Şam ve Beyrut sınır çizgisine ilişkin ‘kafa karışıklığını’ kontrol altına almaya çalışıyor

Deniz anlaşmazlığının alanı 750 km’nin üzerinde.

Lübnan Cumhurbaşkanı Avn, Lübnan’daki görevinin sona ermesi münasebetiyle Suriye’nin Beyrut Büyükelçisi Ali’ye Ulusal Sedir Nişanı takdim etti. (Dalati ve Nahra)
Lübnan Cumhurbaşkanı Avn, Lübnan’daki görevinin sona ermesi münasebetiyle Suriye’nin Beyrut Büyükelçisi Ali’ye Ulusal Sedir Nişanı takdim etti. (Dalati ve Nahra)
TT

Şam ve Beyrut sınır çizgisine ilişkin ‘kafa karışıklığını’ kontrol altına almaya çalışıyor

Lübnan Cumhurbaşkanı Avn, Lübnan’daki görevinin sona ermesi münasebetiyle Suriye’nin Beyrut Büyükelçisi Ali’ye Ulusal Sedir Nişanı takdim etti. (Dalati ve Nahra)
Lübnan Cumhurbaşkanı Avn, Lübnan’daki görevinin sona ermesi münasebetiyle Suriye’nin Beyrut Büyükelçisi Ali’ye Ulusal Sedir Nişanı takdim etti. (Dalati ve Nahra)

Lübnan ve Suriye, Lübnanlı bir heyetin Suriye ile deniz sınırı çizilmesini görüşmek üzere Şam’a yapacağı ziyaretin tarihinin ertelendiğinin açıklanmasının ardından ortaya çıkan kafa karışıklığını kontrol altına almaya çalışıyor. Bölge, yaklaşık elli yıldır Lübnan ile askıda kalmış sınır dosyalarına eklenen yeni bir anlaşmazlık başlığı olarak ön plana çıkıyor. Ayrıca İsrail ile sınır üçgeninde Lübnan’ın güneydoğusundaki Şeba Çiftlikleri ve Kafr Şuba Tepeleri’ne yönelik çatışmanın yanı sıra iç içe girmiş coğrafi noktalardaki 20’den fazla kara sınırı da tartışmalara neden oluyor.
Lübnan, bugün resmi bir heyetin Suriye’yi ziyaret edeceğini duyurmuştu. Lübnanlı bir diplomatik kaynağın geçen pazartesi günü yaptığı açıklamaya göre Suriye hükümeti, Lübnan Dışişleri Bakanlığı’na Şam’ın özür dilediğini ve önceden bağlantıların var olduğunu belirten bir mektup gönderdi.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre bu durum, Lübnan heyeti için tarih belirleme konusunda kafa karışıklığına neden oldu. Suriye’nin Beyrut Büyükelçisi Ali Abdulkerim Ali, 25 Ekim’de Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn ile bir araya gelmesinin ardından ziyaretin iptal edilmediğini ancak tarihinin daha sonra kararlaştırılacağını bildirdi. Daha önce çarşamba günü olarak belirlenen tarihte Suriye’deki programın dolu olduğunu dile getirdi. Karışıklıkların önemsiz olduğunu vurgulayan Abdulkerim Ali, “İki ülke arasında bir kardeşlik ve işbirliği anlaşması var. Suriye, her zaman kolay olması için askıda olan konularda bile bu kardeşliğe her zaman bağlı” dedi. Avn da Büyükelçi’ye Beyrut’taki diplomatik görevlerinin sona ermesi münasebetiyle kıdemli subay rütbesi ile Sedir Ulusal Nişanı’nı takdim etti.
Diğer yandan Lübnan Parlamentosu üyeleri, Şam’ın bir sınırın çizilmesini istemediğini bildirdi. Güçlü Cumhuriyet bloğu üyesi milletvekili Fadi Kerem şu açıklamada bulundu:
“Suriye rejimi, 2014’te Birleşmiş Milletler’e (BM) Lübnan’ın 2011’de kuzey deniz sınırlarının çizmesine itiraz etti. Lübnan’ın talebine cevaben Şeba Çiftlikleri’nin Lübnan’ın olduğunu teyit edecek bir belge göndermiyor. Sınırları çizmeyi reddediyor. Lübnan’ın egemenliğini tanımıyor. Kaçakçılığı durdurmuyor ve yerinden edilmişleri geri almıyor.” 
2011 yılında Lübnan münhasır ekonomik bölgesini tanımlayan ve bu bölgenin sınırlarının üç taraftan (güney, batı ve kuzey) coğrafi noktalarının koordinat listelerini içeren bir kararname yayınlandığında kuzeyde bir sınır çatışmasının belirtileri ortaya çıktı.
Lübnan, tek taraflı olarak 6 numaralı sınır noktasını belirleyerek, 2010 yılında BM’ye gönderdi. 2011 yılında 7 numaralı  noktayı tespit ederek düzeltti. Ardından bunlar, 23 numaralı güney deniz noktasının belirlenmesiyle birlikte BM’ye bildirildi. Lübnan’ın tek taraflı ve geçici olarak kuzey münhasır ekonomik bölgesinin sınırlarını çizmesinden sonra Suriye, Lübnan’a ait münhasır ekonomik bölgenin bir kısmının mülkiyeti üzerinde hak iddia ederek aynı hamleleri yapmaya devam etti. Şam, 2014 yılında BM’ye bir protesto mektubu gönderdi ve Lübnan’ın kuzeydeki münhasır ekonomik bölgesini tek taraflı sınırlamasına itiraz etti.
Konuyu yakından takip eden Lübnanlı kaynaklara göre Lübnan ile Suriye arasındaki deniz sınırı anlaşmazlığı 750 km’den fazla bir alanda yaşanıyor. Kaynaklar tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Lübnan’ın kuzeyinde Lübnanlılar sınır çizgisini tamamlarken, Suriyeliler sahilden batıya yatay olarak uzanan bir ilk sınır çizgisi çizdiler. Lübnan’ın itiraz ettiği şey de bu. Bu durum, anlaşmazlığın denizde yaklaşık bin kilometrekareye ulaşmasını sağladı.”
Suriye Petrol Bakanlığı ve Rus ‘Capital’ şirketinin ‘Suriye devletinin Rus şirketine Suriye’nin Akdeniz’de Tartus vilayeti kıyılarındaki Münhasır Ekonomik Bölgesi’nde, 1 numaralı blokta petrol arama ve geliştirme konusunda münhasır hak tanıdığı’ bir sözleşme imzaladığında sorun 2021’de daha da kötüleşti. Blok, Suriye- Lübnan deniz sınırına kadar 2 bin 250 kilometrekarelik bir alana sahip. 1 numaralı Suriye bloğu, 1 ve 2 numaralı Lübnan blokları ile çakışırken, bunun sonucunda da net bir sınır anlaşmazlığı ortaya çıkıyor.
1970’lerde kara sınırlarının çizilmesi için ortak komiteler aracılığıyla yapılan girişimlere rağmen Suriye ile sınırın çizilmesi konusu çözülmemiş bir tarihi sorun olarak kaldı. Söz konusu dönemde deniz sınırlarının çizilmesi için hiçbir girişimde bulunulmadı.
1975 - 1990 yılları arasındaki Lübnan savaşı döneminde tüm çabalar durdurulurken, savaştan sonra sınırların çizilmesi için resmi bir ortak komite oluşturulmadı. Lübnan ile Suriye arasındaki kara sınırının belirlenmesi meselesi ilk kez Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri’nin iki ülke arasındaki 357 kilometrelik ortak sınırı belirlemek için 2006 baharında parlamentoda düzenlediği diyalog masasında gündeme getirildi. Dönemin Başbakanı Saad Hariri’nin 2010 yılında Şam’ı ziyaret etmesinin ardından sınırın çizilmesi için görevlendirilen ortak bir komite kurulmasına rağmen, mesele askıya alındı.
Lübnan, söz konusu dönemde Bakan Jean Oghassabian’ın gözetiminde bir siyasi güvenlik komitesi kurmak için girişimde bulundu. Hava sahası ile ilgili olanlar da dahil olmak üzere belgeler ve haritalar sağlandı. Bunlar, iki ülke arasındaki sınırların kapsamlı bir araştırmasını içeriyordu. Ancak Şam, Lübnan Sınırların Çizilmesi Komitesi’ne ayak uyduramadı. Nihayetinde Lübnanlı yetkililer, Suriyeli yetkililerin Ürdün sınırını çizmekle meşgul olduklarını bildirdi.
Söz konusu tıkanıklık noktalarının yanı sıra İsrail işgali altındaki Şeba Çiftlikleri ve Kafr Şuba Tepeleri siyasi ve coğrafi bir ikilemi temsil ediyor. Sınır belirleme girişimlerine eşlik eden Lübnanlı yetkililer, Şam’ın Lübnan’ın 2010 yılında Lübnan’ın çiftliklerinin tespit edilmesi için harita ve belgeler sağlama talebine yanıt vermediğini belirtiyor.



Sudan Başbakanı: Berlin Konferansı'nın sonuçlarıyla ilgilenmiyoruz

Sudan Başbakanı Kamil Idris dün Hartum'da düzenlediği basın toplantısında (Hükümet Medyası)
Sudan Başbakanı Kamil Idris dün Hartum'da düzenlediği basın toplantısında (Hükümet Medyası)
TT

Sudan Başbakanı: Berlin Konferansı'nın sonuçlarıyla ilgilenmiyoruz

Sudan Başbakanı Kamil Idris dün Hartum'da düzenlediği basın toplantısında (Hükümet Medyası)
Sudan Başbakanı Kamil Idris dün Hartum'da düzenlediği basın toplantısında (Hükümet Medyası)

Sudan Başbakanı Kamil İdris dün yaptığı açıklamada, hükümetinin Sudan'daki insani durumla ilgili uluslararası "Berlin Konferansı"nın sonuçlarıyla ilgilenmediğini ve konferansa katılmak için davet almadıklarını vurguladı.

Başkent Hartum'da düzenlediği basın toplantısında, Sudan hükümetinin konferanstan dışlanmasının organizatörler tarafından yapılan "ciddi bir hata" olduğunu belirten İdris, Avrupa başkentlerinde Sudanlı grupların konferansın tavsiyelerini ve hükümetin dışlanmasını reddettiklerini ifade eden protestolarına dikkat çekti.

"Sudan'daki durumla ilgili bütün gerçekleri açıklığa kavuşturmak için Berlin konferansına katılmaya davet edilmeyi umuyorduk" ifadesini kullandı.

Hükümetinin, Sudan'da adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmayı amaçlayan bölgesel ve uluslararası taraflarla her türlü girişime ve diyaloğa açık olduğunu teyit etti.


ABD'nin Lübnan'da ateşkes çağrısına desteği

Lübnan'ın güneyinde yıkılmış binaların önünde İsrail askeri araçları ve zırhlı personel taşıyıcıları (AFP
Lübnan'ın güneyinde yıkılmış binaların önünde İsrail askeri araçları ve zırhlı personel taşıyıcıları (AFP
TT

ABD'nin Lübnan'da ateşkes çağrısına desteği

Lübnan'ın güneyinde yıkılmış binaların önünde İsrail askeri araçları ve zırhlı personel taşıyıcıları (AFP
Lübnan'ın güneyinde yıkılmış binaların önünde İsrail askeri araçları ve zırhlı personel taşıyıcıları (AFP

Lübnan bakanlık kaynaklarının Şarku’l Avsat'a doğruladığı üzere, ABD, Lübnan'daki ateşkesi destekliyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, "Lübnan'ın ateşkes yönündeki tutumunu desteklemede kilit rol oynadı ve müzakere yoluna girilebilmesi için bu koşulun yerine getirilmesini şiddetle tavsiye etti."

Kaynaklar, Lübnan'ın Washington Büyükelçisi Nada Hamadeh Moawad'ın Amerikalı arabuluculara hükümetinin İsrail tarafıyla yapılacak bir sonraki görüşme turuna katılımını ateşkes şartına bağladığını bildirmesinin ardından, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin İsrail'den ateşkes talep etmesi yönünde baskı altına girdiğini söyledi.

Lübnan, İsrail'den 15 aydır sürdürdüğü çatışmaları, suikastları, tehditleri ve takipleri durdurmasını istedi; İsrail ise "tampon bölge" konusunda ısrar ederek bu talebi reddetti.

Bu arada, Beyrut milletvekilleri ve Lübnan parlamentosunda temsil edilen partileri, geçen hafta başkente düzenlenen ölümcül İsrail saldırılarının ardından hükümetin aldığı son kararı desteklemek amacıyla bugün, şehirlerinin "güvenli ve Hizbullah silahlarından arındırılmış" ilan edilmesi için bir konferans düzenliyorlar.

 


Sudan’daki savaş dördüncü yılına giriyor... Çatışmaların sona ermesi için umut görünmüyor

Sudan’daki savaşın dördüncü yıl dönümü münasebetiyle Kenya’nın Nairobi kentinde düzenlenen etkinlikte pankart tutan bir kadın (AP)
Sudan’daki savaşın dördüncü yıl dönümü münasebetiyle Kenya’nın Nairobi kentinde düzenlenen etkinlikte pankart tutan bir kadın (AP)
TT

Sudan’daki savaş dördüncü yılına giriyor... Çatışmaların sona ermesi için umut görünmüyor

Sudan’daki savaşın dördüncü yıl dönümü münasebetiyle Kenya’nın Nairobi kentinde düzenlenen etkinlikte pankart tutan bir kadın (AP)
Sudan’daki savaşın dördüncü yıl dönümü münasebetiyle Kenya’nın Nairobi kentinde düzenlenen etkinlikte pankart tutan bir kadın (AP)

Sudan’da savaşı sona erdirmeye yönelik bölgesel ve uluslararası çabalar sürerken, çatışmanın dün (çarşamba) dördüncü yılına girmesine rağmen tarafların müzakere yoluyla barışçıl bir çözüm arayışına girdiğine dair herhangi bir işaret bulunmuyor. Ülkedeki insani kriz ise her geçen gün daha da ağırlaşıyor.

15 Nisan 2023 sabahı Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında patlak veren savaşın başında taraflar, birkaç gün ya da en fazla birkaç hafta içinde düşmana hızlı ve belirleyici darbeler indirerek çatışmayı sonuçlandırmayı hedefledi. Ancak gelinen noktada, Batı Sudan’da HDK’nin kontrolündeki bölgelerde paralel bir hükümet ilan edilmesinin üzerinden bir yıl geçerken, ülke giderek ikiye bölünme senaryosuna daha fazla yaklaşıyor.

Üç yıldır kesintisiz şekilde devam eden çatışmalar, kent savaşları tarihinde ‘en şiddetli ve en kanlı’ örneklerden biri olarak nitelendiriliyor. Birleşmiş Milletler (BM) raporlarına göre, bu süreçte en büyük bedeli siviller ödedi ve ödemeye devam ediyor.

Arabuluculuk çabaları

Savaşın başlamasından haftalar sonra, Suudi Arabistan ile ABD’nin girişimiyle Cidde’de Sudan ordusu ile HDK arasında mayıs ayında görüşmeler gerçekleştirildi. Bu görüşmeler, sivillerin yanı sıra kamu tesislerinin korunmasını ve bu alanların askeri amaçlarla kullanılmamasını öngören Cidde Bildirgesi’nin imzalanmasıyla sonuçlandı. Ancak taraflar, varılan mutabakata uymadı.

rgrb
Çad’daki Sudanlı mülteciler, Dünya Gıda Programı’ndan (WFP) gıda yardımı alıyor. (Arşiv – Reuters)

Aynı yılın ekim ayında Cidde’de düzenlenen ikinci tur görüşmeler de başarısızlıkla sonuçlandı. Tarafların uzlaşmaz tutumu nedeniyle Sudan ordusu müzakerelerden çekilirken, Suudi Arabistan ve ABD arabuluculuğu süreci askıya aldı. Bu gelişmelerin ardından taraflara, savaşı sona erdirme konusunda ciddi olmadıkları yönünde eleştiriler yöneltildi.

Çatışmalar yalnızca başkent Hartum’la sınırlı kalmayarak daha önce savaşın parçası olmayan eyaletlere de yayıldı. İlk altı ay içinde HDK, ülkenin orta kesiminde yer alan el-Cezire ve Beyaz Nil eyaletlerinde kontrol sağlarken, Sudan ordusu askerî açıdan geri çekildi. Ancak ordu, bir yılı aşkın sürenin ardından sahada yeniden inisiyatifi ele geçirerek Ocak 2024’te söz konusu eyaletleri geri aldı.

Trajediler ve zorlu insani koşullar

Savaş, on binlerce kişinin hayatını kaybetmesine yol açtı. Çatışmaların gerçek bilançosu henüz netlik kazanmazken, bazı tahminler vefat sayısının 150 bine kadar ulaşabileceğine işaret ediyor. BM verilerine göre ise savaş nedeniyle 10 milyondan fazla kişi ülke içinde yerinden edildi ya da komşu ülkelere sığınmak zorunda kaldı.

Son üç yılda Sudanlılar, çatışmaların ülkenin geniş kesimlerine yayılmasıyla birlikte ağır insani koşullar altında yaşam mücadelesi verdi. Savaşın Batı’daki Darfur ve Kordofan bölgelerine ulaşmasıyla birlikte zorunlu göç kesintisiz devam etti. BM raporları, yaklaşık 33 milyon Sudanlının ciddi seviyelerde gıda güvensizliğiyle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor.

Geçen yıl HDK, Kuzey Darfur’un başkenti el-Faşir kentinin düşmesinin ardından Darfur bölgesinde tam kontrol sağladı. Aynı güçler, Batı ve Güney Kordofan eyaletlerinin geniş kesimlerine yayılırken, ülkenin güneydoğusundaki Mavi Nil eyaletinde de ilerleyişini sürdürüyor.

BM, Sudan’daki durumu ‘dünyanın en kötü yerinden edilme krizi’ olarak nitelendirirken, savaşın aynı zamanda keskin kabilevi ve etnik kutuplaşmayı derinleştirdiği, bunun da ülkenin bir iç savaşa sürüklenebileceği yönündeki endişeleri artırdığı belirtiliyor.

dsvdf
8 Nisan 2026’da Çad’ın doğusundaki bir mülteci kampında Sudanlı bir kadın ve çocukları su almak için bekliyor. (DPA)

Bölgesel ve uluslararası tüm girişimler, son olarak ABD, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır’dan oluşan dörtlü mekanizmanın ortaya koyduğu yol haritası da dahil olmak üzere, Sudan’daki çatışmanın askeri bir çözümü olmadığını vurguluyor. Bu çerçevede taraflara, üç ay süreli bir insani ateşkes ilan edilmesi, bunun kalıcı ateşkese dönüştürülmesi ve dokuz ay sürecek kapsamlı ve şeffaf bir geçiş sürecinin başlatılması çağrısı yapılıyor. Sürecin sonunda ise hiçbir silahlı grubun kontrolünde olmayan sivil bir hükümetin kurulması öngörülüyor.

ABD yönetiminin, Sudan ordusu ve HDK’ye bağlı askeri liderler ile kurumlara yönelik ağır yaptırımlar uygulamasına rağmen, tarafların müzakere masasına oturma konusunda herhangi bir yanıt vermediği belirtiliyor.

Acımasız bir savaş

Savaşın erken dönemlerinden itibaren, daha önce Özgürlük ve Değişim Güçleri adıyla bilinen ve şu anda Sivil Demokratik Devrimci Güçler İttifakı (Sumud) olarak faaliyet gösteren sivil ve siyasi güçler, çatışmaları durdurmak ve ülke geneline yayılmasını önlemek amacıyla Sudan ordusu ile HDK liderleriyle temas kurmaya çalıştı.

Savaşın yıl dönümünde, eski başbakan Abdullah Hamduk liderliğindeki Sumud İttifakı tarafından yapılan açıklamada, Sudan ordusu ve HDK komutanlarının savaşı sürdürme ısrarının, Sudanlıların can ve mal güvenliğini hiçe sayarak dünyanın en büyük ve en ağır insani felaketlerinden birine yol açtığı ifade edildi.

İttifak, Facebook üzerinden yayımladığı açıklamada, yaklaşık 33 milyon kişinin ciddi gıda sıkıntısı çektiğine dikkat çekerek, insani yardımların ulaştırılabilmesi için koşulsuz ve derhal ateşkes ilan edilmesi gerektiğini vurguladı.

Açıklamada ayrıca, sivil alanın giderek daha fazla askerileştirilmesinin ülke genelinde derin toplumsal bölünmelere yol açtığı uyarısında bulunulurken, uzun süredir devam eden bu çatışmaya askeri bir çözüm bulunmadığı bir kez daha dile getirildi.