İran protestoları dördüncü haftasında: Rejime ‘kaybedilen oyun’ uyarısı

Adli tıp, Mahsa Amini’nin raporunu yayınladı

7 Ekim’de Tahran’daki bir öğrenci parkında ‘Tahran kana bulandı’ kampanyası kapsamında kırmızıya boyanmış bir süs havuzunun yanında yürüyen bir adam (AFP)
7 Ekim’de Tahran’daki bir öğrenci parkında ‘Tahran kana bulandı’ kampanyası kapsamında kırmızıya boyanmış bir süs havuzunun yanında yürüyen bir adam (AFP)
TT

İran protestoları dördüncü haftasında: Rejime ‘kaybedilen oyun’ uyarısı

7 Ekim’de Tahran’daki bir öğrenci parkında ‘Tahran kana bulandı’ kampanyası kapsamında kırmızıya boyanmış bir süs havuzunun yanında yürüyen bir adam (AFP)
7 Ekim’de Tahran’daki bir öğrenci parkında ‘Tahran kana bulandı’ kampanyası kapsamında kırmızıya boyanmış bir süs havuzunun yanında yürüyen bir adam (AFP)

Dördüncü haftanın arifesinde İranlı ekonomistler, karar vericileri ‘kaybedilen oyuna’ devam etmemeleri konusunda uyararak, halkın protesto hakkının tanınması çağrısı yaptı. Öte yandan İran’ın birçok şehrinde gece protestoları devam ediyor. Ancak Mahsa Amini’nin geçen ay ölümüyle alevlenen hareket, güvenlik güçlerinin protestoculara karşı uyguladığı ölümcül baskı karşısında yeni şekiller alıyor.
Video kayıtları, geçen perşembe günü 21 gecedir gece protestolarının devam ettiğini gösterdi. Cuma günü erken saatlerde ise karanlıkta vatandaşların apartman pencerelerinden ‘kadın, yaşam, özgürlük’ protesto sloganları attığı görüldü. Gece boyunca birçok şehirde araba kornalarının sesleri duyuldu.
Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre kadınların öncülük ettiği protestoların güvenlik güçlerinin ölümcül şekilde güç kullanmasına rağmen 21. gecedir devam ettiğini bildirdi. Ülkenin kuzeyindeki Reşt şehrinde bir grup genç kadının ‘diktatöre ölüm’ sloganları attığı duyuldu. Yayınlanan başka videolarda ise kadınların, protestoların sloganı haline gelen ‘kadın, yaşam, özgürlük’ sloganları attığı görüldü. Başkentin batısındaki Şehr-i Kudüs’te de yüksek alkış sesleri duyuldu.
Protestolara yönelik önlemlerin bir parçası olarak İran, Instagram ve WhatsApp gibi sosyal medya sitelerine erişimi engelledi ve bir tutuklama furyası başlattı.
Eylemciler, tespit edilmekten kaçınmanın yollarını ararken, kız öğrenciler de yüzlerini gizleyerek ‘diktatöre ölüm’ sloganları attı ya da İran Dini Lideri Ali Hamaney’e hakaret etti. 7 Ekim sabahı da yeni protesto şekilleri ortaya çıkarken, Tahran’daki süs havuzları, bir sanatçının havuzları baskının bir yansıması olarak kırmızıya boyamasından sonra kan havuzlarına benziyordu.
Güvenlik güçleri eylemciler, gazeteciler, pop yıldızları ve sporcular da dahil olmak üzere protesto hareketinin önde gelen destekçilerini tutukladı. Bu önlemlere rağmen protesto hareketi ülke genelindeki büyük şehirlerde yeni şekiller alıyor. İran ülke genelinde tutuklu sayısını açıklamadı, ancak aktivistler sayının 3 bini aştığını söylüyor. Perşembe günü Hamedan eyaletinde Devrim Muhafızları Komutanı, güçlerinin eyalette yüzde 80’i 25 yaşın altında olan 700 kişiyi tutukladığını bildirdi.
Ülkeyi kasıp kavuran protestolar karşısında yetkililerin ortaya koymaya başladığı güvenlik önlemleri, çoğunluğu eylemciler olmak üzere güvenlik güçleri mensubu onlarca kişinin ölümüyle sonuçlandı. Oslo merkezli İran İnsan Hakları Örgütü, şu ana kadar en az 92 protestocunun öldürüldüğünü açıkladı.
Uluslararası Af Örgütü, 52 kişinin güvenlik güçleri tarafından öldürüldüğünü belirtirken, ancak ‘gerçek ölü sayısının çok daha yüksek’ olduğuna inandığını söyledi. Londra merkezli insan hakları grubu, yaygın işkence ve cinsel saldırıları belgelediğini duyurdu. Bir hafta önce yayınlanan bir bildiride grup, İran’ın kadınların önderliğindeki protestoları bastırmak için kasten öldürücü güç kullandığını belirtti.
İnsan hakları grubu, 21 Eylül’de tüm vilayetlerde silahlı kuvvetlerin liderlerine dağıtılan ve ‘göstericilere sert yanıt vermelerini’ emreden sızdırılmış belgeleri elde ettiğini açıkladı. Başka bir sızdırılmış belge ise Mazenderan Eyaleti’nde bir komutanın kuvvetlere ‘acımasızca karşılık verme ve ölüme neden olacak kadar ileri gitme’ çağrısı yaptığı görüldü.
İran hükümeti, protestoları ‘isyan eylemi’ ve ABD de dahil olmak üzere ‘düşmanların komplosu’ olarak nitelendirdi. Ayrıca muhalefeti ve diğer tarafları da güvenlik güçlerinin en az 20 üyesinin öldüğü şiddet eylemlerini körüklemekle suçladı. Devlet televizyonu, cuma günü Tahran’da ölen Besic üyelerinden birinin toplu cenaze törenini yayınladı. Besic, Devrim Muhafızları’na bağlı gönüllülerden oluşan ve protestoculara yönelik baskı kampanyasına katkıda bulunan bir milis grubu. Kanal söz konusu üyenin bir eylemci tarafından bıçaklanarak öldürüldüğünü yayınladı. Reuters’a göre cenazede bir kadın da eylemcileri eleştirerek, “Ana düşmanlarımızı biliyoruz. İsrail, ABD ve Siyonizm için saf acemiler ve paralı askerlersiniz. Bu ülkede çöp kutularını ateşe vermekten başka yapacak bir şeyiniz yok” dedi.
22 yaşındaki Amini’nin ‘ahlak polisi’ olarak bilinen İrşad devriyeleri tarafından gözaltına alındıktan sonra ölümü, İran genelinde devam eden protestolara yol açtı. Gösteriler, İran’ı yöneten din adamlarına yıllardan bu yana en büyük meydan okuma olarak sayılıyor.
Adli tıp
Cuma günü resmi İran medyası, İranlı bir adli tıp doktorunun hazırladığı bir raporun, Mahsa Amini’nin ölümünün gözaltındayken başına, hayati organlarına ve vücuduna darbelerden kaynaklandığını yalanladığını açıkladı. Rapora göre Amini, yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle hayatını kaybetti.
Adli tıp raporunda, gözaltında bayıldığı güne atıfta bulunularak, Amini’nin ‘altta yatan hastalıkları’ nedeniyle gözaltındayken bir kez daha fenalaşmadan önce bilincinin açık olduğu belirtildi. Raporda, “İlk kritik dakikalardaki etkisiz kalp solunum resüsitasyonundan dolayı ciddi hipoksiye maruz kaldı ve bunun sonucunda beyin hasarı oluştu” ifadelerine yer verildi. Raporda ayrıca, Amini’nin 8 yaşındayken beyin ameliyatı geçirdiği ve buna bağlı olarak beynin hipotalamus ve hipofiz bezinde adrenalin ve tiroid bozukluğu olduğu ifade edildi. Raporda, “Beyindeki oksijen eksikliği nedeniyle birçok vücut sisteminin arızalanması sonucu öldü” denildi.
Mahsa Amini, 13 Eylül’de memleketi Sakkız kentinden ziyaret için geldiği başkent Tahran’da ‘ahlak polisi’ olarak bilinen İrşad devriyeleri tarafından ‘başörtüsü kurallarına uymadığı’ gerekçesiyle polis nezaretine alınarak, karakola götürülmüştü.
Tahran Polisi tarafından yapılan açıklamada, İrşad devriyesinin Amini’yi bir saatlik ‘brifing’ için karakola götürdüğü ve genç kadının burada aniden bilincini kaybetmesi ve kalp rahatsızlığı yaşaması üzerine hastaneye sevk edildiği belirtilmişti.
Daha önce ailesi, kızlarının herhangi bir hastalığı, özellikle de kalp hastalığı olduğu iddialarını yalanlamıştı. Amini’nin babası, bacağında çürükler olduğunu söylerken, kızının ölümünden de polisi sorumlu tuttu. Adli tıp raporunda ise ölümünün hayati organlarına ve vücuduna darbelerden kaynaklanmadığı belirtildi. Raporda, herhangi bir yarası olup olmadığı ise belirtilmedi.
Geçen perşembe günü geç saatlerde İran medyasının haberine göre Ayetullah Nasır Mekarim Şirazi, İran polis şefi Hüseyin Aştari’ye protestoların arkasındaki üç nedenin ‘düşmanlar, internet, ekonomik ve yaşamsal sorunlar’ olduğunu belirtti. Şirazi, protestoları ‘kötü adamların neden olduğu isyan ve kargaşalar’ olarak nitelendirdi. Ayrıca yüksek fiyatları ve ekonomik sorunları protesto edenler ile rejim ve Dini Lider Ali Hamaney’in aleyhinde slogan atanlar arasında bir ayrım yapılması çağrısında bulundu.
Öte yandan İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Ekonomi Danışmanı Mesud Nili de dahil olmak üzere İran’ın önde gelen beş ekonomisti, İran’da kötüleşen koşullara karşı uyarı yaptı. Haftalık yayınlanan ‘Tejarat-e-Farda’ gazetesine açıklamada bulunan ekonomistler, yetkililerin ‘İran toplumunun kültürel ve toplumsal gerçeklerini’ kabul etmesiyle mevcut sorunların aşılabileceğini söyledi. Ekonomistler, “Karar vericiler, öfkeli bir aşamada protestoları bastırmayı başarabilir ve yanlışlıkla meselenin bittiğine inanabilir. Ancak toplumun geniş kesimlerinin boğuk öfkesiyle ülkeyi yönetmek imkânsız bir hal alabilir” dedi.
Beş ekonomist, politika yapıcıları ‘kaybedilen oyununa çok fazla dahil olmaktan’ kaçınmaya çağırırken, insanların eleştirme ve protesto düzenleme haklarını tanımaları çağrısı yaptı.
Uluslararası sempati ve hesap verebilirlik talepleri
Yedi batı ülkesinin kadın dışişleri bakanları, ortak yayınladıkları bir video aracılığıyla haklarını elde etme konusunda İranlı kadınların yanında olduklarını açıkladı. Video, Almanya Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde yayınlandı. Videoda Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock’ın yanı sıra Fransa, Belçika, İsveç, İtalya, Kanada, Şili ve İspanya’daki mevkidaşları görüldü.
Finlandiya Dışişleri Bakanlığı’na göre Bakan Pekka Haavisto, İranlı mevkidaşı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ı ülkesinin İran’daki barışçıl göstericilere karşı orantısız güç kullanımından endişe duyduğu konusunda bilgilendirdi.
Aynı şekilde ABD’nin İran Özel Temsilcisi Robert Malley, NBC kanalına yaptığı açıklamada, “ABD’nin istediği, İran hükümetinin halkının temel haklarına saygı göstermesidir. Bu bir rejim değişikliği politikası değil” dedi. Malley ayrıca, “İran’da ABD sebebiyle kimse gösteri yapmıyor. İranlılar, hükümetlerinin politikaları nedeniyle kızgın” şeklinde konuştu.
İran’da insan haklarıyla ilgilenen ‘Hrana’ ajansının haberine göre 20 İranlı ve uluslararası insan hakları örgütü, ABD Başkanı Joe Biden’a ortak bir mesaj göndererek, İran’daki protestocuların İran güvenlik güçleri tarafından bastırılmasına karşı durma çağrısı yaptı.
Dünya genelinde bin 300’den fazla avukat ve hukukçu, yayınladıkları bir dilekçede ‘İran hükümetinin ajanları tarafından Mahsa Amini’nin öldürülmesine’ dikkati çekerek, uluslararası topluma da ‘derhal harekete geçme’ ve ‘Tahran ile diplomatik ilişkilerin kesilmesi’ çağrısında bulundu. Avukat ve hukukçular, rejimin ‘insan haklarına, bölgesel ve küresel güvenliğe ciddi bir tehdit oluşturan başka bir düzeyde vahşet ve gaddarlık sergilediğini’ söyledi. Ayrıca bu vahşetlerin ve insan hakları ihlallerinin devamlılığının tahammül edilemez boyutlara ulaştığı ve acil önlem alınması gerektiği vurgulandı.
Dilekçede, “40 yılı aşkın bir süredir dünya, İran’daki rejimin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile bağdaşmayan anormal davranışlarına tanık oluyor. Bu davranışlar, uluslararası yönetim ve diplomasinin kural ve standartlarına ve uluslararası insan hakları anlaşmalarına uymuyor” denildi.
İran rejimi tarafından yürütülen bölgesel terörizme desteğin ve yönetimde şeffaflık ve hesap verebilirlik eksikliğinin yanı sıra, sivillerin ve öğrencilerin sürekli ‘katliam, şiddetli baskı, kaçırma eylemleri ve yasadışı şekilde gözaltında tutulmalara’ maruz kaldıklarına dikkat çekildi.



ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.


Şara, SDG ile varılan anlaşmayı uygulamak üzere bir cumhurbaşkanlığı temsilcisi atadı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara (Reuters)
TT

Şara, SDG ile varılan anlaşmayı uygulamak üzere bir cumhurbaşkanlığı temsilcisi atadı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki anlaşmayı uygulamak üzere bir cumhurbaşkanlığı temsilcisi atadı.

Cumhurbaşkanlığı Medya Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Tuğgeneral Ziyad el-Ayeş, SDG ile 29 Ocak'ta imzalanan anlaşmayı uygulamak ve entegrasyonu sağlamak, böylece devletin varlığını güçlendirmek, engelleri aşmak ve vatandaşlara yönelik hükümet hizmetlerini etkinleştirmek üzere başkanlık elçisi olarak atandı.”

Tuğgeneral Ayeş, geçtiğimiz yıl mayıs ayında İçişleri Bakanı'nın Sivil İşler Yardımcısı olarak atandı. 1987 yılında Haseke ilinin Kamışlı kırsalındaki Arca el-Cavala köyünde doğan Tuğgeneral Ayeş, ‘Ebu Usame el-Az’ künyesiyle biliniyor. Haseke'nin Rumeylan kentindeki Petrol Enstitüsü mezunu olan Tuğgeneral Ayeş, Lübnan'daki el-İmam el-Ouzai Üniversitesi'nden şeri ilimler diplomasına ve İdlib Üniversitesi'nden işletme yüksek lisans diplomasına sahip.

gthyj
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Şam'da SDG lideri Mazlum Abdi ile tokalaşırken, 10 Mart 2025 (SANA)

Genel Takip Komitesi üyesi olarak Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) kamplarının yönetiminde önemli bir rol oynayan Tuğgeneral Ayeş, ayrıca İçişleri Bakanlığı'nda sivil işlerin yönetimini devralmadan önce, Genel Güvenlik Ajansı'nda idari memur ve İdlib'deki kontrol noktalarından sorumlu genel memur olarak görev yaptı.

Suriye Cumhurbaşkanı Şara, 13 Şubat’ta daha önce Haseke’nin kamu güvenliği komutanı olarak atadığı Nureddin Ahmed İsa'yı Haseke ilinin valisi olarak atayan bir kararname yayınladı.

Geçtiğimiz ayın 29'unda imzalanan anlaşma, Suriye hükümetinin SDG güçlerinin bu ayın sonuna kadar tam olarak uygulanması gereken anlaşmayı engellediği yönündeki suçlamalarından dolayı uygulamaya konulamıyor.

Bir başka gelişmede Sivil Havacılık Heyeti, Kamışlı Havaalanı’nın yeniden açılmasının hazırlıkları çerçevesinde havaalanına geldi. Haseke Valisi, Haseke şehrine giden tüm yolların açıldığını ve Haseke ile diğer iller arasındaki karayolu ulaşımının yeniden başladığını duyurdu.

Öte yandan Haseke’deki kaynaklar, bugün SDG’nin kontrolündeki hapishanelerden 50 tutuklunun serbest bırakıldığını bildirdi.

Haseke vilayetindeki kaynaklar, bugün SDG hapishanelerinden 50 tutuklunun serbest bırakıldığını bildirdi.


Rapor: Uluslararası koalisyon güçleri Suriye'deki Kasrak üssünün tahliyesine başladı

El-Kasrak köyü yakınlarında bir Amerikan devriyesi (Arşiv- Şarku'l Avsat)
El-Kasrak köyü yakınlarında bir Amerikan devriyesi (Arşiv- Şarku'l Avsat)
TT

Rapor: Uluslararası koalisyon güçleri Suriye'deki Kasrak üssünün tahliyesine başladı

El-Kasrak köyü yakınlarında bir Amerikan devriyesi (Arşiv- Şarku'l Avsat)
El-Kasrak köyü yakınlarında bir Amerikan devriyesi (Arşiv- Şarku'l Avsat)

Suriye TV'nin haberine göre, ABD öncülüğündeki DEAŞ karşıtı uluslararası koalisyon, dün Haseke kırsalındaki Kasrak üssünü boşaltmaya başladı.

Yerel haber ağları, tahliye operasyonunu gerçekleştirmek amacıyla dün erken saatlerde Irak'a giren ve üsse doğru ilerleyen, askeri araçlara ilave olarak 20'den fazla boş kamyondan oluşan bir Amerikan konvoyunun bulunduğunu belirtti.

Şarku’l Avsat’ın yerel haber ağlarından aktardığına göre 20'den fazla boş kamyon ve askeri araçtan oluşan bir ABD konvoyu dün erken saatlerde Irak sınırını geçerek tahliyeyi gerçekleştirmek üzere üsse doğru hareket etti.

Alman Basın Ajansı'na (DPA) göre, Kasrak üssü Suriye'nin Haseke Valiliği'nde, uluslararası karayolunun (M4) güneyinde, Tel Tamir ve Tel Beydar arasında yer almaktadır.

Suriye Savunma Bakanlığı bu ay, ABD güçlerinin bölgeden ayrılmasının ardından eş-Şeddadi ve el-Tanf askeri üslerinin kontrolünü ele geçirdi.