Türkiye’den Mısır ile normalleşmeyi hızlandırmak için yeni girişim: İhvan üyesi gazetecilerin çalışmaları durduruldu

Mısır’da yapılacak COP27 İklim Konferansı sırasında protesto gösterilerini kışkırtmaya, kaos yaymaya ve istikrarı sarsmaya dahil oldukları gerekçesiyle İhvan üyesi gazetecilerin çalışmaları durduruldu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi (AFP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi (AFP)
TT

Türkiye’den Mısır ile normalleşmeyi hızlandırmak için yeni girişim: İhvan üyesi gazetecilerin çalışmaları durduruldu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi (AFP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi (AFP)

Kahire, Libya ile ilgili uygulamalarına devam etmesi ve politikalarını değiştirmemesi nedeniyle Ankara ile bozulan ilişkilerin iyileştirilmesine yönelik istikşafi görüşmelerin askıya alındığını duyurdu. Öte yandan Türk yetkililer, iki taraf arasındaki müzakerelerin çok yavaş ilerlemesine rağmen gözlemcilerin Mısır ile ilişkilerin normalleşmesi konusunda ne kadar ciddi olduklarının bir göstergesi olarak değerlendirilen bir adım attılar.
Türkiye'deki Müslüman Kardeşler’e (İhvan-ı Müslimin) yakın sayfaların ve hesapların yanı sıra İhvan’a bağlı kanallarda çalışan gazeteciler, Türk yetkililerin Müslüman Kardeşler üyesi 34 kişiyi gözaltına aldıklarını aktardılar. Bu kişiler, 6-18 Kasım tarihlerinde Mısır’ın Şarm El-Şeyh bölgesinde yapılması planlanan COP27 İklim Konferansı sırasında istikrarı bozmak ve kaosu yaymak amacıyla 11 Kasım'da Mısır'da gösteri düzenlenmesi çağrılarına destek vermişlerdi.
Söz konusu sayfalar ve hesaplarda yazılanlara göre Mısır'da protestoları, şiddet eylemlerini, sabotajları koordine etmek ve kaos yaratmak amacıyla Telegram uygulaması üzerinden ‘Sarh’ adlı yeni bir kanal açmaya hazırlanan bu kişiler, kamu güvenliğini ciddi bir şekilde tehlikeye sokacağı değerlendirilen yabancılar hakkında G-87 tahdit kodu ile Türkiye'den sınır dışı edilenler listelerine alındı. Bu kişilerin aynı zamanda, Müslüman Kardeşler’in geçtiğimiz haftalarda sadece eş-Şark ve el-Vatan kanallarının kaldığı Türkiye'deki kısıtlamaları telafi etmek için Türkiye dışında kurmaya başladığı ve aralarında ‘Şuub'(Al-Shoob) adlı kanalın da yer aldığı diğer televizyon kanallarıyla bağlantı kurmaya da hazırlandıkları belirtildi. ‘Mekameleen’ adlı televizyon kanalı ise Londra'ya taşındı. Eş-Şark ve Mekameleen kanallarında çalışan bazı sunucuların da söz konusu çalışmalarına devam etmeleri engellendi.
Müslüman Kardeşler medyasının resmi Twitter hesabından, Eş-Şark eski Genel Yayın Yönetmeni Hüsam el-Gamri’nin  (cumayı cumartesiye bağlayan gece), Türk güvenlik güçleri tarafından evinde gözaltına alındığı duyurulmuştu. Gamri’nin sınır dışı edildiğine dair haberler olduğu belirtilirken, Gamri’nin nereye gideceği ise açıklanmadı.
Gamri, son zamanlarda bir yandan 11 Kasım’da Mısır’da protesto gösterilerinin başlaması, diğer yandan Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin iktidarına karşı şiddetli protesto gösterileri düzenlenmesi için provokatif çağrılarda bulunuyordu. Gamri, son olarak provokatif çağrılarını ulaştırmak amacıyla El-Ahly ile Zamalek futbol takımları arasında cuma akşamı Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) el-Ayn şehrinde oynanan Mısır Süper Kupası maçının ardından, halkın maçı izlemek için Kahire ve ülke genelindeki kafelerde toplanmalarından yararlandı. Ancak İhvan ile bağlantılı bazı sayfalar Gamri’nin gözaltına alınmasının nedeninin bu olmadığını, 8 yılı aşkın bir süredir yaşadığı Türkiye'de yasal ikamet koşullarını ihlal etmesinden kaynaklandığını öne sürdüler.
Öte yandan İstanbul'da İhvan üyelerinin gözaltına alınmlarıyla ilgili gelişmeleri takip eden kaynaklar, Gamri’nin sınır dışı edileceği iddialarını reddettiler.
Gamri, gözaltına alınmasından önce, Mısır’da, Mühendislik Fakültesi'nde son sınıf öğrencisi olan en büyük oğlu Yusuf’un, 11 Kasım'da yapılması planlanan protestolar için yapılan çağrılarda aktif olması nedeniyle Ulusal Güvenlik tarafından gözaltına alındığı açıklamıştı.
Eş-Şark kanalı, Ghamri'nin sunduğu ‘Vizyon’ programını daha önce Türk yetkililerin talebi üzerine askıya almış ve Mısırlı liderlere karşı kışkırtma ve saldırıyı durdurma talimatına uymadığı için kanalın İstanbul'dan yaptığı yayınlar engellenmişti. Buna karşın kanal, sosyal medya hesaplarından talimatlara uymadan yayın yapmaya devam etti.
Ankara Kahire ile yakınlaşması çerçevesinde, Merhum Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi iktidarının devrilmesinden sonra İstanbul’un 2013 yılından bu yana ev sahipliği yaptığı İhvan'ın kanallarından ve medya platformlarından gelen yoğun saldırıyı durdurmaya çalıştı. Aralarında Mutaz Matar, Muhammed Nasır, Hamza Zuba ve eski oyuncu Hişam Abdullah'ın da bulunduğu çok sayıda medya profesyonelinin programları askıya alındı. Müslüman Kardeşler kanallarını talimatların ihlal edilmemesi konusunda uyaran Türk yetkililer, Mekameleen kanalının yayınını durdurmaya karar verdi. Kanal İstanbul'dan Londra'ya taşındı. Ancak Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre Kahire, bu adımın yeterli olduğunu ve taleplerini tam olarak karşıladığını düşünmüyor. Ankara, Mısır mahkemeleri tarafından terör eylemlerine karışmakla yargılanan ve haklarında verilen kararlardan kaçan Müslüman Kardeşler liderleri ve üyelerini uluslararası hukuk ilkeleri çerçevesinde teslim etmeyi ve bölge ülkelerinin işlerine karışmayı durdurmayı halen reddediyor.
Müslüman Kardeşler üyeleri ve İstanbul'da bulunan İhvan yanlısı bazı aktivistler, Türkiye ve Mısır arasındaki ilişkilerin aralıksız düşmanlık ya da daim dostluk ile karakterize edilmediğinden, yurtdışındaki Mısır muhalefetinin ve kanallarının artık feda edildiği göz önüne alındığında Gamri'nin gözaltına alınmasının Türkiye'nin Mısır'a yönelik politikasındaki son değişikliğe bağladılar. Bunun yanında Müslüman Kardeşler içindeki bölünmeyi, hiçbir projesinin olmayışını ve İstanbul'da cephelere bölünmüşlüğüne yansıyan örgüt saflarındaki rekabeti kınadılar. Ayrıca İhvan’ın birden fazla cepheye (Mahmud Hüseyin liderliğindeki İstanbul Cephesi, Değişim Hareketi ve geleneksel liderlerle çatışan diğer genç gruplar ve İbrahim Münir liderliğindeki Londra Cephesi) bölünmesiyle iç çatışmaların Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı muhalefete olan güvenini etkileyen kanallar, sayfalar ve açıklamalar aracılığıyla gün yüzüne çıkmasını eleştirdiler.
Mısır ile Türkiye arasındaki görüşmeler şu anda istihbarat servisleri düzeyinde devam ediyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz ay,  ‘Mısır ile görüşmelerin daha üst bir seviyeye çıkarılmasını umduğunu’ ifade etti.
Libya'da kara, deniz ve hava üslerinin yanı sıra binlerce asker bulunduran ve ülkeye paralı askerler getiren Türkiye, geçtiğimiz salı günü, Abdulhamid Dibeybe’nin başbakanı olduğu Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) ile iki anlaşma imzaladı. Bunlardan biri, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile eski Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başbakanı Fayiz es-Serrac arasında 27 Kasım 2019 tarihinde İstanbul'da Güvenlik ve Askeri İşbirliği Mutabakatı Muhtırası çerçevesindeki ek protokolleri içeriyor. Üç hafta önce de Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Libyalı mevkidaşı Necle el-Menguş arasında Trablus'ta, 2019 yılında İstanbul’da imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’nın uygulanması çerçevesinde Akdeniz'de ve Libya kıyılarında hidrokarbon (petrol ve doğal gaz) kaynaklarının ortak keşif çalışmaları yapılmasına yönelik bir mutabakat zaptı imzalandı. Türkiye’den Cumhurbaşkanlığının yanı sıra Dışişleri, Savunma, Enerji ve Doğal Kaynaklar bakanlıkları yetkililerinin yer aldığı üst düzey bir heyetin 3 Ekim'de Trablus'a gerçekleştirdiği ziyaret sırasında imzalanan mutabakat zaptı, Libya Temsilciler Meclisi (TM), TM’nin desteklediği İstikrar Hükümeti ve DYK’nın bazı üyelerinin tepkisini çekti. Mısır, Yunanistan, Avrupa Birliği (AB) ve ABD’den de itirazlar geldi. Çünkü imzaya taraf olan Dibeybe hükümetinin görev süresi, Libya Siyasi Diyalog Forumu'nun (LSDF) yayınladığı yol haritasına göre 24 Aralık 2021 tarihinde sona erdi ve bu yüzden herhangi bir mutabakat zaptı ya da anlaşma imzalama yetkisi yok.



Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı  Faysal bin Ferhan: Filistin devletinin kurulması ve işgalin sona erdirilmesi bölgenin güvenlik ve istikrarının iki temel dayanağı

Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı  Faysal bin Ferhan: Filistin devletinin kurulması ve işgalin sona erdirilmesi bölgenin güvenlik ve istikrarının iki temel dayanağı

Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması ve insani yardımların hiçbir engelle karşılaşmadan bölgeye ulaştırılması çağrısında bulundu. Bakan  Ferhan, bağımsız bir Filistin devletinin hayata geçirilmesi ve işgalin sona erdirilmesinin bölgenin güvenliği ve istikrarının iki temel dayanağını oluşturduğunu vurguladı. Bakan ayrıca Suudi Arabistan’ın ortak tehditlerle mücadele etmek ve bölgesel istikrarı desteklemek amacıyla Suriye ve Türkiye ile koordinasyon ve iş birliğini güçlendirdiğini belirtti.

Suudi Bakan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. döneminin üst düzey haftası kapsamında salı günü düzenlenen ve Fransa, İngiltere ve Kanada ile birlikte eş başkanlığını yaptığı “İleriye Giden Yol: New York Bildirisi’nin Birinci Yılı ve Kapsamlı Barış Planı” başlıklı üst düzey toplantıya katıldı.

Prens Faysal bin Ferhan, toplantıda Fransa, İngiltere, Kanada ve giderek artan sayıdaki ülkenin Filistin devletini tanıma yönünde attığı adımları ve yasa dışı yerleşim faaliyetleri konusunda hesap verebilirliği güçlendirmeye yönelik girişimlerini memnuniyetle karşıladı. Henüz Filistin devletini tanımayan ülkelere de bu yönde adım atmaları çağrısında bulundu.

Bakan Ferhan, yerleşimlerin genişletilmesi, yerleşimci şiddeti ve ilhak politikalarıyla mücadele edilmesi gerektiğini vurgularken Kudüs’teki tarihî ve hukuki statükonun korunması çağrısı yaptı. Bakan ayrıca tüm tarafların şiddeti, nefreti ve kışkırtmayı reddetmesi ve barış ile uzlaşmayı destekleyecek bir ortamın oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Gazze konusunda ise Dışişleri Bakanı, barış planının eksiksiz ve derhal uygulanmasının yanı sıra insani yardımların herhangi bir engelle karşılaşmadan ulaştırılmasının önemini vurguladı. Bunun, Gazze Şeridi ile Batı Şeria’nın Filistin Ulusal Yönetimi çatısı altında birleştirilmesi hedefine ulaşılması açısından gerekli olduğunu belirtti.

thy
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, İleriye Giden Yol: New York Bildirisi’nin Birinci Yılı ve Kapsamlı Barış Planı” başlıklı üst düzey toplantıya eş başkanlık ederken (Suudi Dışişleri Bakanlığı)

Bakan Ferhan, güvenliğin bir tarafın diğer taraf pahasına sağlanmasına değil, karşılıklı çıkarlar ve birbirine bağlı güvenlik anlayışına dayanması gerektiğini söyledi. Suudi Arabistan’ın kapsamlı, adil ve kalıcı bir barışın sağlanması amacıyla ortaklarıyla çalışmayı sürdüreceğini belirten Bakan Ferhan, bu çabaların Arap Barış Girişimi, ilgili Birleşmiş Milletler kararları ve New York Bildirisi doğrultusunda yürütüldüğünü kaydetti.

Bakan, bu yaklaşımın çatışmayı sona erdirmeyi, herkesin haklarını ve güvenliğini güvence altına almayı ve bölgenin istikrar, iş birliği ve refah için yeni ufuklara açılmasını sağlamayı amaçladığını ifade etti.

Suudi Arabistan, Türkiye ve Suriye arasında koordinasyon

Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, başka bir diplomatik girişim kapsamında New York’ta Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Esad Hasan Şeybani ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bir araya geldi.

Görüşmede üç ülke arasındaki ortak iş birliği alanları ele alınırken ortak çıkarlara hizmet edecek ve halkların büyüme ile refahına katkı sağlayacak ekonomik ve ticari iş birliğinin geliştirilmesi için mevcut fırsatlar değerlendirildi.

yu
Suudi Dışişleri Bakanı, New York’ta Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Esad Hasan Şeybani ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile birlikte (Suudi Dışişleri Bakanlığı)

Toplantıda ayrıca ortak tehditlerle mücadele kapasitesinin güçlendirilmesi ve koordinasyon ile iş birliğinin daha üst seviyeye taşınmasının yolları ele alındı. Taraflar, istişare ve koordinasyonun sürdürülmesinin ve bölgede güvenlik ile istikrarın sağlanmasına yönelik çabaların devam ettirilmesinin önemini vurguladı.


FATF: Türkiye kara para aklamayla mücadelede belirgin ilerleme kaydetti

Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) önceki toplantılarından biri
Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) önceki toplantılarından biri
TT

FATF: Türkiye kara para aklamayla mücadelede belirgin ilerleme kaydetti

Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) önceki toplantılarından biri
Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) önceki toplantılarından biri

Türkiye, kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadelede önemli ilerleme kaydetti. Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) son değerlendirmesine göre kamu kurumları arasındaki koordinasyon, mali istihbaratın kullanımı ve uluslararası işbirliğinde gelişme sağlanırken kara para aklamaya ilişkin soruşturma, kovuşturma ve mahkumiyetlerin sayısı da önemli ölçüde arttı.

FATF, çarşamba günü yayımladığı değerlendirmede Türkiye'nin sınır ötesi suç gelirlerinin izini sürme ve yurt dışında bulunan yasa dışı varlıkların geri alınması konusunda daha fazla çaba göstermesi gerektiğini belirtti. Kuruluş ayrıca karmaşık ve yüksek riskli davalardaki bazı eksikliklerin giderilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Değerlendirme, FATF'ın Türkiye'ye yönelik 2019 yılında gerçekleştirdiği kapsamlı incelemenin ardından geldi. Buna göre Ankara, o tarihten bu yana özellikle kamu kurumları arasındaki koordinasyon, mali bilgilerin kullanımı ve yabancı makamlarla işbirliği alanlarında mali suçlarla mücadele kapasitesini güçlendirdi.

Türkiye'nin teknik uyum düzeyindeki iyileşmenin göstergelerinden biri de FATF'ın 40 tavsiyesi kapsamında hiçbir başlıkta "uyumsuz" olarak sınıflandırılmaması oldu. Türkiye yalnızca iki tavsiyede "kısmen uyumlu" olarak değerlendirildi.

Türkiye'nin ekonomik konumundan kaynaklanan riskler

Türkiye'nin kaydettiği ilerlemeye rağmen FATF, ülkenin bölgesel bir finans, ticaret ve lojistik merkezi olması, nakit işlemlerin yaygınlığı ve kayıt dışı ekonominin büyüklüğü nedeniyle kara para aklama risklerine açık olmaya devam ettiğini belirtti.

Başlıca riskler arasında dolandırıcılık, yasa dışı bahis ve kumar ile uyuşturucu kaçakçılığı ve diğer kaçakçılık faaliyetleri yer alıyor.

FATF, Türkiye'nin karmaşık kara para aklama soruşturmaları yürütme kapasitesini geliştirdiğine dikkat çekti. Soruşturma, kovuşturma ve mahkumiyetlerin sayısının da önceki değerlendirmeye kıyasla önemli ölçüde arttığı belirtildi.

Yurt dışındaki varlıkların takibinde zorluklar

Yetkililerin performansındaki iyileşmeye rağmen FATF, yurt dışında bulunan suç gelirlerinin geri alınmasını daha fazla çalışma gerektiren alanlardan biri olarak belirledi. Kuruluş ayrıca sınır ötesi hareket eden yasa dışı gelirlerin izinin sürülmesi kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Değerlendirmede, Türkiye'nin Mali Suçları Araştırma Kurulu'nun (MASAK) mali bilgilerin toplanması, analiz edilmesi ve ilgili kurumlarla paylaşılmasında merkezi bir rol üstlendiği belirtildi. MASAK'ın 300'den fazla veri tabanına doğrudan erişim imkanına sahip olduğu kaydedildi.

FATF ayrıca MASAK ile kolluk kuvvetleri ve diğer kamu kurumları arasındaki işbirliğine övgüde bulundu. Türkiye'nin sınır ötesi soruşturmalarda resmi ve gayriresmi işbirliği kanallarından yararlandığına dikkat çekildi.

Üç yıllık yol haritası

FATF, Türkiye'ye yüksek riskli suçlardan kaynaklanan kara para aklamaya ilişkin soruşturma ve kovuşturmalara daha fazla öncelik vermesi çağrısında bulundu. Bu suçlar arasında uyuşturucu ticareti, kaçakçılık ve yasa dışı bahis faaliyetleri yer alıyor.

Kuruluş ayrıca yurt dışında bulunan suç varlıklarının daha etkin şekilde tespit edilmesi, izlenmesi ve geri alınması yönündeki kapasitenin geliştirilmesini tavsiye etti. Terörizmin finansmanı riskleriyle mücadele kapasitesinin de ülkenin güncellenmiş risk profiliyle uyumlu şekilde güçlendirilmesi istendi.

FATF, etkinlik ve teknik uyum değerlendirmelerinin sonuçlarına dayanarak Türkiye'yi "artırılmış izleme" sürecine dahil etti. Buna göre Ankara'nın önümüzdeki üç yıl içinde tavsiyelerin uygulanmasında kaydettiği ilerlemeye ilişkin FATF'a rapor sunması gerekiyor.


Mansur Yavaş CHP'den istifa etti: Bağımsız olarak devam edecek

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP
TT

Mansur Yavaş CHP'den istifa etti: Bağımsız olarak devam edecek

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP üyeliğinden ayrıldığını duyurdu. Görevini bağımsız sürdüreceğini belirten Yavaş, muhalefetteki ayrışmaların demokratik siyasete zarar verebileceği uyarısında bulundu.

Yavaş, 23 Eylül'de X hesabından yaptığı yazılı açıklama ile kararını duyurdu.

19 Mart sonrası yaşanan tartışmalara ve "mutlak butlan" sürecine işaret ederek bunların CHP'de derin bir ayrışmaya yol açabileceğini söyledi.

Yavaş, bağımsız olarak Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini sürdüreceğini belirtti.

Mansur Yavaş açıklamasında parti değişikliğine de kapıyı kapatan ifadeler kullandı.

"Seçmenin iradesini yok saymayı, onun oyuyla elde edilen makamları seçmenin onay vermediği siyasi adreslere taşımayı doğru bulmadım, bugün de bulmuyorum" dedi.

Yavaş istifa açıklamasında CHP Sözcüsü Müslim Sarı'ya da yanıt verdi.

Sarı, Yavaş'ı, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel ile temas halinde olmakla eleştirmişti.

Kılıçdaroğlu istifayı, "İstifa tek taraflı bir işlemdir. Kendi siyasi tercihi" şeklinde değerlendirdi.

YENİ Parti'den açıklama

YENİ Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın CHP'den istifa etmesiyle ilgili açıklama yaptı.

Emir, Meclis'te basın mensuplarının sorusu üzerine verdiği kısa yanıtta şöyle dedi:

"Sayın Mansur Yavaş, sadece bizim değil 86 milyonun bence onur duyduğu, hizmetleriyle, dürüstlüğüyle, halkçı belediyeciliğiyle ön plana çıkan belediye başkanımızdır. Kendi takdirleridir. Ayrıca bir açıklama yapmaya ihtiyaç duyarsa da kendisi yapacaktır."

'Hadsizlik' yanıtı

CHP Sözcüsü Müslim Sarı, 23 Eylül'de Ankara'daki basın toplantısında Yavaş'ı işaret ederek, "Bir belediye başkanımız bir işlem yaparken, kendi genel başkanı dışında başka bir partinin genel başkanına da bilgi verdiğini söyleyemez. Bunu diyemez" dedi.

Sarı, "CHP'nin kurumsal kimliği hepimizin üstündedir, hepimizin önündedir. Hiç kimse CHP'den üstün değildir ve kendisini CHP'den üstün görmemelidir" diye konuştu.

Önümüzdeki günlerde belediye başkanları toplantısı yapacaklarını belirten Sarı, "Ortaya çıkacak tabloya göre ayrıca bir değerlendirme yapacağız" dedi.

Mansur Yavaş yaptığı istifa açıklamasında bu çıkışa yanıt verdi ve "Kendimi hiçbir zaman siyasi partilerin üzerinde görmedim. Böyle bir iddiayı hadsizlik sayarım" dedi.

Muhalefete birlik çağrısı

Aylardır devam eden tartışmaların, özellikle de "mutlak butlan" üzerinden yürütülen sürecin CHP'de derin bir ayrışmaya yol açabileceği uyarısını yineleyen Yavaş, bunun yalnızca partiye değil, Türkiye'de demokratik siyaset umuduna da zarar verebileceğini belirtti.

Yavaş, "Türkiye'de demokratik yollarla bir iktidar değişikliği olacaksa, bunun yolu muhalefetin birbirini tüketmesinden değil; ortak ilkelerde yan yana gelebilmesinden geçmektedir," ifadelerini kullandı.

Kendisini hiçbir zaman siyasi partilerin üzerinde görmediğini, böyle bir iddiayı "hadsizlik" sayacağını belirten Yavaş, buna karşılık siyasi yönetimler arasında sağlanamayan birliğin seçmenler arasında kurulabileceğini savundu.

"Siyasetin tavanında birlik sağlanamadığında, millet isterse tabanda o birliği sağlayabilir. Biz bunu Ankara'da başardık," diyen Yavaş, farklı siyasi görüşlerden insanları ortak bir irade etrafında buluşturduklarını ve kimseyi siyasi kimliği nedeniyle ayırmadıklarını söyledi.

CHP'yi küçük düşürecek veya partiye oy verenleri mahcup edecek bir davranışta bulunmadığını vurgulayan Yavaş, Ankara'da ayrım yapmayan, şeffaf ve hesap verebilir bir belediyecilik anlayışıyla çalıştıklarını belirtti.

Yavaş, üç dönem CHP çatısı altında birlikte seçime girdiği, mücadele ettiği ve desteğini gördüğü kişilere teşekkür borçlu olduğunu ifade ederek, geçmişte birlikte yürüdüğü arkadaşlarını bugünkü siyasi tercihleri nedeniyle yok saymayacağını kaydetti.

'Seçmenin iradesine sadakat, siyasetin namusudur'

Açıklamasında bağımsız devam etme kararının gerekçesine de değinen Yavaş, seçmenlerin sandıkta yalnızca bir kişiye değil, siyasi bir iradeye de oy verdiğini vurguladı.

Yavaş, "Bu nedenle seçmenin iradesini yok saymayı, onun oyuyla elde edilen makamları seçmenin onay vermediği siyasi adreslere taşımayı doğru bulmadım, bugün de bulmuyorum. Seçmenin iradesine sadakat, siyasetin namusudur," dedi.

Seçmenin iradesini kişisel hesaplarla başka bir yere taşımanın "seçmene karşı ağır bir vebal" olduğunu söyleyen Yavaş, belediye başkanlığı görevini bağımsız olarak sürdüreceğini belirtti ve "Bu nedenle bugün bağımsız olarak yoluma devam etme kararımın anlamı da açıktır," ifadelerini kullandı.

Kendisine oy verip vermediğine veya siyasi görüşüne bakmaksızın bütün Ankaralılara hizmet etmeye devam edeceğini ifade eden Yavaş, "Çünkü benim için belediye başkanlığı bir siyasi kariyer basamağı değil, milletin emanetidir," diye yazdı.

9 Eylül'de Erdoğan ile görüşmüştü

Yavaş, 10 Eylül'de sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Erdoğan'la görüşmesinde gündemin Ankara olduğunu vurgulamıştı.

Görüşmenin ardından ortaya atılan "parti değiştirecek" iddialarına da yanıt veren Yavaş, kendisini destekleyen insanları "hayal kırıklığına" uğratacak bir tutum içinde olmayacağını söylemişti.

Yavaş ayrıca hem CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun hem de Yeni Parti lideri Özgür Özel'in öncesinde görüşmeden haberdar olduğunu açıklamıştı.