Çin'de onlarca yıl süren ayrımcı politikalar sonucunda milyonlarca insan ötekileştirildi

Çin'in tarım işçilerine yatırım yapmaması ekonomiye zarar veriyor mu?

Pekin'in eteklerinde göçmenlerin yoğun olduğu bölgede kaldırımda yatan bir çocuk, Ağustos 2017 (Reuters)
Pekin'in eteklerinde göçmenlerin yoğun olduğu bölgede kaldırımda yatan bir çocuk, Ağustos 2017 (Reuters)
TT

Çin'de onlarca yıl süren ayrımcı politikalar sonucunda milyonlarca insan ötekileştirildi

Pekin'in eteklerinde göçmenlerin yoğun olduğu bölgede kaldırımda yatan bir çocuk, Ağustos 2017 (Reuters)
Pekin'in eteklerinde göçmenlerin yoğun olduğu bölgede kaldırımda yatan bir çocuk, Ağustos 2017 (Reuters)

Scott Rozelle & Matthew Boswell
Çin Komünist Partisi'nin (ÇKP) ‘yüz milyonlarca insanı yoksulluktan kurtardığı’ için sık sık övündüğü duyulur. ÇKP’nin bu tarihi başarıdan dolayı övülmeyi hak ettiği inkar edilemez. Fakat ülkenin kırsal kesimlerinde yaşayan ve ilerleme umutları yok olmanın eşiğine gelen yüz milyonlarca düşük gelirli Çinlinin içinde bulunduğu kötü duruma çok az ilgi gösterdiği de su götürmez bir gerçek. Çin’in kırsal kesimlerinde yaşayanlar, yalnızca yoksulluk içinde yaşamakla kalmıyor, aynı zamanda medeni usul kanunu ve kısıtlayıcı konut izni sistemi hukou nedeniyle sosyal düzeylerini iyileştirmelerinde ya da herhangi bir ilerleme kaydetmelerinde neredeyse hiçbir çıkar yolları da bulunmuyor.
Nüfusun büyük bir parçasını oluşturan bu alt sınıf, Çin'in devam eden ekonomik büyümesi karşısında sıfır Kovid-19 politikası, düzenleyicilik adı altındaki baskılar ve artan borçlar gibi iyi bilinen faktörlerin yanı sıra uzun vadeli ve önemli bir engel oluşturuyor. Düşük vasıflı tarım işçileri, bir zamanlar Çin'in muazzam yükselişine yol açan sanayileşme ve inşaat alanındaki sıçramayı desteklediler. Buna karşın Pekin’in onlarca yıllık ayrımcı politikaları, eğitim ve istihdam fırsatlarından mahrum bırakılan yüz milyonları kırsal alanlara hapsetti.
Bu durum, ÇKP için siyasi bir ikilem yaratıyor. Düşük vasıflı tarım işçileri büyük şehirlere daha kolay taşınabilseler bile, daha düşük eğitim almaları nedeniyle şehirlerdeki işgücü piyasalarında rekabet etmekte zorlanacaklar. Eğitime daha fazla harcama yaparak kırsal kesimlerde güvenilir bir vasıflı işçi havuzu oluşturmak, özellikle ÇKP için tehlikeli olabilecek ekonomik yeniden dağılım biçimleri gerektireceğinden uzun zaman alacaktır. Çin'in önümüzdeki on yıllar boyunca ülkenin büyüme beklentilerini etkilemesi muhtemel kırsal kesim insanları için sermaye sorununa verebileceği basit bir cevabı bulunmuyor.

Doğuştan kısıtlanan insanlar
Tüm dünyada neredeyse hiç duyulmamış bir politikayı benimseyen Çin, halkını doğuştan ‘kırsal nüfus ve kentsel nüfus’ diye iki kategoriye ayırıyor. İkamet izninde yazılı olan bu sınıflandırmaya ‘hukou’ deniyor. Bu sınıflandırmayı bireyler genellikle ömür boyu taşırlar. Alabilecekleri eğitim, sağlık ve diğer sosyal hizmetlerin türünü de bu sınıflandırma belirler. Çinli liderler 21. yüzyıla kadar, vergilendirme ve zorunlu askerliğe yardımcı olmak için hane kayıt sistemlerini kullandılar. Ancak bu sistem, çağdaş haliyle sanayideki gelişimin hızla kentleşmeye yol açmasından ve ÇKP’nin ülkenin gıda arzının istikrarı konusunda endişe duymaya başlamasından on yıl sonra 1958 yılında ortaya çıktı. Sistem, işgücünün ve diğer kaynakların Çin'in tarım sektöründen uzaklaşmasını önlemek için tasarlanmış olsa da, hükümet, hukou sınıfındakilerin belirli eğitim türlerine ve devletin refah hizmetlerine erişimlerin hızla kısıtladı. Kentsel ve kırsal nüfus arasındaki eşitsizlikler giderek arttı. Çin'de şu an yaklaşık 800 milyon kişi, kırsal sınıflandırmaya tabi oturma iznine sahip.
Çin ekonomisi ilk kez 1980'li yıllarda yükselişe geçtiğinde, vasıfsız tarım işçilerinin sınırsız varlığı, farklı bir avantajı temsil ediyordu. Çinli liderlerin uçsuz bucaksız ve yoksul olan ülkelerini orta gelirli bir ülkeye dönüştürme çabaları, sayısal olarak okuryazar ve disiplinli bir işgücü oluşturulmasını gerektiriyordu. Bununla birlikte yine 1980'lerde ilk ve orta okulların sayısındaki büyük artış, ülkedeki işgücüne giren gençlerin çoğunun temel aritmetik ve okuma becerilerin yanı sıra katı bir disipline sahip olmalarını sağladı. İlkel bir müfredatı olan bu eğitim, yüz milyonlarca işçinin, çağın gelişen sanayi ve inşaat alanlarında düşük ücretli, düşük vasıflı işler bulmasını sağlayarak Çin'i ‘dünyanın fabrikası’ haline getirdi.
Ancak 2000’li yılların başlarında, kırsal kesimden gelen düşük ücretli işçi sayısı azalmaya başladı ve işçilere verilen ücretler giderek yükseldi. Üreticiler, düşük vasıflı işleri yurt dışına taşıdı ve otomasyona yatırım yaptı. Bu arada Çin, 2010’lu yılların başlarına gelindiğinde ihtiyacı olan otoyolların, demiryollarının, limanların ve diğer büyük altyapı projelerinin çoğunu inşa etmişti. Çin hükümeti tarafından 2013 yılından bu yana yayınlanan veriler, imalat ve inşaat sektörlerindeki istihdamın değişmediğini gösteriyor.
O halde düşük vasıflı Çinli işçiler nereye gidiyorlar? Resmi veriler, Çin ekonomisinin son on yılda en hızlı büyüyen sektörünün kayıt dışı hizmet sektörü olduğuna işaret ediyor. Bugün, Çin'in tarım dışı işgücünün yaklaşık yüzde 60'ı kayıt dışı sektördeyken, bu oran 2005 yılında sadece yüzde 40’lardaydı. Bunlar da kargo işçileri, bebek bakıcıları, seyyar satıcılar, büfe çalışanları ve bisiklet bakım işçileriydi. Çin Başbakanı Li Keçiang, 2020 yılında yaptığı bir konuşmada, Çin'de yaklaşık 600 milyon insanın ayda bin yuandan (günde yaklaşık 5 dolar) daha az kazandığını açıkça belirtti. Bu da Çin’i üst-orta gelirli ülkeler için Dünya Bankası tarafından belirlenen yoksulluk sınırının altına itiyor. Resmi veriler, Kovid-19 salgını, kayıt dışı hizmet sektörünü mahvedene kadar kayıt dışı çalışanlar için ücret artışının önemli ölçüde yavaşladığını ve salgın sırasında ücretlerin net bir şekilde düştüğünü gösterdi.
Çinli liderler, uzun vadeli büyümeyi sürdürme arayışlarında haklı olarak, düşüşte olan yatırıma dayalı büyüme yerine tüketime dayalı büyümeye geçilmesi gerektiğini vurguluyorlar. Ancak ücretlerin durgun olduğu büyük bir kayıt dışı işgücünün varlığı bu vizyonla ters düşüyor. Bu durum iki nedene bağlanıyor. Bunlardan birincisi ve en bariz olanı, ücret artışındaki yavaşlığın insanlar için sınırlı harcanabilir gelirle sonuçlanması. Kayıtlı çalışanlara yönelik sosyal yardım ve sosyal koruma olmadan kayıt dışı çalışanlar, iş kayıplarından ya da sağlıkla ilgili acil durumlardan kaynaklanan gelir şoklarının risklerini dengelemek için para biriktirmek zorundalar. İkinci neden ise Çin'in tasarruf oranı, ülkenin zayıf sosyal güvenlik ağı nedeniyle uluslararası standartlara göre zaten yüksek olması. Çin'in işgücünün yarısı kadarı hiçbir güvencesi olmayan kayıt dışı işlerde çalışırken, hükümetin talebi teşvik etme seçenekleri de sınırlı kalıyor.
“Çin ekonomisi ilk kez yükselişe geçtiğinde, vasıfsız tarım işçilerinin sınırsız varlığı, farklı bir avantajı temsil ediyordu”
Çin'in düşük vasıflı işçileri yüksek vasıflı işler bulmaları, ülkenin ekonomik kalkınma hedeflerine doğru ilerlemesine yardımcı olacaktır. Ancak ne yazık ki, kırsal kesim insanlarına onlarca yıldır yetersiz yatırım yapılması, Çin'de çok sayıda tarım işçisini modern işgücü piyasasında rekabet etmek için ihtiyaç duydukları becerilerden yoksun bıraktı. Bunun yanında Çin'de ortalama eğitim düzeyi uluslararası standartlara göre düşük. Bu da neredeyse tamamen kırsal kesimdekilerin geri kalmış performansından kaynaklanıyor. 2014 yılında yapılan önemli bir araştırmaya göre tarım işçilerinin yüzde 89'u lise diplomasına sahip değil.
Hükümet son yıllarda kırsal bölgelerde orta öğretime erişim imkanlarını genişletmiş olsa da, öğrenci başına yapılan harcama kenttekilere kıyasla çok geride kalıyor. Bunun kırsal bölgelerdeki öğrencilerin aldıkları eğitimin kalitesi üzerinde de etkileri var. Örneğin, 2015 yılında, onlarca ülkede öğrencilerin okuduğunu anlama becerilerini test eden Uluslararası Okuma Becerilerinde Gelişim Araştırması (PIRLS), Çin'in kırsal kesimlerindeki öğrencilerin dünya genelindeki diğer kırsal kesimlerde yaşayan öğrencilere kıyasla en düşük not ortalamasına sahip olduğunu ortaya çıkardı.
Kırsal kesimde eğitim önemli. Çünkü Çin’in şehirlerinde onlarca yıl devam eden düşük doğurganlık oranları sayesinde bugün Çin'deki çocukların yüzde 70'inden fazlası kırsal bölgelerde yaşıyor. Esasen ebeveynlerin çoğu, çalışmak amacıyla şehirlere taşınsa da resmi istihdam olmadan, çocuklarını yüksek kaliteli şehir okullarına kaydettirmek için ihtiyaç duydukları hukou iznini almaları pek mümkün değil. Özellikle, Çin'de kayıt dışı istihdamdaki artışın, yalnızca devletin sosyal refah hizmetlerine sınırlı erişimi olan kayıt dışı çalışanlar için bazı sonuçlar doğurmakla kalmıyor, yüksek vasıflı işlerde başarılı olmak için gereken akademik becerileri edinmenin zor olduğu kırsal kesimdeki okullara kaydolan çocukları için de terk edilmek gibi bir takım sonuçları oluyor.
Bu sonuçların belki de en endişe verici olanı ise kırsal kesimdeki okul çocuklarının, tedavi edilemediği takdirde öğrenme yetilerini etkileyebilecek olan kansızlık, görme sorunları ve bağırsak solucanları gibi gelişimsel gecikmelere ve diğer sağlık sorunlarına sahip olma olasılıklarının kentteki akranlarına kıyasla çok daha fazla olmasıdır. Çin'in kırsal kesiminin ekonomik geleceğine ilişkin son veriler, kırsal kesimde yaşayan ailelerin koronavirüs (Kovid-19) pandemisi nedeniyle artan ekonomik zorluklarla karşı karşıya kalabileceğine işaret ediyor.


Çin'in “Kuşak-Yol” Projesi, bocalayan ekonomi ve borç dalgasının ortasında uygulama zorluklarıyla karşı karşıya (AFP)

Ayrıca, geçmişte benzer ekonomik gelişmişlik seviyelerine ulaşmış diğer ülkelerin ekonomileriyle karşılaştırılması da dikkat çekicidir. Bu bağlamda, İrlanda, İsrail, Güney Kore ve Tayvan'da 1970'lerden 1990'lara kadar yapılan araştırmalar, orta gelirli ülkeler oldukları dönemde bu ülkelerdeki ortaokul başarı oranlarının bugüne kıyasla nispeten yüksek olduğunu gösteriyor. Yüksek gelirli bir ekonominin temelini oluşturan yüksek vasıflı teknik ve büro işleri için lise ve üniversite eğitimi genellikle büyük önem taşıyor. Çin'de ortalama eğitim düzeyi artsa da, kişi başına düşen gelir düzeyinde benzer oranlara sahip diğer ülkelerle karşılaştırıldığında Çin’de kişi başına düşen gelir halen daha düşük. Eğer Çinli işçiler düşük vasıflı işlerden yüksek vasıflı işlere geçişte zorluk çekmeye devam ederse, bunun Çin'in yüksek gelirli ve yüksek vasıflı bir ekonomiye geçişini baltalaması kaçınılmaz olur.

Çin’in kırsal kesiminde becerilerin geliştirilmesi
Şarku'l Avsat'ın Foreign Affairs'ten aktardığı analize göre, ÇKP'nin ülkedeki yoksulluğu ortadan kaldırılması ve kırsal kesimin yeniden canlandırılması politikaları bu zorlukların üstesinden gelmekte başarılı olamadı. Çin’in 2020 yılında sona eren ‘yoksullukla mücadele’ kampanyası, devletin sübvansiyonlar, vergi indirimleri, yeniden yerleşim ve nakit transferleri yoluyla yoksul vatandaşlara önemli ödemeler yaptığı bir kampanyaydı. Ancak Çin'in kayıtlı ekonomisinden giderek daha fazla tecrit edilen yüz milyonlarca kırsal kesim sakininin çoğu esasen yoksulluk içinde yaşamıyor ve bu tür önlemler, giderek modernleşen bir ekonomide daha rekabetçi olmalarına pek yardımcı olmayacak.
Çin yönetiminin düşük gelirli bu büyük nüfusun sorunlarını ele almak amacıyla farklı bir yaklaşım benimsediğine dair birtakım işaretler var. Bunlardan biri, devletin 2014 yılında hukou kısıtlamalarını gevşetmesiydi. Bu sayede daha fazla kırsal kesim sakini şehirlere yasal olarak yerleşebildi.
Ancak sorun şu ki, kırsal kesimde yaşayanlar, daha fazla dinamizm ve ekonomik fırsat, daha kaliteli eğitim ve sağlık gibi sosyal hizmetleri ve genel olarak daha parlak bir gelecek olduğu için işlerin daha fazla getirisi olduğu Pekin, Şanghay ve Shenzhen gibi büyük ve gelişen şehirlere halen giremiyorlar. Milyonlarca düşük vasıflı işçi, daha az işe, eğitim kalitesi daha düşük okullara ve daha zayıf sağlık hizmetlerine sahip daha küçük, daha az iş getirisi olan şehirlerde toplanırsa, onların varlığı bu toplumlardaki gelişmeyi daha da yavaşlatabilir.
ÇKP, düşük gelirli insanları daha az tasarruf etmeye ve daha fazla harcamaya teşvik etmek için sosyal güvenlik alanının kapsamını genişletmeye karar verebilir. Ancak kırsal kesimde yaşayanlar ile kentte yaşayanlar arasındaki eşitsizlikleri gerçekten ele almak, düşük gelirli sınıf için önemli harcamalar gerektirir. Buna, kentlerde yaşayanların halihazırda yararlandığı faydalarda görülecek azalmalar eşlik edebilir. Bu faydaları bu ölçekte genişletmek, yavaş büyüme ve yüksek borç yüklerinin olduğu bir çağda büyük bir zorluk getirecektir. Uygulamadaki birçok yeniden dağıtım politikasında olduğu gibi, kentli orta ve üst sınıfların tercihli muamelesini kısıtlamak siyasi açıdan istenmeyen bir durum olabilir. Son tahlilde, kent sakinleri ÇKP’nin ana bileşenini oluşturuyor. ÇKP, Kovid-19 salgını sırasında büyük şehirleri ciddi şekilde kapatmaya hazırlandığında, herkes bunların kriz zamanında alınan kısa vadeli önlemler olduğunu biliyordu. Gerçekte kentlerdeki çıkarları ve ayrıcalıkları kırsal kesimde yaşayanlara aktaran yeniden dağıtımcı politikalar uygulamak, Çin hükümeti için siyasi olarak imkansız.
Basit çözümlerin yokluğu
Çin'in kırsal kesimlerinde büyüyen işsizlik sorununa bulunabilecek kolay çözümler yok. Dünyadaki her dokuz kişiden birinin Çin kırsalında yaşadığı biliniyor. Bu insanlar arasındaki eğitim, sağlık, üretkenlik ve istihdam sonuçları birçok insanın düşündüğünden çok daha düşük. Sorunu çözmeye yönelik önlemler de karmaşık ve maliyetli. Yarın başarıyla uygulanmaya başlansa bile uzun yıllar meyve vermeyecek. Bunun yanında kırsal kesim insan sermayesi sorununun boyutunu ve Çin'in bu insan sermayesini azaltma çabalarını değerlendirmeden Çin'in büyüme beklentileriyle ilgili hiçbir analiz tamamlanmış sayılmaz.
ÇKP'nin sorunu çözmede fazla ilerleme kaydedemeyeceğini düşünürsek iki ayrıca Çin devleti var olmaya devam edecek. Bunlardan biri birkaç kıyı ilindeki büyük şehirlerden oluşan nispeten canlı bir devlet, diğer de geçimlerini güvence altına almak için büyük ölçüde merkezi hükümetten elde edilen gelirlere bağlı olan içerideki geniş kırsalda geri kalmış bir devlet. Tek fark, ileriye dönük olarak ekonomik zenginliğin eskisi gibi gelişmeyecek ve muhtemelen hızlı büyüme günlerinin sona erecek olması. Büyümenin yavaşladığı bir çağda, Çin'in giderek artan işsiz kırsal kesim sakinleri arasında gerçek geçim kaynakları oluşturma özlemlerini gerçekleştirmesi de giderek zorlaşıyor. Bu kırsal kesim nüfusunu yönetmek, işçilere istihdam sağlamak için merkezi hükümetin para transferlerinin ve pasif yatırımlarının yanı sıra herkese boyun eğdirmek için devletin zorlayıcı gücünün maliyetli bir şekilde genişletilmesini gerektirecek.
Bu istenmeyen yük, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in yeni nesil çığır açan teknolojilerde ABD'yi alt etmek ve Çin'in dünyanın geri kalanına olan bağımlılığını azaltırken dünyanın Çin'in endüstriyel ve teknolojik yeteneklerine olan bağımlılığını artırmak için iddialı bir girişim başlatmasıyla birlikte geldi. Bu, en iyi koşullarda bile zor bir iştir. Çinli liderlerin, büyümenin yavaş olduğu bir çağda bu girişimi gerçekleştirmek için ülkenin tüm kaynaklarını mümkün olduğunca verimli bir şekilde seferber etmeleri gerekiyor. Önümüzdeki 20-30 yıl içinde işsiz sayısının birkaç yüz milyonu bulacak olması başarı olasılığını azaltıyor. Çünkü toplumun bu kesimine refah getirmek ve bunu kontrol etmek, kıt kaynakları Şi'nin iddialı gündemini ilerletmesi için gerekli dinamik sektörlerden başka yönlere çevirecek. Bir zamanlar Çin'in ekonomik bir süper güç olarak ortaya çıkışını sağlayan milyonlarca kırsal kesim sakini, Şi'nin vizyonunun gerçekleşmesini süresiz olarak geciktirebilir.
*Scott Rozelle: Stanford Üniversitesi Freeman Spogli Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü kıdemli üyesi ve Helen F. Farnsworth Kürsüsü Profesörü. Stanford Çin Ekonomisi ve Kurumları Merkezi eş başkanı.
*Matthew Boswell: Stanford Çin Ekonomisi ve Kurumları Merkezi dış ilişkiler direktör yardımcısı
Foreign Affairs, 5 Ekim 2022



Trump, İran'a nasıl bir saldırı düzenlemeyi planlıyor?

Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
TT

Trump, İran'a nasıl bir saldırı düzenlemeyi planlıyor?

Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağı artırırken, Amerikan medyası İran'a saldırı senaryolarını masaya yatırdı.

CNN'in analizinde, İran'a saldırı durumunda askeri ve siyasi liderlerin hedef alınabileceği veya nükleer tesislere sınırlı saldırılar düzenlenebileceği belirtiliyor.

Nükleer tesislere saldırının, geçen yıl haziranda düzenlenenlere kıyasla "daha büyük ölçekli" olacağı savunuluyor.

İran'a yönelik olası saldırılar için ABD ordusuna bir hedef listesi sunulmadı. Bu da Trump'ın henüz herhangi bir askeri harekat emri vermediğinin işareti. Beyaz Saray yetkilileri, Cumhuriyetçi liderin diplomatik çözümden yana tercihini sürdürdüğünü söylüyor.

ABD Başkanı, perşembe günkü açıklamasında "10 gün içinde" bir anlaşmanın yapılıp yapılamayacağının belli olacağını söylemiş, daha sonra bu süreyi 15 güne çıkardığını bildirmişti. Müzakerelerde anlaşma sağlanamaması halinde İran'a saldırma tehdidini de yinelemişti.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan Trump'a yakın iki üst düzey yetkili, ABD Başkanı'nın hazirandaki saldırı emrini vermeden önce de son ana kadar beklediğini söylüyor. Venezuela'ya geçen ay düzenlenen operasyonda da benzer bir sürecin yaşandığını aktarıyorlar.

Wall Street Journal'ın analizinde, İran'ın anlaşmaya yanaşmaması halinde Trump'ın geniş ölçekli saldırı talimatı vererek Tahran yönetimini devirmeye çalışabileceği yazılıyor.

Bunun yanı sıra Trump'ın "sınırlı saldırı" seçeneğini değerlendirdiği de belirtiliyor. Bu seçenekle Trump, küçük ölçekli saldırılarla İran'ı anlaşmaya yapmaya zorlayabilir.

Kimliğinin paylaşılmamasını isteyen bir ABD'li yetkili, İran uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurana kadar saldırıların artarak devam edebileceğini savunuyor. Diğer yandan böyle bir hamlenin Tahran yönetiminin müzakerelerden çekilmesine yol açabileceğine de dikkat çekiliyor.

İran muhtemel ABD saldırılarına karşı güçlü misilleme yapılacağı uyarısında bulunmuştu. Ülkenin dini lideri Ali Hamaney, bu haftaki açıklamasında "Dünyanın en güçlü ordusu bile bazen öyle bir tokat yiyebilir ki yerinden kalkamayabilir" demişti.

İsrail ve ABD'nin Haziran 2025'te İran'a düzenlediği saldırılarla 12 gün süren savaş nedeniyle kesintiye uğrayan diplomatik süreç, tarafların Umman'da masaya oturmasıyla yeniden başladı.

Maskat'taki ilk tur görüşmelerin ardından müzakereler Cenevre'ye taşındı. İran heyetine Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi başkanlık ederken, ABD'yi ise Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Witkoff temsil ediyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.


Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.