Ukrayna’dan sonra küresel krizin yeni adresi Tayvan mı?

Şarku’l Avsat Ukrayna’dan sonra küresel krizin adresi olmaya aday olan Tapei’de

Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) son kongresi Tayvan sorununu Hong Kong örneğindeki gibi çözme ihtimalini sona erdirdi
Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) son kongresi Tayvan sorununu Hong Kong örneğindeki gibi çözme ihtimalini sona erdirdi
TT

Ukrayna’dan sonra küresel krizin yeni adresi Tayvan mı?

Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) son kongresi Tayvan sorununu Hong Kong örneğindeki gibi çözme ihtimalini sona erdirdi
Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) son kongresi Tayvan sorununu Hong Kong örneğindeki gibi çözme ihtimalini sona erdirdi

Büyük siyasi tartışmalar ve çekişmeler, eğer koşullar uygunsa yerini genellikle, kalıcı bir kriz kaynağına ya da sonraki çatışmaları ateşleyecek bir fitile dönüşen belirsiz coğrafi ayrışmalara bırakır. Tayvan, Ukrayna'daki savaş nedeniyle çalkantılı olan uluslararası sahnede bugün dikkatleri önemli ölçüde üzerine çeken bu ayrışma noktalarından biridir. Bazıları, uluslararası sistemi yeniden şekillendirme sürecini frenleyecek bir krizin potansiyel merkez üssü olduğunu düşünürken bazıları, bu durumu bölgesel ve uluslararası dengelerin yeni haritasının çizilmesi için bir fırsat olarak görüyorlar.
ABD yönetimi, Washington’ın Tayvan Adası’na yönelik politikasında onlarca yıldır uyguladığı ‘stratejik belirsizlik’ politikasının artık geçerli olmadığının farkına vardı. Çünkü bugünün Çin’inin, geçtiğimiz yüzyılın 1970’li yıllarından çok farklı olduğundan ve askeri işgal ihtimalleri gerçeğe dönüştüğünden böyle bir durumda müdahale etmek zorunda kalıyor.

Taipei’den bir kare (AP)
Şarku’l Avsat’ın Tayvan’ın başkenti Taipei’de son iki günde görüştüğü tüm gözlemciler, yaptıkları değerlendirmelerde, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'i beş yıl daha ÇKP lideri olarak kalmasının önünü açan son ÇKP Kongresi’nden sonra 7 kişilik Merkezi Askeri Komisyon’un (MAK) yeni oluşumda, liderlik koltuklarında başka akımların olduğu üzerinde durdular.
United Daily News (UDN) yazarı Wang Litaw, son ÇKP Kongresi’nden çıkan bildiride, Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun, değişimlerin ve gelişmelerin yaşandığı bu dönemde, son teknoloji ürünü teçhizatla donatılması ve bölgesel savaşlarda zafer elde etmesi gerektiği’ vurgusuna dikkati çekti.
Çin Devlet Başkanı Şi, ÇKP Kongresi’ndeki konuşmasında, “Tayvan Çin’indir” ifadelerini kullandı. Birliğin barışçıl şekilde devam etmesi için her türlü çabanın sürdürülmesi gerektiğini yineleyen Şi, buna karşın Tayvan’ın iç işlerine yönelik herhangi bir provokasyonu ya da dış müdahaleyi durdurmak ve bir avuç ayrılıkçıyı Ada’da tutmak için askeri güç kullanma seçeneğinden vazgeçmeyeceğini vurguladı.
Batı ile gerginliğin önümüzdeki beş yıl içinde artmaya devam edeceğini söyleyen Şi, “Merkezi Askeri Komisyon’da savaşmaya hazır insanlar yer alıyor. Çünkü mücadele ruhundan yoksun olanların ÇKP’de yeri yok” dedi.
Burada ÇKP Kongresi’nden, ilk kez Tayvan’ın bağımsızlığına karşı mücadele çerçevesinde Parti tüzüğünde bir değişiklik yapılmasının kararlaştırıldığını belirtilmekte fayda var. Tayvan Savunma Bakanı Chiu Kuo-cheng, Çin’den gelen ve yeni, daha katı bir stratejiyi yansıtan son sinyaller ve teknolojik savaş konusunda net bir bahis konusundaki endişelerini dile getirdi.
Washington, kısa bir süre önce yeni ulusal güvenlik stratejisinde ‘Çin’in uluslararası sistemi yeniden şekillendirmeyi amaçlayan tek ülke olduğu ve bu amaca ulaşmak için ekonomik, diplomatik, askeri ve teknolojik gücünü kullandığı’ konusunda uyarmıştı.
Washington ile Pekin arasında birçok cephede yükselen tansiyon, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi'nin Ağustos ayı başlarında Tayvan’ı ziyaret etmesinin ardından doruğa ulaştı. Çin, Tayvan Boğazı’nda geniş kapsamlı askeri tatbikatlarla karşılık verirken iklim değişikliğiyle mücadele de dahil olmak üzere birçok hayati öneme sahip alanda ABD ile iş birliğini askıya aldı.
Tayvanlılar tamamen ABD'nin askeri ve siyasi desteğine bağımlı olduklarının farkında olsalar da Washington'ın adanın Pekin ile mücadelesini kendilerine karşı kullanmasının yansımalarından çekiniyorlar. Son olarak ABD Başkanı Joe Biden’ın, Japonya Başbakanı Fumiyo Kişida ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı ve Çin’in Tayvan’a saldırması durumunda ABD'nin askeri müdahalede bulunacağını iddia ettiği açıklama olmak üzere ABD’nin sert tutumlar sergilemesinden duydukları memnuniyetsizliği de gizlemiyorlar.
Biden’ın açıklaması, Çinli yetkilileri kızdırırken ABD dış politikasının birçok üst düzey yetkilisini utandırdı. Bunların arasında ABD Yönetimi içinde ve dışında bulunan Biden destekçileri de yer alıyor. Biden’ın açıklamasından hemen sonra ABD Dışişleri Bakanlığı da ABD’nin Tayvan politikasının değişmediği açıklamasında bulunmak zorunda kaldı.
Ancak asıl sorun, Washington'ın Çin Halk Cumhuriyeti'ni Çin ülkesinin tek meşru temsilcisi olarak tanıdığı ve Tayvan'ı tanımaktan vazgeçtiği 1979 tarihli bu politikadır. Bu politika, içinde çelişki tohumunu barındıran bir denkleme dayanıyor. Bir yandan ABD, Pekin'in Tayvan'ın ayrı bir egemen varlık olmadığını kabul etmeye devam ederken, diğer yandan Tayvan'ın Çin'in bir parçası olduğu açıklamasını kabul etmemekte ısrar ediyor. Bu çelişki, 1978 yılının Aralık ayında yayınlanan Çin-ABD ortak bildirisinde açıkça görülüyor. Bildirinin Çincesinde, ABD'nin Tayvan'ı Çin'in bir parçası olarak ‘tanıdığı’ belirtilirken İngilizcesinde ABD'nin Tayvan'ın Çin'in bir parçası olduğuna dair ‘Çin bildirgesini tanıdığı’ belirtiliyor. Bu çelişkiye, ABD'nin Tayvan’daki büyükelçiliğini kapatıp Çin ile karşılıklı olarak büyükelçi göndermesi sonrası ABD Kongresi’nin, ABD'nin Çin Halk Cumhuriyeti ile bağlarının ‘Tayvan'ın geleceğini barışçıl yollarla belirlemeye’ dayandığı belirtilen ‘Tayvan İlişkileri Yasası’nı kabul etmesi eklendi. Pekin, buna o tarihte uymadığı gibi halen bu tutumundan vazgeçmiş değil. Washington ayrıca Tayvan'a savunma silahları sağlama ve ‘ABD'nin Tayvan halkının güvenliğinin yanı sıra ekonomik ve sosyal düzenini tehdit eden herhangi bir güç ya da şiddet kullanımına karşı koyma kabiliyetini koruma’ sözü verdi.
ABD tarafından ‘stratejik belirsizlik’ olarak adlandırılan bu politika, İsrail'in elinde olduğunu tanımayı reddettiği nükleer silahlar konusundaki tutumundan, varlığı tehdit altındaysa kullanmak bahanesiyle uygulanıyor. Ancak Tayvan örneğinde bu isimlendirmenin doğru olmadığı anlaşılıyor. Zira ABD, ne gibi araçlar kullanacağını belirtmeden savunmaya hazır olduğunu söylediği ve askeri teçhizat temin ettiği Tayvan'ı bir ulus olarak tanımıyor. Tayvan’ı savunma araçlarına dair tam biz gizemin hakim olduğu ABD, nükleer güçlerin savaş doktrininin temel direklerinden biri olan karşılıklı imha etme açısından nükleer silah kullanımını da dışlamıyor.
Tayvanı analistler, ABD'nin stratejik belirsizlik politikasının, Çin’in isyancı bölgeyi yeniden için anakaraya bağlamak için güç kullanmaya istekli ya da muktedir olmadığı sürece istenen sonuçları verdiğini düşünüyorlar. Çin'in büyük reform lideri Deng Xiaoping döneminde Çin'in kapitalist sisteme yakın bir model izlemesi ve dışa açılma politikası uygulaması sonucu dünyanın ikinci ekonomik gücü konumuna yükselmesiyle Tayvan’ı ‘özgürleştirmek’ için askeri çözüme başvurarak bu başarısını boşa harcamayacağı düşünülüyordu. Fakat Pekin'in eski bir İngiliz kolonisi olan Hong Kong'un anakaraya bağlanmasından sonra Çin Halk Cumhuriyeti’ndeki kurallardan farklı kurallarla yönetilen küresel bir finans merkezi olarak yoluna devam etmesine izin vereceği iddiasının gerçeği yansıtmadığının ve verdiği sözleri tutmayacağının anlaşılmasından sonra Pekin’in gerçek niyeti ortaya çıktı. Ayrıca ‘Tek Çin’ sloganını kullandığında, bunun tek bir sisteme boyun eğmek anlamına geldiği doğrulandı. Tayvan sorununa Hong Kong tarzı bir çözüm bulma umutları uçup gitti. Şüpheler ve sorular artık birleşme adımını atmanın zamanlaması ve Pekin'in bunu başarmak için başvuracağı araçlarla sınırlı hale geldi.
Biden'ın Çin'den askeri bir saldırıya uğraması halinde Tayvan'a yardım etme sözü verdiği ve ABD Dışişleri Bakanlığı'nda kafa karışıklığına ve endişeye neden olan açıklamalarının ardındaki güdünün Rusya’nın Ukrayna'yı işgali olduğuna şüphe yok. Buna Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin Pekin’in benzer bir adım atma iştahını kabartabileceği düşüncesi neden oldu. Bu, Ukrayna'da devam eden savaştan sonra ABD'nin Tayvan'a karşı sorumluluğunun arttığını söylemesinden de anlaşılıyordu. Ancak bu düşüncenin, Ukrayna'nın Rusya’nın işgali karşısındaki direnişinin Pekin'e doğrudan bir uyarı taşıdığını dikkate almadığı da ortada.
Ayrıca askeri analistler, Rusya ordusuna kıyasla savaş tecrübesi çok az olan Çin ordusu için Çin'in Tayvan’ı işgalinin maliyetinin çok yüksek olacağı konusunda hemfikirler.  Zira Çin ordusunun katıldığı son savaş, 1979 yılında büyük bir yenilgiye uğradığı Vietnam Savaşı’ydı.
Washington’ın asıl sorunu, Biden’ın açıklamalarının yarattığı şaşkınlığa ve tekrarlanan yanlış adımlarına rağmen, stratejik belirsizlik politikasının mevcut koşullarda artık geçerli olmaması. Çin bugün daha özgüvenli, tutumlarında daha katı ve askeri olarak 1970'lerin sonlarına kıyasla çok daha kabiliyetli. Bu yüzden Tayvan’ı yeniden kazanmak için askeri adım atabileceği ihtimali artık göz ardı edilemez. Pekin, Rusya’nın Ukrayna'yı işgaline rağmen ABD'nin askeri ağırlık merkezini Ortadoğu ve Avrupa'dan Pasifik Okyanusu'na kaydırmaya devam ettiğini çok iyi biliyor. Avustralya ve Güney Kore’nin yanı sıra askeri harcamaları artırabilmek için Anayasası’nı değiştirmeye hazır görünen Japonya ile askeri ilişkilerini sağlamlaştırmaya çalışıyor.  Japonya, kısa bir süre önce savunma bütçesini bu yılki gayri safi yurtiçi hasılasının (GSYİH) yüzde 2'sine yükselttiğini açıkladı.
Tüm bunlar Washington'ı ‘Çin, ABD ve Asyalı müttefikleri için ana askeri tehdit mi?’ sorusuyla baş başa bırakıyor. Eğer öyleyse, şu soruların sorulması gerekiyor: Bu tehditle yüzleşmenin yolları neler ve Washington bu konuda ne kadar ileri gidebilir? ABD, Tayvan'ı savunmak için Çin'le savaşmaya hazır mı yoksa diplomatik yollarla mevcut durumu korumaya mı çalışacak? Eğer Pekin Tayvan’ı işgal ederse, Washington buna yanıt veremeyeceğini kabul edecek mi?
Ancak bu son hipotezin ABD’nin askeri planlamacılarının görüşlerine dayanan bir seçim olması oldukça zor görünüyor ve tüm göstergeler tersini gösteriyor. Çünkü Tayvan'ı kaderine terk etme kararı, ABD’nin askeri olarak verdiği güvencelerin hiçbir değeri olmadığına dair bir başka mesaj gönderecek ve ABD’nin askeri güce dayalı hegemonyasının meşruiyetine gölge düşürecektir.

Tayvan’ın tanınması ve tarihi
Portekizli denizciler 1542 yılında bugün Tayvan olarak bilinen adaya ayak bastıklarında büyüleyici doğasına hayran kalmışlar ve adaya güzel anlamına gelen Formosa adını vermeye karar vermişler. Tayvan, 20. yüzyılın başlarına kadar Formosa adıyla biliniyordu.
Çin, 1895 yılında 168 küçük ada ile çevrili Tayvan’ı Japonya'ya bıraktı. Japonya'nın 1945 yılında İkinci Dünya Savaşı'nın sonlarında yenilgiye uğramasının ardından Müttefik kuvvetler adına geri aldı.
Çin merkezi hükümeti yetkilileri, 1949 yılındaki iç savaş sırasında komünist devrimciler yüzünden Tayvan’a kaçarak bugün hala Tayvan'ın resmi adı olan Çin Cumhuriyeti'nin kurulduğunu duyurdular.
Dünya, 1970’lerin başlarında tek parti tarafından yönetilen bir askeri rejimden, 1980’li yılların sonlarında çok partili bir demokrasiye geçen Tayvan’daki ‘ekonomik mucizeden’ bahsetmeye başladı.
Tayvan bugün dünyanın 19. ekonomik gücü olarak kabul ediliyor. Yüzölçümü Lübnan'dan daha büyük olmayan Tayvan’ın nüfusunun 23 milyon olduğunu belirtiyor. Tayvan ekonomisi çelik, kimyasallar, gelişmiş elektronik cihazlar ve yarı iletkenler endüstrilerine dayanıyor. Tayvan, kişi başına düşen milli gelir bakımından dünyada 20. sırada, özgürlükler, sağlık hizmetleri ve insani gelişme açısından 10. sırada yer alıyor.
Tayvan, 1971’deki BM Genel Kurul görüşmelerinde Çin Halk Cumhuriyeti'ni tanıma kararı alınınca kadar Çin'i BM’de temsil etti. Buna karşın halen BM’de Çin'in tek meşru temsilcisi olma talebinde ısrar ediyor.
Pekin, sadece 14 ülke ile diplomatik ilişkisi olan Tayvan’ı tanıyan ülkelerle diplomatik ilişki kurmayı reddediyor. Ancak temsilciliklerin yanı sıra büyükelçilik ve konsolosluk görevi gören kurumlar aracılığıyla birçok ülke ile diplomatik bağları bulunuyor. Pekin'in üyesi olduğu uluslararası kurum ve kuruluşlar ise genellikle ya Tayvan'ın üyeliğini reddediyor ya da sadece farklı nitelik ve isimlerle üyeliğine onay veriyorlar.
Tayvan’ın siyasi güçleri içindeki başlıca çekişme, Pekin ile birliği ve Çin Halk Cumhuriyeti'ne kademeli olarak entegre olunmasını savunanlar ile Tayvan'ın ulusal kimliği temelinde uluslararası olarak tanınması gerektiğini savunanlar arasında yaşanıyor.



Hindistan'ın kuzeydoğusundaki sellerde yaklaşık 100 kişi hayatını kaybetti

Hindistan'ın Assam eyaletindeki Kalapani köyünde meydana gelen selden görüntüler, 5 Ağustos 2026 (EPA)
Hindistan'ın Assam eyaletindeki Kalapani köyünde meydana gelen selden görüntüler, 5 Ağustos 2026 (EPA)
TT

Hindistan'ın kuzeydoğusundaki sellerde yaklaşık 100 kişi hayatını kaybetti

Hindistan'ın Assam eyaletindeki Kalapani köyünde meydana gelen selden görüntüler, 5 Ağustos 2026 (EPA)
Hindistan'ın Assam eyaletindeki Kalapani köyünde meydana gelen selden görüntüler, 5 Ağustos 2026 (EPA)

Hindistan'ın kuzeydoğusundaki Assam eyaletinde son yılların en şiddetli sellerinden biri yaşanırken, yayımlanan son resmi rakamlara göre sel felaketinde en az 97 kişi hayatını kaybetti. Köyler sular altında kalırken evler ve tarım arazileri de felaketten etkilendi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre Assam'daki seller yaklaşık 170 bin kişiyi etkilerken, taşan nehirlerin evleri basması binlerce kişinin geçici sığınma merkezlerine sığınmasına neden oldu.

Ayrıca, Paris şehrinin yüzölçümünün yaklaşık bir buçuk katına denk gelen 14 bin hektardan fazla tarım arazisi sular altında kaldı.

Hindistan'ın Assam eyaletindeki Kalapani köyünde meydana gelen selden görüntüler, 5 Ağustos 2026 (EPA)
Hindistan'ın Assam eyaletindeki Kalapani köyünde meydana gelen selden görüntüler, 5 Ağustos 2026 (EPA)

AFP muhabiri, en ağır hasarın yaşandığı Sivasagar bölgesinde bazı evlerin yarıya kadar sular altında kaldığını, kökünden sökülmüş ağaçların ve çamura gömülmüş araçların bulunduğunu kaydetti.

Assam Eyaleti Başbakanı Himanta Biswa Sarma, bugün köpeğini sel sularından kurtarmaya çalışırken hayatını kaybeden 13 yaşındaki bir çocuğun ailesini teselli ettiği anlara ait bir video paylaştı.

Sarma paylaşımında, "Hiçbir ebeveyn çocuğuna veda etmek zorunda kalmamalıdır" ifadelerini kullandı.

Hindistan'ın Assam eyaletindeki Kalapani köyünde meydana gelen selden görüntüler, 5 Ağustos 2026 (EPA)
Hindistan'ın Assam eyaletindeki Kalapani köyünde meydana gelen selden görüntüler, 5 Ağustos 2026 (EPA)

Bölgeyi dün ziyaret eden Hindistan Sağlık ve Aile Refahı Bakanı J.P. Nadda ise yıkımın boyutunun çok büyük olduğunu ve normale dönmenin zaman alacağını söyledi.

Bakan, gazetecilere yaptığı açıklamada, "Sular birbiri ardına köyleri yutuyor" ifadelerini kullandı.

Hindistan alt kıtasının büyük bölümünde olduğu gibi Assam eyaletinde de; haziran ve eylül ayları arasındaki muson mevsiminde, Hindistan'ın en büyük nehirlerinden Brahmaputra ile çok sayıda kolunun taşmasıyla seller sıkça görülüyor.

Ancak uzmanlar, iklim değişikliğinin yanı sıra iyi planlanmamış kalkınma hamlelerinin bu afetlerin sıklığını ve şiddetini artırdığını belirtiyor.

Bölge sakinleri ve yetkililer, komşu Nagaland eyaletindeki yasa dışı kömür madenciliğinin selin şiddetini artırdığını ve felaketin daha önce tarihi olarak su baskınlarına maruz kalmayan bölgelere de sıçradığına dikkat çekti.

Hindistan'ın Assam eyaletindeki Kalapani köyünde meydana gelen selden görüntüler, 5 Ağustos 2026 (EPA)
Hindistan'ın Assam eyaletindeki Kalapani köyünde meydana gelen selden görüntüler, 5 Ağustos 2026 (EPA)

Başbakan Sarma, bu konuyu Yeni Delhi'deki merkezi hükümetin gündemine taşıyacağını belirtti.

İklim çalışmaları yürüten "Climate Trends" grubu ise eyaletteki sellerin şiddetlenmesinin; küresel ısınma ile nehir dinamiklerindeki değişimlerin etkileşiminden kaynaklandığını, ayrıca nüfusun bu risklere karşı daha savunmasız hale gelmesiyle felaketlerin daha sık, karmaşık ve maliyetli bir hal aldığını ifade etti.


Tayland'da bir okulda meydana gelen silahlı saldırıda 2 kişi öldü, 15 kişi yaralandı

Bangkok'un kuzeybatı banliyölerindeki Debserin Nonthaburi okulunda silahlı saldırının ardından öğrenciler okuldan aceleyle dışarı çıktı (Reuters)
Bangkok'un kuzeybatı banliyölerindeki Debserin Nonthaburi okulunda silahlı saldırının ardından öğrenciler okuldan aceleyle dışarı çıktı (Reuters)
TT

Tayland'da bir okulda meydana gelen silahlı saldırıda 2 kişi öldü, 15 kişi yaralandı

Bangkok'un kuzeybatı banliyölerindeki Debserin Nonthaburi okulunda silahlı saldırının ardından öğrenciler okuldan aceleyle dışarı çıktı (Reuters)
Bangkok'un kuzeybatı banliyölerindeki Debserin Nonthaburi okulunda silahlı saldırının ardından öğrenciler okuldan aceleyle dışarı çıktı (Reuters)

Tayland makamları, bugün bir okulda bir öğrencinin açtığı ateş sonucu en az bir öğretmen hayatını kaybederken 15 kişinin de yaralandığını, saldırganın ise intihar ettiğini açıkladı.

Nonthaburi Eyaleti Polis Şefi Yarbay Decharapi Kongdej, Reuters'a yaptığı açıklamada olay haberini doğrulayarak şüphelinin yaşamına son verdiğini belirtti; yaralılar arasında bir öğretmen ile üç öğrencinin bulunduğunu kaydetti.

Olay, Bangkok'un kuzeyindeki Nonthaburi eyaletine bağlı Bang Kruai bölgesinde gerçekleşti. Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre 18 yaşındaki bir öğrenci, başta seslerin havai fişeklerden kaynaklandığını sandığını belirterek, "İlk başta bunun bir silahlı saldırı olduğunu düşünmedim. Peş peşe birçok el ateş edildi, ardından bir sessizlik oldu. Sonra silah sesleri yeniden yankılanmaya başladı" dedi.

Acil durum ekipleri tarafından paylaşılan fotoğraflarda, Bangkok'un kuzeybatı banliyölerinde yer alan Debsirin Nonthaburi Okulu'ndan öğrencilerin dışarıya koştuğu, olay yerinde ise ambulansların bulunduğu görüldü. Fotoğrafların birinde bir kişinin sedyeyle ambulansa taşındığı, bir diğerinde ise bir sağlık görevlisinin yaralıya müdahale ettiği görülüyor. Şubat ayında da Tayland'ın güneyindeki Hat Yai bölgesinde bir okulda düzenlenen silahlı saldırıda bir öğretmen hayatını kaybetmiş, bir öğrenci de yaralanmıştı.


Tayvan'dan olası Çin işgaline karşı 2026'nın en geniş kapsamlı askeri tatbikatı

Amfibi çıkarma harekâtına karşı eğitim tatbikatı (AFP)
Amfibi çıkarma harekâtına karşı eğitim tatbikatı (AFP)
TT

Tayvan'dan olası Çin işgaline karşı 2026'nın en geniş kapsamlı askeri tatbikatı

Amfibi çıkarma harekâtına karşı eğitim tatbikatı (AFP)
Amfibi çıkarma harekâtına karşı eğitim tatbikatı (AFP)

Tayvan, olası bir Çin işgaline karşı hazırlıklarını güçlendirmek amacıyla bugün yılın en kapsamlı askeri tatbikatını başlattı. Egemen ada yönetimi, olası saldırı senaryosuna karşı hem ordusunu hem de sivil halkı hazırlamayı hedefliyor.

Savunma Bakanlığı yetkililerine göre 14 Ağustos'a kadar sürecek yıllık Han Kuang tatbikatında düzenli birlikler ve yedek kuvvetler, adaya yönelik olası saldırıya nasıl karşılık verileceği senaryoları üzerinde eğitim alacak.

Tatbikat kapsamında siviller de internet hızının kasıtlı olarak düşürülmesi ve hava saldırıları sırasında izlenecek prosedürleri içeren eğitimlere katılacak.

Şehir merkezlerinde düzenlenen askeri tatbikatlardan, (DPA)
Şehir merkezlerinde düzenlenen askeri tatbikatlardan, (DPA)

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Çin, Tayvan'ın topraklarının bir parçası olduğunu savunurken, 23 milyon nüfuslu adayı ana karayla birleştirmek için güç kullanma seçeneğini dışlamıyor.

Pekin son yıllarda Tayvan üzerindeki askeri baskısını artırdı. Çin savaş uçakları ve savaş gemileri neredeyse her gün adanın çevresinde faaliyet görülürken, geniş çaplı askeri tatbikatlar da düzenleniyor.

Bugün başlayan tatbikatta onlarca yedek asker Tayvan Boğazı kıyısında konuşlanarak, olası çıkarma harekâtında Çin birliklerinin kullanabileceği hedeflere yerli üretim silahlarla ateş açtı. Taipei'deki bir okul bahçesinde ise yedek birlikler havan topları ile M4A1 piyade tüfeklerini kullanma eğitimi aldı.

Adanın güneyinde donanmaya ait gemiler, aralarında bir denizaltı da olmak üzere görev yaparken; tanklar ve diğer zırhlı araçlar ülkenin orta kesimlerinde şafak öncesi tatbikat gerçekleştirdi. Askeri nakliye helikopterleri de farklı bölgelere uçuşlar gerçekleştirdi.

Taipei'de havan topu eğitimi, (EPA)
Taipei'de havan topu eğitimi, (EPA)

Tatbikat öncesinde kimliğinin açıklanmamasını isteyen üst düzey Tayvanlı savunma yetkilisi, "Son yıllarda Han Kuang tatbikatlarının gerçek savaş senaryolarına daha fazla benzemesi için sürekli çalışıyoruz. Böylece birliklerimiz gerçek operasyonel kabiliyetlerini test edebiliyor" ifadelerini kullandı.

Toplumun tamamını kapsayan savunma hazırlığı

Bu yılki tatbikatlarda komuta ve kontrol yapısının merkezi olmamasına ağırlık veriliyor. Böylece sahadaki komutan ve subayların, üst kademeden talimat beklemeden kendi kararlarını verebilmesi amaçlanıyor.

Tatbikatta ayrıca, keşif ve taarruz amaçlı insansız hava araçlarının (İHA) diğer saldırı unsurlarıyla koordineli kullanılmasını içeren "drone öldürme zinciri" operasyonları da uygulanıyor.

ABD'nin desteğini alan Tayvan, savunma harcamalarını artırırken, Çin'e karşı olası bir asimetrik savaşta kullanılmak üzere İHA’lar da dahil olmak üzere daha küçük ve daha esnek silah sistemlerini envanterine katıyor.

Tayvan donanmasına ait bir denizaltı tatbikatlarda, (AFP)
Tayvan donanmasına ait bir denizaltı tatbikatlarda, (AFP)

Washington'un savunma harcamalarını artırma yönündeki baskısı altında bulunan Tayvan, savunma bütçesini 2030 yılına kadar gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 5'ine çıkarmayı taahhüt etti. Ancak parlamentoda çoğunluğu elinde bulunduran muhalefetle savunma harcamalarının büyüklüğü konusunda görüş ayrılığı yaşanıyor.

Mayıs ayında Çin Milliyetçi Partisi (Kuomintang) ile Tayvan Halk Partisi, parlamentodan 25 milyar dolarlık özel savunma bütçesini geçirdi. Söz konusu bütçe, iktidardaki Demokratik İlerleme Partisi hükümetinin talep ettiği miktarın yaklaşık üçte birini kaşılıyor.

Tayvan Devlet Başkanı Lai Ching-te, dün yaptığı açıklamada, "Çin Komünist Partisi'nin otoriterliği genişlemeyi sürdürdükçe, kızıl terör de dünyanın her köşesine yayılıyor" ifadelerini kullandı. Lai, Tayvan'ın "ulusal savunmasını geliştirmeyi, toplumun tamamını kapsayan bir savunma sistemi oluşturmayı ve toplumsal dayanıklılığı güçlendirmeyi" sürdüreceğini söyledi.

Tayvan ordusuna bağlı özel kuvvetler tatbikatlarda, (AFP)
Tayvan ordusuna bağlı özel kuvvetler tatbikatlarda, (AFP)

Yetkililer ayrıca, savaş ya da doğal afetlere adanın tamamını hazırlamayı amaçlayan kent dayanıklılığı tatbikatları da düzenledi. Bu kapsamda orta ve kuzey bölgelerde gerçekleştirilecek hava saldırısı tatbikatları sırasında cep telefonu internet hızları 30 dakika süreyle düşürülecek ve halkın iletişim kesintilerine hazırlıklı olması sağlanacak.

Tayvan ayrıca, Çin'in olası deniz ablukasını canlandıran senaryolar kapsamında donanma ve sahil güvenlik gemilerini ikmal konvoylarına refakat etmek üzere görevlendirecek. Yetkililer, fabrikaların savaş döneminde üretimi sürdürme kapasitesinin de değerlendirileceğini, askeri ve sivil tesislerin savaş koşullarında yeniden konuşlandırılmasına yönelik uygulamaların test edileceğini ifade etti.

Savunma Bakanı Wellington Koo ise bugün yaptığı açıklamada, "Eğitim her zaman geliştirilebilir" diyerek, Tayvan'ın "barış döneminde en üst düzey hazırlık seviyesine ulaşmak ve savaş zamanında görevlerini yerine getirebilmek için yoğun ve kararlı şekilde çalışmalarını sürdüreceğini" ifade etti.

Tayvan ordusuna bağlı özel kuvvetler tatbikatlarda, (AFP)
Tayvan ordusuna bağlı özel kuvvetler tatbikatlarda, (AFP)

Yetkililer ayrıca, savaş ya da doğal afetlere adanın tamamını hazırlamayı amaçlayan kent dayanıklılığı tatbikatları da düzenledi. Bu kapsamda orta ve kuzey bölgelerde gerçekleştirilecek hava saldırısı tatbikatları sırasında cep telefonu internet hızları 30 dakika süreyle düşürülecek ve halkın iletişim kesintilerine hazırlıklı olması sağlanacak.

Tayvan ayrıca, Çin'in olası deniz ablukasını canlandıran senaryolar kapsamında donanma ve sahil güvenlik gemilerini ikmal konvoylarına refakat etmek üzere görevlendirecek. Yetkililer, fabrikaların savaş döneminde üretimi sürdürme kapasitesinin de değerlendirileceğini, askeri ve sivil tesislerin savaş koşullarında yeniden konuşlandırılmasına yönelik uygulamaların test edileceğini ifade etti.

Savunma Bakanı Wellington Koo ise bugün yaptığı açıklamada, "Eğitim her zaman geliştirilebilir" diyerek, Tayvan'ın "barış döneminde en üst düzey hazırlık seviyesine ulaşmak ve savaş zamanında görevlerini yerine getirebilmek için yoğun ve kararlı şekilde çalışmalarını sürdüreceğini" ifade etti.