Yemen Enformasyon Bakanlığı, Başbakan Şai Zindani ile hükümet üyelerinin sağlık durumlarının iyi olduğunu açıkladı. Bakanlık, olası saldırılara karşı önlem amacıyla hükümetin toplantılarını artık düzenli olarak sarayda gerçekleştirmediğini belirtti.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, saldırının ardından telefonla görüştüğü Başkanlık Konseyi üyeleri Tümgeneral Abdurrahman el-Muharremi ve Tümgeneral Mahmud el-Subeyhi’nin yanı sıra Başbakan Şai Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu sordu. Alimi, saldırının etkileri ve sonuçlarıyla mücadele kapsamında alınan önlemler hakkında ilk raporu da dinledi.

Alimi, Husilerin saraya yönelik saldırısının, grubun Yemen ve Suudi Arabistan’daki havalimanlarını, petrol tesislerini ve sivil yerleşimleri hedef alan saldırılarının devamı niteliğinde olduğunu belirtti. Söz konusu saldırıların bölgenin ve deniz geçiş güzergâhlarının güvenliğini tehdit ettiğini savunan Alimi, bunun Husilerin “terörist niteliğini” bir kez daha ortaya koyduğunu ve grubun Yemen halkının devlet kurumlarını yeniden tesis etme iradesiyle başa çıkamadığını gösterdiğini ifade etti.

Yemen Cumhurbaşkanı, devletin anayasal sorumluluklarını kararlılıkla yerine getirmeyi sürdüreceğini vurgulayarak, egemenlik kurumlarının ve vatandaşların korunmasının pazarlık konusu yapılamayacağını söyledi. Alimi, ilgili askerî ve güvenlik birimlerine devlet kurumlarının korunması, terör tehditlerine karşı önlem alınması ve tehdit kaynaklarına hukuka uygun şekilde karşılık verilmesi talimatı verdi. Bu adımların sivillerin ve sivil altyapının korunmasını güvence altına alması gerektiğini kaydetti.

Alimi, saldırının ardından Muharrami, Subeyhi, Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu telefonla sordu (SABA).
Alimi, saldırının ardından Muharrami, Subeyhi, Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu telefonla sordu (SABA).

Yemen hükümetinden uluslararası topluma çağrı

Yemen Bakanlar Kurulu da Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alınmasının Husilerin “terörist yaklaşımını” ve sivilleri hedef alma politikasını ortaya koyduğunu açıkladı.

Kurul, saldırının hükümetin vatandaşlara karşı sorumluluklarını yerine getirmesini, devlet kurumlarını yeniden tesis etme ve darbeyi sona erdirme mücadelesini sürdürmesini engelleyemeyeceğini bildirdi. Açıklamada, “Yemen’in Şafağı” operasyonu kapsamında yürütülen çalışmaların devam edeceği vurgulandı.

Bakanlar Kurulu, saldırının yalnızca devlet kurumlarını hedef alan eylemlerle sınırlı kalmayan, giderek yoğunlaşan Husi saldırılarının devamı olduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre açıklamada, Suudi Arabistan’daki sivil tesislere yönelik saldırıların yanı sıra Yemen’in Taiz ve Lahic vilayetlerindeki yerleşim bölgelerinin bombalanmasının da sivillerin hayatını tehlikeye attığı ve halkın yaşadığı sıkıntıları artırdığı ifade edildi.

Husilerin Yemen’in, komşu ülkelerin, bölgesel istikrarın ve bölgedeki hayati çıkarların güvenliği açısından doğrudan tehdit oluşturduğu belirtilen açıklamada, “Yemen’in geleceği, kendi halkına karşı silah kullanan, komşularının güvenliğini hedef alan ve Yemenlilerin darbe projesini reddetmesine şiddetle karşılık vermeye çalışan bir milis grubuna bırakılamaz” ifadelerine yer verildi.

Kurul, uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletlere saldırılar karşısında açık ve kararlı bir tutum alma çağrısında bulundu. Açıklamada, saldırıların birbirinden bağımsız münferit olaylar olarak değerlendirilmemesi, sivillerin ve sivil tesislerin hedef alınmasının önlenmesi için gerekli baskının uygulanması ve ihlallerden sorumlu kişilerin hesap vermesinin sağlanması istendi.

Yemen hükümeti ayrıca, devlet otoritesini yeniden tesis etme mücadelesinde silahlı kuvvetleri, askerî birlikleri, güvenlik teşkilatlarını ve halk direniş güçlerini desteklemeyi sürdüreceğini bildirdi. Açıklamada, devlet kurumlarının ve kamu hizmetlerinin güçlendirilmesi, vatandaşların korunması ve Yemen halkının yaşadığı sıkıntıların hafifletilmesine yönelik siyasi, ekonomik ve insani çabaların da devam edeceği kaydedildi.