Rus askerlerin anne ve eşlerinden Kremlin’e tepki

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin yedek askerler için bir askeri eğitim merkezine yaptığı ziyarette bir askerle konuşuyor (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin yedek askerler için bir askeri eğitim merkezine yaptığı ziyarette bir askerle konuşuyor (AP)
TT

Rus askerlerin anne ve eşlerinden Kremlin’e tepki

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin yedek askerler için bir askeri eğitim merkezine yaptığı ziyarette bir askerle konuşuyor (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin yedek askerler için bir askeri eğitim merkezine yaptığı ziyarette bir askerle konuşuyor (AP)

Kremlin, yakın zamanda Ukrayna’da savaşmak için silah altına alınan Rus askerlerin anne ve eşlerinin öfkesiyle karşı karşıya kaldı.
Bu kadınlar, yetkilileri çocukları ve eşlerini ‘günah keçisi’ olarak ‘ön saflara sürmek’ için kullanmakla suçluyor.
Bloomberg’in haberine göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 21 Eylül’de Ukrayna’daki savaşa katılmak üzere 300 bin yedeğin çağrılması emrini vermesinin ardından yetersiz eğitim aldıkları ve savaşa hazırlıklarının eksik olması konusunda endişeli olan eşler ve anneler öfkelendi.
Çok sayıda Rus askeri yolsuzluktan, kötü muameleden ve orduda yasadışı gözaltından şikayet etti ve aileleri Putin’den müdahale etmesini istedi.
Yakın zamanda harekete geçen bir grup anne ve asker eşleri, en az 15 bölgede protesto gösterisi düzenledi.
Bu protestoları haber yapan az sayıdaki bağımsız haber kaynağından biri olan Verstka’nın topladığı verilere göre, en büyük seferberlikler Ukrayna sınırına yakın yerlerde gerçekleşti.
Protestolarda kadınların talepleri genellikle politik değil ve askerlerin yeterli eğitim ve donanıma sahip olmalarını ve iyi muamele görmelerini sağlamaya odaklanıyor.
Rusya devlet televizyonu, sosyal medyada geniş çapta dolaşan fotoğraf ve videolarının yer aldığı protestolara çok az ilgi gösterdi.
Verstka’nın 9 Kasım’da yayınladığı bir videoda, seferber edilen askerlerden birinin eşi konuşarak, “Bölük komutanı, Ukrayna’nın doğusundaki Luhansk’da ateş altında kaldıktan sonra 200 kişiden yalnızca 30’unun güvenli bir yere vardığını açıkladı” dedi.
Protestolara tanık olan bölgelerin yöneticileri bir dizi kadınla görüşerek, onlara eşleri ve çocuklarına yardım sözü verdi.
Rusya Devlet Başkanı da, seferberlik konusundaki endişelerini gidermek için bu hafta onlarla özel bir toplantı yapmayı planlıyor.
Siyaset bilimci ve Berlin’deki Robert Bosch Akademisi üyesi Ekaterina Schulmann, “Bu insanlar savaşı durdurmak istemiyor, askerlerin koşullarını iyileştirmek istiyorlar. Bu nedenle yetkililerin onları görmezden gelmesi veya bu protestoları gerçekleştirmek için ‘yabancılardan para aldıkları’ yönünde suçlamaları daha zor” dedi.
Kamuoyu yoklamaları, Rusya’nın savaş alanında verdiği kayıplar ve savaşın ilk aylarında kontrol ettiği geniş toprakları terk etmesinden sonra Rus vatandaşlarının savaşa desteğinin son zamanlarda azaldığını gösteriyor.
Yarım milyon kadar Rus’un ülkeden göç etmesini tetikleyen seferberliğin duyurulması ülkede kaygıyı artırdı.



Faslı parlamenter: Fransa Dışişleri Bakanı'nın Rabat ziyareti, Sahra meselesine ilişkin tutumu netleştirmeyi amaçlıyor

Fas Dışişleri Bakan Nasır Burita, Rabat ziyareti sırasında Fransa Dışişleri Bakanı Stephane Sejourne ile basın toplantısı düzenledi (EPA)
Fas Dışişleri Bakan Nasır Burita, Rabat ziyareti sırasında Fransa Dışişleri Bakanı Stephane Sejourne ile basın toplantısı düzenledi (EPA)
TT

Faslı parlamenter: Fransa Dışişleri Bakanı'nın Rabat ziyareti, Sahra meselesine ilişkin tutumu netleştirmeyi amaçlıyor

Fas Dışişleri Bakan Nasır Burita, Rabat ziyareti sırasında Fransa Dışişleri Bakanı Stephane Sejourne ile basın toplantısı düzenledi (EPA)
Fas Dışişleri Bakan Nasır Burita, Rabat ziyareti sırasında Fransa Dışişleri Bakanı Stephane Sejourne ile basın toplantısı düzenledi (EPA)

Fas Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi üyesi Abdulfettah el-Avni, Fransa Dışişleri Bakanı Stephane Sejourne’in Rabat'a yaptığı ziyarete övgüde bulundu. Bu ziyaretin asıl amacının, Fas'ın ilk meselesi olarak nitelendirdiği Sahra meselesi hususunda Fransa'nın tavrını netleştirmek olduğunu söyledi.

Salı günü Arap Dünyası Haber Ajansı’na (AWP) konuşan Avni, bu ziyaretin Fas Krallığı ile Fransa arasındaki ilişkilerde yaşanan durgunluk döneminin ardından geldiğini belirtti. Yetkili, “Amaç, Fas'ın ilk meselesi olan Batı Sahra meselesine ilişkin Fransız görüşünü açıklığa kavuşturmaktı. Fas'ta Fransa'nın tutumu bizim için net değildi” ifadelerini kullandı.

Ancak Fransa'nın tutumunun son zamanlarda değişerek ‘biraz netleştiğini’ belirten Avni, “Dolayısıyla bu ziyaretin Fas-Fransız ilişkilerinin pekişmesine hizmet ettiğini söylüyoruz” dedi. Fas Haber Ajansı’nın Pazartesi günü aktardığına göre Fransa Dışişleri Bakanı, ülkesinin Fas'ın sunduğu güney eyaletleri için özerklik planına açık ve kesin destek verdiğini vurguladı.

Sejourne, Fransa için bu konuda ilerleme kaydetme zamanının geldiğini vurguladı. Faslı mevkidaşı Nasır Burita ile görüşmelerinin sonunda düzenlediği ortak basın toplantısında, Fransa'nın 2007 yılında özerklik planını destekleyen ilk ülke olduğunu belirtti.

sdvefrbt
Fas Dışişleri Bakanı, Rabat ziyaretinde bulunan Fransız mevkidaşı Stephane Sejourne ile görüştü (AP)

Avni, “Fransa'nın tutumunun netliği, bir süre önce Fransa'nın Rabat Büyükelçisi’nin Batı Sahra'nın özerkliğine desteğini ifade ettiği bir bildiriyle başladı. Bu açıklama bizim için Fransız devletinin davamızı örtülü olarak kabul etmesi anlamına geliyordu. Ayrıca Fransa Dışişleri Bakanı son Rabat ziyaretinde özerkliğe desteğini dile getirdi” açıklamalarında bulundu.

Bu ziyaretin Rabat ile Paris arasındaki siyasi çıkmazın çözülmesine yol açıp açmadığı sorusuna yanıt olarak ise “Bunu doğrulayamam çünkü dış politika kararları Fas Kralı'na verilen bir ayrıcalıktır. Ancak bu yabancılaşmanın bitip bitmeyeceğini Fransa Cumhuriyeti'nin izleyeceği yol belirleyecek” ifadelerini kullandı.

İki bakan arasındaki görüşmede bir dizi ekonomik konunun ele alındığını belirten Faslı milletvekili, “Fransa Dışişleri Bakanı'nın güney illerinde, yani Fas'ın Sahra vilayetlerinde yatırım yapılacağını söylediği bir açıklaması var” vurgusunda bulundu.


Gazze’deki ateşkesin önündeki engeller neler?

İsrail'in Kfar Saba kasabasında, Gazze Şeridi'nde Hamas tarafından tutulan tutukluların serbest bırakılması çağrısında bulunan bir poster (AFP)
İsrail'in Kfar Saba kasabasında, Gazze Şeridi'nde Hamas tarafından tutulan tutukluların serbest bırakılması çağrısında bulunan bir poster (AFP)
TT

Gazze’deki ateşkesin önündeki engeller neler?

İsrail'in Kfar Saba kasabasında, Gazze Şeridi'nde Hamas tarafından tutulan tutukluların serbest bırakılması çağrısında bulunan bir poster (AFP)
İsrail'in Kfar Saba kasabasında, Gazze Şeridi'nde Hamas tarafından tutulan tutukluların serbest bırakılması çağrısında bulunan bir poster (AFP)

Hamas hareketindeki kaynaklar Şarku'l Avsat'a, harekete sunulan son önerinin mevcut haliyle kabul edilemez olduğunu ve bazı hükümlerinde değişiklik yapılması gerektiğini söyledi.

Kaynaklar, bazı konularda ilerleme kaydedildiğini ancak diğer konulardaki boşlukların hala mevcut olduğunu ve çözülmesi gerektiğini doğruladı.

Aynı kaynaklara göre mahkum ve esirlerin değişimi de halledilebilir. Ancak İsrail ordusunun geri çekilmesi ve ilk aşamada yerinden edilenlerin herhangi bir kısıtlama, koşul, denetim ve güvenlik incelemesi olmadan kuzeye geri dönmesi anlaşmaya varılmasını engelleyen bir konu.

Kaynaklar, ABD'yi anlaşmanın genel hatlarını ve anlaşmanın yakında sonuçlanacağına ilişkin bilgileri sızdırarak Hamas'a baskı yapmaya çalışmakla suçladı.

Hamas kaynakları, İsrail ordusunun Gazze'nin merkezinden tamamen çekilmemesi, yerinden edilenlerin Gazze Şeridi'nin kuzeyine döneceği yolu açmaması, tüm engelleri kaldırmaması ve yerinden edilenlerin koşulsuz geri dönüşüne izin vermemesi durumunda yakın zamanda bir anlaşmaya varılacağı iddialarını yalanladı.

dstyj
Gazze Şeridi'ndeki rehinelerin fotoğrafları Pazartesi günü Kudüs'teki bir duvara asıldı (AP)

Kaynaklar, diğer Filistinli gruplarla yapılan mutabakatların ardından Hamas'ın kendisine sunulan anlaşma formülüne vereceği yanıtın bu doğrultuda olacağını söyledi.

Hamas, bir takas anlaşması ve 40 gün sürecek bir ateşkes için arabulucular (ABD’liler, Mısırlılar ve Katarlılar) tarafından hazırlanan yeni bir teklif taslağı almıştı.

Yeni Paris Anlaşması, çatışmaların altı hafta durdurulması ve bunun karşılığında İsrail'in, 400 Filistinli mahkumu serbest bırakması karşılığında kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve hastalar Hamas'ın 40 tutuklusunu serbest bırakmasını içeriyor. Ayrıca, anlaşma çerçevesinde Gazze'deki hastane ve fırınların yeniden inşa edilmesi ve Gazze Şeridi'ne günde 500 yardım kamyonun gireceği kaydedilerek, bu ateşkes teklifi kapsamında askerlik çağındaki erkekler haricinde yerinden edilmiş sivillerin kademeli olarak Gazze'nin kuzeyine geri dönmesine de izin verilecek.

sdvergt
Ürdün askeri uçağının Mısır ve BAE koordinasyonunda Gazze Şeridi açıklarına yardım indirme sürecinin bir parçası (Reuters)

Anlaşma metnine göre İsrail ordusu şehirlerin derinliklerinden çekilecek ancak Gazze'de kalacak, kontrol noktaları oluşturacak ve üzerinde mutabakata varılan belirli saatlerde havadaki keşif uçuşlarını durduracak.

İsrail öneriyi kabul ederken Hamas henüz yanıt vermedi.

Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el-Ensari, Gazze'deki ateşkes anlaşmasına ilişkin açıklanabilecek bir gelişme olmadığını doğruladı ancak anlaşmaya varılması ihtimaline ilişkin iyimser olduğunu söyledi.

İsrail basınında çıkan haberler, Hamas'ın son öneriyi reddettiğini ortaya koyarken, üst düzey İsrailli yetkililer arasında anlaşmaya varılma olasılığı konusunda artan kötümserliğe de atıfta bulunuldu.

Kanal 12 ve 13, haberlerinde üst düzey yetkililerin, İsrail, ABD, Mısır ve Katarlı arabulucular tarafından Cuma günü Paris'te varılan çerçevenin ‘Hamas'ın taleplerine uymadığı’ konusunda İsrail'e bilgi verdiğini aktardı. Haberde, yurt dışındaki Hamas liderlerinin teklifin ‘kırmızı çizgileri’ aştığını ve kabul etmeyeceklerini belirttiği kaydedildi.

Arabulucular, İsrail'in Gazze Şeridi'nin en güneyindeki yaklaşık bir buçuk milyon Filistinliyle dolu olan Refah vilayetine saldırmasını önleyecek tek şey olan Ramazan ayından önce bir anlaşmaya varmak için zamana karşı yarışıyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, rehine anlaşmasının Refah'a yönelik saldırıyı geciktireceğini doğruladı ancak saldırının eninde sonunda ‘gerçekleşeceği’ sözünü verdi.


Ilımlılık Bloğu’nun girişimi, Lübnan için bir cumhurbaşkanının seçilmesini teşvik mi, yoksa zaman kaybı mı?

Suudi Arabistan Büyükelçisi Velid Buhari, Ulusal Ilımlılık Bloğu’nu ziyaret etti (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Büyükelçisi Velid Buhari, Ulusal Ilımlılık Bloğu’nu ziyaret etti (Şarku’l Avsat)
TT

Ilımlılık Bloğu’nun girişimi, Lübnan için bir cumhurbaşkanının seçilmesini teşvik mi, yoksa zaman kaybı mı?

Suudi Arabistan Büyükelçisi Velid Buhari, Ulusal Ilımlılık Bloğu’nu ziyaret etti (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Büyükelçisi Velid Buhari, Ulusal Ilımlılık Bloğu’nu ziyaret etti (Şarku’l Avsat)

Cumhurbaşkanlığı seçimini çıkmazdan kurtarmak için Ilımlılık Bloğu’nun öne sürdüğü girişimin sonuçları, bu meselede varılan sonuçlarla bağlantılı olmaya devam ediyor. Bununla birlikte adının cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ‘engelleyiciler kategorisine’ girmemesi için parlamento blokları boykottan uzak dururken, seçimlere geniş katılımın sağlanmasında ise bir sorun olmayacağı ifade edildi.

Cumhurbaşkanlığı seçimini hızlandırmak için gerekli adımların tartışılmasıyla sınırlı olması beklenen istişare toplantısının tarihi bekleniyor. Ayrıca istenen amaca ulaşmak için takip edilmesi gereken mekanizmayı dikkatlice düşünmek gerekiyor. Ilımlılık Bloğu’nun rolü tartışmayı yönetmekle sınırlı kalacak ve görüşmede gerekli noktalara ulaşmak üzere Meclis Başkanı Nebih Berri’ye sunulacak fikirler ortaya koyulacak.

‘Gizemli bir girişim’

İstişare toplantısının organizatörü olan Ilımlılık Bloğu, şu ana kadar ilan edilen adayları (aday listesindeki Marada Hareketi’nin lideri eski Milletvekili Süleyman Franciyye ve rakibi eski bakan Cihad Azur) dışarıda bırakarak Beşli Komite’nin tercih ettiği üçüncü cumhurbaşkanlığı seçeneğini tercih etmek için parlamento blokları turunda cumhurbaşkanlığı adaylarının isimlerine yer vermekten kaçındı. Buna rağmen çıkış yolu, herkesin fikir birliğine varacak bir aday arayışı içinde kendini yolun ortasında konumlandırması olarak sayılıyor. Parlamento içindeki bölünmüşlük, bahsi geçen adaylardan herhangi birinin seçimleri kazanacağını garanti etmiyor.

Parlamento kaynakları, belirsizliğin toplantının istenen sonuçlarını çevrelediğini belirtti. Kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Ilımlılık Bloğu’nun yaptığı hazırlık toplantılarının, Hizbullah’ın Franciyye’yi aday gösterme konusundaki ısrarının aksine, muhalefet güçlerinin tutunduğu üçüncü başkanlık seçeneğinin olasılığını garanti altına alarak siyaset sahnesinde bir değişikliğe yol açmadığını söyledi.

Kaynaklar, istişare toplantısının nihai sonuç alınmadan sona ermesinden korktuklarını belirtti. Özellikle de Ilımlılık Bloğu’na üye olan milletvekillerinin, cumhurbaşkanlığı seçimlerini esnek bir şekilde ele almanın kapısını aralayan ve krizden kurtulmak için gerekli kolaylıklar gerektiren fikirler öne sürmeden, parlamento bloklarının görüşlerini dinlemekle yetindiklerini söyledi. Güneydeki çatışma şiddetlenirken, İsrail ile hala çatışmanın kontrolden çıkmasını önlemek için baskı uygulayan Hizbullah arasındaki savaşı genişletme tehdidinde bulunuyor. Dolayısıyla toplantının, cumhurbaşkanının seçilmesine uygun bir ortam oluşturmak yerine her partinin popülist pozisyonlarını tekrarlayacağı ve uçurumun derinleşeceği bir platform bulduğu parlamenter bir Hyde Park’a dönüşmesinin bir faydası yok.

Beşli Komite, Ilımlılık girişimiyle ilişkisini yalanladı

Aynı kaynaklar, Beşli’nin Ilımlılık Bloğu’nun başlattığı girişimle herhangi bir ilgisinin bulunduğunu da yalanladı. Bu durum, üye devletlerin büyükelçilerinden biri tarafından bir dizi parlamento bloğu başkanı tarafından da dile getirildi. Ayrıca kendisinin ve Beşli Komite’deki büyükelçilerin rolünün, isimlere müdahale etmeden cumhurbaşkanının seçimini kolaylaştırmak için destek ve yardım sağlama şemsiyesi altında kaldığını söyledi.

İsminin zikredilmesini istemeyen Büyükelçi, bu durumu yalanlarken, zaman zaman komite içinde fikir ayrılıkları olduğu yönünde haberler yapıldığına dikkati çekti ve Beşli Komite üyeleri arasında bir bölünmenin varlığına ilişkin söylentilerin hiçbirinin gerçek olmadığını vurguladı. Büyükelçi, aksi takdirde cumhurbaşkanlığı seçimlerinin bir an önce yapılmasını gerektiren mevcut istisnai koşullar ışığında eğer bu sözler doğru olsaydı, cumhurbaşkanlığı boşluğunun sona erdirilmesine öncelik vermeleri konusunda milletvekillerine destek vermekte zorlanacaklarını söyledi.

Büyükelçi, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırganlığını durduracak bir çözüm bularak ve Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmaya son vererek bölgedeki gerilimleri sona erdirmeyi amaçlayan uluslararası ve bölgesel iletişimin merkezinde yer alacak bir cumhurbaşkanının seçilmesi gerektiğini vurguladı.

Beşli Komite içerisindeki anlaşmazlığa dair gerçek

Ancak bizzat büyükelçinin Beşli içinde bir anlaşmazlık yaşandığını yalanlaması, gereken amaca hizmet etmiyor. Aksi taktirde parlamento kaynaklarına göre Fransa Cumhurbaşkanı’nın temsilcisi Jean-Yves Le Drian’ın Beyrut’a dönüşüne ilişkin herhangi bir tarihin bulunmaması nedeniyle Paris ile Washington arasındaki, Beşli’nin performansına neredeyse olumsuz yansıyan ‘siyasi kimya’ seviyesindeki düşüş hakkında da ne söylenebilirdi? Bu durum, Fransa’nın Lübnan Büyükelçisi Herve Magro’nun siyasi güçler ve ekonomik kurumlarla yaptığı görüşmelerde de dile getirildi.

Şarku’l Avsat’ın ekonomi kaynaklarından edindiği bilgilere göre Büyükelçi Magro, eski Bakan Muhammed Şukayr başkanlığındaki ekonomik kurumlarla yaptığı toplantıda, Amerikalı arabulucu Amos Hochstein’ın 1701 sayılı kararın uygulanmasına yönelik arabuluculuğuyla doğrudan ilgili olmasına rağmen Tel Aviv’e yaptığı tekrarlanan ziyaretlere Beyrut’u dahil etmemesi karşısında Washington kanalından göz kırptı. Fransız Büyükelçisi, Hochstein’ın Beyrut’u ziyaret etmeyi ihmal etmesinin nedenlerini sorarken, bakanlık kaynaklarına göre ABD’li arabulucu, Lübnan’ın aklında olduğunu ve savaşın güneye yayılmasını önlemek için çalıştığını belirtti.

Dolayısıyla Ilımlılık Bloğu ile Beşli Komite arasında büyükelçinin kendisinin de söylediği gibi siyasi ufkun tıkanmasında bir boşluk açabilecekleri bir uyum yok. Büyükelçi ayrıca parlamento içindeki bölünmeyi azaltacak ve seçimleri krizden çıkaracak bir pencere açacak her türlü çabayı tebrik ettiğine dikkati çekti.

Parlamento bloklarının çoğu, milletvekillerinin istişare toplantısı yapılması yönündeki çağrılarına, toplantıda her iki tarafın da cumhurbaşkanı seçimini engellemekten diğerini sorumlu tuttuğu yönünde özelde söylediklerinin aksi şeklinde yanıt verse de Ilımlılık Bloğu’nun kendi girişimini sunmasını sağlayan iyi niyetten bir an bile şüphe etmek mümkün değil.

Geriye şu soru kalıyor; İstişare toplantısı, cumhurbaşkanı seçimi için dış koşulların henüz olgunlaşmadığı gerekçesiyle zaman kaybıyla mı sonuçlanacak? Yoksa cumhurbaşkanın seçilmesini kısır döngüden çıkarmak için Ilımlılık Bloğu’nun kendine sakladığı bilgiler mi var? Mensubiyetleri ne olursa olsun toplantıya katılmak için davet edilenler, dayanışmaya istekli olduklarını belirterek çağrı sahiplerine yönelik atılım için açıkça rekabet ediyor. Çoğu, çağrıyı öncekiler gibi ele alarak özel meclislerinde bildirdiklerinin aksine, boşa harcanan zamanı doldurmaya çalışıyorlar. Bunun için de cumhurbaşkanı seçiminden başlayarak anayasal kurumların düzenini yeniden sağlamanın zamanının henüz gelmediğini bahane ediyor. Seçimleri kolaylaştırma konusunda tavrını başkasına bağlayan taraf, bunu, anlaşmadaki koşullarını iyileştirebilecek kapasiteye sahip uluslararası ve bölgesel kuruluşların tasarrufuna bırakmayı tercih edecektir.


Heniyye: İsrail ile müzakerelerde esneklik gösteriyoruz ancak halkı savunmaya devam etmeye de hazırız

Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin bugünkü konuşması (Reuters)
Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin bugünkü konuşması (Reuters)
TT

Heniyye: İsrail ile müzakerelerde esneklik gösteriyoruz ancak halkı savunmaya devam etmeye de hazırız

Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin bugünkü konuşması (Reuters)
Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin bugünkü konuşması (Reuters)

Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye, hareketin Gazze savaşı konusunda İsrail ile müzakerelerde esneklik gösterdiğini, ancak aynı zamanda savaşmaya devam etmeye de hazır olduğunu söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre Heniyye bugün televizyonda yayınlanan bir konuşmasında, Kudüs, Batı Şeria ve ‘işgal altındaki iç bölgelerdeki’ Filistinlilere, Ramazan ayının ilk gününden itibaren ‘Mescid-i Aksa’ya gitmeleri’ yönünde çağrıda bulundu.

Hamas hareketinin, İsrail’e sahada elde edemediği şeyleri vermeyi amaçlayan dikta ve baskılara boyun eğmeyeceğini ifade eden Heniyye şunları söyledi;

“İsrail’in sahaya dayatamadığı şeylerin, aldatma ve baskı biçimleri ne olursa olsun siyasi entrikalarla dikkate alınmayacağını teyit ediyoruz.”

Heniyye, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta kara işgali planına devam etmesi halinde, kendisini ‘askeri başarısızlığın’ bekleyeceği konusunda İsrail’i uyardı.

Sakinleri şiddetli bir kuşatma altında kıtlık riskiyle karşı karşıya olan, Gazze’nin kuzeyine yönelik yardım girişimleri için teşekkür eden Heniyye, bu bölgedeki halkın acılarını sona erdirecek sürdürülebilir ve etkili yardımlara ihtiyaç olduğunu da vurguladı.

İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşında ateşkes umutlarına rağmen, Gazze Şeridi’nde iki milyondan fazla insanın yaşadığı koşullara ilişkin uluslararası endişeler artıyor.

Birleşmiş Milletler (BM), Dört aydan fazla süredir devam eden savaşın ışığında, 2,2 milyon insanı tehdit eden ‘büyük ölçekli, neredeyse kaçınılmaz bir kıtlık’ konusunda uyarıda bulundu.


Mısır, İsrail'le yaşanan gerilimin ortasında Ekim Savaşı belgelerini yayınladı

13 Ekim 1973'te Süveyş Kanalı'nın doğusundaki Bar Lev Hattı üzerine Mısır bayrağı diken Mısırlı subay ve askerler. (AP)
13 Ekim 1973'te Süveyş Kanalı'nın doğusundaki Bar Lev Hattı üzerine Mısır bayrağı diken Mısırlı subay ve askerler. (AP)
TT

Mısır, İsrail'le yaşanan gerilimin ortasında Ekim Savaşı belgelerini yayınladı

13 Ekim 1973'te Süveyş Kanalı'nın doğusundaki Bar Lev Hattı üzerine Mısır bayrağı diken Mısırlı subay ve askerler. (AP)
13 Ekim 1973'te Süveyş Kanalı'nın doğusundaki Bar Lev Hattı üzerine Mısır bayrağı diken Mısırlı subay ve askerler. (AP)

Amr İmam

Mısır Savunma Bakanlığı, içinde bulunduğumuz Şubat ayının başında 1973'ten bu yana ilk kez Ekim Savaşı'nın dosya ve belgelerini yayınlayarak Mısır ordusunun Mısır topraklarını savunma yeteneğini yakından incelemeye aldı.

Söz konusu dosyaların gizliliğinin kaldırılması, Gazze'deki mevcut savaşın arka planında İsrail ile ilişkilerin aşırı gergin olduğu ve İsrail ordusunun şu anda kuzey ve orta Gazze Şeridi'nden yerinden edilmiş yaklaşık 1,4 milyon Filistinlinin de bulunduğu güney Gazze Şeridi'ndeki Refah şehrini işgal etmeyi planladığı bir döneme denk geldi.

Belgeler, Mısır ordusunun savaştaki çeşitli muharebe planlarına ve Mısır kuvvetlerinin bazı operasyonel risklerle başa çıkmadaki başarısına ilişkin nadir bilgiler içeriyor. İsrail'in 16 Ekim 1973'te Süveyş Kanalı'ndaki İsmailiye'de Mısır ordusunun 2’nci ve 3’üncü Saha Kolordusu arasındaki boşluğu kullanarak başlattığı el-Ğazel Harekâtı olarak bilinen operasyon da buna dahildir.

Belgelerde ayrıca, Mısır ordusunun 1967'de İsrail'in işgal ettiği Sina'yı geri almak için mücadele ettiği, bölgesel siyasi koşullarda sismik değişimlere ve bölgesel düzende büyük değişikliklere neden olan savaş sırasında Arap ülkelerinin Mısır'a sağladığı destek de vurgulanıyor.

Söz konusu belgeler benzersizliğini, çoğunun Sina'yı özgürleştirme yolunda İsrail işgal ordusuna karşı çeşitli savaşlarda Mısır kuvvetlerine liderlik eden subaylar tarafından el yazısıyla yazılmış olmasından alıyor.

Yayınlanan belgelerin yaklaşık yüzde 40'ı savaş sırasında Mısır ordusu komutanları tarafından el yazısıyla yazılmış.

50 yıl sonra

Ekim 1973'te İsrail'e karşı yürütülen savaşa kadar uzanan binlerce orijinal dosyanın gizliliğinin kaldırılmasının, geçtiğimiz yılın Ekim ayında savaşın 50’nci yıldönümüne denk getirilmesi planlanıyordu.

Mısır Savunma Bakanlığı, belgelerin yayına hazırlanması amacıyla incelenmeleri üzere geçtiğimiz Ağustos ayında gazilerden oluşan bir komite kurdu.

Gazilerin dosyalar üzerindeki incelemelerini Ekim ayına kadar bitirmeleri gerekiyordu. Komite üyelerinden birine göre, söz konusu komitenin misyonu, incelenmek üzere masadaki binlerce belgenin, Mısır Savunma Bakanlığı'nın internet sitesinde yayınlanmadan önce Mısır ordusu hakkında herhangi bir gizli veya hassas bilgi içermediğinden emin olmaktı.

Ekim Savaşı gazisi ve komite üyesi Tümgeneral Nasır Salim, Al Majalla'ya şunları söyledi: “Dosyaları inceleme görevi hiç de kolay olmadı. Çünkü orduyla ilgili herhangi bir hassas bilgiyi yayınlamadığımızdan emin olmak için her belgeyi ayrı ayrı incelemek zorunda kaldık. Önümüzdeki dosyaların miktarı her anlamda bir zorluk teşkil ediyordu.”

Mısır Savunma Bakanlığı belgeleri internet sitesinde ‘Ekim Savaşı Belgeleri: Savaşın Sırları - Stratejik ve Askeri Planlama’ başlığı altında yayınladı.

fdvdvf
Fotoğraf: Majalla

Yayınlanan belgelerin yaklaşık yüzde 40'ı savaş sırasında Mısır ordusu komutanları tarafından el yazısıyla yazılmıştı.

Belgeler, Mısır ordusunun, Mısırlıların Süveyş Kanalı’nı geçip Sina'ya girmesini engellemek için İsrail tarafından Süveyş Kanalı'nın doğu yakası boyunca inşa edilen Bar Lev Hattı’nı yok etmesi de dahil olmak üzere, savaştaki önemli dönüm noktalarını kapsıyor.

Belgelerden biri 22 Nisan 1973 tarihli ve Deniz Harekât Şefi’ne hitaben yazılmış. Söz konusu belge, Süveyş Körfezi'nin doğu yakasında Granit 2 Operasyonu olarak bilinen operasyonda savaşan birliklere gerekli korumanın sağlanması yönündeki önceki talebe atıfta bulunuyor.

Başka bir belgede, ordu güçlerinin el-Ğazel Harekâtı’na yanıt olarak 26 Ekim 1973'te başlattığı saldırı olan Çin Çiftliği Savaşı'ndan bahsediliyor. Belgelerde ayrıca onlarca harita, yüzlerce mektup ve Mısır ordusunun çeşitli liderleri ve subayları arasındaki iletişimlerin kopyaları da yer alıyor. Belgeler, Ekim Savaşı öncesi ve sırasında Mısır ve Suriye orduları arasındaki koordinasyon da dahil olmak üzere, savaş sırasında geniş bir yelpazedeki gelişmeleri tüm ayrıntılarıyla kapsıyor.

Mısır, İsrail'le barış anlaşması imzalayan ilk Arap ülkesi oldu. Bu, Arap-İsrail çatışmasının odak noktası olmaya devam ettiği bir bölgede açık bir gelişmedir.

Geniş kapsamlı saldırı

Sina'yı İsrail işgalinden kurtarmaya yönelik 1973 saldırısının Mısır, bölge ve Arap-İsrail çatışması üzerinde büyük etkisi oldu. Mısırlıların saldırıyı başlatmadan önce kullandıkları aldatmacanın büyüklüğü göz önüne alındığında, saldırı İsrailliler için bir sürprizdi.

Mısır ordu liderliği, Yahudilikte yılın en kutsal günü olan Yom Kippur'da İsrail ordusunun işgal altındaki Sina'daki mevzilerine bir dizi sürpriz hava saldırısı gerçekleştirdi.

Bu aynı zamanda Mısırlıların oruç tuttuğu ve savaşma ihtimalinin en düşük olduğu Ramazan Ayı’ydı. Mısırlılar ayrıca güpegündüz saldırıyı tercih etti ve bu da İsrail kuvvetlerinin kafasını tamamen karıştırdı. Mısır ordusunun saldırının ilk saatlerinde elde ettiği zaferler, İsraillileri ABD'nin yardımına koşmaya yöneltti.

dsvedf
Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat (solda), İsrail Başbakanı Menahem Begin (sağda) ve ABD Başkanı Jimmy Carter (ortada), 17 Eylül 1978'de Beyaz Saray'ın Doğu Salonu’nda düzenlenen basın toplantısının ardından el sıkışırken. (AP)

Birkaç gün süren çatışmalar, İsrail kuvvetlerinin Sina'nın çoğundan çekilmesine ve sonraki yıllarda ABD'nin aracılık ettiği barış çabalarına yol açtı. Bu çabalar 1978'de Camp David Anlaşmaları’nın ve 1979'da Mısır-İsrail Barış Antlaşması'nın imzalanmasını sağladı.

Mısır, İsrail'le barış anlaşması imzalayan ilk Arap ülkesi oldu. Bu, Arap-İsrail çatışmasının odak noktası olmaya devam ettiği bir bölgede açık bir gelişmedir.

Bazı Araplar, Mısır ile İsrail arasındaki barış anlaşmasının, özellikle de anlaşmanın Mısır'ı tarafsız hale getirmesi ve topraklarını kurtarmak için mücadele eden Filistinlileri, Suriyelileri ve Lübnanlıları kritik bir durumda bırakması nedeniyle, Arapların daha sonraki tüm yenilgilerinin nedeni olduğuna inanıyordu. Aynı zamanda Mısır'ın savaştaki zaferi uluslararası toplumu şaşırttı ve dünyanın her yerindeki Arapları cesaretlendirdi.

İsrail'in askeri üstünlüğüne ilişkin iddialar yalanlandı. Mısır'ın zaferine eşlik eden şokun kökeni, Mısırlıların sahip olduğu teçhizat ile İsraillilerin sahip olduğu teçhizat arasındaki büyük uçurumdan kaynaklanıyordu. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Ekim 2018'de bu farkı eski bir SEAT ile son model bir Mercedes arasındaki yarış olarak tanımladı.

Eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Cemal Beyumi: Belgeler, Mısır'ın kendi topraklarını savunma yeteneğini vurguluyor.

Dezenformasyon planları

Mısır Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan dosyalar, Mısır'ın modern tarihinin en önemli olaylarından birini belgelemesi açısından önem taşıyor.

Gaziler, söz konusu belgelerin, Mısır'ın zaferini küçümsemeyi ve İsrail ordusunun savaş sırasındaki performansını abartmayı amaçlayan İsrail propagandasını da çürüttüğünü söylüyor.

Salim şunları söyledi: “Bu belgeler, İsrail'in savaşla ilgili ortaya attığı ve savaşan kişilerin yazdığı birçok iddiayı çürütüyor. Bu, savaşa ilişkin olayları yalan söylemeden ve abartmadan perspektife oturtmak açısından çok önemli.”

İsrail'in savaşla ilgili açıklamalarının çoğu, Mısır'ın bu savaştaki başarılarını küçümsemekte, bazen Mısırlıların 6 Ekim'deki ilk saldırıları dışında önemli bir zafer elde edemediklerini iddia etmektedir. İsrail propagandası, Mısır ordusu için her zaman aşağılayıcı bir yenilgi olarak tanımladığı el-Ğazal Harekâtı’na da odaklanıyor.

vvvdffdv
Kahire'deki 6 Ekim Savaş Panoraması Müzesi'ni ziyaret eden bir çocuk, 1 Ekim 2023. (AFP)

Ancak yakın zamanda gizliliği kaldırılan bu belgeler, aynı harekâtın tamamen farklı bir anlatımını sunuyor. Belgeler aynı zamanda Mısır ordusunun, İsrail operasyonunu sabote etmek için yaptığı çeşitli savaşlara da ışık tutuyor.

Kritik zamanlama

Belgelerin yayınlanması, İsrail'in Mısır sınırından sadece birkaç kilometre uzaktaki güney Gazze'yi işgal etmeyi planladığı ve bu sebeple Mısır ile İsrail arasında yoğun gerilim olduğu bir dönemde gerçekleşti.

İsrail'in işgal planları, Kahire’nin Filistinli mültecilerin Mısır'a doğru beklenen göçüne ilişkin korkuları ışığında büyük endişeyle karşılanıyor. Kahire, İsrail'in Refah'ı işgalinin Mısır'ın güvenliğine tehdit oluşturacağı konusunda Tel Aviv’i uyardı.

vdvbdf
Mısır'ın Gazze sınırı yakınında büyük bir beton duvar inşa ediliyor. (Reuters)

Mısır, Filistin kıyı yerleşim bölgesinde yaşayanların Sina'ya akın etmesini önlemek için Gazze ile olan sınırını güçlendiriyor. Ancak, İsrail'in Gazze'nin güneyindeki saldırılarından canlarını kurtaran yüzbinlerce Filistinlinin sınıra hücum etmesi halinde, şu anda sınırda alarma geçen Mısır güçlerinin ellerinin kollarının bağlanacağı yönünde korkular var.

Mısır, Gazzeli Filistinlilerin Sina'ya girdikten sonra kalıcı bir varlık oluşturabileceklerinden korkuyor. Kahire'deki gözlemcilerin söylediklerine göre bu durum, akılları Mısır Savunma Bakanlığı'nın yakın zamanda sunduğu belgelerin önemine yöneltiyor. Gözlemciler ayrıca, söz konusu belgelerin herkese Mısır'ın kendi topraklarına yönelik tehditleri uzak tutma konusunda fazlasıyla yetenekli olduğunu hatırlattığını ifade ediyor.

Al Majalla'ye konuşan eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Cemal Beyumi şu ifadeleri kullandı: “Belgeler, Mısır'ın kendi topraklarını savunma yeteneğini vurguluyor. Bu, şu anda son teknoloji silahlara sahip olan Mısır ordusunun, Mısır sınırlarını savunmaya hazır olduğunun güvencesini veriyor.”

*Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.

 


İsrailli rehinelerin aileleri Gazze sınırındaki Kibbutz Re’im’den Kudüs’e doğru yürüyüşe başladı

Kudüs’e doğru yola çıkan aileler İsrail bayrakları ve rehine olan yakınlarının fotoğraflarını taşıyor (EPA)
Kudüs’e doğru yola çıkan aileler İsrail bayrakları ve rehine olan yakınlarının fotoğraflarını taşıyor (EPA)
TT

İsrailli rehinelerin aileleri Gazze sınırındaki Kibbutz Re’im’den Kudüs’e doğru yürüyüşe başladı

Kudüs’e doğru yola çıkan aileler İsrail bayrakları ve rehine olan yakınlarının fotoğraflarını taşıyor (EPA)
Kudüs’e doğru yola çıkan aileler İsrail bayrakları ve rehine olan yakınlarının fotoğraflarını taşıyor (EPA)

Gazze Şeridi’nde Hamas hareketi tarafından tutulan İsrailli rehinelerin aileleri, bu sabah ‘Rehineleri kurtarmak için birleşelim’ sloganıyla, Gazze Şeridi sınırındaki Kibbutz Re’im’den Kudüs’e dört günlük bir yürüyüşe başladı.

Şarku’l Avsat’ın Times of Israel gazetesinden aktardığı habere göre söz konusu yürüyüşün, önümüzdeki Cumartesi Kudüs’te sona ermesi planlanıyor.

vfdv
İsrailli aileler yürüyüş sırasında rehin olan yakınlarının fotoğraflarını tutuyor (EPA)

Programa göre aileler, ilk olarak bugün Gazze sınırındaki Kibbutz Re’im’den Sderot şehrine yürüyecek ve burada saat 16.30’da polis karakolunda bir dayanışma töreni düzenleyecek.

Sderot’taki törenin ardından grup, geceyi geçirecekleri Kiryat Gat’a doğru yürüyüşe geçecek. 

csd vfd
Hamas’ın elindeki İsrailli rehinelerin fotoğrafları (AP)

Rehinelerin aileleri yarın sabah ise Beyt Cibrin’e doğru ilerleyecek, ardından akşam törenin yapılacağı Beyt Şemeş’e doğru devam edecek.

Grup, Cuma sabahı Gazze’de esirler arasında tutulan askerlerle dayanışma amacıyla bir başka yürüyüş düzenleyecek. 

fdv

Grup, geceyi Kibbutz Tzora’da geçirdikten sonra Cumartesi sabahı yürüyüşün son bölümüne başlayacak ve Cumartesi akşamı şehrin Paris Meydanı’ndaki miting için Kudüs’e doğru yola çıkacak.


Libya’da 50 dinarlık “sahte” banknotlarla ilgili tartışmalar ve piyasalarda giderek artan kafa karışıklığı

Libya Merkez Bankası Başkanı Sıddık el-Kebir (Libya Merkez Bankası)
Libya Merkez Bankası Başkanı Sıddık el-Kebir (Libya Merkez Bankası)
TT

Libya’da 50 dinarlık “sahte” banknotlarla ilgili tartışmalar ve piyasalarda giderek artan kafa karışıklığı

Libya Merkez Bankası Başkanı Sıddık el-Kebir (Libya Merkez Bankası)
Libya Merkez Bankası Başkanı Sıddık el-Kebir (Libya Merkez Bankası)

Libya’da ülkenin doğusundaki ve batısındaki taraflar arasındaki siyasi anlaşmazlık, özellikle başkent Trablus'ta Merkez Bankası Başkanı Sıddık el-Kebir ve Ulusal Birlik Hükümeti’ne (UBH) paralel İstikrar Hükümeti’nin Başbakanı Usame Hammad arasında şu an piyasada dolaşımda olduğu iddia edilen sahte 50 dinarlık banknotlarla ilgili yaşanan tartışmanın ardından vatandaşların kafa karışıklığını ve içinde bulundukları krizleri daha da artırdı.

Tartışma, Kebir'in geçtiğimiz pazar günü, yaklaşık bir yıldır piyasalarda istifa ettirilen Libya'nın doğusundaki eski Vali Yardımcısı Habri’nin imzasını taşıyan ‘sahte 50 dinarlık banknotların’ tedavülde olduğunu bir kez daha söylemesiyle başladı. Kebir, Merkez Bankası’nın kendisine bu banknotların örneklerini ulaştırdığını da ekledi.

dcv
Libya’da güvenlik birimlerinin önceki yıllarda ele geçirdiği 50 dinarlık sahte bir banknot örneği

Merkez Bankası'nın banknotu piyasalardan toplamayı düşündüğünü açıklamasının hemen ardından ekonomik ve siyasi çevrelerde tartışma alevlendi. Ancak Merkez Bankası Başkanı, hiç vakit kaybetmeden yaptığı açıklamada, ‘hazırlanmakta olan bir plana göre banknotları piyasadan toplama sürecinin duyurulacağını’ söyledi.

Merkez Bankası, piyasada ‘sahte’ olarak nitelendirdiği üç banknotun tedavülde olduğunu, ilkinin Trablus (batı) ve Bingazi (doğu) kentlerinde iki ayrı yapı olarak faaliyet gösteren bankanın Trablus’taki, ikincisinin Bingazi’deki merkezleri tarafından piyasaya sürüldüğünü, üçüncüsünün ise ‘nereden geldiğinin bilinmediğini’ açıkladı.

Ülkede tartışmaların ve siyasi bölünmenin artmasıyla birlikte İstikrar Hükümeti Başbakanı Usame Hammad da tartışmaya dahil oldu. Kebir'in ‘sahte’ dediği 50 dinarlık banknotları tedavülden kaldırma kararına karşı çıkan Hammad, “Herkese, ülkenin tüm banknotlarının bireyler, bankacılık kurumları ve kamu kurumları arasında normal olarak ticarete açık olduğunun garantisini veriyoruz” dedi. Hammad, bazı mağazaların ve dükkanların alışveriş sırasında vatandaşlardan 50 dinarlık banknotlar almayı reddetmesinin kanunen suç olduğunu ve bunun ulusal ekonomiyi etkilediğini vurguladı.

dvfv
Libya İstikrar Hükümeti Başbakanı Usame Hammad (İstikrar Hükümeti)

Libya Yatırım Fonları Müdürü Munzir eş-Şehumi, “Libya Merkez Bankası, kaynağı bilinmeyen 50 dinarlık sahte banknotlar olduğunu iddia ediyor, ancak bazı çevreler bun banknotların resmi kurumlardan biri tarafından çıkarıldığı söylüyor” şeklinde konuştu. Şarku’l Avsat’a konuşan Şehumi, “Merkez Bankası, en yüksek değere sahip para birimini çekerek bankalardaki likiditeyi artırmaya ve böylece temel ihtiyaçları karşılamak için bir dolar bozdurmak zorunda kalmadan idari masrafları karşılamaya çalışıyor.

Şehumi, İstikrar Hükümeti’nin söz konusu banknotları savunmasıyla ilgili değerlendirmesinde ise banknotların sahte olduğu iddiasının ne kadar gerçekli olduğunu dikkate almadan İstikrar Hükümeti’nin söz konusu banknotları, değerinden dolayı savunduğunu söyledi.

Libya Hukuk Cemiyeti’ne (The Law Society of Libya) göre Merkez Bankası Başkanı’nın söz konusu banknotları toplama kararının arkasında üç neden yatıyor. Bunların başında Merkez Bankası’nın, ülkede devam eden yüksek oranlardaki sahtecilik vakalarından duyduğu korku, sahte banknotların tedavül alanının geniş olması ve vatandaşların bu banknotları diğerlerinden ayırt edememesi gelirken ikinci neden, 50 dinarlık banknotların, halkın tarafından bazı günlük işlemlerde kullanılamayıp yasa dışı faaliyetlerde kullanılan istifleme para birimi olarak kabul edilmesi. Üçüncü sebepse Merkez Bankası’nın söz konusu banknotlarla ilgili durumun ekonomiye ciddi zararlar vereceğine ve yerel para biriminin değerini olumsuz etkileyeceğine inanması. Bu yüzden kara para aklama ve terörün finansmanı suçlarıyla mücadeleye ilişkin denetimler ve prosedürler çerçevesinde alınacak birtakım önlemlere ve daha sonra açıklanacak bir mekanizmaya göre banknotları toplama kararını değerlendiriyor.

Şehumi ise sözlerine şöyle devam etti:

Söz konusu banknotların tedavülden çekilmesi, özellikle bankacılık sistemi dışındaki para arzını azaltacaktır. Ne yazık ki bu da dolara olan talebin artmasına neden olabilir. Bu kategorinin piyasa değerinden daha düşük bir fiyatla sunulması dinarın değeri üzerinde ek bir baskı oluşturacaktır.

Libya’da dolar resmi olarak 4,83 Libya dinarından işlem görüyor.

Libya, 2014 yılındaki siyasi bölünmenin ardından doğu ve batı olarak ayrılan tarafların baskıları nedeniyle bir süredir aynı cinsten iki para biriminin tedavülde olduğunu biliyordu. Habri'nin imzasını taşıyan 50 dinarlık ‘sahte’ banknotların tedavülde olduğuna dair tartışma 2022 yılından bu yana devam ediyor. Eski rejimin düşmesinin ardından bankalar aynı değerdeki banknotları piyasadan çekmeye ve üzerinde merhum Cumhurbaşkanı Muammer Kaddafi'nin resminin olduğu banknotların için basılmasını durdurmaya çalıştılar. Ancak Usame Hammad’ın Temsilciler Meclisi’nin (TM) güvenoyunu alan İstikrar Hükümeti’nden yapılan açıklamada, Merkez Bankası'nın elli dinarlık banknotları tedavülden kaldırma kararının vatandaşlar arasında ‘kafa karışıklığına ve karmaşaya’ neden olunmasını eleştirdi.

Döviz ihraç etme ve bazı banknotları tedavülden kaldırma kararının ilgili mevzuat çerçevesinde alındığı, Bankacılık Kanunu'nun Merkez Bankası Başkanı ve Yardımcısının yetkisinde olduğu ve banknotların onların onayıyla çıkarılması gerektiği vurgulanan açıklamada, ancak bundan önce ‘bir uyarı ve banknotlar tamamen tedavülden kaldırılana kadar altı aydan kısa olmamak kaydıyla belli bir süre tanınması gerektiği, fakat böyle bir sürenin verilmediği’ belirtildi.

Döviz kuru ve likiditedeki herhangi bir dalgalanmanın vatandaşların omuzlarında yük oluşturduğu vurgulanan açıklamada, bazı kişilerin söz konusu banknotları almaktan kaçınması üzerine piyasalarda kafa karışıklığı yarattığı ve bu durum üzerinde Bingazi'deki Kriminal Soruşturma Dairesi'nin de tartışmalara dahil olduğu ifade edildi. Tüm vatandaşları ve esnafı 50 dinarlık banknotları almaktan kaçınmaya karşı uyaran İstikrar Hükümeti, böyle davrananlar hakkında yasal işlem başlatılacağı tehdidinde bulundu.


Mısır’da piyasada giderek azalan şeker, #Şeker_çuvalı hashtagiyle trend oldu

Mısır'ın el-Minufiye vilayetinde hükümetin ‘Hoş Geldin Ramazan’ satış noktalarından birinin önünde kuyruklar oluştu. (Şarku’l Avsat)
Mısır'ın el-Minufiye vilayetinde hükümetin ‘Hoş Geldin Ramazan’ satış noktalarından birinin önünde kuyruklar oluştu. (Şarku’l Avsat)
TT

Mısır’da piyasada giderek azalan şeker, #Şeker_çuvalı hashtagiyle trend oldu

Mısır'ın el-Minufiye vilayetinde hükümetin ‘Hoş Geldin Ramazan’ satış noktalarından birinin önünde kuyruklar oluştu. (Şarku’l Avsat)
Mısır'ın el-Minufiye vilayetinde hükümetin ‘Hoş Geldin Ramazan’ satış noktalarından birinin önünde kuyruklar oluştu. (Şarku’l Avsat)

Kırk yaşındaki Mısırlı Muhammed Rauf, el-Minufiye vilayetindeki evinin yanında hükümetin ‘Hoş Geldin Ramazan’ satış noktalarından birinin kurulmasından mutluluk duydu. Zira bu satış noktasının, kilosu yalnızca 27 cüneyhten (bir dolar = 30,8 cüneyh) satılan şeker başta olmak üzere birçok indirimli ürüne ulaşmasını kolaylaştıracağını umuyordu. Ülkede devam eden kıtlıkla beraber bazı mağazalarda şekerin kilogram fiyatı 55 cüneyh olarak kaydedildi.

Ancak Rauf'un umutları, şeker almak için neredeyse her gün satış noktasının önünde uzun kuyruklar oluştuğunu görünce suya düştü.

Mısırlılar, yerel üretim yoğunluğuna rağmen çoğu ailenin günlük tüketiminde önemli bir ürün olan şekeri elde etmekte zorlandığını belirtiyor.

Bir ilaç şirketinde muhasebeci olarak çalışan Rauf, Şarku'l Avsat'a şunları söyledi: “Altı gün boyunca şeker alamamıştım. Uzun süre kuyrukta bekledikten sonra sıra bana geldiğinde satıcı bana stoğun bittiğini ve yarın gelmem gerektiğini söyledi.”

Rauf'un durumu, Mısır'ın çeşitli vilayetlerinde tekrarlanıyor gibi görünüyor. Halk, şeker almak için hükümetin ‘Hoş Geldin Ramazan’ satış noktaları önünde toplanıyor.

Yaklaşan Ramazan Ayı’yla birlikte Mısır hükümeti, vatandaşlara yağ, şeker, pirinç gibi temel ürünleri ve vatandaşların ihtiyaç duyduğu diğer ürünleri piyasalardaki fiyatlarından yüzde 30 indirimle makul fiyatlarla sunmak amacıyla ‘Hoş Geldin Ramazan’ satış noktaları açtı.

sdvdev
Mısırlılar stoklanan malların Ramazan Ayı’ndan önce piyasaya sürüleceğini umuyor. (Fotoğraf: Abdulfettah Ferec)

Başkent Kahire’nin göbeğinde de durum ülkenin diğer bölgelerinden farklı değil. Özel bir hastanede çalışan 30 yaşındaki Mahmud Hamid, mesaisi bitince işyerinin yanındaki kafede oturup çay içerdi. Ancak şimdilerde şekerin fiyatı ve kıtlığı kendi deyimiyle onun ‘ruh halini bozuyor.’

Şarku’l Avsat’a konuşan Hamid, “Dışarıdan şekerli çay sipariş ederdim. Şeker ayrı bir kap içerisinde kendi tercih ettiğim miktarda koyabilmem için getirilirdi. Ancak şekerin yüksek fiyatı bu alışkanlığımı bozdu. Kafe, şeker kullanımını azaltmak için artık sınırlı sayıda şeker veriyor.”

Diğer yandan Mısır Tedarik Bakanı Ali el-Musilhi, ülkedeki şeker rezervinin altı ay yeteceğini söylüyor.

El-Musilhi, pazartesi günü yaptığı açıklamalarda piyasalardaki mevcut krizi ‘dağıtım operasyonlarına’ bağladı. Zira Gıda Endüstrisi Holding Şirketi, vilayetlerdeki paketleme hatları ve tüccarlarla iş birliği içinde tüm Mısır vilayetlerindeki satış noktalarına dağıtım yapıyor.

El-Musilhi, “Önümüzdeki dönemde şekerin bulunacağı ve piyasalara büyük miktarlarda pompalanacağı” vurgusunu yaptı. Bu açıklama, dün (salı) Gıda Endüstrisi Holding Şirketi Başkanı Ahmed Hasaneyn tarafından doğrulandı. Hasaneyn, şirketin 55 bin ton şeker de dahil olmak üzere ‘Hoş Geldin Ramazan’ satış noktalarına çeşitli ürünler dağıtacağını belirtti.

Mısırlıların aktardığına göre, market raflarında az bulunan şeker hakkında çokça konuşuluyor. Ancak sosyal medyada #Şeker_çuvalı hashtagi trend oldu. Kullanıcılar, alaycılıkla şeker elde etmek için yaptıkları gezileri anlatarak paylaşımlarda bulundu. ‘Basıl’ isimli hesabı kullanan bir kullanıcı, “Salih amellerin, O’nun nimetiyle tamamlandığı Allah’a hamdolsun ki bir kilo şeker aldım arkadaşlar, beni tebrik edin” paylaşımında bulundu. Tebrikleri almış olmasına rağmen alaycı bir şekilde şekeri bir bankaya saklamayı düşündüğünü söyledi.

İki torba şeker kazanmanın mutluluğunu yaşayan bir vatandaşın fotoğrafı da birçok X platformu hesabında paylaşıldı.

Mısırlı ekonomi uzmanı Muhammed el-Behvaşi, Şarku'l Avsat'a şunları söyledi: “Tedarik Bakanlığı, şekeri indirimli fiyatla piyasaya pompalayarak bu soruna bir çözüm arıyor. Ancak diğer taraftan bazı insanların ucuz fiyatla satılan şekeri alıp daha sonra iki katı fiyata satması olgusu var.”

Mısır Merkez Bankası verileri, akaryakıt ve değişken fiyatlı bazı gıda ürünlerini hariç tutan çekirdek enflasyon oranının, Aralık ayındaki yüzde 34,2 seviyesinden geçtiğimiz Ocak ayında yıllık bazda yüzde 29'a düştüğünü gösterdi. Ancak bu Mısırlıların yüksek fiyatlardan duyduğu şikâyeti azaltmadı.

El-Behvaşi, “Tüccarların fiyatı artana kadar mevcut şekeri piyasaya sürmekten kaçınmaları ve şekeri en yüksek fiyattan satmaktan mümkün olduğu kadar yararlanmaya çalışmalarıyla şeker krizi daha da kötüleşti. Ayrıca özellikle Ramazan Ayı öncesinde büyük miktarda satın alma alışkanlığına kapılan vatandaş bu krizi perçinledi” ifadelerini kullandı.

İsam Tahir isimli bir sosyal medya kullanıcısı, diğer kullanıcılardan şekerin fiyatını yükselten bir satıcı bulmaları halinde Tüketiciyi Koruma Kurumu ile iletişime geçmelerini istedi.

El-Behvaşi, hükümetin çözümünün ‘şeker arzını artırmak’ olduğuna inanıyor. Zira arz ne kadar artarsa ​​kriz de o kadar hafifleyecek. Böylece bazıları fiyatların artmasının nedeninin dolardan kaynaklandığını iddia etmekten vazgeçecek. Mısır bankalarında doların resmi piyasada fiyatı 30,9 cüneyhe sabitlenirken, yerel basında dün (Salı) ‘karaborsada doların fiyatının 45 cüneyhe ulaştığı’ bildirildi.


İzzeddin El Kassam Tugayları, Lübnan’ın güneyinden İsrail’deki askeri karargahı 40 füzeyle hedef aldı

Gazze Şeridi’nden İsrail’e fırlatılan füzeler (DPA-Arşiv)
Gazze Şeridi’nden İsrail’e fırlatılan füzeler (DPA-Arşiv)
TT

İzzeddin El Kassam Tugayları, Lübnan’ın güneyinden İsrail’deki askeri karargahı 40 füzeyle hedef aldı

Gazze Şeridi’nden İsrail’e fırlatılan füzeler (DPA-Arşiv)
Gazze Şeridi’nden İsrail’e fırlatılan füzeler (DPA-Arşiv)

Filistin Hamas hareketinin askeri kanadı İzzeddin El Kassam Tugayları, bugün Lübnan’ın güneyinden fırlatılan yaklaşık 40 füzeyle, İsrail’in kuzeyindeki bir komuta karargahı ve bir havaalanı kışlasının hedef alındığını duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın Filistin merkezli Safa haber ajansından aktardığına göre İzzeddin el Kassam Tugayları tarafından bugün yapılan açıklamada, “Lübnan’ın güneyinden, 769. Doğu Tugayı Karargahı ve işgal altındaki Filistin’in kuzeyindeki Beyt Hillal’deki havaalanı kışlasını 40 Grad füzesinden oluşan iki füze salvosu ile vurduk” denildi.

Açıklamada, söz konusu saldırının, Siyonistlerin Gazze Şeridi’ndeki sivillere yönelik katliamlarına ve Lübnan’ın güney banliyölerinde şehit edilen liderler ve kardeşlere yönelik suikastlara yanıt amacıyla düzenlendiği de ifade edildi.


İspanya'daki Rus pilot suikastının yeni detayları ortaya çıktı

Görgü tanıkları 6 yerinden vurulduktan sonra, arabayla Kuzmanov'un üzerinden geçildiğini aktarmıştı (Reuters)
Görgü tanıkları 6 yerinden vurulduktan sonra, arabayla Kuzmanov'un üzerinden geçildiğini aktarmıştı (Reuters)
TT

İspanya'daki Rus pilot suikastının yeni detayları ortaya çıktı

Görgü tanıkları 6 yerinden vurulduktan sonra, arabayla Kuzmanov'un üzerinden geçildiğini aktarmıştı (Reuters)
Görgü tanıkları 6 yerinden vurulduktan sonra, arabayla Kuzmanov'un üzerinden geçildiğini aktarmıştı (Reuters)

Kullandığı helikopterle birlikte Ukrayna'ya sığındıktan birkaç ay sonra İspanya'da öldürülen Rus savaş pilotu Maxim Kuzminov suikastında yeni detaylar ortaya çıktı.

13 Şubat'ta işlenen cinayetin ardından İspanya Savunma Bakanı Margarita Robles, yetkili birimlerin Kuzminov'un gerçek kimliğinden ve ülkede bulunduğundan haberdar olmadığını öne sürmüştü.

Ancak El Mundo gazetesi, İspanya hükümetinin Rus pilotun ülkeye geldiğini ilk günden beri bildiğini yazdı.

Haberde soruşturmayı yürüten savcılığın üzerinde durduğu en olası senaryoya da yer verildi.

Buna göre Kuzminov, kız arkadaşıyla iletişime geçmeye çalışırken saldırganlar tarafından tespit edilerek takibe alındı. Çok sayıda Rus'un yaşadığı Alicante kentine giderek annesini yanına almaya çalışan Kuzminov'un kimliğinin de bu sırada açığa çıktığı öne sürüldü.

Rus pilotun annesi Irina Kuzminova'ya, oğlu kullandığı helikopterle birlikte kaçmadan kısa bir süre önce Rusya'yı terk etmesinin söylendiği ve bunun için uydurma bir Kore gezisi ayarlandığı iddia edildi.

Kuzminova'nın bunun yerine Ukrayna'ya gittiği ve halen burada Kiev yönetiminin koruması altında yaşadığı belirtildi.

El Mundo'nun haberinde, Rus pilotun eski sevgilisi Elizaveta Ponomareva'nın cinayette rol oynamış olabileceği öne sürüldü. Suikasttan kısa süre önce çekilen fotoğraflara göre Ponomareva, Kuzminov'la halka açık yerlerde görülen tek kişiydi.

İspanyol savcılara göre, Kuzminov'un ölümcül hatası sevdiklerine ulaşmak için eski ilişkisini kullanması ve dinlendiği düşünülen bir Ukrayna hattıyla görüşme yapması oldu.

İspanyol yetkililer suikastın Rus Dış İstihbarat Servisi (SVR) tarafından gerçekleştirildiğini düşünüyor. Moskova ise iddiaları reddediyor.

SVR şefi Sergey Narışkin suikastla ilgili herhangi bir yorum yapmasa da, Kuzminov'u "hain ve suçlu" diye nitelemiş ve Rus pilotun kaçmaya karar verdiği an ahlaken bir cesete dönüştüğünü söylemişti.

Rus savaş pilotu Maxim Kuzminov, geçen ağustosta Ukrayna istihbaratıyla anlaşarak kullandığı Mi-8 tipi helikopterle birlikte Ukrayna topraklarına kaçmıştı. Kuzminov'la birlikte helikopterde bulunan iki silah arkadaşının Ukrayna güçleri tarafından öldürüldüğü öne sürülmüştü.

Kuzminov kaçışına gerekçe olarak savaş karşıtı olmasını göstermiş ancak Rus basınında yer alan haberlerde Kuzminov'un Kiev'den 500 bin dolar ödül ve pasaport aldığı iddia edilmişti.

 

Independent Türkçe, RT, El Mundo