Biden, eski ABD Başkanı Nixon'ın hatalarını tekrarlamaması konusunda uyarıldı

ABD’li bir gazete, Joe Biden’ın petrole ile ilgili ‘dikkate alınmayan’ yaklaşımının Rusya için bir zafer olduğunu savundu.

Biden, eski ABD Başkanı Nixon'ın hatalarını tekrarlamaması konusunda uyarıldı
TT

Biden, eski ABD Başkanı Nixon'ın hatalarını tekrarlamaması konusunda uyarıldı

Biden, eski ABD Başkanı Nixon'ın hatalarını tekrarlamaması konusunda uyarıldı

ABD basını, Başkan Joe Biden yönetiminin petrol ve Suudi Arabistan Krallığı ile ilişkilerle ilgili hamlelerinde eski ABD Başkanı Richard Nixon'ın hatalarını tekrarlayarak ‘kendini değersizleştirdiğini’ ileri sürdü. Enerji arzındaki ‘ciddi bozulmanın’ küresel siyasi ve ekonomik istikrar üzerindeki ‘sonuçları’ konusunda uyarıda bulunan medyada, bunun Rusya için ‘büyük bir zafer’, ABD için ise ‘büyük bir yenilgi’ ile sonuçlanabileceği vurgulandı.
ABD merkezli The Wall Street Journal gazetesinde Başkan Biden yönetiminin, Ortadoğu'daki etkili ülkeler arasında kendisini ‘dışlanmış’ bulduğu ifade edildi. Yönetimin, Suudi Arabistan'ın ABD'ye olan güvenini ‘istikrarsızlaştırmaya’ çalışırken İran'la hayali bir nükleer anlaşma yapmak için gayret ettiğine dikkat çekildi. Suudi Arabistan’ın yaklaşık 50 yıl önce, öz konusu dönemde İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi'nin hakim olduğu Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'nün (OPEC) önerisine göre fiyatları yüzde 15 artırmaya karşı çıkarak tek başına ABD'yi ve küresel ekonomiyi resesyondan kurtardığı vurgulandı. Gazete, Suudi Arabistan’ın, OPEC'in ‘piyasalarda düşüşe ve İran'ın iflasına neden olan piyasayı petrolle doldurma’ kararına yanıt verdiği, karşılığında da ABD’nin Riyad'a silah satmayı kabul ettiği ve Suudi Arabistan’ı ABD silahlarının en büyük alıcısı yapan 50 yıllık bir satın alma çılgınlığı başlattığı kaydedildi.
Haberde Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakan Prens Muhammed bin Selman'a övgüde bulunulurken Aralık 1976’da Katar'ın Doha kentinde yapılan OPEC toplantısında altı aylık bir fiyat dondurma teklifinde bulunan dönemin Suudi Arabistan Petrol Bakanı Ahmed Zeki Yamani hatırlatıldı. Gazeteye göre Yamani’nin teklifi, kartelin tüm üyeleri tarafından reddedildikten sonra geri çekildi. Yamani, Sekiz saat sonra Riyad'da dönerek Suudi Arabistan’ın sadece fiyatları yükseltmeye kaşı olmakla kalmayıp, üretimini günde 8,5 milyon varilden 11,8 milyon varile çıkararak kararını uygulayacağını duyurmuştu.
Gazeteye göre ABD o günlerde enerji bakımından büyük oranda dışa bağımlıydı. 2019 yılına kadar net bir enerji ihracatçısı haline gelmişti. Ancak Başkan Biden'ın yeşil enerjiyi teşvik etmek amacıyla yerli enerji üretimini baskılaması ile ABD bu yıl yeniden ‘ham enerji ithalatçısı’ oldu. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Beyaz Saray'ın ‘halen iç siyaseti ulusal çıkarların önüne koyduğu’ düşünülüyor. 1970'lerde, şimdi olduğu gibi, Beyaz Saray kartele fiyatları manipüle etmek için ABD seçimlerini beklemesi için adeta yalvarmıştı.
The Wall Street Journal’ın haberine göre ‘değişmeyen diğer şey ise başkanlık hatası.’ Eski ABD Başkanı Richard Nixon da istifasından önce, tıpkı Biden gibi, alternatif enerji kaynakları geliştirmek ve Şah'ın ABD'nin Ortadoğu'daki istikrar siperi olarak hizmet etmesi için İran'ın büyük ABD silah alımlarını finanse etmek için bir teşvik olarak yüksek fiyatları tercih etmişti. Suudi Arabistan'ın ‘artık küresel enerji ihtiyaçlarını karşılayamayan pahalı yeşil alternatiflerle hızla değiştirilmesi gereken bir kötülük olarak petrolü tekrar tekrar küçümsemesinden bıktığını’ iddia eden gazete, bunun tekrarlanan bir durum olduğuna işaret etti. İran'ın nükleer emellerine atıfta bulunarak; 50 yıl önce bomba almaya çalıştığını, bunun ABD'yi birbiriyle çelişen iki hedefi uzlaştırmaya zorladığına işaret edildi. Gzeteye göre bunlar nükleer teknolojinin küresel yayılmasını engellemek ve Şah'ı yatıştırmaktı. Şimdi ise hedef, Şah’ı deviren İran yönetimini memnun etmek...
Haberde Suudilerin, İran 2019'da Suudi Abkayk Petrol Tesisi’ne drone saldırıları düzenlediğinde, ABD'nin misilleme yapmadığını da hatırladığına dikkat çekildi. Şu an dünyanın en büyük petrol ihracatçısı olmasından dolayı Suudi Arabistan’da petrol meselesinin değişmesinin küresel siyasi ve ekonomik istikrar üzerindeki sonuçlarını abartmanın zor olduğu vurgulandı. Gazetenin haberinde bu gerçekleştiği takdirde ‘bunun Rusya için büyük bir zafer, ABD için ise büyük bir yenilgi olacağı, çünkü dünyanın zaten resesyonun eşiğinde’ olduğu kaydedildi.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.