Irak parlamentosu, yüzyıldır siyasi dönüşümleri yansıtıyor

Irak Kültür Bakanlığı, Konferans Sarayı'nın organizasyon yönünden, genel yapısından ve çalışanlarından sorumluydu halen de sorumludur

 Irak parlamentosunun oturumlarından bir kare (AFP)
Irak parlamentosunun oturumlarından bir kare (AFP)
TT

Irak parlamentosu, yüzyıldır siyasi dönüşümleri yansıtıyor

 Irak parlamentosunun oturumlarından bir kare (AFP)
Irak parlamentosunun oturumlarından bir kare (AFP)

Mueyyed et-Turfi
Irak Temsilciler Meclisi, çeşitli isimlendirmeleriyle, farklı siyasi sistemlere ve devletin bir asırlık hayatındaki siyasi ve sosyal davranışlarına rağmen modern Irak devletinin ve yönelimlerinin kurulmasında önemli bir rol oynadı.
100 yıl önceki kesintili yasama hayatında Irak parlamentosu, karargâh ve toplantı olarak hizmet vermek üzere farklı yerler arasında hareket etti. 1920’li yılların başında, Osmanlı Müsteşarlık Meydanı'ndaki Beytu’l Hikme’nin bitişiğindeki bir binanın kullanılıyordu. Irak devletinin kuruluşunun başlangıcında, başkentte başka yerlere taşınmadan önce, Bakanlar Kurulu, Dışişleri Bakanlığı ve diğer bir dizi dairenin binalarını karargâh olarak içeriyordu.
1930’lardan 1958 yılına kadar mevcut Cumhuriyet Sarayı'nın yakınında o dönem Karadat Maryam olarak adlandırılan Yeşil Bölge'deki bir bina merkez olarak alındı. Geliştirilmesinin ardından şimdilerde Irak Savunma Bakanlığı ofisi olarak kullanılıyor. Yüksek sütunlara ve Bağdatlıların ‘İngiliz binası’ olarak adlandırdığı o dönemki modern mimarinin şekline sahiptir.

20 yıllık ara
Irak'ta monarşiyi deviren ve Irak Cumhuriyeti'nin ilan edildiği Temmuz 1958 darbesinin ardından Irak Ulusal Meclisi feshedildi ve bu karar 1980 yılına kadar yürürlükte kaldı. Eski Irak Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin, Irak Ulusal Meclisi'nin yeni şekli olan Irak Ulusal Konseyi için seçimler düzenlediğinde, adaylık Baas Partisi'ne bağlı olanlar veya onun tavsiyesini alanlar ile sınırlıydı.
Bu Konsey başkent Bağdat'ın merkezindeki el-Alevi bölgesindeki Ulusal Konsey merkezi olarak adlandırılan bilindik bir binayı merkez aldı. Genel merkezi Saddam Hüseyin rejiminin 2003 yılında düşüşüne kadar, hasara, yağma ve talanlara maruz kaldı. Daha sonra 2008 yılında yeniden Meclis merkezi olarak kullanılmak üzere restore edildi.

Tek oturum
2019 yılının Nisan ayında, eski Ulusal Meclis binası, milletvekilleri ve eski Başbakan Adil Abdulmehdi'nin katılımıyla parlamentonun çalışmalarını devretmeye bir giriş olarak Irak parlamentosu oturumuna tanık oldu. Söz konusu oturum, 2003'ten bu yana türünün ilk örneği olmuştu.  Ancak siyasi bloklar ve meclis başkanlığı, özellikle başkentin merkezindeki en önemli ana caddelerin yakınında yer alması nedeniyle Ekim 2019 gösterilerinin ardından karar geri alınmıştı.

2003 yılından sonra Parlamento
Saddam rejimi devrilince Irak'ta Amerikalı sivil yönetici Paul Bremer tarafından yönetilen geçici bir otorite kuruldu. Bu otoriteye Uluslararası İttifak'ın Koalisyon Otoritesi adı verildi. Bu otorite daha sonra Irak hükümetinin kurulmasından sonra feshedildi. Bu Koalisyon Otoritesi, 1982'de açılan başkent Bağdat'taki Konferans Sarayı'nın Genel Merkezi, şu anda yeşil bölgenin bir parçası olan Kutlama Meydanı ve Al-Rasheed Otel binasının yakınında yer almaktadır.
Ulusal Kurucu Meclis burayı merkez olarak aldı. Geçmiş yıllarda Irak'ın sembollerinden biri olacak yeni bir merkez inşa etmek için ciddi adımlar atılmasına rağmen bugüne kadar Irak parlamentosunun merkezi olarak kaldı.

Kültür Bakanlığına bağlı
Kültür Bakanlığı sözcüsü Ahmed el-Ulyavi, Konferans Sarayı binasının örgütsel olarak Kültür Bakanlığı'na bağlı olduğunu ve bundan sorumlu olduğunu söyledi. İnşaat edilmesinin üzerinden 40 yıl geçen yapının bir mimarlık firması tarafından yapıldığına ve üslubunun geçmiş ile modernitenin harmanlandığına dikkat çekti.
Ulyavi, “Önceki rejim yerel değil, uluslararası düzeyde etkinlikler düzenlerdi. Dolayısıyla halihazırda Irak Parlamentosu'nun faaliyetlerinin yürütüldüğü Konferans Sarayı binası, o zamanlar, Arap ve yabancı ülkelerin liderlerinin zirvelerine tahsis edilmişti” dedi.
Sözcü, Kültür Bakanlığı'nın teşkilat yönünden, genel yapısından, işçilerden ve elektrik, mühendislik ve bahçeler de dahil olmak üzere tüm hizmet bölümlerinden sorumlu olduğunu ve hala bundan sorumlu olduğunu açıkladı. Yapının ilk olarak Finlandiyalı bir firma tarafından yapıldığını ve proje çizimlerini hala mevcut olduğunu, bina yaşının 40 yıl olarak tahmin edildiğini ancak yine de iyi durumda olduğunu, yapı ve hizmetler açısından farklı yeteneklere sahip olduğunu ifade etti.

Özel mühürler
Binanın, konukların binaya giriş sürecini kolaylaştırmak için bu amaçla tasarlanmış özel bir tünel ile Al-Rasheed Otel'e bağlı olduğuna dikkat çeken, Kültür Bakanlığı sözcüsü Ahmed el-Ulyavi, binanın şu anda Yeşil Bölge'de bulunduğuna ve merkezi tüm hizmetleri sağladığını tespit eden Irak Temsilciler Konseyi tarafından kullanıldığını söyledi. Ulyavi, “Bu, ‘Bağdat'ın diğer bölgelerinde bu tür binalara ihtiyacımız olduğu’ anlamına geliyor” dedi. Binanın mimarisinin ve içeriğinin çağdaş ve eski tarzını birleştirdiğini, modernlikten hoşlanan resmi bir karaktere sahip olma eğiliminde olduğunu, bir bodrum katına ek olarak birkaç katı bulunduğunu açıkladı.
Bina yapılırken mutfak eşyaları, bardaklar ve kaşıkların ithal edilerek Konferans Sarayı için özel bir mühürle işaretlendiğini ve artık koleksiyonlara dahil edildiğini sözlerine ekledi. Binanın her şeye hazır olmasının istendiğine dikkat çeken Bakanlık Sözcüsü, binanın acil çıkışların yanı sıra birçok giriş ve çıkış kapısına sahip olduğunu belirtti.

Yeni bina inşası
Geçtiğimiz yıllarda Irak parlamentosu üyeleri, Kültür Bakanlığı'ndan ödünç alınan bina yerine kalıcı bir merkez olarak yeni bir bina inşa etmeyi düşündüler. Bu amaç için 2011 yılının Kasım ayında bir yarışma ilan edildi. Yarışma, Londra merkezli mimarlık firması ‘Assemblagee’ projeyi tasarlaması için ödül almasıyla sonuçlandı. Yeni binayı inşa etme maliyeti 1 milyar dolar olarak tahmin edildi.
Parlamento binası, Abbasi kökenli Abu Cafer el-Mansur tarafından kurulduğunda Bağdat'ın dairesel şeklinden esinlenerek dairesel geometrik şeklin gücü ve sadeliği için dairesel bir şekilde tasarlandı.
Eski Al-Muthana Askeri Havaalanı sahasındaki yeni havaalanı binasının inşaatının 2014 yılının başlarında başlaması gerekiyordu. Ancak güvenlik durumunun kötüleşmesi, DEAŞ ile savaşın başlaması ve petrol fiyatlarının düşmesi, tüm bu faktörler, projenin o zamandan beri durdurulmasına neden oldu.
Yakın tarih uzmanı Prof. Dr. İsmail el-Cabiri, 1920'lerde modern Irak devletinin kuruluşundan bu yana Irak parlamentosu tarafından kullanılan birçok binanın olduğunu bunlardan sonuncusunun mevcut parlamento tarafından işgal edilen mevcut bina olduğunu söyledi.
Parlamentonun temeli olan Irak Kurucu Meclisi'nin 1924'te kurulduğunu ve toplantılarının şu anda Hikmet Evi'nin salonu olan Abbasi Sarayı'nın bitişiğindeki Hikmet Evi'nin salonlarından birinde konferanslar gerçekleştiğini sözlerine ekleyen Cabiri, Meclis binası onaylanana kadar bir süre toplantıları o salonda devam ettiği belirtti.

Duraklama dönemleri
1958'de monarşinin yıkılmasından sonra ülkedeki siyasi durumun istikrarsızlığını ve 1963'te müteakip devrimleri anlatan Cabiri, Baas Partisinin 1968 darbesinden sonra iktidara geldiğini ve 1980’lerde Irak parlamentosunun kurulduğunu ardından Ulusal Konsey adını aldığını ifade etti. Temsilciler Meclisi'nin yetkisini temsil eden ve merkezi Yeşil Bölge yakınlarındaki el-Alevi bölgesinde bulunan bina, şimdiye kadar Ulusal Meclis Binası olarak anılıyor.

Bağlantısızlar Hareketi Zirvesi
2003 yılından sonra ABD'nin Irak'ı işgali sonrasında kurulan Ulusal 1980’li yılların başında inşa edilen Kültür Bakanlığı'nın Konferans Sarayı binasında meclis toplantıları yapmaya başladığını, o dönemde konferansların ve zirvelerin yapıldığı ana binalardan biri olduğunu sözlerine ekledi.
Konferans Sarayı binasının kuruluş gerekçesi ve en belirgin özellikleri hakkında ise modern bir üslup temelinde inşa edildiğini, o sırada Bağlantısızlar Zirvesi'ne ev sahipliği yapmasının umulduğunu ancak Irak-İran savaşı nedeniyle başka bir yere taşındığını söyleyen Cabiri, binanın birkaç kattan, çeşitli tesislerden ve yemek hazırlamak için büyük bir kafeteryadan oluştuğuna, ayrıca Parlamento komitelerine tahsis edilen birçok odayı içeren birçok koridoru olan Anayasa Salonu da dahil olmak üzere çeşitli toplantı salonlarına, siyasi bloklar ve personel ofislerine sahip olduğunu bildirdi.

Temel olan güvenlik
Eski Milletvekili Abdulhadi el-Hassani, Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesinden sonraki güvenlik durumunun, o sırada oluşturulan Yönetim Konseyi'ni, yeni bina güvence altına alınabileceği için öncekinden farklı bir bina seçmeye ittiğini söyledi.
Hassani, önceki rejimin askeri bir şekilde değişmesi bir güvenlik dengesizliği yarattığını ve Yeşil Bölge'nin tüm yürütme, yasama ve yargı kurumlarını, hatta Savunma Bakanlığı'nı bile orada topladığını sözlerine ekledi. Kapatılan Yönetim Kurulu'nun Kültür Bakanlığı'na ait olan ve Konferans Sarayı olarak adlandırılan mevcut binayı seçerek bir vizyona sahip olduğunu belirtti.

Taşınması zor
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Hassani, güvenlik durumunun Temsilciler Meclisi'ni Yeşil Bölge'nin korumasının dışına çıkarmasına izin vermediğine, çünkü hala bir güvenlik karmaşası içinde olduklarına dikkati çekerek, önceki binanın bu süre zarfında Ulusal Meclis tarafından kullanıldığını bu nedenle, etkileri nedeniyle önceki binadan uzak durmak daha iyi olduğunu sözlerine ekledi.



Şarku’l Avsat’a konuşan resmi kaynak: Suveyda’da gelecek hafta tutuklu ve esirlerin takası yapılacak

Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan resmi kaynak: Suveyda’da gelecek hafta tutuklu ve esirlerin takası yapılacak

Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)

Suriye resmi kaynakları, çoğunluğu Dürzi olan Suveyda vilayetinde konuşlu Ulusal Muhafızlar ile Suriye hükümeti arasında yürütülen görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini ve taraflar arasında tutuklu ve esir değişimi yapılmasını öngören bir anlaşmanın önümüzdeki hafta tamamlanmasının beklendiğini bildirdi.

Suveyda Valiliği Medya İlişkileri Birimi Müdürü Kuteybe Azzam yaptığı kısa açıklamada, “Tutuklu ve esir değişimi konusundaki görüşmelerde ilerleme kaydedildi” ifadesini kullandı.

Azzam, anlaşmanın tamamlanacağı kesin tarihi belirtmedi, ancak değişim işleminin önümüzdeki hafta gerçekleşmesinin muhtemel olduğunu söyledi. Takas esnasında Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) temsilcilerinin de hazır bulunacağını ifade eden Azzam, teslim alma ve teslim etme işlemlerine ilişkin düzenlemelerin şu anda yürütüldüğünü belirtti.

Görsel kaldırıldı.Geçtiğimiz ekim ayında Suveyda’da Dürzi gruplar ve Arap kabileleri arasında gerçekleştirilen takastan (Anadolu Ajansı – AA)

Azzam 19 Şubat’ta Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suriye hükümeti ile Ulusal Muhafızlar arasında esir değişimi anlaşmasına varmak amacıyla ABD aracılığıyla yürütülen dolaylı görüşmelerin sürdüğünü belirtmişti. O dönemde Azzam, görüşmelerin üçüncü taraf olarak ABD üzerinden dolaylı şekilde yürütüldüğünü kaydetmişti.

Raporlara göre, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, anlaşmanın tamamlanması için her iki taraftan da onay aldı. Anlaşma kapsamında, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Adra Hapishanesi’nde tutulan 61 sivil serbest bırakılacak; karşılığında, Ulusal Muhafızlar tarafından Suveyda’da gözaltında tutulan 30 Savunma ve İçişleri bakanlıkları personeli teslim edilecek.

Görsel kaldırıldı.Şeyh Hikmet el-Hicri (AFP)

Gözlemcilere göre bu açıklama, Suriye hükümeti ile Şeyh Hikmet el-Hicri ve ona bağlı Ulusal Muhafızlar arasında aylardır süren siyasi çıkmazda bir gevşemeyi yansıtıyor. Söz konusu çıkmaz, Temmuz 2025’te yaşanan ve onlarca kişinin hayatını kaybettiği kanlı çatışmalarla patlak veren Suveyda kriziyle bağlantılı. O dönemde Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi aşiretleri ve Suriye güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşanmış, İsrail ise Dürzileri koruma gerekçesiyle askeri müdahalede bulunmuştu.

Temmuz 2025 olaylarında gözaltına alınan tüm kişilerin serbest bırakılması, eylül ayında Şam’dan ABD ve Ürdün desteğiyle açıklanan ‘yol haritasının’ maddelerinden biri olarak öne çıkıyor. Ancak yol haritası ve krizle ilgili tartışmalar son dönemde gündemden düşmüş durumda.


Gazze’de gönüllüler, savaşın yıkıntıları arasından yazılı mirasın geriye kalanlarını kurtarmaya çalışıyor

UNESCO, savaşın patlak vermesinden bu yana Gazze Şeridi'ndeki 114 bölgede meydana gelen hasarı belgeledi (AFP)
UNESCO, savaşın patlak vermesinden bu yana Gazze Şeridi'ndeki 114 bölgede meydana gelen hasarı belgeledi (AFP)
TT

Gazze’de gönüllüler, savaşın yıkıntıları arasından yazılı mirasın geriye kalanlarını kurtarmaya çalışıyor

UNESCO, savaşın patlak vermesinden bu yana Gazze Şeridi'ndeki 114 bölgede meydana gelen hasarı belgeledi (AFP)
UNESCO, savaşın patlak vermesinden bu yana Gazze Şeridi'ndeki 114 bölgede meydana gelen hasarı belgeledi (AFP)

Gazze'den bir grup gönüllü, Filistin topraklarındaki en eski ve en büyük kütüphanelerden birinin arazisinde, savaşın bedelini ödeyen ve zengin kültürel mirasın değerli bir parçasını temsil eden paha biçilmez eski kitapları kurtarmak için yoğun bir şekilde çalışıyor.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre diğer kültürel ve dini mekanlar gibi, Gazze Şeridi'nin en büyük ve en eski camisi olan Gazze Eski Şehri'ndeki Ömeri Camii'nin kütüphanesi de İsrail'in bombardımanında ciddi şekilde hasar gördü.

Bir zamanlar kilise olan 12’nci yüzyıldan kalma cami ise büyük ölçüde yıkıntıya dönüşmüş durumda.

Britanya Kütüphanesi'nin desteklediği bir miras koruma fonunu yöneten Hanin el-Umusi şunları söyledi:

“Kütüphanenin aldığı hasarın boyutunu görünce şok oldum. Çok acı bir manzaraydı. Kitapları kurtarmak için acele etmenin benim görevim olduğunu hissettim.”

AFP’ye konuşan Umusi, bir grup gönüllüyle birlikte kütüphaneyi kurtarmak için bir girişim başlattığını açıkladı.

Umusi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu kütüphanenin batı kısmı, İsrail ile Hamas arasında 2023 yılının ekim ayında Hamas'ın daha önce eşi ya da benzeri görülmemiş saldırısının ardından iki yıl süren savaş sırasında Büyük Ömeri Camii'nin üç kez bombalanması sonucu yandı.”

Kütüphanede yaklaşık 20 bin kitap bulunduğunu, bunlardan sadece üç veya dört bin tanesinin kurtulduğunu belirten Umusi, “Büyük Ömeri Camii kütüphanesi, El-Aksa Camii Kütüphanesi ve Ahmed Paşa el-Cezar Kütüphanesi'nden sonra Filistin'in üçüncü büyük kütüphanesiydi. Hukuk, tıp, İslam fıkhı, edebiyat ve çeşitli diğer konularda çok çeşitli kitaplar içeren önemli bir tarihi kütüphaneydi” ifadelerini kullandı.

Gazze'nin uzun bir geçmişe sahip. Bu da Filistin topraklarını Kenan, Mısır, Pers ve Yunan gibi ardışık medeniyetlerin eserlerinin hazinesi haline getiriyor.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) geçtiğimiz yılın ekim ayı itibarıyla, savaşın patlak vermesinden bu yana 114 bölgede hasar olduğunu belgeledi. İsrail, iki yıllık savaş boyunca Gazze Şeridi'ne abluka uygulayarak, yıkıma uğramış Filistin topraklarında felaket boyutunda bir insani kriz ve gıda ve temel ihtiyaç maddelerinde kıtlığa neden oldu.

“Küf ve barut”

Eski taş kütüphanenin odalarından birinde, bir grup gönüllü, bazı kısımları yanmış, sayfaları sararmış bir kitabın kalıntılarını toplarken, içlerinden biri ‘küf ve barut kokusunun’ yükseldiğini belirtiyor. Bitişik odada ise Hanin eski bir kitabın tozlarına üfleyerek, “Bu nadir ve tarihi kitapların durumu içler acısı. Çünkü 700 ila 800 günden fazla bir süredir terk edilmiş durumdalar. Kitaplarda büyük hasar ve barut izleri görebiliyoruz” diye ekliyor.

BM’den bağımsız bir komisyon, 2025 yılının haziran ayında yayınladığı bir raporda, İsrail'in Gazze'deki okullara, dini ve kültürel mekanlara yönelik saldırılarının savaş suçu teşkil ettiğini açıkladı.

BM İşgal Altındaki Filistin Toprakları Hakkında Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu raporunda, “İsrail, Gazze'deki eğitim sistemini tahrip etmiş ve Gazze Şeridi'ndeki dini ve kültürel mekanların yarısından fazlasına zarar vermiştir” ifadeleri yer aldı.

Bu rapora, BM komisyonunu ‘BM İnsan Hakları Konseyi'ne (BMİHK) bağlı, önyargılı ve siyasallaşmış bir mekanizma’ olarak nitelendirerek yanıt veren İsrail, raporu ‘Gazze savaşı hakkındaki yanlış anlatısını desteklemek için yapılan bir başka girişim’ olarak değerlendirdi.


İsrail'in Gazze'nin güneyine düzenlediği hava saldırısında bir Filistinli öldü

Filistinli sağlık çalışanları, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan Filistin Kızılayı genel merkezinde tahrip olmuş ambulansların yanından geçiyor (AFP)
Filistinli sağlık çalışanları, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan Filistin Kızılayı genel merkezinde tahrip olmuş ambulansların yanından geçiyor (AFP)
TT

İsrail'in Gazze'nin güneyine düzenlediği hava saldırısında bir Filistinli öldü

Filistinli sağlık çalışanları, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan Filistin Kızılayı genel merkezinde tahrip olmuş ambulansların yanından geçiyor (AFP)
Filistinli sağlık çalışanları, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan Filistin Kızılayı genel merkezinde tahrip olmuş ambulansların yanından geçiyor (AFP)

Gazze Şeridi'nin çeşitli bölgelerinde İsrail güçlerinin bugün düzenlediği topçu ateşi ve silahlı saldırıda bir Filistinli vatandaş öldü, birçok kişi ise yaralandı.

Filistin Haber Ajansı (WAFA) tıbbi kaynaklara dayandırdığı haberinde, Han Yunus'un güneyindeki Ard el-Limon bölgesini hedef alan bombalı saldırıda 27 yaşında bir adamın öldüğünü ve naaşının Nasır Tıp Kompleksi'ne kaldırıldığını bildirdi.

Ayrıca, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Ebu Hüseyin Okulu yakınlarında İsrail insansız hava aracı (İHA) ateşiyle bir Filistinli yaralandı; Han Yunus'un güneyindeki Kizan Ebu Reşvan bölgesinde ise bir kız çocuğu İsrail'in açtığı ateş sonucu yaralandı.

 Filistinliler, Han Yunus'ta 19 Şubat'ta İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden bir akrabaları için yas tutuyor (DPA)Filistinliler, Han Yunus'ta 19 Şubat'ta İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden bir akrabaları için yas tutuyor (DPA)

İsrail uçakları, Gazze şehrinin doğusunda ve Han Yunus'un doğusundaki "sarı hat"ın doğusunda hava saldırıları düzenledi. Bu saldırılar, savaş uçaklarının yoğun alçak irtifa uçuşlarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşti. İsrail güçleri, Han Yunus'un doğusundaki yerleşim binalarını yıktı ve Gazze şehrinin doğusundaki Şucaiyye mahallesinin doğusundaki ve Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc kampının doğusundaki bölgeleri bombaladı.

Güney Gazze Şeridi'ndeki Han Yunus'ta, yerinden edilmiş Filistinlilerin barındığı derme çatma bir kampta, çocuklar sular altında kalmış bir sokaktan geçiyor (AFP)Güney Gazze Şeridi'ndeki Han Yunus'ta, yerinden edilmiş Filistinlilerin barındığı derme çatma bir kampta, çocuklar sular altında kalmış bir sokaktan geçiyor (AFP)

İsrail güçleri ayrıca Gazze şehrinin güneydoğusundaki Zeytun mahallesinin doğusunda da defalarca ateş açtı, ancak şu ana kadar bu bölgede herhangi bir yaralanma veya ölüm bildirilmedi.

Şarku’l Avsat’ın WAFA'dan aktardığına göre 11 Ekim'deki ateşkesin ardından İsrail güçleri 615 Filistinliyi öldürdü ve bin 658 Filistinliyi de yaraladı.