Baykar Teknoloji Lideri Selçuk Bayraktar SAHA EXPO'da konuştu: Öz kaynaklarımızla tümüyle bağımsız bir şekilde programı ilerletiyoruz

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Baykar Teknoloji Lideri Selçuk Bayraktar SAHA EXPO'da konuştu: Öz kaynaklarımızla tümüyle bağımsız bir şekilde programı ilerletiyoruz

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Baykar Teknoloji Lideri Selçuk Bayraktar, Polonya'ya bugün ilk sistemin (Bayraktar TB2) teslimatının gerçekleştiğini belirterek, "Orada da büyük bir heyecan var. Polonya Savunma Bakanı, 'Bayraktarlarımızı bekliyoruz' diye sosyal medyadan duyurdu. Biz de onları en iyi biçimde görev yapacak şekilde göreve hazırladık" dedi.
İstanbul Fuar Merkezi'nde 25 Ekim'de başlayan ve bugün sona erecek SAHA EXPO Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı, dördüncü gününde ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürüyor.
Baykar Teknoloji Lideri Selçuk Bayraktar, SAHA EXPO'yu son gününde ziyaret etti.
Bayraktar, ziyaretinde yaptığı açıklamada, SAHA EXPO'nun uluslararası alanda çok büyük bir boyuta ulaştığını belirterek, yurt içi ve yurt dışından 1000'e yakın firmadan katılım olduğunu söyledi.
Ülkelerden üst düzey katılım olduğunu aktaran Bayraktar, "11 ülkenin savunma bakanı fuarı ziyaret etti. 57 ülke buraya katıldı. Artık ülkemiz savunma sanayisinde son 20 senede gerçekleştirdiği dönüşümle tüm dünyada adından hem eserleriyle hem de kurumlarıyla söz ettirir hale geldi" diye konuştu.
Bayraktar, fuarın halka açık son gününde SAHA EXPO'ya halkın yoğun bir ilgisinin olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Özellikle yüksek teknolojideki ülkemizin tam bağımsızlık serüveninde savunma sanayisi en önemli lokomotif. Bütün dünyada da böyle olmuş. Hayatımıza giren bütün büyük teknolojilerin hepsi öncelikle savunma sanayisinden başlamış ve sonrasında sivil alana yayılmasıyla birlikte çok daha büyük bir hale gelmiş. İnşallah ülkemiz tüm diğer sivil alanlarda da bu başarıyı gösterecek. Bütün hedef ve gayemiz bu. Baykar olarak bugüne kadar elde ettiğimiz kaynakların, son 20 seneye bakacak olursanız yüzde 75'ine yakın bir kısmı yurt dışı ihracattan geliyor. Sadece yüzde 25 civarında bir kısmı yerli kaynaklardan oluşuyor. Bütün yeni yaptığımız platformların hepsini biz öz kaynaklarımızla yapıyoruz. Bu elde ettiğimiz gelirleri de bu yüksek teknolojiye harcıyoruz. Geçtiğimiz yıl Baykar havacılık alanında ihracat şampiyonu olmuştu. Bu yıl, yaklaşık yüzde 98'i yurt dışı ihracattan geliyor ve 2022'deki ihracat hedefi 1 milyar doları aşmak."

"SAHA EXPO'nun uluslararası rağbet görmesi ülkemiz adına gurur verici"
Elde ettikleri kaynakları Türkiye'nin tam bağımsız ve müreffeh olma serüveninde yeni platformlar, yeni teknolojiler geliştirmek üzere kullandıklarını vurgulayan Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:
"En son hedefimiz, yaklaşık 20 yıldır hedefimiz olan adeta 'Kızılelmamız', ülkemizin de ilk insansız savaş uçağı olacak. İçinde bütün muharip havacılığın geleceğini içeren, ülkemizin ilk insansız savaş uçağı olacak Kızılelma'yı ilk uçuşuna hazırlıyoruz. O da ilk uçuşuna gün sayıyor. İlk uçuşuyla birlikte ancak bu dünyaya ilk adımı atmış olacağız. Ondan sonra bütün bir gelecek ve ülkemizin de artık takipçi değil de dünyada bu alana yenilik getiren ülkelerden biri olma serüveninin başlangıcı olacak. Bütün dünya insansız hava araçlarında kendi sınıfında en iyisini yaptığımızı kabul eder hale geldi. SAHA EXPO'da da yakın paydaşlarımızla, savunma sanayimizin tüm diğer kurumları olsun, onlarla bu hedefimize doğru adım adım ilerleyeceğiz. BAYKAR'ın stratejik iş birliği kapsamında imzaladığı anlaşmalar oldu. SAHA EXPO'nun uluslararası rağbet görmesi ülkemiz adına gurur verici. Dünyanın içinden geçtiği krizleri de değerlendirecek olsak ülkemizin hem jeopolitik anlamda hem stratejik anlamda böylesine önem kazanması bizleri de ayrıca milletimizin bir ferdi olarak gururlandırıyor. İnşallah çok daha büyük başarıları sadece savunma sanayisinde değil tüm diğer sivil alanlarda da genç girişimlerimiz, teknoloji firmalarımız, kurumlarımız başaracak."

"Bayraktar TB3 ve Bayraktar Kızılelma geliştirme faaliyetleriyle uğraşıyoruz"
Baykar Teknoloji Lideri Bayraktar, Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında yapmaya çalıştıklarının toplumsal bir dip dalgayı oluşturmak olduğunu belirterek, "Elbette savunma sanayisi bunun çok önemli bir kısmı. Savunma sanayisindeki derinlik de diğer sivil alanlara yayıldığında o derinlikte önemli bir kuvvet çarpanı olacaktır" değerlendirmesinde bulundu.
Bayraktar TB2'ye yoğun bir talep olduğunu ve bugüne kadar 24 ülkeyle ihracat sözleşmesi imzalandığını aktaran Bayraktar, şu ifadeleri kullandı:
"AKINCI ile ilgili de bugüne kadar 5 ülkeyle imzalandı ama AKINCI henüz yeni. Göreve hazır hale gelmesi 2021'i buldu. Geliştirme aşamasındayken de talep vardı AKINCI'ya. Kızılelma daha hiç uçmadı, ona çok daha büyük ülkelerden talep var. Öz kaynaklarımızla tümüyle bağımsız bir şekilde programı ilerletiyoruz. Kızılelma ile alakalı çalışmalarımız devam ediyor. Bayraktar TB2 muharebede paradigma dönüşümünü gerçekleştirmiş oldu. Şu anda Bayraktar TB3 ve Bayraktar Kızılelma geliştirme faaliyetleriyle uğraşıyoruz. Onlar da bir gün muharebe sahasında görev almayı başarabilirlerse muharebe tarihinde devrim yapacaklar. Bunu da şimdiden tarihe not düşmüş olalım. Türkiye'nin özellikle havacılığın geleceği olan insansız hava araçları konusunda tüm dünyaya damgasını vurduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Biz bu yarışta teknoloji geliştirme açısından baktığınızda dünyada ilk 3 ülke arasına girmeyi başardık. Türk Silahlı Kuvvetleri'ni değerlendirecek olursak, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne bu teknolojiyi kullanma açısından konunun bir uzmanı olarak rahatlıkla dünyada bir numara olduğunu söyleyebiliriz. Bu bir yarış ve biz ancak sürekli inovasyon yaparsak, sürekli yenilik yaparsak, sürekli çok çalışırsak bu yarışta liderliğimizi sürdürebiliriz. Savunma sanayimizin aynı dinamizmini koruyarak, hiçbir engele takılmadan tümüyle bu millileşme vizyonu kapsamında ilerlemeye devam etmesi gerekiyor."
Bayraktar, Polonya'ya yapılan Bayraktar TB2 teslimatına ilişkin, Polonya'ya bugün ilk sistemin teslimatının gerçekleştiğini belirterek, "Orada da büyük bir heyecan var. Polonya Savunma Bakanı, 'Bayraktarlarımızı bekliyoruz' diye sosyal medyadan duyurdu. Biz de onları en iyi biçimde görev yapacak şekilde göreve hazırladık. Bugün teslimatı gerçekleşti" değerlendirmesinde bulundu.
Açıklamasının ardından SAHA EXPO'daki stantları ziyaret eden Selçuk Bayraktar, ziyaretçilerle hatıra fotoğrafı çektirdi.



Türkiye'nin İran’daki savaş kaynaklı endişeleri ve hesapları

 Türkiye'nin kuzeydoğusundaki Kapıköy (Razi) Sınır Kapısı’na ulaşan İranlılar, 3 Mart 2026 (AFP)
Türkiye'nin kuzeydoğusundaki Kapıköy (Razi) Sınır Kapısı’na ulaşan İranlılar, 3 Mart 2026 (AFP)
TT

Türkiye'nin İran’daki savaş kaynaklı endişeleri ve hesapları

 Türkiye'nin kuzeydoğusundaki Kapıköy (Razi) Sınır Kapısı’na ulaşan İranlılar, 3 Mart 2026 (AFP)
Türkiye'nin kuzeydoğusundaki Kapıköy (Razi) Sınır Kapısı’na ulaşan İranlılar, 3 Mart 2026 (AFP)

Rustem Mahmud

Türkiye, ABD ve İsrail’in İran'a karşı sürdürdüğü savaşın etkisiyle son derece tedirgin bir siyasi ve güvenlik ortamı yaşıyor. Karar alma merkezine yakın çevreler ve ‘derin devlete’ yakın siyasi güçler, bölgede Türkiye'nin bölgesel düzeydeki rolünü ve konumunu etkileyecek, hatta belki de iç kimliğini sarsacak jeopolitik dönüşümlerin yaşanacağını hissediyor. İran'da Kürt sorununun gündeme gelmesi, mezhepçi kutuplaşmanın artması ve tarihi bir imparatorluğun mirasçısı olan Türkiye ile benzerlikler taşıyan İran devletinin parçalanma olasılığı, Türkiye'de siyasi ve güvenlik açısından ‘endişe’ yaratıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın iktidar koalisyonundaki ortağı ve ülkedeki derin devlet kurumları üzerindeki hakimiyetleriyle tanınan liderlerden biri olan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) lideri Devlet Bahçeli, partisinin düzenlediği Ramazan iftarında yaptığı uzun konuşmada İran'da yaşananlarla ilgili Türkiye'nin endişelerini şu sözlerle özetledi:

“Suriye tecrübesi bize ağır bedeller ödeterek öğretmiştir ki, devlet otoritesinin zayıfladığı alanlar kısa sürede farklı silahlı grupların, vekâlet unsurlarının, düzensiz göç hareketlerinin, kaçak ekonomi ağlarının ve dış müdahalelerin sahasına dönüşmektedir. Bugün İran merkezli gelişmeler de aynı dikkatle okunmalıdır.

Bir bölgede devlet boşluğu oluştuğu an oraya akıl, vicdan, izan ve merhamet yerleşmez; önce silah yerleşir, sonra istihbarat yerleşir, ardından vekâlet savaşı yerleşir. Sonrasında o coğrafyanın halkları başkalarının hesaplarının altında ezilir.

Tarihin ileride kayıt altına alacağı günleri yaşarken; bizler, bu sorunun cevabını aramak ve Türkiye’nin hangi istikamette yürümesi gerektiğini açık bir şekilde ortaya koymak durumundayız.”

Irak savaşlarının anıları

Türkiye’deki siyaset, medya ve halk çevreleri, 1980’li yılların başlarından itibaren arka arkaya yaşanan ‘Irak savaşları’ sırasında yaşadıklarına benzer bir genel durumla karşı karşıya. Şu anda yaşanan olağanüstü bölgesel dönüşümlerin Türkiye’deki iç dengeleri etkileyeceği ve ülkeye mülteci dalgalarının başlayacağı yönünde bir algı söz konusu. Savaş daha da uzarsa, Türk siyasi güçleri arasında olup bitenlerle ilgili anlaşmazlıklar ve iç kutuplaşmalar yaşanacak ve bu da Türk hükümetini iç ve bölgesel olarak zor kararlar almaya itecek.

Milli Savunma Bakanlığı, bu savaşta sahada yaşanabilecek her türlü gelişmeye karşı önlem almak ve hazırlıklı olmak amacıyla, İran topraklarından Türkiye'ye milyonlarca mültecinin akınını engellemek için Türkiye ile İran arasında bir ‘tampon bölge’ oluşturmaya çalışıyor.

Türk basını, Milli Savunma Bakanlığı'nın bu savaşta sahadaki olası gelişmelere karşı önlem almak amacıyla, İran topraklarından Türkiye'ye milyonlarca mültecinin akınını engellemek için Türkiye ile İran arasında bir ‘sınır tampon bölgesi’ oluşturmaya çalıştığına dair haberler yayınladı.

İran’da endişe verici üç konu

Savaş devam ederken Türkiye, İran’daki ve Türkiye üzerinde, özellikle de ülkedeki mevcut siyasi dengeler üzerinde somut etkisi olan üç iç meseleye ilişkin endişe duyuyor. Sayıları 7 ila 10 milyon arasında değişen milyonlarca İranlı Kürt, ortak sınır boyunca yaşıyor ve sınırdaki üç ilin nüfusunun çoğunluğunu oluşturuyor. İranlı Kürtlerin mevcut durumu, Türkiye’ye geçtiğimiz yıllarda Suriye'deki Kürtlerin durumunu hatırlatıyor. Suriye'deki Kürtler, on yıl boyunca Türkiye için jeopolitik bir sorun oluşturmuş, Türkiye'yi Suriye'de birden fazla savaşa girmeye zorlamış ve Türkiye'nin iç siyasi çatışmalara ve krizlere tanık olmasına neden olmuştu. İran Kürtleri siyasi açıdan son derece örgütlü ve PKK’ya yakınlığıyla bilinen Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) aralarında geniş bir nüfuza sahip. Bölgelerindeki saf Kürt coğrafyası ve demografisi, Suriye Kürtlerine uygulanan politikaların uygulamasına izin vermiyor. Buna, kolektif hafıza ve yaşadıkları tarihsel deneyimler de eklenmeli. İranlı Kürtler, 1946'da bir Kürt devletinin kurulduğunu ilan eden tek Kürt grubu olurken, 1980'lerin başında iktidara karşı uzun soluklu silahlı mücadeleye giriştiler. Savaşın sonuçları nedeniyle siyasi ve coğrafi alan kazanmaları, öncelikle bölgedeki tüm ülkelerde Kürt sorununun gelişimine yansıyacak, ancak aynı zamanda Türkiye’deki Kürtleri de siyasi taleplerinin sıklığını ve niteliğini artırmaya itecek.

Türkiye, İran’da devletin ve kamu düzeninin uzun süreli çöküşünden ve ülkenin zamanla bir dizi iç çatışmanın yanı sıra bölgesel ve uluslararası güç merkezlerinin sahnesine dönüşmesinden endişe duyuyor.

İkinci konu, Türkiye sınırına yakın Batı ve Doğu Azerbaycan eyaletlerinde yaşayan ve hatta başkent Tahran'da da nüfusa sahip olan yaklaşık 15 milyon Azeri ile ilgili. 1990'ların başlarından itibaren, Türkiye ve Azerbaycan Cumhuriyeti'nin ekonomik ve siyasi olarak öne çıkması ve onlar tarafından yakından takip edilen Türk basını bu nüfus üzerinde etkili. İran nüfusunun yaklaşık dörtte birini oluşturan İranlı Azeriler, bağımsızlık, konfederasyon ve federalizm gibi siyasi önerilerde bulunuyor ve bunların tümü Türkiye için birer zorluk teşkil ediyor.

Görsel kaldırıldı.
Irak'ın Erbil kenti dışındaki bir kampta eğitim gören Kürdistan Özgürlük Partisi’ne (PAK) üyesi İranlı Kürtler, 12 Şubat 2026 (Reuters)

Türkiye’nin İranlı Azerilerin taleplerine ilişkin tüm seçenekleri son derece zorlu. Çünkü bu talepleri kabul etmek, fiilen ya İran’ın parçalanması ya da federal bir siyasi düzeni kabul etmek anlamına geliyor. Dolayısıyla İranlı Kürtler için federal bir yapıyı kabul etmek ve Türkiye’ye komşu birçok bölgede Kürtler için federal modelin tekrarlanması demek oluyor. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Azerilerin beklentilerini engellemek, içerdeki Türk milliyetçiliği eğilimleriyle, özellikle de muhalefet partileriyle çatışmak anlamına gelecektir.

Kürtlerin ve Azerilerin beklentileri, talepler açısından birbiriyle örtüşse de gerçekte nesnel olarak çatışıyor. Batı Azerbaycan eyaletinde İranlı Kürtler ile Azeriler arasındaki siyasi, ekonomik ve sembolik çatışma yıllardır en şiddetli halini almış durumda. Bu da şimdiye kadar bu çatışmayı tek başına kontrol altında tutan ülkenin siyasi rejimi çökerse, geniş çaplı bir çatışmaya yol açabilir. Bu durum, Irak'ın Kerkük ilindeki Kürtler ile Türkmenler arasında yaşananlara ve bunun Türkiye'nin tutumuna etkisine benziyor.

Türkiye, İran’da devletin ve kamu düzeninin uzun süreli çöküşünden ve ülkenin zamanla bir dizi iç çatışmanın yanı sıra bölgesel ve uluslararası nüfuz merkezlerinin vekalet savaşları alanına dönüşmesinden endişe duyuyor. İran rejimi, geçtiğimiz yıllar boyunca devletin kurumlarını ve işleyiş mekanizmalarını parçaladı ve altyapıların hizmet, sağlık ve eğitim sektörlerinde köklü çöküş yaşadığı bir dönemde, devletin değil iktidarın etrafında yoğunlaşan sağlam bir yönetim çekirdeği oluşturdu. Büyük şehirler ise içme suyu sağlayamama da dahil olmak üzere giderek kötüleşen hizmet koşullarıyla boğuşuyor.

Türkiye, İran’ın içindeki patlamanın yeniden yapılanma sürecinin yıllar alacağını ve özellikle de istikrarı Türkiye’nin ulusal güvenliğinin bir parçası olan tarihi bir imparatorluğun yokluğu nedeniyle bunun kendisi üzerinde de yansımaları olacağını biliyor.

* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Türkiye PKK'nın sınıflandırılması ve entegrasyon sürecini tartışmaya hazırlanıyor

Irak'ın kuzeyindeki Kandil Dağları'nda bulunan PKK’lılar (Reuters)
Irak'ın kuzeyindeki Kandil Dağları'nda bulunan PKK’lılar (Reuters)
TT

Türkiye PKK'nın sınıflandırılması ve entegrasyon sürecini tartışmaya hazırlanıyor

Irak'ın kuzeyindeki Kandil Dağları'nda bulunan PKK’lılar (Reuters)
Irak'ın kuzeyindeki Kandil Dağları'nda bulunan PKK’lılar (Reuters)

Türkiye, Barış Süreci kapsamında PKK üyelerinin silahsızlandırılması ve entegrasyonu ile ilgili hazırlanacak yasal düzenlemeler üzerine tartışmalar yoğunlaşıyor. Kaynaklara göre, PKK üyelerinin dört kategoriye ayrılması ve bu çerçevede entegrasyon sağlanması planlanıyor.

Parlamento, kısa süre içinde, PKK’nın silahsızlandırılmasına yönelik yasal çerçeveyi öneren Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komitesi raporunu Adalet Komisyonu’nda görüşmeye başlayacak. Komite onayladığı yasal düzenlemeleri daha sonra genel kurulda tartışacak.

Dört kategorili sınıflandırma

Hükümete yakın “Türkiye” gazetesinin aktardığına göre, PKK üyeleri dört kategoriye ayrılacak: “Suç işleyenler, işlemeyenler, arananlar ve tutuklular.” Kaynaklar, hâlihazırda yaklaşık 4 bin PKK üyesinin cezaevinde bulunduğunu, bunların 500’ünün ağır hapis cezaları çektiğini, aralarında örgüt liderı Abdullah Öcalan’ın da yer aldığını belirtti. Öcalan, müebbet hapis cezası ile yaklaşık 27 yıldır cezasını çekiyor ve “Barış Süreci”ni yönetmesi gerekçesiyle serbest bırakılması talepleri artıyor.

ythyt
PKK üyelerinden bir grup, Öcalan'ın çağrısı üzerine 26 Ekim'de Türkiye'den çekildi (Reuters)

Yasal düzenlemelerin kabulü, devletin ilgili kurumlarının (istihbarat, İçişleri ve Milli Savunma Bakanlıkları) PKK’nın silahsızlandırma sürecini tamamen tamamladığını onaylamasına bağlı olacak. Buna göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, istihbarat raporunun sürecin tamamlandığını doğrulaması durumunda Nisan ayında bir “Çerçeve Kanun” çıkarabilecek. Ancak, İran’daki savaşın süreci bir süre yavaşlatabileceği de belirtiliyor.

Öcalan’dan yeni parti hamlesi

Öcalan’ın, eski HDP eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’a bir mesaj gönderdiği, Demirtaş’tan siyasete dönmeye hazırlanmasını istediği iddia ediliyor. Mesajda, yeni kurulacak partinin tek liderli olacağı ve Demirtaş’ın bu görev için uygun görüldüğü belirtiliyor.

Öcalan, geleneksel Kürt partilerinin yerine geçecek yeni bir parti kurmayı, “Barış Süreci” ve demokratik entegrasyonu desteklemeyi, sadece Kürtleri değil Türkleri de kapsayacak bir parti kurmayı planlıyor.

fgt
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komitesi, "barış süreci" için gerekli hukuki şartlara ilişkin raporunu 18 Şubat'ta Meclis'e sundu (Türkiye Parlamentosu - X)

Demirtaş, 2017’de HDP eşbaşkanı Figen Yüksekdağ ve diğer Kürt siyasetçilerle birlikte “terör örgütüne destek” suçlamasıyla tutuklanmış, partisinin kapatılması talebi yıllardır Anayasa Mahkemesi’nde bekletiliyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Demirtaş’ın derhal serbest bırakılması yönünde kararlar almıştı. Demirtaş, 2014 ve 2018 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’a rakip olmuş, 2015’te ise partisinin barajı aşarak Meclis’e girmesini sağlamıştı.

Demirtaş yeniden gündemde

Hükümet ortağı ve “Cumhur İttifakı” üyesi MHP lideri Devlet Bahçeli, AİHM kararlarının uygulanarak Demirtaş’ın serbest bırakılması çağrısını sıkça yineledi. 22 Ekim 2024’te başlatılan “Terörden Arındırılmış Türkiye” girişimi kapsamında Öcalan, 27 Şubat 2025’te PKK’ya silah bırakma çağrısı yapan “Barış ve Demokratik Toplum için Çağrı” metnini yayımlamıştı.

rgtr
İstanbul'daki Kürtler, gösterilerinden birinde Demirtaş'ın serbest bırakılmasını talep etmek için Demirtaş'ın fotoğrafını kaldırdılar (Demokrasi ve Eşitlik Partisi - X)

HDP eşbaşkanı Tunçer Bakırhan, Diyarbakır’daki Newroz kutlamalarında yaptığı konuşmada Öcalan’ın serbest bırakılmasını, tutuklu Demirtaş ve Yüksekdağ ile diğer Kürt siyasetçilerin serbest bırakılmasını ve Kürt sorununa yasal çözüm bulunmasını talep etti. Bakırhan, hükümeti “Barış Yasası” çıkarmaya, muhalefeti süreci desteklemeye ve kamuoyunu “uzlaşma ve hoşgörü” sürecini benimsemeye çağırdı.

vffv
Halkların Demokrasi ve Eşitlik Partisi Eş Başkanı Tuncer Pakiran, Türkiye'nin güneydoğusundaki Diyarbakır'da düzenlenen Nevruz kutlamaları sırasında konuşurken, arkasında Öcalan'ın bir fotoğrafı görülüyor (partinin X'teki hesabı).

 


Katar: Teknik arıza nedeniyle meydana gelen helikopter kazasında 7 kişi hayatını kaybetti

Katar’ın başkenti Doha (AFP)
Katar’ın başkenti Doha (AFP)
TT

Katar: Teknik arıza nedeniyle meydana gelen helikopter kazasında 7 kişi hayatını kaybetti

Katar’ın başkenti Doha (AFP)
Katar’ın başkenti Doha (AFP)

Katar Savunma Bakanlığı bu sabah erken saatlerde, Katar Silahlı Kuvvetleri’ne ait bir helikopterin rutin görev sırasında teknik arıza nedeniyle ülkenin kara suları içinde düştüğünü açıkladı.

Bakanlık, kazada 6 kişinin yaşamını yitirdiğini duyurdu. Yapılan açıklamada, “Bu sabah Katar kara sularında düşen personel taşıma helikopterinin mürettebatı ve yolcuları için devam eden arama ve kurtarma çalışmaları kapsamında, Katar Silahlı Kuvvetleri mensupları Kaptan Pilot Mubarek Salim Davay el-Mery, Çavuş Fahd Hadi Ganem el-Hıyarin, Onbaşı Muhammed Mahir Muhammed, Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı’ndan Binbaşı Sinan Taştekin ile ASELSAN teknisyenleri Süleyman Cemre Kahraman ve İsmail Enes Can’ın şehit olduğu teyit edilmiştir. Katar Silahlı Kuvvetleri mensubu Kaptan Pilot Said Nasır Sumeyh’i arama çalışmaları devam etmektedir” denildi.

Daha sonra Katar İçişleri Bakanlığı, kazada kayıp olan yedinci kişinin de hayatını kaybettiğini bildirdi.

Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı ise kazada bir Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) personeli ile iki ASELSAN personelinin yaşamını yitirdiğini doğruladı.

Yetkililer, kazanın Ortadoğu’da süren savaşla herhangi bir bağlantısı olmadığını belirtiyor.

Katar, savaşın başlamasının ardından özellikle enerji altyapısını hedef alan saldırılara maruz kaldı.

28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak saldırısının ardından, bu hafta İran tarafından Ras Laffan LNG tesisine yönelik bir saldırı gerçekleşti.

Bir benzer olay, Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) 9 Mart’ta meydana geldi; Bakanlık açıklamasına göre, teknik arıza sonucu bir helikopter düştü ve iki asker hayatını kaybetti.