İran’da halk protestoları baskılara meydan okuyor

İran’da öğrenci boykotları yetkililer tarafından uygulanan baskıyı artırdı, hükümet "ayrılıkçıları" suçladı. İran halkı Belucistan'da bir altın madenini kapattı.

Başörtüsü olmayan bir kız protesto yürüyüşüne katıldı (Twitter)
Başörtüsü olmayan bir kız protesto yürüyüşüne katıldı (Twitter)
TT

İran’da halk protestoları baskılara meydan okuyor

Başörtüsü olmayan bir kız protesto yürüyüşüne katıldı (Twitter)
Başörtüsü olmayan bir kız protesto yürüyüşüne katıldı (Twitter)

İran'ın gündemini haftalardır meşgul eden protestolar Çarşamba günü birçok şehirde devam etti. Üniversite öğrencileri, protestoların 46. gününde güvenlik önlemlerine ve baskılara meydan okudu. İran Cumhurbaşkanına yakın bir yetkili, bir kamuoyu yoklamasının sonuçlarının halkın yüzde 65'inin protesto hareketini desteklediğini gösterdiğini açıkladı.
22 yaşındaki Mahsa Amini'nin yedi hafta önce “Ahlak Devriyeleri”nin "uygunsuz" bulduğu kıyafetleri giydiği için gözaltında öldürülmesinin ardından rejim karşıtı gösteriler ülkeyi sarsmaya devam ediyor.
İran rejiminin on yıllardır karşılaştığı en zorlu sınavlardan biri olan son halk protestoları hız kazandı. İran, yurtdışındaki düşmanlarını ve onların ajanlarını protesto hareketini körüklemekle itham etti.
Yetkililer geçtiğimiz hafta protestocuları sokakları terk etme konusunda uyardı, ancak ülke genelinde devam eden protestolarda azalma belirtisi görülmedi.
Güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocular için düzenlenen yas törenleri, protesto gösterilerine dönüşerek yetkililerin yaşadığı zorlukları daha da artırıyor. Salı günü, İran Kürdistanı'ndaki çeşitli şehirler benzer bir törene tanık oldu. Tahran'ın güneyindeki Zehra mezarlığında Siyaviş Mahmudi'nin törenine onlarca kişi katıldı.


Ülke genelindeki Süleymani posterlerine kırmızı boyalar serpiliyor (Twitter)

İran Öğrenci Birlikleri Koordinasyon Kurulu sosyal medyada, üniversite rektörlüğünün girişindeki demir parmaklıkları kıran öğrencilerin fotoğrafını yayınladı. Kurul ayrıca, Urumiye Endüstri Üniversitesi öğrencilerinin her gece düzenlediği protestoların videolarını da paylaştı.
Üniversitelilerin öfkesi, bazı protestocu öğrencileri geçici olarak eğitimden mahrum etme ve onları üniversite konutlarından atma kararlarının ardından arttı. Öğrenciler ayrıca tutuklama kararlarından ve çok sayıda profesörün sivil giyimli polisler tarafından kaçırılmasından da şikayetçi oldu.
Salı günü öğrenciler tarafından bilidiriler yayınlanmaya devam etti. Beheşti Üniversitesi öğrencileri yayınladıkları yeni bir bildiride şu ifadelere yer verdi: "Toplum ve üniversite düzeyinde halk protestolarının başlamasının üzerinden 40 günden fazla zaman geçti. Öğrencilerin haklı taleplerini karşılamamak için yaptığınız baskıları tüm dünya görüyor."
Senendec Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde, güvenlik güçleri protestocu öğrencilere göz yaşartıcı gaz kullandı. Çıkan çatışmalardan bir gün sonra aynı üniversitede Kürt kız ve erkek öğrenciler yörenin yerel halayı olan "debke" oynadı.
Üniversite boykotları İran'ın önümüzdeki Cumartesi “Öğrenci Günü”nü kutlamaya hazırlandığı bir zamanda gerçekleşti. Öğrenci Günü, 1979'da rejimin kurucu önderi Humeyni'yi destekleyen öğrencilerin ABD Büyükelçiliği'ni basmasının ve 53 diplomatı 444 gün boyunca rehin almasının yıl dönümü olarak İran'da kutlanıyor.
Resmi Mehr haber ajansı, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin her yıl devlet kurumlarınca kutlanan günde konuşma yapacağını bildirdi.
Hükümet Sözcüsü Ali Bahadır Cehrumi şu açıklamayı yaptı: “İsyanı ve kaosu körükleyen hamasi gösteriler, halk tabanında karşılık bulmuyor ve düşmanların çabalarının boşa çıktığını gösteriyor".

Geniş halk desteği
İran rejim lideri Rehber Hamaney’in üniversitelerdeki temsil organının başkanı Mustafa Rüstemi, hükümet sözcüsünün aksine, yeni bir kamuoyu yoklamasının sonuçlarının İranlıların yüzde 55'inin protestoları desteklediğini gösterdiğini bildirdi. Rüstemi, "Bu insanların yüzde 83'ü protestolara katılmadı, ancak yine de onları destekliyor" diye açıkladı.
Rüstemi'ye göre bu veriler, protesto yürüyüşlerini halkın yüzde 65'inin desteklediği anlamına geliyor. Rüstemi, bir başka anketin, protestoların destekçilerinin yüzde 60'ının ekonomi ve yaşam koşullarından şikayetçi olduğunu ve yüzde 20'sinin idari yolsuzluklar nedeniyle memnuniyetsiz olduğunu gösterdiğini belirtti.
Rüstemi, protestocuların talepleriyle ilgili olarak, yüzde 59'unun yaşam koşullarında reform yapılmasını, yüzde 6'sının internet yasağının kaldırılmasını ve "sadece yüzde 3,5'inin başörtü zorunluluğunun kaldırılmasını talep ettiğini" bildirdi. Rüstemi, son on yılda ülkedeki ekonomik durumun kötüye gittiğini, altyapıda sorunların yaşandığını kabul etmek gerektiğini ifade etti.
İran uzmanı Ümid Mimariyan Reuters'e verdiği demeçte, "İnsanlar sokaklara çıkmak için hayatlarını riske atıyor, ancak rejimi yenebileceklerine dair umutları korkularından çok daha büyük" diye konuştu.

Boğaz kesme tehdidi
Göstericiler, Pasteur'ün iki bölgesini ve Baharistan bölgesini birbirine bağlayan Cumhuri Caddesi'nde yürüme eylemi gerçekleştirdi.
"Tasvir 1500" tweeter hesabı ve internet sitelerinde yayınlanan videolara göre Pazartesi günü geç saatlerde Tahran'ın Ekbatan semti sakinleri, "Diktatöre Ölüm" sloganını haykırdı. Güvenlik güçleri hareketi dağıtmak için ses bombası kullandı.
Tahran'ın batısındaki Azadi bölgesine komşu olan Ekbatan ve Citaker bölgelerinden paylaşılan videolar İranlılar arasında geniş çaplı tartışmalara yol açtı. Çeşitli videolarda, Ekbatan'daki hoparlörlerden bölge sakinlerini tehdit eden ve “Gerekirse kadınlarımızın ve çocuklarımızın başlarını keseceğiz, ama bu ülkeye zarar verilmesine izin vermeyeceğiz” diyen bir ses duyuldu.
DMO'ya bağlı Fars Haber Ajansı, videonun gerçekliğini doğruladı ve şu yorumda bulundu: "Dün gece hoparlörlerden yapılan konuşmanın ardından internet sitelerinde polisin göstericileri tehdit ettiği yazıldı. Ama bu sesi dikkatle dinlersek, konuşmacının halkı ve ülkeyi savunmak için konuştuğunu görürüz".
Bir videoda Citaker'deki apartmanları ayıran bir meydanda güvenlik güçlerinden oluşan bir kalabalık görüldü. Güvenlik güçlerinin hoparlörden, “Gördüğünüz tüm emniyet mensubu arkadaşlarımız, liderimize duyduğu derin sevgi ve saygı sebebiyle burada. Artık her gece buradayız. Rahatınızı kaçıracağız" dediği duyuldu.
Diğer videolar, güvenlik güçlerinin gece geç saatlerde hoparlörlerden tehdit mesajları göndermeye devam ettiğini gösterdi. Ekbatan bölgesinden paylaşılan bir videoda yüksek sesli bir patlama duyuldu.
Ekbatan bölgesi sakinleri, polisi ve Besic güçlerini konut binalarının kapılarını kırmakla suçladı. Pazartesi günü, yerleşim bölgelerinde yıkımın etkilerini gösteren videolar yayınlandı.

Altın madeninin kapatılması
Şarku’l Avsat’ın Reuters haber ajansından aktardığına göre İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (Hrana) Tahran ve İsfahan da dahil olmak üzere birçok şehirde grevler yapıldığını duyurdu.
Bir protesto gösterisi, Belucistan eyaletinin Taftan kentinde Ancerik madenindeki altın çıkarma çalışmalarını engelledi.
Yerel internet siteleri, Taftan'daki altın madeninin önünde toplanan onlarca kişinin fotoğraflarını ve video kayıtlarını yayınladı. Fotoğraflarda polis araçlarının yer aldığı görüldü. "Rasd Belucistan" internet sitesi, gergin bölge sakinlerinin madeni kapattığını söyledi. Yöre halkı, "Madenlerin Beluç halkına ait olduğunu ve servetlerinin yabancılar tarafından çıkarılmasına izin vermeyeceklerini" söyledi.
Aktivist Atna Daimi, Twitter'daki paylaşımında Ancerik madeninin halk tarafından kapatılmasının ve İslam Cumhuriyeti'nin altın çıkarmasına izin verilmemesinin "göz ardı edilmemesi gereken çok önemli bir haber" olduğunu belirtti.

Ölü sayısı artıyor
Hrana dün, protestoların en az 287 protestocunun ölümüyle sonuçlandığını ve yetkililerin yaptığı baskılar sırasında en az 46 çocuğun öldürüldüğünü bildirdi, ayrıca 36 güvenlik mensubunun öldüğünü de kaydetti.
İran'daki insan hakları ihlallerini yakından takip eden kurum, 300'ü öğrenci olmak üzere 14 bin 161 kişinin tutuklandığını belirtirken, 133 şehir ve 129 üniversitede 797 protesto gösterisi düzenlendiğini açıkladı.
İran'ın katı yargı sistemi, haftalarca süren gösterileri bastırma çabalarını hızlandıran bir kararla, Tahran'da protestoları kışkırtmakla suçlanan yaklaşık 1000 kişiyi "halka açık" olarak yargılayacak. Cumartesi günü, protestoların arka planında bulunan ve ölüm cezası gerektiren suçlarla itham edilen beş kişinin yargılanmasına Tahran'da başlandı.
Washington merkezli Abdorrahman Boroumand Center tarafından yayınlanan bir videoya göre annesi Muhammed Kabadlo'nun, yargılamanın ilk oturumunda ölüme mahkûm edildiğini söyledi.
New York merkezli Gazetecileri Koruma Komitesi'ne göre şimdiye kadar en az 46 gazeteci tutuklandı.
İran haber siteleri, İran Kültür Bakanlığı Gazete ve Haber Ajansları İşleri Müdürü İman Şemsayi'den şu sözleri aktardı: "Yetkililer şu ana kadar gözaltındaki sekiz gazeteciyi serbest bıraktı. İtham edilen gazeteciler son olaylardan dolayı tutuklanmadı. Medya faaliyeti nedeniyle Tahran'da tutuklanan hiçbir basın mensubu yok.”
İran İstihbarat Bakanlığı ve DMO istihbaratından Cuma günü yapılan ortak açıklamada, iki kadın gazeteci ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı ajanı olmakla suçlandı. 300'den fazla İranlı gazeteci meslektaşlarının serbest bırakılmasını talep etti.
Protestoların başlamasından kısa bir süre sonra tutuklanan ünlü ifade özgürlüğü aktivisti ve Wall Street Journal yazarı Hüseyin Rungi'nin kardeşi Hasan, aktivistle ilgili Twitter'da "açlık grevinde ve iyi değil" paylaşımında bulundu.



İsrail’in bombardıman uyarısı, Lübnan’la Cideyde Yabus Sınır Kapısı geçişini durdurdu

Lübnan tarafındaki Masnaa Sınır Kapısı’nın karşısında bulunan Suriye’ye ait Cideyde Yabus Sınır Kapısı (Suriye Genel Sınır Kapıları ve Gümrük İdaresi)
Lübnan tarafındaki Masnaa Sınır Kapısı’nın karşısında bulunan Suriye’ye ait Cideyde Yabus Sınır Kapısı (Suriye Genel Sınır Kapıları ve Gümrük İdaresi)
TT

İsrail’in bombardıman uyarısı, Lübnan’la Cideyde Yabus Sınır Kapısı geçişini durdurdu

Lübnan tarafındaki Masnaa Sınır Kapısı’nın karşısında bulunan Suriye’ye ait Cideyde Yabus Sınır Kapısı (Suriye Genel Sınır Kapıları ve Gümrük İdaresi)
Lübnan tarafındaki Masnaa Sınır Kapısı’nın karşısında bulunan Suriye’ye ait Cideyde Yabus Sınır Kapısı (Suriye Genel Sınır Kapıları ve Gümrük İdaresi)

Suriye Genel Sınır Kapıları ve Gümrük İdaresi Halkla İlişkiler Müdürü Mazen Alluş, Cideyde Yabus Sınır Kapısı’nın Lübnan tarafındaki Masnaa Sınır Kapısı üzerinden geçişlerin ikinci bir duyuruya kadar kapalı olduğunu açıkladı. Alluş, özellikle Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı üzerinden uçuşu bulunan yolcuların, seyahatlerini sürdürebilmeleri için Humus kırsalındaki Cusiye Sınır Kapısı üzerinden geçiş yapabileceklerini belirtti.

Suriye Genel Sınır Kapıları ve Gümrük İdaresi, cumartesiyi pazara bağlayan gece yarısı itibarıyla Cideyde Yabus Sınır Kapısı üzerinden geçişlerin geçici olarak durdurulduğunu duyurdu.

Bu karar, İsrail ordusunun Lübnan tarafındaki Masnaa Sınır Kapısı ile bu kapıya ulaşan M30 karayolunu hedef alacağı yönündeki uyarısının ardından geldi.

Alluş, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, Cideyde Yabus Sınır Kapısı’nın yalnızca sivillerin geçişi için kullanıldığını, herhangi bir askerî amaçla kullanılmadığını vurguladı.

İsrail ordusu ise cumartesi günü yaptığı açıklamada, Suriye–Lübnan sınırındaki Masnaa Sınır Kapısı çevresinde bulunanlara ve M30 yolunu kullananlara bölgeyi derhal boşaltmaları çağrısında bulundu. Açıklamada, bölgenin hedef alınacağı belirtilerek, Hizbullah’ın söz konusu geçiş noktasını askerî amaçlarla ve silah kaçakçılığı için kullandığı iddia edildi.

fdvfdv
İsrail bombardımanından kaçan Suriyeliler ve Lübnanlılar, Lübnan ile Suriye arasındaki Masnaa Sınır Kapısı’nda (Şarku’l Avsat)

Bir Lübnan güvenlik kaynağı da uyarının ardından Masnaa Sınır Kapısı’nda tahliye sürecinin başlatıldığını doğruladı.

Alluş, gece saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada ise sınır kapısının tamamen sivil amaçlarla kullanıldığını, herhangi bir silahlı grup ya da milis varlığının bulunmadığını ve yasal çerçeve dışı faaliyetlere izin verilmediğini yineledi.

Şarku’l Avsat’ın Alman Haber Ajansı DPA’dan aktardığı habere konuşan Alluş, “Mevcut uyarılar ışığında ve yolcuların güvenliği için, olası riskler ortadan kalkana kadar sınır kapısından geçişler geçici olarak durdurulacaktır. Durumun istikrara kavuşmasının ardından faaliyetlerin yeniden başladığı duyurulacaktır” dedi.

vrrv
Bir çocuk, sırtında eşyalarını taşırken 4 Ekim 2024’te İsrail bombardımanının oluşturduğu çukurun yanında, Masnaa Sınır Kapısı’ndan geçiyor (AP)

Suriye ile Lübnan arasındaki sınır kapılarında, özellikle İsrail’in Güney Lübnan’a yönelik yoğun hava saldırılarının ardından ülkelerine dönen Suriyelilerin oluşturduğu yoğun bir geçiş trafiği yaşanıyor. Saldırılarda çok sayıda Suriyeli hayatını kaybederken, çok sayıda kişi de yaralandı.

rbrg
Humus kırsalında, Lübnan sınırındaki Cusiye Sınır Kapısı (SANA)

Masnaa Sınır Kapısı, iki ülke arasındaki ana geçiş noktası olmasının yanı sıra, ticaret açısından hayati bir arter ve Lübnan’ın bölgeye açılan başlıca kara kapısı konumunda bulunuyor. İsrail, söz konusu sınır kapısını daha önce Ekim 2024’te İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmalar sırasında hedef almıştı. Kapı, o dönemdeki ateşkesin ardından yaklaşık bir ay sonra başlatılan onarım çalışmalarıyla yeniden açılmıştı.


Cezayir'in İran Savaşı’na ilişkin endişelerinin ardında yatan gerçekler

Cezayir Körfezi'nin yakınlarında Cezayir bayrağı dalgalanırken başkentte ‘Kasbah’ olarak bilinen eski şehir (solda) ve nakliye konteynerleri (sağda) görülüyor, 25 Ağustos 2022 (AFP)
Cezayir Körfezi'nin yakınlarında Cezayir bayrağı dalgalanırken başkentte ‘Kasbah’ olarak bilinen eski şehir (solda) ve nakliye konteynerleri (sağda) görülüyor, 25 Ağustos 2022 (AFP)
TT

Cezayir'in İran Savaşı’na ilişkin endişelerinin ardında yatan gerçekler

Cezayir Körfezi'nin yakınlarında Cezayir bayrağı dalgalanırken başkentte ‘Kasbah’ olarak bilinen eski şehir (solda) ve nakliye konteynerleri (sağda) görülüyor, 25 Ağustos 2022 (AFP)
Cezayir Körfezi'nin yakınlarında Cezayir bayrağı dalgalanırken başkentte ‘Kasbah’ olarak bilinen eski şehir (solda) ve nakliye konteynerleri (sağda) görülüyor, 25 Ağustos 2022 (AFP)

Rabia Abdusselam

Cezayir’deki yetkililerin ve siyasi parti liderlerinin açıklamalarını dinleyen ya da yayınladıkları bildirileri okuyanlar, ‘sert güç’ olarak bilinen olguya ve uluslararası ortamın hiçbir kuralın geçerli olmadığı açık bir alana dönüşmesine yönelik ‘endişe ve gerginliği’ hissedebilir. Buna komşu ülkelerdeki (Libya, Mali ve Afrika Sahel Bölgesi) güvenlik istikrarsızlığından kaynaklanan karmaşık bölgesel tehditler de ekleniyor.

Bu bağlamda Cezayir Genelkurmay Başkanı General Said Şangariha, Ramazan Bayramı vesilesiyle komutanlarla gerçekleştirdiği toplantıda yaptığı konuşmanın büyük bir bölümünü, yumuşak güç araçları yerine askeri ve savunma varlıklarına öncelik veren ‘güç savaşları’ veya ‘sert güç’ olarak bilinen konuya değindi. General Şangariha konuşmasında, “Silahlı kuvvetler mensupları, uluslararası durumun tanık olduğu ve savaş seçeneğinin geri dönüşü, askeri müdahaleler, çok taraflı kuruluşların konumunun gerilemesi ve uluslararası hukuk kurallarının göz ardı edilmesi ile karakterize edilen, devletlerin egemenliğini ve ulusal tercihlerini etkileyen hızlanan jeopolitik dönüşümlerin gerçeklerini kavramaya davet ediliyor” dedi.

General Şangariha, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri komutanları, Cumhuriyet Muhafızları ve Ulusal Jandarma komutanları ile ordunun merkezi kurum ve birimlerinin komutanlarının da katıldığı toplantıda şunları söyledi:

“Ortadoğu’da yaşanan kaos ve şiddetli askeri gerginlik, ‘herkesin, dünyanın yaşadığı derin jeopolitik dönüşümler, özellikle de bunların Güney ülkeleri üzerindeki etkileri konusunda, yüksek profesyonellik ve öngörülü bir proaktiflikle farkındalık düzeyini artırmasını’ gerektiriyor.”

Aynı söylem, bir süredir ülkedeki siyasi liderler tarafından da tekrarlanıyor. Bu bağlamda, solcu İşçi Partisi lideri ve eski cumhurbaşkanlığı adayı Louisa Hanoune, başkent Cezayir’de Siyasi Büro ile yaptığı toplantıda, “Eğer dostlarına vurulduğunu görürsen, bunun sana da ulaşacağını bil” deyişini kullandı. Bu atasözü, ülkede başkalarına (arkadaşlara) gelen kötülük veya zarardan ders çıkarmaya ve tedbirli olmaya teşvik etmek için kullanılır. Zira Hanoune da öncelikle İran'a ve ayrıca ‘Mutlak Kararlılık Operasyonu’ adı verilen ABD askeri müdahalesine sahne olan Venezuela'ya atıfta bulunuyordu. Söz konusu operasyon, artan jeopolitik gerginlikler ortasında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşinin tutuklanıp ABD’ye götürülmesiyle sonuçlanan bir operasyondu.

Hanoune’a göre Cezayir'in şu anda iç istikrarı ve toplumsal uyumu koruması gerekiyor. Zira arka arkaya gelen uluslararası krizler, devletlerin dış baskılara karşı koyabilecek güçlü bir iç cepheye sahip olmasının önemini teyit ediyor ve kanıtlıyor. Ayrıca bu durum ‘geniş çaplı bir siyasi seferberlik ve ulusal bilincin güçlendirilmesini’ de gerektiriyor.

Öte yandan (Cezayir'in en eski muhalefet partisi) Sosyalist Güçler Cephesi’nin birinci sekreteri Youcef Aouchiche, başkentte düzenlenen parti kadroları toplantısında yaptığı konuşmada, Ortadoğu'da tırmanan gerginliklerin ‘yüksek düzeyde uyanıklık ve ulusal sorumluluk’ gerektirdiğini vurguladı. Aouchiche, ulusal egemenliğin savunulması ve devletin stratejik direncinin güçlendirilmesinin, kalkınma ve demokrasiye dayalı bir ulusal proje gerektirdiğine dikkati çekti.

fvf
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, başkent Cezayir’de İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'yi ağırladı, 25 Mart 2026 (AFP)

Cezayir, tehditler ortak olduğundan ve bölgesel güvenlik ulusal güvenliğin savunma mekanizması bulunduğundan özellikle Mağrip ve Akdeniz bölgelerindeki komşu ülkelerle güçlü ortaklıklar ve ittifaklar kurmaya ihtiyaç duyuyor ve bunun için şu an çok uygun bir fırsat bulunuyor.

Daha önce 2024 cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olan Youcef Aouchiche’e göre bir devletin gücü askeri kapasitesi veya doğal kaynaklarıyla değil, esas olarak toplumunun uyumu ve vatandaşlarının kurumlarına duyduğu güvenle ölçülür. Ayrıca Aouchiche, halkın kamu hayatına fiilen katılımı ve demokratik meşruiyete dayalı bir yönetimin varlığı olmadan hiçbir devletin güçlü, istikrarlı ve güvenli olmasının mümkün olmadığını düşünüyor. Aouchiche, dış zorluklar ve baskılarla mücadelenin, hukukun üstünlüğü ve özgürlüklerin sağlamlaştırılması, ekonomik bağımsızlığımızın güçlendirilmesi ve başta gıda, enerji, teknoloji ve dijital güvenlik olmak üzere hayati alanlarda kendi kendine yeterliliği sağlayabilecek bir ulusal ekonominin inşa edilmesi sayesinde gerçekleştirilebileceğini de sözlerine ekledi.

Endişenin sebebi ne?

Cezayir’deki askeri yetkililer ve parti liderleri arasında endişeli açıklamaların dikkat çekici şekilde artması, ‘İran’a karşı savaş, neden resmi yönetici kesimleri ve ülkenin siyasetçilerini endişelendiriyor?’ şeklindeki temel bir soruyu gündeme getiriyor.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre uzmanlar, Cezayir’in bugün, on binlerce kurbanın verildiği ve ülkenin 1990’lı yıllarda yaşadığı ‘kara on yıl’ diye adlandırılan döneme hakim olan türden bir ‘siyasi parçalanma’ ya da ‘çatışma’ yaşamadığı ve kurumsal bir kriz bulunmadığı konusunda hemfikir. Ancak dış faktörler güçlü bir şekilde kendini hissettiriyor. Stratejik çalışmalar uzmanı Prof. Muhammed Zenasni, Al Majalla’ya yaptığı değerlendirmede, Cezayir’in dengeleyici bir bölgesel aktör olarak büyük zorluklarla karşı karşıya kaldığını ve bugün egemenliğini ve bağımsızlığını korumak için karşı karşıya olduğu bu büyük tehditlerin farkında olduğunu, bu sebeple Cezayir’in askeri ve siyasi liderliğinin, herhangi bir acil duruma karşı iç cepheyi sağlamlaştırmayı amaçlayan bir dizi konuşma başlattığını belirtti.

Prof. Zenasni'ye göre Cezayir'in temel korku ve endişesinin arkasında, toplumsal güvenliği sarsmak amacıyla toplumu mezheplere bölme girişimleri yoluyla toprak bütünlüğüne ve toplumsal uyuma yönelik olası tehdit yatıyor. Bu da değerler düzeyindeki güvenliği sarsmaktan geçiyor. Bu yüzden Cezayir'den, liderleri ve halkı, sosyal güvenliğin bir emniyet valfi olarak fikri, değerler ve hukuki güvenliği sağlamaları ve böylece ulusal uyumu güçlendirmeleri bekleniyor.

Cezayir’in tehditler ortak olduğundan ve bölgesel güvenlik ulusal güvenliğin savunma mekanizması bulunduğundan özellikle Mağrip ve Akdeniz bölgelerindeki komşu ülkelerle güçlü ortaklıklar ve ittifaklar kurmaya ihtiyaç duyduğunu, bunun için diplomatik iletişim kanallarını açık tutmanın yanı sıra şu an çok uygun bir fırsatın olduğunu belirten Prof. Zenasni, “Şu and, kapsayıcı diplomasi uygulamanın, bazı düşman güçlerin hesaplanamayan tırmanışlarını önlemenin ve başta enerji dosyası olmak üzere mevcut tüm kozları kullanmanın en uygun zamanı” yorumunda bulundu.

Cezayir, bir enerji ülkesi olarak, petrol fiyatlarındaki artıştan geçici olarak fayda sağlayabilir. Ancak bunun karşılığında, büyük savaşların küresel ekonomik belirsizliğe yol açtığını ve tedarik zincirleri üzerinde baskı oluşturduğunu çok iyi biliyor.

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler alanında doktora sahibi Nabila Ben Yahya, Cezayir’deki askeri liderlikte güç savaşlarının şiddetlenmesi konusunda artan endişeye ilişkin özel bir açıklamada bulundu. Al Majalla’ya konuşan Ben Yahya, “Cezayir’deki resmi ve askeri elitler arasında artan endişe, yapısal, bölgesel ve iç olmak üzere üç analitik düzeyin kesişimi üzerinden açıklanabilir” ifadelerini kullandı.

Bunlardan birincisinin yapısal düzey olduğunu ifade eden Ben Yahya'ya göre Cezayir, ‘İran'a karşı savaşın sadece geleneksel bir çatışma olmadığını, aksine uluslararası sistemin doğasında, uluslararası hukuk kurallarının etkisinin azalarak sert güç dengelerinin öne çıktığı, yasal çerçevelerin dışındaki (güç savaşları) mantığına doğru bir dönüşümü yansıttığının’ farkında. Bu dönüşüm, Cezayir dahil olmak üzere orta büyüklükteki ülkeleri tehdit ediyor. Çünkü bu, müdahalelerin ve önleyici saldırıların meşrulaştırılmasına kapı açarak, 2003'ten beri bölgede tanık olduğumuz kaos modellerini yeniden üretiyor.

dfbfgb
Başkent Cezayir’deki sahil şeridi boyunca dalgalanan Cezayir bayrakları, 18 Eylül 2021 (AP)

Ben Yahya’ya göre ikincisi olan bölgesel düzeyde ise Cezayir, ulusal güvenliğinin stratejik derinliği olarak bölgesel istikrarı sağlamak için mevcut tüm mekanizmaları kullanıyor. Ben Yahya, Ortadoğu'da yaşanacak herhangi bir büyük patlamanın diğer etkileşimleri yeniden şekillendirebileceğini ve bölgedeki askerileşmenin artırabileceğini, bunun da özellikle zaten kırılgan olan Afrika Sahel bölgesinde uluslararası aktörlerin geri dönüşü için elverişli bir ortam yaratabileceğini söyledi.

Cezayir, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerini de kapsayan askeri tırmanışı kınadı ve İran-ABD müzakerelerinin tıkanmasından duyduğu derin üzüntüyü dile getirdi. Dışişleri Bakanlığı'nın daha önceki bir açıklamasında Cezayir, Umman'ın arabuluculuğunda yürütülen ve birçok kişinin İran-ABD müzakerelerinde barışçıl bir çözüme ulaşılabileceğine dair büyük umutlar beslediği müzakerelerin başarısız olmasından duyduğu üzüntüyü dile getirmişti.

Ben Yahya, üçüncü ve son olan iç düzeydeki endişenin ise ekonomik ve sosyal dengelerin yönetilmesiyle ilgili olduğunu ifade etti. Ben Yahya bu ayrıntıyı açıklarken Cezayir'in bir enerji ülkesi olarak petrol fiyatlarındaki artıştan geçici olarak faydalanabileceğini, ancak bunun karşılığında büyük savaşların küresel ekonomik belirsizlik yarattığını ve tedarik zincirleri üzerinde baskı oluşturduğunu tam olarak farkında olduğunu belirtti. Ben Yahya’ya göre bu durum, gelişmekte olan ülkelerin istikrarı pahasına büyük güçlerin önceliklerini yeniden düzenleyebilir. Bunun yanında, düzensiz göç veya sınır ötesi ağların büyümesi yoluyla bir ‘güvenlik bulaşması’ endişesi de bulunuyor.

Bu yüzden Cezayir'in güvenlik doktrini, saldırganlığı reddetme ve devletlerin egemenliğini destekleme üzerine kurulu ilkesel bir tutum benimsiyor. Bu da Cezayir'in, hegemonyayı meşrulaştırabilecek ve adalet dengesindeki bozulmayı pekiştirebilecek herhangi bir savaşa endişeyle bakmasına neden oluyor.


Suriye, İran savaşında ne kadar tarafsız kalabilecek?

Ahmed Şara, Suriye'nin bölgedeki çatışmaların içine çekilmesine müsaade etmeyeceklerini söyledi (AFP)
Ahmed Şara, Suriye'nin bölgedeki çatışmaların içine çekilmesine müsaade etmeyeceklerini söyledi (AFP)
TT

Suriye, İran savaşında ne kadar tarafsız kalabilecek?

Ahmed Şara, Suriye'nin bölgedeki çatışmaların içine çekilmesine müsaade etmeyeceklerini söyledi (AFP)
Ahmed Şara, Suriye'nin bölgedeki çatışmaların içine çekilmesine müsaade etmeyeceklerini söyledi (AFP)

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'tan beri yürüttüğü İran savaşı, Suriye yönetimini de tehdit ediyor.

Irak'taki Şii milislerin ve Tahran destekli Hizbullah'ın saldırılarının hedefindeki Suriye, İran savaşında tarafsız kalmaya çalışıyor.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Birleşik Krallık'a (BK) gerçekleştirdiği bu haftaki ziyaretinde Başbakanı Keir Starmer'la bir araya geldi.

Londra yönetiminden yapılan açıklamada, iki ülkenin de Hürmüz Boğazı'nın yeniden tam kapasite faaliyet göstermesi için uygulanabilir bir planın gerekliliği üzerinde durduğu belirtildi.

Şara, BK merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'un düzenlediği etkinlikte ülkesini savaşın dışında tutmak istediğini yineleyerek, "Yeterince savaş yaşadık. Başka bir savaş deneyimine hazır değiliz" dedi.

14 yıl süren yıkıcı iç savaşın ardından Suriye'yi yeni bir çatışmanın içine sokmak istemediğini vurgulayan lider, şöyle devam etti:

Suriye herhangi bir tarafın hedefi haline gelmedikçe, herhangi bir çatışmaya dahil olmayacak. Suriye'nin bir savaş alanı haline gelmesini istemiyoruz. Ancak ne yazık ki bugün işler akıllı kişiler tarafından yönetilmiyor. Durum istikrarsız ve öngörülemez.

Ancak Financial Times'ın analizinde, İran savaşının başından bu yana Suriye topraklarına düzenlenen saldırıların ülkenin tarafsızlık politikasını zora soktuğuna dikkat çekiliyor.

Beyrut'taki düşüne kuruluşu Carnegie Ortadoğu Merkezi'nden Suriye uzmanı Kheder Khaddour, savaşın uzamasıyla Şam yönetiminin çatışmalara çekilebileceğine işaret ediyor:

Suriye ne kadar süre tarafsız kalabilir? Bu savaş ne kadar uzun sürerse, bu çatışma ne kadar yayılırsa Suriye'ye sıçrama riski de o kadar artar.

Reuters'ın geçen ay yayımladığı haberde, ABD'nin Lübnan'daki Hizbullah'ın silahsızlandırılmasına yönelik operasyonlara katılması için Şara yönetimine baskı yaptığı öne sürülmüştü.

ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ise iddiaları yalanlayarak "ABD'nin, Suriye'yi Lübnan'a asker göndermeye teşvik ettiği yönündeki haberler yanlış ve gerçeğe aykırıdır" demişti.

Khaddour da "Suriye silahlı kuvvetlerinin böyle bir şey yapma imkanı yok. Kendi topraklarını zar zor koruyacak kadar güce sahipler" diyor.  

Diğer yandan Şam yönetimi, İran savaşının yarattığı krizi kullanarak yatırım çekmeyi de amaçlıyor.

Avrupa temaslarında Almanya'yı da ziyaret eden Şara, Berlin'deki iş insanlarının yer aldığı toplantıda, Hürmüz Boğazı'ndaki durumun yarattığı enerji krizinde Suriye'nin "güvenli bir alternatif rota" oluşturduğunu söyledi:

Suriye güvenli bir liman işlevi görebilir. Stratejik konumu sayesinde tedarik zincirlerinin güvenliğini sağlayabileceği gibi, Akdeniz kıyıları üzerinden enerji tedarikini de güvence altına alabilir.

Irak da yıllar sonra Suriye üzerinden karayoluyla petrol ihracatına bu hafta başladı. Politico'nun aktardığına göre Iraklı yetkililer, kamyonlarla sevkıyatın başarılı olması halinde Kerkük-Baniyas boru hattının tamir edilerek yeniden kullanılabileceğini söylüyor.

Analizde, İran savaşının yarattığı krizde Şara'nın "farklı bir yol çizmeye çalıştığı" yazılıyor. Medya kuruluşuna konuşan kaynaklardan biri şu ifadeleri kullanıyor:

Savaş, Ortadoğu'yu farklı şekilde düşünmeye zorluyor.

Independent Türkçe, Financial Times, Politico, SANA