Irak parlamentosu, yüzyıldır siyasi dönüşümleri yansıtıyor

Irak Kültür Bakanlığı, Konferans Sarayı'nın organizasyon yönünden, genel yapısından ve çalışanlarından sorumluydu halen de sorumludur

 Irak parlamentosunun oturumlarından bir kare (AFP)
Irak parlamentosunun oturumlarından bir kare (AFP)
TT

Irak parlamentosu, yüzyıldır siyasi dönüşümleri yansıtıyor

 Irak parlamentosunun oturumlarından bir kare (AFP)
Irak parlamentosunun oturumlarından bir kare (AFP)

Mueyyed et-Turfi
Irak Temsilciler Meclisi, çeşitli isimlendirmeleriyle, farklı siyasi sistemlere ve devletin bir asırlık hayatındaki siyasi ve sosyal davranışlarına rağmen modern Irak devletinin ve yönelimlerinin kurulmasında önemli bir rol oynadı.
100 yıl önceki kesintili yasama hayatında Irak parlamentosu, karargâh ve toplantı olarak hizmet vermek üzere farklı yerler arasında hareket etti. 1920’li yılların başında, Osmanlı Müsteşarlık Meydanı'ndaki Beytu’l Hikme’nin bitişiğindeki bir binanın kullanılıyordu. Irak devletinin kuruluşunun başlangıcında, başkentte başka yerlere taşınmadan önce, Bakanlar Kurulu, Dışişleri Bakanlığı ve diğer bir dizi dairenin binalarını karargâh olarak içeriyordu.
1930’lardan 1958 yılına kadar mevcut Cumhuriyet Sarayı'nın yakınında o dönem Karadat Maryam olarak adlandırılan Yeşil Bölge'deki bir bina merkez olarak alındı. Geliştirilmesinin ardından şimdilerde Irak Savunma Bakanlığı ofisi olarak kullanılıyor. Yüksek sütunlara ve Bağdatlıların ‘İngiliz binası’ olarak adlandırdığı o dönemki modern mimarinin şekline sahiptir.

20 yıllık ara
Irak'ta monarşiyi deviren ve Irak Cumhuriyeti'nin ilan edildiği Temmuz 1958 darbesinin ardından Irak Ulusal Meclisi feshedildi ve bu karar 1980 yılına kadar yürürlükte kaldı. Eski Irak Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin, Irak Ulusal Meclisi'nin yeni şekli olan Irak Ulusal Konseyi için seçimler düzenlediğinde, adaylık Baas Partisi'ne bağlı olanlar veya onun tavsiyesini alanlar ile sınırlıydı.
Bu Konsey başkent Bağdat'ın merkezindeki el-Alevi bölgesindeki Ulusal Konsey merkezi olarak adlandırılan bilindik bir binayı merkez aldı. Genel merkezi Saddam Hüseyin rejiminin 2003 yılında düşüşüne kadar, hasara, yağma ve talanlara maruz kaldı. Daha sonra 2008 yılında yeniden Meclis merkezi olarak kullanılmak üzere restore edildi.

Tek oturum
2019 yılının Nisan ayında, eski Ulusal Meclis binası, milletvekilleri ve eski Başbakan Adil Abdulmehdi'nin katılımıyla parlamentonun çalışmalarını devretmeye bir giriş olarak Irak parlamentosu oturumuna tanık oldu. Söz konusu oturum, 2003'ten bu yana türünün ilk örneği olmuştu.  Ancak siyasi bloklar ve meclis başkanlığı, özellikle başkentin merkezindeki en önemli ana caddelerin yakınında yer alması nedeniyle Ekim 2019 gösterilerinin ardından karar geri alınmıştı.

2003 yılından sonra Parlamento
Saddam rejimi devrilince Irak'ta Amerikalı sivil yönetici Paul Bremer tarafından yönetilen geçici bir otorite kuruldu. Bu otoriteye Uluslararası İttifak'ın Koalisyon Otoritesi adı verildi. Bu otorite daha sonra Irak hükümetinin kurulmasından sonra feshedildi. Bu Koalisyon Otoritesi, 1982'de açılan başkent Bağdat'taki Konferans Sarayı'nın Genel Merkezi, şu anda yeşil bölgenin bir parçası olan Kutlama Meydanı ve Al-Rasheed Otel binasının yakınında yer almaktadır.
Ulusal Kurucu Meclis burayı merkez olarak aldı. Geçmiş yıllarda Irak'ın sembollerinden biri olacak yeni bir merkez inşa etmek için ciddi adımlar atılmasına rağmen bugüne kadar Irak parlamentosunun merkezi olarak kaldı.

Kültür Bakanlığına bağlı
Kültür Bakanlığı sözcüsü Ahmed el-Ulyavi, Konferans Sarayı binasının örgütsel olarak Kültür Bakanlığı'na bağlı olduğunu ve bundan sorumlu olduğunu söyledi. İnşaat edilmesinin üzerinden 40 yıl geçen yapının bir mimarlık firması tarafından yapıldığına ve üslubunun geçmiş ile modernitenin harmanlandığına dikkat çekti.
Ulyavi, “Önceki rejim yerel değil, uluslararası düzeyde etkinlikler düzenlerdi. Dolayısıyla halihazırda Irak Parlamentosu'nun faaliyetlerinin yürütüldüğü Konferans Sarayı binası, o zamanlar, Arap ve yabancı ülkelerin liderlerinin zirvelerine tahsis edilmişti” dedi.
Sözcü, Kültür Bakanlığı'nın teşkilat yönünden, genel yapısından, işçilerden ve elektrik, mühendislik ve bahçeler de dahil olmak üzere tüm hizmet bölümlerinden sorumlu olduğunu ve hala bundan sorumlu olduğunu açıkladı. Yapının ilk olarak Finlandiyalı bir firma tarafından yapıldığını ve proje çizimlerini hala mevcut olduğunu, bina yaşının 40 yıl olarak tahmin edildiğini ancak yine de iyi durumda olduğunu, yapı ve hizmetler açısından farklı yeteneklere sahip olduğunu ifade etti.

Özel mühürler
Binanın, konukların binaya giriş sürecini kolaylaştırmak için bu amaçla tasarlanmış özel bir tünel ile Al-Rasheed Otel'e bağlı olduğuna dikkat çeken, Kültür Bakanlığı sözcüsü Ahmed el-Ulyavi, binanın şu anda Yeşil Bölge'de bulunduğuna ve merkezi tüm hizmetleri sağladığını tespit eden Irak Temsilciler Konseyi tarafından kullanıldığını söyledi. Ulyavi, “Bu, ‘Bağdat'ın diğer bölgelerinde bu tür binalara ihtiyacımız olduğu’ anlamına geliyor” dedi. Binanın mimarisinin ve içeriğinin çağdaş ve eski tarzını birleştirdiğini, modernlikten hoşlanan resmi bir karaktere sahip olma eğiliminde olduğunu, bir bodrum katına ek olarak birkaç katı bulunduğunu açıkladı.
Bina yapılırken mutfak eşyaları, bardaklar ve kaşıkların ithal edilerek Konferans Sarayı için özel bir mühürle işaretlendiğini ve artık koleksiyonlara dahil edildiğini sözlerine ekledi. Binanın her şeye hazır olmasının istendiğine dikkat çeken Bakanlık Sözcüsü, binanın acil çıkışların yanı sıra birçok giriş ve çıkış kapısına sahip olduğunu belirtti.

Yeni bina inşası
Geçtiğimiz yıllarda Irak parlamentosu üyeleri, Kültür Bakanlığı'ndan ödünç alınan bina yerine kalıcı bir merkez olarak yeni bir bina inşa etmeyi düşündüler. Bu amaç için 2011 yılının Kasım ayında bir yarışma ilan edildi. Yarışma, Londra merkezli mimarlık firması ‘Assemblagee’ projeyi tasarlaması için ödül almasıyla sonuçlandı. Yeni binayı inşa etme maliyeti 1 milyar dolar olarak tahmin edildi.
Parlamento binası, Abbasi kökenli Abu Cafer el-Mansur tarafından kurulduğunda Bağdat'ın dairesel şeklinden esinlenerek dairesel geometrik şeklin gücü ve sadeliği için dairesel bir şekilde tasarlandı.
Eski Al-Muthana Askeri Havaalanı sahasındaki yeni havaalanı binasının inşaatının 2014 yılının başlarında başlaması gerekiyordu. Ancak güvenlik durumunun kötüleşmesi, DEAŞ ile savaşın başlaması ve petrol fiyatlarının düşmesi, tüm bu faktörler, projenin o zamandan beri durdurulmasına neden oldu.
Yakın tarih uzmanı Prof. Dr. İsmail el-Cabiri, 1920'lerde modern Irak devletinin kuruluşundan bu yana Irak parlamentosu tarafından kullanılan birçok binanın olduğunu bunlardan sonuncusunun mevcut parlamento tarafından işgal edilen mevcut bina olduğunu söyledi.
Parlamentonun temeli olan Irak Kurucu Meclisi'nin 1924'te kurulduğunu ve toplantılarının şu anda Hikmet Evi'nin salonu olan Abbasi Sarayı'nın bitişiğindeki Hikmet Evi'nin salonlarından birinde konferanslar gerçekleştiğini sözlerine ekleyen Cabiri, Meclis binası onaylanana kadar bir süre toplantıları o salonda devam ettiği belirtti.

Duraklama dönemleri
1958'de monarşinin yıkılmasından sonra ülkedeki siyasi durumun istikrarsızlığını ve 1963'te müteakip devrimleri anlatan Cabiri, Baas Partisinin 1968 darbesinden sonra iktidara geldiğini ve 1980’lerde Irak parlamentosunun kurulduğunu ardından Ulusal Konsey adını aldığını ifade etti. Temsilciler Meclisi'nin yetkisini temsil eden ve merkezi Yeşil Bölge yakınlarındaki el-Alevi bölgesinde bulunan bina, şimdiye kadar Ulusal Meclis Binası olarak anılıyor.

Bağlantısızlar Hareketi Zirvesi
2003 yılından sonra ABD'nin Irak'ı işgali sonrasında kurulan Ulusal 1980’li yılların başında inşa edilen Kültür Bakanlığı'nın Konferans Sarayı binasında meclis toplantıları yapmaya başladığını, o dönemde konferansların ve zirvelerin yapıldığı ana binalardan biri olduğunu sözlerine ekledi.
Konferans Sarayı binasının kuruluş gerekçesi ve en belirgin özellikleri hakkında ise modern bir üslup temelinde inşa edildiğini, o sırada Bağlantısızlar Zirvesi'ne ev sahipliği yapmasının umulduğunu ancak Irak-İran savaşı nedeniyle başka bir yere taşındığını söyleyen Cabiri, binanın birkaç kattan, çeşitli tesislerden ve yemek hazırlamak için büyük bir kafeteryadan oluştuğuna, ayrıca Parlamento komitelerine tahsis edilen birçok odayı içeren birçok koridoru olan Anayasa Salonu da dahil olmak üzere çeşitli toplantı salonlarına, siyasi bloklar ve personel ofislerine sahip olduğunu bildirdi.

Temel olan güvenlik
Eski Milletvekili Abdulhadi el-Hassani, Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesinden sonraki güvenlik durumunun, o sırada oluşturulan Yönetim Konseyi'ni, yeni bina güvence altına alınabileceği için öncekinden farklı bir bina seçmeye ittiğini söyledi.
Hassani, önceki rejimin askeri bir şekilde değişmesi bir güvenlik dengesizliği yarattığını ve Yeşil Bölge'nin tüm yürütme, yasama ve yargı kurumlarını, hatta Savunma Bakanlığı'nı bile orada topladığını sözlerine ekledi. Kapatılan Yönetim Kurulu'nun Kültür Bakanlığı'na ait olan ve Konferans Sarayı olarak adlandırılan mevcut binayı seçerek bir vizyona sahip olduğunu belirtti.

Taşınması zor
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Hassani, güvenlik durumunun Temsilciler Meclisi'ni Yeşil Bölge'nin korumasının dışına çıkarmasına izin vermediğine, çünkü hala bir güvenlik karmaşası içinde olduklarına dikkati çekerek, önceki binanın bu süre zarfında Ulusal Meclis tarafından kullanıldığını bu nedenle, etkileri nedeniyle önceki binadan uzak durmak daha iyi olduğunu sözlerine ekledi.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.