Bartın'da maden ocağında meydana gelen patlamada ölü sayısı 41'e yükseldi

Türkiye Taşkömürü Kurumu Amasra Müessesesinde meydana gelen patlamada 41 kişi hayatını kaybetti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bartın ilindeki bir kömür madeni sahasında (AFP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bartın ilindeki bir kömür madeni sahasında (AFP)
TT

Bartın'da maden ocağında meydana gelen patlamada ölü sayısı 41'e yükseldi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bartın ilindeki bir kömür madeni sahasında (AFP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bartın ilindeki bir kömür madeni sahasında (AFP)

Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Amasra Müessese Müdürlüğüne bağlı maden ocağında saat 18.15 sıralarında -300 kotunda nedeni belli olmayan kısmi bir patlama meydana geldi. Patlamada 41 kişi hayatını kaybederken, maden ocağındaki arama kurtarma çalışmaları devam ediyor.
Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Amasra Müessesesine ait maden ocağının içerisinde ve çevresinde, TTK tahlisiye, AFAD, UMKE, Türk Kızılay, polis, jandarma, sağlık ve gönüllülerden oluşan ekipler, güvenlik önlemlerini alarak çalışma yürütüyor.
Bölgede konuşlandırılan AFAD'ın mobil koordinasyon tırındaki kriz masasında bilgiler değerlendiriliyor.
TTK'nin Zonguldak'ta konuşlu tahliye ekibi, 8 takım olarak maden ocağında arama kurtarma çalışması yürütüyor.
Sağlık ekipleri de 2 ambulans uçak, 5 UMKE aracı, 31 ambulans, 1 acil müdahale aracı ve 149 sağlık personeliyle çalışmalara katılıyor.
Tahliye ve arama kurtarma ekiplerince ocaktan çıkarılan yaralılar, ambulanslarla hastanelere kaldırılıyor. Olay yerinde kurulan Acil Müdahale Merkezi'nde de yaralılara müdahale ediliyor.
AFAD da yaklaşık 100 personel, 26 araç ve 3 koordinasyon tırıyla arama kurtarma çalışmalarına katılıyor.
Türk Kızılayda görevli 60 personel ve 40 gönüllü de arama kurtarma çalışmalarına katılanlar ile madenci yakınlarına gıda desteğinde bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: En son 41'inci işçimize ulaştık
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, maden ocağında meydana gelen patlamanın ardından incelemelerde bulundu. AFAD Mobil Afet Koordinasyon Merkezi'ndeki, koordinasyon toplantısına başkanlık eden Erdoğan, "Şu andaki önceliğimiz yer altındaki işçilerimize ulaşmaktı. En son 41'inci işçimize ulaştık. Tabii o da rahmetli olmuş. Daha önce 40 olarak ilan edilmiş olan merhumlarımızın sayısı böylece 41 oldu. Hepsine Allah'tan rahmet diliyoruz, inşallah mekanları cennet olsun." şeklinde konuştu.

Hayatını kaybeden madencilerin isimleri belli oldu
Olayın hemen ardından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, UMKE, AFAD ve diğer tüm ekiplerin arama kurtarma çalışmalarına başladığını belirten Soylu, vefat eden madencilerin, Ali Doğru, Aziz Köse, Berkay Pınarcıoğlu, Emrah Kaval, Enes Aydın, Ercan Akdeniz, Fikret Kansız, Gökhan Mercan, Murat Ergin, Rahman Özçelik, Ramazan Özer, Selçuk Ayvaz, Serkan Nakaş, Şuayip Okul, Yener Saygın, Mehmet Kara, Rasim Bulut, Sabri Akdere, Murat Öztan, Serhat Kahraman, Suat Demirkıran, Yasin Çelik, Güldal Serenli, Orhan Altun, Emrah Kaya ve Rıdvan Acet olduğu bilgisini paylaştı.
Şehit madencilere Allah'tan rahmet, ailelerine sabır dileyen Soylu, maden ocağında kurtarılmayı bekleyen madencilerin ailelerine de sabır temennisinde bulundu.
Arama çalışmalarına Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, sağlık bakan yardımcısı, grup başkan vekili, MHP genel başkan yardımcısı ve vali ile nezaret ettiklerini kaydeden Soylu, olaydan dolayı büyük üzüntü yaşadıklarını belirterek Allah'tan bir daha bu tip olaylara karşı karşıya bırakmamasını diledi.
Soylu, arama kurtarma çalışmalarında umutlu bir haber beklediklerini söyledi. 

"Yaramız derin"
TTK tahlisiye ekibinde yer alan maden teknikeri Osman Demiral, gazetecilere, çalışmalar sırasında kullandıkları cihazlara ilişkin bilgi verdi.
Olayın tam olduğu yere gitmediklerini anlatan Demiral, "Kuyu dibine yakın, tam orta noktada temiz havanın olduğu bir yerde istasyonumuzu kurduk. İndiğimizde basınç yoktu ama olayın olduğu zaman bir basınç varmış." dedi.
Demiral, bölgede gruplar halinde çalıştıklarını belirterek, cihaz sayılarının yeterli olduğunu, aksi durumda takviyeler yapıldığını kaydetti.
Madenciliğin kolay bir sektör olmadığını vurgulayan Demiral, "Ailelerine baş sağlığı diliyoruz tekrardan. Yaramız derin, yorgunuz, aileler de üzgün." ifadesini kullandı.

Bakan Dönmez patlamaya ilişkin açıklama yaptı
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Amasra Müessesesindeki patlamanın akabinde bir galeride çıkan yangının ve orada oluşan karbonmonoksitin etkisinin ekiplerce azaltılmaya çalışıldığını belirterek "10-11 işçi, yangının devam ettiği bölgede. 4-5 işçimizin de göçüklerin olduğu bölgede olduğunu değerlendiriyoruz." dedi.
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin ile bölgede incelemelerini sürdüren Bakan Dönmez, gazetecilere yaptığı açıklamada, patlamayı haber alır almaz Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla olay yerine geldiklerini anlattı.
Her vardiyada görevli olan tahlisiye ekiplerinin müdahaleye hemen başladığını aktaran Dönmez, "Yaralı olarak kurtarılanlar hastanelere sevk edilmiş, diğer arkadaşlarımızın da kurtarılması için çalışmalar süratle başlamıştı. Bu bölgeye yakın olan müesseselerimiz de diğer arama kurtarma ekipleri de Amasra Müessesesine gelmek suretiyle çalışmalara aktif olarak destek vermişlerdir." diye konuştu.
Madende arama kurtarma yapmanın özel tecrübe gerektirdiğini ifade eden Dönmez, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Diğer arama kurtarma faaliyetlerden oldukça farklı. Gerek TTK gerek kömür işletmeleri bu alanda sadece ülkemizde değil, dünyada hakikaten başarıyla anılan arama kurtarma ekiplerinden birisidir. Ancak bizim ilk değerlendirmelerimiz şunu gösteriyor. Patlama anıyla birlikte oluşan yüksek basınç ve sıcaklıkla arkadaşlarımızın maalesef bir kısmını olay yerinde kaybetmiş olduk. Şu anda 15 arkadaşımız işletmedeki maden ocağında, aramalar hala devam ediyor. Bir galeride patlamanın akabinde oluşan bir yangın söz konusu. Şu anda ekiplerimiz yangın ve orada oluşan karbonmonoksitin etkisini azaltmaya çalışıyorlar."

Bartın’dan ambulans uçakla İstanbul’a getirilen yaralıların tedavisine başlandı 
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bartın'ın Amasra ilçesindeki maden ocağında meydana gelen patlamada yaralanan ve ambulans uçakla İstanbul’a getirilen 6 madencinin tedavisine başlandığını bildirdi.
Koca, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Bartın’dan uçak ambulanslarla İstanbul Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesine getirilen 1 yaralının Hiperbarik Oksijen Tedavisi Merkezinde, 5 yaralının ise Yanık Merkezinde durumları değerlendirilip, tedavilerine başlandı. Uzmanımız bilgi veriyor.” ifadelerini kullandı.
Paylaşımdaki videoda hastaların sağlık durumlarına ilişkin bilgi veren Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Yanık Tedavi Merkezi Sorumlu Hekimi Prof. Dr. Mustafa Turan, 6 hastanın ambulans uçakla getirildiğini ve ilk tedavilerinin acil serviste yapıldığını söyledi.

Bakan Yanık: Psikososyal destek ekiplerimiz derhal bölgeye intikal ettiler
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, sosyal medya hesabından patlamada yaralanan ve madende mahsur kalan işçilere geçmiş olsun dileğinde bulunarak, "Psikososyal destek ekiplerimiz derhal bölgeye intikal ettiler. Süreci yakından takip ediyoruz. Sorumlu Bakanlıklardan biri olarak tüm kurum ve kuruluşlarımızla gerekli her türlü çalışmayı yapıyoruz." ifadelerini kullandı. 

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun'dan açıklama
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Bartın'ın Amasra ilçesindeki maden ocağında meydana gelen patlamada 28 madencinin hayatını kaybettiğini, kurtarılan 58 madenciden 11'inin tedavilerine devam edildiğini bildirdi.
Altun, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Bartın'da meydana gelen maden kazası, tüm yönleriyle incelenmeye devam etmekte, arama kurtarma çalışmaları sürdürülmektedir." ifadelerini kullandı.
Paylaşımında kazayla ilgili güncel bilgilere de yer veren Altun, şu bilgileri paylaştı:
"Maden kazasında maalesef 28 kardeşimiz hayatını kaybetmiştir. Kurtarılan 58 madencimizin 11'inin tedavilerine hastanelerimizde devam edilmektedir. Hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyorum. Kazanın hemen sonrasında Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla olay yerine giden Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Enerji ve Tabii Kaynaklar ve İçişleri Bakanlarımız, bölgedeki tüm çalışmaları gece boyu yerinden takip etmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımız ilk andan itibaren süreci bizzat yönetmiş, anlık bilgilendirmeler üzerine gerekli talimatları ilgili kurum ve kişilere bizzat iletmiştir. Diyarbakır programını ileri bir tarihe erteleyen Sayın Cumhurbaşkanımız, bugün Amasra'ya giderek çalışmaları yerinde koordine edecektir. Meydana gelen bu elim kaza ile ilgili yapılan dezenformasyon içerikli paylaşımlara vatandaşlarımızın itibar etmemesi, konu ile ilgili bölgede bulunan bakanlarımızın ve resmî kurumların açıklamalarını dikkate almaları hususunun önemini bir kez daha ifade etmek isterim." 

AFAD'dan açıklama
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, bölgeye, Bartın İl AFAD, Emniyet, 112, İtfaiye, Jandarma ve TTK'ya ait tahlisiye ekipleri, Sakarya İl AFAD, Kütahya İl AFAD ve Eskişehir İl AFAD ekipleri ile Kütahya, Zonguldak, Karabük ve Eskişehir İl AFAD müdürlerinin sevk edildiği belirtildi.
Zonguldak'tan da tahlisiye ekiplerinin sevk edildiği kaydedilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Kütahya'dan TKİ'ye ait 20 kişilik tahlisiye ekipleri sevk edilmiştir. Kızılaydan 2 ikram aracı ve 3 personel aracı bölgeye sevk edilmiştir. Sakarya İl AFAD ve Ankara İl AFAD'dan 2 mobil koordinasyon tırı gönderilmiştir. Bölgede herhangi bir iletişim kesintisi olmamakla beraber bölgeye tedbir amacıyla 1 mobil baz istasyonu gönderilmiştir."
AFAD, trafo kaynaklı olduğu bilgisinin de sehven paylaşıldığını, patlamanın nedeninin henüz belirlenemediğini açıkladı.

Patlamadan kurtulan işçi yaşadıklarını anlattı
Vali Nurtaç Arslan, patlamadan kendi imkanlarıyla kurtulan maden işçisiyle görüşerek "geçmiş olsun" dileklerini iletti.
Vali Arslan'a yaşadıklarını aktaran işçi, "Hiç ışık gözükmüyordu. Kendi imkanlarımla çıktım. Patlama büyük ihtimalle. Biraz geride olduğumuzdan sadece basınç oldu. Bu basınçtan dolayı sadece toz geldi, göz gözü görmüyordu." diye konuştu.

Maden ocağındaki arkadaşlarını kurtarmaya çalışan işçi yaşadıklarını anlattı 
Bartın'da patlama meydana gelen Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Amasra Müessesesine ait maden ocağındaki arkadaşlarını kurtarmaya çalışan maden işçisi Öner Özmen, yaşadıklarını anlattı.
Evli ve bir çocuk babası 10 yıllık maden işçisi Özmen, AA muhabirine, arama kurtarma amacıyla şefleriyle ocağa indiklerini söyledi.
Yaklaşık 3 kilometre yürüyerek eksi 350 kotuna indiklerini anlatan Özmen, "Bant sistemimiz vardı, onlar dağılmış. Gaz, genizleri yakıyordu. Gittiğimizde arama kurtarmalar, amirlerimiz ve müdürlerimiz zaten olay yerindeymiş. Arkadaşlarımızın yanlarına biz de gittik." diye konuştu.
Özmen, normalde kendisinin çalıştığını belirterek şunları kaydetti:
"Vardiyaya da kalabilirdim. Buradan saat 4 gibi çıktım hatta işe giden arkadaşlarımla vedalaştım. Vedalaştım derken; bir arkadaşımız vardı, elbisemi almaya gelmiştim, onu gördüm. 'Hayırlı işler' dedik birbirimize, gülerek gitmiştik. Mesaiye kalabilirdik.
Olayı duyar duymaz bütün madenci arkadaşlarımız, burada omuz omuza çalıştıkları arkadaşlarını kurtarmak için seferber oldu, aşağıda hala çalışıyorlar. Herkes canla başla çalışıyor."
Her türlü cihazlarının bulunduğunu aktaran Özmen, "Her türlü önlem alınıyor ama beklenmedik, ani durumlar oluyor. Ani durumlarda bazı şeyler gelişiyor. Oksijen cihazlarımız, kişisel koruyucu aletlerimiz, her şeyimiz var, tamdır yani. Bunların denetlenmesi de yapılıyor. Her türlü önlem alınıyor, onlarda sıkıntı yok ama grizu farklı bir şey." ifadelerini kullandı. 

Türk Kızılay: Şu an acil bir kan ihtiyacı bulunmamaktadır
Türk Kızılay Genel Başkanı Kerem Kınık, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:
"Amasra Taşkömürü İşletmesinde meydana gelen patlama sonrası Bartın Devlet Hastanesi, Bülent Ecevit Üniversitesi ve Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanelerine ilave kan ürünleri ve olası yanık vakaları için plazma sevkleri gerçekleştirilmiştir. Şu an acil bir kan ihtiyacı bulunmamaktadır."

Soruşturma başlatıldı
Öte yandan Bartın Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Bartın'ın Amasra ilçesindeki taş kömürü maden ocağında meydana gelen patlamaya ilişkin soruşturma başlatıldığı bildirildi.
Olaya ilişkin 3 Cumhuriyet savcısının görevlendirildiği, soruşturmaya tüm yönleriyle ve titizlikle devam edildiği kaydedildi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, ise patlamayla ilgili 4 iş müfettişi görevlendirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın süreci ve tüm kurumların katıldığı çalışmaların koordinasyonunu yakından takip ettiği bildirildi.
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da maden ocağındaki patlamanın bütün boyutlarıyla soruşturulacağını bildirdi.

Amasra'da maden ocağındaki patlamada yakın arkadaşını kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyor
Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Amasra Müessesesine ait maden ocağında meydana gelen patlamada tahlisiye ekibinde görev alan maden işçisi Emrah Açıkgöz, 5 yıl birlikte çalıştığı yakın arkadaşını kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyor.
Bölgede özel bir maden ocağında çalışan işçi Açıkgöz, AA muhabirine, tahlisiye ekibinde olduğunu, patlamayı duyar duymaz olay yerine geldiklerini anlattı.
Yetkililerle bilgi alışverişi yaptıktan sonra ekipmanlarla aşağı inip patlamanın olduğu bölgeye ulaştıklarını aktaran Açıkgöz, "Bölgede yoğun karbonmonoksit gazı vardı, cihazlarımızı kuşandık. 'Aşağıda iki bölge var' dediler. Biz yangın olmayan bölgedeydik. İçeride inanılmaz karbonmonoksit gazı vardı. Elimizdeki sensörler bile uyarı vermeye başladı. Eksi 350 kotunda ayağa ulaşmaya çalıştık, orada zor da olsa maalesef ilk şehidimize ulaştık ve temiz havaya indirdik." dedi.
İkinci arkadaşları için tekrar cihazları kuşandıklarını belirten Açıkgöz, "50-60 metre ileride ona da ulaştık, maalesef o da şehit olmuştu. Orada karbonmonoksit gazı yoğun şekilde devam ettiği için artık temiz havaya çıktığımız yerlerde bile karbonmonoksit görmeye başladık. Bizim de can güvenliğimiz önemli olduğu için ocaktan ayrılmamız gerekiyordu. İki şehidimizi alarak dışarı çıktık." diye konuştu.
Açıkgöz, "Patlama, rayların üzerindeki vagonları bile duvarlara çarpmış. Tabii göz gözü görmüyor, yoğun bir duman da var. El ele tutuşa tutuşa gittik, arkadaşlarımıza ulaştık." ifadelerini kullandı.
Patlamanın meydana geldiği maden ocağında çalışanları tanıdıklarını, hepsinin bölgenin insanı olduğunu kaydeden Açıkgöz, yaşadığı acıyı şu sözlerle paylaştı:
"Yaşadığım en büyük acı, şehitlerden birinin 5 sene birlikte çalıştığımız çok yakın arkadaşım olmasıydı. Tabii hepsi acı ama o arkadaşımı görünce daha büyük acıya kapıldım. Maalesef bu patlamada çok yakın arkadaşımı da kaybettim. Orada çok büyük acı hissettim. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun, ailesine sabırlar diliyorum."



Kaynaklar: İran’ın yeni Dini Lideri ağır yaralarla mücadele ediyor

Tahran’da bir İranlı asker, Dini Lider Mücteba Hamaney ile Bender Abbas’ta öldürülen Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza Tengsiri’nin de aralarında bulunduğu askeri liderlerin resmedildiği bir propaganda afişinin önünde duruyor. (EPA)
Tahran’da bir İranlı asker, Dini Lider Mücteba Hamaney ile Bender Abbas’ta öldürülen Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza Tengsiri’nin de aralarında bulunduğu askeri liderlerin resmedildiği bir propaganda afişinin önünde duruyor. (EPA)
TT

Kaynaklar: İran’ın yeni Dini Lideri ağır yaralarla mücadele ediyor

Tahran’da bir İranlı asker, Dini Lider Mücteba Hamaney ile Bender Abbas’ta öldürülen Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza Tengsiri’nin de aralarında bulunduğu askeri liderlerin resmedildiği bir propaganda afişinin önünde duruyor. (EPA)
Tahran’da bir İranlı asker, Dini Lider Mücteba Hamaney ile Bender Abbas’ta öldürülen Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza Tengsiri’nin de aralarında bulunduğu askeri liderlerin resmedildiği bir propaganda afişinin önünde duruyor. (EPA)

Reuters, İran’ın yeni Dini Lideri Mücteba Hamaney’in yakın çevresinden olduğu belirtilen üç kaynağa dayandırdığı haberinde, Hamaney’in savaşın başlarında babasının hayatını kaybettiği hava saldırısında yüz ve bacaklarından ağır yara aldıktan sonra hâlâ iyileşme sürecinde olduğunu bildirdi.

Kaynaklara göre, İran’ın başkenti Tahran’ın merkezindeki Bastur bölgesinde bulunan komuta kompleksine yönelik saldırıda Hamaney’in yüzünde ciddi deformasyon oluştu ve her iki bacağında ağır yaralanmalar meydana geldi.

İsimlerinin gizli kalmasını isteyen kaynaklar, 56 yaşındaki Mücteba Hamaney’in iyileşme sürecinin devam ettiğini, ancak zihinsel kapasitesini koruduğunu ifade etti.

Kaynaklar ayrıca, Hamaney’in üst düzey yetkililerle sesli konferanslar aracılığıyla toplantılara katıldığını ve ABD ile yürütülen müzakereler dahil olmak üzere kritik karar süreçlerine katkı sunduğunu aktardı.

Bu iddialar, İran’ın son yıllardaki en ciddi krizlerinden biriyle karşı karşıya olduğu ve aynı zamanda İslamabad’da bugün başlaması beklenen barış görüşmeleri öncesinde yönetim kapasitesine ilişkin tartışmaların arttığı bir dönemde geldi.

Reuters, söz konusu bilgileri bağımsız olarak doğrulayamadığını da not düştü.

19 Mart 2026’da Tahran’da, İran’ın yeni Dini Lideri Mücteba Hamaney’in resminin yer aldığı bir afişin yanından geçen insanlar (Reuters)19 Mart 2026’da Tahran’da, İran’ın yeni Dini Lideri Mücteba Hamaney’in resminin yer aldığı bir afişin yanından geçen insanlar (Reuters)

Belirsizlik

Mücteba Hamaney’in nerede olduğu ve sağlık durumuna ilişkin belirsizlik sürerken, ülke yönetimini ne ölçüde yürütebildiğine dair soru işaretleri de devam ediyor. Saldırının ardından kendisine ait hiçbir fotoğraf, video ya da ses kaydının yayımlanmadığı belirtiliyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre Mücteba Hamaney, 28 Şubat’ta, savaşın ilk gününde gerçekleştirilen ve eski Dini Lider Ali Hamaney’in hayatını kaybettiği saldırıda ağır yaralandı.

İran makamları, yaralanmaların niteliğine ilişkin resmi bir açıklama yapmazken, devlet televizyonunda görev yapan bir sunucunun onu göreve getirildikten sonra ‘canbaz’ (savaşta ağır yaralanan kişi) olarak tanımladığı aktarıldı.

Söz konusu iddialar, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in 13 Mart’ta yaptığı ve Mücteba Hamaney’in yaralandığını ve muhtemelen yüzünün zarar gördüğünü söylediği açıklamayla da örtüşüyor.

ABD istihbarat kaynaklarına dayandırılan bir değerlendirmede ise Hamaney’in bir bacağını kaybetmiş olabileceği ileri sürüldü.

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) ve İsrail makamları konuya ilişkin yorum yapmaktan kaçındı.

Ortadoğu Enstitüsü’nden analist Alex Vatanka, durumun ciddiyetinden bağımsız olarak, tecrübesiz bir yeni liderin babasının sahip olduğu mutlak otoriteyi kısa sürede kurmasının zor olduğunu belirtti. Vatanka, Mücteba Hamaney’in zamanla etkisini artırabileceğini ancak bunun yıllar alabileceğini ifade etti.

Kaynaklardan biri ise önümüzdeki bir iki ay içinde Dini Lider’in görüntülerinin kamuoyuna sunulabileceğini, ancak bunun yalnızca sağlık durumu ve güvenlik koşulları uygun olduğunda gerçekleşeceğini aktardı.

Mücteba’nın rolü

İran’ın siyasi sistemi uyarınca, Dini Lider geniş yetkilere sahiptir. Dini Lider, 88 din adamından oluşan bir kurul tarafından seçilirken, doğrudan seçilmiş cumhurbaşkanını denetler ve İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) başta olmak üzere kendisine paralel çalışan kurumları da yönlendirir. Bu yapı, DMO’ya önemli bir siyasi ve askerî nüfuz alanı sağlar.

İran’ın ilk Dini Lideri Ruhullah Humeyni, devrimin lideri olarak neredeyse mutlak bir otoriteye sahipti ve döneminin en etkili din adamı kabul ediliyordu. Onun halefi Ali Hamaney ise dini açıdan daha düşük bir otoriteye sahip olmasına rağmen, 1989’da liderliğe getirilmeden önce cumhurbaşkanlığı görevini yürütmüş ve ardından on yıllar boyunca özellikle DMO’nun güçlenmesinden de yararlanarak siyasi etkisini pekiştirmiştir.

grafik

Reuters’a konuşan üst düzey İranlı kaynaklar, Mücteba Hamaney’in babasıyla aynı mutlak yetki düzeyine sahip olmadığını ve savaş sürecinde stratejik kararlarda en baskın aktörün DMO olduğunu ifade etti. Kaynaklara göre DMO, Hamaney’in bu göreve gelmesine katkı sağlayan ana güçlerden biri oldu.

Reuters, İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) misyonundan Hamaney’in yaralanmalarının boyutu ve kamuoyu önüne neden çıkmadığına dair sorularına yanıt alamadığını belirtti.

Yetkililer ve süreci yakından takip eden kaynaklar, Mücteba Hamaney’in uzun yıllardır babasının ofisinde en etkili isimlerden biri olduğunu, devletin en üst kademelerinde güç kullanımı konusunda deneyim kazandığını ve DMO içindeki üst düzey isimlerle yakın ilişkiler geliştirdiğini belirtti.

Alex Vatanka ise Mücteba Hamaney’in sert çizgiyi sürdürme ihtimalinin yüksek olduğunu, ancak dünya görüşüne dair belirsizliklerin devam ettiğini ifade etti.

Habere göre Mücteba Hamaney’in kamuoyuna yönelik ilk açıklaması 12 Mart’ta yayımlandı. Bu açıklamada Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması gerektiği ve bölge ülkelerinin ABD üslerini kapatması çağrısı yer aldı.

O tarihten bu yana ofisinden kısa yazılı açıklamalar yayımlanırken, Nevruz dolayısıyla 20 Mart’ta yapılan açıklamada yeni yılı ‘direniş yılı’ olarak tanımladığı aktarıldı.

Bu süreçte İran’ın dış politika, savaş, diplomasi ve iç güvenlik konularına ilişkin pozisyonlarını ise üst düzey diğer yetkililer kamuoyuna aktarmaya devam etti.

Mizahi paylaşımlar... “Mücteba nerede?”

İran içinde Mücteba Hamaney’in ortadan kaybolması ya da kamuoyuna görünmemesi, sosyal medyada ve mesajlaşma uygulamalarındaki gruplarda geniş tartışmalara yol açtı. İnternet erişiminin zaman zaman kesintili olması nedeniyle bu tartışmaların ancak sınırlı ölçüde yayılabildiği, buna rağmen Dini Lider’in sağlık durumu ve ülkeyi kimin yönettiğine dair çok sayıda soru ve teori ortaya atıldığı bildirildi.

Sosyal medyada dolaşan içerikler arasında, boş bir koltuğun bir ışık altında gösterildiği ve “Mücteba Hamaney nerede?” ifadesinin yer aldığı mizahi paylaşımlar da bulunuyor.

Buna karşılık, hükümete destek veren bazı isimler ise liderin gözlerden uzak kalmasının güvenlik açısından zorunlu olduğunu savunuyor. Bu görüşe göre, ABD ve İsrail saldırılarının üst düzey isimleri hedef aldığı bir ortamda, kamuya açık görünürlük ciddi bir risk oluşturuyor.

Besic mensubu bir kişi de benzer bir görüşü dile getirerek, “Neden açıkça ortaya çıksın? Onu bu suçluların hedefi haline getirmek için mi?” ifadelerini kullandı.


Epstein mağdurları, Melania Trump’a öfkeli: “Sorumluluktan kaçıyor”

Melania Trump'ın açıklamasıyla Epstein skandalı tekrar ABD gündemine oturdu (Reuters)
Melania Trump'ın açıklamasıyla Epstein skandalı tekrar ABD gündemine oturdu (Reuters)
TT

Epstein mağdurları, Melania Trump’a öfkeli: “Sorumluluktan kaçıyor”

Melania Trump'ın açıklamasıyla Epstein skandalı tekrar ABD gündemine oturdu (Reuters)
Melania Trump'ın açıklamasıyla Epstein skandalı tekrar ABD gündemine oturdu (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın eşi Melania Trump'ın Jeffrey Epstein'le ilgili açıklamaları, milyarder iş insanının fuhuş ağındaki istismarlara maruz kalanların tepkisini çekti.

ABD First Lady'si, Beyaz Saray'da perşembe günü yaptığı açıklamada, Epstein'le herhangi bir bağlantısı bulunmadığını ve onun suçlarından haberi olmadığını savundu.

55 yaşındaki Melania Trump, açıklamasında şunları söyledi:

Beni utanç verici Jeffrey Epstein'le ilişkilendiren yalanların bugün sona ermesi gerekiyor. Hakkımda yalan söyleyen kişiler etik standartlardan, alçakgönüllülükten ve saygıdan yoksundur. Onların cehaletine itiraz etmiyorum ancak itibarımı lekelemeye yönelik kötü niyetli girişimlerini reddediyorum.

First Lady, Epstein'in suç ortağı Ghislaine Maxwell'le de hiçbir bağlantısı olmadığını öne sürdü.

Melania Trump, Epstein'in fuhuş ağının bir parçası olmadığını ve pedofil iş insanının kendisini Donald Trump'la tanıştırmadığını iddia etti.

First Lady'nin hangi suçlamalar üzerine bu açıklamaları yaptığı bilinmiyor. Baş danışmanı Marc Beckman, "'Artık yeter' dediği için sesini yükseltti. Yalanlar sona ermelidir" ifadelerini kullandı.

Donald Trump da cuma günü New York Times'da yayımlanan söyleşisinde, First Lady'nin açıklaması hakkında önceden bilgi sahibi olmadığını savunurken, "konuyla ilgili konuşma hakkının olduğunu" belirtti.

Melania Trump'ın, ABD Kongresi'ni Epstein'in suçlarının mağdurlarını merkeze alan kamuya açık bir duruşma düzenlemeye çağırması da dikkat çekti.

Ancak First Lady'nin açıklamaları, fuhuş ağındaki istismarlara maruz kalanları öfkelendirdi.

Aralarında Epstein'e karşı mücadelenin önde gelen isimlerinden Virginia Giuffre'nin erkek ve kız kardeşinin de yer aldığı 13 kişilik bir grup, yayımladığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

Jeffrey Epstein'in mağdurları ortaya çıkarak, şikayette bulunarak ve ifade vererek şimdiden olağanüstü bir cesaret sergiledi. Onlardan daha fazlasını istemek adalet değil, sorumluluktan kaçmaktır.

Grubun perşembe akşamı yaptığı açıklamada, First Lady'nin "iktidarı koruyup yükü mağdurların omzuna yüklediği" de belirtildi.

Ayrıca Trump'ın "Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası'na" hâlâ tam olarak uymadığı vurgulandı. Sözkonusu yasa, Epstein davasıyla ilgili belgelerin eksiksiz şekilde açıklanmasını öngörüyor.

Açıklamada Trump'ın bu ay başında görevden aldığı Adalet Bakanı Pam Bondi'ye de dikkat çekildi. Bondi, Epstein dosyalarının yayımlanması sürecinin gecikmesi nedeniyle hem Cumhuriyetçi hem de Demokratlardan eleştiri almıştı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Bu durum dikkatleri, gizlenen dosyalar ve mağdurların kimliklerinin ifşa edilmesi hakkında hesap vermesi gereken Pam Bondi'den de uzaklaştırıyor. Bu ihmaller, suç ortaklarını korurken hayatları tehlikeye atmaya devam ediyor.

Adalet Bakanlığı, Epstein davasına ait yaklaşık 6 milyon belgenin sadece 3,5 milyonunu kamuoyuyla paylaştı.

Independent Türkçe, Guardian, BBC, New York Times


Vance ve Kalibaf İslamabad’da... ‘Şahinlerin’ uçurumun eşiğindeki buluşması

Kalibaf ve Vence
Kalibaf ve Vence
TT

Vance ve Kalibaf İslamabad’da... ‘Şahinlerin’ uçurumun eşiğindeki buluşması

Kalibaf ve Vence
Kalibaf ve Vence

Dünya başkentleri, İslamabad’da bugün yapılacak ‘cumartesi müzakerelerini’ nefesini tutarak beklerken, Washington ile Tahran arasındaki güç mücadelesinde iki kilit isim öne çıkıyor: ABD Başkanı Donald Trump’a yakınlığıyla bilinen J.D. Vance ve siyasi manevra kabiliyetiyle tanınan İranlı isim Muhammed Bakır Kalibaf. İki ismin karşılaşması, yalnızca bir diplomatik temas olarak değil, bölgesel kriz alanları arasında ‘tarihi bir anlaşma’ oluşturma kapasitesinin sınandığı  süreç olarak da değerlendiriliyor.

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance (AFP)ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance (AFP)

İranlı üst düzey heyeti taşıyan uçak dün akşam İslamabad’a iniş yaparak, ABD ile yürütülen müzakere sürecinin ‘nefeslerin tutulduğu’ yeni bir aşamaya geçtiğini resmen gösterdi. Diplomatik hedefler ile sahadaki karmaşık denklemlerin iç içe geçtiği bu süreçte, Muhammed Bakır Kalibaf başkanlığındaki heyette İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile birlikte üst düzey güvenlik ve ekonomi yetkilileri ile İran Merkez Bankası Başkanı’nın da yer aldığı bildirildi. Heyetin misyonunun, yalnızca protokol görüşmelerini değil, bölgesel çatışmanın özünü doğrudan hedefleyen kritik başlıkları kapsadığı ifade ediliyor.

Siyasi ve ekonomik yetki

İslamabad’da yapılması planlanan görüşmelere katılan İran heyetinin yapısı, İran’ın müzakereleri ‘kapsamlı bir anlaşma’ çerçevesinde yürütme isteğini yansıtıyor. Heyette Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile birlikte ekonomi ve güvenlik alanlarından üst düzey isimlerin yer alması, Tahran’ın yalnızca askeri bir yumuşama değil, aynı zamanda somut mali ve siyasi kazanımlar elde etmeyi hedeflediğine işaret ediyor. Bu yaklaşım, Kalibaf tarafından müzakereler başlamadan önce yükseltilen şartlarla karşılık buldu. Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgiye göre Kalibaf, masaya oturmanın iki ‘egemenlik şartına’ bağlı olduğunu belirterek, Lübnan’da ateşkes sağlanmasını ve dondurulmuş İran varlıklarının derhal serbest bırakılmasını talep etti.

İran’ın söyleminde yaşanan bu sertleşme, İslamabad görüşmelerini bir güvenilirlik testine dönüştürürken, Tahran bu şartların yerine getirilmesini Pakistan’ın arabuluculuğunda yürütülecek anlaşmaya geçmeden önce ‘güven inşası’ için zorunlu bir adım olarak görüyor.

J.D. Vance... Trump’ın felsefesini benimseyen deniz piyadesi

J.D. Vance, İslamabad’a, ABD Başkanı Donald Trump’tan doğrudan yetki alarak ‘Tahran’ın ciddiyetini test etme’ göreviyle gidiyor. Deniz piyadeleri geçmişine sahip olan ve ‘Hillbilly Elegy’ adlı kitabıyla tanınan Vance, kariyerini ‘Önce Amerika’ doktrininin sert savunucularından biri olarak şekillendirmiş durumda. Yeni nesil sağ-popülist çizgiyi temsil eden Vance, kalıcı savaşlara mesafeli dururken, stratejik hedefler için ‘sert güç’ kullanımına karşı çıkmayan bir yaklaşım benimsiyor.

ABD Başkanı Donald Trump, 25 Haziran 2025’te Oval Ofis’te Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile birlikte (AP)ABD Başkanı Donald Trump, 25 Haziran 2025’te Oval Ofis’te Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile birlikte (AP)

Vance açısından İran ile yürütülecek müzakereler bir ‘dostluk arayışı’ değil, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini garanti altına alan ve askeri tehditleri azaltan bir ‘güvenlik anlaşması’ olarak görülüyor. Karşılığında ise yaptırımların hafifletilmesi gündeme geliyor. Toplantıya sert mesajlarla girmeye hazırlanan Vance, ekibinin ‘manipülasyona tolerans göstermeyeceğini’ daha önce ifade etmişti. Bu yaklaşım, sahada hem diyalog kapısını açık tutmayı hem de İran tarafından gelebilecek ‘ön koşullu baskı girişimlerine’ karşı net kırmızı çizgiler belirlemeyi amaçlıyor.

Muhammed Bakır Kalibaf (Arşiv – İran Meclisi internet sitesi)Muhammed Bakır Kalibaf (Arşiv – İran Meclisi internet sitesi)

Kalibaf... DMO’nun teknokratı ve manevraların mimarı

Kalibaf, İran yönetim hiyerarşisi içinde kendine özgü bir liderlik modeli temsil ediyor. Geçmişinde hem İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) bünyesindeki hava unsurlarında görev yapmış sert bir askerî komutan kimliği, hem de Tahran Belediyesi’nin yeniden yapılandırılmasında rol almış teknokrat bir yönetici profili bulunuyor. Bu çift yönlü kimlik, Kalibaf’a olağanüstü bir siyasi manevra kabiliyeti kazandırıyor. Devrimci çizginin temel ilkelerine bağlı kalırken aynı zamanda pragmatik çözümlere açık bir yaklaşım sergileyebilmesi, onu Tahran’daki karar verici yapı için sahadaki nüfuzun diplomatik ve ekonomik kazanımlara dönüştürülmesinde en uygun müzakerecilerden biri haline getiriyor.

Birbirini kesen yollara sahip bir tablo

Vance ile Kalibaf bugün İslamabad’da yapılacak görüşmelerde, Washington ile Tahran arasındaki temel ayrışmayı aşmaya çalışacak. ABD tarafı, dosyaların birbirine bağlanmasına karşı çıkarak ‘müzakere başlıklarının ayrı yürütülmesi’ ilkesini savunurken, İran ise Lübnan, Hürmüz Boğazı ve dondurulmuş finansal varlıklar gibi başlıkları tek bir paket içinde değerlendirmeyi tercih ediyor. Bu çerçevede, ‘Washington şahinliği’ ile ‘Tahran’ın askeri-siyasi hattı’ arasında bir denge kurulup kurulamayacağı merak konusu. Tarafların, karşılıklı tavizler üzerinden bir ateşkes ve yumuşama zemini oluşturup oluşturamayacağı, İslamabad’daki görüşmelerin sonucuyla netleşecek.