Biden karbon emisyonlarını düşürme sözü vererek, dünyayı ‘iklim krizi’ ile mücadele etmeye çağırdı

Biden Sisi ile görüşerek, Mısır'da temiz enerjiyi desteklemek için yarım milyar dolarlık bir anlaşmanın duyurusunu yaptı

Biden'in konuşmasını dinleyen seyircilerin bir kısmı (Şarku'l Avsat)
Biden'in konuşmasını dinleyen seyircilerin bir kısmı (Şarku'l Avsat)
TT

Biden karbon emisyonlarını düşürme sözü vererek, dünyayı ‘iklim krizi’ ile mücadele etmeye çağırdı

Biden'in konuşmasını dinleyen seyircilerin bir kısmı (Şarku'l Avsat)
Biden'in konuşmasını dinleyen seyircilerin bir kısmı (Şarku'l Avsat)

ABD Başkanı Joe Biden, ülkesinin 2030 yılına kadar karbon emisyonlarını düşürme hedeflerini gerçekleştireceğine söz vererek, dünya ülkelerini ‘gezegendeki yaşamı tehdit eden iklim krizi’ ile mücadele etmek için daha fazla çaba göstermeye davet etti.
ABD Başkanı dün, Mısır’ın Şarm eş-Şeyh kentinde düzenlenen BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) 27. Taraflar Konferansı’nda (COP 27) konuşma yaptı. Ana salon, özellikle ABD’nin ikinci en büyük karbon emisyonu kaynağı olmasından ötürü iklim politikasını öğrenmek isteyen katılımcılarla doluydu.
Biden, konuşmasının başında ABD'nin Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmesinden dolayı özür dileyerek, göreve gelir gelmez anlaşmaya geri dönme kararı aldığına işaret etti. Ülkesinin iklim değişikliğiyle mücadele etmeye yönelik uluslararası çabaları harekete geçirmek için çalıştığını belirtti ve dünya ülkelerini iklim sorunuyla ‘acilen’ ilgilenmeye çağırdı. Biden’ın selefi Donald Trump, 2017 yılında Paris İklim Anlaşması'ndan çekilmişti.
İklim krizini ekonomi ve insan güvenliği ile ilişkilendiren Biden, “İklim krizi, insan güvenliği, ulusal güvenlik ve bir bütün olarak gezegenin yaşamı ile ilgilidir” dedi. Biden ‘iyi bir iklim politikasının iyi bir ekonomi politikasına bağlı olduğunu’ belirtti. Ülkesinin, 2030 yılına kadar karbon emisyonlarını 2005 seviyelerinin yüzde 50-52 kadar altına çekme hedefine ulaşmak için doğru yolda olduğuna dikkat çekti. Yönetimi tarafından kabul edilen bir yasanın ‘ABD hükümetinin temiz enerjiye yaptığı en büyük yatırım sayıldığını’ vurguladı.
Biden, ‘bu alanda planlanan hedeflere ulaşmak için tüm dünya ülkelerinin iklim konferansı sırasında daha fazla çaba göstermesi gerektiğini’ belirterek, ‘ülkesinin iklim değişiklikleri karşısında mücadele etmeye devam edeceğini’ kaydetti. Biden, temiz yatırıma yönelme ve metan emisyonlarının azaltılması da dahil olmak üzere yönetiminin bu alanda attığı bir dizi adıma işaret etti.

Biden, ‘gelişmekte olan ülkeleri iklim konularında destekleyebilecek ve enerji geçiş sürecini kolaylaştırabilecek ülkelerin sorumluluğuna’ dikkatİ çekti.
Biden, Mısır'da temiz enerjiyi desteklemek için 500 milyon dolarlık bir anlaşmanın duyurusunu yaptı. Biden “ABD, Almanya ve Avrupa Birliği (AB) ile birlikte bu anlaşma üzerinde çalışacak. Anlaşma Mısır'ın 2030 yılına kadar 10 gigawatt yenilenebilir enerji dağıtmasını ve 5 gigawattlık verimsiz gazla çalışan tesisleri devre dışı bırakmasını sağlayacak. Bu da Mısır ve enerji sektöründeki karbon emisyonlarını yüzde 10 azaltmaya yardımcı olacak” ifadelerini kullanarak ‘bu projelerin Mısır'ın iklim alanındaki ulusal hedeflerine ulaşmasına katkıda bulunacağını’ belirtti.
ABD Başkanı, Afrika kıtasındaki ülkelerin tanık olduğu iklim değişikliğinin sonuçlarından biri olan kuraklık dalgalarına da dikkati çekerek, bunların ülkelerin zayıflamasına ve gıda güvenliklerinin etkilenmesine sebep olduğunu belirtti. Ülkesinin ‘Afrika'ya, uyum seviyesini desteklemek için 150 milyon dolar sağlayacağına’ dikkati çekti.
ABD Başkanı, Rusya-Ukrayna savaşının, küresel düzeyde gıda ve enerji krizlerini kötüleştirdiği için 'dünyanın fosil yakıtlara bağımlılığını acilen bırakması gerektiğini gösterdiğini' söyledi.

Biden, Sisi ile görüştü
Konuşma yapmak için Şarm eş-Şeyh’e birkaç saatliğine giden Biden, Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) Zirvesi’ne katılmak için Kamboçya'ya ve ardından G20 Zirvesi’ne katılmak için Endonezya'ya gitmek üzere ülkeden ayrılmadan önce Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile görüştü.
ABD Başkanı konuşmasını yapmadan önce Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile ikili görüşmelerde bulundu. Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Bessam Radi, Cumhurbaşkanı Sisi'nin söz konusu görüşmede ‘iki ülke arasındaki kapsamlı stratejik ortaklık ilişkilerine ve bunların Ortadoğu'da güvenlik ve istikrarı desteklemedeki önemli rolüne’ vurgu yaptığını söyledi. Sisi’nin ‘çeşitli siyasi ve güvenlik dosyaları ve bölgesel konularda iki taraf arasındaki koordinasyonu ve istişareyi geliştirme arzusunu dile getirdiğini’ kaydetti. Ayrıca ‘karşılıklı saygı ve ortak çıkarlar çerçevesinde çeşitli ikili iş birliği alanlarında bu ortaklığı artırmaya ve güçlendirmeye devam etme arzusundan bahsettiğini’ bildirdi.
Sözcü açıklamasının devamında ‘ABD Başkanı’nın iki ülke arasındaki ilişkilerin gücü ve sağlamlığına vurgu yaparak, ABD’nin Mısır'ı bölgede güvenebileceği güçlü bir dost ve müttefik olarak gördüğünü söylediğini’ belirtti. Ayrıca ‘Mısır'ın siyasi ağırlığı, bölgesel çevresindeki dengeleyici rolü ve Sisi liderliğinde tüm bölge halkları için istikrarın sağlanmasına katkısı ışığında, bütün bölgesel ve uluslararası konularda koordinasyonu ve ortak istişareyi yoğunlaştırma arzusunu dile getirdiğini’ kaydetti.

Nahda Barajı
Toplantıda Nahda Barajı konusuna da değinildi. Sözcüye göre Sisi, ‘tüm tarafların ortak çıkarlarını sağlamak için uluslararası hukuk ilkeleri doğrultusunda Mısır'ın su güvenliğini garanti altına alacak şekilde barajı doldurmak ve işletmek için bağlayıcı bir hukuki anlaşmaya vararak, ülkesinin mevcut ve gelecek nesiller için su güvenliğini korumaya kararlı olduğunun’ altını çizdi. Ayrıca ABD’nin ‘bu sorunun çözümünde etkili bir rol üstlenmesinin önemine’ değindi.

Filistin-İsrail dosyası
Görüşmede Filistin meselesine ilişkin gelişmeler de ele alındı. ABD Başkanı, Mısır'ın bu konuda, özellikle de Filistin ve İsrail tarafları arasındaki ateşkesi koruma konusunda gösterdiği 'kararlı ve önemli' çabaları övdü. Sözcüye göre Sisi, ülkesinin 'uluslararası anlaşmalara göre Filistin halkının haklarını garanti eden adil ve kapsamlı bir çözüme ulaşmayı amaçlayan kararlı tutumunun' altını çizdi.

Terörle mücadele
'Terörizm ve radikal ideolojiler' ile mücadele konusuna gelince, Mısır Cumhurbaşkanı, ‘Mısır devletinin bu bela ile mücadele etmek ve güvenlik ve fikir açısından oluşturduğu tehdidi yok etmek için yoğun çabalarını sürdürme konusundaki kararlı iradesini' vurguladı. ‘Mısır'ın bu konudaki kararlı çabalarının başarısını’ öven ABD Başkanı, ‘terörizm ve radikal ideolojilerle mücadelede sırtındaki yüklere’ işaret ederek ‘ABD yönetiminin, sınır ötesi terörizm sorununa karşı koymada merkezi bir ortak olarak Mısır'ın çabalarına destek verdiğinden’ söz etti.
Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü, Sisi ve Biden’ın bölgesel ve uluslararası bir dizi mesele ve özellikle de Rusya-Ukrayna krizi ile bunun gıda ve enerji sektörü başta olmak üzere çeşitli alanlarda küresel düzeyde oluşturduğu olumsuz etkiler hakkında görüş alışverişinde bulunduklarını kaydetti. Ayrıca ‘Libya, Yemen ve Suriye’deki gelişmeleri tartıştıklarını’ da belirtti. Son olarak ‘Cumhurbaşkanı Sisi’nin bu krizlerde siyasi çözüme ulaşmanın temel olarak ulus devlet anlayışının pekiştirilmesine ve bölgedeki paralı askerlerin ve yabancı milislerin varlığına son verilmesine bağlı olduğunu vurguladığını’ bildirdi.



Çin: ABD’nin İran limanlarına uyguladığı abluka ‘tehlikeli ve sorumsuzca’

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in bugün Pekin'de gerçekleştirdiği görüşmeden (AP)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in bugün Pekin'de gerçekleştirdiği görüşmeden (AP)
TT

Çin: ABD’nin İran limanlarına uyguladığı abluka ‘tehlikeli ve sorumsuzca’

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in bugün Pekin'de gerçekleştirdiği görüşmeden (AP)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in bugün Pekin'de gerçekleştirdiği görüşmeden (AP)

Çin Dışişleri Bakanlığı bugün, ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukasını ‘tehlikeli ve sorumsuz’ olarak nitelendirdi. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ise Washington ile Tahran arasında anlaşma sağlanamadan sona eren ilk müzakere turunun ardından, Ortadoğu’daki barış görüşmelerine ‘yapıcı bir rol’ ile katkı sunmaya devam edeceklerini söyledi.

Xinhua Haber Ajansı, Şi Cinping’in ‘barışın güçlendirilmesi ve diyaloğun teşvik edilmesi yönündeki ilkesel tutumunu vurguladığını’ ve Çin’in bu doğrultuda yapıcı rolünü sürdüreceğini aktardı.

Şi Cinping bugün Pekin’de İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ile bir araya geldi. Görüşmede iki liderin iş birliğini artırma ve küresel barış ile kalkınmayı destekleme konusunda mutabık kaldığı, Şi’nin ise mevcut uluslararası sistemi ‘çökmekte olan’ bir düzen olarak tanımladığı belirtildi.

ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukasına ilişkin açıklamasında Çin Dışişleri Bakanlığı, bu adımın ‘tehlikeli ve sorumsuz’ olduğunu yineleyerek, tam ateşkesin gerilimi düşürmenin tek yolu olduğunu vurguladı. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı açıklamada, “ABD’nin askeri varlığını genişletmesi yalnızca gerilimi artıracaktır” denildi.

Görsel kaldırıldı.
Bugün Pekin'de Çin Devlet Başkanı Şi Jinping ile İspanya Başbakanı Pedro Sanchez arasında gerçekleşen görüşmeden bir kare (AP)

Açıklamanın devamında, “Ortadoğu’da barış ve istikrarın yeniden tesis edilmesine yardımcı olmak için çaba göstereceğiz” ifadesi yer aldı.

Bakanlık ayrıca, Çin’in İran’a silah sağladığı yönündeki haberleri ‘tamamen uydurma’ olarak nitelendirdi.

Sanchez’in ziyareti, Batılı birçok hükümetin güvenlik ve ticari gerilimlere rağmen Pekin ile ilişkilerini sürdürmeye çalıştığı bir dönemde gerçekleşti. Bu süreçte, ABD Başkanı Donald Trump’ın politikalarına yönelik artan rahatsızlıkların da uluslararası dengeleri etkilediği değerlendiriliyor.

Şi Cinping, günümüz dünyasında ‘kaosun hâkim olduğunu ve uluslararası düzenin çözülmekte olduğunu’ söyledi. Şi, Çin ile İspanya arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesinin her iki ülkenin de çıkarına olduğunu vurguladı.

Çin lideri, iletişimin ve karşılıklı güvenin artırılması çağrısında bulunarak, bunun ‘hukukun üstünlüğünü desteklemek, gerçek çok taraflılığı savunmak ve küresel barış ile kalkınmayı korumak’ açısından önemli olduğunu ifade etti.

Sanchez ise uluslararası hukukun giderek daha sık şekilde zedelendiğini belirterek, barış ve refahın güçlendirilmesi için ilişkilerin geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

Sanchez, “Bugün bu her zamankinden daha gerekli… Birlikte Çin ile Avrupa Birliği (AB) arasında daha güçlü bir ilişki kurabiliriz” ifadelerini kullandı.

Sanchez ayrıca, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin’in küresel meselelerde daha aktif bir rol üstlenmesi gerektiğini dile getirdi.

İspanya’nın, Çin ile ticaretin genişletilmesinin ve Pekin’in stratejik bir ortak olarak değerlendirilmesinin Avrupa’da güçlü savunucularından biri olduğu; bunun, Çin’i ekonomik ve jeopolitik bir rakip olarak gören ABD Başkanı Donald Trump yaklaşımından farklılaştığı belirtildi.

Bu yıl içerisinde Çin’i Birleşik Krallık, Kanada, Finlandiya ve İrlanda’dan da çeşitli Batılı yetkililerin ziyaret ettiği aktarıldı.


Kuzey Kore, seyir füzeleri ve anti-gemi füzeleri deniyor

Kore Merkez Haber Ajansı KNCA tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, bir savaş gemisinden fırlatılan bir füze görülüyor (EPA)
Kore Merkez Haber Ajansı KNCA tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, bir savaş gemisinden fırlatılan bir füze görülüyor (EPA)
TT

Kuzey Kore, seyir füzeleri ve anti-gemi füzeleri deniyor

Kore Merkez Haber Ajansı KNCA tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, bir savaş gemisinden fırlatılan bir füze görülüyor (EPA)
Kore Merkez Haber Ajansı KNCA tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, bir savaş gemisinden fırlatılan bir füze görülüyor (EPA)

Kuzey Kore’nin resmi yayın organı Kore Merkez Haber Ajansı KNCA dün, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un bir destroyerden fırlatılan stratejik seyir füzeleri ve anti-gemi füzeleri için yapılan yeni denemeleri denetlediğini bildirdi.

Denemelerin pazar günü gerçekleştirildiğini ve bunların nükleer silahlı ülke tarafından son dönemde yapılan bir dizi füze fırlatma operasyonunun en sonuncusu olduğunu aktaran KNCA, stratejik seyir füzelerinin yaklaşık 7 bin 900 saniye, yani iki saatten fazla uçtuğunu, savaş gemilerine karşı füzelerin ise yaklaşık 2 bin saniye (33 dakika) uçtuğunu belirtti.

Fransız Haber Ajansı AFP'nin aktardığına göre füzeler, Kore'nin batı denizi (Kuzey Kore'nin Sarı Deniz'e verdiği isim) üzerinde belirlenen uçuş rotaları boyunca uçtu ve hedefleri son derece isabetli bir şekilde vurdu.

fdb
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, Deniz Kuvvetleri yetkilileri arasında yürürken (AP)

Füze denemeleri, Kuzey Kore Donanması’nın her biri 5 bin ton ağırlığındaki iki destroyerinden biri olan Choi Hyun gemisinde gerçekleştirildi. Bu gemiler, Kim'in ülkenin deniz kuvvetlerini güçlendirme çabaları kapsamında geçen yıl denize indirilmişti.

KCNA’nın yayınladığı bir fotoğrafta, savaş gemisinden fırlatıldıktan sonra ilk uçuş aşamasında olan ve kuyruğundan turuncu bir alev yükselen bir füze görülüyor. Bir başka fotoğrafta ise Kim, çevresinde Kuzey Kore Deniz Kuvvetleri’nden yetkililerle uzaktan fırlatma işlemini izlerken görülüyordu.

Kuzey Kore lideri Kim'in dün inşa halindeki diğer iki destroyerin silah sistemlerinin planlaması hakkında da brifing aldığını ve ‘önemli bir sonuca vardığını’ bildiren KCNA, Kim'in ‘Kuzey Kore ordusunun stratejik harekete hazırlığının güçlendirilmiş olmasından büyük memnuniyet duyduğunu’ ifade ettiğini aktardı. Kim’in Kuzey Kore’nin nükleer caydırıcılığını güçlendirmenin ‘en öncelikli görev’ olduğunu yeniden vurguladığını belirtti.


İsrail, “Nazi Soykırımı” yıl dönümünü gizlice anıyor

İsrail Başbakanı Netanyahu ve Cumhurbaşkanı Herzog Knesset'te (Arşiv - AP)
İsrail Başbakanı Netanyahu ve Cumhurbaşkanı Herzog Knesset'te (Arşiv - AP)
TT

İsrail, “Nazi Soykırımı” yıl dönümünü gizlice anıyor

İsrail Başbakanı Netanyahu ve Cumhurbaşkanı Herzog Knesset'te (Arşiv - AP)
İsrail Başbakanı Netanyahu ve Cumhurbaşkanı Herzog Knesset'te (Arşiv - AP)

Tel Aviv tarafından ‘iç istihbarat teşkilatı Şin-Bet’in (Şabak) son derece kurnaz ve zekice bir hamlesi’ olarak nitelendirilen bir adımla, İsrail savaşlarının ve Nazi Soykırımı’nın kurbanları, planlanandan birkaç gün önce gizlice anıldı. Sebebi İran, Hizbullah ve Husilerin, bu tür etkinliklere genellikle katılan İsrail liderlerini suikast amacıyla füze veya insansız hava aracı (İHA) saldırıları düzenlemesinden korkulmasıydı. Bu liderler arasında Cumhurbaşkanı Yitzhak Herzog, Başbakan Binyamin Netanyahu, Knesset Başkanı Amir Ohana'nın yanı sıra birçok bakan, ordu komutanı ve istihbarat subayı ile diğer yetkililer yer alıyordu.

İlk törenin bu akşam ‘Nazi Soykırımı Kurbanları’ için yapılan Yad Vashem Müzesi'nde, ikinci törenin ise önümüzdeki hafta Batı Kudüs'te düzenlenmesi planlanıyor. Her iki günde de üst düzey yetkililerin katılımıyla onlarca resmi tören düzenlenecek. Bu programları, Netanyahu'ya yakınlığıyla bilinen Ulaştırma Bakanı Miri Regev'in başkanlık ettiği bir devlet kurumu yönetiyor.

İstihbarat teşkilatları, İran veya vekillerinin İran Lideri Ali Hamaney ve diğer üst düzey yetkililerin öldürülmesine misilleme yapmasından korktukları için, ana etkinlikleri gizli ve önceden belirlenmiş bir tarihte düzenlemeye karar verdi.

Banttan tören

Tel Aviv'deki bir siyasi kaynak, İran ve onun vekillerinin elinde halen İsrail'in iç kesimlerine ulaşabilecek büyük miktarda füze ve İHA bulunduğundan Şabak'ın risk almamaya karar verdiğini söyledi. Kaynak, Şabak’ın ‘akıllıca ve kurnazca bir hileye başvurarak’ devlet liderlerine bu anma törenini etkinlikten birkaç gün önce gizlice düzenlemelerini, çekmelerini ve İsrail'deki ve dünyadaki televizyon kanallarında yayınlamalarını söylediğini belirtti.

Böylece bugün yayınlanması beklenen tören önceden kaydedilmiş olacak ve alışılageldiklerin aksine, izleyiciler bunu canlı yayında izleyemeyecek.

‘Nazi Soykırımı’ kurbanlarını anma töreninde genellikle, İsrail'in ‘Nazilerin gaz odalarında boğma ve fırınlarda yakma gibi vahşi yöntemlerle soykırıma uğrattığını’ söylediği yaklaşık 6 milyon Yahudi'nin isimleri okunur ve her biri çocukken soykırımdan kurtarılan yaşlılar tarafından taşınan 12 meşale yakılır.

vdfvf
Netanyahu, kuzeydeki yedek askerlerle bir araya gelerek sorularını yanıtladı (Arşiv - DPA)

Ayrıca, İsrail'e önemli hizmetlerde bulunmuş seçkin kişiler de bu görev için seçilebiliyor. Örneğin, gizli bir isim olduğu için yüzü gösterilmeden arkadan görünecek olan Albay ‘B’, İsrail Hava Kuvvetleri'nin İran'a yönelik saldırı programını ve planlarını hazırlayan kişi olarak biliniyor.

Diğer isimler arasında Gazze'de yaralanan, tedavi edildikten sonra tekrar savaşa dönen, ancak daha sonra yeniden yaralanarak bacağı kesilen İsrailli Teğmen Nurit Rish, Lübnan sınırındaki Ştula köyünde yaşayan ve savaş sırasında tahliye edilen, ancak bombardıman sırasında köye geri dönüp kalmakta ısrar eden İsrailli Ora Hatan ve Hamas tarafından esir alınırken öldürülen ve Gazze'deki ateşkes anlaşması uyarınca cesedi teslim edilen son kişi olan asker Ran'ın annesi Talik Zagwili ile başkaları da yer alıyor.

Üç isim tartışmalara yol açtı

Ancak bu isimler İsrail toplumunda neredeyse oybirliği ile kabul görürken, tartışma ve rahatsızlık yaratan üç isim daha var. Bunlardan biri İsrail Başbakanlığı’ndaki Kaçırılanlar ve Kayıp Kişiler Birimi Başkanı Gal Hirsch. Emekli bir general olan Hirsch, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile birlikte savaşın uzamasına katkıda bulunduğu ve bu yüzden Hamas'ın elinde tutulan 44 İsrailli esirin ölümüne yol açtığı gerekçesiyle eleştiriliyor.

İkinci isim Eğitim Bakanı’nın İsrail sinemasının içeriğine müdahale etme ve içindeki sol eğilimlerle mücadele etme planını destekleyen sinemacı Moshe Edri. Üçüncüsü ise yerleşimci din adamı Haham Abraham Zerviv. Zerviv, sosyal medyada Han Yunus’ta bir binanın D-9 buldozeriyle yıkılırken çekilmiş bir videoyu paylaşarak savaş sırasında Gazze Şeridi'ndeki evlerin yıkılmasına övgüde bulunmuştu. Zerviv ayrıca “Gazze Şeridi'ni basitçe yerle bir etmek gerekir” ifadelerini kullandı.

vfdv
Bir hahamın cenaze töreninde ağlayan Yahudiler (EPA)

İsrail gazetesi Haaretz dün yayınladığı bir başyazıda, Zerviv'in meşaleyi yakmak üzere seçilmesini, Güney Afrika'nın Lahey'deki Uluslararası Mahkeme'ye açtığı ve İsrail Devleti'nin Gazze Şeridi'nde savaş suçu işlediği iddiasıyla soruşturma açılması talebinde bulunduğu davayla ilişkilendirdi.

Bunun İsrail Devleti'nin iç çöküşünün bir başka kanıtı olduğunu belirten gazeteye göre devlet, Gazze Şeridi'ni yerle bir etmenin sembolü haline gelen birini onurlandırmayı ve yüceltmeyi tercih ediyor ve dünyaya, onu devleti temsil eden, onura layık bir adam ve değerler olarak gördüğünü söylüyor.

Haaretz gazetesinde şu ifadeler yer aldı:

“Haham Zerviv, onurlandırılmaya layık olduğu için değil, İsrail Devleti yolunu, pusulasını ve vicdanını yitirdiği için meşaleyi taşımaya gerçekten layık. İsrail'in Gazze Şeridi'nde yaptıkları silinmez bir utanç vesikası ve Zerviv de bugün bunu simgeliyor.”