İsrail'deki aşırı sağcı Milletvekili Ben-Gvir'in popülerliği sanılanın aksine Netanyahu'yu rahatlatıyor

Itamar Ben-Gvir (AFP
Itamar Ben-Gvir (AFP
TT

İsrail'deki aşırı sağcı Milletvekili Ben-Gvir'in popülerliği sanılanın aksine Netanyahu'yu rahatlatıyor

Itamar Ben-Gvir (AFP
Itamar Ben-Gvir (AFP

İsrail'de aşırı sağın öne çıkan ismi Milletvekili Itamar Ben-Gvir'in, 1 Kasım’daki seçimlerde ittifak kurduğu eski Başbakan Binyamin Netanyahu blokunun zaferle çıkması durumunda, hükümette bakan olarak yer alması ihtimali pek çok kesimi endişelendirirken, bu durumun Netanyahu tarafından memnuniyetle karşılandığı değerlendiriliyor.
İsrail'de salı günü yapılacak seçimlerin ardından kurulacak hükümette ve bakanlıklarda yer alacak isimlere ilişkin siyasi arenada farklı beklentiler dile getiriliyor.
Ülkede 15 yıl başbakanlık yapan Netanyahu, iktidara yeniden dönmek istiyor. Bu dönüşün anahtarının da yeni hükümetteki bakanlık beklentisi endişeye yol açan Otzma Yahudit lideri aşırı sağcı Milletvekili Ben-Gvir'de olduğu basında sıkça yer alıyor.
Otzma Yahudit lideri Ben-Gvir'in ittifak kurduğu Dini Siyonizm Partisi, İsrail'de 1 Kasım Salı günü yapılacak genel seçimlerin anketlerinde, Netanyahu'nun partisi Likud ve Başbakan Yair Lapid liderliğindeki Gelecek Var Partisi'nden sonra üçüncü sırada geliyor.
Ben-Gvir, görevlendirilmek istediği bakanlığa ilişkin bilgi vermezken, Dini Siyonizm Partisi lideri Bezalel Smotrich, savunma ya da iç güvenlik bakanlıklarını istediğini kaydetti.
Netanyahu, geçen hafta seçimlere ilişkin yaptığı bir açıklamada, oluşturacağı hükümette hangisi olduğunu belirtmeksizin Ben-Gvir'in bakanlığına "mani bir durum olmadığını" ifade etti.
İsrail'de Netanyahu karşıtı blok, Netanyahu başbakanlığında Ben-Gvir ve Smotrich'in de yer aldığı bir hükümetin kurulmasını engellemek için seçmenleri oy kullanmaya teşvik etmeye çalışıyor.
Gelecek Var Partisi, seçim için gönderdiği telefon mesajlarında, "kendileri lehine oy kullanmanın, liberal demokratik bir hükümetin kurulmasını sağlayacağını ve Ben-Gvir ile Smotrich liderliğindeki aşırılık yanlısı bir hükümetin kurulmasını önleyeceğini" ifade ediyor.
Sol görüşlü Meretz Partisi de İsraillileri, Netanyahu, Ben-Gvir ve Smotrich'in yer alacağı bir hükümetin kurulmasını önlemek için oy kullanmaya çağırıyor.

Uluslararası boykot çağrısı
Dini Siyonizm Partisi'nin istikrarlı şekilde büyümesi, İsrail basınındaki değerlendirmelere göre, İsrail seçmeninin "sağdan-daha aşırı sağa" eğilimini yansıtıyor.
İsrail parlamentosundaki Arap Milletvekili Ahmed et-Tıybi, Anadolu Ajansı (AA) muhabirine yaptığı açıklamada, "her Arap'ı bölücü olarak tanımlama ve İsrail'in sağcı kesiminin etkilerinin, Ben-Gvir figürünün oluşmasına katkı sağladığını" söyledi.
En önemli etkenin de Netanyahu'nun Ben-Gvir'e "kucak açması ve onu meşrulaştırması" olduğunu ifade eden Tıybi, İsrail Yüksek Mahkemesinin de benzer şekilde davrandığını ve Ben-Gvir'in seçimlere katılmasına izin verdiğini belirtti.
Tıybi, Ben-Gvir'in Netanyahu hükümetinde bakanlık üstlenmesini "tehlikeli bir gelişme" olarak değerlendirdi.
Arap milletvekili, "Eğer Ben-Gvir bakan olursa zamanında neo-faşist Jörg Haider ve (aşırı sağcı) Özgürlük Partisi koalisyona katıldığında (2000) İsrail'in Avusturya hükümetini boykot etmesi gibi uluslararası toplum da İsrail hükümetini boykot etmeli" ifadelerini kullandı.

ABD Kongre üyesinden tepkili açıklama
Ben-Gvir'in hükümete katılmasına ilişkin endişeler bölgeyle sınırlı kalmadı; ABD Kongresi'ne kadar ulaştı.
Kongre üyesi Brad Sherman, 4 Ekim'de sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, her kesimden İsrailli lider ve siyasetçiyi, Itamar Ben-Gvir gibi aşırılıkçılardan uzak durmaya çağırdı.
Sherman, bu aşırılık yanlılarının görüşlerinin, demokratik ve Yahudi bir devletin kurulması şeklinde açıklanan İsrail'in temel ilkeleriyle çeliştiğini ve ABD-İsrail ilişkisini baltaladığını kaydetti.
Times of Israel'in haberine göre, Demokrat Partili Senatör Robert Menendez de benzer uyarılarda bulundu.
Buna karşın Netanyahu, İsrail'in "Kol BaRama" radyosuna verdiği demeçte, ABD milletvekillerine boyun eğmeyeceğini ifade etti.
Demokratik bir devlet olduklarını, bir sonraki hükümette kimin yer alacağına kendilerinin karar vereceğini söyleyen Netanyahu, kendilerini nasıl savunacaklarını bildiklerini ve yeteneğinin, gerektiğinde "hayır demek olduğunu" aktardı.

Netanyahu, Ben-Gvir ile sahneye çıkmadı
Netanyahu'nun, Ben-Gvir'i savunan açıklamalarına rağmen seçime günler kala katıldığı bir etkinlikte aşırı sağcı milletvekili ile sahneye çıkmayı reddettiği bildirildi.
Haaretz'in haberine göre, olay Ultra Ortodoks cemaatinin yoğun katılım gösterdiği 17 Ekim'deki Hakafot Shniyot kutlamalarında gerçekleşti.
Netanyahu karşıtı bloktaki Savunma Bakanı Benny Gantz ve seçimlerdeki müttefiki Adalet Bakanı Gideon Sa'ar da aynı sahnedeydi.
Haberde, Itamar Ben-Gvir sahnedeyken Netanyahu'nun etkinlik alanına geldiği anonsunun yapıldığı kaydedildi.
Paylaşılan görüntülerde, etkinlik yetkililerinin ve Likud'dan isimlerin Ben-Gvir'in sahneden ayrılması için kendisiyle konuştuğu görüldü.
Gazeteye konuşan kaynaklar, Netanyahu'nun sahneye çıkması için Ben-Gvir'in sahneden inmesini talep ettiğini aktardı. Netanyahu, Ben-Gvir etkinlik alanından ayrıldıktan bir süre sonra sahneden kalabalığa hitap etti.
İsrail basınındaki yorumlarda, Netanyahu'nun Ben-Gvir ile sahnede beraber görünmek istemediği, bugüne kadar beraber fotoğraf vermediğine işaret edilirken, Netanyahu'nun bu hareketi, merkez sağdaki seçmenlerini küstürmek istememesi ve gelecekte Benny Gantz ile olası bir ittifak kurma ihtimaliyle ilişkilendirildi.
Buna karşın, iki tarafa yakın kaynaklar basına, Netanyahu ve Ben-Gvir'in seçim yarışında yakın koordinasyon halinde olduğunu aktardı.

İsrail'de aşırı sağın öne çıkan ismi Ben-Gvir
Filistinlilere karşı ırkçı, provokatif söylemi ve eylemleriyle tanınan aşırı sağcı Milletvekili Itamar Ben-Gvir ve müttefiki Bezalel Smotrich'in, anketlere göre 1 Kasım'daki erken genel seçimlerde oylarını artırması bekleniyor.
Ben-Gvir, fanatik Yahudi yerleşimcilerle Mescid-i Aksa baskını, Filistinlilere karşı silah çekme, hakkında evinden zorla çıkarma kararı olan Filistinlinin evinin önüne çadır kurma gibi çok sayıda tartışmalı eyleme imza atmıştı.
İşgal altındaki Kudüs'te 1976 yılında dünyaya gelen Ben-Gvir, Batı Şeria'nın güneyinde yer alan El Halil kentindeki Kiryat Arba yerleşim biriminde yaşıyor.
ABD'nin son dönemde Yabancı Terör Örgütü listesinden çıkardığı silahlı saldırılarla anılan "Kah Hareketi" destekçisi olarak tanınan Ben-Gvir, 6 Nisan 2021'de Binyamin Netanyahu'nun liderlik ettiği Likud'un desteğiyle aşırı sağcı partiden milletvekili seçildi.

Milletvekili Ben-Gvir, bir bebeğin yandığı saldırının sanıklarının da avukatı
Devabişe ailesinin Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki Duma beldesinde bulunan evi, 31 Temmuz 2015 sabahı fanatik Yahudi yerleşimciler tarafından ateşe verilmişti.
Olayda ailenin 18 aylık bebeği Ali Devabişe evde yanarak hayatını kaybetmiş, anne, baba ve 4 yaşındaki Ahmed ise ağır yaralanmıştı. Ağır yaralanan anne-baba da hayatını kaybederken, Devabişe ailesinden geriye 4 yaşındaki Ahmed kalmıştı.
Haaretz gazetesi, Nisan 2018'de, Ben-Gvir'in Devabişe'nin evine saldıran suçluların da aralarında olduğu radikal yerleşimci grupların davalarını savunmak için avukat olarak görev aldığını aktarmıştı.
Gazete, Ben-Gvir'i ülkedeki "fanatik Yahudiler yasal sorunlarla karşılaştığında çalınacak kapı" diye tanımlayarak Ben-Gvir'in müvekkil listesinin "ülkedeki Yahudi terör olayları ve nefret suçlarının kartvizitliği" gibi göründüğü yorumunu yapmıştı.



ABD'li yetkililer, İran savaşındaki taktik hatasına işaret ediyor

ABD yetkililerinin, İran'ın düşük maliyetli, yüksek etkili Şahid drone'larına karşı koymak için 2025'te Ukrayna'dan gelen teklifi başlangıçta kabul etmedikleri için pişman olduğu bildiriliyor (Tasnim Haber Ajansı)
ABD yetkililerinin, İran'ın düşük maliyetli, yüksek etkili Şahid drone'larına karşı koymak için 2025'te Ukrayna'dan gelen teklifi başlangıçta kabul etmedikleri için pişman olduğu bildiriliyor (Tasnim Haber Ajansı)
TT

ABD'li yetkililer, İran savaşındaki taktik hatasına işaret ediyor

ABD yetkililerinin, İran'ın düşük maliyetli, yüksek etkili Şahid drone'larına karşı koymak için 2025'te Ukrayna'dan gelen teklifi başlangıçta kabul etmedikleri için pişman olduğu bildiriliyor (Tasnim Haber Ajansı)
ABD yetkililerinin, İran'ın düşük maliyetli, yüksek etkili Şahid drone'larına karşı koymak için 2025'te Ukrayna'dan gelen teklifi başlangıçta kabul etmedikleri için pişman olduğu bildiriliyor (Tasnim Haber Ajansı)

Geçen yılın ortalarında, Trump yönetiminin, İran'ın yaygın kullandığı ölümcül drone'a karşı savunma sistemlerini güçlendirme konusunda Ukrayna'dan gelen yardım teklifini reddettiği bildirildi.

Şimdiyse, İran drone'larının çok sayıda ABD askerini öldürmesinin ardından, Amerikalı yetkililer ilk girişimin göz ardı edilmesini büyük bir hata olarak görüyor.

Bir ABD yetkilisi Axios'a, "Eğer bu [İran'daki savaş] öncesinde yaptığımız taktiksel bir hata veya yanlış varsa, işte buydu" diye konuştu

Geçen ağustosta, Ukraynalı yetkililerin, Rusya'nın Ukrayna'daki savaş için cephaneliğinin önemli bir parçası haline getirdiği İran'ın düşük maliyetli, isimsiz, kamikaze Şahid drone'larına karşı koymak için ABD'ye savaşta kendini kanıtlamış teknolojiyi satmaya çalıştığı bildirildi.

Ukraynalıların bu teklifi, 18 Ağustos'ta Beyaz Saray'da kapalı kapılar ardında yapılan toplantıda dile getirdiği ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski'nin Trump'a ilişkileri güçlendirmenin bir yolu olarak önleyici drone teklif ettiği bildirildi. Hatta iddialara göre teklif, o dönemde varsayım olan bir İran savaşı sırasında drone'ların Ortadoğu'da nasıl bir tehdit oluşturabileceğini anlatan slaytları içeren PowerPoint sunumuyla son buldu.

Başkanın ekibinden Ukrayna'dan gelen teklifi incelemesini istediği ancak teklifin sonraki aylarda ele alınmadığı ve Trump yönetimindeki bazı isimlerin Zelenski'nin gösteriş yaptığını düşündüğü bildiriliyor.

Ağustosta gerçekleştiği bildirilen görüşmeden aylar önce, Trump ve Zelenski arasında Oval Ofis'te yapılan bir görüşme, Ukrayna liderinin ABD yardımına yeterince minnettar olmadığı yönünde gergin bir tartışmaya dönüşmüş, üstelik tüm bunlar haber kanallarının kameraları önünde yaşanmıştı.

Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, The Independent'a, "İran'ın misilleme saldırıları yüzde 90 azaldı çünkü balistik füze kabiliyetleri tamamen yok ediliyor" dedi.

Bu korkak isimsiz kaynakların yaptığı bu betimleme doğru değil ve sadece dışarıdan baktıklarını kanıtlıyor. Bakan Hegseth ve ordu, İran rejiminin olası tüm tepkilerine karşı planlama yaparken inanılmaz bir iş çıkardı ve Destansı Öfke Operasyonu'nun tartışmasız başarısı ortada.

Artık durum tersine döndü. ABD, İran Şahidleri'nin doğrudan tehdidi altında ve Ukrayna'nın dronesavar teknolojisi, Ortadoğu'daki ABD ve müttefik üslerindeki birçok yüksek maliyetli, geleneksel hava savunma sistemine göre çok daha ekonomik bir yol sunuyor.

sdfgrthyj
Rusya'nın ülkeye karşı savaşında düşük maliyetli drone'ları önemli bir unsur haline getirmesi nedeniyle Ukrayna, drone saldırılarına karşı koymada öncü hale geldi (AP)

Askeri liderlerin geçen hafta meclis üyelerine, İran drone'larının beklenenden daha fazla zorluk çıkardığını çünkü ABD hava savunmasının hepsini durduramadığını söylediği bildirildi.

Zelenski'ye göre ABD yardım için kendisine başvurdu ve Ukrayna lideri, Ürdün'deki ABD üslerini korumaya yardımcı olmak için drone ve uzmanlar gönderdiğini söyledi.

Ukrayna, kamuoyunda müttefik ülkelerden daha fazla ABD yapımı Patriot füzesi talep etti.

Ayrıca ABD, düşük maliyetli İran yapımı Şahid drone'larından esinlenerek geliştirdiği Lucas drone'larını da sahaya sürdü.

Başkanın oğulları Eric ve Donald Trump Jr.'ın, orduya tedarik sağlayabilecek Florida merkezli bir drone şirketini desteklediği bildiriliyor.

İran drone'larıyla ilgili zorluklara rağmen ABD, İran ordusunun büyük bir bölümünü felç ettiğini ve kamuoyu desteğini giderek kaybeden savaşın yakında sona ereceğini savunuyor ancak başkan ve ekibi ayrıntı vermiyor.

Independent Türkçe 


Trump ve Epstein'i "Titanik yaparken" gösteren heykel Washington'a dikildi

ABD Başkanı Donald Trump ve Jeffrey Epstein'i ünlü Titanik sahnesini yeniden canlandırırken tasvir eden heykel, salı günü Kongre binası civarına yerleştirildi (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Jeffrey Epstein'i ünlü Titanik sahnesini yeniden canlandırırken tasvir eden heykel, salı günü Kongre binası civarına yerleştirildi (AFP)
TT

Trump ve Epstein'i "Titanik yaparken" gösteren heykel Washington'a dikildi

ABD Başkanı Donald Trump ve Jeffrey Epstein'i ünlü Titanik sahnesini yeniden canlandırırken tasvir eden heykel, salı günü Kongre binası civarına yerleştirildi (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Jeffrey Epstein'i ünlü Titanik sahnesini yeniden canlandırırken tasvir eden heykel, salı günü Kongre binası civarına yerleştirildi (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump ve ölü pedofil Jeffrey Epstein'i ünlü bir film sahnesini canlandırırken tasvir eden yeni heykel, salı günü ABD Kongre Binası yakınındaki National Mall’a yerleştirildi.

Dünyanın Kralı adlı büyük heykel, 1997 yapımı gişe canavarı Titanik'teki (Titanic), kahramanlarının batacak geminin pruvasında birlikte durdukları ünlü sahneye gönderme yapıyor.

Heykelin kaidesindeki levhada, "Jack ve Rose'un trajik aşk hikayesi lüks bir yolculuk, gürültülü partiler ve gizli çıplak çizimler üzerine kurulmuştu" deniyor.

Bu anıt, Donald Trump'la Jeffrey Epstein arasındaki bağı onurlandırıyor.

Turistler, Trump ve Epstein'in fotoğraflarının yanı sıra "Amerika'yı Yeniden Güvenli Yap" ifadesinin yer aldığı bir dizi pankartın önünde bulunan heykelin fotoğraflarını çekerken görüldü.

The New Republic'e göre bu, üyeleri anonim olan Secret Handshake adlı grup tarafından National Mall'a yerleştirilen en yeni protesto sanat eseri.

dsfbhtyj
Heykelin arkasında, Trump ve Epstein'in fotoğrafının yanı sıra "Amerika'yı Yeniden Güvenli Yap" ifadesini gösteren bir dizi pankart vardı (AFP)

Eylülde grup, Cumhuriyetçi başkan ve Epstein'in el ele tutuştuğu bir heykeli Kongre binasının önüne dikmiş, bu heykel hızla kaldırılmıştı.

6 Ocak isyancılarını eleştiren bir dışkı heykeli ve Trump'ın Epstein'e yazdığı iddia edilen doğum günü mektubunun büyük bir kopyasının da arkasında bu grup vardı.

Trump'ın Epstein'le ilişkisi, Adalet Bakanlığı'nın kasımda yürürlüğe giren Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası uyarınca ölen cinsel suçlu hakkındaki dosyalarını yayımlamaya başlamasından bu yana yoğun bir şekilde inceleniyor. Dosyaların birçoğunda Trump'ın yanı sıra diğer üst düzey isimlerin de adı geçiyor.

ABD Adalet Bakanlığı bu ay 79 yaşındaki başkanın adını içeren yeni bir dosya grubu yayımladı. Bu belgeler arasında Trump'ın kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu iddia eden bir kadınla FBI'ın yaptığı görüşmeleri detaylandıran üç not da bulunuyor. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, iddia hakkında "tamamen asılsız" ve "hiçbir güvenilir kanıtla desteklenmiyor" dedi.

Birçok Demokrat da başkanın, Bill ve Hillary Clinton'ın yanı sıra Epstein'in uzun süredir ortağı olan Les Wexner'ı da sorgulayan Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi önünde ifade vermesi çağrısında bulundu. Ancak komitedeki Cumhuriyetçiler, Trump'ın herhangi bir yanlış yapmadığının kanıtlandığını söyledi.

Trump, 1990'lar ve 2000'lerde Epstein'i sosyal olarak tanıyordu ve ikili, Mar-a-Lago ve New York'taki Plaza Oteli de dahil birçok yerde birlikte fotoğraflandı. Epstein, 2017'de hapishanede intihar olarak değerlendirilen ölümünden iki yıl önce, yazar Michael Wolffe'a Trump'ın "en yakın arkadaşı" olduğunu söylemişti.

Başkan, hüküm giymiş cinsel suçluyla ilişkisini yıllar önce kestiğini ve herhangi bir yanlış davranışta bulunmadığını defalarca dile getirdi. Epstein tartışmasını Demokratlar tarafından uydurulmuş bir "aldatmaca" diye niteledi.

Independent Türkçe


İsrail ordusu: “İran yüzlerce füzeyle misket bombası attı”

İran, misillemelerde İsrail'in yanı sıra Körfez ülkelerini de hedef alıyor (AP)
İran, misillemelerde İsrail'in yanı sıra Körfez ülkelerini de hedef alıyor (AP)
TT

İsrail ordusu: “İran yüzlerce füzeyle misket bombası attı”

İran, misillemelerde İsrail'in yanı sıra Körfez ülkelerini de hedef alıyor (AP)
İran, misillemelerde İsrail'in yanı sıra Körfez ülkelerini de hedef alıyor (AP)

İsrail Savunma Kuvvetleri'ne (IDF) göre İran'ın şimdiye dek fırlattığı 300 balistik füzenin yaklaşık yarısı misket bombası taşıyordu.

IDF'nin salı günü yaptığı açıklamada, İran'ın kullandığı misket bombaları nedeniyle pazartesi günü iki kişinin öldüğü, bir kişinin de ağır yaralandığı bildirildi.

Açıklamada, İran füzelerindeki misket bombalarının yaklaşık 10 kilometre yarıçapında yayılarak kontrol edilemez şekilde hasar yarattığı belirtildi.

Salı günü de İsrail'in Kudüs bölgesindeki Beyt Şemeş şehrine misket bombası taşıyan bir füze fırlatıldığı fakat can kaybı yaşanmadığı aktarıldı.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Times of Israel'e konuşan İsrailli askeri yetkililer, hava savunma sistemlerinin misket bombası taşıyan füzelerin etkisini tamamen engellemekte zorlandığını söylüyor.

Uluslararası Af Örgütü, geçen yıl haziranda patlak veren 12 günlük savaşta da İran'ın İsrail'e en az üç kez misket bombası attığını duyurmuştu.

Tahran yönetimi, misket bombası kullandığına dair iddialarla ilgili açıklama yapmadı.

Diğer yandan Guardian'ın Kasım 2025'teki analizinde, İsrail ordusunun Lübnan'a saldırılarda benzer misket bombaları kullandığı ortaya konmuştu. İsrail'in bunları 155 milimetrelik M999 Barak Eitan ve 227 milimetrelik Ra'am Eitan güdümlü füzelerine yerleştirdiği tespit edilmişti. Tel Aviv yönetimiyse iddiaları ne doğrulamış ne de reddetmişti.

2010'da yürürlüğe giren Misket Bombası Anlaşması (CCM), bu mühimmatın kullanımını, üretimini, stoklanmasını ve transferini yasaklıyor. Türkiye'nin yanı sıra ABD, İsrail ve İran da anlaşmaya taraf değil.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a başlattığı harekatta ülkenin dini lideri Ali Hamaney ve Devrim Muhafızları'ndan üst düzey yetkililer öldürülmüştü. Hamaney'in yerine oğlu Mücteba'nın geçtiği de 8 Mart'ta duyurulmuştu.

Tel Aviv ve Washington farklı hedeflere sahip

İran'a saldırılar sürerken Washington'la Tel Aviv'in savaşın gidişatına ilişkin görüş ayrılığı yaşadığı aktarılıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, Miami'de pazartesi düzenlediği basın toplantısında, Tahran yönetimiyle savaşın "çok yakında biteceğini" öne sürmüş, İran ordusunun gücünü kaybettiğini savunmuştu. Cumhuriyetçi lider, önceki açıklamalarında operasyonun 4 haftadan uzun sürebileceğini söylemişti.

Wall Street Journal'ın analizine göre Trump, savaşı “kendi koşullarıyla" kısa sürede bitirmek isterken İsrail lideri Binyamin Netanyahu, İran'da rejim değişikliği koşulları oluşana dek harekatı sürdürmeyi planlıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla konuşan ABD'li yetkililer, Washington'ın İran'daki enerji altyapısını vuran İsrail'i uyararak bunu tekrarlamamasını istediğini de söylüyor.

Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Uluslararası Kriz Grubu'ndan Ali Vaez şu değerlendirmeleri paylaşıyor:

Trump, insanlık tarihinin en eski dersini öğreniyor olabilir: Savaş başlatmak, sona erdirmekten çok daha kolaydır. İran, Hürmüz Boğazı üzerindeki etkisini sürdürmek için her türlü motivasyona sahipken, İsrail ise kendi kampanyasını durdurmak için hiçbir neden görmeyebilir.

Times of Israel'in analizine göre savaşın yarattığı ekonomik sarsıntı da ABD'yle İsrail arasındaki görüş farklılıklarını etkiliyor.

George W. Bush döneminde Beyaz Saray'ın Ortadoğu danışmanı olarak görev yapan Michael Singh, İsrail'in saldırıları sürdürmek isteyeceğini vurgularken, "ABD uzun süreli bir çatışmaya pek istekli olmayabilir" diyor.

Analizde özellikle ABD ve Körfez ülkeleri arasındaki ekonomik bağların ve Beyaz Saray'ın Ortadoğu'dan almak istediği yatırımların çatışmalar nedeniyle tehlike altında olduğuna dikkat çekiliyor.

Independent Türkçe, Times of Israel, Wall Street Journal