Macron, Ukrayna'da barış arabulucusu olmak istiyor

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron (AP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron (AP)
TT

Macron, Ukrayna'da barış arabulucusu olmak istiyor

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron (AP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron (AP)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Ukrayna'da “barışın mümkün” olduğunu söylerken, diğer birçok ihtilafta olduğu gibi, hırsları gerçekte büyük ölçüde tartışmalı olmasına rağmen, birçok "diplomatik başarı" elde eden bir arabulucu imajı yaratmaya çalışıyor. Macron, geçtiğimiz Ekim ayında Roma’da düzenlenen Dinler Zirvesi’ndeki  “barışın çığlığı” ve Eylül ayında Birleşmiş Milletler’de yaptığı  “dünyanın bölünmesi” konuşmasının ardından önceki gün Paris Barış Forumu’nda dış politika çizgisini yineledi.
Fransa’nın daha önce Çin, Rusya ve İngiltere’de görev yapmış emekli büyükelçisi Sylvie Bermann AFP’ye yaptığı açıklamada, “Aracı bir rol oynuyor” diyerek, Macron’un bir anlaşma ve uzlaşma aramayı sevdiğine dikkati çekerek, özellikle Haziran ayında cumhurbaşkanlığı kampında göreceli çoğunluğa yol açan yasama seçimlerinden bu yana, ulusal sahnede sahip olduğu manevralardaki payına değindi. Macron Paris Forumu sırasında, Venezuela’yı siyasi çıkmazdan çıkarmak için Başkan Nicolas Maduro'nun kampı ve muhalifleri arasındaki bocalayan diyaloğu canlandırmaya çalıştı ancak hali hazırda hiçbir ilerleme kaydedilmedi. Macron ve çevresine göre, bu son dosya uzun bir sorun listesinde yer alan konulardan.
Macron geçtiğimiz Ekim ayında  Elysee Sarayı’nda yaptığı toplantıda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile diyalog yapmayı savundu. Toplantının başında Macron’un danışmalarından biri, Fransa Cumhurbaşkanı’nın birbiri ardına elde ettiği başarılar ve rolüne değindi. Danışman, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile Ruanda arasındaki gerilimden, İsrail-Lübnan anlaşmasını kolaylaştırmak için “müdahalesi” de dahil olmak üzere Bulgaristan ve Kuzey Makedonya arasındaki anlaşmaya kadar mesaj Macron’un barış sonuçlarına ulaştığını söyledi.
Ancak bu "başarılar" sınırlı. Bölgeden bir diplomata göre, Bakü ve Moskova'nın istemediği arabuluculuk girişimlerine rağmen, Ruanda-Kongo ilişkilerinde keskin bir gerileme veya Paris'in Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki savaştaki sınırlı girişimleri de görünüyor.
Macron çabalarını Rusya'nın yılın başından beri Ukrayna'da yürüttüğü savaşa odakladığı açık. Diğer Batılı liderlerin aksine Putin ile görüşmeye devam etmek için sorumluluk alıyor. Ancak  Avrupa kampı da dahil olmak üzere, bugünün düşmanı ile masada müzakere edilecek bir barışa ulaşılması gerektiğini vurgulayarak başka bir görüş ifade ediyor. Fransa Cumhurbaşkanı, Ukrayna'da barışın mümkün olduğunu ve bunun ne zaman olacağına Ukraynalıların karar vereceğini söylüyor.
Macron’un müzakere çağrıları ise Ukraynalıları kızdırdı. Bermann, Macron’un pes etmemekte haklı olduğunu düşünüyor. Bermann açıklamasında, “Kanalları açık tutmak önemli ve Putin ile konuşmayalım diyenler ahatlı ” diyerek, uluslararası müfettişlerin çatışmada tehdit edilen nükleer santrallere erişimi veya tahıl ihracatı gibi konularda bu tür bir diyaloğun faydasına dikkat çekti.  Ancak eski diplomat, özellikle Türk mevkidaşı Recep Tayyip Erdoğan'ın "en iyi arkadaşı" olmadığı ve etkili bir arabuluculuk rolü oynamak için daha iyi bir konumda göründüğü için Macron’un görevini "çok karmaşık" söylüyor.
Montaigne Enstitüsü'nün kıdemli bir danışmanı olan Emekli Büyükelçi Michel Duclos, kişisel ilişkilerinin ve ikna etme yeteneğinin Putin'i pozisyonunu değiştirmeye zorlamasına izin vereceğine çok uzun süre inanan Macron sert tepki gösteren isimler arasında yer alıyor.
Duclos, bu girişimin Polonya ve Baltık ülkeleri gibi bir dizi Avrupalı ​​müttefikin yanı sıra ABD’ye olan güvenindeki düşüşe karşı Fransa'yı savunmasız hale getirdiğini kaydetti.



Trump, Japonya'nın Amerika Birleşik Devletleri'ne yapacağı ilk yatırım paketini açıkladı

Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)
Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)
TT

Trump, Japonya'nın Amerika Birleşik Devletleri'ne yapacağı ilk yatırım paketini açıkladı

Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)
Trump ve Takaichi, Tokyo'da nadir toprak minerallerinin "tedarikini güvence altına almak" amacıyla bir anlaşma imzaladıktan sonra (Arşiv- Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, dün Japonya'nın enerji ve temel madenler projelerine yaptığı ilk yatırımları duyurdu. Bu açıklama, Başbakan Sanae Takaichi'nin ABD ziyaretinden önce iki ülke arasında ticaret anlaşmasının ilerletilmesi kapsamında yapıldı.

Trump, Truth Social platformundaki paylaşımında, "Japonya, Amerika Birleşik Devletleri'ne yatırım yapma taahhüdü olan 550 milyar dolarlık yatırımların ilk aşamasına resmi ve mali olarak adım atıyor" dedi. Bu yatırımların üç projeyi kapsadığını açıkladı: biri Teksas'ta petrol ve doğalgaz, diğeri Ohio'da elektrik üretimi ve üçüncüsü Georgia'da nadir toprak mineralleriyle ilgili.

12 Şubat'ta Japon basını, toplamda yaklaşık 40 milyar dolarlık bir yatırım için üç proje hakkında ileri düzeyde görüşmeler yapıldığını bildirmişti.

Trump, projelerin gümrük vergileri olmadan hayata geçmeyeceğini savundu. "Bu, Amerika Birleşik Devletleri ve Japonya için çok heyecan verici ve tarihi bir dönem" ifadesini kullandı.

İki ülke, temmuz ayı sonunda, ABD'nin ithal Japon mallarına %15 gümrük vergisi uygulayacağı ve karşılığında Japon şirketlerinin toplam 550 milyar dolarlık yatırım yapacağı bir ticaret anlaşması imzaladıklarını duyurmuştu.

Protokol, Japonya'nın Amerika Birleşik Devletleri'ndeki yatırımlarının nereye yönlendirileceğine ilişkin kararın Washington'a ait olduğunu öngörüyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre ortak bir Japon-Amerikan komitesi önerilen projeleri inceleyecek, ancak nihai karar Trump'a ait olacak.

Projeler seçildikten sonra, Tokyo'dan 45 gün içinde gerekli fonu sağlaması istenecek. Protokole göre, Japonya yatırımının değerini geri kazanana kadar, Japonlar ve Amerikalılar her projenin karını eşit olarak paylaşacaklar.


Ukrayna barışına ilişkin kritik müzakereler

Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
TT

Ukrayna barışına ilişkin kritik müzakereler

Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)
Cenevre görüşmelerindeki Amerikan ekibi (AP)

Ukrayna barış görüşmeleri dün Cenevre'de başladı ve gözlemciler bu görüşmelerin, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan ve son dönemde üzerinde değişiklikler yapılan plana dayalı siyasi çözüm için temel bir çerçeve oluşturulması açısından çok önemli olacağını öngörüyor.

Bu, Rusya, Ukrayna ve Amerika Birleşik Devletleri'ni bir araya getiren üçüncü doğrudan müzakere turu. Daha önce Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkenti Abu Dabi'de düzenlenen iki tur müzakere, çözümsüz kalan konularda görüşleri uzlaştırmada başarısız olmuştu.

Kremlin, erken tahminlerden kaçınılması gerektiğini belirterek, "Taraflar çarşamba günü (bugün) çalışmalarına devam edecekler" dedi.

Başkan Trump ise Kiev'i müzakereye ve "hızlı bir şekilde" anlaşmaya varmaya çağırdı.


85 ülke, İsrail'in Batı Şeria'da "genişleme" girişimlerini kınadı

İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
TT

85 ülke, İsrail'in Batı Şeria'da "genişleme" girişimlerini kınadı

İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Hebron'da yerleşimcilere düzenlenen bir tur sırasında İsrail askerleri nöbet tutuyor (Reuters)

Birleşmiş Milletler'de 85 ülke, işgal altındaki Batı Şeria'da "yasadışı varlığını genişletmeyi" amaçlayan yeni önlemler aldığı gerekçesiyle dün İsrail'i ortak bir bildiriyle kınadı ve Filistin topraklarının ilhakının "demografik değişikliklere" yol açabileceği endişesini dile getirdi.

İsrail'in yerleşimcilerin arazi satın almasını kolaylaştıran önlemleri onaylamasından bir hafta sonra, İsrail hükümeti pazar günü, 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da arazi kayıt sürecini hızlandırmaya karar verdi.

Fransa, Çin, Suudi Arabistan ve Rusya da dahil olmak üzere Birleşmiş Milletler'in 85 üye ülkesi ve Avrupa Birliği ve Arap Birliği gibi çok sayıda kuruluş, "İsrail'in Batı Şeria'daki yasadışı varlığını genişletmeyi amaçlayan tek taraflı karar ve eylemlerini" kınadı.

New York'ta yayınlanan açıklamada ülkeler, "bu kararların İsrail'in uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülükleriyle bağdaşmadığını ve derhal geri alınması gerektiğini" belirterek, her türlü ilhak biçimine kesin olarak karşı olduklarını ifade ettiler.

 Ayrıca, "her türlü ilhak biçimine şiddetle karşı olduklarını" yinelediler.

Açıklama şöyle devam etti: “1967’den beri işgal altında olan Filistin topraklarının, Doğu Kudüs de dahil olmak üzere, demografik yapısını, karakterini ve yasal statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm önlemleri reddettiğimizi yineliyoruz.”

“Bu politikalar uluslararası hukukun ihlalini teşkil etmekte, bölgede barış ve istikrarı sağlamaya yönelik devam eden çabaları baltalamakta ve çatışmayı sona erdirecek bir barış anlaşmasına ulaşma olasılığını tehdit etmektedir” uyarısında bulundu.

BM Genel Sekreteri António Guterres pazartesi günü İsrail'i "sadece istikrarsızlaştırıcı olmakla kalmayıp, Uluslararası Adalet Divanı'nın da teyit ettiği gibi yasadışı olan yeni önlemlerini derhal geri çekmeye" çağırdı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre yerleşim faaliyetleri 1967'den bu yana tüm İsrail hükümetleri altında devam etti, ancak özellikle 7 Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşından bu yana, İsrail tarihinin en sağcı hükümetlerinden biri olan Binyamin Netanyahu'nun mevcut hükümeti altında hızı önemli ölçüde arttı.

İsrail'in işgal edip ilhak ettiği Doğu Kudüs dışında, Batı Şeria'da yaklaşık üç milyon Filistinlinin arasında 500 binden fazla İsrailli yaşıyor ve bu yerleşim yerleri Birleşmiş Milletler tarafından uluslararası hukuka göre yasadışı kabul ediliyor.