Bartın'da maden ocağında meydana gelen patlamada ölü sayısı 41'e yükseldi

Türkiye Taşkömürü Kurumu Amasra Müessesesinde meydana gelen patlamada 41 kişi hayatını kaybetti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bartın ilindeki bir kömür madeni sahasında (AFP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bartın ilindeki bir kömür madeni sahasında (AFP)
TT

Bartın'da maden ocağında meydana gelen patlamada ölü sayısı 41'e yükseldi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bartın ilindeki bir kömür madeni sahasında (AFP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bartın ilindeki bir kömür madeni sahasında (AFP)

Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Amasra Müessese Müdürlüğüne bağlı maden ocağında saat 18.15 sıralarında -300 kotunda nedeni belli olmayan kısmi bir patlama meydana geldi. Patlamada 41 kişi hayatını kaybederken, maden ocağındaki arama kurtarma çalışmaları devam ediyor.
Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Amasra Müessesesine ait maden ocağının içerisinde ve çevresinde, TTK tahlisiye, AFAD, UMKE, Türk Kızılay, polis, jandarma, sağlık ve gönüllülerden oluşan ekipler, güvenlik önlemlerini alarak çalışma yürütüyor.
Bölgede konuşlandırılan AFAD'ın mobil koordinasyon tırındaki kriz masasında bilgiler değerlendiriliyor.
TTK'nin Zonguldak'ta konuşlu tahliye ekibi, 8 takım olarak maden ocağında arama kurtarma çalışması yürütüyor.
Sağlık ekipleri de 2 ambulans uçak, 5 UMKE aracı, 31 ambulans, 1 acil müdahale aracı ve 149 sağlık personeliyle çalışmalara katılıyor.
Tahliye ve arama kurtarma ekiplerince ocaktan çıkarılan yaralılar, ambulanslarla hastanelere kaldırılıyor. Olay yerinde kurulan Acil Müdahale Merkezi'nde de yaralılara müdahale ediliyor.
AFAD da yaklaşık 100 personel, 26 araç ve 3 koordinasyon tırıyla arama kurtarma çalışmalarına katılıyor.
Türk Kızılayda görevli 60 personel ve 40 gönüllü de arama kurtarma çalışmalarına katılanlar ile madenci yakınlarına gıda desteğinde bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: En son 41'inci işçimize ulaştık
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, maden ocağında meydana gelen patlamanın ardından incelemelerde bulundu. AFAD Mobil Afet Koordinasyon Merkezi'ndeki, koordinasyon toplantısına başkanlık eden Erdoğan, "Şu andaki önceliğimiz yer altındaki işçilerimize ulaşmaktı. En son 41'inci işçimize ulaştık. Tabii o da rahmetli olmuş. Daha önce 40 olarak ilan edilmiş olan merhumlarımızın sayısı böylece 41 oldu. Hepsine Allah'tan rahmet diliyoruz, inşallah mekanları cennet olsun." şeklinde konuştu.

Hayatını kaybeden madencilerin isimleri belli oldu
Olayın hemen ardından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, UMKE, AFAD ve diğer tüm ekiplerin arama kurtarma çalışmalarına başladığını belirten Soylu, vefat eden madencilerin, Ali Doğru, Aziz Köse, Berkay Pınarcıoğlu, Emrah Kaval, Enes Aydın, Ercan Akdeniz, Fikret Kansız, Gökhan Mercan, Murat Ergin, Rahman Özçelik, Ramazan Özer, Selçuk Ayvaz, Serkan Nakaş, Şuayip Okul, Yener Saygın, Mehmet Kara, Rasim Bulut, Sabri Akdere, Murat Öztan, Serhat Kahraman, Suat Demirkıran, Yasin Çelik, Güldal Serenli, Orhan Altun, Emrah Kaya ve Rıdvan Acet olduğu bilgisini paylaştı.
Şehit madencilere Allah'tan rahmet, ailelerine sabır dileyen Soylu, maden ocağında kurtarılmayı bekleyen madencilerin ailelerine de sabır temennisinde bulundu.
Arama çalışmalarına Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, sağlık bakan yardımcısı, grup başkan vekili, MHP genel başkan yardımcısı ve vali ile nezaret ettiklerini kaydeden Soylu, olaydan dolayı büyük üzüntü yaşadıklarını belirterek Allah'tan bir daha bu tip olaylara karşı karşıya bırakmamasını diledi.
Soylu, arama kurtarma çalışmalarında umutlu bir haber beklediklerini söyledi. 

"Yaramız derin"
TTK tahlisiye ekibinde yer alan maden teknikeri Osman Demiral, gazetecilere, çalışmalar sırasında kullandıkları cihazlara ilişkin bilgi verdi.
Olayın tam olduğu yere gitmediklerini anlatan Demiral, "Kuyu dibine yakın, tam orta noktada temiz havanın olduğu bir yerde istasyonumuzu kurduk. İndiğimizde basınç yoktu ama olayın olduğu zaman bir basınç varmış." dedi.
Demiral, bölgede gruplar halinde çalıştıklarını belirterek, cihaz sayılarının yeterli olduğunu, aksi durumda takviyeler yapıldığını kaydetti.
Madenciliğin kolay bir sektör olmadığını vurgulayan Demiral, "Ailelerine baş sağlığı diliyoruz tekrardan. Yaramız derin, yorgunuz, aileler de üzgün." ifadesini kullandı.

Bakan Dönmez patlamaya ilişkin açıklama yaptı
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Amasra Müessesesindeki patlamanın akabinde bir galeride çıkan yangının ve orada oluşan karbonmonoksitin etkisinin ekiplerce azaltılmaya çalışıldığını belirterek "10-11 işçi, yangının devam ettiği bölgede. 4-5 işçimizin de göçüklerin olduğu bölgede olduğunu değerlendiriyoruz." dedi.
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin ile bölgede incelemelerini sürdüren Bakan Dönmez, gazetecilere yaptığı açıklamada, patlamayı haber alır almaz Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla olay yerine geldiklerini anlattı.
Her vardiyada görevli olan tahlisiye ekiplerinin müdahaleye hemen başladığını aktaran Dönmez, "Yaralı olarak kurtarılanlar hastanelere sevk edilmiş, diğer arkadaşlarımızın da kurtarılması için çalışmalar süratle başlamıştı. Bu bölgeye yakın olan müesseselerimiz de diğer arama kurtarma ekipleri de Amasra Müessesesine gelmek suretiyle çalışmalara aktif olarak destek vermişlerdir." diye konuştu.
Madende arama kurtarma yapmanın özel tecrübe gerektirdiğini ifade eden Dönmez, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Diğer arama kurtarma faaliyetlerden oldukça farklı. Gerek TTK gerek kömür işletmeleri bu alanda sadece ülkemizde değil, dünyada hakikaten başarıyla anılan arama kurtarma ekiplerinden birisidir. Ancak bizim ilk değerlendirmelerimiz şunu gösteriyor. Patlama anıyla birlikte oluşan yüksek basınç ve sıcaklıkla arkadaşlarımızın maalesef bir kısmını olay yerinde kaybetmiş olduk. Şu anda 15 arkadaşımız işletmedeki maden ocağında, aramalar hala devam ediyor. Bir galeride patlamanın akabinde oluşan bir yangın söz konusu. Şu anda ekiplerimiz yangın ve orada oluşan karbonmonoksitin etkisini azaltmaya çalışıyorlar."

Bartın’dan ambulans uçakla İstanbul’a getirilen yaralıların tedavisine başlandı 
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bartın'ın Amasra ilçesindeki maden ocağında meydana gelen patlamada yaralanan ve ambulans uçakla İstanbul’a getirilen 6 madencinin tedavisine başlandığını bildirdi.
Koca, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Bartın’dan uçak ambulanslarla İstanbul Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesine getirilen 1 yaralının Hiperbarik Oksijen Tedavisi Merkezinde, 5 yaralının ise Yanık Merkezinde durumları değerlendirilip, tedavilerine başlandı. Uzmanımız bilgi veriyor.” ifadelerini kullandı.
Paylaşımdaki videoda hastaların sağlık durumlarına ilişkin bilgi veren Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Yanık Tedavi Merkezi Sorumlu Hekimi Prof. Dr. Mustafa Turan, 6 hastanın ambulans uçakla getirildiğini ve ilk tedavilerinin acil serviste yapıldığını söyledi.

Bakan Yanık: Psikososyal destek ekiplerimiz derhal bölgeye intikal ettiler
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, sosyal medya hesabından patlamada yaralanan ve madende mahsur kalan işçilere geçmiş olsun dileğinde bulunarak, "Psikososyal destek ekiplerimiz derhal bölgeye intikal ettiler. Süreci yakından takip ediyoruz. Sorumlu Bakanlıklardan biri olarak tüm kurum ve kuruluşlarımızla gerekli her türlü çalışmayı yapıyoruz." ifadelerini kullandı. 

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun'dan açıklama
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Bartın'ın Amasra ilçesindeki maden ocağında meydana gelen patlamada 28 madencinin hayatını kaybettiğini, kurtarılan 58 madenciden 11'inin tedavilerine devam edildiğini bildirdi.
Altun, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Bartın'da meydana gelen maden kazası, tüm yönleriyle incelenmeye devam etmekte, arama kurtarma çalışmaları sürdürülmektedir." ifadelerini kullandı.
Paylaşımında kazayla ilgili güncel bilgilere de yer veren Altun, şu bilgileri paylaştı:
"Maden kazasında maalesef 28 kardeşimiz hayatını kaybetmiştir. Kurtarılan 58 madencimizin 11'inin tedavilerine hastanelerimizde devam edilmektedir. Hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyorum. Kazanın hemen sonrasında Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla olay yerine giden Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Enerji ve Tabii Kaynaklar ve İçişleri Bakanlarımız, bölgedeki tüm çalışmaları gece boyu yerinden takip etmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımız ilk andan itibaren süreci bizzat yönetmiş, anlık bilgilendirmeler üzerine gerekli talimatları ilgili kurum ve kişilere bizzat iletmiştir. Diyarbakır programını ileri bir tarihe erteleyen Sayın Cumhurbaşkanımız, bugün Amasra'ya giderek çalışmaları yerinde koordine edecektir. Meydana gelen bu elim kaza ile ilgili yapılan dezenformasyon içerikli paylaşımlara vatandaşlarımızın itibar etmemesi, konu ile ilgili bölgede bulunan bakanlarımızın ve resmî kurumların açıklamalarını dikkate almaları hususunun önemini bir kez daha ifade etmek isterim." 

AFAD'dan açıklama
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, bölgeye, Bartın İl AFAD, Emniyet, 112, İtfaiye, Jandarma ve TTK'ya ait tahlisiye ekipleri, Sakarya İl AFAD, Kütahya İl AFAD ve Eskişehir İl AFAD ekipleri ile Kütahya, Zonguldak, Karabük ve Eskişehir İl AFAD müdürlerinin sevk edildiği belirtildi.
Zonguldak'tan da tahlisiye ekiplerinin sevk edildiği kaydedilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Kütahya'dan TKİ'ye ait 20 kişilik tahlisiye ekipleri sevk edilmiştir. Kızılaydan 2 ikram aracı ve 3 personel aracı bölgeye sevk edilmiştir. Sakarya İl AFAD ve Ankara İl AFAD'dan 2 mobil koordinasyon tırı gönderilmiştir. Bölgede herhangi bir iletişim kesintisi olmamakla beraber bölgeye tedbir amacıyla 1 mobil baz istasyonu gönderilmiştir."
AFAD, trafo kaynaklı olduğu bilgisinin de sehven paylaşıldığını, patlamanın nedeninin henüz belirlenemediğini açıkladı.

Patlamadan kurtulan işçi yaşadıklarını anlattı
Vali Nurtaç Arslan, patlamadan kendi imkanlarıyla kurtulan maden işçisiyle görüşerek "geçmiş olsun" dileklerini iletti.
Vali Arslan'a yaşadıklarını aktaran işçi, "Hiç ışık gözükmüyordu. Kendi imkanlarımla çıktım. Patlama büyük ihtimalle. Biraz geride olduğumuzdan sadece basınç oldu. Bu basınçtan dolayı sadece toz geldi, göz gözü görmüyordu." diye konuştu.

Maden ocağındaki arkadaşlarını kurtarmaya çalışan işçi yaşadıklarını anlattı 
Bartın'da patlama meydana gelen Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Amasra Müessesesine ait maden ocağındaki arkadaşlarını kurtarmaya çalışan maden işçisi Öner Özmen, yaşadıklarını anlattı.
Evli ve bir çocuk babası 10 yıllık maden işçisi Özmen, AA muhabirine, arama kurtarma amacıyla şefleriyle ocağa indiklerini söyledi.
Yaklaşık 3 kilometre yürüyerek eksi 350 kotuna indiklerini anlatan Özmen, "Bant sistemimiz vardı, onlar dağılmış. Gaz, genizleri yakıyordu. Gittiğimizde arama kurtarmalar, amirlerimiz ve müdürlerimiz zaten olay yerindeymiş. Arkadaşlarımızın yanlarına biz de gittik." diye konuştu.
Özmen, normalde kendisinin çalıştığını belirterek şunları kaydetti:
"Vardiyaya da kalabilirdim. Buradan saat 4 gibi çıktım hatta işe giden arkadaşlarımla vedalaştım. Vedalaştım derken; bir arkadaşımız vardı, elbisemi almaya gelmiştim, onu gördüm. 'Hayırlı işler' dedik birbirimize, gülerek gitmiştik. Mesaiye kalabilirdik.
Olayı duyar duymaz bütün madenci arkadaşlarımız, burada omuz omuza çalıştıkları arkadaşlarını kurtarmak için seferber oldu, aşağıda hala çalışıyorlar. Herkes canla başla çalışıyor."
Her türlü cihazlarının bulunduğunu aktaran Özmen, "Her türlü önlem alınıyor ama beklenmedik, ani durumlar oluyor. Ani durumlarda bazı şeyler gelişiyor. Oksijen cihazlarımız, kişisel koruyucu aletlerimiz, her şeyimiz var, tamdır yani. Bunların denetlenmesi de yapılıyor. Her türlü önlem alınıyor, onlarda sıkıntı yok ama grizu farklı bir şey." ifadelerini kullandı. 

Türk Kızılay: Şu an acil bir kan ihtiyacı bulunmamaktadır
Türk Kızılay Genel Başkanı Kerem Kınık, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:
"Amasra Taşkömürü İşletmesinde meydana gelen patlama sonrası Bartın Devlet Hastanesi, Bülent Ecevit Üniversitesi ve Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanelerine ilave kan ürünleri ve olası yanık vakaları için plazma sevkleri gerçekleştirilmiştir. Şu an acil bir kan ihtiyacı bulunmamaktadır."

Soruşturma başlatıldı
Öte yandan Bartın Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Bartın'ın Amasra ilçesindeki taş kömürü maden ocağında meydana gelen patlamaya ilişkin soruşturma başlatıldığı bildirildi.
Olaya ilişkin 3 Cumhuriyet savcısının görevlendirildiği, soruşturmaya tüm yönleriyle ve titizlikle devam edildiği kaydedildi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, ise patlamayla ilgili 4 iş müfettişi görevlendirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın süreci ve tüm kurumların katıldığı çalışmaların koordinasyonunu yakından takip ettiği bildirildi.
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da maden ocağındaki patlamanın bütün boyutlarıyla soruşturulacağını bildirdi.

Amasra'da maden ocağındaki patlamada yakın arkadaşını kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyor
Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Amasra Müessesesine ait maden ocağında meydana gelen patlamada tahlisiye ekibinde görev alan maden işçisi Emrah Açıkgöz, 5 yıl birlikte çalıştığı yakın arkadaşını kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyor.
Bölgede özel bir maden ocağında çalışan işçi Açıkgöz, AA muhabirine, tahlisiye ekibinde olduğunu, patlamayı duyar duymaz olay yerine geldiklerini anlattı.
Yetkililerle bilgi alışverişi yaptıktan sonra ekipmanlarla aşağı inip patlamanın olduğu bölgeye ulaştıklarını aktaran Açıkgöz, "Bölgede yoğun karbonmonoksit gazı vardı, cihazlarımızı kuşandık. 'Aşağıda iki bölge var' dediler. Biz yangın olmayan bölgedeydik. İçeride inanılmaz karbonmonoksit gazı vardı. Elimizdeki sensörler bile uyarı vermeye başladı. Eksi 350 kotunda ayağa ulaşmaya çalıştık, orada zor da olsa maalesef ilk şehidimize ulaştık ve temiz havaya indirdik." dedi.
İkinci arkadaşları için tekrar cihazları kuşandıklarını belirten Açıkgöz, "50-60 metre ileride ona da ulaştık, maalesef o da şehit olmuştu. Orada karbonmonoksit gazı yoğun şekilde devam ettiği için artık temiz havaya çıktığımız yerlerde bile karbonmonoksit görmeye başladık. Bizim de can güvenliğimiz önemli olduğu için ocaktan ayrılmamız gerekiyordu. İki şehidimizi alarak dışarı çıktık." diye konuştu.
Açıkgöz, "Patlama, rayların üzerindeki vagonları bile duvarlara çarpmış. Tabii göz gözü görmüyor, yoğun bir duman da var. El ele tutuşa tutuşa gittik, arkadaşlarımıza ulaştık." ifadelerini kullandı.
Patlamanın meydana geldiği maden ocağında çalışanları tanıdıklarını, hepsinin bölgenin insanı olduğunu kaydeden Açıkgöz, yaşadığı acıyı şu sözlerle paylaştı:
"Yaşadığım en büyük acı, şehitlerden birinin 5 sene birlikte çalıştığımız çok yakın arkadaşım olmasıydı. Tabii hepsi acı ama o arkadaşımı görünce daha büyük acıya kapıldım. Maalesef bu patlamada çok yakın arkadaşımı da kaybettim. Orada çok büyük acı hissettim. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun, ailesine sabırlar diliyorum."



Kallas, İran sorununa ‘diplomatik çözüm’ çağrısında bulundu: Başka bir savaş istemiyoruz

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)
TT

Kallas, İran sorununa ‘diplomatik çözüm’ çağrısında bulundu: Başka bir savaş istemiyoruz

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, AB dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Brüksel’de basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. (AP)

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas bugün, İran ile ABD arasında beklenen görüşmeler öncesinde, Tahran dosyası için ‘diplomatik bir çözüm’ çağrısında bulundu. Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran’ı askeri müdahalelerle tehdit ettiği bir döneme denk geldi.

Kallas, AB üyesi ülkelerin dışişleri bakanları toplantısı öncesinde yaptığı açıklamada, “Bu bölgede bir başka savaşa ihtiyacımız yok; zaten çok sayıda savaş var” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Kallas, “İran şimdiye kadarki en zayıf dönemini yaşıyor. Bu zamanı diplomatik bir çözüm bulmak için değerlendirmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi dün, ABD ile İran arasındaki yeni müzakere turunun önümüzdeki perşembe günü Cenevre’de yapılacağını duyurdu. Busaidi, müzakereler için ‘ekstra çaba göstermeye yönelik olumlu bir ivme’ olduğunu da belirtti.

ABD, İran’dan uranyum zenginleştirme stokundan vazgeçmesini, Washington’a göre nükleer bomba yapımında kullanılabilecek bu stokların imhasını, Ortadoğu’daki silahlı gruplara desteğini durdurmasını ve füze programına kısıtlamalar getirilmesini talep ediyor.

İran ise nükleer programının barışçıl olduğunu vurguluyor, ancak yaptırımların kaldırılması karşılığında bazı sınırlamaları kabul etmeye hazır olduğunu söylüyor. Tahran, nükleer konuyu füze programı veya silahlı gruplara destek gibi diğer meselelerle ilişkilendirmeyi ise reddediyor.


Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
TT

Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu’da kapsamlı barış planının başarıya ulaşıp ulaşamayacağına dair tartışmalar sürerken, özellikle Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmeyeceğini düşünen çevreler planın uygulanabilirliği konusunda şüphelerini dile getiriyor. Bu kesimler, İsrail hükümetinin de bu durumu, süreci bütünüyle sekteye uğratmak için kullanabileceğini ve müzakereleri zorlaştıracak çok sayıda ağır şart öne sürebileceğini savunuyor. Buna karşılık ABD yönetimine yakın isimler ise iyimser mesajlar veriyor. Projede kilit sorumluluklar üstlenen üç İsrailli yetkili de bu isimler arasında yer alıyor.

Söz konusu isimler, ABD Başkanı’nın planın başarıya ulaşması konusunda kararlı olduğunu ve sürecin sabote edilmesine izin vermeyeceğini vurguluyor. Ayrıca şimdiye kadar atılan adımların, biriken engellere rağmen ‘umut verici’ olduğunu ifade ediyorlar.

dvfd
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, toplu iftar yapan yerinden edilmiş aileler, 21 Şubat 2026 (AFP)

İsrail’in önde gelen gazetelerinden Yedioth Ahronoth, ABD ekibi tarafından görevlendirilen ve İsrail’i resmen temsil etmeyen İsrailli yetkililere dayandırdığı haberinde, sürecin artık geri dönülmez biçimde başladığını aktardı. Yetkililer, Mısır, Türkiye ve Katar’ın Hamas’ı iş birliğine ikna etmek için etkili bir rol üstlendiğini ifade etti.

Gazete, İsrail’in siyasi ve askeri liderliğinde birçok ismin Trump’ın vizyonuna ve bu vizyona inanan danışmanları Steve Witkoff ile Jared Kushner’ın planı fiilen hayata geçirme kapasitesine kuşkuyla yaklaştığını yazdı. Söz konusu iki ismin, planın uygulanma mekanizmalarını oluşturmak ve başarıya ulaştırmakla görevlendirildiği belirtildi.

Buna karşılık Barış Konseyi’nde yer alan İsrailli yetkililer (İş insanı Yakir Gabay, teknoloji sektörü yöneticisi Liran Tancman ve Başbakan Binyamin Netanyahu’nun ABD koordinasyon merkezindeki temsilcisi Michael Eisenberg) Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmesi ve Filistinlilerin okul müfredatını ‘barış ve hoşgörü kültürünü’ esas alacak şekilde değiştirmesi halinde Trump’ın projesinin ‘Gazze Şeridi’ni gerçek bir rivieraya dönüştürmek için tarihi bir fırsat’ olacağını savundu.

Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre yetkililer, projenin arkasında ‘engellenmesi zor, sağlam, profesyonel ve dengeli bir çekirdek oluşturan’ Amerikalı, Arap ve uluslararası isimlerden oluşan bir kadronun bulunduğunu ifade etti.

Ancak aynı yetkililer, Hamas’tan talep edilen hususun ‘taviz verilemeyecek belirleyici unsur’ olduğuna da dikkat çekti.

İlk görev

Barış Konseyi üyesi Yakir Gabay, projenin uygulanmasına ilişkin vizyonunu açıklarken, “İlk görev 70 milyon ton moloz ve patlayıcı kalıntısını temizlemek, geri dönüştürülebilecek malzemeleri değerlendirmek, yüzlerce kilometrelik tüneli yıkıp doldurmak ve Gazze sakinleri için dayanıklı çadırlar ile konteynerlerden oluşan geçici konutları hızla organize etmek olacak. Bu adımlar, altyapı ve konut inşasıyla eş zamanlı yürütülecek” dedi.

dfvfdv
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, yerinden edilmiş kişiler için kurulan çadırlar (AFP)

Gabay, modern hastaneler, okullar, fabrikalar, tarım alanları, karayolu ve demiryolu ağları, enerji, su ve veri merkezleri ile bir liman ve havaalanı inşasını içeren ayrıntılı bir plan hazırlandığını belirtti.

Ortadoğu’da milyonlarca konut inşa etmiş deneyimli müteahhitlerin projeye dahil edileceğini kaydeden Gabay, ‘uygun maliyetli’ konut üretimi için finansmanın hazır olduğunu, yüz binlerce kişiye istihdam sağlanacağını ifade etti.

Konut ve iş alanlarının yanı sıra 200 otelin inşasının da planlandığını açıkladı.

Gabay ayrıca, bu çerçevede Jared Kushner’ın açıklamalarına atıfta bulunarak, Gazze’de Ali Şaas liderliğinde kurulan teknokrat hükümete ve yolsuzlukla mücadele konusunda sağlanan mutabakata dayandıklarını söyledi.

Yüksek teknoloji girişimcisi ve hükümete bağlı siber merkez danışmanı Liran Tancman ise Amerikalı, Arap ve Filistinli taraflarla iş birliği içinde modern teknolojik çözümler geliştirilmesini öngören bir planın uygulanmasından sorumlu olduğunu belirtti. Gazze Şeridi’nde internet altyapısının 2G’den beşinci nesil teknolojiye yükseltileceğini ve hizmetin halka ücretsiz sunulacağını vaat eden Tancman, Gazze Şeridi’nde üretilen mal ve ürünlerin yurt dışına ihracı için modern mekanizmaların oluşturulduğunu da açıkladı.

Yeni bir çağ

İsrailli yetkililer, Yedioth Ahronoth gazetesine yaptıkları açıklamada, Gazze Şeridi’nin yeniden imar planının fiilen Refah’ta başladığını ve üç yıl süreceğini bildirdi. İsrail’in halihazırda moloz temizleme çalışmalarını yürüttüğünü belirten yetkililer, ilk aşamada 500 bin kişiyi barındıracak 100 bin konut inşa edileceğini, yalnızca altyapı maliyetinin 5 milyar dolar olacağını ifade etti. Hedefin, Gazze Şeridi’ndeki tüm vatandaşlar için 400 bin konut inşa etmek olduğu; altyapı için 30 milyar dolar ve yeniden inşa için aynı tutarda kaynak öngörüldüğü kaydedildi.

vfdvfd
Gazze şehrindeki er-Rimal Mülteci Kampı’nda yerinden edilmiş bir kadın, seyyar su tankerlerinden doldurduğu iki su kabını taşıyor, 21 Şubat 2026 (AFP)

Gazete, Barış Konseyi’nden üst düzey bir üyenin, “Hamas planla olumlu şekilde etkileşime girerse bunun iyi bir karşılığı olur. İsrail’de liderleri için af çıkabilir, hatta silahları para karşılığında satın alınabilir. En önemlisi, Gazze ve halkı dünyaya açık ve bağlantılı yeni bir döneme geçer” ifadelerini aktardı.

Öte yandan The Times of Israel’e konuşan bir ABD’li yetkili, Yedioth Ahronoth’ta yer alan bilgilerin büyük bölümünü doğruladı. Yetkili, “Hamas silah bırakmayı kabul etmeden fon akışı başlamaz. Ancak İsrail’in de olumlu bir tutum sergilemesi gerekecek” dedi.

The Times of Israel’e konuşan bir Arap diplomat ise “Ortadoğu’da kibir tehlikeli olabilir” uyarısında bulunarak, ABD’nin Gazze’nin yeniden inşasını ve bölgede yeni bir teknokrat hükümet kurulmasını kapsayan planının ikinci aşamasının başarıya ulaşması için hem İsrail hem de Hamas üzerindeki sürekli baskının gerekli olacağını söyledi.

Bölgesel arabulucuların Hamas ile yürüttüğü silahsızlanma görüşmelerine de vakıf olduğu belirtilen diplomat, Washington’un bu konuda bir anlaşmaya varılabileceğine inanması için gerekçeler bulunduğunu aktardı.

Ancak diplomat, silahsızlanma sürecinin zaman alacağını ve Hamas’ın bazı üyelerinin, Gazze Şeridi’ni yönetmek üzere oluşturulan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi gözetimindeki kamu sektörüne entegre edilmesini gerektireceğini ifade etti. İsrail’in bu çerçeveye karşı çıkmasının muhtemel olduğunu belirten diplomat, Tel Aviv yönetiminin söz konusu komitenin başarısını kolaylaştıracağı konusunda da ciddi şüpheler bulunduğunu dile getirdi.


İranlı yetkili, ABD ile anlaşmazlık noktalarını açıkladı

Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)
Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)
TT

İranlı yetkili, ABD ile anlaşmazlık noktalarını açıkladı

Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)
Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)

 

Üst düzey bir İranlı yetkili dün Reuters’a yaptığı açıklamada, Tahran ile Washington arasında, ülkesinin nükleer programına kısıtlamalar getirilmesi karşılığında yaptırımların hafifletilmesi, askıya alınması ya da tamamen kaldırılmasının kapsamı ve yöntemi konusunda görüş ayrılıkları bulunduğunu söyledi. Yetkili, artan askeri çatışma endişeleri gölgesinde yeni görüşmelerin mart ayı başında yapılmasının planlandığını belirtti.

İran ile ABD, Tahran’ın nükleer programı konusunda onlarca yıldır süren anlaşmazlığı ele almak üzere bu ayın başında müzakerelere yeniden başlamıştı. Süreç, ABD’nin Ortadoğu’daki askeri kapasitesini artırmasıyla eş zamanlı yürürken, daha geniş çaplı bir savaş ihtimaline dair kaygıları da artırdı.

İran, ABD güçleri tarafından hedef alınması halinde Ortadoğu’daki Amerikan üslerini vurmakla tehdit ediyor.

Yetkili, “Son tur görüşmeler, yaptırımların hafifletilmesi, askıya alınması veya kaldırılmasının kapsamı ve yöntemi konusunda ABD’nin tutumunun İran’ın taleplerinden farklı olduğunu ortaya koydu. Tarafların yaptırımların kaldırılmasına ilişkin makul bir takvim üzerinde uzlaşması gerekiyor. Bu yol haritası makul ve ortak çıkarlara dayalı olmalı” ifadelerini kullandı.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi cuma günü yaptığı açıklamada, birkaç gün içinde alternatif bir taslak hazırlanmasının beklendiğini belirtmişti. ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik sınırlı askeri saldırı seçeneğini değerlendirdiğini ifade etmişti.

Taviz vermeye hazır olma

Tahran, önceki müzakerelerde büyük bir anlaşmazlık noktası olan ‘zenginleştirmenin tamamen durdurulması’ yönündeki ABD talebini reddetmesine rağmen, nükleer programına ilişkin bazı tavizler vermeye hazır olduğunu bildirdi.

Washington, İran topraklarında uranyum zenginleştirilmesini nükleer silah edinmeye giden potansiyel bir yol olarak değerlendiriyor. Tahran ise bu suçlamayı reddederek uranyumu barışçıl amaçlarla zenginleştirme hakkının tanınmasını talep ediyor.

ABD ayrıca, İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmesini istiyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) geçen yıl, İran’ın yüzde 60 saflık düzeyine kadar zenginleştirilmiş 440 kilogramın üzerinde uranyum stokuna sahip olduğu tahmininde bulunmuştu. Bu oran, silah yapımında kullanılan yüzde 90 seviyesine oldukça yakın kabul ediliyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığı habere göre İranlı yetkili, Tahran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun bir bölümünü ihraç etmeyi, en yüksek zenginleştirme seviyesini düşürmeyi ve bölgesel bir uranyum zenginleştirme konsorsiyumu oluşturmayı içeren bir seçeneği ciddi biçimde değerlendirebileceğini söyledi. Ancak bunun karşılığında İran’a ‘barışçıl amaçlarla nükleer zenginleştirme’ hakkının tanınması gerektiğini vurguladı. Yetkili, “Müzakereler sürecek ve geçici bir anlaşmaya varılması mümkün” şeklinde konuştu.

Her iki taraf için de faydaları

İranlı yetkili, diplomatik bir çözümün hem Tahran hem de Washington için ekonomik faydalar sağlayacağını belirtti. Üst düzey İranlı yetkili, müzakere edilen ‘ekonomik paketin’ ABD’ye İran’ın petrol sektöründe ciddi yatırım fırsatları ve somut ekonomik çıkarlar sunmayı içerdiğini söyledi. Ancak Tahran’ın petrol ve maden kaynakları üzerindeki kontrolünden vazgeçmeyeceğini vurguladı.

Yetkili, “Nihayetinde ABD, İran için en fazla ekonomik bir ortak olabilir. Amerikan şirketleri her zaman İran’daki petrol ve gaz sahalarında yüklenici olarak yer alabilir” ifadelerini kullandı.