Pakistan Taliban'ından Bilim ve Teknoloji Bakanına şantaj mektubu

Silahlı şiddetin yeniden canlanmasından endişe ediliyor

Pakistanlı bir polis memuru, dün Hayber-Pahtunhva eyaletinin Peşaver kentinde yapılan ara seçimde bir vatandaş oy kullanırken merkezde nöbette (AFP)
Pakistanlı bir polis memuru, dün Hayber-Pahtunhva eyaletinin Peşaver kentinde yapılan ara seçimde bir vatandaş oy kullanırken merkezde nöbette (AFP)
TT

Pakistan Taliban'ından Bilim ve Teknoloji Bakanına şantaj mektubu

Pakistanlı bir polis memuru, dün Hayber-Pahtunhva eyaletinin Peşaver kentinde yapılan ara seçimde bir vatandaş oy kullanırken merkezde nöbette (AFP)
Pakistanlı bir polis memuru, dün Hayber-Pahtunhva eyaletinin Peşaver kentinde yapılan ara seçimde bir vatandaş oy kullanırken merkezde nöbette (AFP)

Pakistan Talibanı, Hayber- Pahtunhva hükümetindeki bir eyalet bakanına 8 milyon rupi talep eden bir şantaj mektubu gönderdi. Tehdit mektubunda eyaletteki iktidar partisinin üst düzey lideri olan Bakan Atıf Han'a, 8 milyon rupi ödememesi durumunda olay yerinde öldürüleceği ifadeleri yer aldı.
Atıf Han, Pakistan'ın iktidardaki Tehreek-e-Insaf (Pakistan Adalet Hareketi) partisinin önde gelen lideri ve Hayber Pahtunhva Eyalet Hükümeti'nde Bilim ve Teknoloji Bakanı olduğu biliniyor.
Pakistan Talibanı ise tehdit mesajı gönderdiği iddialarını yalanladı. Grup, mektupta belirtilen referans numarasının kendisine ait olmadığını bildirdi. Pakistan Talibanı, Hareket tarafından yayınlanan tüm mesajların, Hareket’in adını taşıyan resmî belgelerde yayınlandığını açıkladı. Dolayısıyla Bakan Atıf Han'a verilen mektup, Hareket tarafından onaylanan resmi yoldan başka bir yolla teslim alınırsa sahte kabul edileceği ifade edildi.
Basına açıklamada bulunan Atıf Han, mektubu ‘genellikle şantaj tehditlerinin yayınlandığı şekilde’ aldığını ve hiçbir tehdide boyun eğmeyeceğini söyledi.
Atıf Han, yaptığı konuşmada şantaj için istenen tutarı ödemeyi reddettiğini ve konuyla ilgili tüm güvenlik birimlerine bilgi verdiğini belirtti. Han ayrıca “Top, şimdi gerekli önlemleri alınması için güvenlik servislerinde” şeklinde konuştu.
Malakand Bölgesi Sivil İdaresi dün, Hayber Pahtunhva halkının hiçbir grup veya bireyin eyaletteki barışı bozmasına izin vermeyeceğini ifade eden bir bildiri yayınladı.
Swat Komiser Yardımcısı tarafından yapılan açıklamaya göre, Swat, Buner, Shangla, Upper Dir, Lower Dir, Malakand ve Bajaur ilçe meclisleri geçtiğimiz Cumartesi günü Saidu Sharif 'te yapıldı. Katılımcılar, Swat ve Malakand ilçesinin diğer bölgelerindeki güvenlik durumunu, barış ve istikrarı sağlamak için alınan önlemleri tartıştı.
Şantaj mesajı, başta Hayber Pahtunhva eyaletindeki Pakistan Talibanı olmak üzere silahlı şiddetin yeniden canlanmasına dair artan korkular ortamında geldi. Ülkede aşırılık yanlısı militanların yeniden bir araya gelmesine karşı geniş çaplı protestolar düzenlendi. Swat'ta büyük bir vatandaş kalabalığı, silahlı kişilerin bir okul servisine düzenlenen, sürücünün ölümü ve iki öğrencinin yaralanmasına neden olan saldırıyı protesto etmek için gösteri düzenledi. Yerel halk, saldırıyı gerçekleştirenlerin tutuklanmasını ve devletin otoritesini hiçe sayarak, bölgenin dağlık tepelerinde kamp kuran militanlara yönelik operasyon yapılmasını talep etti.
Swat'tan sonra, Hayber Pahtunhva, Güney ve Kuzey Veziristan'da on binlerce kişi Laki Marwat'ta artan şiddeti ve kaosu protesto etmek için sokaklara çıktı.



Trump: İranlı müzakereciler "kendi halkları tarafından öldürülmekten" korkuyorlar

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump: İranlı müzakereciler "kendi halkları tarafından öldürülmekten" korkuyorlar

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump dün İran'ın barış görüşmelerine katıldığını ısrarla belirterek, Tahran'ın bunu reddetmesinin İranlı müzakerecilerin "kendi halkları tarafından öldürülme" korkusundan kaynaklandığını söyledi.

Trump, bir akşam yemeğinde Cumhuriyetçi Kongre üyelerine, “Bu arada müzakere ediyorlar ve bir anlaşmaya varmak için can atıyorlar. Ama bunu söylemekten korkuyorlar çünkü söylerlerse kendi halkları tarafından öldürüleceklerini düşünüyorlar” ifadelerini kullandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre "Onlar da bizim tarafımızdan öldürülmekten de korkuyorlar" diye ekledi.

Trump'ın açıklamaları, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin İran'ın Amerika Birleşik Devletleri ile müzakere etme "niyetinin olmadığını" söylemesinin ardından geldi.

Trump, Tahran'ın hayati öneme sahip petrol sevkiyat yolu olan Hürmüz Boğazı'nı fiilen kontrol etmesine rağmen, İran'ın "yok edileceği" iddiasını yineledi.

Trump, iç politikadaki rakiplerine yönelik sert bir saldırıda bulunarak, Demokratların "bu askeri operasyonda elde ettiğimiz muazzam başarıdan dikkatleri dağıtmaya çalıştıklarını" söyledi.

Trump, Demokratların kendisinden savaş için Kongre onayı alması yönündeki çağrılarına alaycı bir gönderme yaparak şunları belirtti: "Onlar 'savaş' kelimesini sevmiyorlar çünkü onay gerektiriyor, bu yüzden ben de 'askeri operasyon' kelimesini kullanacağım."


Ateşkes, karşılıklı şartlar arasında tıkanmış durumda

Tel Aviv'in doğu banliyölerinde bulunan Bney Brak'ta, top mermisiyle hasar gören bir binanın önünde güvenlik güçleri ve kurtarma ekipleri nöbet tutuyor (AFP)
Tel Aviv'in doğu banliyölerinde bulunan Bney Brak'ta, top mermisiyle hasar gören bir binanın önünde güvenlik güçleri ve kurtarma ekipleri nöbet tutuyor (AFP)
TT

Ateşkes, karşılıklı şartlar arasında tıkanmış durumda

Tel Aviv'in doğu banliyölerinde bulunan Bney Brak'ta, top mermisiyle hasar gören bir binanın önünde güvenlik güçleri ve kurtarma ekipleri nöbet tutuyor (AFP)
Tel Aviv'in doğu banliyölerinde bulunan Bney Brak'ta, top mermisiyle hasar gören bir binanın önünde güvenlik güçleri ve kurtarma ekipleri nöbet tutuyor (AFP)

ABD ve İsrail'in bir tarafta, İran'ın ise diğer tarafta yer aldığı savaşa son verilmesi, Washington'ın bölgesel arabulucular aracılığıyla diplomatik bir yol izlemesine rağmen, iki taraf arasında karşılıklı şartlar nedeniyle dün durmuş gibi görünüyordu.

Tahran, savaşa son vermenin tamamen İran'ın kendi kararı olacağını ve ABD Başkanı Donald Trump'ın önerdiği zaman çizelgesine değil, kendi belirlediği şartlara bağlı olacağını ifade etti.

Üst düzey bir İranlı yetkili Reuters'e verdiği demeçte, Pakistan'ın İran'a ABD'den bir teklif ilettiğini ve potansiyel gerilimi azaltma görüşmelerine Pakistan veya Türkiye'nin ev sahipliği yapabileceğini doğruladı. Birçok kaynak, Trump'ın savaşı sona erdirmeyi ve Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmayı içeren 15 maddelik bir plan sunduğunu bildirdi. Ancak Tahran, müzakerelerin varlığını kamuoyu önünde reddetti ve şartları yerine getirilmeden herhangi bir ateşkesin mümkün olmayacağında ısrar etti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu şartlar arasında saldırıların durdurulması, tekrar yaşanmayacağına dair garantiler, tazminatlar, tüm cephelerde çatışmaların sona ermesi ve Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğinin tanınması yer alıyor.

Diğer yandan Batılı kaynaklar, Washington'un zenginleştirmenin durdurulması, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun ortadan kaldırılması, füze programının kısıtlanması ve Tahran'ın bölgedeki müttefiklerine verilen desteğin sona erdirilmesi taleplerinde ısrarcı olduğunu belirtti.

Pentagon, bölgedeki ABD güçlerini takviye etmek için 82. Hava İndirme Tümeni'nden binlerce asker göndereceğini duyurdu; bu hamle Trump'ın seçeneklerini genişletiyor.

İsrail, İran içindeki seyir füzesi üretim tesislerini ve deniz üslerini bombaladığını açıklarken, Devrim Muhafızları da İsrail içindeki hedefleri içeren yeni bir füze saldırı dalgası gerçekleştirdiğini duyurdu.

Tahran, topraklarını veya adalarını hedef alan herhangi bir kara harekatına karşılık olarak çatışmaları Bab el-Mandeb'e genişletmekle tehdit etti.

Devrim Muhafızları'na bağlı Tesnim haber ajansı, İranlı bir askeri kaynağa atıfta bulunarak, adalara veya İran topraklarının herhangi bir bölümüne yönelik herhangi bir kara harekatının veya Arap Körfezi ve Umman Denizi'nde İran'a maliyet getirecek herhangi bir deniz çatışmasının "sürpriz" cephelerin açılmasıyla karşılanabileceğini ifade etti.


ABD ve Ekvador, uyuşturucu kampı diye çiftliği bombalamış

Köylülere göre uyuşturucu kampına operasyon görüntüsü diye servis edilen video ve fotoğraflar gerçeği yansıtmıyor (Reuters)
Köylülere göre uyuşturucu kampına operasyon görüntüsü diye servis edilen video ve fotoğraflar gerçeği yansıtmıyor (Reuters)
TT

ABD ve Ekvador, uyuşturucu kampı diye çiftliği bombalamış

Köylülere göre uyuşturucu kampına operasyon görüntüsü diye servis edilen video ve fotoğraflar gerçeği yansıtmıyor (Reuters)
Köylülere göre uyuşturucu kampına operasyon görüntüsü diye servis edilen video ve fotoğraflar gerçeği yansıtmıyor (Reuters)

ABD ve Ekvador'un ortak operasyonla vurduğunu duyurduğu uyuşturucu karteline ait kampın aslında bir süt çiftliği olduğu ileri sürülüyor.

New York Times, bölgeyi ziyaret ederek gerçekleştirdiği kapsamlı incelemede, olayın resmi kaynaklardan yapılan açıklamalarla çeliştiğini yazıyor.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, mart başında paylaştığı videoyla ABD ordusunun artık "karada da narkoteröristleri vurduğunu" duyurmuştu. Pentagon da saldırının Ekvador'un talebiyle gerçekleştirilen "hedefli bir operasyon" olduğunu açıklamıştı.

Ekvador'un kuzeyindeki San Martin köyünde yaşayanlarsa olayın resmi açıklamalardan çok farklı geliştiğini savunuyor.

Görgü tanıklarına göre 3 Mart'ta Ekvador askerleri helikopterle bölgeye inerek işçileri sorgulayıp bazılarına işkence etti. Daha sonra da askerler, çiftlik olduğu öne sürülen yapıyı ateşe vermiş.

Köylülere göre 6 Mart'ta helikopterler geri dönerek halihazırda yanmış alanı bombaladı ve bunu "operasyon görüntüsü" diye servis etti.

Çiftliğin sahibi Miguel, ABD ve Ekvador'un açıkladığı gibi bölgenin Kolombiyalı uyuşturucu kartelleri tarafından kamp olarak kullanılmadığını savunuyor.  

Yetkililer, operasyonun Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri'nden (FARC) ayrılan militanların kurduğu, Kolombiya-Ekvador sınırında faaliyet gösteren Comandos de la Frontera'ya karşı düzenlendiğini öne sürmüştü.  

Yaklaşık 140 hektarlık çiftliği 6 yıl önce 9 bin dolara satın aldığını söyleyen Miguel, süt ve et ticareti için 50'den fazla büyükbaş hayvan yetiştirdiğini belirtiyor.

Soyadının gizli tutulmasını isteyen 32 yaşındaki çiftçi, bombardıman sonucu çiftliğinin harabeye döndüğünü ve hayvanlarının çoğunun öldüğünü söylüyor.

Ekvador'daki çeşitli örgütlerin oluşturduğu İnsan Hakları İttifakı, ordunun sivillere saldırdığını savunarak ülke yetkililerine Birleşmiş Milletler'e 13 sayfalık şikayet dilekçesi sundu.

İnsan hakları avukatı Maria Espinosa, "Olayları doğrulamak için gelen tek bir kamu görevlisi bile yok" diyor.

Köylüler, saldırının bölgede günler süren bir askeri operasyonun parçası olduğunu da iddia ediyor. Görgü tanıklarına göre çiftliğin yakınındaki iki ev daha yakıldı ve bunlardan biri daha sonra bombalandı.

San Martin köyü yetkililerinden Vincente Garrido, çiftliğin militanlar veya uyuşturucu kaçakçıları tarafından kullanılmadığını öne sürerek, "Tek istediğimiz gerçeğin ortaya çıkması" diyor.

Independent Türkçe, New York Times, ABC News