Türkiye’den Mısır ile normalleşmeyi hızlandırmak için yeni girişim: İhvan üyesi gazetecilerin çalışmaları durduruldu

Mısır’da yapılacak COP27 İklim Konferansı sırasında protesto gösterilerini kışkırtmaya, kaos yaymaya ve istikrarı sarsmaya dahil oldukları gerekçesiyle İhvan üyesi gazetecilerin çalışmaları durduruldu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi (AFP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi (AFP)
TT

Türkiye’den Mısır ile normalleşmeyi hızlandırmak için yeni girişim: İhvan üyesi gazetecilerin çalışmaları durduruldu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi (AFP)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi (AFP)

Kahire, Libya ile ilgili uygulamalarına devam etmesi ve politikalarını değiştirmemesi nedeniyle Ankara ile bozulan ilişkilerin iyileştirilmesine yönelik istikşafi görüşmelerin askıya alındığını duyurdu. Öte yandan Türk yetkililer, iki taraf arasındaki müzakerelerin çok yavaş ilerlemesine rağmen gözlemcilerin Mısır ile ilişkilerin normalleşmesi konusunda ne kadar ciddi olduklarının bir göstergesi olarak değerlendirilen bir adım attılar.
Türkiye'deki Müslüman Kardeşler’e (İhvan-ı Müslimin) yakın sayfaların ve hesapların yanı sıra İhvan’a bağlı kanallarda çalışan gazeteciler, Türk yetkililerin Müslüman Kardeşler üyesi 34 kişiyi gözaltına aldıklarını aktardılar. Bu kişiler, 6-18 Kasım tarihlerinde Mısır’ın Şarm El-Şeyh bölgesinde yapılması planlanan COP27 İklim Konferansı sırasında istikrarı bozmak ve kaosu yaymak amacıyla 11 Kasım'da Mısır'da gösteri düzenlenmesi çağrılarına destek vermişlerdi.
Söz konusu sayfalar ve hesaplarda yazılanlara göre Mısır'da protestoları, şiddet eylemlerini, sabotajları koordine etmek ve kaos yaratmak amacıyla Telegram uygulaması üzerinden ‘Sarh’ adlı yeni bir kanal açmaya hazırlanan bu kişiler, kamu güvenliğini ciddi bir şekilde tehlikeye sokacağı değerlendirilen yabancılar hakkında G-87 tahdit kodu ile Türkiye'den sınır dışı edilenler listelerine alındı. Bu kişilerin aynı zamanda, Müslüman Kardeşler’in geçtiğimiz haftalarda sadece eş-Şark ve el-Vatan kanallarının kaldığı Türkiye'deki kısıtlamaları telafi etmek için Türkiye dışında kurmaya başladığı ve aralarında ‘Şuub'(Al-Shoob) adlı kanalın da yer aldığı diğer televizyon kanallarıyla bağlantı kurmaya da hazırlandıkları belirtildi. ‘Mekameleen’ adlı televizyon kanalı ise Londra'ya taşındı. Eş-Şark ve Mekameleen kanallarında çalışan bazı sunucuların da söz konusu çalışmalarına devam etmeleri engellendi.
Müslüman Kardeşler medyasının resmi Twitter hesabından, Eş-Şark eski Genel Yayın Yönetmeni Hüsam el-Gamri’nin  (cumayı cumartesiye bağlayan gece), Türk güvenlik güçleri tarafından evinde gözaltına alındığı duyurulmuştu. Gamri’nin sınır dışı edildiğine dair haberler olduğu belirtilirken, Gamri’nin nereye gideceği ise açıklanmadı.
Gamri, son zamanlarda bir yandan 11 Kasım’da Mısır’da protesto gösterilerinin başlaması, diğer yandan Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin iktidarına karşı şiddetli protesto gösterileri düzenlenmesi için provokatif çağrılarda bulunuyordu. Gamri, son olarak provokatif çağrılarını ulaştırmak amacıyla El-Ahly ile Zamalek futbol takımları arasında cuma akşamı Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) el-Ayn şehrinde oynanan Mısır Süper Kupası maçının ardından, halkın maçı izlemek için Kahire ve ülke genelindeki kafelerde toplanmalarından yararlandı. Ancak İhvan ile bağlantılı bazı sayfalar Gamri’nin gözaltına alınmasının nedeninin bu olmadığını, 8 yılı aşkın bir süredir yaşadığı Türkiye'de yasal ikamet koşullarını ihlal etmesinden kaynaklandığını öne sürdüler.
Öte yandan İstanbul'da İhvan üyelerinin gözaltına alınmlarıyla ilgili gelişmeleri takip eden kaynaklar, Gamri’nin sınır dışı edileceği iddialarını reddettiler.
Gamri, gözaltına alınmasından önce, Mısır’da, Mühendislik Fakültesi'nde son sınıf öğrencisi olan en büyük oğlu Yusuf’un, 11 Kasım'da yapılması planlanan protestolar için yapılan çağrılarda aktif olması nedeniyle Ulusal Güvenlik tarafından gözaltına alındığı açıklamıştı.
Eş-Şark kanalı, Ghamri'nin sunduğu ‘Vizyon’ programını daha önce Türk yetkililerin talebi üzerine askıya almış ve Mısırlı liderlere karşı kışkırtma ve saldırıyı durdurma talimatına uymadığı için kanalın İstanbul'dan yaptığı yayınlar engellenmişti. Buna karşın kanal, sosyal medya hesaplarından talimatlara uymadan yayın yapmaya devam etti.
Ankara Kahire ile yakınlaşması çerçevesinde, Merhum Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi iktidarının devrilmesinden sonra İstanbul’un 2013 yılından bu yana ev sahipliği yaptığı İhvan'ın kanallarından ve medya platformlarından gelen yoğun saldırıyı durdurmaya çalıştı. Aralarında Mutaz Matar, Muhammed Nasır, Hamza Zuba ve eski oyuncu Hişam Abdullah'ın da bulunduğu çok sayıda medya profesyonelinin programları askıya alındı. Müslüman Kardeşler kanallarını talimatların ihlal edilmemesi konusunda uyaran Türk yetkililer, Mekameleen kanalının yayınını durdurmaya karar verdi. Kanal İstanbul'dan Londra'ya taşındı. Ancak Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre Kahire, bu adımın yeterli olduğunu ve taleplerini tam olarak karşıladığını düşünmüyor. Ankara, Mısır mahkemeleri tarafından terör eylemlerine karışmakla yargılanan ve haklarında verilen kararlardan kaçan Müslüman Kardeşler liderleri ve üyelerini uluslararası hukuk ilkeleri çerçevesinde teslim etmeyi ve bölge ülkelerinin işlerine karışmayı durdurmayı halen reddediyor.
Müslüman Kardeşler üyeleri ve İstanbul'da bulunan İhvan yanlısı bazı aktivistler, Türkiye ve Mısır arasındaki ilişkilerin aralıksız düşmanlık ya da daim dostluk ile karakterize edilmediğinden, yurtdışındaki Mısır muhalefetinin ve kanallarının artık feda edildiği göz önüne alındığında Gamri'nin gözaltına alınmasının Türkiye'nin Mısır'a yönelik politikasındaki son değişikliğe bağladılar. Bunun yanında Müslüman Kardeşler içindeki bölünmeyi, hiçbir projesinin olmayışını ve İstanbul'da cephelere bölünmüşlüğüne yansıyan örgüt saflarındaki rekabeti kınadılar. Ayrıca İhvan’ın birden fazla cepheye (Mahmud Hüseyin liderliğindeki İstanbul Cephesi, Değişim Hareketi ve geleneksel liderlerle çatışan diğer genç gruplar ve İbrahim Münir liderliğindeki Londra Cephesi) bölünmesiyle iç çatışmaların Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı muhalefete olan güvenini etkileyen kanallar, sayfalar ve açıklamalar aracılığıyla gün yüzüne çıkmasını eleştirdiler.
Mısır ile Türkiye arasındaki görüşmeler şu anda istihbarat servisleri düzeyinde devam ediyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz ay,  ‘Mısır ile görüşmelerin daha üst bir seviyeye çıkarılmasını umduğunu’ ifade etti.
Libya'da kara, deniz ve hava üslerinin yanı sıra binlerce asker bulunduran ve ülkeye paralı askerler getiren Türkiye, geçtiğimiz salı günü, Abdulhamid Dibeybe’nin başbakanı olduğu Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) ile iki anlaşma imzaladı. Bunlardan biri, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile eski Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başbakanı Fayiz es-Serrac arasında 27 Kasım 2019 tarihinde İstanbul'da Güvenlik ve Askeri İşbirliği Mutabakatı Muhtırası çerçevesindeki ek protokolleri içeriyor. Üç hafta önce de Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Libyalı mevkidaşı Necle el-Menguş arasında Trablus'ta, 2019 yılında İstanbul’da imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’nın uygulanması çerçevesinde Akdeniz'de ve Libya kıyılarında hidrokarbon (petrol ve doğal gaz) kaynaklarının ortak keşif çalışmaları yapılmasına yönelik bir mutabakat zaptı imzalandı. Türkiye’den Cumhurbaşkanlığının yanı sıra Dışişleri, Savunma, Enerji ve Doğal Kaynaklar bakanlıkları yetkililerinin yer aldığı üst düzey bir heyetin 3 Ekim'de Trablus'a gerçekleştirdiği ziyaret sırasında imzalanan mutabakat zaptı, Libya Temsilciler Meclisi (TM), TM’nin desteklediği İstikrar Hükümeti ve DYK’nın bazı üyelerinin tepkisini çekti. Mısır, Yunanistan, Avrupa Birliği (AB) ve ABD’den de itirazlar geldi. Çünkü imzaya taraf olan Dibeybe hükümetinin görev süresi, Libya Siyasi Diyalog Forumu'nun (LSDF) yayınladığı yol haritasına göre 24 Aralık 2021 tarihinde sona erdi ve bu yüzden herhangi bir mutabakat zaptı ya da anlaşma imzalama yetkisi yok.



Suudi Arabistan ve Türkiye güvenlik işbirliğini güçlendirecek

Suudi Arabistan İçişleri Bakanı ile Türk mevkidaşı arasındaki görüşmeden bir kare (SPA)
Suudi Arabistan İçişleri Bakanı ile Türk mevkidaşı arasındaki görüşmeden bir kare (SPA)
TT

Suudi Arabistan ve Türkiye güvenlik işbirliğini güçlendirecek

Suudi Arabistan İçişleri Bakanı ile Türk mevkidaşı arasındaki görüşmeden bir kare (SPA)
Suudi Arabistan İçişleri Bakanı ile Türk mevkidaşı arasındaki görüşmeden bir kare (SPA)

Suudi Arabistan İçişleri Bakanı Prens Abdülaziz bin Suud bin Nayif, perşembe günü  Başkent Ankara'da İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile bir araya geldi.

İki bakanın gerçekleştirdiği resmi görüşmede Prens Abdülaziz bin Suud, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz ile Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman'ın talimatlarıyla, iki ülke arasındaki mevcut güvenlik işbirliğinin daha da güçlendirilmesinin önemine işaret etti. Prens Abdülaziz, bu işbirliğinin iki ülke arasındaki seçkin ilişkiler çerçevesinde sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.

s
İçişleri Bakanı Çiftçi ile Prens Abdülaziz bin Suud Ankara'da bir araya geldi (SPA)

Suudi Arabistan İçişleri Bakanı, iki ülke arasındaki köklü tarihi ve kardeşlik bağlarının farklı alanlarda işbirliği ve koordinasyon açısından örnek oluşturduğunu ifade etti.

Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın Riyad ile Ankara arasındaki ilişkilerin derinliğini, çıkarların ve stratejik yaklaşımların yakınlığını yansıttığını belirten Prens Abdülaziz, anlaşmanın mevcut jeopolitik koşullar çerçevesinde iki ülke liderlerinin krizlerle mücadelede sergilediği sağduyuyu ortaya koyan önemli bir adım olduğunu kaydetti.

cd
Suudi Arabistan İçişleri Bakanı Prens Abdulaziz bin Saud için Ankara'da düzenlenen resmi karşılama töreninden bir kare (SPA)

Görüşmede, ortak ilgi alanlarına giren konularda güvenlik işbirliği ve koordinasyonun geliştirilmesi, terör örgütleri ve aşırılık yanlısı gruplarla mücadelede çabaların artırılması ve sınır aşan suçlarla mücadele konuları ele alındı. Bu kapsamda uyuşturucu kaçakçılığı ve uyuşturucu madde ticaretinin önlenmesi de gündeme geldi.

Bölge ve dünyada yaşanan güvenlik sorunları karşısında iki ülkenin ortak çabalarını yoğunlaştırmasının önemine dikkat çekildi.

dvfgbhyjuk
Suudi Arabistan İçişleri Bakanı Ankara'da Türk mevkidaşıyla resmi görüşmelerde bulundu (SPA)

İki taraf, ortak ilgi alanlarına giren güvenlik konularında işbirliğinin sürdürülmesi, ortaklık mekanizmalarının geliştirilmesi ve güvenlik meselelerinde koordinasyonun artırılması konusunda mutabık kaldı. Bu adımların iki ülke liderlerinin beklentilerini karşılamasının hedeflendiği belirtildi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, 8 Kasım'da Azerbaycan'a gidecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 8 Kasım'da Azerbaycan'a gidecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gelecek pazar günü Azerbaycan'ı ziyaret edeceğini açıklarken Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin geleneksel diplomatik temasların çok ötesinde olduğunu vurguladı.

Kuzey Kıbrıs'a gerçekleştirdiği ziyaretin ardından dönüş yolunda kendisine eşlik eden gazetecilere konuşan Erdoğan'ın açıklamaları bugün (Perşembe) yayımlandı. Azerbaycan'da 8 Kasım'ın Zafer Günü olarak kutlandığını hatırlatan Erdoğan, "O gün (pazar) Azerbaycan'ı ziyaret etmeyi planlıyorum. Olağanüstü bir durum yaşanmadığı takdirde bu ziyaretin gerekli adımları atmamıza imkân sağlayacağını umuyorum" dedi.

Başörtüsü krizi ilişkileri gerdi

Azerbaycan'da başörtüsünü yasaklayan okul kıyafeti düzenlemesine Türkiye'den gelen tepkiler, iki ülke arasında ciddi bir gerilime yol açtı. İki ülke arasındaki ilişkiler, "İki devlette bir millet" anlayışıyla tanımlanırken Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, ülkesine hiç kimsenin belirli bir yaşam tarzını dayatamayacağını belirterek sert bir tutum sergiledi.

Azerbaycan hükümeti, ayrıca 21 Ekim'de aralarında Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan'ın, milletvekillerinin, gazetecilerin ve sosyal medya aktivistlerinin bulunduğu 31 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını "istenmeyen kişi" ilan ederek ülkeye girişlerini yasakladı.

cdfgthyju
Aliyev, 30 Ekim'de Ankara'da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı zirvesine katılmadı (Türkiye Dönem Başkanlığı)

Erdoğan, aynı gün Aliyev ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi ve kendisini geçen hafta Ankara'da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'ne davet etti. Ancak Aliyev zirveye katılmadı ve Azerbaycan'ı Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov temsil etti.

Erdoğan, 26 Ekim'de ise başörtüsü yasağına yönelik sert eleştirilerini 13 Ekim'de X hesabından paylaşan başdanışmanı Oktay Saral'ı görevden aldı.

Aliyev ile daha önce telefon görüşmeleri gerçekleştirdiğini belirten Erdoğan, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ı da Azerbaycan'a gönderdiğini söyledi.

Erdoğan, "Gerek Aliyev ile gerekse eşlerimiz arasında telefon diplomasisi devam ediyor" ifadelerini kullandı.

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin geleneksel diplomatik temasların çok ötesinde olduğunu vurgulayan Erdoğan, iki ülkeyi bir araya getiren güçlü bağların ortak tarih, kültür ve kaderin ürünü olduğunu belirtti.

Erdoğan, "Türk-Azerbaycan kardeşliğinin aşamayacağı hiçbir engel yok" dedi.

Rusya-Ukrayna savaşı

Diğer taraftan Erdoğan, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile geçen cumartesi günü İstanbul'da gerçekleştirdiği görüşmenin ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Ukrayna'daki savaşı sona erdirmeye yönelik çabaları ele almak istediğini söyledi.

sdcfvghy
Erdoğan ve Zelensky arasında 31 Ekim'de İstanbul'da yapılan görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Zelenskiy ile Türkiye, Rusya ve Ukrayna arasında Türkiye'nin ev sahipliğinde üçlü bir zirve düzenlenmesi ihtimalini görüştüklerini belirten Erdoğan, müzakere sürecinde diplomatik adımlar atılmasının büyük önem taşıdığını Ukraynalı mevkidaşına anlattığını ifade etti.

Bu konuda her iki tarafla da temasların sürdüğünü kaydeden Erdoğan, Türkiye'nin Rusya ile Ukrayna arasında barışın önünü açmak için tüm imkânlarını seferber ettiğini vurguladı.

Avrupa Birliği'nden Türkiye'nin üyelik sürecine darbe

Öte yandan Avrupa Komisyonu tarafından yayımlanan 2026 Genişleme Raporu'nun Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin yeniden başlatılmasına ilişkin ortaya koyduğu tutum, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki gerilime yeni bir boyut kazandırdı.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, çarşamba günü yayımlanan raporu "taraflı ve adaletsiz" olarak nitelendirerek reddetti. Bakanlık açıklamasında, özellikle siyasi kriterler, yargı ve temel haklara ilişkin raporda yer alan "asılsız iddialara" tepki gösterildi. Bu değerlendirmelerin bazı AB yetkililerinin "çifte standartlarını, çelişkili ve ikna edici olmayan yaklaşımlarını" yansıttığı belirtildi.

Açıklamada, Avrupa Komisyonu'nun Doğu Akdeniz konusunda Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) katı tutumunu benimsemeyi sürdürdüğü ileri sürüldü.

Doğu Akdeniz'e ilişkin rapordaki değerlendirmelerin uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkesiyle tamamen çeliştiği vurgulanan açıklamada, Türkiye ile Libya arasında 2019'da imzalanan ve Libya Temsilciler Meclisi tarafından 21 Ekim'de onaylanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat zaptına yönelik ifadelerin de "asılsız" olduğu kaydedildi.

scdfvgbhn
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaya Kallas ve Genişlemeden Sorumlu Komiser Marta Koçşi'nin katılımıyla 30 Haziran'da Ankara'da gerçekleştirilen Türkiye-AB görüşmeleri oturumu (Türk Dışişleri Bakanlığı)

Avrupa Komisyonu raporunda ise Türkiye, insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü alanlarında gerilemekle eleştirildi. İki tarafın ilişkileri geliştirmeye yönelik çabalarına rağmen Avrupa'nın bu alanlardaki ciddi kaygılarının giderilmediğine dikkat çekildi.

Raporda, muhalefete mensup seçilmiş belediye başkanları, muhalif isimler, siyasi aktivistler, sivil toplum ve iş dünyası temsilcileri ile gazetecilere yönelik gözaltı ve yargı süreçlerinin yoğunlaştığı belirtildi. Parlamentonun yetkilerinin daraltılması ve basın özgürlüğüne yönelik kısıtlamaların da Türkiye'nin temel demokratik ilkelere bağlılığı konusunda soru işaretlerini artırdığı ifade edildi.

Bu gelişmeler sonucunda Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılma yönündeki beyan edilmiş hedefi ile üyelik için gerekli temel siyasi kriterlerde yaşadığı gerileme arasındaki uçurumun daha da büyüdüğü kaydedildi.

Bununla birlikte raporda Türkiye'nin AB üyeliğine aday ülke ve Birliğin önemli bir ortağı olmayı sürdürdüğü, ortak çıkarlar çerçevesinde ilişkilerin kademeli olarak geliştirilmeye devam ettiği belirtildi.

AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos da iki tarafın stratejik çıkarlarının göç, ticaret, ulaştırma ve enerji başta olmak üzere birçok hayati alanda örtüştüğünü söyledi.

dfvgbyhjukı
AB Genişleme Komiseri Marta Koçşi, 9 Ekim'de Türkiye ile Avrupa'yı birbirine bağlayan yüksek hızlı tren hattının açılışında Erdoğan ve Türkiye Ulaştırma Bakanı Abdülkadir Araloğlu ile bir araya geldi (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Dışişleri Bakanlığı ise raporda Türkiye'nin ekonomi ve para politikalarındaki ilerlemesine, ekonomisinin rekabet gücüne ve AB içindeki rekabet baskılarına karşı koyma kapasitesine ilişkin olumlu değerlendirmelerin önemine dikkat çekti.

Açıklamada ayrıca Türkiye'nin bağlantısallık ve tedarik zincirlerinin dayanıklılığı alanlarındaki rolüne, savunma ve güvenlik konularındaki katkılarına yönelik vurgular memnuniyetle karşılandı.

Türkiye-AB ilişkilerinin dar siyasi hesaplardan ve tek taraflı yaklaşımlardan uzak, ortak çıkarlar ve uzun vadeli bir vizyon temelinde şekillendirilmesi gerektiği vurgulandı.


Afyonkarahisar'da silahla 8 kişiyi öldüren, zanlı Eskişehir'de yakalandı

Afyonkarahisar'da silahla 8 kişiyi öldüren, zanlı Eskişehir'de yakalandı
TT

Afyonkarahisar'da silahla 8 kişiyi öldüren, zanlı Eskişehir'de yakalandı

Afyonkarahisar'da silahla 8 kişiyi öldüren, zanlı Eskişehir'de yakalandı

Afyonkarahisar Valiliği, ilde meydana gelen silahlı saldırılarda sekiz kişinin hayatını kaybettiğini ve bir kişinin de yaralandığını duyurdu. Eskişehir Valiliği saldırganın akşam saatlerinde Eskişehir'de sağ olarak yakalandığını açıkladı.

Eskişehir Valiliği'nin açıklamasında saldırganın kimliğine dair bilgi verilmedi.

Afyonkarahisar Valiliği de silahlı saldırıların nerelerde ve nasıl gerçekleştirildiğine dair detay vermezken olayın Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturulduğu ifade edildi.

Ancak ajanslarda yer alan bilgilerde saldırıların İhsaniye ilçesine bağlı Ayazini, Kıyır ve Yukarıtandır köylerinde yaşandığı bildirildi.

Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan yazılı açıklamada ise saldırıların kent merkezi, İhsaniye ilçesi ve Anıtkaya beldesi olmak üzere birden fazla noktada meydana geldiği bildirildi.

Basına yansıyan bilgilere göre Ayazini'nde, Kıyır'daki saldırılarda üçer kişi vurularak öldürüldü. Yukarıtandır'da ise iki kadın yaralı olarak bulundu. Ancak iki kadın da hayatını kaybetti.

Öldürülenlerden ikisi öğretmen

İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "İhsaniye Yukarıtandır Ortaokulunda görev yapan öğretmenler Ayşe Sena Demir ve Hilal Mete'nin" hayatını kaybettiği belirtildi.