İran’da protestolara destek veren sanatçılar hapiste

İki İranlı sinema sanatçısı protestoları desteklemek ve başörtülerini çıkarmaktan tutuklandı

İranlı aktris Riyahi, geçtiğimiz Eylül ayında Instagram'da başörtüsüz bir fotoğrafını paylaştı
İranlı aktris Riyahi, geçtiğimiz Eylül ayında Instagram'da başörtüsüz bir fotoğrafını paylaştı
TT

İran’da protestolara destek veren sanatçılar hapiste

İranlı aktris Riyahi, geçtiğimiz Eylül ayında Instagram'da başörtüsüz bir fotoğrafını paylaştı
İranlı aktris Riyahi, geçtiğimiz Eylül ayında Instagram'da başörtüsüz bir fotoğrafını paylaştı

Resmi İran medyasına göre İran güvenlik güçleri Pazar günü sanatçı Katayun Riyahi ve Hengâme Kaziyani'yi, protesto hareketini desteklemek için halk önünde başörtülerini çıkarmalarından dolayı önce gözaltına aldı ardından rejim yargısı sanatçıları tutuklu yargılamak üzere cezaevine sevk etti.
Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Tasnim haber ajansı, Riyahi'nin "dezenformasyon yapmak", “kamuoyunu ifsat etmek ve kaosa neden olmak” suçlamasıyla gözaltına alındığını bildirdi.
Riyahi, ikinci haftasında protestolara desteklerini sosyal medyadan açıklayan ve baskıyı protesto etmek için Instagram'da başörtüsüz fotoğrafını yayınlayan ilk sinema sanatçıları arasındaydı. Sanatçının gözaltına alındığına dair duyuru, ortadan kaybolmasından haftalar sonra yapıldı.
Resmi İran medyası, Riyahi'nin Tahran'ın batısındaki Kazvin eteklerinde sahibi olduğu bir villanın yakınında tutuklandığını aktardı.
Katayun Riyahi, İran sinemasının en önde gelen aktrislerinden biri olarak görülüyor.
İranlı sinema sanatçısının gözaltı duyurusu, Hengâme Kaziyani'nin gözaltına alınmasından saatler sonra yapıldı. Riyahi, Instagram'da yargı tarafından ifadeye çağrıldığını doğrulayan bir mesaj yayınladıktan ve ardından Instagram hesabına başörtüsünü çıkardığı bir video yayınladıktan bir gün sonra önce gözaltına alındı ardından tutuklanarak cezaevine sevkedildi.
Aktris, Cumartesi geç saatlerde Instagramda şunları yazdı: "Bu son mesajım olabilir. Bundan sonra başıma ne gelirse gelsin bilin ki her zaman olduğu gibi son nefesime kadar İran halkının yanındayım”.
Sosyal medyada paylaşılan bir videoda, Kaziyani'nin başörtüsü olmadan poz verdiği, ardından protestolara giden diğer kadınların yaptığı gibi saçlarını at kuyruğu yaptığı görüldü.
52 yaşındaki aktris son haftalarda protesto hareketlerine yönelik baskıyı sert bir dille eleştirmiş ve yetkililerin rejim karşıtı protesto gösterilerini bastırırken çocukları ve gençleri öldürmekle suçlamıştı.
Şarku'l Avsat’ın AFP'den aktardığına göre Hengâme Kaziyani "isyanları" destekleme, kışkırtma ve muhalif medya kuruluşlarıyla iletişim kurma suçlamalarıyla tutuklandı.
İran yargısı Pazar günü protesto hareketlerini desteklemek için "kışkırtıcı" içerik yayınlayan yedi tanınmış sinema sanatçısı, siyasetçi ve sporcu birlikte Kaziyani'nin ifadeye çağrıldığını duyurdu.
Cuma günü Instagram'da bir paylaşım yapan Kaziyani şu sitemde bulundu: "Filistinli çocuklara yapılan haksızlıktan bahsettiniz ama çocuk öldüren bir devlet olarak isminiz tarihe geçti. Bu kadar kısa sürede 52 çocuğu öldürdünüz. Öldürmediğiniz çocukların anne ve babalarını hayattan kopararak o çocukların ruhlarını öldürdünüz. Bu yeterli değil mi?”
İran yargısının medya organı Mizan Ajansı ise gelişmeler hakkında şunları aktardı: “Siyasi figürler ve ünlüler tarafından isyanları destekleyen kışkırtıcı mesajların yayınlanmasının ardından bu kişiler adli makamların sorularını yanıtlamak üzere savcılığa çağrıldı ve bu ünlülerden "saldırgan içeriklerin yayınlanmasına ilişkin konumlarını netleştirmeleri" istendi.
Çağırılan isimler arasında Persepolis Futbol Kulübü Teknik Direktörü Yahya Gül Muhammedi ve eski reformist milletvekilleri Mahmud Sadıki ve Pervane Silahşör de yer alıyor.
Geçen hafta Gül Muhammedi, İran milli takımının Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile görüşmesinin ardından takım oyuncularını "mazlumların sesini yetkililere duyurmamakla" eleştirdi.
Mizan ajansı ayrıca aktrisler Elnaz Şakirdost, Mitra Haccar, Baran Kevseri ve Sima Tirandaz'ın sosyal medyada "provokatif içerik" yayınlamaktan dolayı yargı makamlarına çağrıldıklarını belirtti. Gül Muhammedi ve Kevseri'nin sosyal medya hesapları artık Pazar günü mevcut değildi.
İki eski milletvekili de özellikle Twitter üzerinden protesto hareketini açıkça desteklediler ve hükümetin göstericilere karşı güç kullanmasını kınadılar. 
Eylül ayı sonlarında Tahran Valisi Muhsin Mansuri, "isyanları körüklemeye katkıda bulunan ünlüleri yaptırımlar uygulamakla" tehdit etti.
Geçen hafta güvenlik güçleri İran milli takımının eski kalecisi ve eski BFV İstiklâl takımı oyuncusu Pervez Promand'ı tutukladı.
Oyuncu Kitane İfşari Neccad, çocuk yaştaki Kiyan Pirfelek'in öldürülmesini protesto etmek için başörtüsü takmadan çekilmiş bir videosunu sosyal medya hesabından yayınlamıştı. Yetkililer, Pirfelek'in "terörist" saldırıda öldürüldüğünü söyledi, ancak ailesi güvenlik güçlerini İze şehrinde kendilerine ateş açmakla suçladı.
Cuma günü, aktris Mahtab Keramati UNICEF İyi Niyet Elçisi olarak istifa ettiğini duyurdu. Kaziyani, Keramati'yi sessizliği nedeniyle eleştirmişti.
Müzik Sendikası veya İran'da "Müzik Evi" olarak bilinen örgüt, Cumartesi günü yetkililerin geçen Ekim ayının başından bu yana 21 sanatçıyı tutukladığını aktardı. Geçen hafta, İran Sinema Evi'ne bağlı bir komite, son birkaç ay içinde tutuklanan veya seyahat etmesi yasaklanan 100 görüntü yönetmeni, müzisyen ve tiyatro sanatçısından oluşan bir liste hazırladığını açıkladı.



Küba’dan yaptırımları genişleten Trump’a rest: “Korkmuyoruz”

Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel de 1 Mayıs yürüyüşüne katıldı (Reuters)
Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel de 1 Mayıs yürüyüşüne katıldı (Reuters)
TT

Küba’dan yaptırımları genişleten Trump’a rest: “Korkmuyoruz”

Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel de 1 Mayıs yürüyüşüne katıldı (Reuters)
Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel de 1 Mayıs yürüyüşüne katıldı (Reuters)

Küba yönetimi, ABD Başkanı Donald Trump'ın yaptırımları genişletme kararına tepki gösterdi.

Beyaz Saray'ın cuma günü yayımladığı açıklamada, Küba ekonomisinin enerji, metal, madencilik, finansal hizmetler, savunma ve güvenlik sektörlerinde faaliyet gösteren ya da bu alanlarda daha önce çalışmış kişiler yaptırım listesine alındı.

Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez, son yaptırımların ülke halkına yönelik "toplu bir ceza" niteliğinde olduğunu söyleyerek bunları kesinlikle reddettiklerini belirtti.

Rodriguez, Washington yönetiminin "tek taraflı baskıcı tedbirler" alarak Birleşmiş Milletler Anlaşması'nı ihlal ettiğini de ekledi.

Ocak ayından beri ada ülkesine petrol ambargosu uygulayan Trump, son ekonomik yaptırımlarla Havana yönetimini iyice köşeye sıkıştırdı.

1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı'nda Havana'da düzenlenen yürüyüşte onbinlerce kişi ABD Büyükelçiliği önüne giderek ambargoyu protesto etti.

Rodriguez, eylemlerden görüntüleri paylaştığı X'teki gönderisinde "Halkımız korkmuyor" ifadelerini kullandı. Dışişleri Bakanı, ABD'nin iddia ettiğinin aksina Küba'nın "başkalarına saldırmayan, topraklarının başkalarına karşı kullanılmasına izin vermeyen barışçıl bir ülke" olduğunu vurgulamıştı. 

Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel de yaptırımların genişletilmesine tepki göstererek, "Abluka ve bunun daha da sıkılaştırılması, dünyanın en büyük askeri gücünün sindirici ve küstah tavırları nedeniyle çok büyük zarara yol açıyor" dedi.

Diaz-Canel, Beyaz Saray'yla müzakere yürütüldüğünü martta doğrulamasına rağmen Trump, ada ekonomisi üzerinde baskı kurmaya devam ediyor.

Venezuela'ya 3 Ocak'ta baskın düzenleyerek ülkenin lideri Nicolas Maduro'yu kaçırdıktan sonra Küba'yı da işgalle tehdit etmeye başlayan ABD Başkanı, Florida'da cuma günü katıldığı etkinlikteki konuşmasında, "İran'dan dönerken büyük gemilerimizden birini, belki de dünyanın en büyüklerinden USS Abraham Lincoln'i getireceğiz" dedi.

Trump, gemiyi Küba kıyılarına yakın bir yere konuşlandıracaklarını, bunu gören Havana yönetiminin de teslim olacağını öne sürdü.

Trump'ın ada ülkesine petrol tedarikine tam ambargo uygulamasıyla derinleşen yakıt krizi nedeniyle çöp kamyonlarının çalışamadığı Havana'da sokaklar atıkla dolarken, halkın temel gıda malzemelerine erişimi iyice zorlaştı.

Diğer yandan yaklaşık 730 bin varil petrol taşıyan Rus tankeri Anatoly Kolodkin'in Küba limanına mart sonunda yanaşmasına müsaade edilmişti. Rusya Enerji Bakanı Sergei Tsivilyov, adaya destek için ikinci bir tankerin daha yola çıkacağını bildirmişti.

Independent Türkçe, Guardian, BBC, Granma, Telesur


ABD uyuşturucu kaçakçılığıyla suçlamıştı: Meksikalı vali istifa etti

Sinaloa Valisi Rocha Moya, suçsuzluğunu mahkemede kanıtlayacağını söyledi (AFP)
Sinaloa Valisi Rocha Moya, suçsuzluğunu mahkemede kanıtlayacağını söyledi (AFP)
TT

ABD uyuşturucu kaçakçılığıyla suçlamıştı: Meksikalı vali istifa etti

Sinaloa Valisi Rocha Moya, suçsuzluğunu mahkemede kanıtlayacağını söyledi (AFP)
Sinaloa Valisi Rocha Moya, suçsuzluğunu mahkemede kanıtlayacağını söyledi (AFP)

ABD'nin "uyuşturucu kaçakçılığına yardım etmekle" suçladığı Sinaloa Valisi Ruben Rocha Moya istifa etti.

Meksikalı vali, cuma gecesi yaptığı açıklamada hakkındaki iddiaları reddederek suçlamalara karşı kendini savunmaya odaklanmak amacıyla görevinden geçici olarak ayrılacağını duyurdu.

76 yaşındaki Rocha Moya, ülkesine ihanet etmediğini söyleyerek bunu mahkemede de kanıtlayacağını belirtti.

ABD'de federal yetkililerin çarşamba günkü açıklamasında, aralarında Sinaloa Valisi Moya'nın da bulunduğu 10 mevcut ve eski yetkili "uyuşturucu kaçakçılığına yardım etmekle" suçlanmıştı.

New York Güney Bölgesi Federal Savcılığı'nın iddianamesinde, sözkonusu kişilerin Sinaloa Karteli'nin Meksika'dan ABD'ye fentanil, eroin, kokain ve metamfetamin sokmasını sağladığı öne sürülmüştü.

Ayrıca bazı isimlerin, kartelin şiddet eylemlerine bizzat katıldığı, "El Chapo" lakaplı Joaquin Guzman'ın destekçilerinin kontrolündeki çeteyle bağlantıları olduğu iddia edilmişti.

Rocha Moya ise suçlamaları reddederek ABD'nin Meksika'nın içişlerine karıştığını söylemişti. Meksika Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasında da ABD'li yetkililerin iddialarla ilgili hiçbir kanıt sunmadığı vurgulanmıştı.

Meksika lideri Claudia Sheinbaum, suçlamalar hakkında kanıt bulunması halinde gerekli adımların atılacağını söyledi. Ancak ABD'nin iade talebi ve iddialarla ilgili henüz bir kanıt sunmadığını belirtti.

Donald Trump, uyuşturucu kaçakçılığını gerekçe göstererek Meksika'ya askeri harekat düzenleme tehdidinde de bulunmuştu. Sheinbaum ise istihbarat ve koordinasyonda işbirliğine açık olduklarını fakat Amerikan askerlerini Meksika topraklarında istemediklerini söylemişti.

New York Times'ın irtibata geçtiği, kartel şiddetinin pençesindeki Sinaloa sakinleriyse iddianamedeki suçlamalar karşısında şoke olmadıklarını anlatıyor.

Esnaf Omar Trejo, Rocha Moya ve diğer yetkililerin kartel üyeleriyle bağlantılı olduğunu "herkesin bildiğini" söylüyor:

Artık böyle bir adım atılmasının vakti gelmişti.

Karteller arasındaki savaşlar ve şiddet olayları nedeniyle eyalette son 20 ayda en az 3 bin 600 kişi kayboldu. Aynı dönemde 3 binden fazla kişi de hayatını kaybetti.

Sinaloa eyaletinin başkenti Culiacán'ın tanınmış gazetelerinden Noroeste'nin editörü Adrián López Ortiz şunları söylüyor:

Mesele sadece yolsuzluk değil, şiddeti bitirip krizi yönetmekle sorumlu kişinin aynı zamanda bu sorunun bir parçası olma ihtimali de var. Karar verme yetkisine sahip kişiler sorunun bir parçasıysa, bu mesele ne zaman ve nasıl çözülebilir ki?

Independent Türkçe, New York Times, Washington Post


Almanya Savunma Bakanı: ABD ile iş birliği, asker azaltımına rağmen sürüyor

Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius (EPA)Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius (EPA)
Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius (EPA)Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius (EPA)
TT

Almanya Savunma Bakanı: ABD ile iş birliği, asker azaltımına rağmen sürüyor

Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius (EPA)Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius (EPA)
Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius (EPA)Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius (EPA)

Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, ABD’nin Almanya’daki askerlerini kısmen çekme kararının ardından iki ülke arasındaki ortak çıkarlara vurgu yaptı.

Pistorius, Berlin’de Alman Haber Ajansı’na (DPA) yaptığı açıklamada, “ABD askerlerinin Avrupa’da, özellikle de Almanya’da bulunması hem bizim hem de ABD’nin çıkarınadır” dedi.

Söz konusu kararın sürpriz olmadığını belirten Pistorius, ABD’nin Avrupa’dan ve Almanya’dan asker çekmesinin “beklenen bir adım” olduğunu ifade etti.

Pistorius, “Ramstein, Grafenwöhr, Frankfurt ve diğer yerlerde Amerikalılarla Avrupa’da barış ve güvenlik, Ukrayna’ya destek ve ortak caydırıcılığın güçlendirilmesi için yakın iş birliği içindeyiz” diye konuştu.

ABD’nin Almanya’daki üslerinde Afrika ve Ortadoğu’daki güvenlik çıkarlarına yönelik askeri işlevlerin de bulunduğuna dikkat çeken Pistorius, NATO’nun transatlantik niteliğini koruyabilmesi için daha “Avrupalı” hale gelmesi gerektiğini belirtti.

Pistorius, “Avrupalılar olarak kendi güvenliğimiz için daha fazla sorumluluk üstlenmeliyiz” diyerek, Almanya’nın bu yönde ilerlediğini, ordunun büyütüldüğünü, teçhizat tedarikinin hızlandırıldığını ve altyapının geliştirildiğini ifade etti.

Pistorius ayrıca, Almanya’nın yanı sıra İngiltere, Fransa, Polonya ve İtalya’nın yer aldığı “Group of Five” (Beşli Grup) kapsamındaki ortaklarıyla gelecekteki görevler konusunda koordinasyon sağlayacağını açıkladı.