Erdoğan: Esed ve diğer sıkıntılı ülkelerle görüşme seçim sonrasına

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Reuters)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Reuters)
TT

Erdoğan: Esed ve diğer sıkıntılı ülkelerle görüşme seçim sonrasına

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Reuters)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Reuters)

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Endonezya'nın Bali kentinde düzenlenen G20 Liderler Zirvesi dönüşü medya mensuplarının iç ve dış gündeme ilişkin sorularını yanıtladı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu yıl Endonezya’nın başkanlığını yürüttüğü G20'nin Liderler Zirvesi'ndeki temasları sonrası Türkiye'den basın mensuplarının gündeme dair sorularını yanıtladı. 
Erdoğan, Taksim'deki terör saldırısından, ABD Başkanı Joe Biden ile yaptığı görüşmeye, SAMP-T hava savunma sisteminden, Suriye Devlet Başkanı Esed ile olası görüşmeye kadar pek çok konuya değindi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ilk olarak İstiklal Caddesi'ndeki terör saldırısıyla ilgili konuştu. İlk etapta 81 kişinin yaralandığını ifade eden Erdoğan, 6 kişinin hayatını yitirdiğini hatırlattı, 5 kişinin tedavisinin yoğun bakımda sürdüğünü belirtti, yaralıların sayısının ise 25'e indiğini söyledi. 
Yaralılardan birinin 3-4 yaşlarında olduğuna dikkat çeken cumhurbaşkanı muhalefetin söz konusu saldırıyla ilgili tutumunu eleştirdi. Erdoğan "Her zaman olduğu gibi bu olayların acısını hissetmeyişine zaten alıştık. Bunlar PKK’nın parlamentodaki uzantısıyla zaten beraber hareket etmiyorlar mı?" diye sorarak bir kez daha HDP'nin 6'lı masada dolaylı olarak yer aldığını öne sürdü.

Erdoğan'dan Akşener'e çağrı: 6'lı masayı terk edip milli duruş sergilemeli
Erdoğan, CHP'nin yanı sıra İYİ Parti'yi de eleştirip, 6'lı masayı terketmeleri yönünde çağrı yaptı: 
6’lı masanın hepsini söylememe gerek yok, ama İYİ Parti'nin bunlarla aynı çizgiye düşmesi tabii düşündürücü. Onlar niye bunlarla aynı masaya düşüyor veyahut aynı konuma geliyor? Hele hele böyle bir dönemde. Temenni ederiz ki bunlar da bir dönüşüm yapmak suretiyle gerek bu masayı terk etmek gerekse milli ve yerli bir duruş sergilemek üzere konumunu yeniden gözden geçirir. 

Bombalı saldırı seçim provokasyonu mu?
Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, Endonezya dönüşü sonrası uçağında yer alan medya mensupları muhalefetin gündeme getirdiği "sandık öncesi provokasyon" iddiasıyla ilgili de soru yöneltti.
7 Haziran 2015 seçimlerinde tek başına hükümeti kuramayan AK Parti, 1 Kasım 2015'te yapılan yeni seçimde aldığı yüzde 49,5'lik oy ile 317 milletvekilini parlamentoya göndererek yeniden tek başına iktidar olacak çoğunluğa ulaşmıştı. "Türkiye'yi sarsan beş ay" olarak tanımlanan dönemde 5 Haziran'da Diyarbakır'daki HDP mitingine yönelik bombalı saldırı (5 ölü, 400 yaralı), 6 Eylül'de Dağlıca'daki PKK terör örgütü saldırısı (16 şehit), 8 Eylül’de ülke genelinde HDP binalarına saldırılar ve 10 Ekim’de Ankara’daki barış mitingine düzenlenen IŞİD saldırısı (102 ölü) dikkat çekmişti. Erdoğan, son terör saldırısından yola çıkarak yapılan benzetmeler ile ilgili "korku senaryosunun parçası" tanımı yaptı:
"Hiçbir provokasyona Allah’ın izniyle pabuç bırakmayız. "Bu saldırı yaklaşan seçimlerle bağlantılıdır" gibi bir ifade de terör örgütünün yaymaya çalıştığı korku senaryosunun bir parçası. Ama benim milletimin feraseti çok yüksektir. Hiçbir zaman bu oyunlara gelmez. Seçime yönelik herkes zaten heybesinde ne varsa ortaya koyacak. Biz de koyacağız. Benim milletim de o yüksek ferasetiyle sandıklarda bunlara gereken cevabı verecektir."

Ankara'da ABD ve Rus istihbaratının buluşması
Gündemde başkentte hafta başında Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT) ev sahipliğinde ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) ve Rus Dış İstihbarat Servisi (SVR) arasında gerçekleşen görüşme de vardı.
İletişim Başkanlığı'nın teyit ettiği görüşme ile ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye'nin üstlendiği role dair çok detay vermedi. Ancak nükleer silah meselesi ve olası III. Dünya Savaşı üzerinden  dillendirilen senaryolara değindi:
"Şu kadarını söyleyeyim; Rusya’nın ve Amerika’nın burada nükleer silaha müracaat edip etmeyeceği konusunda İstihbarat Başkanımdan aldığım bilgi, şu an itibarıyla her iki tarafın da nükleer silahla ilgili herhangi bir teşebbüsünün olmayacağı istikametinde. Biz de tabii yakın markajda tutalım, sık sık bir araya gelmelerini sağlayalım istiyoruz. Allah göstermesin; bu yeni bir dünya savaşına yol açar. Buna da fırsat vermeyelim."

Bali'de Erdoğan-Biden görüşmesi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Endonezya'nın başkenti Bali'de gerçekleşen G20 Liderler Zirvesi kapsamında ABD Başkanı Joe Biden ile bir araya gelmiş, görüşmede ABD Başkanı Biden, F16 sürecine yönelik desteğinin devam edeceği mesajı vermişti.
Erdoğan, G20 Liderler Zirvesi kapsamında düzenlenen 37 dakikalık basın toplantısında Biden'dan olumlu sinyaller aldığını belirtmiş, cumhuriyetçilerin de konuya benzer şekilde yaklaştığını ifade etmişti. Erdoğan Türkiye dönüşünde uçakta yaptığı açıklamalar da  ABD Başkanı ile tahıl anlaşmasına ilişkin yaptığı konuşmadan bahsetti. Rusya'nın da işaret ettiği üzere tahılın yoksul Afrika ülkelerine ulaştırılması gerektiği görüşüne değindi: 
"Fakir fukara, garip gureba Afrika halkı aç, açık; onları böyle bir konumda bırakmayalım dedik. Böyle bir mutabakatımız zaten oldu. İnşallah bu buğdayın gelip bizde una çevrilmesi ve bu şekilde gönderilmesi onları da ciddi manada rahatlatacaktır. Biden bu konularla ilgili "Üstlendiğiniz rol sebebiyle teşekkür ederim" dedi. Bunun dışında F-16’larla ilgili konuda ‘işin tamamen elinde olduğunu, bunun hassasiyeti içerisinde olduğunu’ söyledi."
Erdoğan, daha önce de belirttiği gibi dışişleri ve savunma bakanlarının süreci yakından takip ettiğini, F16 meselesinin kısa zamanda çözüleceğini umduğunu ifade etti. ABD Savunma Bakanlığı Pentagon'un 2023 bütçesini içeren ABD 2023 Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasa (NDAA) tasarısına yönelik yaklaşık 900 değişiklik teklifini görüşen Amerikan Senatosu, Türkiye'ye F-16 satışını koşullandıran önerileri ekim ayı içinde ele almıştı. 

"Emmanuel, hanımlar iyi anlaşıyor ama sen bana sataşıyorsun"
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın G20 Zirvesi kapsamında bir araya geldiği liderler arasında Fransız mevkidaşı Emmanuel Macron da vardı.
Erdoğan'a hem Macron'un "Türkiye Afrika'da emperyal tavırlar içinde" sözü hatırlatıldı hem SAMP-T hava savunma sistemi meselesi. 
Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı ile ikili ilişkisine dair bundan sonra havanın gerginlik üzerinden esmemesi gerektiğini belirtti. Yaklaşık bir ay önce Çekya'nın başkenti Prag'da düzenlenen Avrupa Siyasi Topluluğu toplantısında iki ülke arasında yakalanan havanın süreceği sinyali verdi:
 "Her konuyu, her yerde gündeme getirmek o konunun ciddiyetini ortadan kaldırır. Ben ona sadece dedim ki ‘Emmanuel, bazı yerlerde bana sataşıyorsun, daha önce de konuştuk. Sen dedin ki ‘hanımlar gayet iyi anlaşıyor ama biz anlaşamıyoruz.’ ‘Yok, yok anlaşıyoruz, bugün burada gayet görüşmelerimiz oldu’ dedi. ‘Bundan sonra da bu böyle devam etsin. Herhangi bir sıkıntıya fırsat vermeyelim’ dedim."
Kamuoyunda SAMP-T olarak anılan (Surface-to-Air Missile Platform/Terrain) kara konuşlu, orta irtifa, uzun menzilli, hava ve kısa menzilli balistik füze savunma sistemi Fransa'da MBDA, İtalya'da ise Thales firmalarının oluşturduğu EUROSAM konsorsiyumu tarafından üretiliyor.
Rusya'dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerini kullanmakta sıkıntı yaşayan Türkiye, alternatif sistemi Bali'deki zirvede yeniden gündemine aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, hem Fransa lideri Macron hem İtalya'nın geçen ay iktidara gelen yeni Başbakanı Giorgia Meloni ile konuyu görüştü: 
"Biliyorsunuz bizim Fransa ile en önemli konulardan bir tanesi SAMP-T meselesi. Bu konuyla ilgili İtalya Başbakanı ile yaptığımız görüşmede dedi ki ‘Teknik bazı sorunlar kaldı, bunları da çözmek suretiyle üçlü olarak Fransa, İtalya, Türkiye SAMP-T meselesini de kısa zamanda çözelim.’ İtalya Başbakanı ile ilk görüşmemizdi ama çok ciddi, kararlı bir görüşme yaptık. Özellikle de savunma sanayiine yönelik yaptığımız görüşme iyi oldu."
Erdoğan, aşırı sağcı İtalyan lider Meloni ile gerçekleştirdiği görüşmede Libya ve göç konusunun da gündeme geldiğini, kendisini Türkiye'ye davet ettiğini belirtti.
Meloni'yi "sözünü esirgemeyen bir hanımefendi", onun iktidarındaki İtalya'yı ise "Avrupa'da dayanışma içinde olacağımız bir ülke" olarak tanımlayan Erdoğan, İtalyan liderin Türkiye ile enerji konusunda dayanışmayı artırmayı planladığını söyledi.

"Türkiye enerji ihracına başlayabilir"
Türkiye'nin enerji konusunda kimseye muhtaç olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan; Akkuyu Nükleer Santrali'nin tamamlanmasıyla daha avantajlı konuma gelineceğire işaret etti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Türkiye’nin enerji üssü olabileceği yönündeki açıklamaları hatırlatılan Erdoğan, söz konusu doğalgaz merkezi ile ilgili ayrıntıya girmedi. Bununla birlikte gelecek 3 yılın projeksiyonundan bahsetti:
"Biz, enerji ihracına da rahatlıkla başlayabiliriz. Bu arada bize ‘biz sizi enerji noktasında da destekleyebiliriz’ diyen ülkeler de var. Bu konuda onlarla da bu ilişkilerimizi devam ettireceğiz. İnşallah gerekirse oralardan da kendimiz için olmaktan öte alıp ihracını yapma, yani swap diyebileceğimiz bir süreci de başlatma şansımız ayrıca var. İsim vermeyim, onu gidip görüşüp, karara bağladıktan sonra açıklarız."

Erdoğan: Seçim sonrası Esed ve sıkıntılı ülkelerle sil baştan
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye ile ilişkilere dair soruları da yanıtladı.
Kendisine "Vakti saati geldiğinde biz Suriye'nin Başkanı ile de görüşme yoluna gidebiliriz" açıklaması hatırlatılan Erdoğan olası bir görüşmenin Rusya'nın ev sahipliğinde gerçekleşip gerçekleşmeyeceği yönündeki soruyu seçim sonrasını işaret ederek yanıtladı:
"Siyasette ebedi olarak dargınlık, kırgınlık, küslük olmaz. Vakti, zamanı geldiği anda oturur, değerlendirir, ona göre de bir yenilemeyi yapabilirsiniz. Şu anda Türkiye olarak bu konularda sıkıntılı olduğumuz ülkelerle ilişkileri yeniden ele alabiliriz. Hele hele Haziran seçiminden sonra bir sil baştan yapabiliriz. Ve buna göre de yolumuza inşallah o şekilde devam edebiliriz."

Sokak köpekleriyle ilgili mesaj
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bitlis'te sokak köpeklerinin ısırması sonucu kuduz şüphesi konulan ve aşı olmadığı için Ankara'da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren 10 yaşındaki Mustafa Erçetin ile ilgili de konuştu:
"Öncelikle hayatını kaybeden yavrumuza Allah’tan rahmet diliyorum. Sahipsiz hayvanların yeri sokaklar değil, barınaklardır. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığına gerekli talimatları verdim. Bakanlarım çalışıyor. Bu işi boş bırakmamalıyız. Konuyla ilgili atılacak adımlar neyse, ne tedbir gerekiyorsa yerine getirilecek. Bu konuda öncelikli olarak belediyeler, barınaklar inşa ederek sahipsiz, başıboş sokak hayvanlarını toplamalı. Mesela bizim Konya Büyükşehir Belediyemizin gerçekten çok örnek bir çalışması var. İstanbul’da Beykoz Belediyemizin de gerçekten çok örnek bir çalışması var. Yani hem teşhis hem tedavi ve ondan sonra da hayvanları garipsemeyecekleri alanlara salıverme gibi bir çalışmayı şu anda Beykoz Belediyemiz de Konya Büyükşehir Belediyemiz de yapıyor. Ayrıca mesela İstanbul’da Orman Bölge Müdürlüğümüz ile Valiliğimizin müşterek yeni bir çalışmaları var. Bu hayvanların bakılabileceği ve daha sonra dernekler tarafından bunların bakımının üstlenilebileceği bir uygulamayı müştereken çalışıyorlar. Daha sonra da bunu bütün illere uygulamayı düşünüyoruz. Orman Bölge Müdürlüğü bu hayvanlar için uygun yerler ve hayvan severlerin de gelip ilgilenebilecekleri mekanlar oluşturmaya çalışıyor. Epey bir ilerleme de kaydedildi."

Ahmet Kaya ve Sezai Karakoç'un ölüm yıl dönümleri
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1950'li yıllarda kaleme aldığı ve Türk edebiyatının sevilen şiirlerinden biri haline gelen "Mona Rosa" şiiriyle tanınan ve geçen yıl 88 yaşında vefat eden şair Sezai Karakoç ile 22 yıl önce Paris'te hayata veda eden Türkiye'nin önde gelen protest müzik temsilcilerinden Ahmet Kaya ile ilgili de soruları cevapladı:
"Her ikisine de Allah rahmet eylesin. Tabii Sezai Karakoç zaten sürekli olarak şiirlerini okuduğumuz, terennüm ettiğimiz bir üstadımız. Ahmet Kaya da ben cezaevine girerken Yedikule’de Kazlıçeşme’de yapılan programa gelmişti. Bu anlamlı günümüzde onun orada yaptığı konuşma, söylediği parçalar hakikaten unutulmazdı. Ben tabii istedim ki nakli kubur yapmak suretiyle Fransa’dan alalım, burada defnini yapalım. Aile olumlu yaklaşmadı, onun için getiremedik. Yoksa o, bu toprakların insanı. Ona yapılanları, o geceyi unutmamız mümkün değil. Kusura bakmayın, bazıları kızıyor ‘niye öyle diyorsun’ diye ama bu beyaz Türkler var ya; neler yaptılar malum. Normal zamanda ‘Ahmet Kaya şöyle, Ahmet Kaya böyle…’ Peki o gece yaptığınız ne? Neler demediler ki? Biz bir kez daha rahmet diliyoruz. Ama bizim nakli kubur teklifimiz hala masadadır. Çünkü bu topraklar, onun toprağıdır. Yeter ki aile bu konuda kararını versin ve adımı da ona göre atarız. Çünkü bu ülkede sevenlerinin olduğu kadar herhalde Fransa’da seveni olmaz."
 
Independent Türkçe



Maduro, ABD mahkemesinde konuştu: Hala başkanım ve bir savaş esiriyim

Maduro, ABD mahkemesinde konuştu: Hala başkanım ve bir savaş esiriyim
TT

Maduro, ABD mahkemesinde konuştu: Hala başkanım ve bir savaş esiriyim

Maduro, ABD mahkemesinde konuştu: Hala başkanım ve bir savaş esiriyim

ABD'nin askeri operasyonla New York'a götürdüğü Venezuela lideri Maduro ilk kez yargıç karşısına çıktı. Maduro hakkındaki suçlamaları reddederek "Ben hâlâ Venezuela'nın Devlet Başkanıyım" dedi. Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump ise, geçici hükümetin ABD’nin taleplerine yanıt vermemesi durumunda yeni saldırı ile tehdit etti.

Maduro ve eşi, cumartesi günü ABD’ye getirilmelerinin ardından tutuldukları Brooklyn’deki cezaevinden pazartesi sabahı erken saatlerde silahlı güvenlik eşliğinde Manhattan’daki adliyeye nakledildi.

New York federal mahkemesinde, narkoterörizm, kokain ithalatı için kumpas, makineli silahlar ile tahrip edici cihazlara sahip olma şeklinde kendisine dört ayrı suçlama yöneltilen Maduro, suçlamaları reddetti.

Mahkemede tercüman aracılığıyla İspanyolca konuşan Maduro, sözlerine kaçırıldığını söyleyerek başladı. Sözü yargıç Alvin Hellerstein tarafından kesilen Maduro, yargıcın hakkındaki suçlamalarla ilgili sorusu üzerine "Masumum. Suçsuzum. Ben saygıdeğer bir adamım. Hâlâ ülkemin devlet başkanıyım" dedi.

Maduro’nun eşi Cilia Flores de hakkındaki suçlamaları reddetti. Bir sonraki duruşma tarihi 17 Mart olarak belirlendi.

Kendisi hakkındaki iddianameyi ilk kez gördüğünü, bizzat okumak istediğini belirten Maduro, hakları hakkında bilgisi olmadığını dile getirdi.

İddianamede Maduro, Meksika’nın Sinaloa ve Zetas kartelleri, Kolombiyalı FARC isyancıları ve Venezuela’nın Tren de Aragua çetesi de dahil olmak üzere şiddet yanlısı gruplarla ortaklık içinde bir kokain kaçakçılığı ağını yönetmekle suçlanıyor.


Ateşkesi bir kez daha ihlal eden İsrail, 5 kişiyi öldürdü

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP
TT

Ateşkesi bir kez daha ihlal eden İsrail, 5 kişiyi öldürdü

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP

İsrail ordusu, ekimde ABD'nin arabuluculuğuyla sağlanan ateşkes anlaşmasının son ihlalinde, Gazze'de doğrudan kontrol etmediği bölgelere yeni saldırılar düzenledi.

El Cezire'nin haberine göre, saldırılarda Han Yunus ve çevresinde aralarında 15 yaşında bir erkek çocuğun da bulunduğu en az üç Filistinli öldü ve Bureyc mülteci kampı yakınlarında çok daha fazla kişi yaralandı.

İsrail güçleri ayrıca, militanlara ait tesisleri hedef aldıklarını söyleyerek, Gazze Şehri mahalleleri de dahil Gazze'nin kuzey ve doğusundaki evleri ve altyapıyı yıkmaya devam etti.

Öte yandan Lübnan Sağlık Bakanlığı'nın bildirdiğine göre, İsrail'in pazar günü Lübnan'ın güneyindeki Bint Cubeyl kasabası yakınlarında bir araca gerçekleştirdiği drone saldırısında iki kişi hayatını kaybetti.

Saldırının Ayn el-Mizrab bölgesinde gerçekleştiği, aracın imha edildiği ve yakındaki binalara hasar verildiği bildirildi.

İsrail ordusu, saldırının Hizbullah üyesini hedef aldığını ve Lübnanlı örgütün Kasım 2024'te yürürlüğe giren ateşkesi ihlal ettiğini söyledi.

İsrail, Hizbullah'la bir yıllık çatışmayı sona erdiren ateşkesin ardından Lübnan'da tekrarlanan saldırılar düzenleyerek 300'den fazla kişinin ölümüne neden oldu.

İsrail güçleri ayrıca, ateşkes anlaşmasını ihlal ederek sınırın Lübnan tarafındaki 5 noktadaki işgalini sürdürüyor.

İsrail ve ABD, Hizbullah'ın silahsızlanması için baskı yaptı, örgütse bu talebi reddediyor. Lübnan hükümetinin, başlangıçta 2025 yıl sonunu hedef olarak belirleyen bir planın parçası olarak, Lübnan'ın güneyindeki silahsızlanma konusunda ordunun ilerlemesini görüşmek üzere bu hafta toplanması bekleniyor.

Lübnan, İsrail, Fransa, ABD ve BM'nin katılımıyla bir ateşkes izleme komitesinin de toplanması planlanıyor.

Gazze'de, Gazze Şehri'nin Tuffah mahallesindeki evleri ve altyapıyı tahrip ettikten sonra İsrail ordusu "yer üstünde ve yer altında terörist altyapıyı" hedef aldığını öne sürdü ve Beyt Lahya'da daha fazla saldırı düzenlediğini doğruladı.

İsrail, Ekim 2023'te İsrail'in güneyine düzenlenen Filistinli militan saldırısında yaklaşık 1200 kişinin öldürülmesinin ardından Gazze'ye kanlı bir savaş başlattı.

Gazze Sağlık Bakanlığı'na göre, İsrail savaşı bugüne kadar en az 71 bin 386 Filistinlinin ölümüne yol açtı; bunların en az 420'si ateşkesin başlamasından bu yana hayatını kaybetti. İsrail güçleri ayrıca kuşatma altındaki bölgenin büyük bir kısmını yıkarak 2,2 milyonluk nüfusunun çoğunu yerinden etti.

İnsani yardım grupları, ateşkese rağmen Filistinlilere yardım erişiminin kısıtlı kaldığını, İsrail'in malzeme tedarikini engellediğini ve birçok uluslararası kuruluşun Gazze'de faaliyet göstermesini yasakladığını söylüyor.

Independent Türkçe


Grönland Başbakanı, Trump'ın ilhak tehditlerine yanıt verdi: Artık yeter

Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen (Nielsen’in Facebook hesabından)
Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen (Nielsen’in Facebook hesabından)
TT

Grönland Başbakanı, Trump'ın ilhak tehditlerine yanıt verdi: Artık yeter

Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen (Nielsen’in Facebook hesabından)
Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen (Nielsen’in Facebook hesabından)

Danimarka’ya bağlı özerk bir bölge olan Grönland’ın Başbakanı, ABD Başkanı Donald Trump’ın adayı ilhak etme yönündeki tekrarlanan tehditlerine sert tepki göstererek, “Artık yeter” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen, Facebook hesabından yaptığı paylaşımda, “Artık baskı yok. Artık ima yok. Artık ilhak hayalleri yok. Diyaloğa açığız. Tartışmalara açığız. Ancak bunun doğru kanallar üzerinden ve uluslararası hukuka uygun şekilde yapılması gerekir” ifadelerini kullandı.

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen de dün yaptığı açıklamada, Başkan Trump’ın Kopenhag’a bağlı Grönland’a yönelik ‘ihtiyaç’ vurgusunu yinelemesinin ardından, ABD’ye ‘tarihi bir müttefike yönelik tehditlerine son verme’ çağrısında bulundu.

Frederiksen, yazılı açıklamasında, “ABD’ye açıkça şunu söylemeliyim: ABD’nin Grönland’ı kontrol etmesi gerektiğinin söylenmesi kesinlikle kabul edilemez” dedi.

Danimarka Krallığı’nın Faroe Adaları ve Grönland’ı da kapsadığını hatırlatan Frederiksen, ülkesinin NATO üyesi olduğunu ve bu nedenle ittifakın güvenlik şemsiyesinden yararlandığını vurguladı.

Bu gelişmeler, Trump’ın özerk statüye sahip Grönland’a olan ilgisini yeniden dile getirmesinin hemen ardından yaşandı. ABD İç Güvenlik Danışmanı Stephen Miller’ın eşi Katie Miller, cumartesi günü X hesabından Grönland’ın haritasını Amerikan bayrağı renkleriyle paylaşarak büyük harflerle “Yakında” yazdı. Bu paylaşım, stratejik konumu ve zengin maden kaynakları nedeniyle Trump’ın ilgisini çeken Grönland konusunda endişeleri artırdı.

ABD ile Kopenhag arasındaki gerilim, Trump’ın aralık ayı sonlarında bu geniş bölge için özel bir elçi atadığını açıklamasının ardından şiddetlendi.

Dün gazetecilere açıklama yapan Trump, “Grönland’a kesinlikle ihtiyacımız var. Bunu güvenlik açısından istiyoruz” dedi.

Fransa, Danimarka ve Grönland'ın egemenliğine verdiği desteği yineledi

Fransa bugün, Danimarka ve Grönland’ın toprak bütünlüğü ve egemenliğine desteğini bir kez daha yineledi. Fransa Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Pascal Confavreux, TF1 kanalına yaptığı açıklamada, “Fransa, Danimarka ile dayanışma içindedir… Grönland, Grönland halkına ve Danimarka halkına aittir. Ne yapmak istediklerine karar vermek onlara kalmıştır. Sınırlar güç kullanılarak değiştirilemez” şeklinde konuştu.

Grönland, Kanada’nın kuzeydoğu kıyısı açıklarında yer alıyor ve topraklarının üçte ikisi Kutup Dairesi içinde bulunuyor. Bu konumu, adayı Kuzey Amerika’nın savunması açısından kritik hale getiriyor. İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD, Grönland’ı Nazi Almanyası’nın eline geçmemesi ve Kuzey Atlantik’teki önemli nakliye yollarını korumak amacıyla işgal etmişti. Günümüzde ABD, Grönland’da askeri üsler bulunduruyor. Ayrıca ada, önemli miktarda nadir toprak elementleri deposuna sahip.