Türkiye ve Katar, 10 milyar dolarlık yeni kaynak görüşmelerinde son aşamada: 3 milyarlık bir kısım yıl bitmeden gelebilirhttps://turkish.aawsat.com/home/article/4007696/t%C3%BCrkiye-ve-katar-10-milyar-dolarl%C4%B1k-yeni-kaynak-g%C3%B6r%C3%BC%C5%9Fmelerinde-son-a%C5%9Famada-3
Türkiye ve Katar, 10 milyar dolarlık yeni kaynak görüşmelerinde son aşamada: 3 milyarlık bir kısım yıl bitmeden gelebilir
Reuters'a bilgi veren üst düzey bir yetkili konunun "liderler düzeyinde yapılan ziyarette ele alındığını" söylerken bir başka yetkili ise yıl bitmeden 2-3 milyar dolar bölümünün eurobond şeklinde olabileceğini kaydetti
Türkiye ve Katar, 10 milyar dolarlık yeni kaynak görüşmelerinde son aşamada: 3 milyarlık bir kısım yıl bitmeden gelebilir
Fotoğraf: AA
Katar'ın Türkiye'ye 10 milyar dolara ulaşabilecek yeni kaynak girişi sağlaması için görüşmelerde son aşamaya gelinirken, kaynağın 3 milyar dolara kadarlık bölümünün bu yıl gelmesi bekleniyor.
Reuters'a bilgi veren üst düzey bir yetkili konunun "liderler düzeyinde yapılan ziyarette ele alındığını" söylerken bir başka yetkili ise yıl bitmeden 2-3 milyar dolar bölümünün eurobond şeklinde olabileceğini söyledi. Üç kişinin doğruladığı haber için Katar, Hazine ve Maliye Bakanlığı bir yorum yapmadı.
Üst düzey yetkili, "Katar'dan Türkiye'ye yeni bir kaynak sağlanmasına dair görüşmelerin son aşamasına gelindi. En az 8 milyar dolarlık bir tutar öngörülüyor. Toplam 8-10 milyar dolar arasında rakam değişebilir" dedi ve ekledi:
"Neticede 2-3 milyar doları yıl sonuna kadar, kalanı ise gelecek yıl olmak üzere kaynak temin edilecek. Burada (toplam kaynağın içinde bazı kısımlar) swap ya da eurobond olabilir. Birkaç yöntem üzerinde duruluyor. Karşılıklı mutabakat sağlandı. Liderler düzeyinde yapılan ziyaretlerde de bu konu ele alındı."
"Katar'ın önümüzdeki dönemde Türkiye yatırımlarını daha da artıracağını söyleyebilirim"
Konu hakkında bilgi sahibi bir başka yetkili ise Katar ile Türkiye arasında ekonomik ilişkilerin artmaya devam ettiğine dikkat çekerek, "Hazine'nin bu yıl borçlanmasında 2 milyar dolarlık bir bölüm kaldı. İlk etapta Katarın tahvil piyasasına ihracına 2-3 milyar dolar iştiraki yöntemi görüşmeleri pozitif ilerliyor. Daha sonra da önümüzdeki yılın ilk aylarında devam edecek" dedi ve şöyle devam etti:
"Swap, eurobond, şirket ortaklığı ya da süreç içerisinde genişletilebilecek diğer konularda Katar'ın önümüzdeki dönemde Türkiye yatırımlarını daha da artıracağını söyleyebilirim."
Aynı kaynak bankaların sendikasyonlarına iştirakin arttırılması yöntemlerin kullanıldığını da söyledi.
TCMB'nin Çin ile 6 milyar dolar, Katar ile 15 milyar dolar, Birleşik Arap Emirlikleri ile yaklaşık 5 milyar dolar ve Güney Kore ile de 2 milyar dolar olmak üzere toplam 28 milyar dolar karşılığı swap anlaşması bulunuyor.
Bankacıların hesaplamalarına göre swapların 23-24 milyar doları halihazırda rezervlerde bulunuyor. Suudi Arabistan ile bugüne kadar swap ya da depo/mevduat ilişkisi ise bulunmuyordu.
2023 yılında Türkiye'nin güneydoğusunu vuran yıkıcı depremden (Arşiv- Reuters)
Türkiye Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), bugün sabah saatlerinde merkez üssü Malatya'nın Battalgazi ilçesi olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki birçok ilde hissedilen 5 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiğini açıkladı. Depremde herhangi bir can veya mal kaybının yaşanmadığı bildirildi.
AFAD tarafından yapılan açıklamada, saat 06.20'de merkez üssü Malatya'nın Battalgazi ilçesi olan 5 büyüklüğündeki depremin; Malatya, Elazığ, Adıyaman, Tunceli ve Şanlıurfa illerinde de hissedildiği belirtildi. Açıklamada, "Deprem sonrası herhangi bir olumsuz durum bildirilmemiştir. Ekiplerimiz sahada çalışmalarını sürdürmektedir" ifadelerine yer verildi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ise konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Herhangi bir olumsuzlukla karşılaşmadık, ancak bütün ihbarları titizlikle değerlendirmeye devam ediyoruz" dedi.
2023 yılında Güneydoğu Türkiye'yi vuran yıkıcı depremlerde 53 binden fazla kişi hayatını kaybetmiş ve bölgedeki birçok şehirde büyük hasar oluşmuştu.
DEM Parti, barış yasasının Meclis tatile girmeden çıkarılmasını istiyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/t%C3%BCrkiye/5296650-dem-parti-bar%C4%B1%C5%9F-yasas%C4%B1n%C4%B1n-meclis-tatile-girmeden-%C3%A7%C4%B1kar%C4%B1lmas%C4%B1n%C4%B1-istiyor
DEM Parti, barış yasasının Meclis tatile girmeden çıkarılmasını istiyor
PKK'lıların Türkiye'ye dönüşü ve topluma entegrasyonu görüş ayrılıklarına neden oluyor. (AP)
Türkiye'de Kürt siyasi hareketini temsil eden DEM Parti, mevcut yasama dönemi temmuz ayı sonunda sona ermeden önce, PKK'nın feshi ve silah bırakma sürecini kapsayan "çerçeve barış yasasının" çıkarılması için hükümete baskı yapıyor.
Bu süreçte PKK'nın üst düzey yöneticileri ise hükümetin "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı sürecin durma noktasına geldiğini ve başta örgüt lideri Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılması olmak üzere temel koşulların yerine getirilmediğini savunuyor. Öcalan, bugüne kadarki süreçte önemli bir rol oynamıştı.
DEM Parti'nin, Öcalan'ın tutulduğu İmralı Adası'na atfen İmralı Heyeti olarak bilinen heyetinin önümüzdeki iki gün içinde TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala ile görüşmesi bekleniyor. Heyetin amacı, hazırlanmakta olan çerçeve yasa taslağını Öcalan'a sunulmak üzere teslim almak.
DEM Parti milletvekilleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile Öcalan'ın hukuki sürecini yürüten Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Özgür Faik Erol'dan oluşan heyetin, Efkan Ala ile yapılacak görüşmede yasa taslağını teslim almasının ardından hafta sonu (cumartesi veya pazar) İmralı Adası'na giderek taslağı Öcalan'a sunması, değerlendirmelerini alması ve daha sonra kamuoyuyla paylaşması bekleniyor.
Çerçeve yasanın ana hatları
AK Parti, muhalefet partileriyle uzlaşarak hazırlanacak çerçeve yasayı, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş aracılığıyla Meclis gündemine taşımayı hedefliyor. DEM Parti de muhalefetle uzlaşmayı desteklemekle birlikte, yasa taslağının önce Öcalan ve Kuzey Irak'taki PKK yönetimiyle paylaşılması gerektiğini savunuyor.
Geçen haziran ayında TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile DEM Parti'nin İmralı Heyeti üyesi milletvekilleri arasında gerçekleştirilen görüşmeden. (TBMM'nin X hesabı)
AK Parti kaynaklarından edinilen bilgilere göre, 10 ila 11 maddeden oluşması planlanan çerçeve yasa, yalnızca bir kez uygulanacak geçici bir düzenleme olacak. Yasa metni, PKK ile bağlantılı diğer terör örgütlerini kapsam dışı bırakacak şekilde açık ifadeler içerecek.
Taslağın başlığının "PKK/KCK Terör Örgütünün Feshi, Silahsızlandırılması ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Kanun Teklifi" benzeri bir isim taşıması planlanıyor. Bu ifade başlıkta yer almasa bile, ilk maddede açık biçimde belirtilecek.
Yasanın yürürlüğe girebilmesi için Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ile Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK), PKK'nın sahadaki durumunu değerlendirerek silahsızlanma sürecinin tamamen tamamlandığını Milli Güvenlik Kurulu'na (MGK) raporlaması gerekecek.
Son aşamada ise Cumhurbaşkanlığı kararnamesi yayımlanacak. AK Parti kaynaklarına göre bu kararname, Öcalan ve PKK'nın üst düzey yöneticilerine yönelik herhangi bir özel düzenleme içermeyecek. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan kişiler de kapsam dışında tutulacak.
Türkiye'ye karşı herhangi bir eyleme katılmadığı değerlendirilen PKK mensupları ise 3 ila 5 yıl süreyle adli denetim altında tutulacak.
DEM Parti'nin talepleri
DEM Parti, hazırlanacak yasanın kapsamlı olmasını ve sürece dahil olan tüm tarafların haklarını güvence altına almasını istiyor.
Parti ayrıca silah bırakan PKK mensupları ile örgüt yöneticilerinin Türkiye'ye dönüşünün önünün açılmasını, onların demokratik sosyal ve siyasi yaşama katılımını sağlayacak mekanizmaların oluşturulmasını talep ediyor.
DEM Parti'nin İmralı Heyeti üyelerinin, TBMM'de AK Parti yöneticileriyle gerçekleştirdiği önceki görüşmeden. (DEM Parti'nin X hesabı)
DEM Parti, Öcalan'ın hukuki statüsünün yeniden değerlendirilmesini, İmralı'da iletişim kurma, görüşme yapma ve çalışma imkanlarının genişletilmesini, böylece sürecin sağlıklı ilerlemesini istiyor.
Parti ayrıca, başta eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ olmak üzere siyasi tutukluların serbest bırakılmasını, görevden alınan belediye başkanlarının yerine kayyum atanması uygulamasına son verilmesini ve bu kapsamda CHP'li belediyelere yönelik devam eden operasyonların durdurulmasını talep ediyor.
PKK yönetiminden sürecin hızlandırılması çağrısı
Kuzey Irak'taki Kandil'de bulunan PKK yöneticileri de sürecin hızlandırılmasını ve "çerçeve barış yasasının" bir an önce çıkarılmasını istiyor.
Örgüt yöneticileri, Kuzey Irak ve Suriye'de bulunan yaklaşık 4 bin PKK’lının, her iki ülke yönetiminin de topraklarında "terör örgütü" istememesi nedeniyle hareket alanlarının ciddi şekilde daraldığını belirtiyor.
Diyarbakır'da, Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılması talebiyle düzenlenen gösteriden bir kare (Reuters)
PKK'nın önde gelen isimlerinden Helin Ümit, örgüte yakın medya organlarına yaptığı açıklamada sürecin planlandığı gibi ilerlemediğini söyledi.
Ümit, "Mayıs ayı sonunda bazı adımların atılması ve müzakerelerin başlaması gerekiyordu. Ancak hiçbir gelişme yaşanmadı. Aynı durum çerçeve yasa için de geçerli. Bunun için bir takvim belirlenmişti ancak uygulanmadı." ifadelerini kullandı.
Süreçte ilerleme sağlanmasının tek yolunun Abdullah Öcalan'ın fiilen serbest bırakılması olduğunu savunan Ümit, PKK'nın feshedilmesi ve silah bırakılması çağrısını yapan kişinin Öcalan olduğunu, bu nedenle sürecin her aşamasında temel aktör konumunda bulunduğunu dile getirdi.
PKK'nın üst düzey yöneticilerinden Helin Ümit.
PKK mensuplarının topluma yeniden kazandırılmasının ise ancak Türkiye'nin demokratikleşmesi, Kürt kimliğinin tanınması ve örgütlenme hakkının güvence altına alınmasıyla mümkün olacağını öne süren Ümit, buna karşın CHP yönetimine, seçilmiş yöneticilere ve aydınlara yönelik uygulamaların demokratikleşme yönünde bir tablo ortaya koymadığını savundu.
Türkiye, Suriye'de düzenlediği operasyonda DEAŞ'ın üst düzey yöneticisini yakaladıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/t%C3%BCrkiye/5295481-t%C3%BCrkiye-suriyede-d%C3%BCzenledi%C4%9Fi-operasyonda-dea%C5%9F%C4%B1n-%C3%BCst-d%C3%BCzey-y%C3%B6neticisini
Türkiye, Suriye'de düzenlediği operasyonda DEAŞ'ın üst düzey yöneticisini yakaladı
Suriye'den MİT operasyonuyla Türkiye'ye getirilen terörist Talip Güler'in dağıtılan fotoğrafı. (Türk medyası)
Türkiye Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), Suriye'de güvenlik birimleriyle koordineli olarak düzenlediği operasyonda terör örgütü DEAŞ'ın üst düzey isimlerinden birini yakalayarak Türkiye'ye getirdi.
Türk güvenlik kaynakları, MİT'in pazartesi günü yaptığı operasyonda, örgütün sözde "Türkiye Ofisi" yapılanmasında faaliyet gösteren ve "Abdüsselam et-Türki" kod adını kullanan Talip Güler'i yakaladığını ve Türkiye'ye naklettiğini bildirdi.
Kaynaklara göre sarı bültenle aranan Güler'in, DEAŞ'ın Türkiye'de paravan yapı olarak kullandığı "Faruk Ofisi" ile bağlantılı olduğu belirlendi. Talip Güler'in, örgütün sözde "Türkiye Vilayeti Emiri" ve aynı zamanda "Faruk Ofisi"nin mali sorumlusu olan kardeşi Kasım Güler'in kardeşi olduğu ifade edildi. Kasım Güler, 2021 yılında Suriye'de yakalanarak Türkiye'ye getirilmişti.
Yürütülen soruşturmada Talip Güler'in Ocak 2014'te yasa dışı yollarla Suriye'ye geçtiği, burada başta ağabeyi Kasım Güler olmak üzere DEAŞ yöneticileriyle koordinasyon içinde faaliyet yürüttüğü tespit edildi.
Güvenlik kaynakları, Kasım Güler'in yakalanmasının ardından MİT'in Talip Güler'i bulmak için çalışmalarını yoğunlaştırdığını, faaliyetlerini uzun süre takip ettikten sonra düzenlenen operasyonla yakalayarak Türkiye'ye getirdiğini aktardı.
Talip Güler'in ifadesinde DEAŞ ile ilişkileri, Suriye'ye nasıl geçtiği ve örgüt adına yürüttüğü faaliyetlere ilişkin ayrıntılı bilgiler verdiği belirtildi.
Kaynaklar, MİT'in sınır ötesinde DEAŞ'a yönelik operasyonlarının, örgütün Türkiye'ye yönelik planladığı saldırıları önlemeyi ve örgütün yürüttüğü eleman kazanma faaliyetlerini deşifre etmeyi amaçladığını, bu operasyonların kararlılıkla sürdürüldüğünü vurguladı.
Peş peşe operasyonlar
Talip Güler'in yakalanması, son dönemde Suriye'de bulunan DEAŞ'ın Türk uyruklu yöneticileri ve kadrolarına yönelik art arda gerçekleştirilen operasyonların son halkası oldu.
MİT, geçen mayıs ayında Suriye istihbaratıyla koordineli operasyonlarda aralarında örgüt üyelerinin de bulunduğu 10 Türk şüpheliyi yakalayarak yargılanmaları için Türkiye'ye getirmişti.
Yakalanan isimlerin, Türkiye'de geçmişte gerçekleştirilen terör saldırılarıyla bağlantılı olduğu ortaya çıkmıştı. Bunlar arasında, 10 Ekim 2015'te Ankara Garı önünde HDP'nin çağrısıyla düzenlenen barış mitingine yönelik gerçekleştirilen ve 102 kişinin hayatını kaybettiği, 200 kişinin yaralandığı terör saldırısının planlayıcılarından Ömer Deniz Dündar da bulunuyordu.
DEAŞ üyelerine yönelik operasyonlardan birinden görüntü. (Türkiye İçişleri Bakanlığı)
Operasyonda yakalanan bir diğer isim olan Ali Bora'nın ise 2014 yılında DEAŞ'a katılmak üzere Suriye'ye geçtiği ve örgütün Türkiye'deki faaliyetlerinden sorumlu sözde "istihbarat emiri" olarak görev yaptığı tespit edilmişti.
Soruşturmalarda gözaltına alınan diğer şüphelilerin de Türkiye'de çeşitli terör eylemlerine katıldıkları, Suriye'de DEAŞ bünyesinde faaliyet yürüttükleri ve örgüte lojistik ile propaganda desteği sağladıkları belirlendi.
Daha önce de MİT, Ocak 2025'te Suriye'de düzenlediği operasyonla, 2013 yılında Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 53 kişinin yaşamını yitirdiği çifte bombalı saldırının faillerinden Muhammed Dib Kurali'yi saklandığı yerde yakalayarak Hatay Emniyet Müdürlüğü'ne teslim etmişti.
Öte yandan Adıyaman'da Terörle Mücadele Şube ekipleri de pazartesi günü Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında DEAŞ üyesi oldukları belirlenen şüphelilere yönelik operasyon düzenledi.
Güvenlik kaynakları, gözaltına alınan şüphelilerin daha önce DEAŞ bünyesinde silahlı terör faaliyetlerinde bulunduklarının tespit edildiğini, bir süre teknik ve fiziki takibin ardından yakalandıklarını bildirdi. Şüphelilerden biri ise ifadesinin ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Türkiye, DEAŞ'ı 2013 yılında terör örgütü ilan etti. Örgüt, 2015-2017 yılları arasında Türkiye'de sivilleri hedef alan ve yaklaşık 300 kişinin hayatını kaybetmesine, çok sayıda kişinin de yaralanmasına yol açan birçok kanlı saldırının sorumlusu olmakla suçlanıyor. Ayrıca örgütün yabancı savaşçılarının, Suriye'deki iç savaş süresince Türkiye'yi önemli bir geçiş güzergâhı olarak kullandığı biliniyor.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة