Bartın'da maden ocağında meydana gelen patlamada ölü sayısı 41'e yükseldi

Türkiye Taşkömürü Kurumu Amasra Müessesesinde meydana gelen patlamada 41 kişi hayatını kaybetti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bartın ilindeki bir kömür madeni sahasında (AFP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bartın ilindeki bir kömür madeni sahasında (AFP)
TT

Bartın'da maden ocağında meydana gelen patlamada ölü sayısı 41'e yükseldi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bartın ilindeki bir kömür madeni sahasında (AFP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bartın ilindeki bir kömür madeni sahasında (AFP)

Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Amasra Müessese Müdürlüğüne bağlı maden ocağında saat 18.15 sıralarında -300 kotunda nedeni belli olmayan kısmi bir patlama meydana geldi. Patlamada 41 kişi hayatını kaybederken, maden ocağındaki arama kurtarma çalışmaları devam ediyor.
Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Amasra Müessesesine ait maden ocağının içerisinde ve çevresinde, TTK tahlisiye, AFAD, UMKE, Türk Kızılay, polis, jandarma, sağlık ve gönüllülerden oluşan ekipler, güvenlik önlemlerini alarak çalışma yürütüyor.
Bölgede konuşlandırılan AFAD'ın mobil koordinasyon tırındaki kriz masasında bilgiler değerlendiriliyor.
TTK'nin Zonguldak'ta konuşlu tahliye ekibi, 8 takım olarak maden ocağında arama kurtarma çalışması yürütüyor.
Sağlık ekipleri de 2 ambulans uçak, 5 UMKE aracı, 31 ambulans, 1 acil müdahale aracı ve 149 sağlık personeliyle çalışmalara katılıyor.
Tahliye ve arama kurtarma ekiplerince ocaktan çıkarılan yaralılar, ambulanslarla hastanelere kaldırılıyor. Olay yerinde kurulan Acil Müdahale Merkezi'nde de yaralılara müdahale ediliyor.
AFAD da yaklaşık 100 personel, 26 araç ve 3 koordinasyon tırıyla arama kurtarma çalışmalarına katılıyor.
Türk Kızılayda görevli 60 personel ve 40 gönüllü de arama kurtarma çalışmalarına katılanlar ile madenci yakınlarına gıda desteğinde bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: En son 41'inci işçimize ulaştık
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, maden ocağında meydana gelen patlamanın ardından incelemelerde bulundu. AFAD Mobil Afet Koordinasyon Merkezi'ndeki, koordinasyon toplantısına başkanlık eden Erdoğan, "Şu andaki önceliğimiz yer altındaki işçilerimize ulaşmaktı. En son 41'inci işçimize ulaştık. Tabii o da rahmetli olmuş. Daha önce 40 olarak ilan edilmiş olan merhumlarımızın sayısı böylece 41 oldu. Hepsine Allah'tan rahmet diliyoruz, inşallah mekanları cennet olsun." şeklinde konuştu.

Hayatını kaybeden madencilerin isimleri belli oldu
Olayın hemen ardından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, UMKE, AFAD ve diğer tüm ekiplerin arama kurtarma çalışmalarına başladığını belirten Soylu, vefat eden madencilerin, Ali Doğru, Aziz Köse, Berkay Pınarcıoğlu, Emrah Kaval, Enes Aydın, Ercan Akdeniz, Fikret Kansız, Gökhan Mercan, Murat Ergin, Rahman Özçelik, Ramazan Özer, Selçuk Ayvaz, Serkan Nakaş, Şuayip Okul, Yener Saygın, Mehmet Kara, Rasim Bulut, Sabri Akdere, Murat Öztan, Serhat Kahraman, Suat Demirkıran, Yasin Çelik, Güldal Serenli, Orhan Altun, Emrah Kaya ve Rıdvan Acet olduğu bilgisini paylaştı.
Şehit madencilere Allah'tan rahmet, ailelerine sabır dileyen Soylu, maden ocağında kurtarılmayı bekleyen madencilerin ailelerine de sabır temennisinde bulundu.
Arama çalışmalarına Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, sağlık bakan yardımcısı, grup başkan vekili, MHP genel başkan yardımcısı ve vali ile nezaret ettiklerini kaydeden Soylu, olaydan dolayı büyük üzüntü yaşadıklarını belirterek Allah'tan bir daha bu tip olaylara karşı karşıya bırakmamasını diledi.
Soylu, arama kurtarma çalışmalarında umutlu bir haber beklediklerini söyledi. 

"Yaramız derin"
TTK tahlisiye ekibinde yer alan maden teknikeri Osman Demiral, gazetecilere, çalışmalar sırasında kullandıkları cihazlara ilişkin bilgi verdi.
Olayın tam olduğu yere gitmediklerini anlatan Demiral, "Kuyu dibine yakın, tam orta noktada temiz havanın olduğu bir yerde istasyonumuzu kurduk. İndiğimizde basınç yoktu ama olayın olduğu zaman bir basınç varmış." dedi.
Demiral, bölgede gruplar halinde çalıştıklarını belirterek, cihaz sayılarının yeterli olduğunu, aksi durumda takviyeler yapıldığını kaydetti.
Madenciliğin kolay bir sektör olmadığını vurgulayan Demiral, "Ailelerine baş sağlığı diliyoruz tekrardan. Yaramız derin, yorgunuz, aileler de üzgün." ifadesini kullandı.

Bakan Dönmez patlamaya ilişkin açıklama yaptı
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Amasra Müessesesindeki patlamanın akabinde bir galeride çıkan yangının ve orada oluşan karbonmonoksitin etkisinin ekiplerce azaltılmaya çalışıldığını belirterek "10-11 işçi, yangının devam ettiği bölgede. 4-5 işçimizin de göçüklerin olduğu bölgede olduğunu değerlendiriyoruz." dedi.
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin ile bölgede incelemelerini sürdüren Bakan Dönmez, gazetecilere yaptığı açıklamada, patlamayı haber alır almaz Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla olay yerine geldiklerini anlattı.
Her vardiyada görevli olan tahlisiye ekiplerinin müdahaleye hemen başladığını aktaran Dönmez, "Yaralı olarak kurtarılanlar hastanelere sevk edilmiş, diğer arkadaşlarımızın da kurtarılması için çalışmalar süratle başlamıştı. Bu bölgeye yakın olan müesseselerimiz de diğer arama kurtarma ekipleri de Amasra Müessesesine gelmek suretiyle çalışmalara aktif olarak destek vermişlerdir." diye konuştu.
Madende arama kurtarma yapmanın özel tecrübe gerektirdiğini ifade eden Dönmez, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Diğer arama kurtarma faaliyetlerden oldukça farklı. Gerek TTK gerek kömür işletmeleri bu alanda sadece ülkemizde değil, dünyada hakikaten başarıyla anılan arama kurtarma ekiplerinden birisidir. Ancak bizim ilk değerlendirmelerimiz şunu gösteriyor. Patlama anıyla birlikte oluşan yüksek basınç ve sıcaklıkla arkadaşlarımızın maalesef bir kısmını olay yerinde kaybetmiş olduk. Şu anda 15 arkadaşımız işletmedeki maden ocağında, aramalar hala devam ediyor. Bir galeride patlamanın akabinde oluşan bir yangın söz konusu. Şu anda ekiplerimiz yangın ve orada oluşan karbonmonoksitin etkisini azaltmaya çalışıyorlar."

Bartın’dan ambulans uçakla İstanbul’a getirilen yaralıların tedavisine başlandı 
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bartın'ın Amasra ilçesindeki maden ocağında meydana gelen patlamada yaralanan ve ambulans uçakla İstanbul’a getirilen 6 madencinin tedavisine başlandığını bildirdi.
Koca, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Bartın’dan uçak ambulanslarla İstanbul Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesine getirilen 1 yaralının Hiperbarik Oksijen Tedavisi Merkezinde, 5 yaralının ise Yanık Merkezinde durumları değerlendirilip, tedavilerine başlandı. Uzmanımız bilgi veriyor.” ifadelerini kullandı.
Paylaşımdaki videoda hastaların sağlık durumlarına ilişkin bilgi veren Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Yanık Tedavi Merkezi Sorumlu Hekimi Prof. Dr. Mustafa Turan, 6 hastanın ambulans uçakla getirildiğini ve ilk tedavilerinin acil serviste yapıldığını söyledi.

Bakan Yanık: Psikososyal destek ekiplerimiz derhal bölgeye intikal ettiler
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, sosyal medya hesabından patlamada yaralanan ve madende mahsur kalan işçilere geçmiş olsun dileğinde bulunarak, "Psikososyal destek ekiplerimiz derhal bölgeye intikal ettiler. Süreci yakından takip ediyoruz. Sorumlu Bakanlıklardan biri olarak tüm kurum ve kuruluşlarımızla gerekli her türlü çalışmayı yapıyoruz." ifadelerini kullandı. 

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun'dan açıklama
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Bartın'ın Amasra ilçesindeki maden ocağında meydana gelen patlamada 28 madencinin hayatını kaybettiğini, kurtarılan 58 madenciden 11'inin tedavilerine devam edildiğini bildirdi.
Altun, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Bartın'da meydana gelen maden kazası, tüm yönleriyle incelenmeye devam etmekte, arama kurtarma çalışmaları sürdürülmektedir." ifadelerini kullandı.
Paylaşımında kazayla ilgili güncel bilgilere de yer veren Altun, şu bilgileri paylaştı:
"Maden kazasında maalesef 28 kardeşimiz hayatını kaybetmiştir. Kurtarılan 58 madencimizin 11'inin tedavilerine hastanelerimizde devam edilmektedir. Hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyorum. Kazanın hemen sonrasında Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla olay yerine giden Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Enerji ve Tabii Kaynaklar ve İçişleri Bakanlarımız, bölgedeki tüm çalışmaları gece boyu yerinden takip etmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımız ilk andan itibaren süreci bizzat yönetmiş, anlık bilgilendirmeler üzerine gerekli talimatları ilgili kurum ve kişilere bizzat iletmiştir. Diyarbakır programını ileri bir tarihe erteleyen Sayın Cumhurbaşkanımız, bugün Amasra'ya giderek çalışmaları yerinde koordine edecektir. Meydana gelen bu elim kaza ile ilgili yapılan dezenformasyon içerikli paylaşımlara vatandaşlarımızın itibar etmemesi, konu ile ilgili bölgede bulunan bakanlarımızın ve resmî kurumların açıklamalarını dikkate almaları hususunun önemini bir kez daha ifade etmek isterim." 

AFAD'dan açıklama
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, bölgeye, Bartın İl AFAD, Emniyet, 112, İtfaiye, Jandarma ve TTK'ya ait tahlisiye ekipleri, Sakarya İl AFAD, Kütahya İl AFAD ve Eskişehir İl AFAD ekipleri ile Kütahya, Zonguldak, Karabük ve Eskişehir İl AFAD müdürlerinin sevk edildiği belirtildi.
Zonguldak'tan da tahlisiye ekiplerinin sevk edildiği kaydedilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Kütahya'dan TKİ'ye ait 20 kişilik tahlisiye ekipleri sevk edilmiştir. Kızılaydan 2 ikram aracı ve 3 personel aracı bölgeye sevk edilmiştir. Sakarya İl AFAD ve Ankara İl AFAD'dan 2 mobil koordinasyon tırı gönderilmiştir. Bölgede herhangi bir iletişim kesintisi olmamakla beraber bölgeye tedbir amacıyla 1 mobil baz istasyonu gönderilmiştir."
AFAD, trafo kaynaklı olduğu bilgisinin de sehven paylaşıldığını, patlamanın nedeninin henüz belirlenemediğini açıkladı.

Patlamadan kurtulan işçi yaşadıklarını anlattı
Vali Nurtaç Arslan, patlamadan kendi imkanlarıyla kurtulan maden işçisiyle görüşerek "geçmiş olsun" dileklerini iletti.
Vali Arslan'a yaşadıklarını aktaran işçi, "Hiç ışık gözükmüyordu. Kendi imkanlarımla çıktım. Patlama büyük ihtimalle. Biraz geride olduğumuzdan sadece basınç oldu. Bu basınçtan dolayı sadece toz geldi, göz gözü görmüyordu." diye konuştu.

Maden ocağındaki arkadaşlarını kurtarmaya çalışan işçi yaşadıklarını anlattı 
Bartın'da patlama meydana gelen Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Amasra Müessesesine ait maden ocağındaki arkadaşlarını kurtarmaya çalışan maden işçisi Öner Özmen, yaşadıklarını anlattı.
Evli ve bir çocuk babası 10 yıllık maden işçisi Özmen, AA muhabirine, arama kurtarma amacıyla şefleriyle ocağa indiklerini söyledi.
Yaklaşık 3 kilometre yürüyerek eksi 350 kotuna indiklerini anlatan Özmen, "Bant sistemimiz vardı, onlar dağılmış. Gaz, genizleri yakıyordu. Gittiğimizde arama kurtarmalar, amirlerimiz ve müdürlerimiz zaten olay yerindeymiş. Arkadaşlarımızın yanlarına biz de gittik." diye konuştu.
Özmen, normalde kendisinin çalıştığını belirterek şunları kaydetti:
"Vardiyaya da kalabilirdim. Buradan saat 4 gibi çıktım hatta işe giden arkadaşlarımla vedalaştım. Vedalaştım derken; bir arkadaşımız vardı, elbisemi almaya gelmiştim, onu gördüm. 'Hayırlı işler' dedik birbirimize, gülerek gitmiştik. Mesaiye kalabilirdik.
Olayı duyar duymaz bütün madenci arkadaşlarımız, burada omuz omuza çalıştıkları arkadaşlarını kurtarmak için seferber oldu, aşağıda hala çalışıyorlar. Herkes canla başla çalışıyor."
Her türlü cihazlarının bulunduğunu aktaran Özmen, "Her türlü önlem alınıyor ama beklenmedik, ani durumlar oluyor. Ani durumlarda bazı şeyler gelişiyor. Oksijen cihazlarımız, kişisel koruyucu aletlerimiz, her şeyimiz var, tamdır yani. Bunların denetlenmesi de yapılıyor. Her türlü önlem alınıyor, onlarda sıkıntı yok ama grizu farklı bir şey." ifadelerini kullandı. 

Türk Kızılay: Şu an acil bir kan ihtiyacı bulunmamaktadır
Türk Kızılay Genel Başkanı Kerem Kınık, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:
"Amasra Taşkömürü İşletmesinde meydana gelen patlama sonrası Bartın Devlet Hastanesi, Bülent Ecevit Üniversitesi ve Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanelerine ilave kan ürünleri ve olası yanık vakaları için plazma sevkleri gerçekleştirilmiştir. Şu an acil bir kan ihtiyacı bulunmamaktadır."

Soruşturma başlatıldı
Öte yandan Bartın Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Bartın'ın Amasra ilçesindeki taş kömürü maden ocağında meydana gelen patlamaya ilişkin soruşturma başlatıldığı bildirildi.
Olaya ilişkin 3 Cumhuriyet savcısının görevlendirildiği, soruşturmaya tüm yönleriyle ve titizlikle devam edildiği kaydedildi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, ise patlamayla ilgili 4 iş müfettişi görevlendirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın süreci ve tüm kurumların katıldığı çalışmaların koordinasyonunu yakından takip ettiği bildirildi.
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da maden ocağındaki patlamanın bütün boyutlarıyla soruşturulacağını bildirdi.

Amasra'da maden ocağındaki patlamada yakın arkadaşını kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyor
Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Amasra Müessesesine ait maden ocağında meydana gelen patlamada tahlisiye ekibinde görev alan maden işçisi Emrah Açıkgöz, 5 yıl birlikte çalıştığı yakın arkadaşını kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyor.
Bölgede özel bir maden ocağında çalışan işçi Açıkgöz, AA muhabirine, tahlisiye ekibinde olduğunu, patlamayı duyar duymaz olay yerine geldiklerini anlattı.
Yetkililerle bilgi alışverişi yaptıktan sonra ekipmanlarla aşağı inip patlamanın olduğu bölgeye ulaştıklarını aktaran Açıkgöz, "Bölgede yoğun karbonmonoksit gazı vardı, cihazlarımızı kuşandık. 'Aşağıda iki bölge var' dediler. Biz yangın olmayan bölgedeydik. İçeride inanılmaz karbonmonoksit gazı vardı. Elimizdeki sensörler bile uyarı vermeye başladı. Eksi 350 kotunda ayağa ulaşmaya çalıştık, orada zor da olsa maalesef ilk şehidimize ulaştık ve temiz havaya indirdik." dedi.
İkinci arkadaşları için tekrar cihazları kuşandıklarını belirten Açıkgöz, "50-60 metre ileride ona da ulaştık, maalesef o da şehit olmuştu. Orada karbonmonoksit gazı yoğun şekilde devam ettiği için artık temiz havaya çıktığımız yerlerde bile karbonmonoksit görmeye başladık. Bizim de can güvenliğimiz önemli olduğu için ocaktan ayrılmamız gerekiyordu. İki şehidimizi alarak dışarı çıktık." diye konuştu.
Açıkgöz, "Patlama, rayların üzerindeki vagonları bile duvarlara çarpmış. Tabii göz gözü görmüyor, yoğun bir duman da var. El ele tutuşa tutuşa gittik, arkadaşlarımıza ulaştık." ifadelerini kullandı.
Patlamanın meydana geldiği maden ocağında çalışanları tanıdıklarını, hepsinin bölgenin insanı olduğunu kaydeden Açıkgöz, yaşadığı acıyı şu sözlerle paylaştı:
"Yaşadığım en büyük acı, şehitlerden birinin 5 sene birlikte çalıştığımız çok yakın arkadaşım olmasıydı. Tabii hepsi acı ama o arkadaşımı görünce daha büyük acıya kapıldım. Maalesef bu patlamada çok yakın arkadaşımı da kaybettim. Orada çok büyük acı hissettim. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun, ailesine sabırlar diliyorum."



İran, füze programıyla ilgili ABD suçlamalarını "büyük yalanlar" olarak nitelendirdi

Tahran'da bir İranlı kadın, Amerikan karşıtı bir duvar resminin önünden geçiyor (EPA)
Tahran'da bir İranlı kadın, Amerikan karşıtı bir duvar resminin önünden geçiyor (EPA)
TT

İran, füze programıyla ilgili ABD suçlamalarını "büyük yalanlar" olarak nitelendirdi

Tahran'da bir İranlı kadın, Amerikan karşıtı bir duvar resminin önünden geçiyor (EPA)
Tahran'da bir İranlı kadın, Amerikan karşıtı bir duvar resminin önünden geçiyor (EPA)

İran Dışişleri Bakanlığı bugün, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran'ı ABD'yi vurabilecek füzeler geliştirmeye çalışmakla suçlamasından saatler sonra, ABD'nin füze programıyla ilgili suçlamalarını "büyük yalanlar" olarak nitelendirerek reddetti.

İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi, X platformunda yaptığı paylaşımda, "İran'ın nükleer programı, İran balistik füzeleri ve ocak ayındaki ayaklanmalarda hayatını kaybedenlerin sayısı hakkındaki tüm iddiaları, büyük yalanların tekrarından başka bir şey değil" ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump dün, İran'ı Amerika Birleşik Devletleri'ni vurabilecek füzeler geliştirmeye çalışmakla suçladı.

Trump, Birliğin Durumu konuşmasında, "Avrupa'yı ve yurtdışındaki üslerimizi tehdit edebilecek füzeler geliştirdiler bile ve yakında Amerika Birleşik Devletleri'ne ulaşabilecek füzeler üzerinde çalışıyorlar" dedi.

2025 yılında ABD Savunma İstihbarat Teşkilatı, İran'ın "Tahran bu yeteneği geliştirmeye karar verirse" 2035 yılına kadar kıtalararası balistik füze geliştirebileceğini tahmin etmişti, ancak İran'ın böyle bir karar alıp almadığını belirtmemişti. Şarku’l Avsat’ın ABD Kongre Araştırma Servisi'den aktardığına göre Tahran şu anda yaklaşık 3 bin kilometre menzile sahip kısa ve orta menzilli balistik füzelere sahip. Amerika Birleşik Devletleri, İran'ın en batı noktasından 9 bin kilometreden fazla uzakta bulunuyor.

ABD Başkanı, İran ile olan çatışmayı diplomatik yollarla çözmeyi tercih ettiğini açıkladı, ancak Tahran'ın nükleer silah geliştirmesine asla izin vermeyeceğini de vurguladı. Konuşmasında, "Onlarla müzakereler yürütüyoruz ve bir anlaşma yapmak istiyorlar, ancak onlardan 'Asla nükleer silahımız olmayacak' gibi şifreli sözler duymadık" dedi. Trump sözlerine şöyle devam etti: "Bu sorunu diplomasi yoluyla çözmeyi tercih ediyorum, ancak bir şey kesin: Dünyanın önde gelen terörizm destekçisi devletinin, ki büyük ölçüde öyledir, nükleer silaha sahip olmasına asla izin vermeyeceğim."


Ukraynalı çocukların alarm sesine maruz kaldığı süre belirlendi

Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)
Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)
TT

Ukraynalı çocukların alarm sesine maruz kaldığı süre belirlendi

Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)
Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)

Alex Croft 

Savaşın 4. yılını doldurduğu salı günü yapılan yeni analize göre Ukrayna'daki çocuklar, hayatlarının toplam 6 ayını hava saldırısı alarmı altında geçirdi.

2025'in son aylarında, Rusya'nın hava saldırılarını yoğunlaştırması ve Ukraynalı sivilleri hedef almak için drone kullanımını artırmasıyla birlikte, Ukrayna genelinde alarm sürelerinde artış görüldü.

Save the Children'ın sirenlerle ilgili resmi alarm verilerine dayanarak yaptığı analize göre Ukrayna'daki çocuklar, Vladimir Putin'in güçlerinin Şubat 2022'de topyekün istilaya başlamasından bu yana ortalama 4 bin saat hava saldırısı alarmına maruz kaldı; bu da 5 buçuk aydan fazla süren sürekli alarma denk geliyor.

8 yaşındaki Anastasiia'nın annesi Veronika, "Bu sürekli bir duygusal gerilim. Yetişkinler bunu hissediyor ancak çocuklar daha derinden hissediyor. Sinir sistemi tükenmiş halde" dedi.

Çocuklar bir patlama sesi duyduklarında endişeleniyor, geriliyorlar.

Ukrayna'daki yardım kuruluşları ve ebeveynler, Rusya'nın hava savaşının çocuklar üzerindeki psikolojik baskısından endişe duyuyor.

Bu durum, çatışma izleme grubu Silahlı Çatışma Konum ve Olay Verileri'nin (ACLED) verilerine göre, Moskova'nın 2025'te sivilleri hedef alan drone kullanımını yüzde 200'den fazla artırmasıyla giderek daha da kötüleşti. Bu, Ukrayna'da hiçbir bölgenin hava uyarılarından ve Rus saldırılarından uzak olmadığı anlamına geliyordu.

Kiev bölgesindeki ve diğer cephe bölgelerindeki çocuklar, Şubat 2022'den bu yana en çok etkilenenler oldu ve yaklaşık 9,5 aya denk gelen 7 bin saatlik hava saldırısı uyarısıyla karşı karşıya kaldılar.

Birçok Ukraynalı için hava saldırısı uyarıları günde birkaç kez çalıyor ve aileleri bodrum katlarına, metro istasyonlarına veya diğer sığınaklara sığınmaya zorluyor. Genellikle suya, elektriğe ve ısıtmaya kolay erişimleri yok.

Ukrayna'da savaş yorgunluğu, ailelerin daha güvenli, daha derin sığınaklardan kaçınmasına ve bazen binanın dışına çıkmadan, koridorları veya banyoları tercih etmesine yol açıyor.
 

Görsel kaldırıldı.Kiev'deki çocuklar yaklaşık 9 buçuk ay boyunca hava saldırısı sirenlerinin altında kaldı (Save the Children).

Sirenler birkaç dakikadan birkaç saate kadar, hatta bazen daha uzun süre devam edebiliyor. Save the Children, sirenlerin çocukların okula gitmesini engellediğini ve uyku düzenlerini de etkilediğini, sirenlerin yaklaşık yüzde 50'sinin akşam geç saatlerde veya gece saatlerinde çaldığını söylüyor.

Save the Children Ukrayna ülke direktörü Sonia Khush, "Savaşta hiçbir rol oynamamalarına rağmen, çocuklar psikolojik sağlıklarına verilen zarar da dahil en ağır bedeli ödüyor" dedi.

Ukrayna'da 4 yıldır süren topyekün savaş, çocukların hayatlarını paramparça etti ve evlerinden ve okullarından zorla uzaklaştırılmaları, sevdiklerini kaybetmeleri ve hava saldırısı uyarıları, drone ve patlamalar dünyalarını kasıp kavururken korku içinde yaşamalarıyla çocukluklarını ellerinden aldı.

Bazı çocuklar için bildikleri tek dünya, uykularını bölen, öğrenmelerini aksatan, oyunlarını durduran ve her gün sürekli, hayatı tehdit eden tehlikeyi işaret eden hava saldırısı uyarılarıyla dolu bir dünya.

Independent Türkçe, independent.co.uk/news/world/europe


Washington: İran’la önce diplomasi... Güç kullanımı da masada

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)
TT

Washington: İran’la önce diplomasi... Güç kullanımı da masada

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt dün yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile ilişkilerde ilk tercihinin her zaman diplomasi olduğunu, ancak gerekli görülmesi halinde ölümcül güç kullanmaya hazır olduğunu belirtti. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ülkesinin, bir önceki turda varılan mutabakatlar temelinde Cenevre’de ABD ile görüşmelere yeniden başlayacağını açıkladı. Arakçi, Tahran’ın mümkün olan en kısa sürede ‘adil ve hakkaniyetli’ bir anlaşmaya varma konusunda kararlı olduğunu ifade etti.

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Arakçi, İran’ın tutumunun ‘tamamen açık’ olduğunu vurgulayarak, ülkesinin ‘hiçbir koşul altında nükleer silah geliştirmeyeceğini’, ancak aynı zamanda ‘halkının yararına barışçıl nükleer teknolojiden faydalanma hakkından asla vazgeçmeyeceğini’ kaydetti.

Arakçi ayrıca, karşılıklı endişeleri giderecek ve ortak çıkarları güvence altına alacak benzeri görülmemiş bir anlaşma için ‘tarihi bir fırsat’ bulunduğunu ifade ederek, diplomatik sürece öncelik verilmesi şartıyla anlaşmanın ‘erişilebilir’ olduğunu belirtti.

Arakçi, İran’ın ‘egemenliğini cesaretle savunma konusunda hiçbir çabadan kaçınmayacağını’ kanıtladığını belirterek, ülkesinin mevcut anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözümünü hedeflediği müzakere masasına da ‘aynı cesaretle’ oturduğunu ifade etti.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Taht-Revançi dün yaptığı açıklamada, iki ülke arasında yeni bir müzakere turunun başlamasına kısa süre kala Tahran’ın ABD ile anlaşmaya varmak için gerekli tüm adımları atmaya hazır olduğunu söyledi.

Öte yandan üst düzey bir ABD’li yetkili, görüşmelerin perşembe günü (yarın) Cenevre’de yapılmasının planlandığını açıkladı. Yetkili, ABD’li temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner’ın müzakereleri yürütmek üzere İran heyetiyle bir araya gelmesinin beklendiğini kaydetti.

 Tahran’da ABD karşıtı duvar resminin önünden geçen İranlı bir kadın (EPA)Tahran’da ABD karşıtı duvar resminin önünden geçen İranlı bir kadın (EPA)

Leavitt, Beyaz Saray’da basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “Başkan Trump’ın ilk tercihi her zaman diplomasidir, ancak kendisinin de ortaya koyduğu gibi, gerekli görülmesi halinde ABD ordusunun ölümcül gücünü kullanmaya hazırdır… Nihai karar her zaman başkana aittir” ifadelerini kullandı.

İki ülke, ABD’nin Ortadoğu’daki askerî kapasitesini artırdığı bir dönemde bu ayın başlarında müzakerelere yeniden başlamıştı. İran, olası bir saldırı durumunda bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı tehdidinde bulunmuştu.

Taht-Revançi, devlet medyasında yer alan açıklamasında, “En kısa sürede bir anlaşmaya varmaya hazırız. Bunu başarmak için gereken her şeyi yapacağız. Cenevre’deki müzakere odasına tam bir samimiyet ve iyi niyetle gireceğiz” dedi.

Taht-Revançi ayrıca, “İran’a yönelik bir saldırı ya da saldırganlık olması halinde savunma planlarımız doğrultusunda karşılık vereceğiz… ABD’nin İran’a yönelik bir saldırısı gerçek bir macera olur” ifadelerini kullandı.

İran Hükümet Sözcüsü Fatma Muhacerani de Tahran’ın ABD ile ilişkilerinde savaşa kıyasla diplomasiyi tercih ettiğini belirtti. Muhacerani, her iki seçeneğin de ülkenin onurunu ve ulusal çıkarlarını koruma stratejilerinin bir parçası olduğunu vurguladı.

Müzakere sürecine ilişkin bir soruya yanıt veren Muhacerani, İran’ın tutumunun benimsediği temel programlarla uyumlu olduğunu kaydederek, ülkesinin diplomatik alanda aktif olduğunu, ancak savaş ve diplomasiyi ulusal çıkarları korumaya yönelik iki araç olarak değerlendirdiğini söyledi.

Askerî hazırlık düzeyine ilişkin olarak ise ‘kesin caydırıcılığın’ İran Silahlı Kuvvetleri’nin öncelikleri arasında yer aldığını, gerekli hazırlıkların mevcut olduğunu ve son dönemde düzenlenen tatbikatların bu hazır olma seviyesini yansıttığını belirtti. Diplomatik sürecin de eş zamanlı olarak ‘yoğun biçimde’ sürdürüldüğünü ifade eden Muhacerani, hükümetin gelişmeleri ‘tetikte’ izlediğini ve müzakere sürecinin sonuçlarına bağlı kalacağını dile getirdi.

Muhacerani, Tahran’ın hesap hatalarını önlemek amacıyla mevcut tüm caydırıcılık araçlarını kullanacağını belirterek, İran’ın ‘her iki ihtimale de hazır’ olduğunu; bunun da gerilimin artması ya da diplomatik bir uzlaşıya varılması seçeneklerini kapsadığını sözlerine ekledi.

ABD Başkanı Donald Trump ve İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)ABD Başkanı Donald Trump ve İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)

Reuters, pazar günü üst düzey bir İranlı yetkiliye dayandırdığı haberinde, Tahran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun yarısını yurt dışına gönderme, kalan kısmın zenginleştirme seviyesini düşürme ve yıllardır İran’la yürütülen diplomasi sürecinde zaman zaman gündeme gelen bölgesel bir zenginleştirme konsorsiyumuna katılma seçeneğini ciddi biçimde değerlendireceğini aktardı.

Yetkili, İran’ın bu adımları, ekonomik yaptırımların kaldırılmasını da içeren bir anlaşma çerçevesinde ABD’nin ülkenin ‘barışçıl nükleer zenginleştirme’ hakkını tanıması karşılığında atacağını söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun ise günün ilerleyen saatlerinde İran’la ilgili gelişmeler hakkında Kongre’nin üst düzey liderlerine bilgi vermeye hazırlandığı bildirildi.

Konuya yakın bir kaynak, Rubio’nun İran’a ilişkin son gelişmeler hakkında yasa yapıcıları bilgilendirmesinin beklendiğini ifade etti.

Öte yandan Donald Trump’ın İran’a ilişkin planlarını açıklayacağı bildirildi. Beyaz Saray’dan isimlerinin açıklanmaması kaydıyla konuşan yetkililer, Trump’ın planlarını kamuoyuna sunacağını aktardı.

 İran devlet televizyonunun dün ülkenin güneyinde gerçekleştirilen tatbikatlara ilişkin yayınladığı görüntülerİran devlet televizyonunun dün ülkenin güneyinde gerçekleştirilen tatbikatlara ilişkin yayınladığı görüntüler

ABD, İran’a yönelik olası saldırılara hazırlık kapsamında ülke kıyılarına yakın bir bölgede büyük bir deniz gücü konuşlandırdı. Donald Trump, 19 Şubat’ta yaptığı açıklamada Tahran’a bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 gün süre tanıdığını bildirmişti.

Trump’ın yapacağı Birliğin Durumu konuşmasında, İran’ın nükleer programı nedeniyle ülkeyi bombalama yönündeki tehditlerine de değinebileceği belirtiliyor.

Öte yandan İran devlet televizyonu, Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) ülkenin güney kıyıları boyunca, Körfez açıklarında askerî tatbikatlara başladığını duyurdu.

Tahran’ın ayrıca Çin ile gemisavar hipersonik seyir füzeleri satın almak üzere bir anlaşmaya yaklaştığı bildirildi. Reuters’ın müzakereler hakkında bilgi sahibi altı kaynağa dayandırdığı haberine göre, Çin yapımı CM-302 tipi füzeleri kapsayan anlaşma büyük ölçüde tamamlandı; ancak teslimat tarihine ilişkin henüz mutabakata varılmadı.

 Pekin’deki askeri geçit töreninde sergilenen hipersonik gemisavar füzelerinin önünde duran Çin Halk Kurtuluş Ordusu mensubu (Reuters)Pekin’deki askeri geçit töreninde sergilenen hipersonik gemisavar füzelerinin önünde duran Çin Halk Kurtuluş Ordusu mensubu (Reuters)

Hipersonik hızlara ulaşabilen söz konusu füzelerin menzilinin yaklaşık 290 kilometre olduğu, deniz savunma sistemlerinden kaçınmak amacıyla alçak irtifada ve yüksek süratte uçacak şekilde tasarlandığı belirtiliyor. Silahlanma alanında uzman iki isim, bu füzelerin konuşlandırılmasının İran’ın vurucu kapasitesini önemli ölçüde artıracağını ve bölgedeki ABD deniz kuvvetleri için tehdit oluşturacağını ifade etti.

Tahran ise askerî nükleer kapasite geliştirme iddialarını reddederek, özellikle enerji alanında olmak üzere sivil amaçlı barışçıl bir nükleer program yürütme hakkına sahip olduğunu savunuyor. İran, tarafı olduğu Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması çerçevesinde bu hakkın güvence altına alındığını vurguluyor.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’nin ofisine yakın kaynaklar ise iç basında yer alan ve Laricani’nin Umman’ın arabuluculuk rolü kapsamında Maskat’a öneriler iletmek üzere Umman’a gittiğine ilişkin haberleri yalanladı. Arakçi’nin ABD heyetine metnin ‘ilk taslağını’ sunmasının beklendiği kaydedildi.

Donald Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada, Tahran’a karşı güç kullanımına başvurulup başvurulmayacağına karar vermek için kendilerine 10 ila 15 gün arasında süre tanıdığını belirtmişti. Trump, pazartesi günü ise ABD Genelkurmay Başkanı’nın geniş çaplı bir askerî müdahalenin riskleri konusunda kendisini uyardığı yönündeki haberleri reddetti. Trump, sahibi olduğu sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine’in ‘herkes gibi savaş istemediğini, ancak İran’a karşı askerî düzeyde bir adım atılması yönünde karar alınması halinde bunun kolaylıkla kazanılabilecek bir süreç olduğunu düşündüğünü’ ifade etti.

Planet Labs tarafından çekilen uydu görüntüsünde Ürdün’deki Muvaffak Salti Hava Üssü’nde bulunan savaş uçakları,(AP)Planet Labs tarafından çekilen uydu görüntüsünde Ürdün’deki Muvaffak Salti Hava Üssü’nde bulunan savaş uçakları görülüyor. (AP)

Taraflar arasında geçen yıl yürütülen dolaylı görüşmeler herhangi bir anlaşmayla sonuçlanmadı. Bunun temel nedeni, Washington’ın İran’ın kendi topraklarında uranyum zenginleştirmeden vazgeçmesi yönündeki talebi oldu. ABD, bu faaliyeti nükleer bomba edinmeye giden bir yol olarak değerlendirirken, Tahran böyle bir silah arayışında olduğu iddialarını sürekli olarak reddetti.

ABD, geçen yıl haziran ayında İsrail’le birlikte İran’daki nükleer tesisleri hedef alan saldırılara katılmış, bu saldırıların İran’ın uranyum zenginleştirme kapasitesini fiilen azalttığı belirtilmişti. Donald Trump, ülkenin başlıca nükleer tesislerinin ‘imha edildiğini’ savunmuştu. Ancak İran’ın daha önce zenginleştirilmiş stoklara hâlâ sahip olduğu ve Washington’ın bu stoklardan vazgeçilmesini istediği değerlendiriliyor.

Trump, İran’ın nükleer silah edinmesini engellemeyi amaçlayan bir anlaşma için baskı yaparken yeni saldırılar düzenleme ihtimalini de gündemde tutuyor ve ABD’nin bölgedeki deniz ve askerî varlığını güçlendiriyor.

Bu çerçevede, dünyanın en büyük uçak gemisi olarak bilinen USS Gerald R. Ford dün Yunanistan’ın Girit Adası’ndaki Suda Körfezi’ndeki ABD deniz üssüne ulaştı. Geminin, bölgedeki ABD askerî yığınağına katılmak üzere intikal ettiği bildirildi.