Afganistan Hükümet Sözcüsü Mücahid: Kürt meselesine dahil olmak istemiyoruz!

Afganistan İslam Emirliği ve Taliban Sözcüsü Mevlevi Zebihullah Mücahid, Independent Türkçe için Gülbahar Altaş'ın sorularını yanıtladı
Afganistan İslam Emirliği ve Taliban Sözcüsü Mevlevi Zebihullah Mücahid, Independent Türkçe için Gülbahar Altaş'ın sorularını yanıtladı
TT

Afganistan Hükümet Sözcüsü Mücahid: Kürt meselesine dahil olmak istemiyoruz!

Afganistan İslam Emirliği ve Taliban Sözcüsü Mevlevi Zebihullah Mücahid, Independent Türkçe için Gülbahar Altaş'ın sorularını yanıtladı
Afganistan İslam Emirliği ve Taliban Sözcüsü Mevlevi Zebihullah Mücahid, Independent Türkçe için Gülbahar Altaş'ın sorularını yanıtladı

Diyarbakır'da "7'nci Alimler Buluşması" Alimler ve Medreseler Birliği (İttihad-ul Ulema) öncülüğünde 15-16 Ekim tarihleri arasında düzenlendi. Konferans 4 oturum ve mülahazalar şeklinde gerçekleşti. 
Dünya Alimler Birliği Genel Sekreteri Prof. Dr. Ali Muhyiddin Karadaği, Afganistan İslam Emirliği ve Taliban Sözcüsü Mevlevi Zebihullah Mücahid, Suriye alim ve müderris Şeyh Zahid El-Haznevi, Araştırmacı Yazar Prof. Dr. Yusuf Kaplan, Libya Müftülüğü Araştırma Heyeti Genel Sekreteri Dr. Sami Saidi, Davet ve Islah Cemaati Alimler Birliği Başkanı Dr. Resul Ebu'l Muhammedi, Dünya Alimler Birliği Erbil Temsilcisi Prof. Dr. Ahmed Abdulvahap Pêncwinî, Şeyh Esad El-Çokreşi Medresesinden Mehmet Fırat, Batman Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şemsettin Dursun, Jiyar Enstitüleri Erbil Sorumlusu ve Koya Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Süleyman Selim İbrahim'in de aralarında olduğu Türkiye, Afganistan, Suriye, Irak Kürdistan Bölgesi (IKB), İran, Lübnan, Libya, Ürdün olmak üzere konferansa farklı ülkelerden katılım oldu.

Fotoğraf: Gülbahar Altaş/Independent Türkçe

"Kürt meselesi bölge ülkelerinin meselesi bizler biraz daha uzağız"
Konferansta, "Afganistan'ın Kurtuluş ve Kalkınmasında Ulemanın Rolü" konulu bir konuşma yapan Afganistan İslam Emirliği ve Taliban Sözcüsü Mevlevi Zebihullah Mücahid, konferansın ikinci günü Independent Türkçe'ye konuştu.
"Konferans, İslam aleminin mevcut durumunda ortak bir mesaj verebilecek durumda mıdır?" sorusuna Mevlevi Zebihullah Mücahid, "Burada yapılan program ilmi ağırlıklı bir programdır. Ulema ve din adamları arasında gerçekleştirilen bu program Müslümanların yaşadığı problemler konuşulup çözüm yolları bulunmaya çalışıyor. Bu kapsamda da önemli ve değerli bir çalışmadır" yanıtını verdi.
Kürt meselesi konusuna dair ise Mücahid, "Bu mesele bölge ülkelerinin meselesi ve bizler biraz daha uzağız, bu meseleye dahil olmak istemiyoruz" diyerek, konferansın ilk günü "Kürdistan sorununun sadece Kürtlerin değil İslam devletlerinin bir sorunu olduğunu ve Kürdistanı tanıdıkları" açıklamasının aksine çekinceli yanıtla karşılık verdi.
"Bildiğimiz kadarıyla Afganistan'da da Kürtler var. Bu sorunu bu bağlamda da değindim aslında…" ifademe karşı Mücahid, "Afganistan'da Kürtlerin varlığına dair bir bilgiye sahip değilim" demekle yetindi.

"Türkiye ile yakın ilişkilere sahibiz"
Türkiye ile ilişkilere değinen Mücahid, "Türkiye ile tarihi, kültürel ve dini ilişkilere sahip dost ülkeleriz. İki ülke arasında bu bağlar var. Onlarla (Türkiye) hem bakışımız çok iyi hem iyi ilişkilere sahibiz. Türkiye halkıyla yakından dostuz" dedi.
Hükümetlerinin mevcut durumu ve hedefledikleri aşamada olup olmadıklarını sorduğumda, şunları söyledi:
"Hayır, daha çok yol kat etmemiz gerekiyor. Daha yeni savaştan çıktık. Ekonomik ve toplumsal olarak, devlet organlarının tümüne yönelik çalışıyoruz yani önümüzde kat etmemiz gereken bir mesafe var."
"Afganistan olarak Türkiye ve bölge ülkelerinden iyi ilişkilere sahip olmak istiyoruz" diyen Mücahid, "Bizim hedefimiz bölge ülkeleri ve Müslüman ülkelerle iyi ilişkilere sahip olmak ve iyi ilişkiler geliştirmek" sözlerini kullandı.
"İran'da son yaşanan gösterilerin Afganistan'a yansımasından endişe ediyor musunuz?" sorusuna da Mücahid, "Hayır! Öyle bir beklenti ve endişemiz yok. Bu durum İran'ın iç işlerinde yaşanan bir durumdur" şeklinde cevap verdi.
Mücahid ayrıca, "Sizin aracılığınızla, şu mesajı vermek istiyorum. Afganistan olarak iyi ilişkilere ihtiyacımız var. İktisadi, sermaye ve yatırımlara yönelik ihtiyacımız var. Afganistan'da diğer ülkelere karşı herhangi bir durumun yaşanmasına müsaade etmiyoruz. Güvenlikli bir ortama sahibiz ve tüm tarafların, ülkelerin gelip ülkemizde yatırım yapmaya çağırıyoruz" diye konuştu. 
"İslam Emirliğinin kadınların, kızların eğitimini engelliyor diye sözler sarf ediliyor" diyen Mücahid, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu tür sözler düşmanın propagandası ve yalanıdır. Bizden önce ülkenin yüzde 30'unda öğretim vardı. Yani yüzde 70'i eğitimden mahrumdu oysa son bir yılda ülkede eğitim yayılmış durumda ve kadınlarda erkekler de eğitim görüyorlar ancak kadınların İslami şartlara göre yapılıyor. 6'ncı ve 12'nci sınıflarda kız öğrencilerin örtünme ve bazı İslam kuralları gereği donduruldu bu konuyu yeniden ele alıyoruz ve tekrar başlayacaktır."

"Afganistan 3 kez işgal edildi"
Ülkesinin İngiltere, Rusya ve ABD tarafından tarihte üç kez "işgal" edildiğini anımsatan Mücahid, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Alimler Afganistan'da etkindi.  Alimler cihat safını yönettiler. Mücahitler arasında ihtilaf oluşmasın diye mücadele ettiler. O zamana kadar cihat saflarında bir ayrılık olmadı. Bu da âlimler sayesinde oldu. Afganlar çoğunlukla ehli sünnet olup Hanifi mezhebindendir. İmam Hanifi, bir kişinin haksız yere tekfir edilmesini kabul etmez. Bu mezhep çok ihtiyatlı bir mezheptir. İfrat ve tefritçi değiliz. Aynı şekilde alimlerin belirttiği kaynak ve yol üzerindeyiz.  Afganistan'da birçok sorun vardı. İnsanlar cehalete yönlendiriliyordu. Bu da işgal zamanında oldu. Âlimler bütün bu meseleleri çözdüler. İdari ve ahlaki ifsat en düşük seviyeye düşürüldü. Gizliden günahlar işleniyor olabilir fakat açıktan yapılanı ise ülkemizde kalmamıştır. Bu da âlimleri vesilesiyle olmuştur."
"Afganistan İslam Emirliği"nin halen batılı ülkeler tarafından tanınmadığını dile getiren Mücahid, bunun İslami bir yönetim olduğunu şayet rejimi tanımaları halinde İslamiyet'i de tanımış olacaklarını ancak sorunlarının İslam ile olması nedeniyle kabul edilmediklerini savunarak, farklı ülkeden katılımcılardan ülkelerine baskı yaparak Afganistan İslam Emirliğinin tanınmasını talep etti.
Mevlevi Zebihullah Mücahid, "Maaşlar her ay ödeniyor ve bunları kendi kaynaklarımızdan ödüyoruz. Bu da şu anlama geliyor alimler bir millete rehberlik edebilecek durumdadır" dedi.

Konferansa IKB ulema ve alimlerinden yüksek katılım 
Kürt coğrafyası başta olmak üzere İslam ülkelerinden seçkin ulemanın katılımıyla yapılan konferansta özellikle Irak Kürdistan Bölgesi'nden (IKB) konuşmacı ve davetlilerin sayısı da yüksekti.

 Araştırmacı, yazar Yusuf Kaplan

Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan, konferans afişinde IKB'den katılan katılımcıların ülke katılım yerinde "Kürdistan" yazılmasına itiraz ederek, konuşmasına başlamadan önce konferansa katılması nedeniyle özellikle sosyal medyada kendisini "bölücü" diye itham edildiğini savundu:
"Sitemimin şu, çok küçük bir şey. Yani bu gözden kaçmış olabilir, İnşallah öyledir. Ülkelere göre isimler kaydedilmiş. İşte Pakistan, Afganistan, Irak, Suriye, Yemen vs. Bir yerde de Irak'tan, Suriye'den İran'dan gelen Kürt kardeşlerimiz için de Kürdistan diye yazılmış. Bu bizim için problem çıkarabilir. Biraz dikkat edin, mantıkta bir problem var.  Irak Kürdistanı'ndan gelen kardeşlerimize Irak diye yazabiliriz. Suriye Kürdistanı'ndan gelen kardeşimize Suriye diye yazabiliriz. Suriye bizim ülkemiz, Suriye bizim kardeşimiz, Irak bizim kardeşimiz. Suriye, Irak da Afganistan da Bosna da bizim. O yüzden bu ayırımlara gitmemek gerekiyordu diye düşünüyorum."
Kaplan'ın bu sözleri konferansın ilk gününe damgasını vurmuş oldu.

Dr. İmad Goyeni: Kürt'üz ve Kürdistan diye bir yerdeyiz. Anadilimiz de Kürtçe
Independent Türkçe'ye konuşan IKB heyetinden din adamı Dr. İmad Goyeni, konferansın önemi ve İslam'ın ırkçılıkla bağdaşmadığına dikkat çekerek, şöyle dedi:
"Uzak mesafelerin ön yargılara da neden olabilir. Bu tür etkinlikler özellikle İslam aleminin yakınlaşmasına, empatiye ve karşılıklı bağ kurmaya vesile oluyor. Türkiye, Irak, Suriye ve İran'daki Kürt kardeşlerimizle bu tür etkinlikte bulunmakta ayrıca büyük önem taşıyor. Şu bir gerçek öyle bir grup var ki oldukça ön yargılıdır. Bununla birlikte bizlere (IKB Kürtlerine) nasıl ön yargıyla yaklaşan katılımcıyı da gördük, broşürde Kürdistan adına yer verildiği için tepkisine tanık olduk. Oysaki bu çok doğal bir durumdu. Kürt'üz ve Kürdistan diye bir yerdeyiz. Kürtler olarak anadilimiz Kürtçe ile elbette konuşuruz ve bunun içinde kimseye hesap verme durumumuz yok tıpkı diğer uluslar gibi…Bu Allah C.C. bizlere takdiridir. Ben Kürt olarak doğdum bunu hiç kimse değiştiremez. Kanımca bu organizasyonun diğer organizasyonlardan büyük farkı var ve Kürt sorununu İslami çerçevede gerçekçi bir şekilde ortaya koymasıdır. Neticede halkımızın kaderini belirlemede yeni bakış açıları ve değerlendirmelere vesile olmasıdır."

IKB heyetinden din adamı Dr. İmad Goyeni
Türklerin, Kürtlerden korkmasına anlam veremediğini dile getiren Dr. Goyeni, "Yer yüzünde, Ortadoğu'da Allah'ın yarattıkları içerisinde bizler birlikte güzeliz ve karşılıklı faydalanabiliriz. Bu tür konferanslar ırkçılıktan uzak, karşılıklı toleranslar sağlamasına vesile olduğu inancındayım" ifadelerini kullandı.
İslam dininin içeriğinde sorun olmadığını ancak yorumlanmasında sorunların yaşandığını vurgulayan Dr. Goyeni, "İslam'da ırkçılık her şekliyle yasaktır. Hepimiz Adem'in çocuklarıyız. Bir anne ve babadanız. Ayrıca ırkçılık sadece Türklerin içinde değil, Arap, Ürdünlü ve Kürtler'de de farklı şekillerde olabilir ancak önemli olan adaletten taviz vermeden haklarımıza saygı gösterilmesidir. Bizler huzurlu bir şekilde bölgede yaşamak istiyorsak ki komşuluk ilişkilerimizde malum birbirimize saygı göstermek zorundayız. Bir millet başka bir millete baskı kuramaz, baskın olamaz…Bu İslam'ın, Peygamberimiz Hz. Muhammed'in vermek istediği mesajdır" dedi.

"İslam dini birleştiricidir, din adamları ve alimleri bu mesajı verdi"
Din adamı ve vaaz hocası Şuwan Salih Abdullah ise, toplantılarda İslam alemine yönelik tehdit ve ön yargıların olduğunu özellikle dört ülkedeki (İran, Irak, Suriye, Türkiye) hâkim olan ayrıştırıcı dilin ortada kaldırmanın din adamları ve alimlerinin tartıştığını söyledi. 

Şuwan Salih Abdullah
Abdullah, "Toplantı ve konuşmalarımızın ana teması Irak, Suriye, İran ve Türkiye'de mevcut sorun ve engellerin karşısında din adamı ve alimlerinin farklı yorumlardan uzak tek ses olup çözüm odaklı birlikte çalışarak ortak kaynakların oluşturulması amaçlandı" şeklinde konuştu.
İslam'da "ırkçılığın" hiçbir şekilde olmadığını ayetlerde de açık bir şekilde belirtmesine rağmen "kendilerini Müslüman olarak tanımlayın bazı kulların ırkçılık yaptığından şüphe olmadığını" söyleyen Abdullah, "Allah katında, zenci-beyaz, Kürt-Türk-Arap vb. tanımlarla kullar cennet veya cehenneme gideceğine yer verilmiyor. Peki kullar nasıl farklı etnik ve ırka sahip olanlara ırkçı yaklaşma hakkını kendinde buluyor. İslam dini birleştiricidir ve burada din adamları ve alimleri olarak bu mesaj verildi" dedi. 

"Evlatlarımız, İslam'dan uzaklaştırılıyor, İslam'a düşman ediliyor"
Alimler ve Medreseler Birliği Genel Başkanı Molla Enver Kılıçaslan da konuşmasında medreselerin önemine değinerek, "Bizden öncekilerin tecrübeleri göstermiştir ki medreseler irşat vazifesi üstlendiğinde halk, ıslah olmuş, medreseler talebe bulmakta rahatlamışlardır" dedi.

Molla Enver Kılıçaslan
"Mürşit ve arif âlimler olmasaydı onlara karşı, Selâhaddîn-i Eyyûbî Hazretleri gibi bir kahraman yetişmezdi. Fakih İsa el-Hakkârî gibi bir âlim olmasaydı Selâhaddin elbette yalnız kalırdı" diyen Kılıçaslan, sözlerine şunları ekledi:
"Selâhaddin de sadece asker yetiştirmemiş, sadece kılıç bilememiş aynı zamanda elde ettiği ya da fethettiği bütün şehirleri medreselerle donatmıştır. Geldiğimiz noktada İslam âleminin ezici çoğunluğu elbette fiili istila altında değil ama maalesef ki İslam âleminin büyük bir zihni istila altındadır. Biz, o bakımdan bugün tarihimizin en büyük istilası ile karşı karşıyayız. İdeolojiler üzerinden evlatlarımızın inançları ile oynanıyor. Evlatlarımız, İslam'dan uzaklaştırılıyor, İslam'a düşman ediliyor. İmanlarını ideolojilerin şerrinden koruyan evlatlarımızın bu kez ahlaklarıyla oynanıyor. Onların iman -salih amel-takva bütünlüğüne ulaşmamaları için önlerine bir engel konuyor."

"İslam ülkeleri! Afganistan'daki kardeşlerimizle siyasi, askeri ilişkilerinizi geliştirin"
HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu da; "Çağdaş Firavunlar, yeni bir dünya düzeni kurmak istiyor. Yeni beşerî bir din ihdas etmek için hedeflerine dini koymuşlar. Allah'ın sadece O'na kulluk etsinler diye yarattığı insanları kendilerine köle yapmak için dini kendi önlerinde engel olarak görüyorlar. Diğer semavi dinlerin müntesipleri buna itiraz etmiyor. Küreselcilerin önündeki tek engel olarak İslam kalmıştır. Tek ciddi itiraz şuurlu Müslümanlardan yükseliyor. Bu nedenle küresel şer güçler hem Müslümanlarla hem de İslam'la uğraşıyorlar, düşmanlık yapıyorlar" ifadelerini kullandı. 

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu
Müslümanların, inançlarından ama özellikle de ahlaklarından uzaklaştırılmaya çalışıldığını belirten Yapıcıoğlu, "İfsad projelerini özellikle kadınlarımız ve gençlerimiz üzerinden yürütüyorlar. Böylece Müslüman toplulukların yeni nesillerini/evlatlarını İslam inancından koparmaya çalışıyorlar.  Arayış içinde olan gençlerimizi sırat-ı müstakimden uzaklaştırmak için yanıltıcı yön tabelaları ve işaretler üretip yerleştiriyorlar işaretçiler yetiştirip görevlendiriyorlar. Müslümanca düşünmemizi, İslam'ı yaşamamızı, inancımızı gelecek nesillerimize aktarmamızı engellemek istiyorlar" dedi.
Afganistan'da Taliban yönetimine de değinen Yapıcıoğlu, "Afgan kardeşlerimizin zaferini bir kez daha tebrik ediyorum. Bu zafer sabrın sonucunda gelmiştir ve Allah'ın lütfudur. Yeni yönetimi resmen tanıma konusunda İslam ülkeleri isteksiz ve ürkek davranıyor. Buradan İslam ülkelerinin idarecilerine bir kez daha sesleniyorum: Afganistan'daki kardeşlerinizin elinden tutun, onlarla siyasi, iktisadi, kültürel, askeri ilişkilerinizi geliştirin" diye konuştu.

"Kürtlerin doğal ve meşru hakları ırkçıları tarafından verilmedi"
Konferansın dikkat çeken başka bir konuşmacı ise Alimler ve Medreseler Birliğinden Abdussamed Yalçın oldu.
Kürtlerin, bölgede İslam'ın yaygınlaşmışında büyük rolü olduğunu ifade eden Yalçın, "Elbette Kürtler, İslam aleminde Müslümanlar arasındaki sınırları hiçbir zaman tanımamışlardır. Ondan dolayı Kürtler, falan ülke filan ülke diye bir tabir kullanmayıp 'sınırın üstü-sınırın altı' gibi tanımlarda bulunmuştur" dedi.

Alimler ve Medreseler Birliğinden Abdussamed Yalçın 
"İslam düşmanlarının, Kürtleri İslam'dan uzaklaştırmak istediğini" savunan Yalçın, "Kürtler maalesef asimile edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu vakit dediler ki ‘bir milletten bir ulus çıkardık. Daha sonra dediler ki Türkiye sadece Türklerindir, hiç kimsenin değildir.' Siyasi olarak da bunu oturttular. Türkiye'de 20-25'e yakın ırk var fakat bu sözle birlikte hiçbiri tanınmadı. Türklerin dışında kalan diğer ırklar nedir diye sorulduğunda onlar da Türk'tür şeklinde cevap verdiler. Bu şekilde bir asimile çalışmasının içerisine girdiler. Kürtlerin doğal ve meşru hakları ırkçıları tarafından verilmedi" diye konuştu.
"Mürted örgüt PKK'nin Kürtlere maliyeti en az 50 bin insanın ölümü ve 500 milyar dolar zarar olmuştur" diyen Yalçın, sözlerine şunları ekledi:
"Irak Kürdistanı'ndaki hükümet her ne kadar PKK, savaşmak istediyse de Kürdistan yönetimi onlarla savaşmadı. Kürtlerin en büyük problemi PKK'dir. Bu konuda Müslüman Türk kardeşlerimize önemli bir görev düşüyor. Çünkü bazı Türk kardeşlerimiz, Kürtleri gerçekten tam manasıyla bir kardeş olarak görmüyor."
Şeyh Sait, İslam için mücadele etti çünkü ancak İslam hareketi, Türkleri ve Kürtleri yan yana getirebilirdi. Her ne kadar bazıları ona İngiliz ajanı ve hain de dese onun amacı İslam halifeliğini getirmek ve bu konuda mücadele etmekti. Kürtler arasındaki sıkıntılar ümmetin meseleleridir. Ümmetin meseleleri de alimlerin çözmesi gereken meselelerdir. Kürtlerle kavga eden, Kürtlere savaş açan bir zihniyet var. Bazı kesimler Marksist, sosyalist laik dahi de olsa Kürtlerin bir devleti olsun diyorlar. Böyle bir şey olamaz. Böyle bir şey bizden uzaktır.
Seküler ve ırkçılar, 'Diğer milletlerle beraber ve bir olmaları Kürtler için bir köleliktir. Bağımsız olmamız gerekiyor.' diyorlar. Biz de diyoruz ki hayır! Biz bir ümmetiz. Peki bu nasıl olacak? Her dönem Selahaddin-i Eyyubilerin çıkması gerekiyor. Selahaddin Eyyubilerin çıkması demek İbn-i Esirlerin, ilim ve medeniyetin yeniden çıkması ve hükmetmesi demektir.
Merkezi Diyarbakır'da bulunan ve Türkiye'nin birçok ilinde İslami ilimler ve sosyal komisyonlarıyla faaliyet yürüten İttihad-ul Ulema'nın iki günlük 7'nci Alimler Buluşması 18 maddelik sonuç bildirgesiyle sona erdi.
18 maddeden oluşan bildirge ise şöyle:
1. Ulema Peygamberlerin (aleyhimüsselam) varisleridir. Peygamberliğin diliyle konuşur, Peygamberlerin ahlakıyla ahlaklanır ve davalarını ayakta tutarlar.
2. Ümmetin dirilişi, insanlığın medeniyetle yeniden buluşması, Müslümanların ve bütün dünyanın hürriyet, refah ve saadeti için ilme yönelmek, Rabbanî âlimler yetiştirmek; bu hedef doğrultusunda ilmi müfredatı hem fikrî ve ilmî sahada hem teknolojik gelişmeleri takip yönünden güncellemek zorundayız.
3. Müslümanları ihya edecek, küfür ve zulümden kurtaracak siyasî ve fikrî liderler yetiştirmek için âlimlerimizin yeniliğe her daim açık olma ihtiyacı vardır. Aynı şekilde insanın haysiyet, değer, saygı ve kişiliğini geri kazanmasında; hayat, bilinç ve vakıayı anlamamızda rehberlik etmeleri için, gerekli bütün ilimler ve yüksek kabiliyetlerle donatılmış önder âlimler yetiştirmek durumundayız.
4. Müfredat ve programını, gayri İslâmî herhangi bir yapının tesiri altında kalmadan, İslam'ın emir ve maslahatları doğrultusunda belirleyen Şer'i medreseler ve onların başında bulunan ulema, medreselerimizin tesis vesilesi olan sabitelerden ve üzerinde yol aldığı esas yapıdan uzaklaştırılmadan desteklenmeli ve güçlendirilmelidir.
5. Medrese müfredat ve programları, çağımız hastalık ve ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde yapılanmalıdır. Ulema, davetçi yetiştirmeyi öncelikli görevi addetmelidir.
6.Müspet fikrî ve teknolojik gelişmelere uyum sağlamak ve öncülük rolünü hakkıyla yerine getirmek için medrese programına gerekli dersler eklenmelidir.
7. Ulema, sadece ihtiyaç halinde insanların kendilerine başvuracakları ve soru soracakları makamlar değildir. Varisi oldukları Hz. Peygamber salallahü aleyhi vesellem gibi halk ile iç içe, aktif, gündemi takip eden ve belirleyen, hiçbir zaman irşattan ve ümmete rehberlik etmekten kaçınmayan önderler olmalıdır. Ümmetin ilim ile kalkınması için ulema ile halk arasında sıkı ve güçlü bir diyalog olmalıdır.
8. İslam medeniyetinde âlimler her zaman umerayı gözlemiş, idarecileri yönlendirmiş ve yanlış yaptıklarında uyarmışlardır. Ulemanın bu vazifesi adil yöneticilere güç verdiği gibi, ehil olmayan zâlim yöneticilerin verdiği zararları da asgariye indirmiştir. Âlimlerin bu işlevi icra etmesine en çok ihtiyaç duyulan bir zamanda yaşıyoruz. Âlimler her şartta uyarıcı ve yönlendirici sorumluluğunu yerine getirmeye devam etmelidir.
9. İnsan hak ve hukukuyla ve insanî değerlerle ilgili her sorun, âlimlerin sorunudur. Âlimler, insanlık ve Ümmetin sorunları hakkında konuşmaktan ve inisiyatif almaktan kaçınmamalıdır. Hiçbir engel, ulemayı Kürt meselesine müdahil olup bu hususta sorumluluk almaktan alıkoymamalıdır. Bu konuda hak ve adaleti muhafaza ettikleri ölçüde kendilerinden beklenen önderlik vazifesini yapar ve Peygamberlik emanetini de eda etmiş olurlar.
10. Irkçılık; özünde şeytani, günümüz anlamında şekil bulma bakımından Batı menşeli fikrî bir hastalıktır, dinen ve maslahatça savunulacak bir tarafı yoktur. Çünkü özünde İslam akidesine aykırı, tatbikatında ise ümmetin maslahatına düşmandır; ümmetin düşmanlarına hizmetkârdır. Müslüman kavimleri bir arada tutan İslam'dır.
11. Her ne pahasına olursa olsun ulema İslam kardeşliği ilkesini muhafaza etmekle sorumludur. Âlim, Hz. Peygamberin varisi olması hasebiyle kavimler üstü bir duruş sergilemekle yükümlüdür. Ne Müslümanların haklarının gasp edilmesine ne de ırkçılığa sapmasına rıza gösterir. Ulema ümmetten yanadır, elinin uzanabildiği her noktada ümmetin sorunlarıyla ilgilenir.
12. Afganistan İslam Emirliği öncülüğünde uzun yıllar boyunca verilen halk kurtuluş savaşı sonucu Amerika'nın işgaline son verilerek yeniden İslami bir devlet kurulmuştur. Bu durum tüm İslam Ümmeti için bir iftihar vesilesi olmuştur. Bu bağlamda İslam ülkelerinin, Afganistan İslam Emirliği ile siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkilerini geliştirilmesi ve Emirliğin tüm Müslüman ülkeler tarafından tanınması için ulema önemli bir rol üstlenmelidir.
13. Afganistan zaferinden sonra istilacı kâfirlerin yol açtığı sorunlardan oluşan ekonomik koşullar, ulemaya da sorumluluklar getirmektedir. Afganistan'daki kardeşlerimiz iktisadî yetkinliğe ulaşıncaya kadar, Müslümanları onlara yardım etmeye sevk etmede ulemanın üsteleneceği önemli vazifeler vardır.
14. İslam toplumlarının ifsat edilmesi için uzun vadeli programlar yapılmaktadır. İnsanlarımızı bu ifsat şebekelerinin şerrinden korumak için ulema sorumluluk almalı ve ümmeti uyandırmaya yönelik kısa ve uzun vadeli programlar yapılmalıdır.
15. İdeolojiler üzerinden evlatlarımızın inançları ile oynanıyor, evlatlarımız, İslam'dan uzaklaştırılıyor, İslam'a düşman hâle getiriliyor. Bu çağın âlimleri, koşullarının getirdiği sorumluluklara muhataptırlar. Bizden öncekiler, krizleri aşıp İslam için zaferlerin kapısını nasıl açtıysa günümüz âlimleri de sorunlarımızı fırsata çevirecek potansiyele sahiptirler.
16. Dış güçlerin program ve stratejileri doğrultusunda yeni nesillerimizin dünyevileştirilmesi ve haz peşinde koşturulup heba edilmesi, Ümmetin yaşadığı en büyük güncel sorunlardan biridir. Âlimlerimiz, ümmetin önündeki bu büyük tehlike karşısında sorumluluk almalıdır.
17. Emperyalistler, ifsat projelerinde kadın hak ve hukukunu suiistimal etmektedirler. Küresel emperyalistlerin kadın ve aile konusunda yaptıkları ifsat faaliyetleri iyi takip edilmeli, kadınların hak ve hukuku korunarak İslam toplumunu muhafaza için mücadele güçlendirilmelidir.
18. Toplumların çekirdeği ailedir. Aile, küresel sömürgeci güçlere karşı güçlü bir kalemizdir. Ümmetin uleması, aile kurumunun korunması için seferber olmalıdır. Ailenin yıkılması için sapkınlıkların, kanuni güvence altına alındığı bir dönemde, sapkın fikirler gibi, sapkın davranışların engellenmesi konusunda da ulema öne geçmeli ve topluma rehberlik etmelidir.
 



Savaşın başlamasının üzerinden bir hafta geçerken Trump: Savaşı ancak İran’ın “koşulsuz teslimiyeti” bitirir

TT

Savaşın başlamasının üzerinden bir hafta geçerken Trump: Savaşı ancak İran’ın “koşulsuz teslimiyeti” bitirir

Savaşın başlamasının üzerinden bir hafta geçerken Trump: Savaşı ancak İran’ın “koşulsuz teslimiyeti” bitirir

ABD Başkanı Donald Trump, bugün (Cuma) yaptığı açıklamada Ortadoğu’daki savaşın ancak İran’ın “koşulsuz teslim olmasıyla” sona erebileceğini söyledi. Yedinci gününe giren savaş, bölge dışındaki ülkeleri de içine çekerken küresel enerji ve ulaşım sektörlerini sarsarak Körfez’de genellikle sakin olan bölgelerde bile kaosa yol açtı.

Çatışmalar Lübnan’a da sıçradı. Çatışmalar Lübnan’a da sıçrarken, Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, on binlerce kişinin Beyrut’un güney banliyölerine düzenlenen ağır İsrail saldırılarından kaçtığını belirterek insani felaket uyarısında bulundu.

Geçen hafta sonu İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in ölümüne yol açan savaşı başlatma gerekçeleri konusunda farklı açıklamalar yapan Trump, Tahran’ın “kabul edilebilir” bir yeni lider ataması halinde İran ekonomisinin yeniden inşasına yardımcı olacağını da söyledi.

Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, “İran ile KOŞULSUZ TESLİMİYET dışında hiçbir anlaşma olmayacak” ifadelerini kullandı.

Trump ayrıca, “İRAN’I YENİDEN BÜYÜK YAPIN (MIGA!)” diye yazdı.

Tahran’da ise internet üzerinden yayımlanan görüntülere göre siyahlar giyen ve bazılarının İran bayrağı taşıdığı kalabalıklar, savaşın başlamasından bu yana düzenlenen ilk cuma namazı için toplandı.

AFP muhabirlerine göre, gün boyunca meydana gelen birkaç şiddetli patlama Tahran semalarında siyah duman bulutlarının yükselmesine yol açtı. Muhabirler, başkente yönelik saldırıların şimdiye kadarki en yoğun saldırılar olduğunu aktardı.

“Yeni sürprizler olacak”

İsrail ve ABD, İran’a yönelik saldırılarını daha da artıracakları uyarısında bulundu.

İsrail Genelkurmay Başkanı Korgeneral Eyal Zamir, “Açıklamayı düşünmediğim ek sürprizlerimiz var” dedi.

İran Sağlık Bakanlığı’na göre ABD ve İsrail’in ülkeye düzenlediği saldırılarda şu ana kadar 926 kişi öldü.

İran Hükümet Sözcüsü Fatma Muhacerani, cuma günü yaptığı açıklamada ölenlerin yüzde 30’unun çocuk olduğunu söyledi. AFP bu verileri bağımsız kaynaklara doğrulatamadı.

Savaşın başlamasından bu yana İran da İsrail’e ve Körfez ülkelerine füze ve insansız hava araçlarıyla saldırılar düzenledi. Tel Aviv’de bulunan AFP muhabirleri cuma günü birkaç patlama sesi duyulduğunu bildirdi.

İsrail’de ilk yardım ekiplerine göre en az 10 kişi hayatını kaybetti.

ABD ordusu ise altı askerinin öldüğünü açıkladı.

“Bu gece yolda uyuyacağız”

Çatışma, İran’ın müttefiki Hizbullah’ın İsrail’e füze saldırıları düzenlemesiyle İsrail’in komşusu Lübnan’ı da içine çekti.

İsrail’in cuma günü düzenlediği hava saldırıları Lübnan’ın güney ve doğusundaki hedefleri vurdu.

Hizbullah’ın kalesi olarak görülen ve yaklaşık 600 bin ila 800 bin kişinin yaşadığı Beyrut’un güney banliyölerinde geniş çaplı yıkım meydana geldi.

AFP muhabirleri, perşembe günü bölgede panik yaşandığını, İsrail’in benzeri görülmemiş bir tahliye çağrısının ardından insanların hayatlarını kurtarmak için toplu şekilde bölgeden kaçtığını aktardı.

Yüzlerce aile gidecek yer bulamadıkları için Beyrut sahilinde bekledi.

Adını vermek istemeyen bir kişi AFP’ye, “Bu gece yolda uyuyacağız ve Allah’tan başka kimse ne olacağını bilmiyor” dedi.

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam ise yerinden edilen insanların sayısının artmasının “yaklaşan bir insani felakete” yol açabileceği uyarısında bulundu.

Cuma günü Hizbullah da İsrail’de yaşayanlara, Lübnan sınırının beş kilometre içindeki bölgeleri terk etmeleri çağrısı yaptı.

Lübnan Sağlık Bakanlığı’na göre ülkede ölü sayısı cuma günü 217’ye yükseldi.

İsrail ordusu ise 70’ten fazla Hizbullah militanını öldürdüğünü açıkladı. AFP bu rakamları bağımsız olarak doğrulayamadı.

ABD ile İran arasında uzun süredir vekâlet savaşlarının yaşandığı Irak da çatışmanın içine çekildi.

Bir güvenlik yetkilisi AFP’ye yaptığı açıklamada, cuma günü güney Irak’ta bir havaalanı ile iki petrol tesisinin insansız hava araçlarıyla vurulduğunu söyledi.

Günün erken saatlerinde ise Irak Kürt yetkilileri, daha önce düzenlenen bir saldırı nedeniyle petrol üretiminin durdurulduğunu açıklayınca petrol fiyatları yükseldi.

“Olağanüstü bir hata”

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, cuma günü krizi büyük bir insani acil durum ilan ederek derhal uluslararası müdahale çağrısı yaptı.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri de İran’ın ABD ve İsrail’i sorumlu tuttuğu ve 150’den fazla kişinin öldüğünü söylediği bir okul saldırısıyla ilgili “tarafsız soruşturmalar” yapılması çağrısında bulundu.

ABD ve İsrail saldırının sorumluluğunu üstlenmedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio pazartesi günü yaptığı açıklamada Pentagon’un olayla ilgili inceleme yürüttüğünü söyledi.

AFP, saldırının gerçekleştiği bölgeye erişemediğini ve ölü sayısını bağımsız olarak doğrulayamadığını belirtti.

Savaş Avrupa’da da giderek artan eleştirilere neden oluyor.

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, ABD ve İsrail saldırılarını “olağanüstü bir hata” olarak nitelendirerek bunun “uluslararası hukuka uygun olmadığını” söyledi.

Avrupa Birliği liderlerinin pazartesi günü savaşla ilgili görüşmeler yapmak üzere bir araya gelmesi planlanıyor.

Körfez ülkeleri de hedef oldu

Savaş, daha önce turizm açısından güvenli ve istikrarlı bir bölge olarak görülen zengin Körfez ülkelerini de etkiledi.

Katar, cuma sabahı topraklarındaki bir ABD hava üssüne yönelik insansız hava aracı saldırısını engellediğini açıkladı.

Suudi Arabistan ise başkent Riyad’ın doğusunda üç insansız hava aracını düşürdü.

Savaşın başlamasından bu yana Körfez ülkelerinde, yedisi sivil olmak üzere 13 kişi hayatını kaybetti. Ölenler arasında Kuveyt’te yaşamını yitiren 11 yaşındaki bir kız çocuğu da bulunuyor.

AFP muhabirine göre cuma günü Kuveyt’in başkentinde yeni patlama sesleri duyuldu.

Çatışma, Sri Lanka açıklarına kadar genişledi. Burada bir ABD denizaltısının İran’a ait bir firkateyni torpille vurduğu bildirildi.

Azerbaycan ise bir insansız hava aracının bir havaalanını vurmasının ardından misilleme tehdidinde bulundu.

Çatışmalar nedeniyle Körfez’de mahsur kalan turistleri ülkelerine geri götürmek için birçok ülke tahliye operasyonları başlattı. Bölge semalarında füze ve insansız hava araçlarının yoğunluğu nedeniyle hava trafiği ciddi şekilde kısıtlandı.

Savaş küresel piyasaları da sarstı. Çatışmaların başlamasından bu yana geçen bir haftada ham petrol fiyatları yaklaşık yüzde 20 yükseldi.

Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiği neredeyse tamamen durma noktasına geldi.

İran televizyonu ise cuma günü boğazda saldırıya uğrayan son gemide yangın çıktığını bildirdi.


İran füzeleri IKBY bölgesini hedef aldı… Tahran muhalif grupları uyardı

İran füzeleri IKBY bölgesini hedef aldı… Tahran muhalif grupları uyardı
TT

İran füzeleri IKBY bölgesini hedef aldı… Tahran muhalif grupları uyardı

İran füzeleri IKBY bölgesini hedef aldı… Tahran muhalif grupları uyardı

İran dün yaptığı açıklamada, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde (IKBY) faaliyet gösteren Kürt muhalif gruplara ait bazı noktaları hedef aldığını duyurdu. Bu adım, bölgede devam eden savaşın etkisiyle ülkenin batı sınırlarındaki gerilimin arttığını gösteren yeni bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

İran’ın açıklaması, Tahran yönetiminin silahlı Kürt grupların hareketliliğine ilişkin uyarılarını artırdığı bir dönemde geldi. Batılı medya kuruluşlarında yer alan haberlerde, bazı Kürt grupların silahlandırılarak İran toprakları içinde yeni bir cephe açılmasının hedeflendiği yönünde iddialar yer almıştı.

İran resmi haber ajansı IRNA, askeri bir açıklamaya dayandırdığı haberinde, İran güçlerinin “IKBY’de devrime karşı faaliyet gösteren Kürt muhalif grupların karargâhlarını üç füzeyle hedef aldığını” bildirdi. Açıklamada operasyonun, Tahran’ın ‘Irak sınır bölgelerinden kaynaklanan güvenlik tehditleri’ olarak nitelediği unsurlara karşı gerçekleştirildiği ifade edildi.

Hatemu’l Enbiya Merkez Karargâhı da yaptığı açıklamada, saldırının IKBY bölgesi içindeki muhalif Kürt gruplara ait mevzilere yönelik olduğunu doğruladı. İran Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı’na bağlı operasyon merkezi, saldırıların “söz konusu grupların sahadaki hareketliliğinin tespit edilmesinin ardından” gerçekleştirildiğini belirtti.

Tahran ayrıca, Erbil kentinde bulunan bir ABD askeri noktasına insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırı düzenlendiğini de açıkladı. IKBY’nin en büyük kenti olan Erbil’deki hedefe yönelik saldırı, bölgedeki savaşla bağlantılı askeri operasyonların genişlediğine işaret eden bir gelişme olarak görülüyor.

İran devlet televizyonunda yayımlanan açıklamada, “Erbil’deki saldırgan ABD güçlerinin karargâhı, İran kara kuvvetlerine ait saldırı amaçlı İHA’lar tarafından hedef alındı” denildi.

grbgrb
Erbil’in kuzeybatısında çoğunlukla Hristiyanların yaşadığı Ankava kasabasında, bir insansız hava aracının çarptığı binanın enkazını kaldıran işçiler (DPA)

Bu gelişmeler, İranlı yetkililerin sınır bölgelerinde faaliyet gösteren silahlı Kürt gruplara ilişkin uyarılarının arttığı bir döneme denk geldi. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, “Silahlı ayrılıkçı gruplar koşulların hareket etmek için uygun olduğunu düşünmemeli” dedi. Laricani, İran yönetiminin ‘herhangi bir silahlı faaliyete müsamaha göstermeyeceğini’ vurguladı.

Laricani ayrıca, İran Silahlı Kuvvetleri’nin bu konuyu ‘kapsamlı şekilde takip ettiğini’ belirterek, ülkenin batı sınırlarında yaşanan gelişmelere işaret etti.

Aynı çerçevede İran İstihbarat Bakanlığı da silahlı ayrılıkçı grupların batı sınırından sızarak gerçekleştirmeyi planladığı bir saldırı planının engellendiğini açıkladı. Bakanlık, söz konusu grupların devam eden savaş ortamından yararlanarak şehir ve sınır bölgelerinde ‘terör saldırıları’ düzenlemeyi planladığını ve bunun ‘ABD-İsrail düşmanının desteğiyle’ yapılacağını iddia etti.

Bakanlık açıklamasında operasyonun, istihbarat teşkilatı ile Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) arasında yürütülen ‘ortak önleyici saldırı amaçlı savunma’ kapsamında gerçekleştirildiği belirtildi. İran güçlerinin bu gruplara ait birçok mevziyi imha ettiği ve ‘ağır kayıplar verdirdiği’ ifade edildi.

Öte yandan İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu üyesi Fedahuseyn Maliki, İran’ın IKBY’de ‘ABD ve İsrail’e ait üsleri yok ettiğini’ öne sürdü. Maliki, Tahran’ın artık ‘müzakerelerin sonuç vermeyeceğine ikna olduğunu’ ve ‘ABD’ye güvenilemeyeceğini’ düşündüğünü söyledi.

Maliki ayrıca, ‘düşmanın sınır bölgelerinde güvenliği istikrarsızlaştırmaya çalıştığını’ belirterek, İran’ın yürüttüğü operasyonların ulusal güvenliği savunma amacı taşıdığını ifade etti.

Buna karşılık Batı İran’daki yerel yetkililer, Irak sınırından silahlı grupların sızdığı yönündeki haberleri yalanladı. Kasr-ı Şirin Valisi, “Sınırın bu bölümünde silahlı gruplar ya da suç unsurlarının sızdığına veya yasa dışı hareketlilik olduğuna dair herhangi bir kayıt bulunmuyor” dedi.

Vali ayrıca, sosyal medyada Batı sınırından muhalif unsurların ülkeye girdiğine dair yayılan iddiaların ‘gerçek bir temele dayanmadığını ve yalnızca halk arasında endişe yaratmayı amaçladığını’ söyledi.

Benzer şekilde Baneh Valisi de “Kentin sınırlarında herhangi bir saldırı ya da hareketlilik şu ana kadar kaydedilmedi” açıklamasını yaptı. Vali, İran Silahlı Kuvvetleri’nin sınır hattında 24 saat görev yaptığını belirtti.

Ülkenin batısındaki Kürdistan eyaleti yetkilileri de şehirlerin tahliye edilmesi ya da halkın başka bölgelere taşınması yönünde herhangi bir karar alınmadığını açıkladı ve vatandaşları söylentilere itibar etmemeye, yalnızca resmi kaynaklara güvenmeye çağırdı.

Aynı bağlamda İranlı güvenlik kaynakları, ABD basınında yer alan ve binlerce Kürt savaşçının Irak’tan İran topraklarına geçtiğini öne süren haberleri de yalanladı. Bir güvenlik kaynağı bu haberlerin, ‘ABD ve İsrail’in hedeflerine ulaşamadığı’ iddiasının ardından İranlıların moralini bozmayı amaçlayan ‘psikolojik savaşın parçası’ olduğunu söyledi.

Tesnim Haber Ajansı ise İlam eyaletindeki sınır hattının ‘tam güvenlik altında olduğunu’ bildirerek, İran güçlerinin sınır boyunca güvenlik durumunu kontrol altında tuttuğunu aktardı.

Bu gelişmelerin yanı sıra İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, çarşamba günü Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) lideri Bafel Talabani ile telefon görüşmesi yaptığını açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın Mehr Haber Ajansı’ndan aktardığına göre Arakçi görüşmede İran ile Irak arasındaki ortak sınırda ‘terörist hareketlilik’ olduğuna dikkat çekti ve Bağdat ile Tahran arasında imzalanan güvenlik anlaşması çerçevesinde iki taraf arasında güvenlik iş birliğinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

IKBY söz konusu iddiayı yalanladı

Buna karşılık IKBY hükümetinden üst düzey bir yetkili, bölgeden İran’a Kürt savaşçıların geçtiğine dair haberleri yalanladı.

IKBY Başbakanlık Ofisi yetkilisi Aziz Ahmed, X platformunda yaptığı açıklamada, “Hiçbir Iraklı Kürt İran sınırını geçmedi” dedi ve söz konusu haberlerin ‘doğru olmadığını’ belirtti.

Öte yandan Komala örgütünün komutanlarından biri Rudaw’a yaptığı açıklamada, güçlerinin ‘her türlü senaryoya hazır olduğunu, ancak şu ana kadar Doğu Kürdistan’a (İran) doğru hiçbir birliğin yönlendirilmediğini’ söyledi.

Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK) operasyon odası da İran içine güç gönderildiği yönündeki iddiaların doğru olmadığını açıklarken, Kürdistan Habat Örgütü bu haberleri ‘tamamen asılsız’ olarak nitelendirdi.

Irak tarafında ise gerilimin etkileri özellikle IKBY ve İran sınırındaki alanlarda hissedildi. İran ve Irak medyası dün sabah erken saatlerde Süleymaniye vilayetinde İranlı muhalif Kürt gruplara ait bazı noktaları hedef alan saldırılar sonucu patlamalar meydana geldiğini bildirdi.

Bazı haberlerde, Süleymaniye kentinin doğu banliyölerinde bulunan bir askeri radar noktasının İHA’yla hedef alındığı da öne sürüldü. Iraklı güvenlik kaynakları ise kentte bazı Kürt partileriyle bağlantılı noktalara saldırılar düzenlendiğini aktardı.

Güney Irak’ta ise Ketaib Hizbullah, çarşamba günü Curf en-Nasr Üssü yakınlarında düzenlenen saldırıda bir komutanının öldüğünü açıkladı. İran destekli silahlı gruba mensup iki kişinin de aynı saldırıda hayatını kaybettiği bildirildi.

Türkiye’den uyarı

Millî Savunma Bakanlığı, İran’daki silahlı Kürt grupların hareketliliğini ‘yakından takip ettiğini’ açıkladı. Açıklama, bu grupların bölgede süren çatışmalara dahil olabileceğine yönelik endişelerin arttığı bir dönemde geldi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, Kürdistan Özgür Yaşam Partisi’nin (PJAK) faaliyetlerinin izlendiği belirtildi. Açıklamada söz konusu örgütün PKK ile bağlantılı olduğu vurgulanarak, bu grupların faaliyetlerinin ‘yalnızca İran’ın güvenliğini değil, aynı zamanda bölgesel istikrarı da tehdit ettiği’ ifade edildi.

Bakanlık ayrıca, Türkiye’nin komşu ülkelerin toprak bütünlüğünü desteklediğini ve parçalanmalarını desteklemediğini belirtti. Açıklama, bölgede artan Kürt ayrılıkçı eğilimlerine ilişkin Ankara’nın duyduğu endişeye işaret etti.

Bu açıklama, Türkiye’nin İran ve Irak’taki gelişmelerin PKK ile bağlantılı grupların etkisini artırabileceği yönündeki kaygılarının arttığı bir dönemde geldi. PKK, kırk yılı aşkın süredir Türkiye’ye karşı silahlı bir isyan yürütüyor.

PJAK şubat ayında Irak’ta konuşlu diğer bazı İranlı Kürt gruplarla birlikte İran’daki yönetimi devirmeyi ve Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkını savunmayı amaçlayan siyasi bir ittifak kurduklarını açıklamıştı. Ankara’nın, bölgedeki Kürt meselesinin hassasiyeti nedeniyle bu gelişmeleri yakından izlediği belirtiliyor.


İran savaşı ‘yeni bir aşamaya’ giriyor... Uzmanlar Meclisi Hamaney’in halefini seçiyor

İran savaşı ‘yeni bir aşamaya’ giriyor... Uzmanlar Meclisi Hamaney’in halefini seçiyor
TT

İran savaşı ‘yeni bir aşamaya’ giriyor... Uzmanlar Meclisi Hamaney’in halefini seçiyor

İran savaşı ‘yeni bir aşamaya’ giriyor... Uzmanlar Meclisi Hamaney’in halefini seçiyor

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, savaşın yeni bir aşamaya girdiğini duyurdu. Zamir, “Sürpriz saldırı aşamasını başarıyla tamamladık. Bu süreçte hava üstünlüğünü sağladık ve balistik füze ağını etkisiz hale getirdik. Şimdi operasyonun yeni aşamasına geçiyoruz” ifadelerini kullandı.

İran devlet televizyonunun bugün aktardığı bilgilere göre söz konusu açıklama, ülkedeki Liderlik Konseyi’nin yeni Dini Lider’in seçimini yapacak Uzmanlar Meclisi toplantısının nasıl gerçekleştirileceğini tartışmak üzere bir araya geldiğini bildirmesiyle aynı zamana denk geldi. Liderlik Konseyi tarafından yapılan açıklamada, Dini Lider seçim takvimi veya Uzmanlar Meclisi’nin oylamayı yüz yüze mi yoksa uzaktan mı yapacağına dair bir bilgi verilmedi.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump dün akşam telefonla katıldığı NBC News mülakatında, İran’a kara kuvveti gönderilmesini ‘zaman kaybı’ olarak nitelendirdi. Trump, “Her şeyi kaybettiler. Deniz filolarını kaybettiler. Kaybedebilecekleri her şeyi kaybettiler” şeklinde konuştu.