İran Cumhurbaşkanı protestoların bastırılmasını savunurken DMO, Kürdistan eyaletinde operasyonlarını sürdürüyor

HRANA, protestolarda 437 kişinin öldüğünü açıklarken reformist gazete İtimad haberinde, ‘belirli bir coğrafyayla sınırlı olmayan’ bir harekete işaret etti.

İran'ın Kirmanşah eyaletinin Cevanrud şehrinde DMO’ya ait bir kontrol noktası (Twitter)
İran'ın Kirmanşah eyaletinin Cevanrud şehrinde DMO’ya ait bir kontrol noktası (Twitter)
TT

İran Cumhurbaşkanı protestoların bastırılmasını savunurken DMO, Kürdistan eyaletinde operasyonlarını sürdürüyor

İran'ın Kirmanşah eyaletinin Cevanrud şehrinde DMO’ya ait bir kontrol noktası (Twitter)
İran'ın Kirmanşah eyaletinin Cevanrud şehrinde DMO’ya ait bir kontrol noktası (Twitter)

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, yetkililerin, 10 hafta önce Kürt genç kadın Mahsa Amini’nin ölümünün ardından başlayan protestolara yönelik müdahalelerini savundu. İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakınlığıyla bilinen bir milletvekili, DMO'dan Kürt nüfusun yoğun yaşadığı şehirlere takviye güçler gönderdiğini açıkladı. Öte yandan İran polisi, Kürt şehri Bane'de protestocular tarafından atılan taşla yaralanan bir yarbayın öldüğünü duyurdu.
Sosyal medya platformlarında paylaşılan bir video kaydı, DMO güçlerinin Senendec şehrine bağlı Vahdat beldesinde ‘bir grup okul çocuğunun’ üzerine ateş açtığını gösterdi. Hengaw İnsan Hakları Örgütü, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, olayda biri ağır en az 4 kişinin yaralandığını bildirdi.
Senendec’te protesto gösterileri devam ederken, askeri helikopterler sıkı güvenlik önlemleri altında şehrin bazı bölgeleri üzerinde uçuşlar gerçekleştirdi. Senendec’teki Kürdistan Üniversitesi’nden çok sayıda öğretim görevlisi ve öğrenci, gözaltına alınan öğrencilerin serbest bırakılması için sloganlar atarak nöbet tuttu. Öğrenciler, ‘şehitler ölmez’ sloganları attılar.
Öte yandan son günlerde şiddetli bir baskı kampanyasına tanık olan Cevanrud şehrinde bir güvenlik görevlisinin video çeken bir kişiyi vurduğunu gösteren bir video kaydı yayınlandı. İran'ın yarı resmi haber ajansı Fars, olayda DMO güçlerinin açtığı ateş sonucu en az 5 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.
Hengaw, ‘Senendec şehrine saldırı emrini DMO’nun Kürdistan eyaleti komutanı General Behman Reyhani’nin bizzat verdiğini’ belirtti. Elde edilen bilgilere göre DMO’nun 48 saat içinde soykırım yaptığını öne süren Hengaw, Cevanrud şehrindeki protestoların bastırılması emri verdiği için DMO komutanı hakkında uluslararası soruşturma başlatılmasını talep etti.
Diğer yandan iki muhalif sol görüşlü parti İran Kürdistan Demokrat Partisi'nin (HDK-İ) ve İran Kürdistan Komala Partisi’nin aynı çatı altında bir araya geldikleri İran Kürdistan Partileri Koordinasyon Merkezi, siyasi örgütleri, sivil aktivistleri ve İranlıları bu sabah için greve gitmeye çağıran bir bildiri yayınladı. Bildiride ayrıca, Kürtler ve İranlılar arasındaki birliğin desteklenmesi amacıyla Perşembe akşamı protesto yürüyüşleri düzenlenmesi çağrısında bulunuldu.
Bildiride şu ifadeler yer aldı:
“Rejim, birkaç gün önce Kürdistan’ı tüm gücüyle kan gölüne çevirdi ve bir katliam gerçekleştirdi. İran halkının tüm kesimleri arasında iş birliği ve birlik olmadan bu ulusal ayaklanma zafere ulaşamayacaktır.”
İran'ın eski Devrim Muhafızları komutanlarından muhafazakar milletvekili Muhammed İsmail Kevseri, ‘özellikle Irak'ın Kürdistan bölgesinde faaliyet gösteren Komala, Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) ve HDK-İ başta olmak üzere ayrılıkçı partilerin, Kürdistan eyaletinin bir bölümünü kontrol etmeye çalıştıklarını ve bu yüzden ülkenin batısına söz konusu tarafların bozguna uğratılması ve sınırlarda güvenliğin sağlanması için kara kuvvetleri gönderildiğini’ açıkladı.
DMO’ya yakın Fars Haber Ajansı’nın pazartesi günü bildirdiğine göre bu gelişme, İran basının, protestoculara karşı gerçek mühimmat kullanıldığını ve güvenlik güçlerinin ‘ayrılıkçı’ olarak niteledikleri kişilerin üzerine ateş açmaya zorlandıklarını ilk kez doğrulamasının ardından yaşandı.
DMO Kara Kuvvetleri Komutanı Muhammed Pakpur, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) topraklarında İranlı Kürt muhalefet partilerine ait noktalara atıfla IKBY halkına ‘teröristlerin’ karargâhlarını ve konuşlu oldukları merkezleri boşaltmaları çağrısında bulundu.
Pakpur, DMO’nun ‘tüm tehditler ortadan kalkana ve teröristler silahsızlandırılana kadar Kürdistan bölgesindeki bölücü terör gruplarına yönelik operasyonlarını sürdüreceğini’ vurguladı. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan da Tahran’da düzenlediği basın toplantısında, “Komşu ülkeden bize yönelik bir tehdit olduğu sürece, uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler (BM) Sözleşmesi çerçevesinde silahlı kuvvetlerimiz, ülkenin ulusal güvenliğini azami düzeyde sağlamak için faaliyetlerine devam edecek” dedi.
Abdullahiyan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Irak Silahlı Kuvvetleri’nin, İran ile Irak Kürdistan bölgesi arasındaki ortak sınırlara konuşlanıp bu sınırların güvenliğini sağlamaya çalıştığı zaman, topraklarımızın birliğini tehdit edenlerle karşı karşıya gelmemize gerek kalmayacağı kesin.”
İran, Irak'taki Kürt muhalif gruplara karşı son olarak salı günü olmak üzere sınır boyunca art arda füze saldırıları gerçekleştirdi.
Norveç'in başkenti Oslo merkezli İran İnsan Hakları (IHR) İran'da genç kadın Mahsa Amini'nin Eylül ayı ortalarındaki ölümü üzerine düzenlenen protestolara yönelik baskılar sırasında, geçtiğimiz hafta Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerde 56 kişinin öldüğünü bildirdi.
Ahvaz (Huzistan) ilinin Endimeşk (Salihiye) şehrinde protestocularla güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşandı. ‘1500tasvir’ adlı gözlemevi tarafından yayınlanan videolarda, şehir merkezinden dumanların yükseldiği ve göz yaşartıcı gaz kullanıldığı görüldü.
HRANA, salı akşamı yayınladığı günlük istatistiklerinde,  protestolar gösterileri düzenlenen 155 şehir ve 142 üniversitede, olaylar sırasında 61'i çocuk 437 protestocunun hayatını kaybettiğini bildirdi.  Elde ettiği bilgilere dayanarak 18 bin 55 kişinin tutuklandığını aktaran HRANA, olaylarda emniyet güçlerinden 55 unsurun öldüğünü belirtti.
İran basını dün Yarbay Turec Erdalan’ın Bane şehrinde emniyet güçleri ile protestocular arasında yaşanan çatışmada protestocuların attığı bir taşla başından ağır yaralanması sonucu kaldırıldığı başkent Tahran'daki hastanede öldüğünü bildirdi.
İran resmi haber ajansları, dün  İsfahan eyaletinde İran uyruklu bir İngiliz vatandaşının yurtdışındaki haber istasyonlarıyla bilgi paylaştığı suçlamasıyla tutuklandığını bildirdi.
Reuters’ın İran resmi basınından aktardığına göre DMO istihbarat servisi, BBC ve Iran International TV ile ilişkili olduğu ileri sürülen İran asıllı bir İngiltere vatandaşını tutukladı. Aktarılan bilgilerde bahsi geçen kişinin İngiltere doğumlu olduğu belirtildi.
Tahran, Farsça yayın yapan BBC Farsça ve Iran International TV’yi İran’daki protestoları desteklemekle suçluyor.
Diğer taraftan reformist gazete İtimad, protestolarla ilgili olarak videolara ve sosyal medya paylaşımlarına dayanan bir değerlendirme yayınladı. Gazete, protesto hareketinin ‘belirli bir coğrafyayla sınırlı olmadığını’ vurgularken, rejim karşıtı gösterilerin ‘orta sınıf hareketlerine bağlı olduğu’ değerlendirmesinde bulundu.
Gazete, 17 Eylül’de Mahsa Amini’nin ölümünün, son yılların en geniş kapsamlı halk protestolarından birinin fitilini ateşlediğini ve ülke genelinde, çeşitli eyaletlerde ve şehirlerde sokak protestolarına tanık olunduğunu belirtti.
Gazete, protestoların ilk iki ayı yoğun olarak Tahran ve Kürt nüfusun yoğun yaşadığı bölgelerde gerçekleştiğini, özellikle başkent Tahran'da 14 ilçenin ve 4 üniversitenin en yoğun protestolara sahne olduğunu kaydetti. Gazete, protestoların Kürt şehirlerinden 9’unda daha yoğun yaşandığına dikkati çekti.
Belucistan, Horasan, Fars, Elburz ve Mazenderan ise diğer bölgelere kıyasla daha sakin protesto gösterilerine sahne olurken Horasan’daki protestoların merkez üssü Meşhed şehri ve Firdevsi Üniversitesi idi. Ülkenin güneyindeki Fars eyaletindeki protestoların merkez üssü ise Şiraz şehri oldu. Belucistan’da protestolar sırasında en çok can kaybı protestoların daha yoğun  olduğu Zahidan, Haş ve Çabahar şehirlerinde kaydedilirken İsfahan, Doğu Azerbaycan, Gilan ve Ahvaz eyaletleri daha ılımlı protestolara sahne oldu.
Bir başka gelişmede, eski Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani’nin oğlu Muhsin Haşimi, Wall Street Journal’ın (WSJ), İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani’nin geçtiğimiz ay Rafsancani ailesinden ve eski Devrim Rehberi Ayetullah Humeyni'nin ailesinden halkı sakinleştirmek için müdahale etmelerini istediğine ilişkin haberini yalanladı. WSJ, Şemhani’nin protestocuların talep ettiği bazı özgürlüklerin verilmesi için bir teklifte bulunduğunu, teklifin Rafsancani ve Humeyni aileleri tarafından reddedildiğini bildirdi.
İran Cumhurbaşkanlığı resmi internet sitesinde, Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin İran haftalık kabine toplantısında yaptığı açıklamada, hükümetin protestocuların ve muhalefetin taleplerini dinlediği, ancak ‘protesto gösterileri düzenlemenin, isyan ve huzursuzluk çıkarmaktan farklı’ olduğunu söylediği aktarıldı. Cumhurbaşkanlığı sitesinin aktardığına göre Reisi, açıklamasında, “Huzursuzluk diyalogu ve her türlü gelişmeyi engelliyor” dedi.  Açıklamasında, yetkililerin protestolara yönelik müdahalesini savunan Reisi, “Halk bizden sıkı bir şekilde müdahalede bulunmamızı bekliyor. Ülkenin güvenliği hükümetin kırmızı çizgisidir” ifadelerini kullandı.
Öte yandan İran Şura Meclisi Sözcüsü, Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı ve Yargı Erki Başkanı arasında 'mevcut sorunların çözümünü’ görüşmek üzere önümüzdeki hafta iki toplantı yapılacağını duyurdu.



İsrail ordusu, Suriye’nin Kuneytra ilindeki birkaç köyü işgal etti

İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
TT

İsrail ordusu, Suriye’nin Kuneytra ilindeki birkaç köyü işgal etti

İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)
İsrail ordusuna ait tanklar ve buldozerler, 19 Mart'ta Suriye'nin Kuneytra kentinin güneyindeki Ebu Diyab Askeri Üssü’nden geçerken (AFP)

Suriye ve İsrail'in Paris'te, askeri gerilimi azaltmak ve diplomasiye girişmek için ABD gözetiminde ortak bir iletişim mekanizması kurma konusunda anlaşmaya varmış olmalarına rağmen, İsrail Suriye topraklarını ihlal etmeye devam etti. İsrail ordusu dün, Suriye'nin Golan Tepeleri'ndeki Kuneytra ilinde birkaç köye girdi, es-Samedaniye eş-Şarkiye köyünde askeri kontrol noktası kurdu ve yoldan geçenlerin üstünü aradı.

Yerel kaynaklara göre iki Hilux ve Hummer aracından oluşan bir İsrail gücü, Berika köyü yönünde Bir Acim beldesine girdi, Bir el-Kabbas'ta yaklaşık on dakika durdu ve ardından bölgeden çekildi. Bu arada Suriye'nin resmi yayın kuruluşu El-İhbariyye, İsrail güçlerinin ‘Kuneytra kırsalındaki es-Samedaniye eş-Şarkiye köyünde üç araçtan oluşan bir askeri kontrol noktası kurduğunu ve yoldan geçenleri aradığını’ bildirdi.

Bu olay, İsrail ordusunun Kuneytra'nın doğusundaki el-Ahmer tepesinde mevzilenip İsrail bayrağını göndere çekerek, eski rejimin düşüşüne kadar Suriye'nin kontrolünde olan gözetleme noktaları ve siperler içeren ileri çatışma merkezleri olarak kabul edilen batı ve doğu el-Ahmar tepelerinin kontrolünü ele geçirmesinden birkaç gün sonra meydana geldi.

İsrail basını dün, ABD'nin himayesinde Paris'te düzenlenen Suriye-İsrail müzakerelerinin, ‘ABD'nin etkin katılımıyla sahada çatışmaları önlemeye yönelik bir koordinasyon mekanizması kurulması konusunda sınırlı bir mutabakat’ ile sonuçsuz kaldığını bildirdi. O tarihten bu yana önemli bir ilerleme kaydedilmedi.

İsrail gazetesi Ma'ariv, üst düzey bir İsrailli yetkilinin, İsrail'in pozisyonunun net ve tartışmaya kapalı olduğunu, Hermon (Şeyh) Dağı'ndan çekilmeyeceklerini söylediğini aktardı.

Yetkili, Suriye'nin güvenlik anlaşmasını İsrail'in çekilmesiyle ilişkilendirme talebinin, müzakerelerin teknik koordinasyon aşamasından öteye geçememesinin nedeni olduğunu vurguladı.

dfgrty
Kuneytra'nın batısındaki Tel el-Ahmer'deki İsrail askeri üssü (Facebook)

Araştırmacı ve siyasi analist Muhammed es-Süleyman, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Paris'te yapılan son müzakere turunun, iki taraf arasındaki gerilimi azaltmayı ve İran destekli milislerin sınırdan geri dönmesini engelleyerek bölgedeki istikrara katkıda bulunacak bilgilerin paylaşılmasını amaçladığını söyledi.

Süleyman, müzakerelerin tıkanmasının nedeninin, İsrail'in Suriye topraklarında ihlallerinin yanı sıra Suriye’nin güneyi ve el-Cezire bölgesindeki devlet dışı aktörlere desteğini sürdürmesi olduğunu vurguladı.

Süleyman’a göre İsrail'in bu politikaları müzakerelerde baskı aracı olarak izlediğini, ancak bunun müzakerelerin başlaması konusunda anlaşma olasılığını zayıflatıyor.

İsrail ayrıca 8 Aralık 2024 tarihinden sonra işgal ettiği bölgelerden çekilmeyi reddediyor. Bu durum, ‘İsrail'in 8 Aralık öncesi sınırlarına tamamen çekilmesini’ ısrarla talep eden ve ‘bu sınırlar içinde bir tampon bölge kurulmasını ulusal egemenliğin ihlali’ olarak nitelendirerek reddeden Şam için kabul edilemez.

Suriyeli araştırmacı Süleyman, Şam'ın ‘bölgedeki gerilimi azaltmanın ve ihlalleri durdurmak amacıyla sınırlı bir güvenlik anlaşması yapmanın yanı sıra İsrail ile Suriye'nin güneyindeki ve Suriye'nin El-Cezire bölgesindeki devlet dışı aktörler arasındaki iletişimi durdurmak istediğini söyledi.

İsrail'in bu bağlantıları, Suriye devletinin istikrarını bozan aktörleri desteklemek için kullandığı göz önüne alındığında bu talebin doğal olduğuna işaret eden Süleyman, İsrail'in, ‘gerçek bir caydırıcı unsur olmaksızın’ ihlallerine devam etmek için ABD'nin desteğini kullandığının altını çizdi.

dfrgty
Hermon (Şeyh) Dağı'ndaki bir kontrol noktasının yanında duran bir İsrail askeri, 8 Ocak 2025 (AFP)

İsrail ordusu bir yılı aşkın bir süredir, neredeyse her gün Suriye topraklarını işgal etmeye devam ediyor. Özellikle Kuneytra vilayetinin kırsal kesiminde sınır hattı üzerinde bulunan köylerde kontrol noktaları kuruyor, yoldan geçenleri tutuklayıp sorguluyor, tarım arazilerini buldozerlerle yıkıyor ve ekinleri tahrip ediyorlar.

6 Ocak'ta, bilgi alışverişini koordine etmek, askeri gerilimi azaltmak ve diplomasi ve ticaret fırsatlarını değerlendirmek için ABD gözetiminde ortak bir iletişim mekanizması oluşturulması konusunda anlaşmaya varılmasına rağmen, İsrail'in uygulamaları azalmadı. Geçtiğimiz hafta Fransa'nın başkenti Paris’te Suriye, İsrail ve ABD temsilcilerinin katıldığı iki günlük yoğun görüşmelerin ardından yayınlanan üçlü bildiride böyle belirtildi.

Araştırmacı Muhammed Süleyman'a göre İsrail'in askeri kuleler ve karakollar inşa etmesi, bölgenin parçalanmasına katkıda bulunrken sınırların kontrolünü kolaylaştırıyor ve bölgeyi tek taraflı bir askeri bölgeye dönüştürüyor. Süleyman, İsrail'in sivillere ve Suriye'nin egemenliğine yönelik uygulamalarının şüphesiz ‘orta ve uzun vadede genişleme ve yerleşim korkularını artırdığını’ belirtti.

Öte yandan Suriye hükümetinden bir kaynak, bu ayın 5'inde İsrail ile müzakerelerin yeniden başlamasının ‘Suriye'nin müzakere edilemez ulusal haklarını geri kazanma konusundaki sarsılmaz kararlılığını teyit ettiğini’ açıkladı.

fgthyu
Suriye'nin güneyinde, İsrail sınırına yakın Kuneytra şehrindeki bir gözlem noktasında Birleşmiş Milletler Ateşkes Gözlemci Gücü (UNDOF) mensubu bir asker (AFP)

Görüşmelerde Suriye, İsrail ile arasında 1974'te imzalanan ‘Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşmasının’ yeniden yürürlüğe konmasını talep etti. Böylece Suriye'nin egemenliğini diğer tüm hususların üzerinde tutan ve Suriye'nin iç işlerine herhangi bir müdahalenin önlenmesini garanti eden adil bir güvenlik anlaşması çerçevesinde İsrail güçlerinin 8 Aralık 2024 tarihinden önceki konumlarına çekilmesi garanti edilecekti.

Suriye yetkilileri, Beşşar Esed rejiminin düşmesinden bu yana, ABD'nin arabuluculuğunda İsrailli yetkililerle bazı müzakereler gerçekleştirdi, ancak herhangi bir ilerleme kaydedilemedi. İsrail, Suriye topraklarında silahsız bir tampon bölge kurulmasında ısrar ederken, Şam bunu reddediyor.


Uluslararası toplum Lübnan'ın silahların devlet kontrolünde olması için başlattığı girişimi destekliyor

Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)
Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)
TT

Uluslararası toplum Lübnan'ın silahların devlet kontrolünde olması için başlattığı girişimi destekliyor

Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)
Bağlılık yemini eden Hizbullah üyeleri. (AP /Huseyin Malla)

Fransa'nın başkenti Paris'te 5 Mart'ta Lübnan ordusunu desteklemek için bir konferansın düzenleneceğinin duyurulması, meşru kurumların silahların devletle sınırlandırılması kararını uygulamaya koyma yönündeki uluslararası iradeyi yansıtıyordu.

Dün yapılan duyuru, Suudi Arabistan, ABD, Fransa, Mısır ve Katar temsilcilerinden oluşan beşli grubun desteğiyle uluslararası bir ivme kazandı. Bu adım, ordunun görevlerini, özellikle de Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını tamamlamasını sağlamak için atılan bir adım olarak görüldü.

Konferans öncesinde, ihtiyaç ve gereklilikleri belirlemek üzere Lübnan ordusu komuta kademesi ile bağışçı ülkeler arasında toplantılar düzenlenmesi planlanıyor.

Buna karşın Hizbullah iç savaşla tehdit etti. Hizbullah Siyasi Konseyi Başkan Yardımcısı Mahmud Kamati yaptığı açıklamada, yetkililerin Litani Nehri’nin kuzeyi hakkındaki açıklamalarının ‘hükümetin kaos ve istikrarsızlığa, kimsenin memnun olmayacağı bir iç duruma ve belki de iç savaşa doğru gittiği anlamına geldiğini’ söyledi.


Şara: SDG, Halep'te bize saldırdı ve kurtuluş mücadelesini engellemeye çalıştı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)
TT

Şara: SDG, Halep'te bize saldırdı ve kurtuluş mücadelesini engellemeye çalıştı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Arşiv- Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara dün yaptığı açıklamada, “SDG (Suriye Demokratik Güçleri) Halep'te bize saldırdı ve kurtuluş savaşını engellemeye çalıştı, ardından şehrin stratejik bölgelerine yayıldı” dedi.

Eş-Şara, haber kanallarında yayınlanan bir televizyon röportajında, "Kürt unsuru Suriye'deki durumla bütünleşmiş durumda ve Kürtlerin orduda, güvenlikte ve parlamentoda yer almasını istiyoruz, ancak PKK (Kürdistan İşçi Partisi) onları kalkınma fırsatlarından mahrum bırakmak istiyor" ifadelerini kullandı.

Suriye Devlet Başkanı, “SDG örgütünün sorunu, birden fazla lideri olması ve askeri kararlarının PKK örgütüyle bağlantılı olmasıdır” diyerek, “(SDG) Halep'te sivil ve ekonomik hayatı engelledi ve Nisan anlaşmasının şartlarına uymadı” şeklinde konuştu.